|
www.bahadingenclik.com.tc
http://bahadinanket.sitemynet.com/
BAHADIN GENÇLİK KOMİSYONU KURULDU
17 Eylül 2006 Tarihli Bahadın Gençlik Komisyonu Toplantısı Raporu:
Gündem maddeleri:
1. Yeni bir internet sitesi oluşturmak
2. 2007 takvimi hazırlıkları
3. Şenliğe yönelik hazırlıklar
4. Yıl içerisinde Bahadın gençliği ile etkinlik yapmak
5. Bahadın Dergisi'nde gençlik bölümü yapmak
6. Bahadın'da yaşanan güncel gelişmeler
7. Komisyon yönetiminin belirlenmesi
1- Yeni bir internet sitesi oluşturmak
İnternet ağının yaygınlaşmaya başlaması ve hemen hemen herkesin interneti bir iletişim aracı olarak kullanmaya başlaması, farklı yerlerde yaşayan Bahadın halkı ve gençliği için bir haberleşme aracı olarak önemli yer edinmiştir. Tüm Bahadınlıları ve özellikle gençliği tek internet sitesiyle bir odakta toplamak, zorunluluk durumundadır. Bu nedenle var olan internet sitelerinden daha gelişkin olacak çalışmayı, profesyonel bir webmaster tarafından yaptırma, site oluştuğu zaman da bunu güncel yazılar, forumlar ve Bahadın'a ilişkin materyallerle besleme kararı alınmıştır.
2- 2007 takvimi hazırlıkları
Yapraklı Bahadın takvimi hazırlayarak, kültürümüz hakkında, güncel ve tarihi olayları, Bahadın resimleri, fıkraları ve didaktik bilgileri içeren, her evde kullanılan gerici bilgilerin ağırlıkta olduğu "dinî maarif takvimleri" yerine özümüzü anlatan bir çalışma yürütmek.
Bunun için içeriğin belirlenmesi, altyapı oluşturulması, maliyetin belirlenmesi, matbaa ile görüşülmesi hususunda görevlendirmeler yapılmıştır.
3- Şenliğe yönelik çalışmalar
Şenliğin daha verimli hale getirilmesi için çalışmalar yürütülecektir. Öncelikle şenliğe yönelik, Şenlik Düzenleme Komitesi ve çevre birimlerle geniş katılımlı bir toplantı yapılması gerekmektedir. Bu konuda gençlik üzerine düşen görevlendirmeleri yerine getirecektir.
Son şenlikte hazırlanan tiyatro oyununun Bahadın halkı tarafından beğenilmesi ve şenlikle kültürel anlamda örtüşmesi nedeniyle gelecek şenlikte daha profesyonel bir oyunun sahneye konması ve tiyatro ekibinin kalıcı hale getirilmesi için çalışmalar başlatılacaktır. Bu noktada tiyatro ekibinde görev dağılımı yapılmıştır. Şenlikte sahnelenecek oyun belirlenmiş olup çalışmalara başlanmıştır.
Ankara'da bir semah ekibi oluşturularak, şenlik ve benzeri etkinliklerde görev alması sağlanacaktır.
Şenlikler döneminde bir alan tespit edilip, on gün boyunca açık hava sineması düzenlemek için bir sinema kulübü oluşturulması kararı alınmıştır.
Gençlere kültürel değerleri aşılaması için düzenlenecek şenliğin her gün için, bir halk ozanı ya da halka mal olmuş önemli kişilere adanması, eserlerinin geniş kitlelere sunulması açısından önemli olduğu düşünülmüş ve şenlikler öncesi gündeme getirilmesi kararı alınmıştır.
4- Yıl içerisinde Bahadın gençliği ile etkinlik yapmak
Kasım ayı ortalarında Ankara'da yaşayan Bahadınlıların aileleriyle birlikte toplu olarak katılacağı tiyatro organizasyonu yapma kararı alınmıştır.
5-Bahadın Dergisi'nde gençlik bölümü yapmak
Uzun yıllardır çıkan, tüm Bahadınlıların iyi bildiği Bahadın Dergisi'nin içinde ayrıca bir gençlik bölümü yaparak derginin dinamosu olacak, gençliğimizin yetenekleri doğrultusunda geniş yelpazede konularla zenginleştirmesini sağlayacak çalışmaların yapılması kararı alındı.
6- Bahadın'da yaşanan güncel gelişmeler
Gençlik, Bahadın'da yaşanan tüm gelişmeleri yakından takip eder ve duyarlıdır. Gençlik; ilerici, aydınlıktan yana ve kültürel kimliğine sahip çıkarak tavrını yine ortaya koyacaktır.
7- Komisyon yönetiminin belirlenmesi
Daha önce "oluşum" adını verdiğimiz gençlik inisiyatifimizin, artık daha sistemli ve tutarı bir "komisyon" şeklinde evrilmesi kararı alınmıştır. Dernekler çatısı altında fakat bağımsız, tüm Bahadın gençliğini kapsayacak ve bu doğrultuda çalışmalar yürütecek komisyonun yönetimi için yedi arkadaşımız göreve seçilmiştir.
Bu komisyona yurtdışındaki arkadaşlarımızı da katarak komisyon çalışmalarını daha verimli hale getirebiliriz.
KOMİSYON YÖNETİMİ ÜYELERİ
Mehmet Evrim Ceylan , Serkan Kaygusuz, Ç.Yusuf Akbulut, Cennet Güvenç, Mehmet Aydoğdu, Mihriban Akbulut, Gürkan Bulut
ÇIKARKEN
Dünyamızda ve ülkemizde varolan gelişmeler,toplumsal ilişkiler,değer yargıları giderek kültürü etkileyen bir süreç izlemeye başladı.
Bize dayatılmaya çalışılan politikalar yeni bir şey değildir. Yılladır uygulanan zaman zaman taktikleri değiştirilen bir oyundur bu. Dünün güzellikleri olan birçok toplumsal değerlerin yerini bugün başka değerler almaya başladı. Son yıllarda yürütülen politikalar sonucunda toplumsal politikalar alt-üst edildi,kültürel yozlaşmalar yaşandı,yaşanıyor. Dün iyi olduğunu bildiğimiz değerler değişmeye,değiştirilmeye yüz tuttu. Sevgi yerini sevgisizliğe,emeğe saygı yerini kolay yoldan köşe dönücülüğe ve sömürücülüğe,dürüstlük yerini iki yüzlülük,düzenbazlık ve çıkarcılığa terk ediyor.
Ülkemiz genelinde yaşanan bu çürüme ve yozlaşmadan Bahadın da nasibini aldı. İnsanlarımız sudan nedenlerle bölündü. Günümüzde yapay gibi görünen bu bölünmeler kalıcı hale getirilmeye çalışılıyor. Tabii bu değişmelerin bizlerin dışında gelişmesi ve önünün alınamaması,kişiliği Bahadın’la özdeşleşmiş olan bizleri etkileyip üzmektedir.
Üzülmek neye yarar ki?
Oysa doğa yasasının gereği,toplumsal yaşam gelişerek değişir. Kimi değerler olumlu yönde değişip gelişirken,kimileri de yok olup yerini yeni değerlere bırakıyor. Sonuçta değişim kaçınılmaz oluyor. Önemli olan bu değişime yön verebilmek,çağdaş kültürü yaratabilmektir.
Tüm çürüme ve yozlaşmaların her çeşidine karşı çağdaş kültürün yaratılması konusunda aydın olmanın sorumluluğu bizlere görevler yüklüyor.
Dernek fikri de bu sorumluluğumuzun bir parçası değil mi?
İstedik ki olumsuzlukları yok etmenin yollarını hep birlikte arayalım,derneğimizin yapısını,işlevini geliştirip sorumluluklarımızı birlikte paylaşalım. Neden biz de bütün güzelliklere sahip çıkanların yanında yer almayalım?
