|
www.bahadingenclik.com.tc
http://bahadinanket.sitemynet.com/
EVRENSEL'DEN-20 Mart 2006
Sorgun da köylü kurultayı yapıldı
Tüm Üretici Köylü Sendikası (Tüm Köy-Sen) Sorgun da üretici köylü kurultayı düzenledi. Oluşturulan geçici yönetimin yaklaşık 80 köyde yaptığı çalışmalar sonucunda gerçekleştirilen kurultaya 120 köylü katıldı.
Sendikanın Örgütlenme Uzmanı Abdullah Varlı ile Eğitim Uzmanı Satılmış Başkavak ın da katıldığı kurultayda divan başkanlığını Doğankent Beldesi nden Veli Çelik üstlendi. Açılış konuşmasını yapan Satılmış Başkavak, ürünlere konulan kotaların köylüleri yoksulluğa sürüklediğini söyledi. Kurulan borsaların ürünleri ucuz fiyatla aldığını belirten Başkavak, Şekerpancarından, şekerden vazgeçin diyorlar. Kotalar kuyumcunun, zenginin, esnafın elinde. Şeker nasıl üretilir bilmezler ama üretici üretir onlar kazanır dedi. Üretici köylülerin sendikalaşma sürecini anlatan Başkavak, Trakyada iki bin köylü tartışmaları üzerinden tüm köylüleri birleştirebilecek bir sendika kurma fikri oluştu diye konuştu.
30 bin üyemiz var
Abdullah Varlı da Tüm Köy-Sen'in köylünün çıkarlarını savunmak için kurulduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü ;Çiftçi durmadan yoksullaşmaktadır. Son on yıla kadar kendine yeten bir ülke idik şimdi ise ithalatçı konuma geldik. Sanayi ülkeleri gelişen tekniklerini de kullanarak ürün depoları oluşturdular ve o ürünleri bize pazarlamaya başladılar. AB ve ABD kendi çiftçisini desteklerken bizim destekleri kaldırmamızı istediler, istiyorlar. Onların korktuğu tek şey ise çiftçilerin birleşmesidir. Şu anda 30 binin üzerinde üyemiz var biz bu üye sayısını milyonun üzerine çıkardığımızda o zaman güç oluruz ve o zaman ulusal tarım politikalarını hayata geçirecek gücü oluştururuz.
Sorularla devam eden toplantı 11 ayrı köyden 11 kişilik yönetimin oluşturulması ile sona erdi. Şube başkanlığına Osmaniye köyünden Ahmet Yaşar Eser seçildi.
SORGUN GENELINDE DA KURULAN TÜM ÜRETICI KÖYLÜLER SENDIKASI(TÜM KÖY-SEN)'E ILISKIN,EVRENSEL GAZETESI'NDE CIKAN YAZI:
Merhaba işçilerin, emekçilerin, köylülerin gazetesi.
Bizler 2006 ya girer girmez faaliyetlere başladığımız aslında 2-3 aydır konuştuğumuz sendika fikrinin çalışmalarını paylaşmak istiyoruz.
Şu an için sadece Yozgat/Sorgun a bağlı Bahadın Kasabası ve çevre köylerle çalışmalarımıza başladık. O yüzden ilk adımların nasıl gerçekleştiğini ve amaçlarımızın ne olduğunu paylaşacağız.
Tüm Üretici Köylüler Sendikasının tüzüğünü, faaliyetlerini ve amaçlarını ev ziyaretleri ile öncelikle köylülerle paylaştık.
İlk tepkiler sendikanın yararlı bir şey olduğu ancak köylülerin bu tür bir çalışmanın içerisine çekmenin zor olduğu düşüncesi vardı. Bizler ev ziyaretlerinde yıllardır bu ülkenin emekçilerinin hak gasplarına uğradığını ancak buna karşı duruşun yetersiz olduğundan ciddi kazanımlar elde edilemediğinin farkında olduğumuzu belirttik. Tabi böyle bir durum tüm insanlarda umutsuzluğa yol açıyor. Kendine ve başkalarına güveni zedeliyor. Ancak güvenin ve inancın örgütlenmeden, bir araya gelmeden olmayacağını tartıştık.
