bahcelikkoyu.sitemynet.com
BAHÇELİK KÖYÜ TARİHİ ÇİFTLİK KADASTRO MAHKEMESİNDE KÖYDEN HABERLER HEMŞEHRİ SİTELER YERALTI ZENGİNLİKLERİ MEKTUPLARINIZ VE CEVAPLARI ADINI SEN KOY... FOTORAFLAR ESKİYEN FOTOĞRAFLAR DEYiMLERiMİZ MASAL VE FIKRALAR

MEKTUPLARINIZ VE CEVAPLARI

signature_001hkh.gif

Anket

Sitemi kimden öğrendiniz?
Arkadaşımdan
Reklamlardan
Arama sonucunda

Konuk Defterim

Ad,Soyad:

E-mail:

Web Adresi:

Mesaj:

wq.jpg

sana bir tavsiye
3 kuruşluk insanlara 5 kuruşuk değer verme
kalan 2 kuruşa seni harcarlar
bunu hep aklımda tutuyorum

Mesaj Tarihi: Çarşamba, Temmuz 3, 2002
Mesajı gönderenin adı soyadı: Necip ÖZTÜRK
Mesajı gönderenin İlçesi/Beldesi/Köyü: Bahçelikköyü/Torul/GÜMÜŞHANE
e-posta: noztur@eie.gov.tr
Telefonu: 0212 295 52 46(İS)
İleti Gönderilen Dernek veya Kişi: GENEL
Şarkışla KÜMBET KÖYÜ
Mesajlar: Ben gümüshane iline bagli torul ilcesinin "bahçelik köyündenim"Ankara da yasiyorum.Atalarımızın "gümbet" dolaylarından geldigi dedelerimiz tarafindan rivayet edilmektedir. Sülale olarak da "zaimoglu" denilmekteymis.Yine Torula bagli Kadirli Köyünden su anki bahcelik köyüne gelmisiz. Kadirli Köyünde hala "zaimli" denen bir yer mevcuttur.
Ögrenmek istedigim sudur: Gümbet bölgesinde veya o yörede baska bir yerde de "zaimoglu" sülalesi, ailesi mevcutmudur. Hatta "Haytalar" olarak da isimlendirilmekteler.
Bu konuda yardimlarınız için simdiden tesekkür eder, saygilarimi sunarim

KADASTRODA AKIL ALMAZ OYUNLAR!...

Bu başlık aslında bu şirin köyümüz için biraz ağır kaçar, farkındayım ama inanın aşağıda anlatacağım yaşanmış öyküyü okuyunca "BUDAMI OLUR PES YANİ" diyeceğinize eminim..
Efendim yıllardır beklenen kadastro çalışmaları, köyden seçilen (sözüm ona) ehli hukukun ehli hukukluğu ile başlar. Bizimde elinizin artığı bundan 50-60 yıl önce köy merasndan açma 5-6 dönümcük zilliyetten bir yerimiz vardır. Bu yeri ortaklığına amcamın oğlu eker biçer, bir kısım mahsulünden bizede gönderir.

await_1_.gif

TORUL'UN KÖYLERİ
1.AKSÜT
2.ALINYAYLA
3.ARILI
4.ARPALI
5.ATALAR
6.BAHÇELİK www.torulbahcelikkoyu.com.tr.tc/
7.BUDAK
8.BÜYÜKÇİT
9.CEBELİ
10.DAĞDİBİ
11.DEDELİ
12.DEMİRKAPI
13.GÜLAÇAR www.gulacar.azbuz.com
14.GÜMÜŞTUĞ http://www.gumustug.com/
15.GÜNAY
16.GÜVEMLİ
17.GÜZELOLUK
18.HARMANCIK
19.HEREK
20.IŞIK www.isikkoyu.diyari.com
21.KALECİK
22.KOCADAL
23.KOPUZ http://www.kopuzkoyu.com/
24.KÜÇÜKÇİT
25.KİRAZLIK
26.KÖSTERE
27.TOKÇAM
28.UĞURTAŞI
29.YALINKAVAK http://yalinkavak.tripod.com/
30.YEŞİLKÖY
31.YILDIZ
32.İLECİK
33.İNKILAP www.musalla.com.tr.tc
34.YURTKÖY
35.YÜCEBELEN http://yucebelen.sitemynet.com/
36.ZİGANA http://www.zigana.org/

dongul.gif

SORU:
MUSALAR KABİLESİ SİTEDE NEDEN YOK?
NEŞE ÇETİNKAYA/ANKARA

siteyi bulduğumda çok mutlu oldum.ankarada yaşıyorum.çocukluğumdan beri
tatilleri geçirdiğimiz tek yerdir gümüşhane.bahçelik köyüyle ilgili
yazıları da okudum ancak musalarla ilgili değpirmenimiz dışında hiç birşey
bulamadım halbuki köyün en eski ailelerindedir benim ailem...yanlışşıkla
unutulfuğunu düşünerek gereğini sizlere bırakıyorum..teşekkür ederim.

CEVAP GELDİ

önerileri ve uyarıları dikkate aldığınız için teşekkürler.musalar gibi köklü ve köyün ilklerinden olan bir aileyi unutmanıza bir anlam verememiştim.her neyse ilgilenmenize ve yanlışlığı düzeltmenize sevindim.teşekkürler.