Biz,“bir bültenden ne çıkar?” diye düşünmüyoruz.”Kaç kişi okuyacak.” diye de bir kaygımız yok. Bahadınlı olmanın gururunu ve övüncünü yaşayalım,yaşatalım istiyoruz. Bu övüncü sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Her ay düzenli olarak çıkarmayı hedeflediğimiz bu bültende,yaşam kavgasının dört bir yana dağıttığı insanımıza sesimizi duyurmak,seslerini almak,seslerimizi çoğaltmak istiyoruz. Sorunlarımızı,özlemlerimizi,acılarımızı,umutlarımızı birlikte sorgulayıp,birlikte çözümler üretelim istiyoruz. Bireysel kurtuluşların çözüm olmadığı dünyamızda,”ben” likten kurtulup “biz” olalım istiyoruz.
(Mart 1993,Bahadın Dergisi 1. Sayısı Başyazısı. Halen güncelliğini ve geçerliliğini sürdürmektedir.)
NEDEN KÜLTÜR ŞENLİĞİ?
Kirlenmişse elimiz,su ararız. Ya su da kirlenmişse ne yapmalı?
Bir güvensizlik ortamına hızla çekiliyoruz.
Bir zamanlar adı bile tüylerimizi diken diken eden “savaş” sözcüğüne öylesine alıştırıldık ki,ekmek gibi,su gibi,ateş gibi sıradan bir sözcük oldu “savaş”...
İyi ama kime karşı savaş?Ne uğruna savaş?
Emekçinin emekçiye kırdırılmak istendiği bir savaşa itiliyoruz. Şiddet bir yaşam biçimi oldu.
Ya para ya silah konuşuluyor. Çünkü paranın ve silahın gücü geçerli kılınıyor.
Düşünmenin,konuşmanın,tartışmanın,türküler söylemenin,eğlenip coşmanın...
Emeği ile geçinen insanlara çok görüldüğü bir ortam oluşturuldu.
Dinsel gericiliğin,bağnazlığın egemenliğine sokulmak isteniyoruz.
Rüşvetçisi,talancısı,vurguncusu,hırsızı,ikiyüzlüsü,koro halinde “uyutma” ninnileri söylüyorlar.
Bizi avutmaya çalışıyorlar.
Biz diyoruz ki;
Bir elinde bayrak,bir elinde kur’an olan ayrımcılara karşı kullanılacak silah bilinçlenmektir.
Rüşvetçinin,talancının,vurguncunun,hırsızın,din tüccarının işi kültür değildir.
Kültürel etkinlikler,erk sahiplerine bırakılmayacak derecede ciddi bir eylemdir.
Aynı anadan doğmuş çocuklar gibi kucaklaşıp söyleşmek için “kültür şenliği”.
Dinsel gericiliğin,bağnazlığın adı sayılan (sanılan) Yozgat’ta özenle yetiştirilmiş bir “gelincik tarlası” Bahadın’ı sıçrama tahtası yapalım.
Tohumlar orman olsun.
Dostluk ormanı,
Kardeşlik ormanı.
Tüm kültürsüzleştirme çabalarına karşın “kültür şenliklerine” çağırıyoruz duyarlı insanlarımızı.
Güzel günler göreceğiz...Yeter ki umudun kararmasın.
(Nisan 1995 Tarihli,7. Bahadın Dergisi Başyazısı. Halen güncelliğini ve geçerliliğini sürdürmektedir.)
SAPLANTI MI,DEMOKRATLIK MI?
Sevgili ,Bahadinlilar. 1970 lerde,Bahadin gencligi,Dunya sorunlari ve Turkiye sorunlarindan kopuk yasamazdi.Ama simdiki genclere bakiyorum da,kendi sorunlarini ve bireysel celiskileri asamamis gibi geliyor.
Dunya,doga dengelelrinin bozuldugunu,insan iliskilerinin marjinal konuma geledigini,sosyal,siyasal ve politikanin sadece yoneticiler ve
isverenlerin yapabilir anlayisina endekslendigi bir anlayis olarak algiliyorlar,yada oyele olun gibi bir dusunce enjetke etmeye calisiyorlar.
Oysa; Bu anlayis her donemde vardi ve de var olacaktir.
Bizler sadece,biraraya gelip yuzyuze olunca ve icki masalinda mi tartismaliyiz,bu sorunlari?
Mesaj bolumunu okudugumda,bir hicten ibaret yazilar goruyorum.
Bahadin icin verilen,verilmis olan ve verilecek olan her hizmet ne emir bekleyerek,haber bekleyerek,degil,kimseninde "hatali oldu"
sozune aldirmadan inadina yapmaktan gecer.
Ben birinin yaptigina kotu demisim,kimi ilgilendiririr.Onemli olan orada verilen hizmetin,halkin nezdinede nasil bir mesaj bulacak ve buldu anlayisinyla yapilmasidir.
Bu bir devrimci gorevdir.
Ornegin: "Hala devrimcilikten mi dem vuruyorsunuz" dieynler ola bilir.Olsun.
Ataturkun savundugu ve ongordugu,uyguladigi,benimsedigi dahasi biz genclige onerdigi,emanet ettigi ilkelerden biridir.
Devrimcilik,Bagimsizlik ve halkcilik`in karsisinda olanalara inat ,bizlerin varoldugununu savunmak onurdur,sereftir ve karekterist bir ilkedir.
Bunlari savunan insanlar ya vatan hayiniydi,yada kominist,anarsit v.s. idi.
Dun oldugu gibi,bugunde,Ataturkun nutuklarini carpitarak,-birakin devrimciligi v.s- Cumhuriyeti,demokrasiyi dahi cok gorup,ISLAMI
adim-adim gelistirmeye calisanlara karsi hic birsey yapmayip,hala aburcaburla ugrasmayalim.
Bahadin,Cumhuriyetin 6 temel ilkesini korudu korladi,savundu ve kendi inanc ve ilkelerinden taviz vermedi vermeyecekde. Vermemelidirde.Bunun icin daha guzel seyleri nasil yapariz,kimlerle yapariz diye tartimamiz gerek.
Peki bu site gec veye erken olustu.Ama olustu.Dedikodu ve kufurlerden baska ne yazildi.
Sadece varolan Bahadinin gecmisi,fikralar ve resimler.Kazanimlardan baska ne kattik?
Genclik toplantisi yapilmis... Lutefen bir ozetini yayinlatinda tartisila bilinsin.
Mesaj bolumu degiltartisma yeri, tartisma alani burasidir.
Lutfen; herkesin guzel,oncu,yolgosterici,onsezili,uyarici,ogretici tartismalari baslatalim.
Sizleri seviyorum.
Hasretle hepnize sevgiler.
15.ARALIK.2005
Bektas Tosun Hollanda
ALEVI MI,KIZILBASLAIK MI?
Degerli dostlar.Sizlerinde takip ettigi gibi,gorsel ve magazin yayinlarinda,guncelligini hic yitirmeyen,1400 yildirda hic bitmeyen
hele de aklimizdan hic cikmayan,su bizim inanc,kultur analyisimizin,yasamizla ozdeslesen,hatta kimligimiz,onurumuz olan,
bir ALEVILIK konusunu sizlerle tartismak istiyorum.
Tartisirkende,kesinlikle SUNNI dostlarin inacina hic saygisizlik yapmadan. Hatta,Osmanli Ulamalarinin ve Ebusuut Hocanin fetvalariyla beslenip,buyumus Sunni dostlarimizinda gercekleri
bilmeleri icin bir tartisma olmasini saglayalim.
Herkes su gunlerde KURANA endekslenmis bir ALEVILIK ile kafa karisikliginda ve bir muamaya donmus karmasanin icinde.
Tabiki buda,hem cikarci cevlerin isine yariyor,hem dini siyasete alet edenlerin,hemde biz kardes olan,ayni kulturu paylasan insanlarin dusman olmasina yariyor.
Altini cizerek soyleyecegim sunu cok iyi kavramaliyiz.
Once birbirimize saygiyi temelalmaliyiz.
Din olsun,inac olsun tartisma goturmeyen bir kavramdir.
Tek kirilmayan yani ise karsilikli saygidir.