Büyük vaatlerle göz boyamak gibi bir derdimizin olmadığını, önemli olanın tüm köylülerin ilk iş olarak bu sendikada örgütlemesi gereği üzerinde duruldu. Gerçekçi konuşulduğunda bir süre sonra sendikaya daha sıcak bakılıyor. Çünkü bizim anlattığımız IMF tahribatını, tarımın çökertilmesini, hayvancılığın bitirilmesini köylü zaten biliyor. Her yıl sorunları yaşıyoruz. Maliyetine iş yapıyoruz, kimi zaman maliyetini bile karşılayamıyoruz. Ama tabiî ki sorun sadece tek başına çiftçiye destek verilmemesi değil. Sorunun arkasında emperyalist oyunların döndüğü gün gibi ortadadır. Bu emperyalist oyunların ne olduğunu Tüm Köy Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Abdullah Varlı'nın yazılarından yararlanarak köylülerle paylaştık. Köylüler ulusal tarım politikasına daha hassas yaklaşıyorlar. Sadece köylülüğün bitirilmediğini aslında Türkiye'nin geleceğinin karartıldığını hazmetmenin daha zor olduğunu belirtiyorlar.
Bu ev ziyaretlerinin ardından çiftçiler içerisinde sözü dinlenen, köy içerisinde belli bir saygınlığı olan bazı çiftçilerle sendikayı tartışmak için bir ev toplantısı düzenledik.
12 çiftçi ile düzenlediğimiz toplantıda sendikada örgütlenmeye ihtiyaç var mı ve sendikanın gerçekten çiftçiye ve ülkeye katkılarının ne olacağını tartıştık. Konular içerisinde TZOB u da tartıştık. Sorgun'daki TZOB şubesinin 42 senedir şube başkanının aynı kişi olduğunu ve bu süreç içerisinde çiftçiye ciddi bir getirisi olmadığı üzerinde duruldu. Kızgınlıklarını ifade ettiler. Ama oraların reddedilmemesi tersine sahip çıkılarak demokratikleştirme çabasının olması gerektiği bunun da ancak sendikada örgütlenirsek mümkün olacağı üzerinde fikir birliği sağlandı.
Diğer tartışılan bir konu da sendikanın nasıl örgütleneceği üzerineydi. Toplantılara sadece demokrat olarak gördüğümüz insanları mı çağıracağız? Alevi köyleri ile sınırlı mı kalacak? Kotalar uygulanırken, mazota, gübreye, ilaca zam yapılırken hükümet ayırt etmiyor. Bütün çiftçiler bundan zarar görüyor. Türk'ü, Kürt'ü, Alevi'si, Sünni'si herkes muzdarip. O halde bu sorun hepimizin sorunu. Birleşemezsek güç değiliz. Katılımcılar bu konuda ortaklaşmış ona göre bir örgütlenme çizgisinin köylülüğün öz örgütü olmasında önemi fark edildi.
Toplantıda sendikanın gerçek bir ihtiyaç olduğu kararlaştırıldı. Ve somut görevler belirlendi. Bu çerçevede görev paylaşımı yapıldı.12 Şubatta geniş katılımlı bir toplantıyı belediye salonunda düzenleyeceğiz. Ve kimi somut kararları da o güne kadar hayata geçireceğiz.
Bu karlı günlerde sermaye çeşitli gündemler belirleyerek bizleri oyalıyor. Düşünmeyelim, güvenmeyelim, görmeyelim, duymayalım diye bin bir hokkabazlık düzenliyor. Ama biz Tekel işçilerinin direnişini Evrensel'den takip ediyoruz ve selamlıyoruz direnişlerini. Köylülerin tekel işçileri ile nasıl ortaklaştığının haberini yine Evrensel aracılığı ile öğreniyoruz. Kurtuluşumuz örgütlenmekte, kurtuluşumuz emekçilerin birleşmesindedir. Bizim asıl gündemimiz budur.