CEVAP: HERŞEY ZAMANLA YRİNE OTURACAK

sitemize gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim..
bir köy sevdalısı olarak çıktığımız bu yolda sizinde belirttiğiniz gibi, elbetteki eksiklerimiz vardır. Ancak bu eksikliklerimiz elimizde yeterli bilgi yokluğundan değil, zamandan kaynaklanıyor. Sanıyorum ki önümüzdeki günlerde musalarla ilgili detaylı bilgiler sitemizde yer alacak. Ama bir coloşhane sevdalısı olarak sizlerden de destek bekliyoruz...
bir anı, bir kaç eski veya yeni resim, sizin ve dolayısı ile bizim gibi gurbette olan coloşhanelilerin mşterek bir şeyleri paylaşmasına vesile olacaktır...
İlginizi bekliyorum...
en derin saygılarımla...
Not: bizim hazırladığımız ve çeşitli ulusal tv lerde yayınlanan, 30 bölümlük gümüşhane belgeselinin coloşhaneyi işleyen bölümü yakında sitemizde yayına girecek...
www.belgesel.tv.tr.tc

YAZI:
TAŞI TOPRAĞI ALTIN
OSMAN AYHAN/izmir

Sayın İlyas YILMAZER
Değerli hemşerim, Ağbim..
Bugün, http://www.torullular.net/ sitesindeki Torul ile ilgili yazınızı okudum. Ne zaman yazmışın bilmiyorum ama hakikaten çok etkilendim.
Bende Soğuksu Köyündenim (Goğsi), 1962 doğumluyum.. O topraklarda doğup büyümek bence çok büyük bir şeref. Gerçekten taşı toprağı altın olan memleket orası..
Bu yazınız için size teşekkür ediyorum.. Saygı duyuyorum ve de başka çalışmalarınıza da denk gelmeyi umuyorum..
Sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam diliyorum..
Osman AYHAN (SMMM-Baş Denetçi)
Batı Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş.
e-mail: osmanayhan@batiymm.com.tr
web : www.batiymm.com.tr

CEVAP:
MAKALEYİ BU SİTEYEDE ALDIK
TORULLULAR OKUSUN DİYE

CEVAP:
Sevgili hemşehrim, aslında coloşhaneli değilsin ama bir başka hemşehri sitede yazdığım makaleye etkilendiğini yazdığın için size cevapı bu siteden veriyorum.
Memleketimizin taşı toprağı altın sözünüze katılıyorum ama bu altın ve gümüş dolu topraklarımız hiç bir zaman hak ettiği noktaya gelememiştir.
Sözünü ettiğin makale sanırım tam bu noktayı ayrıntısıyla anlatıyor. Ama istersen diğer ziyaretçilerde bu makaleyi burada okusunlar.
olmazmı?
İşte makale....

Torul


Deli deli akan Harşit suyunun tam düzlüğe çıktım, rahatladım dediği eğimin sol yamacına doğru, arkası arkasına dizilen yöresel evlerden meydana gelmiş şirin bir ilçedir Torul. Trabzon limanını Mezopotamya'ya bağlayan tarihi baharat yolunun buradan geçmesi, Torul'u Torul yapan unsurların başında gelmektedir. Yolun bereketi sayesinde, çevresi dağlarla çevrili bu muhkem yer sürekli cazibe merkezi olmuştur.

Ama biz biliyoruz ki; bu yurt M.S. 3. yy. dan itibaren bölük pörçük de olsa Orta Asya'dan gelen Türklerin yaşamaya başladığı, M.S.1100 'lerde de Çepni boyunun kalelere yerle ştirilmeleriyle geliştiği ve Selçuklulardan itibaren 15.yy. sonlarına kadar Türk beyliklerinin at koşturduğu ve nihayet Fatih Sultan Mehmet ile tamamen Osmanlı toprakları olmuş, öz be öz bir Türk yurdudur.

Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar geçen süreçte ise, Yörenin yeraltı ve orman zenginlikleri nedeniyle Bab-i alinin ilgi odağında kalmıştır. Ama Osmanlının ilgisi sadece bu kadardı. Zira bu yöreden elde edilen maden ve orman ürünlerine dayalı gelir sürekli başka bölgelere aktarılmıştır. Bunun sonucu olarak hayvancılık ve tarımla uğraşan kesim, ihmal edilmiştir. O nedenle Torul bir gurbetçi cenneti olmuştur. Osmanlının bu tutumu Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Beylikler dönemi Osmanlı ile birlikte sona ermesine rağmen, bu yöredeki otorite boşluğundan yararlanarak kendilerine beylik payesi biçen kendi çapında (burada isim zikretmeyim, kendi soyunun düzmece tarihini Torul tarihiymiş gibi yutturmaya kalkanlar alınmasın) beyler türemiş ve dolayısı ile yörede yaşayan halka kan kusturmuşlardır.

Kurtuluş savaşı, tüm ülkemizde olduğu gibi bu yörede de bir dönüm noktası olmasına rağmen, Torul ve çevresi, Cumhuriyetin nimetlerinden hiç bir zaman tam olarak yararland ırılmamıştır.

Ağır başlı, uyumlu, halkı her zaman devletin yanında yer almasına rağmen, Devlet bu yöreyi sürekli üvey evlat gibi görmüş, dahası devaml ı gurbetçili ğe-göçe itmiştir.

Bunun sonucu olarak gerçek Torullu, Torullu olarak memleketinde değil de başka bölgelerde memleket hasreti ile yaşamakta, çocuklarına memleket kültürünü aşılayamamaktadır.

Her neyse, gerçekleri yazarak fazla karamsarla şmayalım, birazda tozpembe güzelliklerine değinelim Torul'un (Tozpembe diyorum, zira tanıtımı hiç yapılmamıştır.)

Limanıyla, üniversiteleriyle, havalimanıyla geniş sokakları ve irili ufaklı yüzlerce sanayi kuruluşu ile çağ atlayan Trabzon'dan Zigana platolarına doğru ayrılan Gümüşhane karayolunu takiben ilerlendi ğinde derin vadileri, ye şille süslü yamaçları geride bırakıp Tünel girişine varırsınız. Bu tünel Gümüşhane ile Trabzon'u bir biriyle birleştirdiği gibi, ayrı iklim kuşağında bulunan iki coğrafyayı da bir biriyle buluşturur. Üzerinde bulunduğunuz karayolu ise, eski çağlarda medeniyetleri buluşturan tarihi baharat yoludur.