Iste bu anlayisla yola cikarsak; benim yazacagim konulari iyi dusunup,karsiligini bularak ve kanitlayarak cevap verilmesi,sayginin
devami ve beraber daha iyi yasamanin kosullarinida yaratmis olacaktir.
Evet.KURAN diye bir inac kitabinin varligini kimse inkar edemez.
INCIL,TERVAT,ZEBUR diye bir kitaplarinda varligini kimse inkar edemez.Lakin;kime hitap ettigi ve kimin kabullendigi cok onemli.
Dunyada,4 kitabin varligi bilnsede,ancak 3 milyarin uzerindeki insana hitap ediyor ancak.Peki geri kalan,3 milyara yakin insanin hepsi dinsiz ve inanc disi insanlar mi?
Inancsiz insan olur mu hic?
Tanriyi degilde insani ve dogayi cok sevenlerde,cok erdemli ve cok kati inacli insanlardir.
Kim neye inanirsa inansin sonucda insan oldugunu kabullenmek erdemliliktir.
Bazi konulari soylerken sakin kimse sasirmasin belgelerle kanitli olarak yazacagim.
Diyanet Isleri;6217 ile 6236 ayet arasinda degisik ayetli KURANLAR oldugunu soyluyor.Halk arasindada,kolayligi sebebiyle 6666 ayetli bir KURAN oldugu anlayisini soyluyor.
Amacimiz KURAN a karsi olmak degil,ALEVILERIN farkli anlayisini algilamak icin yaziyiyorum.
Alevilerde,Dedeye,pirlerimize,12 Imama CANLI KURAN (Bilge Insan) anlaminda bilinir.Onun icin Dedeler muhteber insanlardir.
Hatta;Yargictir,Hakemdir,Denge insanidir,dostlugu,dayanismayi pekistirir,kusululeri baristirir.
Bana,tarihte,Yavuz Sultan Selime kadarki donemden once bir ALEVI sozcugu bulabilir misiniz? Kizilbaslik vardir.
Bana,Camiye giden bir cenaze gosterir misiniz 1975 den once?
Mursallik tasindan giderdi,Hakka yuruyen Canalr.
O meydan her koyde vardi eskiden.Orasi hesap alip verme yeridir.
Cenaze Namazi diye birsey yoktur.Namaz,secdeye varilan bir sekil bicimidir.
Oysa Cenaze namazi yok helalesme ve hesap alip-verme yeridir.
Sdece bu konular mi? Hayir.Aslinda bizi ilgilandirmeyen konular cogu.
Biz kendimize bakarsak,biraz tarihimizi irdeleyelim ve nasil bir asimile oldugumuzu bu sekliyle ogrenelim.
Enel-Hak deriz (Tanri benim),Kuran Insanda deriz,hala ikiyuzluluk yapariz.
Bu davranislada,Sunnu dostlarimiz kandirir sonrada onlara suc atariz.
Hayir.Sen ikiyuzluluk yapma kardesim.
"nim,dedem,atam ne camiye gitmis,ne haca gitmis,ne namaz kilmis,demeyip,Kuranda bizim,namazda bizim" diye yalan soylersen onlarda gel o zaman der.
Bahadin da 1930 dan once CAMi var mi acba? Oncesini bilen varsa soylesin? Simdiki varligini tartismiyorum.Simdi,sade Bahadinli yok artik.
Ama,ya Bahdininlilarin,yani Alevilerin CEM evi hani? Once bu utanci yikalim.
Simdilik yasanmis bir ani analtayim.
1960 lardan sonra,yurtdisina goc basladiginda,tabiki her bolgeden ve her inactan,mozaik ulkemizden insanlar,Avrupa ulkelerine,ekonomik kosullarin zorlugu nedeniyle gelmislerdi.
Buralarda,Sunni vatandaslarin birsey dikkatini cekiyor.
Alevi kokenlei is ve kader arkadaslari ne namaz kiliyor ne de Kiliseye gidiyor.
Turkiyede onlara gore GEVUR,ZINDIK,GAYRIMUSLUM olarak niteledigi insanlar,bakiyorki,kiliseyede gitmiyorlar.
"Biri cesaretle soruyor: "Siz nesiniz arkadas,neye inanirsiniz? Ne Turkiyede,Camiye,ne de burda Kiliseye,Havraya ya da Patrikhaneye gidiyor sunuz?" der.Alevi vatandas da; "Bizim inancimiz,ALLAH,MUHAMMET,ALI dir" Der.
Bunu demekle bitmez,bizim incimiz.Biraz grcekelri bilmemiz,ogrenmemiz ve tutarli olmamiz gerekir.
Simdilik saygi ve hasretimle hepinize sevgiler.Isikta kalin,aydin olun.
Bektas Tosun Hollanda
BAHADINLILARIN ALEVI ANALYISI
Sevgili Bahadinlilar.En kotu sey insanin direncini kayip etmesi ve teslimiyetci bir tutuma girmesidir.Asirlardir yanlis anlasilan ve uygulanan,Islam anlayisini oyleki gelenek haline getirmisler,bizleride
bu anlayisa zorlayip alet etme cabalari,bazilarina direncini kayip ettirmistir.
Kuranda olmayan bazi anlayislari VAR gibi anlatim,yanilisi hep beraber kabullenmeye bizleride cekmeye calismislardir,asirlarca.
Bunu cogu yerde basarmislardir.
Helede,Yozgat havalesinde %80 olarak basarmislardir.
Artik bu iletisim caginda ve bilim caginda,kimseninde inanmayacagini cok iyi anlamalidirlar,hala bu dusunceyi tasiyanlar.
Artik,insanlari oldugu gibi kabullenmemin,inanclari ne olursa olsun saygi duyma sureci coktan baslamistir.
Hatta bu surec,Monarsinin yikilip,Cumhuriyetin kurulmasiyla baslamistir.Ama cikarci cevrelerin isine geldigi icin uygulamada ancak,iletisim cagiyla son vermislerdir.
Su soruyu soralim kendimize; Bizim atalarim,yurtlarini-yuvalarini neden birakipda ordan oraya,savrulup buralara gelmislerdir?
Onlar,var olan duzene uyup,Seriati kabullenip,bulunduklari yerde kalama dusunceleri yok muydu?
Elbette vardi.Ama onlari bu kadar,yerinden-yurdundan eden neden,Arap kultur anlayisina karsi duruslari ve inancin,sekilsel,gorsel degil,icsel ve sevgiye dayali,yonu insana donuk,doganin butun nimetlerine saygiyla egilen,dayinsma ve dostluk icinde bir anlayisin buralara kadar,savrulmalarindan baska hic duncesi olmayan insanlardi atalariz.
1700 lerin ortalarindan baslayan,Bahadina yerlesme sureci 250 yilli
askin bir tarihi kapsamaktadir.
200 yili askin bir surede,bizlerin inanc ve gelenegi,dostluk icinde,Cem birleyerek gecerken,son 50 yil icinde nasil olduda birden Kuran ve Cami yasamimiza gire bildi?
Belki biz bilmeyiz ama,buyuklerimize soruyorum.
Gecmiste,Cem uygulamak icin gelen Dedelerimiz-Pirlerimizin elinde hic Kuran gordunuz mu?
O,gelen zatin da Camiye gittigine sahit oldunuz mu?
Hic karsi degiliz camiye.Inanan dost ve sunni inancli komsu koylerimiz (Simdi Mahallemiz) in insanlari icin gereklidir.
Benim amacim su bize ve dusuncemize karsi cikan "Bahadinliyim ,Aleviyim" diyenlere.
Bizlere asirlardir,kimlik veren,benligimizi bize aktaran,Yurekli Bahttini,GULVELIYI unutup,soyut kavramlarin ruzgarina kapilanlara da soyleyecek sozumuz var.
Biz KIZILBASIZ biz ALEVIYIZ. diyoruz.
Bu vesileyle,onumuzdeki yil 2006 Bahadin Senliklerinde,Alevilik inanc ve Felsefesine agirlik verilmesini oneriyorum.