YOZGAT-TÜM KÖY SEN Girişim Komitesi
NEDEN TÜM KÖY-SEN?
TALPLERIMIZ:
"1. IMF ve Dünya Bankası'nın tarım politikalarına son verilmeli, bu alanda yapılan ikili anlaşmalar (GATT, DTÖ, AT ve ABD ile anlaşmalar) iptal edilmelidir.
2. Türkiye tarımını yok eden, AB ülkelerine üstünlük sağlayan, koruma duvarlarını kaldıran Gümrük Birliği anlaşması feshedilmelidir.
3. AB'ye uyumlu tarım politikalarından vazgeçilmeli, AB'ye girilmemelidir.
4. Tarım ve hayvancılık sektöründeki tüm özelleştirme çalışmaları durdurulmalı, yapılanlar iptal edilmelidir.
5. TÜGSAŞ ve İGSAŞ'ın özelleştirilmesi çalışmaları durdurulmalı, yeni gübre fabrikaları açılmalıdır.
6. Yabancı sigara tekellerinin faaliyetleri ve TEKEL üzerindeki özelleştirme çalışmaları derhal durdurulmalı, kapatılan fabrikalar, modernize edilerek yeniden açılmalıdır.
7. Türkiye'deki toprak mülkiyeti eşitsiz dağılmıştır, adil bir toprak reformu mutlaka yapılmalıdır.
8. GAP'ın yerli ve yabancı tekellerin yağma alanları olarak kullanılması önlenmelidir. Bölgede köylülüğün yararına toprak reformu ve adil düzenlemeler yapılmalıdır.
9. Canlı hayvan ve et ithalatı yasaklanmalı, ucuz krediler ve bilimsel çalışmalarla hayvancılık desteklenmelidir.
10. Taban fiyatları, üretici birlikler kanalıyla üreticiler belirlemeli, ödemeler peşin yapılmalıdır.
11. Tüccarın egemenliğinde olan tarım borsaları, tarımda desteğin tamamen çekilmesi demek olan DGD (Doğrudan Gelir Destekleme) uygulamaları kaldırılmalıdır.
12. Ziraat Bankası üreticiye yeterli, ucuz ve kolay kredi vermeli, bankanın özelleştirme çalışmaları durdurulmalıdır. Tarım Birlikleri ve tarımsal KİT'lerin özelleştirilmesi durdurulmalı, özelleştirilenler yeniden kamulaştırılmalıdır.
13. Stratejik bölgelerde (iklim ve toprak yapısına göre) değişik amaçlı tarım işletmeleri genel müdürlükleri kurulmalı (TİGEM), bilimsel araştırma ve desteklemelerle, bunlar sektörün bölgedeki merkezi olmalı, işletmelerin yönetimine üretici temsilcileri seçimle gelmeli, yöneticilerin görevden alınma yetkisi de üreticilerde olmalıdır.
14. Üreticinin doğrudan söz sahibi olduğu tarım politikaları üzerinde söz söyleyebilen, fikir üretip onların belirlenmesinde dolaysız rol oynayan, taban fiyatlarını belirleyen, en geniş üreticiyi, onların talep ve çıkarları üzerinde bir araya getirebilen üretici birlikleri oluşturulmalıdır. "
Sendikanın çok önemli bir ihtiyaç olduğundan hareketle Geçici Sendika Girişim Komitesi oluşturduk. Ancak çözümü belirleyecek olan çiftçilerin birliği ve kararlığıdır.
|
|
|
|
|
|
|
SORGUN POSTASI'NDAN-18 MART 2006
Tüm Üretici Köylü Sendikasıın Çiftçi Kurultayı Perşembe günü saat 13.00 de Sorgun Belediye Kültür Salonu nda yapıldı.