Kısacası, o anda bir buluşma noktasında sayarsınız kendinizi. Hatta bir de ğiş tokuşun içinde. Karadeniz 'in Nemli havas ıyla, Torul'un yayla havasının değiş tokuşu Ciğerleriniz bayram yapar derken loş karanlığın içine doğru süzülürsünüz. İlerde bir nokta gibi beliren kap ıdan yayılan ışık huzmesi, aslında zaman içindeki yolculuğunuzun başlangıcıdır. İlerledikçe ışık büyür ve önünüze ap ayrı bir coğrafyayı serer. Kıvrıla kıvrıla inen kara yolu, ilerde Harşit suyuyla yarışırcasına yan yana uzayıp gider. Daha geride Canbol'lar ve balaban silsileleri ufukta erir. Sisli vadi yamaçlarına kurulmuş köyler takılır gözünüze. Bir çoğu terk edilmiş evler, bacası dumansız, ahırı hayvansız, sürüsü çobansız köyler. Bostanından patates söken nineler, omuzun da yük taşıyan yaşlılar dikkatinizi çeker. Tam tekmildir yaşlı köyler yıkık dökük evler, gençleri gurbet ellerdedir

İleride Torul kalesi tarihin derinliklerinden selam verir size, karşısında yaşamayı başarmış yorgun argın eski Torul konakları zar zor ayaktadır. Betonlaşma, kangren gibi sarmış o eski Ardasa sokaklarını. Tahta masalı kahvehaneler, odun ateşiyle kaynayan tavşan kanı çaylar yerini bir başka kültürün kollarına atarak gelenek erozyonuna uğramış gibi

Cumbalı kaç ev kaldı diye çevreye göz gezdirirsiniz. Eski hükümet konağını, askerlik şubesin arar durursunuz bu yitik şehirde. Yerli yerinde duran iki şeye rastlarsınız sonunda. Birincisi; Harşit 'in üzerinde ki kemer köprü, diğeri de; köprünün üzerinde n suyu seyreden ter temiz, dürüstlük timsali Torullulara

Her çağda, kendine seyirci bulur Harşit.. Hiçbir işe yaramadan akıp giden bu su, kendisine loca saydığı Torul köprüsüyle buluşunca seyirlik olmanın tadını sürüyor belli ki. Kızdığı, hatta azıp can aldığı da oluyor zaman zaman hiddetinden. Ama kim anlıyor ki onun dilinden. Ne toprakla buluşturulup dağ taş sebzeye dönüştürülüyor, nede ekonominin bir başka alanında çevirecek çark, üretecek ürün için değerlendiriliyor Harşit suyu

Torulluya sadece seyretmek düşüyor!... Onların çocuklarına, belki de çocuklarının çocuklarına da!... Torul yerinde sayarken, başka memleketleri aydınlatsın diye baraj yapmak neye yarar burada yaşayan için!...

Pazartesidir o gün. PTT ile Harşit suyu arasına sıkıştırılmış Torul pazarı, yöre insanının neler yapabildiklerini sergiledikleri tek alan dır burası. Tereyağı, peyniri, balı, sebzesi, meyvesi kısacası köylerde ne yetişiyorsa her şey burada değiş tokuşa çıkarılır. Köylü ürününü satar, elde ettiği üç-beş kuruşla yettiği yere kadar nakit, yetmiyorsa borca diğer ihtiyaçlarını görüp doğruca köyünün yolunu tutar

Pazarcı ise, bir başka yörede davrandığı gibi davranmaz burada. Bilir ki; yöre halkı namus sayar sözü. Veresiyeler tek bir söz üzerinedir, alış verişlerde. Günü gelince borç verilir ve söz tutulur Torul da.

Pazartesiler adeta bir bayram havasında geçer Torul'da.. Kahvehaneler dolar taşar o günleri. Selamlaşmalar, hasbıhaller öğlen namazına kadar sürer. Namaz sonu ihtiyaçlar görülür ve köy postalarına yerleştirilir. Devletle olan ili şkilerde bu günlerde yapılır. Tebligatlar, mektuplar, dilekçeler, vergiler vs. her şey bu güne sığdırılır.

Pestili, kömesi bir başkadır Torul'un. Patatesinin ise tadına doyum olmaz. Ama sadece tadımlıktır. Zira devlet desteği olmadığı için, her türlü ürün burada tadımlık denecek kadar az üretilir. Zaten fazlasını üretecek nüfusta kalmamış köylerde

Köyler, köylü Türk toplumunun yaşam kaynağı durumundadır. Geleneklerimizin, göreneklerimizin yaşatıldığı, hormonsuz ürünlerin yetiştiği, yaşam kaynaklarımızdır köyler. Torul'un köyleri ise bu kategori içerisinde apayrı bir yere sahiptir. Yeşil örtüsü, buz gibi kaynak suları, bir birinden alımlı doğal güzellikleri ilk akla gelen ayrıcalıklarından sadece bir kaçıdır.

Torul'da köy yaşamı, kış ve yaz olmak üzere ikiye ayrılır. Yazın getirdiği bereket, kışa hazırlık için depolanır. Bostanlar ekilir, ekinler hasat edilir, hayvanlar için otlar kurutulup kış için stoklanır.

Torul'un hemen hemen tüm köyleri yayla köylerdir. Coğrafyayı yaran derin vadilerin yamaç veya düzlüklerine kurulan bu köylerde, yaşam yaz aylarında arı gibi çalışarak geçirilir. Ancak bu köylerinde yaylaları vardır. Bu yaylalar köylerden daha yükseklerde, dağ platolarındadır. Yazın, köy işleri bitince sıra yayla işlerine gelir. Yaylalara çıkış renkli şenliklerle kutlanılır. Sıra sıra horonlar tutulur, yemekler yenir, eğlencenin doruğuna ulaşılır bu özel günlerde. Sisi ve soğuk pınarları yaylaların vazgeçilmezleridir. Eğer bir yerde sis, yeşillik ve buz gibi akan pınar suları yoksa, o yer yayla sayılmaz

Yörede kış ayları yaşam biraz monotonlaşır. Yazları ekenekler-yayla ve ev arasında geçen yaşam, kış ayları çoğunlukla ahır ve ev arasında geçer.

