|
sana bir tavsiye
3 kuruşluk insanlara 5 kuruşuk değer verme
kalan 2 kuruşa seni harcarlar
bunu hep aklımda tutuyorum
Mesaj Tarihi: Çarşamba, Temmuz 3, 2002
Mesajı gönderenin adı soyadı: Necip ÖZTÜRK
Mesajı gönderenin İlçesi/Beldesi/Köyü: Bahçelikköyü/Torul/GÜMÜŞHANE
e-posta: noztur@eie.gov.tr
Telefonu: 0212 295 52 46(İS)
İleti Gönderilen Dernek veya Kişi: GENEL
Şarkışla KÜMBET KÖYÜ
Mesajlar: Ben gümüshane iline bagli torul ilcesinin "bahçelik köyündenim"Ankara da yasiyorum.Atalarımızın "gümbet" dolaylarından geldigi dedelerimiz tarafindan rivayet edilmektedir. Sülale olarak da "zaimoglu" denilmekteymis.Yine Torula bagli Kadirli Köyünden su anki bahcelik köyüne gelmisiz. Kadirli Köyünde hala "zaimli" denen bir yer mevcuttur.
Ögrenmek istedigim sudur: Gümbet bölgesinde veya o yörede baska bir yerde de "zaimoglu" sülalesi, ailesi mevcutmudur. Hatta "Haytalar" olarak da isimlendirilmekteler.
Bu konuda yardimlarınız için simdiden tesekkür eder, saygilarimi sunarim
KADASTRODA AKIL ALMAZ OYUNLAR!...
Bu başlık aslında bu şirin köyümüz için biraz ağır kaçar, farkındayım ama inanın aşağıda anlatacağım yaşanmış öyküyü okuyunca "BUDAMI OLUR PES YANİ" diyeceğinize eminim..
Efendim yıllardır beklenen kadastro çalışmaları, köyden seçilen (sözüm ona) ehli hukukun ehli hukukluğu ile başlar. Bizimde elinizin artığı bundan 50-60 yıl önce köy merasndan açma 5-6 dönümcük zilliyetten bir yerimiz vardır. Bu yeri ortaklığına amcamın oğlu eker biçer, bir kısım mahsulünden bizede gönderir.
TORUL'UN KÖYLERİ
1.AKSÜT
2.ALINYAYLA
3.ARILI
4.ARPALI
5.ATALAR
6.BAHÇELİK www.torulbahcelikkoyu.com.tr.tc/
7.BUDAK
8.BÜYÜKÇİT
9.CEBELİ
10.DAĞDİBİ
11.DEDELİ
12.DEMİRKAPI
13.GÜLAÇAR www.gulacar.azbuz.com
14.GÜMÜŞTUĞ http://www.gumustug.com/
15.GÜNAY
16.GÜVEMLİ
17.GÜZELOLUK
18.HARMANCIK
19.HEREK
20.IŞIK www.isikkoyu.diyari.com
21.KALECİK
22.KOCADAL
23.KOPUZ http://www.kopuzkoyu.com/
24.KÜÇÜKÇİT
25.KİRAZLIK
26.KÖSTERE
27.TOKÇAM
28.UĞURTAŞI
29.YALINKAVAK http://yalinkavak.tripod.com/
30.YEŞİLKÖY
31.YILDIZ
32.İLECİK
33.İNKILAP www.musalla.com.tr.tc
34.YURTKÖY
35.YÜCEBELEN http://yucebelen.sitemynet.com/
36.ZİGANA http://www.zigana.org/
SORU:
MUSALAR KABİLESİ SİTEDE NEDEN YOK?
NEŞE ÇETİNKAYA/ANKARA
siteyi bulduğumda çok mutlu oldum.ankarada yaşıyorum.çocukluğumdan beri
tatilleri geçirdiğimiz tek yerdir gümüşhane.bahçelik köyüyle ilgili
yazıları da okudum ancak musalarla ilgili değpirmenimiz dışında hiç birşey
bulamadım halbuki köyün en eski ailelerindedir benim ailem...yanlışşıkla
unutulfuğunu düşünerek gereğini sizlere bırakıyorum..teşekkür ederim.