Simdiden yapmamiz grekenlerse;
1-Cenazenin artik MURSALLITASI indan kaldirimasi.
2-Cemlerimizin yurutulmesi.
3-Bir CEMEVI nin hemen yapilmasi icin calismalarin baslatilmasi.
Bu konu uzerine ilerde deyinecegim.Ama gelecek yazimida
Bahadinin SOL anlayisina iliskin yazimi gonderecegim.
Ayrica,Seker bayraminizi icten dileklerimle kutlar,Baris ve dostlugun gunu olmasini dilerim.
Sevgi ve hasretlerimle.
Bektas Tosun / Hollanda
GEÇ KALMIS BİR KUTLAMA YA DA GEÇ KALMIŞ BIR YANIT
Sevgili dostlar,sevgili Bahadinlilar, Bahdinli dostlari ve sevgili site okurlari.
Çoktandir izledigim ve takip ettiğim bu siteyi gelistirip,güzellestiren ve emeği geçen herkese tesekkur ederim ve kutlarim.Ayrica yazisi ve dusuncesiyle renklestiren heskesi de emeginden dolayi kutlarim.
Ama,her dogru dogru olmdigi dusuncesiyle,her yazilan da emekten sayilmaz.
Bazi aykiri ve iki arakadasin arasinda gecenin ne oldugunu bilmediği,iki dostun kirilganligini kullanarak burayi mesgul etmesini de kutlamak mumkun degil.Ben ve Ali Ay`in arasindaki sorunu veya kirginligi kimsenin kullanmasi gerceklerle bagdasmaz.
Ve de boyle bir seyi iki kisinin sorununu genele yayma anlayisi ne insanlikla ne de gerceklikle bagdasir.Boylelikle,sahsima olan bazi konusmalari yanitladikdan sonra bazi dusuncelerimide anlatamak ve paylasmak isterim.
Keske bu kadar satirlari,bir yanlis dusunce adina harcamsaydim.
Dunya'da,Turkiye'de ve Bahadin'da sorunlar bitti mi de bazi,kendini ilgilendirmeyen sorunlarla ugrasacak zaman bulabiliyorsunuz?
Kucuk beyinlerin kucuk islerle ugrasmalariyla zamanimizi oldurmeyelim!
Ben bu sitede cok seyi tartismak iserim.
Dogmatik,subujektif,soyut,yarinla bagdasmayan degil
;obejektif,somut,yarina isik tuatan,ayaklari yere basan,asagidan yukari,
halkla,-hakca-paylasilacak dogru,durust ve gercekci olgulari konusmak isterim.
1988 lerde ''Bahadinla mi ugrasacagiz,dunyada o kadar sorun varken,ulkede o,kadar sorun varken'' diyenler,bugun Bahadin sorununa geçte olsa duyarliligi yakalamis olmalarindan dolayi sevindim. Yine, dun Meshepcilik olarak gorup,anladigi, Aleviligi one surerek tartisirsanlarada.
Sosyalist insanlar,zamani ve mekani tanimadan,"Kesintisiz Devrim" analyisiyla,mucadelsini sürdüren insanlardir.Hic bir zaman kendini zamana gore ayarlamaz ve beyin bulandirip,yapilan mucadeleye kostek olmazlar.
Bahadin gençligi cok iyi yerdeler ve ne yapacagini bilen insanlardir.Birakinda gelecege de onlar yön versinler.
Ne Nazim Hikmet,Ne Atilla Ilhan,ne Ufuk Uras miladi gecmis ve de marjinal devrimciler olmamislardir.
Suya sabuna dokunmadan,devrimcilik yapan ve sosyalistlik yapanlarin boyle elestirme haklari vardir elbet. Ancak eletirilecek insanlar da oldunu bilmeliliredir.
Ozgurluk ve Dayanisma Partisi (ÖDP) Marjinellesmis ise bunda da herkesin payi vardir.
AKP Cok ileri duzeyde prestij kazanmis ve kazanilmis mevzileri de ele gecirmis ise bunda da herkesin bir payi vardir.Bahadin'da dim dik ayakta ise; bundada secimlerden önceki çalismalarina kadar ve sonraki calismalarin da, ayakta tutanlarin emegi vardir.
Yurtdisinda yasamanin getirdigi mecburiyetten bire-bir katki yapamamsak da,zor ve gerkeli sureclerde dayanismada da olamayanlar,biraz dusunerek yazarlarsa cok daha gercekci olurlar.
Sevgili dostlar.Tartisacak cok konu var.
Ileriki yazilarimda degisik konulara deyinecegim.
Hollanda Alevi Federasyonu kurcusu olarak ve Avrupa Alevi Akedemisi kurcusu olarak da Alevilik'e değinecegim.
Bahadin eski Bahadin degil.Icinde ve yeni katilan cevre yerlesim birimleriyle farklilasan Bahadinda da,artik CAMI nin de gerkeli oldugu bilinmeli!
Ama,kendi inanc ve kulturunu iceren CEMEVI ni de olustmalidir.
Onemli olan kendi inancini yasatacak mekani yaratmalidir.Baskalarina ait olana karsi cikarak degil.
Zaten anlmadigim ve cok insaninda anlamadigi,Ataturk`un Devrimci ve Anti Emperyalist mucadeleisinin arka planda kalisidir.
Simdilik bu kadariyla yetinmeye calisacagim.
Sevgi ve saygilarimla ayrica hasretimle de herkesi kucakliyorum.
18 Ekim 2005
Bektas Tosun Hollanda
|
|
|
|
|
|
|
BAHADIN'DA KONTRA GÜÇLER İŞ BAŞINDA
Bahadın'da son zamanlarda belde halkını doğrudan ilgilendiren gelişmeler yaşanıyor. Bir taraftan, uzun yıllar Bahadın'da bulunmayan ve yapımı özlemle beklenen cem evi projesinin temel atma töreni yapılacakken; diğer taraftan Alevî halkının ve işçi-emekçilerin, üretici köylünün düşmanı AKP'nin sözüm ona Bahadın Belde Örgütü açılıyor.
Geçtiğimiz kış elim bir kaza sonucu genç yaşta kaybettiğimiz can, Eyüp AKTÜRK'ün adına yapılacak Bahadın Cem ve Kültür Evi; içerisinde bulunacak bilgi teknolojileri bölümü, gençlik evi, halk kütüphanesi, konferans salonu ve cem odasıyla modern bir Alevî inanç ve kültür mekânı olarak kurulacak.
Çevresi piyasalaştırma, çetecilik, ırkçılık, gericilik, alkol, uyuşturucu, yoz kültür ve zorunlu din dersleri gibi egemen sınıf politikalarıyla kuşatılmış Bahadın gençliğinin böylesi bir ortama ihtiyacı vardır. Burası gençlerimizin; -istenenin aksine- kendi öz değerleriyle tanışacağı, Alevî öğretisiyle kucaklaşacağı bir "dergâh" olacaktır. Aynı zamanda da gençlerin, kahvehanelerde vakit öldürmek yerine dünyayla sosyal bağ kuracak bir kültür ortamı oluşturacağı bir "okul" olacaktır. Bu nedenle Eyüp AKTÜRK Bahadın Cem ve Kültür Evi'nin yapımının bir an önce tamamlanması ve taleplerimiz doğrultusunda işlevsel hale geçmesi, hele ki bu süreçte son derece yakıcıdır.
Birtakım siyasi gruplar, her zaman Alevîleri "oy potansiyeli, pay alınacak bir pasta" olarak görmüştür. Alevîlerin taleplerini görmezden gelen, dayatmacı ve son derece samimiyetsiz bu yaklaşımlara geçtiğimiz dönemlerde yenileri eklendi. Bu gelişmelere tahammül edilemeyecek olan durumsa gericilerin Alevîleri yedekleme politikasıdır. Kuşkusuz bu politikaların Bahadın'a yansıması da olmaktadır.