Torul, doğal güzellikler bakımından oldukça şanslıdır. Canbol dağlarında bulunan buzul gölleri bölgesi, keşfedilmemiş birer tabiat harikası durumundadır. Geniş ormanlık alanları, binlerce çiçek türüne ev sahipliği yapan kırları, damlataşı mağaraları, çağlayanları, kış sporları için geliştirilen Zigana kayak merkezi tanıtılmayı bekleyen değerlerindendir.

Torul, tarihi bakımdan da antik yerleşmelere ev sahipliği yapan önemli bir merkezdir. Yazılı tarihte Hititlilerden (özellikle Baharat yolunu korumak için yapılan kaleler) itibaren sürekli yerleşme yeri olarak karşımıza çıkan yöre, arkeolojik araştırmalar bakımından da ihmal edilmiştir.

Yörede daha çok Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserler bulunur. Bu eserlerden en önemlileri çeşitli dönemlerde onarım gören ateş kaleleri, kiliseler, köprüler , manastırlar, çeşmeler ve konutlardır.

Yukarıda andığımız gibi, yörede bol bulunan maden ve orman kaynaklarını değerlendirmek için bölgeye yerleştirilen gayrimüslim nüfus, 1930 lara kadara varlığını sürdürmüştür. Salnamelerden de anlaşılacağı üzere bu nüfus, maden ve orman ürünlerinin işletilmesi azalmaya başladığı Cumhuriyetin ilk yıllarında becayiş yolu ile asıl memleketlerine geri dönmüş , bunların kullanımında olan tarihi yapılar ise yıkılmaya terk edilmiştir.

Sonuç olarak; Torul dedikleri, tarihten günümüze kadara unutulmuş topraklarda tüm varlığı ile yaşamını sürdürüyor. Bir memleket düşünün ki, nüfusunun 500 katı ekonomik nedenlerle göçe zorlanmış!...

Yine bir memleket düşünün ki; her türlü doğal, kültürel, coğrafi ve tarihi güzelliğe sahip olsunda sahipsiz kalsın!...

Tarihi kemer köprünün üzerine dizilmiş Torullular, Harşit'in nazlı nazlı akışını izliyorlar; Boşa giden yılları, boşu boşuna akan Harşit suyunda yad etmeye, yüreklerinden kopan sessiz çığlıkları, onları bu ilgisizliye itenlerin yüzüne haykırmak istiyorlar;.

Çaresizlik çare de ğil gayri diye diye...........

En derin saygılarımla

Tel : 0 535 619 83 43


İlyas YILMAZER

mrtvas@mynet.com



fil1801.gif

HANİBAL KARDEŞİMİZDEN 1 RESİM DAHA GELDİ

HANİBAL KARDEŞİMİZDEN 3 RESİM DAHA GELDİ
Coloşhane'in Toraman mahallesi adını, aslında Oğuzların Orta Asyadan süre gelip Anadolunun çeşitli yörelerinde boy gösteren ve halende varlıklarını sürdüren TORAMAN aşiretinden alır. Bu isimden yola çıkarsak, bu aşirete ait bir bölüntünün bu mahalleye iskan ettiğini varsayabiliriz. Ancak Toramanın bugünkü sahiplerinin önemli bir kısmı, zaimoğulları kabilesine aittir.
Zaimoğulları, yaklaşık 200 yıl önce Musalla Deresinde ki KAdirli köyünün Zaimoğulları yerleşkesinden ayrılarak bugünkü Toraman'a gelen Deli İbrahim adındaki bir çobandan bu yörede varlıklarını göstermeye başlamışlardır.
Bugünkü Haytalar ve Meziredeki Öztürkler kabileleri bu soydandır..
Ama zaimlinin dahada eskisi hakkında bilgi edinmek isteyen varsa bu sitenin maailine bu taleplerini iletsin...
Kesinlikle cevap verilir...........
HAnibal ve Mevlüt Öztürk'ê teşekkür ederken Gönderdikleri fotoğrafları sizlerle paylaşıyoruz...

s.jpg

Bütün karadenizlilere selamlar.

aaaaddd.jpg

asuman_yamak.jpg

volkan erdogan sanatçı dinliyoruz

_aban_yamak.jpg

Şaban Yamak Trabzon
Trabzonda yaşayan bütün yakınlarıma selamlar

hatice_ustafd.jpg

hatice asuman usta/trabzon

eqwewsssss.jpg

goruntu_163_.jpg

goruntu_164_.jpg

goruntu_167_.jpg

ÇOCUKLUĞUMUZDAKİ COLOŞHANE
__________________________
Eşeklermi bize emanetti, bizmi
eşeklere orasına siz karar verin..
__________________________
Biz o yıllarda hayatı idare ettik,
Küçücük bedenlerimizle boyumuzdan büyük işlere koşturduk. Kızlarımız, onlar daha zor koşullarda yaşadılar çocukluklarını bu topraklarda.O yüzdendir ki selvi boylu yerine bodur kaldılar tarlada bahçede ağır işlerin altına girmekten...
Onlar şimdilerin cefakar ve vefakar anneleri oldu.