CEVAP GELDİ
önerileri ve uyarıları dikkate aldığınız için teşekkürler.musalar gibi köklü ve köyün ilklerinden olan bir aileyi unutmanıza bir anlam verememiştim.her neyse ilgilenmenize ve yanlışlığı düzeltmenize sevindim.teşekkürler.
CEVAP: HERŞEY ZAMANLA YRİNE OTURACAK
sitemize gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim..
bir köy sevdalısı olarak çıktığımız bu yolda sizinde belirttiğiniz gibi, elbetteki eksiklerimiz vardır. Ancak bu eksikliklerimiz elimizde yeterli bilgi yokluğundan değil, zamandan kaynaklanıyor. Sanıyorum ki önümüzdeki günlerde musalarla ilgili detaylı bilgiler sitemizde yer alacak. Ama bir coloşhane sevdalısı olarak sizlerden de destek bekliyoruz...
bir anı, bir kaç eski veya yeni resim, sizin ve dolayısı ile bizim gibi gurbette olan coloşhanelilerin mşterek bir şeyleri paylaşmasına vesile olacaktır...
İlginizi bekliyorum...
en derin saygılarımla...
Not: bizim hazırladığımız ve çeşitli ulusal tv lerde yayınlanan, 30 bölümlük gümüşhane belgeselinin coloşhaneyi işleyen bölümü yakında sitemizde yayına girecek...
www.belgesel.tv.tr.tc
YAZI:
TAŞI TOPRAĞI ALTIN
OSMAN AYHAN/izmir
Sayın İlyas YILMAZER
Değerli hemşerim, Ağbim..
Bugün, http://www.torullular.net/ sitesindeki Torul ile ilgili yazınızı okudum. Ne zaman yazmışın bilmiyorum ama hakikaten çok etkilendim.
Bende Soğuksu Köyündenim (Goğsi), 1962 doğumluyum.. O topraklarda doğup büyümek bence çok büyük bir şeref. Gerçekten taşı toprağı altın olan memleket orası..
Bu yazınız için size teşekkür ediyorum.. Saygı duyuyorum ve de başka çalışmalarınıza da denk gelmeyi umuyorum..
Sağlıklı, mutlu ve başarılı bir yaşam diliyorum..
Osman AYHAN (SMMM-Baş Denetçi)
Batı Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş.
e-mail: osmanayhan@batiymm.com.tr
web : www.batiymm.com.tr
CEVAP:
MAKALEYİ BU SİTEYEDE ALDIK
TORULLULAR OKUSUN DİYE
CEVAP:
Sevgili hemşehrim, aslında coloşhaneli değilsin ama bir başka hemşehri sitede yazdığım makaleye etkilendiğini yazdığın için size cevapı bu siteden veriyorum.
Memleketimizin taşı toprağı altın sözünüze katılıyorum ama bu altın ve gümüş dolu topraklarımız hiç bir zaman hak ettiği noktaya gelememiştir.
Sözünü ettiğin makale sanırım tam bu noktayı ayrıntısıyla anlatıyor. Ama istersen diğer ziyaretçilerde bu makaleyi burada okusunlar.
olmazmı?
İşte makale....
Torul
Deli deli akan Harşit suyunun tam düzlüğe çıktım, rahatladım dediği eğimin sol yamacına doğru, arkası arkasına dizilen yöresel evlerden meydana gelmiş şirin bir ilçedir Torul. Trabzon limanını Mezopotamya'ya bağlayan tarihi baharat yolunun buradan geçmesi, Torul'u Torul yapan unsurların başında gelmektedir. Yolun bereketi sayesinde, çevresi dağlarla çevrili bu muhkem yer sürekli cazibe merkezi olmuştur.
Ama biz biliyoruz ki; bu yurt M.S. 3. yy. dan itibaren bölük pörçük de olsa Orta Asya'dan gelen Türklerin yaşamaya başladığı, M.S.1100 'lerde de Çepni boyunun kalelere yerle ştirilmeleriyle geliştiği ve Selçuklulardan itibaren 15.yy. sonlarına kadar Türk beyliklerinin at koşturduğu ve nihayet Fatih Sultan Mehmet ile tamamen Osmanlı toprakları olmuş, öz be öz bir Türk yurdudur.