Bundan on yıl kadar önce Yozgat'ta çıkan bir yerel gazetede Bahadın'a nefret kusan bir karalama yazısı çıkmıştı, metin içerisinde "Bahadınlı dinsizler şenlik yapıyor, dur diyemiyoruz", "Fazilet bayrağı dikmediğimiz tek yer Bahadın kaldı" denmişti, işte açılan sözde belde örgütü bu kirli amaç için bir adımdır. Bahadın'da belge örgütü açmaya Yozgat'tan AKP'li 20 araba gelmesinin başka açıklaması yoktur.
Bir zamanlar "elde Kuran, hedef turan" sloganlarıyla ülkede şovenizmi, İslamcılığı yükselten ve Çorum, Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarının merkezinde olmuş milliyetçi/İslamcı hareketin, Tekir Yaylası'nda her yıl düzenlenen Zafer Kurultayı'nda bu yıl Alevî ritüelleri ve semah gösterilerine ağırlıklı yer verilmesi bu açılımlardan biridir.
Bu uygulamaların bir yansıması olarak da milliyetçi kesimlere yakınlığı ile bilinen ART televizyonu geçtiğimiz kış, Bahadın'a gelerek kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmayan, son derece gayrı ciddi bir program yaptı. Ardından, 10. Bahadın Kültür şenliklerinde neredeyse Bahadınlı'dan fazla Sorgunlu vardı. Bu olaylar birer çelişki yumağı olarak karşımızda durmaktadır.
AKP hükümeti,"Madımak'ı kaşımayın, unutun" diyen, Madımak otelini kebapçı dükkânı yapan, müzeye dönüşümüne izin vermeyen, "Madımak Yangını Oratoryusu"nu sansürleyen, Devlet okullarına zorunlu din dersleri yönetmeliği koyan, Diyanet Vakfı ile yalnız Sünnî öğretilerini inanç sayan, Alevîleri inkâr eden, asimilasyoncu, Alevî düşmanı bir politika izlemektedir.
AKP hükümeti, geçtiğimiz günlerde de İstanbul'da Alevîlerin yoğun olarak yaşadığı Sultanbeyli İlçesi, Başaran Mahallesi'nin ismini kasıtlı olarak Yavuz Sultan Selim Mahallesi olarak değiştirdi. "Alevî kıran Selim" olarak da bilinen Yavuz Sultan Selim'in adının bu yerleşkeye verilmesi, Alevîler açısından kabul edilemez bir durumdur. Bu isim değişikliğinin kastını kanıtlar nitelikteki olay da ardından gerçekleşmiştir. AKP'li Sultanbeyli belediyesi, Pir Sultan Abdal Derneği'nin başlattığı Sultanbeyli Cem Evi inşaatına yıkım emri vermiş ve inşaata hafriyat taşıyan kamyonlara el koymuştur.
Son zamanlarda gelişen bu olaylar gericilerin, kan emici katillerin, AKP hükümetinin Maraş'ta, Çorum'da, Sivas Kıyımı'nda Alevîlere, bu ülkenin aydınlık insanlarına uyguladıkları politikalardan vazgeçmedikleri ancak Alevîleri yedeklemek için yeni atılımlar geliştirdiklerini gözler önüne seriyor. Bu atılımın Bahadın'a yansıması da demokrasiyle açıklanamayacak derecede provokatör, kontra AKP belde örgütüdür.
Belde sakinlerinin; seçimlerde taşıma oylarla seçme hakkını gasp ederek onuruyla oynayan, mafya tarzı yönetim ilişkileri ve ev baskınlarıyla darp ederek huzurunu bozan güruh; birliği, dayanışmayı örmek yerine yine Bahadın'ı kavga, çatışma ortamına sürüklemek için çalışmalarına devam ediyor. Bahadın halkına karşı politikalarını yürüten ve kime hizmet ettiği ortaya çıkan kesim, bu sefer de Bahadın'da AKP belde örgütü açıp gerici maskesi giyerek ikiyüzlü politikalarını üstlenmekten çekinmiyor.
AKP belde örgütünün açılmış olmasının bir diğer nedeni de yeni katılan mahallelerle Bahadın'da değişen kültürel dengelerdir. Biz bu yeni mahalleleri birer kültürel zenginlik olarak görüyor ve yörenin emekçi halkı arasında sunî bölünmeler yaratılmasına da karşı duruyoruz. Toprağı yüzyıllardır birlikte eken, yaka yakaya komşu olan, birbiriyle sınıf kardeşi olan Alevî ve Sünnî çiftçisi, yöre insanı uygulanan AKP politikalarından aynı ölçüde etkilenmektedir. Mazotu dünya fiyatlarının üç katına alan, gübre, tohum, ilaç, yem gibi tarım girdilerinde de benzer şekilde mağdur olan, ürünlerini yok pahasında taban fiyatına satan bu ülkenin tarım üreticisi ve hayvancısıdır, bu ülkenin Alevî'sidir, Sünnî'sidir. Ülkemizde ve Bahadın'da Alevî halkın da Sünnî halkında düşmanı birdir; AB'ye, Dünya Bankası'na, IMF'ye, Ortadoğu'yu kana bulayan siyonist İsrail'e ve ABD'ye göbekten bağlı AKP hükümetidir.
Bu nedenle hizipçilerin önümüzdeki Bahadın yerel seçimlerindeki son derece tehlikeli amaç ve çıkarlarına her yönüyle karşı durmak, yöre dayanışmasını güçlendirmek, emek mücadelesi ve kültürümüzü kolektif olarak sırtımızda, bilincimizde taşımak bizlerin temel sorumluluğudur.
Bahadın'da yuvalanmak isteyen gericiler ve işbirlikçileri, Bahadın'ın Atatürkçü, aydın, devrimci, demokrat halkının kinine maruz kalmıştır, kalacaktır. Açılan sözde AKP Bahadın Belde Örgütü'nü kınarken Eyüp AKTÜRK Cem ve Kültür Evi'mizin emeğin savunucusu, kültürümüzün mirasçısı olmasını diliyoruz.
En içten saygılarımızla...
BAHADIN GENÇLİK OLUŞUMU
SAYIN BAHADINLILAR
Kac gundur,sitedeki,AKP nin,Bahdindaki olusumuna karsi cikis yazilarini okuyorum.
Bu girisimin coktan oldugunu biliyoruz ve izin sezonunda da cok defa konustuk.AKP den ve Beldiye Baskan adyligina yeniden talip olmak isteyen zat...DYP ve ANAP in kapsini caldiktan sonra AKP de nasil karar kildigi ayen beyan belli olmustur.
En cok payin (cikarinin) nerden oldugu belli olmustur.
Bu tip,olusumlar ancak pazarlikla yapilan olusumlardir ve karsilgi da tahatut edilmistir mutlak!
Bahdinda Devrimcilerin,demokratlarin,emekci ve sosyalistlerin ise,hic bir pazarlik yapmadan ve sahsi bir cikar gozetmeden yaparlar ADAYLIK olusumlarini.Onlarin anlayisinda sade halk vardir ve BAHADIN vardir. Ama pazarlikla yapanlarin sade cikari vardir,bireysel siyasi anlayisindan kaynaklanan bir analyistir.
Simdiki,Bahadin eski bahadin degil... Buyumus ve 4 tanede,katialn yeni mahaller,bu girisime zorlamistir cikarci insanlari.
Ama ne yazik ki,O, mahallerde de yanilacaginin bilincinde olmayislari bizi de hic sasirtmiyor.Neden mi?
Cunku; O,anlayista olan insanlarin cikarlari sadece paradir.Kazanamayacagini bilerek de "ne goturursem" anlayisidir.
Yeni Mahallemizin insanlarida en az bizler kadar dusunen insanlardir.O,insanlarin ne Sivasta,ne Corumda parmagi vardir.
300 yildir bir arada yasadigimiz insanlarla ne namus,ne de kan davasini iceren bir olay yasanmistir,cografyamiz tarihinde.
Iste bu anlayisla yola cikarsak,bizlere secimlerde buyuk gorev dusecek.Bir baska alternatif ise,bizlerinde biran once rengimizi belirlemeliyiz ki,secmen konumunda olan HALK a da dusunme ve tartisma zamani birakmaliyiz.