Çocukluğumuz bu topraklarda geçti. Sığır çobanlığımı dersiniz, ormandan merkep sırtıyla kışlık odun çekmemi....
Değirmene biz erkek çocuklar yollanırdı, yine o uyuz eşeklerle...
Küçük olduğumuz için bazan ağbilerimize katılırdık, onlar burun büktümü yine iş bize düşerdi...
Bizmi eşeklere emanettik, yoksa eşeklermi bize orasına varın siz karar verin...
Coloşhanede erkek çocuk olupta havyana ormanlarını bilmeyen olmaz.. O yaşlarda oyun dururken büyük adam işi yapmak belkide annelerimizin çaresizliğindendi, yada babalarımızın zorunlu gurbetçiliğinden..
O yüzden hiç bir çocuk sevmezdi oduna gitmeyi.
Gün buyu süren eşekle arkadaşlığı zamanla zamanla akranlığa dönerdi. Ama asıl iş dağdan biçilen otların veya ekinlerin harmana taşınmasıydı. Hoş sadece ekinleri taşımazdık ya...
Kadınların biçtiği ot ve ekinleri, daha o minicik bedenlerimizin ağırlığı ile diz vurarak bağlardık. Tabi siz buna bağlamak derseniz.. Sap biryanda ekin bir yanda olurdu... Fındık sopasından yapılan ken yaralardı avüçlarımızın içini.. Ama olsun maksat çalışmaksa, ona katlanmak gerekliğdi. Zira kıt kanaat köy yaşamı çocukların bile çalışmasını zorunlu kılıyordu..
Kış gelince okul neşeli geçerdi. O yıllarda Alışan hoca vardı, gaddarmı gaddar... (Kulakları çınlasın)Yaramazdık, kim olsa gaddar olurdu tabi ki..
Ona rağmen neşeli geçerdi okul günlerimiz.
Kar bastırıpta yollar buz tuttumu işte o zaman keyfini çıkarırdık okulun.. Çantalarımız kızak, ayaklarımız firen, ellerimiz dümen olurdu buz yığınlarının üzerinde. Hiç kitabın ıslanacağını, çantanın yırtılacağını düşünmezdik..
Eve gelince ilk işimiz ya kar yağmışsa damları temizlemek olurdu, yada eriyen kar sularının toprak damdan sızmasını önlemek için lov çekerdik bin bir güçlükle..
Akşam yemeği, ardından çerez falan derken artık ders çalışma saati gelmiş olurdu.
Evimizde elektirik yoktu. Tabi ki tüm köyde de.
Ortada yanan yorgun sobanın çatlaklarından sızan ışık bize yeterde artardı bile. Gaz fazla gitmesin diye idare etmeyi öğretmişlerdi bize. O nedenle bütün çocukluğumuz idare etmekle geçti. 7-8 yaşlarında oduna gitmesi gereken ağabeylerimizin yerine idare ettik, okula giderken yolları yapmayan devletin yerine idare ettik, okulda olmayan hademenin işlerini yaparak hademeciliği idare ettik, evlerin damlarına, yollara yağan karları kürümeyi idare ettik.. Sığırlara bekçilik ettik, olmayan çobanı idare ettik..
Tek idare edemediğimiz çocukluğumuz... Onu hiçmi hiç yaşayamayarak hayatı idare ettik...
İşte coloşhanede böyle geçti çocukluğumuz.. Yılda bir kez ya gördüğümüğz yada göremediğimiz babalarımızın hasretiyle..
Tabi birde yokluğunu o minicik yüreklerimizde hissettiğimiz devleti....
haydi hoşça kalın...
Kim unutur coloşhanede geçen çocukluğunu..

image447.jpg

0814133045_1.jpg

Bahçelik köyü Toraman mahallesinden hannibal öztürk'ün sitemizde yayınlanmak üzere gönderdiği fotoğraf...
Fotoğrafa eklediği notta "fotoshop felan degıl çesmenin hemen yanı.
Bu fotografıda sıtenızde gorursem cok mutlu olurum.
Ilgınız ıcın sımdıden cok tesekkür ederim." diye belirtmiş...
Memleketin hangi noktasında fotoşopa ihtiyaç vardır ki.. Bu fotoğrafta da olsun..
Allah memleket için bütün güzellikleri cömertçe verdi. Bize ise sadece ve sadece onları DOYA DOYA YAŞAMAK DÜŞÜYOR...
Hanibal kardeşe teşekkürler...

download.jpg

Godil ile Hasköy arasında olunda neresinde olursanız olun. Şöyle kafanızı kaldırıp Bozkayaya doğru baktınız mı, gözünüze hep ufukta eriyen dumanlı bir tepe sülüyeti takılır. Gitmek istersiniz o yüksek tepeye. Gökyüzüne en yakın o noktaya ulaşmayı hayalinizden geçirirsiniz.
İmkansız gibi gelir size, yükseklerin hükmünü sürmek, kanat takıp tabiatın en ince ayrıntısına kadar tepelerden görmek..
Dağlar, tepeler hep usumuzda ayrılığı, hasretliği simgeler. Hep gurbet olur onun ardında
Yolları aşılmaz, ayrılanları kavuşturmaz türkülerimizde.
Hiçbir zaman tepelerin sıla olabileceğini hayalimizden bile geçirmeyiz..
Şöyle tepenin böğrüne doğru, ardı ardına sıralanmış, bulutlarla sarmaş dolaş evler. İçerisinde minareleri yükselen camileri olan, etrafı elma ve erik bahçeleriyle dolu bir sıla Evet, küçük dereye ve dahası musalle vadisini
n masmavi sularına asırlardır yükseklerden bekçilik yapan bir sıladan, bir kartal yuvasından söz ediyoruzBalabanların en yüksek noktasında bir yurttan, Coloşhanede'den

MESAJ:
bu güzel site için sevindim.mersinden kılıç ailesi(halil kılıç_osman kılıç_bünyamin kılıç)olarak tüm hemşerilerimizin 2007 yılını kutlarız.gümüşhane spor'ada basarılar.


CEVAP:
Mersin'de ikamet eden köylümüz Coloşhaneli Kılıç ailesi'nin mesajı bu. İyi dileklerde bulunup tüm hemşehrilerimizin yeni yılını kutluyorlar grup halinde..
Elbette bizde onların yeni yılını kutluyoruz...

BİZ NEDEN LAZ DEĞİLİZ?