60'i köy ve mahalle muhtari olan yaklasik 150 kisinin katildigi kurultayda ilk konuşmayı Üretici Köylü Sendikası Merkez Yöneticisi Satılmış Başkavak yaptı.
Başkavak, çiftçiler için sendika ihtiyacının nereden doğduğunu belirttiği konuşmasında, bu ülkede her kesimin ürettiği ürünü istediği yere satabildiği, istediği ürünü üretebildiği halde çiftçinin, köylünün böyle bir şansının olmadığına, bunun en güzel örneğinin de pancar ve tütün gibi ürünlere uygulanan kotalar olduğuna değindi.
Satılmış Başkavak bu ürünlere uygulanan desteklerin kaldırılmasının da büyük sorunlar yarattığını, çiftçinin neyi üreteceğini, ürettiği ürününü nereye satacağını bilememekten dolayı umutsuzluğa düşürüldüğünü vurguladıktan sonra,Üretilen ürünlerle ilgili oluşturulan borsalarda çiftçinin yararına değil zararına olmuştur. Örneğin hükümetin bir ürün için açıkladığı taban fiyat 400 YTL ise, borsa bunu 250 YTL olarak belirliyor. Bu durumda ürününü 400 YTL den satmak için pazar arayan ve bulan üreticiye de 400 YTL ceza uygulanıyor.
Şu an ülke olarak Belçika dan buğday ithal ediyoruz. Belçika Yozgat ın 2 büyüklüğünde bir ülke. Türkiye olarak ürettiğimiz buğdayı Belçika üzerine döksek altından kalkamazlar.
Yunanistandan pamuk ithal ediyoruz. Daha düne kadar pamuğun ağaçta mı, yerde mi yetiştiğini bilmeyen Yunanistan dan.
Dünyanın fındık ihtiyacının % 70 i Türkiye de üretiliyor. Ama biz değerinin altında Avrupa ülkelerine satıyor, işlenmiş fındık ihtiyacımızın % 70 ni kat kat fazla parayla Almanya dan alıyoruz.
Bu ülkeler bizi hayvancılıktan da yavaş yavaş vazgeçirmeye başladılar. Uyguladıkları politikalarla misafirlerine ayran ikram eden konuksever Türk köylüsünü bunun yerine çay ikram etmek zorunda bıraktılar.
Şeker pancarında da durum farklı değil. AB ülkelerinde 780 $ a şeker üretiliyor, bizde bu rakam 800 $ a ulaşıyor. Çünkü onlarda üretim maliyetinin yarısını devlet finanse ediyor. Elinde kalan çok miktarda şekeri eritmek için bizim gibi ülkelere dayatma getiriyor. Türkiye de çiftçinin kotası yok ama Kayseri Havaalanı nda görevli bir polisin yine Kayseri de kuyumculuk yapan bir esnafın kotası var. İşte bütün bu sorunlara çözüm bulmak için çiftçilerimizin gücünü birleştirmesi gerekiyor. Bu da ancak bir sendika çatısı altında gerçekleşebilir. Bu gücü taban ve tavan fiyat belirlemesinde etkin rol oynamak için kullanmak bizim elimizdedir. Siyasilere gücünü gösterecek bir köylü çiftçi kitlesi yaratmak zorunda olduğumuzu kabul etmek zorundayız diye konuştu.
Kuş Gribi olayına da değinen Başkavak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
Sendikası olmayan 35 milyon çiftçi ve köylümüz kuş gribi olayında da mağdur edildi. Köylünün tavukları kümeslerden tek tek toplanıp imha edilirken tavuk üreten, 19 büyük şirket Ankarada bir toplantı yaparak sorunlarını anlatmış ve bunun karşılığında devletten 50 trilyon kaynak aktarılmasını sağlamıştır. Buradaki oyun , kanatlı pazarının %50 sini elinde bulunduran büyük şirketlerin, köylünün elinde bulunan diğer % 50 ye göz dikmesidir. Bu nedenle çiftçinin, köylünün geleceği için sendika kurulması şarttır.