Sevgili Salur Mahallesi,Sorguntatlisi,Sungur ve Gumuskavak`lilar,sizlerinde,dogrudan,gercekten,inacini yureginde ve beyninde tasiyan,biz ilerici dostlarinizada guveninizin sonsuz olacaginin bilincindeyiz.Sizler simdiye kadar,sahte muslumanlardan cok cektiniz bunuda biliyoruz.Ama yine bir baska yalanlara inanmak hatanin tekrari demekdirki, isteen ayibi ve hic afedilemez bir
hata oldugunu da bizler kadar kavramisizinizdir.
Peki: Siz yeni,Mahaller olarak,bu siteye yazacak hic bir dusunceniz yok mu?
Var.Bunu cok iyi biliyoruz...
Sizlerin dusunceleride,bizlere isik tutacakdir elbette.Mademki,zaman bizleri ayni kasabali olmakta zorladi ve de gonullu istedik; O,zaman sizleinde,BAHADIN li olarak dusuncenizi bekledigimi kisisel olarak gonulden isterim.
Beraber dusunerek,beraber gelismenin yolarini birlikte yaratmak zorundayiz.Bu da beyin isidir.Cikarci insanlarin isi degildir.
Gelismek,karsilikli emekden gecer,dusunmekten gecer,saygiden gecer...
Bu vesile ile,herkese buyuk gorev dusuyor.O,cogarafya bizim.Yani: ne AKP ne de baska bir partinindir.Bizim olan cografyaya da yakisian neyse,ilericilik ve gercekcilik dogrultuusnda,hep beraber yapmak zorundayiz.
Biz emekciyiz,ilericiyiz v.s da sizler bzilerden farkli misiniz o, cografyada.
Hepimiz birimiz,birimiz hepimiz olamlayiz.
Mademki baska bir cografyada olamayacagimiza gore,herkese gorev dusuyor.
En azindan,aldanilmamali,cikarcilari iyi tanimali,daha onceki surecinde ki,kasabada yapilan kargasanin daha buyugunu yapacak insanlara da dikkat etmeliyiz.
Ey emekciler,ey genclik,kadinlarimiz,kizlarimiz,helede deneyimli buyuklerimiz,dileriz ki yanlis yapmayail.
Sungur,Salur,Tatli ve Gumuskavak dun de vardi yarinda olacak.Ama bzileri kimsa ayiramadi ve de ayirmayacak.
Mallarimizi otlattigimiz alandan alda ,suyundan,havasindan besledigimiz guzelim yerlerimizi kimsenin cikari icin kullanacagi alan olmamasi iicn herkese gorev dusuyor.
Herkese sevgi ve selamlarimla
Bektas Tosun/Hollanda
BAHADIN GENÇLİK SİTESİ GENÇLER ÜZERİNDE OYNANAN OYUNA NASIL BAKMALIDIR.
Son günlerdeki "gençlik", "şiddet", "liselerdeki bıçaklı saldırılar", "Polat Alemdarcılık" tartışmalarında en dikkat çeken yönlerden birisi de; "Böyle bir sorun vardır" diyenlerin (Milli Eğitim Bakanı'ndan başka "sorun yoktur" diyen de henüz ortaya çıkmış değil) hemen tamamı; "gençleri saplandıkları bataktan kurtarmak için" reçeteler yazıyorlar. Kimisi ana-babaların ve toplumun daha demokratik davranmasından, kimisi ailenin, polisin, okul idarelerinin gençleri daha sıkı kontrol altına almasından, kimisi din ve ahlak eğitimine ağırlık verilmesinden, kimisi "eğitimin tümüyle özelleştirilmesi" nden... filan söz ediyor. Ama, bu çözümlerin hiçbirinin içinde gençler; onların talepleri ve ne istediklerine dair hiçbir şey yok! Sistemin egemenlerinin ve büyüklerin gençler için düşündükleri "çözümler" bunlar.
Bir kere şunu belirlemek gerekir ki; bugün gençliğimizin içinde bulunduğu sorunlar "yeni" henüz birkaç ay ya da birkaç yıl önce ortaya çıkmış sorunlar değil. Tersine burada yeni olan, sistemin "piyasacı" yönünün yarattığı baskıların, gençliğin piyasanın dişleri arasına atılmış olmasını fark etmesin diye verilen "narkozun" etkisinin azalmasıyla bu dişlerin açtığı yaraların gençlerin canını daha çok acıtmaya başlamasıdır. Dolayısıyla da sorunlar eski olduğu halde, sorunların bu ölçüde can acıtmaya başlaması, bu acıtmanın artık lise öğrenimi yapan gençleri de kapsayarak genişlemesi "yeni" dir.
Başka bir söyleyişle, gençlere sunulan; "Yarışın, hak eden kazanır, kendini kurtarır" hayali iflas etmiştir. Çünkü her gün daha iyi görülmektedir ki; düzenlenen yarış (kapitalist rekabetin gençlere yansıyan yüzü) iyi olanın kazancağı değil, çok büyük çoğunluğun mutlaka kaybedeceği bir yarıştır. Üstelik bu yarış adil olmayan, hatta her sınıftan gence ayrı kuralların geçerli olduğu bir yarıştır ve bunu gençler yeni yeni anlamaktadırlar.
Bu tepki Fransa'da milyonlarca gencin sokaklara çıkarak haklarını savunması biçiminde yansırken, Türkiye'de çeteleşme, yasadışı yollardan kendini "kurtarma" ya da "feda etme" liselerde bıçaklı, sopalı yollarla kendisine egemenlik alanı açma biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Elbetteki Fransa'yla Türkiye arasındaki mücadele geleneğinin, tarih, kültür farklarının da bir rolü vardır. Ama asıl olarak da, gençliğin örgütsüzlüğü; gençlik yığınlarının en azından son kırk yıl içinde düşman ilan edilmesi; onun örgütsüz hale gelmesi için iki cunta, sayısız sıkıyönetimler, OHAL'ler çalışmıştır. Sonuçta işsizliğin, eğitimsizliğin, yoksulluğun, geleceksizliğin pençesindeki gençlik yığınlarına, bu sorunlarla boğuşmak için tuzu kuruların masa başı icadı olan ne idüğü belirsiz "sivil toplum kuruluşları" ile bireysel kurtuluş yolu olarak çeteleşme ve yasadışı yollardan "hayatını kazanma"seçeneği kalmıştır.
Başka bir söyleyişle; bugün sorun diye karışımıza çıkan çeteleşme, yasadışı yollardan kurtulma yönelişleri, bıçaklı, sopalı kavgalarla "var olma" çabasını; kendi talepleri etrafında mücadele edecek gerçek bir örgütlenme yaratmasına fırsat verilmeyen, bu yolda attığı adımlarına en büyük şiddetle karşılık verilen gençliğin tepkisi olarak görülmesi gerekir.
Sorunun çözümü de buradan; gençliğin kendi talepleri etrafında örgütlenip mücadele eden toplumsal kategori olarak kendisini ortaya koymasından geçmektedir.
Bu da egemenler için bir "tehdit" tir. Ama, sorunun hem gençliğin hem de egemenlerin lehine bir çözümü de yoktur. Tersine; çözümlerden birisi egemenlerin işine gelirken öteki kaçınılmaz olarak onların çıkarlarıyla çatışacaktır.
Türkiye'nin egemenleri; gençliğe saldırarak, onu kendi sisteminin uyumlu bir parçası haline getirmeyi başlıca amaç edinmiştir. Ve onun bu çabaları bugün "sorun", "açmaz" denilen duruma yol açmıştır. Bu görülmeden ve anlaşılmadan hiçbir gerçek çözüm tartışılamaz.