Namı diğer Coloşhane yani Bahcelik köylüleri olarak bulunduğumuz bölge itibari ile diğer yörelerde bize laz derler!....
doğru, Köyümüzde azda olsa sonradan yerleşme laz aileler vardır. Ancak bu geneli temsil etmez..
Lazlar temelde 2 ye ayrılırlar:
1'incisi ARIYAN ırkından olanlardır. Bunların menşeei Pontus devrine kadar iner.
2'incisi ise m.s.11.yy. prenses tamara tarafından getirilerek özellikle ticaret yollarının korumasını sağlayan kalelere yerleştirilen Çepni türkleridir.
Yukarıda da belirttiğim gibi, bu iki katagoriye uyan bir veya iki sülale vardır köyümüzde.
Gelelim geneli teşkil eden köy halkına:
TArihi bölümde de zikredildiği gibi, bizim köyümüz m.s.5.yy. kayıtlarında golophia adında bir pontus köyü olduğu görülüyor. Yani eski bir Rum köyüydü bugünkü Bahçelik köyü.
Selçuklu ve ardından Osmanlı döneminden itibaren bu yöreye türk aşiretler yrleştirilmeye başlamasıyla Rum nüfus zamanla azaldı, kurtuluş savaşından sonrada becaiş yoluyla son kalanlar Yunanistan'a gitmişlerdir. Buraya yerleşenler ise tamamen anadolunun çeşitli yerlerinden gelen yörük aşiretleridir. Bunlar selçuklu döneminde anadoluya akın eden özbe öz türk boylarındandır.
Zaten, bugünkü birçok ailenin geldiside bunu kanıtlamaktadır.
Öeneğin, halen musalar denilen mahalle, tarihte bahsi geçen ünlü MUSACALU aşiretinin bir koludur. Muslu gibi....
Bugün COLOŞHANE'de yaşayan veya oralı olan herkes LAZ yakıştırmasına tepki verir. Aslında lazlığın kötülüğünden değildir bu tepki.
Sadece ve sadece gerçeklere aykırı oluşundandır...

YAZINDAKİ TARİHİ DETAYLAR DİKKATİMİ ÇEKTİ:

MEKTUP:
İlyas bey merhaba Gümüşhane sitesindeki köyünüz hakkında yazdıklarınız beni gerçekten heyacanlandırdı. Bilmiyorum ne iş yapıyorsunuz, ne kadar imkanınız var da bu kadar bilgiyi derinlemesine inceleyerek bu bilgilere ulaştınız gerçekten çok merak ettim. Eger siteyi takip ediyorsan işte köyünün tarihini, veya bu şehir için toplum için ne yapıla bilir kimse bunlardan bahsetmez tırı vırı ağızlar… bende merkeze bağlı alemdar köyü (Hurdralıyım.) merkezde kalıyorum ve cumhuriyet caddesindeki köylülerini hemem hemen hep tanırım. Selamlar saygılar.


CEVAP
sevgili kardeşim açıklamanda ismini belirtmeyi unutmana rağmen ilgine çok teşekkür ederim..
Evet ben coloşhane asıllı Mersin de ikamet eden bir araştırmacıyım... Köyümle ve dolayısı ile doğduğum o çevreyle ilgili çok daha detaylı
bilgiye sahip olmama rağmen bunu kısmen http://www.bahcelikkoyu.com.tr.tc sitesinde yayınlamaya zaman buluyorum.. İlerde dahada geniş
şekliyle bilgilerimi bu sitede okuyuculara sunmaya fırsat bulursam sunacağım...
Köylülerimin c.caddesindeki kahvesine gidip onlarla tanışık olmana da sevindim... Ancak maalesef ben senin kadar bu konuda şanslı değilim.
Zira o kahvehaneye gitme zamanım hiç olmadı..
saygılar...
ilyas yılmazr..

MEKTUP:
İlyas bey merhaba, adreste ismim çıkar diye özellikle yazmadım kusura bakma. İsmim mete gözlek ssk da çalışıyorum. Daha öncede belirtmiştim Alemdar köyü (Hurda) lıyım. Bilmiyorum ama galiba uzun zamandır memleketten ayrısınız. Gümüşhane şartlarında kahvehanede tanışıp kaynaşıyor insan sizinkilerlede genelde öyle tanıştım. Salih emi ALTINOK nin muhapbetine hayranım mesala . neyse esas konumuz olan ve benim dikkatimi çeken köyünüzle ilgili yapmış olduğunuz araştırma beni çok mutlu etti çünkü o stede zaman zaman bakıyorumda kayda değer hiçbir şey yok . kendi kendime işte böyle kişiler olması, insanlara böyle bilgiler vermesi gerektiğini düşünüyorum. Kısacası sizinle tanıştığıma ve yazıştığıma çok memnun oldum. İnşallah memlekete geldiğinizde de şahsen görüşürüz. Şimdilik hoşcakalın. Selamlar.

KADASTRO ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI
SIRA TAPULARDA

Köyümüzde yaklaşık 1 yıl kadar önce başlatılan kadastro çalışmaları tamamlandı. Sıra kayıtların askıya çıkarılarak tapuların çıkarılmasına geldi..
Her yerde olduğu gibi Coloşhane de de kadastro çalışmalarına itirazlar olacak. Ancak itirazlardan ziyade tapuların verilmesi daha önemlidir...

ASKERDEN SELAM

merhaba ben torulluyum şuanda hakkari çukurcadayım komondo uzman çavuş mustafa hemşerilerime selamlar allah türkü korusun ve yüceltsin

BUZUL GÖLLERİNE İNTERNET SİTESİ

memleketimizin harükulade köşelerinden birisi olan buzul göllerini daha detaylı tanıtan site açıldı.izlemenizi tavsiye ederiz...
http://artabir.sitemynet.com

YÖRESEL KELİMELER

Abrul:Nisan ayı
Abu :Bu
Ahbun :Hayvan gübresi
Ahırı :Sonuçta
Alaf :Ot,saman
Aluç :Yabani dağ meyvesi
Anik :Ekşimemiş hamur
Atlet :Fanila
Avara :Kasım ayı
Ayahlaran :Ayaklarına kapanayım
Ayam :Hava

B

Baca :Evin tavanı
Bıldır :Geçmiş yıl
Bibi :Hala
Bitik :Bir parça
Bicimcik :Bir parça
Bipırtik :Bir parça
Boynuk :Boynu eğri
Buymak :Üşümek
Besleme :Evlatlık