Üretici Köylüler Sendikası Genel Örgütlenme Sekreteri Abdullah Varlı da Cumhuriyet tarihinden günümüze kadar kurulan çiftçilerimize yönelik örgülerin hemen hepsinin işlevini yitirip rant kapısı olduğu, iktidarın paralelinde çalışmalar yürüttüğü konusuna açıklık getirerek Türkiyenin 1980 öncesi dünyada tarımda kendi kendine yeten 10 ülkeden biri olduğunu, bu yıldan itibaren hızla tepe taklak aşağılara doğru yuvarlandığının altını çizdiği konuşmasında, Bu nedenle 35 milyon Türk çiftçisi ve köylüsü giderek yoksullaşmaktadırdedi.
1950 li yıllarda sanayi hamlesi yapan Avrupa ülkelerinin bir dönümde bizden iki kat fazla ürün aldığını, bizim iki katımız kadar süt ve süt ürünleri ürettiğini, bu nedenle de ellerinde tahmin edilemeyecek derecede stoklar oluştuğuna açıklık getiren Varlı, Bu stokları eritmek için IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşları devreye soktular. Bizim gibi ülkelere kolay kredi verdiler ama bunun karşılığında da bir çok kısıtlamalar getirdilerdedikten sonra konuşmasını :
Ülkemizde taban ve tavan fiyatlar, girdilerdeki artışlar dikkate alınmadan belirlendi. Dünyanın hiçbir ülkesinde mazota KDV uygulanmazken bizde bu rakam korkunç boyutlara ulaştı. Bu nedenle üretici tarlasını ekemez oldu. Ekse de 250 YTL ye ürettiği ürününü 100 YTL ye satmak zorunda bırakıldı. Bütün bunlar bir araya gelince ekilmeyen araziler arttı. Köyden kente göç hızlandı. Büyük kentlerde varoşlar oluştu. Hırsızlık kap-kaç olayları aldı başını gitti diye sürdürdü.
Hükümetlerin veya Tarım Bakanları nın çok iyi olmasının, köylüyü çiftçiyi düşünmesinin bu sorunlara çözüm getiremeyeceğini de vurgulayan Varlı sözlerini ,Ulusal Tarım Politikasının olmaması, sorunların temel kaynağıdır. Bugün 1 gram domates tohumunun fiyatı 1 gram saf altının fiyatındadır. Bir tarım ülkesi olan Türkiye Fransadan, İsrail den ve İngiltere den tohum ithal etmektedir. Bunlar IMF ve Dünya Bankası politikaları değil de nedir. Doğrudan Gelir Desteği (DGD) gibi geçici ve aldatıcı bir sistemle çiftçimizin sorunlarına çözüm bulmak mümkün değildir. Kurtuluş Savaşı zamanında emperyalist devletlere karşı birleşerek bu savaşı ayağında çarık, sırtında bir gömlekle veren çiftçi ve köylümüzün yine böyle bir mücadele örneği göstermesi ve gücünü birleştirmesi gerekmektedir. Bunun için tek yol da sendikalaşmaktırdiye tamamladı.
Katılımcıların konuşmalarının ardından 2006 Kasım ayına kadar yönetimde görev alacak kişiler şu isimlerden oluştu:
Asil Üyeler:Ahmet Yaşar (Başkan-Osmaniye Muh.), Bahri Tüysüz (Duralidayılı Köyü), Muttalip Altunbaş ( Çavuşlu Köyü), Hanifi Tuğrul (Bahadın Kasabası), Hüseyin Kaykıl (Çayözü Köyü), Mehmet Yıldırım (Karabalı Köyü), Mustafa Yücel (Sarıkaya- Karacalar Köyü), Orhan Koçak (Alcı Köyü), Ali Baysal (Akoluk Köyü), Salih Salman (Mehmetbeyli Köyü), Naci Altunok ( Ayrıdam Köyü)
Yedek Üyeler: Nuri Olgun (Mansuroğlu Çiftliği), Mehmet Kocataş (Altınsu Köyü), Ersin Altunbaş (Garipler Köyü), Aziz Kaya (Sorgun Merkez Yenidoğan Mah. Muh.), Gadir Öztürk (Sarıhamzalı Köyü), Talip Demircan (Bahadın Kasabası), Ahmet Şanal (Araplı Kasabası), Necati Kılıç (Faraşlı Köyü), Veli Çelik (Doğankent Kasabası) ve Enver Duyar (Büyükören Köyü).