Bu yüzden bugün gençlik sorununun en temel yanı; gençliğin kendi talepleri etrafında bir toplumsal kategori olarak sınıflar mücadelesindeki yerini almasıdır. Elbette bu mücadele de, Türkiye'yi yönetenlerin gençliği kendi içinde bölerek; birbirine karşı kullanmasına karşı mücadeleden; gençliğin parasız ve demokratik bir eğitim, iş ve gelecek güvencesi mücadelesiyle birleşmesi, demokrasi mücadelesinde ve antiemperyalist mücadelede ve nihayet sömürüsüz ve baskısız bir dünyanın kurulması mücadelesinde yer almaya yönelmesiyle ilerleyecektir.
Egemenlerin hele de yaşlı kuşakların gençliğe; "lapayla beslenen bir geri zekalı muamelesi yapmaya" devam etmesi, ona "hazır reçeteler" sunması, gençliğin sorunu olarak ortaya çıkan ama aslında egemenlerin ve yaşlı kuşakların dayatmalarına tepki de olan bugünkü durumu daha da kötüleştirecektir. Zaten sunulan reçeteler de; "din eğitimi", "daha çok denetim ve kontrol", "eğitimin koşullarının ağırlaştırılması","cezaların artırılması" gibi "zaptiye" kafasıyla biçimlendirilmiş önlemlerdir.
Bu yazı elbette tüm Türkiye gençliğini bağlamaktadır. Bizde bu ülkenin emekçi çocukları olarak olaylara doğru pencereden bakmayı bilmeli ve saflarımızı belirlemeliyiz. Tüm Bahadınlı genç arkadaşlarıma sevgi ve saygılar.
12.04.2006
Mehmet AYDOGDU/BAHADIN
SANAL BIR GECE
8 Mart "Dunya Kadinlar gunu"Hollandanin,Lahey kentinde,11 Mart
Cumaertesi aksami,80 kisinin katilimiyla,Bahadinlilar birarada kutladi.
Butun katilimcilarin %80 i,konusmaci,koro grubu,ozani,sazi-sozu
Bahadinlilardan olan bir aksamdi.Dahasi;yemegi,ickisi,halayi,sohpeti,
sakasi,kahkahasi,esprisi,fikarsi hepsi bizden olan biz Bahdinlilardi.
Hani salon olunca,zaman da aksam olunca,Bahadin dogasini hic hissetmedik.Cunku: sagimiz-solumuzda oturanlar komsumuzdu,akraba ve dostumuzdu...
Her masada,hesrkesin sohbeti icinde Bahdin yasandi.
Haydar Demirel`in,kizi,Sebehat Akkiraz`i aratmadi,Birol Aydogdu`nun sazi da,Arif saga yi aratmadi.Aratmadi. Cunku;bizimdi onlar.
Ibrahim Eroglu,Nazimi,Bektas Tosun,devrimci anlayisi,Cumhur Demirel,siyaseti artamadi.
Bayanlarimiz,haklarini bildiklerinden emindi...
Birtek,adres farkliydi! Bahhadin da,Kulturevimizde olsaydik daha mutlu olcaktik.
Cunku;ancak dagilirken farkina vardik,farkli adreste oldugumuzun.
Ayildik birden,ickilerde unutturamadi,cogorafya farkliligimizi.
Yine uzaklastik birbirimizden.
Ama yureklerimideki Bahadini yine yuregimize gomerek,ayrildik cikarttik o,dortduvar arasindan,Bahadin havasini.
O,geceyi canli yasadik ama,dogalligi olmayinca,sanal bir geceydi yinede...
Iste, dostlar; Ayri olsakda,ayni dusnmek,Bahadini dusunmek ne kadar guzel,Bahadin da olmadanda.
Kemen attim
Hasrete tutunmak icin
3600 km kadar uzun
------------------------------------
Kement atmaya gerek kalmadan,kimse kimseden ayrilmadan,Bahadinda istihdami yarata bilmemin kosullarini olusturmak gerektigini,ancak ayri kalanlar daha iyi bilmelidir.
Ayri kalanlar daha cok dusunmelidir ki,nasil bir IS alani yarata biliriz,Bahadin da?
Onyil sonra cok gec olacak,yeni nesillere bunu anlatmak...
Simdiden bir daynismaya daha ihtiyacimiz var,Bahdin icin...
Yozgata da,Unverste gelirse,neyimiz eksik olacak baska yerlerden? Baska ulkelere gitmeye,hasterlik cemeye gerek kalacak mi? Yada can-cana,yan-yana olmamak icin baska ne neden kalacak ki?
Belki,tam yazamdiysam da kafamdaki,dusunceleri,sizlerin anlayacagi inanciyla,herkesi kucakliyorum.
30 Mart 2006
Bektas Tosun Hollanda
Not: 30 Mart Kizildere Katliamini,birkez daha naletliyor,Mahir
ve yoldaslarini birkez daha aniyorum.
ZORLASAN SÜREÇ
Dünyali insanlar,`artik tek çikar yolun kendilerini korumak oldugu`
gibi bir anlayisa mi büründü acaba?...
Yasdigimiz dünya sorunlari öyle çogaliyor ki, global anlayisin, somurude sinir tanimaz emperyalizmi... Degil ülke devrimcileri,dünya devrimcileri de simdi devrim yapsa, bir asirda zor çozeceklerdir bu sorunlar yumagini!
Bu demek oluyor ki; duyali insanlara daha cok gorev düsuyor.
"Devrim hemen simdi, soyalizim hemen simdi" diyecek kadar da vahim bir sureçteyiz. Yarin cok gec olacak.
Tahrip edilmeyen ne kaldi ki?
Insanlarin onurlarini da tahrip ettiler. Kaç onurlu kaldi, kaç onurlu direnebiliyor bu vahim olaylar karsisin da? Helede ayri duruslar kimin isine yariyor?
Bu tahrip oluslarda payimiz yok mu? Doganin tahribinde, sosyal iliskilerin, evrenin tahribinde, hayvanlarin, çocuklarin dunyasinin, aile ilsikilerinin tahribinde?
Tahribatin girmedigi aln mi var?
Subujektif olaylarla dünya halklarini, suni gundemlerle oyalalerken pazar paylasimcilari, kendimizi futbolsahasinda ki seyircilerden farksiz göruyorum. Kimi, Muhammed karikatürleriyle yikip yumarken,kimileri buyük paylarin pazarliginda.
Kapitalizmin sömurgeci anlayisindan gelen yeni yayilimacilik degil.
Amarikayi`yi, Avusturalya`yi, Güney Afrika`yi, Asya`yi islaklleriyle çok deyimli ve gaddar bir geçmisi vardir. O,zamanala bugün arasinda ne degisti? Altinin yerini petrol aldi, krom madeni aldi.
Isgallerde ve sömurude asirlarir ne yapmislar ve biz ne yapiyoruz simdi?
Asirlarin suclusu sadece onlar mi? EVIN NE KADAR EMNIYETLIYSE HIRSIZA KARSI, VATAN DA O KADAR EMNIYETLI OLMALIDIR EMPERYALIZME KARSI sozumu yillar sonra yine tekrarlamak isterim.
Duyali insanlar, artik tek cikar yolun kendini korumak oldugu gibi bir anlayisa mi burundu acaba?
Ya çocuklari, ya gelecek? Kendini korumak mücadeleden gecer, alanlara çikmaktan gecer, güçlu bir iletisim kurumu olusturmaktan geçer... Kendi analyisimizi artik TV ile duyurmaktan baska seçnegimizin kalmadigi bir surecin de bu gercegi,yani birlikte (Türkiye solu olarak)TV olusumunu dayattigini da bilmekten gecer.
Ne kadar TURKIYE sol gucleri varsa bunu basarmali,basarmak icnde büyuk çaba vermelidir. Bu olusum, kitleleri harekete gecirmek, dogrulari duyurmak, kirli ve insana onurunu zedeleyici, kangren haline getirici çirkin dosya ve mellerini aciga çikartmak icin gerekli.
Hemen simdi.Yarin çok geç olur.
Sevgilerle
19 Mart 2006
Bektas Tosun /Hollanda
Not: Bu yazi,Avrupada aylik olarak yayimlanan "Yasanacak DUNYA"
gazetesinin mart sayisinda yayimlanmistir.