C

Cağ :Örgü yapılan demir çubuk
Ceğet :Eylül ayı
Camuş : Manda
Cıcık :Yeni
Cecim :Bir çeşit kilim Cıbıl :Yoksul
Cıbız : Kel
Culluk :Hindi
Cılbırı :Bir çeşit çorba
Cıllıp :Fazla (yağ)
Cılı :Zayıf
Cırıt atmak :Koşarak uzaklaşmak
Cimcikleme :Çimdik atma
Cıt :Uç,kenar
Cücük :Civciv
Cıngıl :Çan



Çalhama :Ayran
Çaput :Bez parçası
Çar :Çarşaf
Cırnak :Tırnak
Çedene :Küçük kurut
Çiğit :Çekirdek
Çimmek :Yıkanmak
Çit :Yazma



Dadah :Çocuk yemeği
Davar :Koyun sürüsü
Dehre :Küçük balta
Dak :Şeker pancarı
Densiz :Usulüne göre davranmayan
Deyha :İşte orada
Deynek :Odun çubuk
Didmek :Karıştırmak,yünü gevşetip açmak
Dınmak :Koşmak
Doluhmak :Ağlayacak duruma gelmek
Düğlemek :İliklemek
Düğe :Doğurmamış inek



Eğiş :Hamur kesme aleti
Ecük cücük :Çoluk çocuk
Elbezi :Peçete olarak kullanılan bez
Emice :Dost,arkadaş
Emice :Arkadaş,dost,amca
Emelli :Güçlü,kuvvetli
Erfene :Masrafları ortak paylaşılan
Esvap :Çamaşır
Evermek :Evlendirmek



Farşa :Edepsiz kadın
Eşgere :Aşık,âşikar
Ferik :Küçük tavuk
Fınfırik :Çocuk oyuncağı,topaç
Fışkı :Hayvan gübresi
Foturaf :Fotoğraf
Fetir :Yufka



Gada :Büyük ağabey
Garsuk :Karın etleri
Gollik :Kısa
Gavut :Unun kavrulmuş hali
Gendüme :Dibekte dövülmüş buğday
Gıdik :Oğlak
Gıcıt :Küçük öküz arabası
Gılla :Gelincik çiçeği
Gıdılıç :Serçe parmağı
Gavar :Su arkından tarlaya açılan ağız
Gıgırt :Kancalı odun,omuzluk
Gılevlemek :Bileylemek
Gındırlamak :Yuvarlamak
Gınıhmak :Arzulamak
Gırnap :Küçük ip
Gırgıt :Cimri
Gızırik :Kızarmış
Gıyılı :Tepsi
Gobal :Değnek
Gobça :Düğme
Gocik :Mont
Goç :Ekim ayı
God :Ölçü birimi
Golot :Yağlı kete
Goşgoz :Tarla yemişi
Gorbagor :Sütü bozuk
Gön :Deri
Göresmek :Özlemek
Gudik :Köpek
Gugul :Başlık,bere
Gumbuz :Yumruk
Gurut :Piramit şeklinde kurutulmuş yoğurt
Guzzik :Kambur
Gücük :Şubat ayı
Güğüm :Bakır su kabı
Güllap :Menteşe


Halastar :Bakır kova
Halbuysam :Halbuki
Haltek :Gevşek
Haşa : Büyük çuval
Herk :Sürülmüş,ekilmemiş tarla
Haşıl :Yerel bir yemek
Hayat :Hol
Helke :Kova
Harer :Çuval
Hevlek :Tarlanın küçük kısımlara ayrılması
Hırtlik : Bol,çok(boğaz)
Hıdırgen :Yerinde duramayan
Horik :Baca
Hıllik :Eski
Hotelek :Gırtlak çıkıntısı
Hozan :Biçilmiş tarla
Hök :Ağır
Hörelenmek :Sinirlenip karşı gelmek