SORGUN ÇİFTÇİLERİNE ÇAĞRI
"Çiftçilerin birliği ve beraberliği ekmek ve su gibi bir ihtiyaç haline geldi.
Tefecinin, tüccarın eline düşen köylümüz gübre, mazot, ilaç ve benzeri girdi fiyatlarına gelen zamların altında ezilmesine rağmen ürüne verilen değer her geçen yıl ya aynı kalmakta ya da daha da azalmaktadır.
Tarımın ve hayvancılığın ölme noktasına geldiği bu süreçte toprağı geçim kapısı olarak gören milyonlarca köylümüz sefalete mahkum edilmektedir. Tarım o hale getirilmiştir ki şekere kota koyan zihniyet buğdaya, fındığa, kaysıya, çaya dahi kota koyarak köylülüğü yok etmeye gözünü dikmiştir.
Avrupa'da Amerika'da çiftçiler, yüzde kırklara-ellilere varan oranlarla desteklenmekte ancak bizim köylülerimiz ise Doğrudan Gelir Desteği (asıl adıyla yoksula açlık parası) aldatmacasıyla susturulmaya çalışılmakta ve hiçbir destek sunulmamaktadır.
Türkiye'nin geleceğinin karartıldığı bu politikalara karşı köylülerimiz işine, ekmeğine, geleceğine ve ülkesine sahip çıkmaktadır. Ayrım gözetmeden milyonlarca köylülüğün merkezi olacak, taleplerini dile getirecek, ulusal tarım politikalarımızın hayata geçmesini sağlayacak bir girişimi köylülerimiz başlatmıştır. SENDİKALAŞMAK.
Evet, ülkemizde köylülerin talepleri için, birliği beraberliği için, ulusal tarım politikalarının uygulandığı Bağımsız ve Demokratik bir Türkiye için TÜM KÖY SEN kuruldu.
Eğer topraklarımıza, tarımımıza, doğamıza sahip çıkmayı bilmezsek, Türkiye de Afrikalaşacak. Çünkü; tekellerin yağmasına uğrayıp da ilerlemiş, mutluluğun çoğaldığı bir ülke daha tarihte görülmedi.
Türkiye'nin dört bir tarafında bir süredir Tüm Üretici Köylüler Sendikası (TÜM KÖY SEN) açmış olduğu 54 şubeyle her köye girme gayretinde ve Sorgun bölgesinde de çalışma yürütmektedir.
Sorgun bölgesinde çiftçiler ile bir araya gelinen bir girişim toplantısı düzenlenmiştir. Bu toplantıda çeşitli başlıklarda çiftçilerin sorunlarını tartıştık. Çözüm yolları üzerinde durduk.
İlk olarak çiftçilerin düşüncelerini paylaşmanın doğru olduğu kanaatine varıldı. Dolaysıyla tüm çevre köylerden de çiftçilerin katılımıyla geniş bir toplantı düzenlemeyi kararlaştırdık.
Sorunlarımızı, taleplerimizi tartışacağımız toplantıya tüm çiftçilerimiz davetlidir."
YER: Bahadın Belediyesi Toplantı Salonu
TARİH:12.02.2006 Pazar günü
SAAT:11:00
YA ÇARESİZSİNİZ
YA ÇARE SİZSİNİZ
|
|