KAYIP ETTIKLERIMIZ
Sevgili dostlar.Yasadigimiz ulke,Turkiyede neleri ve hangi degerleri kayip ettigimizi dusndukce,yok olup tukenisimizi goruyorum ilerde.Düsünüyorum ne kayipetmisiz diye!
Doga tutkumuzu,su tutkumuz,gunese olan sevdamizi unutup,ruhsal bir anlayisla,beyin curutuyoruz.Toparga egilirken saygiyla egilirdik,SU yu,dogayla islerdik,yapilarimizin oncephesini,doguya baktir,aksamlari ayin guzelliginden haz alirdik.
Bir yilan gorsek o,bolgenin bekcisi sanarak oldurmeye kiyamazdik,canlilara saygili olurduk.Topraga tohum ekme yarisina gider gibi,her seyimiz toparkdan beklenir,suyla beslenir bilirdik.
Imece yoluyla calisir,gonuller alirdik.
Komsu kiymeti,dost-akraba degerleri onde gelirdi.Bunlari yapmak icin ne Allah korkusu vardi nede din...
Enerjimizi dogadan alirdik.Dusunurduk,bururduk.
Doganin diyalektik yartama,buyume ve dusunme gucune iannirdik.
Doganin dogurganlik gucu bizi yeniler,enrji dolu bir yasam icinde olurduk.
Yasam,yasamdan uretilir.Doga yasamin kendisi bizlerde urunleriyiz.
Yani biz Dogadan gelen bir maddeye ayit,dusunen birer varlik olarak yasariz.RUH ise duygusalligi one cikartan,akil ve mantigi geri plana iten bir kavram oldugundan,Tanriyi,bir korku urunu gibi gosterip,bizim severek algiladigimiz bir anlayistan uzaklatirmaya yarmistir,Ruh.
Bilim ve akil,batini ve zahiri,coktan terketmis bir toplum haline gelmis ve ilerde de cok daha buyuk bitis ve tukenislere dogru gitmekteyiz.
Akla uygun olmayana inanmak,temelsiz ve gerceksiz olana inamak,insan kimligini boya ile boyamaktan baska birsey degildir.
Herseyin dogada mevcut oldugunu biliyoruz.Enerjimizide dogadan aldigimizi biliyoruz.
Ama bulus ile bilnci biraraya koyamiyoruz.Yada,artik koyacak dusuncenin,mantik yolunu kayip edip,Ruh yoluyla yasama basladik.
Iste kayip ettigimiz,etmeye gunbe gun yaklastigimiz,kendi kultur ve inancimiz olan, Mantik yolu,Alevilikten,Kizilbasliktan uzaklasmis,Din adi altinda,hummetciligi-Kullugu-basit ve zahmetsiz bir yasam sureceine dogru suruklenmekteyiz.
Inac,cok buyuk bir felsefedir.Akil yoludur.Doganin diyalektigini bize sunan,anlayisinda,dogandan alan bir dusunce kavrami olarak,her zaman var olacaktir.
Dinde bu felesefenin icinde bir tapma bicimidir.Evet bizde tapariz.
Biz Aleviler,dogaya,suya gunese,tapariz.Hemde canimiz pahasina tapariz.
Cunku; onlarsiz yasamayiz.Toparksiz,susuz,gunessiz bir yasam dusunulemez.Onun icin tapariz.
Ama,Inancimiz farklidir.Dunya gercegine inan,merkezine INSAN koyan,Kuarnin,kurtaranin isnan olduguna inanan bir inanc yolumuz var.
Yunus derki-her ne varsa su alemde,hepsi mevcuttur ademde- der.
Nesimi de -Enel-hak (Tanri benim) der.
Yunusun dedigi gibi,herseyin dogada olusu ve tanrinin insanda olusu olan,bu guzel felsefeden uzaklasmak,akilin,mantigin ve doga diyaletiginin temel anlayisina aykiridir.
Iste,kayip ettigimiz degerlere bakinca,kimlerin isine yaradiginida goruyoruz.
Artik,elele verip,kendi inanc felsemizi ne pahasina olursa olsun,diger inanclarada saygili olarak,yan-yana yasamanin cabsina cok ciddi bir sekilde girmemiz ve zaman kayip etmeden girmemiz gerkir.
Bu yol,Bahadina laik olacak,genis capli bir INANC ve KULTUR merkezinin yaptirilmasina baslayarak ilk adimi atma yolu olmali.
Cunku;Hz.Ali yi unuttuk,Imam Huseyini unttuk,Toraga saygiyi,Suya saygiyi,Gunese saygiyi unuttuk.Merkezimize koydugumuz INSAN i unttuk.Kendimizi unuttuk.Donek olduk,yalanci olduk,ikiyuzlu olduk.
Pir Sulatnin Yolundan donduk,Huseyinin direnisinden donduk.
Haci Bektas Veli nin,Hosgru anlayisindan donduk.
Ataturk un,Devrimci,cizgisinden donduk,Bagimsizlik cizgisinden donduk,Halkcilik cizgisinden donduk.
Biz kim olduk? Biz neyiz? Bu sorulari sormamin zamani geldi de geciyor bile.
Dogurgan topragi olan,bize akil yolunu veren O,Bahadin topargini yine sevecegiz,suyu duayla icecegiz,Gunesine saygi duaycagiz.
Ama once,merkezimize koydugumuz INSAN i sevecegiz,kendimizi sevecegiz.
Bu guzel dileklerimle,bu yazimida noktalamis olayim.
Saygilarimla
Bektas Tosun / 17 Subat 2006 Hollanda
SITE SORMULUSU VE ILGILI DOSTLARA.
Sevgili genclik.Arka arkaya siteler olusuyor.Cok guzel.sevindirici.
Dilerim iceriginide zengin yaparasiniz.
Yalniz.Artik Bahadini asan ve genisleyen bir Bahadin oldugunuda bilelim.
Artik,mahallesi olarak,Bahadin sinirlari dahiline giren yada girecek olan Salur,Sungur,Gumuskavak ve Tatli ininda birer oz gecmisi,
katilim gerekcesi, oralari yansitan resimler,muhatarlik telefonlari,
v.s bazi seyleride sitemizde gormek isteriz.
Isterizden ote ayri-gayri yapmadan,beraber oldugumuzu,bir butunluk olusturdugumuzu,acimiz,sevincimizi beraber payasacagimizida bilmemiz gerekir.
Ankarada olusumu suren (bir tuglada sen koy) kampanyasi disinda birakilmamali. Dusnceleri alinmali.Ankarada yasayan,yeni Mahellemizden olan (Yani kasabanin yeni mahallesi olarak katilmis koyluleri) Kasaba halki olarak algilanmalidir artik toplantilarimiza da cagirip,ortak hareket edinmelidir.
Bunlar belkide yapilmistir.Ama siteyede yansimali.
Beldiyeye dusen bazi sorumluluklar olsada,siteye yansimasini saglamaliyiz.
Bazi detaylari cok iyi degerlendiremedigimiz olmustur.
Ama bundan sonra butunluk icinde olunmasinida bilerek hareket etmeliyiz.
Bu genclik icerisinde,bu mahalelerden (yeni katilan koylerden) genclerin olupolmadigini bilmiyorum.Ama olamsi zenginliktir dununcesinide silerle paylasmdan edemeyecegim.
Bu konuda yazilacak cok sey var ama,simdilik bu hatiraltmayla ve gerkli oldugu icin kisa kesmek istiyorum.
Sevgi ve hasretle.Bektas Tosun Hollanda
24-01-2006
NOT: Bu vesileyle Ugur Mumcuyu, birkez daha aniyor,anisi onunde saygiyle egiliyorum.
YAYINLANAN YAZILAR, YAZARLARININ ŞAHSİ GÖRÜŞÜDÜR.
TÜM YAZI VE RESİMLER PAYLAŞILMAK İÇİNDİR, İZİNSİZ KULLANILABİLİR, ANCAK KAYNAK GÖSTERİLMESİ ETİK OLACAKTIR.
|
|