İki cannı :Gebe
İstikan :Çay bardağı
İşmar :İşaret
İt dirseği :Arpacık
Kahmut :Tarla yemişi
Katık :Ayran
Kal :Olgunlaşmamış
Kalik :Ayakkabı
Karakış :Aralık ayı
Kartol :Patates
Kavurga :Kavrulmuş buğday
Kelem :Lahana
Kersen :Kurut ezilen tahta leğen
Keyveni :Becerikli (daha çok kadın)
Kesilim :Güzelim
Kopçik :Sap kısım
Kınkız :Oyunda kazananın mağluba vurduğu yumruk
Kızırik :Çok yanmış
Kırtik :Küçülmüş parça sabun
Kiraz :Haziran
Kip :Sağlam
Kurun :Hayvanların su içtiği ve aynı zamanda tahıl yıkanan çeşme
Koz :Kuzu barınağı
Köstüre :Bıçak,nacak gibi aletleri bileme taşı
Kurik :Tay Kuz :Kuzey
Kuşt : Şişlik
Külek :İçine yağ konulan tahta kap
Lepüstek :Yassı,düz
Lülük :İbriklerin su akıtılan kısmı
Loğ :Bacalardaki toprağı sıkıştıran silindir taş
Mabeyn :Salon
Mal :Büyükbaş hayvanlar için kullanılır
Mangur :Hayvanların boynuna takılan ağaçtan yular
Manzilik :İnce bulgur
May :Sığıra sesleniş
Masta :Büyük değnek
Megel :Çapa yapılan alet
Merek :Samanlık
Meşebe :Su kabı
Mertek :Kalın ve uzun ağaç
Mıh :Çivi
Miltan :Gömlek
Möhkem :Kip,sağlam
Motor :Traktör
Musmar : Büyük çivi
Nahır :Sürü
Omaç :Fındıklı çorba
Pağla :Fasulye
Pahar :Çeşme
Part :Buğday yığını
Parduç :Fırın sileceği
Peke :Oturulan alçak kaldırım
Peşkir :El havlusu
Pestik :Hizmetkar Van :Hitap şekli
Peytambal :Tembel Pir :Odun dalı
Pin :Kümes
Pisik :Kedi
Poşo :Gezgin,göçmen
Pürçüklü :Havuç
Sahoyluk :Ahır süpürgesi
Sitil :Küçük yoğurt kabı
Siron :Yufkadan yapılmış bir çeşit yemek
Soyha :Kötü,işe yaramaz
Söve :Kapı penceresi
Suluğ :Eski evlerde yıkanılan yer
Süpürtmek :Kovalamak
Sürgüç :Yerleri silmeye yarayan bez
Sütlü :Sütlaç
Şoğurt :Salya
Öllemek :Çocuğu uyutmak
Şor :Çok tuzlu
Şoşartmak :Abartmak
Tar :Tavuk tüneği
Tekmük :Tekme
Tekne :Hamur yağrulan tahta kap
Terek :Raf
Teşt :Leğen Tentene:Dantel
Tevür :Türlü
Tırkıç :Çit kapısı
Tike :Bir parça,azıcık
Tize :Teyze
Tuluk :Yayık
Tump :Tarlaları ayıran tümsek
Üstencelik :Üstelik
Yıngırlama :Yuvarlama
Yöreme :Değirmende biriken un kalıntısı
Zemheri :Ocak ayı
Zırza :Kilit
Zibil :Çöp
Halastar :Bakır kova
Halbuysam :Halbuki
Haltek :Gevşek
Haşa : Büyük çuval
Herk :Sürülmüş,ekilmemiş tarla
Haşıl :Yerel bir yemek
Hayat :Hol
Helke :Kova
Harer :Çuval
Hevlek :Tarlanın küçük kısımlara ayrılması
Hırtlik : Bol,çok(boğaz)
Hıdırgen :Yerinde duramayan
Horik :Baca
Hıllik :Eski
Hotelek :Gırtlak çıkıntısı
Hozan :Biçilmiş tarla
Hök :Ağır
Hörelenmek :Sinirlenip karşı gelmek
İki cannı :Gebe
İstikan :Çay bardağı
İşmar :İşaret
İt dirseği :Arpacık
Kahmut :Tarla yemişi
Katık :Ayran
Kal :Olgunlaşmamış
Kalik :Ayakkabı
Karakış :Aralık ayı
Kartol :Patates
Kavurga :Kavrulmuş buğday
Kelem :Lahana
Kersen :Kurut ezilen tahta leğen
Keyveni :Becerikli (daha çok kadın)
Kesilim :Güzelim
Kopçik :Sap kısım
Kınkız :Oyunda kazananın mağluba vurduğu yumruk
Kızırik :Çok yanmış
Kırtik :Küçülmüş parça sabun
Kiraz :Haziran
Kip :Sağlam
Kurun :Hayvanların su içtiği ve aynı zamanda tahıl yıkanan çeşme
Koz :Kuzu barınağı
Köstüre :Bıçak,nacak gibi aletleri bileme taşı
Kurik :Tay Kuz :Kuzey
Kuşt : Şişlik
Külek :İçine yağ konulan tahta kap
Lepüstek :Yassı,düz
Lülük :İbriklerin su akıtılan kısmı
Loğ :Bacalardaki toprağı sıkıştıran silindir taş
Mabeyn :Salon
Mal :Büyükbaş hayvanlar için kullanılır
Mangur :Hayvanların boynuna takılan ağaçtan yular
Manzilik :İnce bulgur
May :Sığıra sesleniş
Masta :Büyük değnek
Megel :Çapa yapılan alet
Merek :Samanlık
Meşebe :Su kabı
Mertek :Kalın ve uzun ağaç
Mıh :Çivi
Miltan :Gömlek
Möhkem :Kip,sağlam
Motor :Traktör
Musmar : Büyük çivi
Nahır :Sürü
Omaç :Fındıklı çorba
Pağla :Fasulye
Pahar :Çeşme
Part :Buğday yığını
Parduç :Fırın sileceği
Peke :Oturulan alçak kaldırım
Peşkir :El havlusu
Pestik :Hizmetkar Van :Hitap şekli
Peytambal :Tembel Pir :Odun dalı
Pin :Kümes
Pisik :Kedi
Poşo :Gezgin,göçmen
Pürçüklü :Havuç
Sahoyluk :Ahır süpürgesi
Sitil :Küçük yoğurt kabı
Siron :Yufkadan yapılmış bir çeşit yemek
Soyha :Kötü,işe yaramaz
Söve :Kapı penceresi
Suluğ :Eski evlerde yıkanılan yer
Süpürtmek :Kovalamak
Sürgüç :Yerleri silmeye yarayan bez
Sütlü :Sütlaç
Şoğurt :Salya
Öllemek :Çocuğu uyutmak
Şor :Çok tuzlu

Şoşartmak :Abartmak
Tar :Tavuk tüneği
Tekmük :Tekme
Tekne :Hamur yağrulan tahta kap
Terek :Raf
Teşt :Leğen Tentene:Dantel
Tevür :Türlü
Tırkıç :Çit kapısı
Tike :Bir parça,azıcık
Tize :Teyze
Tuluk :Yayık
Tump :Tarlaları ayıran tümsek
Üstencelik :Üstelik
Yıngırlama :Yuvarlama
Yöreme :Değirmende biriken un kalıntısı
Zemheri :Ocak ayı
Zırza :Kilit
Zibil :Çöp

GÜL GÜZELİ.
Nichi böyle imiş sevgili hemşerimin..
Bu siteyi beyendiğini öve öve bitiremiyor..
Hemşehrilik elbetteki kolay değil. Taşından toprağından dem vurulunca vatanın...
öbür yakasında olsa insan dünyanın
bir başka atar kalbi..
aslında fıransacı ama şimdilik almancı hemşehriye sevgi ve selamlarımızı buradan iletelim de
o soğuk memleketlerde sıladan sıcak bir selam alsın..

ZİYARET EDİN