Osmanlı döneminden Cumhuriyet dönemine kadar geçen süreçte ise, Yörenin yeraltı ve orman zenginlikleri nedeniyle Bab-i alinin ilgi odağında kalmıştır. Ama Osmanlının ilgisi sadece bu kadardı. Zira bu yöreden elde edilen maden ve orman ürünlerine dayalı gelir sürekli başka bölgelere aktarılmıştır. Bunun sonucu olarak hayvancılık ve tarımla uğraşan kesim, ihmal edilmiştir. O nedenle Torul bir gurbetçi cenneti olmuştur. Osmanlının bu tutumu Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. Beylikler dönemi Osmanlı ile birlikte sona ermesine rağmen, bu yöredeki otorite boşluğundan yararlanarak kendilerine beylik payesi biçen kendi çapında (burada isim zikretmeyim, kendi soyunun düzmece tarihini Torul tarihiymiş gibi yutturmaya kalkanlar alınmasın) beyler türemiş ve dolayısı ile yörede yaşayan halka kan kusturmuşlardır.
Kurtuluş savaşı, tüm ülkemizde olduğu gibi bu yörede de bir dönüm noktası olmasına rağmen, Torul ve çevresi, Cumhuriyetin nimetlerinden hiç bir zaman tam olarak yararland ırılmamıştır.
Ağır başlı, uyumlu, halkı her zaman devletin yanında yer almasına rağmen, Devlet bu yöreyi sürekli üvey evlat gibi görmüş, dahası devaml ı gurbetçili ğe-göçe itmiştir.
Bunun sonucu olarak gerçek Torullu, Torullu olarak memleketinde değil de başka bölgelerde memleket hasreti ile yaşamakta, çocuklarına memleket kültürünü aşılayamamaktadır.
Her neyse, gerçekleri yazarak fazla karamsarla şmayalım, birazda tozpembe güzelliklerine değinelim Torul'un (Tozpembe diyorum, zira tanıtımı hiç yapılmamıştır.)
Limanıyla, üniversiteleriyle, havalimanıyla geniş sokakları ve irili ufaklı yüzlerce sanayi kuruluşu ile çağ atlayan Trabzon'dan Zigana platolarına doğru ayrılan Gümüşhane karayolunu takiben ilerlendi ğinde derin vadileri, ye şille süslü yamaçları geride bırakıp Tünel girişine varırsınız. Bu tünel Gümüşhane ile Trabzon'u bir biriyle birleştirdiği gibi, ayrı iklim kuşağında bulunan iki coğrafyayı da bir biriyle buluşturur. Üzerinde bulunduğunuz karayolu ise, eski çağlarda medeniyetleri buluşturan tarihi baharat yoludur.
Kısacası, o anda bir buluşma noktasında sayarsınız kendinizi. Hatta bir de ğiş tokuşun içinde. Karadeniz 'in Nemli havas ıyla, Torul'un yayla havasının değiş tokuşu Ciğerleriniz bayram yapar derken loş karanlığın içine doğru süzülürsünüz. İlerde bir nokta gibi beliren kap ıdan yayılan ışık huzmesi, aslında zaman içindeki yolculuğunuzun başlangıcıdır. İlerledikçe ışık büyür ve önünüze ap ayrı bir coğrafyayı serer. Kıvrıla kıvrıla inen kara yolu, ilerde Harşit suyuyla yarışırcasına yan yana uzayıp gider. Daha geride Canbol'lar ve balaban silsileleri ufukta erir. Sisli vadi yamaçlarına kurulmuş köyler takılır gözünüze. Bir çoğu terk edilmiş evler, bacası dumansız, ahırı hayvansız, sürüsü çobansız köyler. Bostanından patates söken nineler, omuzun da yük taşıyan yaşlılar dikkatinizi çeker. Tam tekmildir yaşlı köyler yıkık dökük evler, gençleri gurbet ellerdedir
İleride Torul kalesi tarihin derinliklerinden selam verir size, karşısında yaşamayı başarmış yorgun argın eski Torul konakları zar zor ayaktadır. Betonlaşma, kangren gibi sarmış o eski Ardasa sokaklarını. Tahta masalı kahvehaneler, odun ateşiyle kaynayan tavşan kanı çaylar yerini bir başka kültürün kollarına atarak gelenek erozyonuna uğramış gibi
Cumbalı kaç ev kaldı diye çevreye göz gezdirirsiniz. Eski hükümet konağını, askerlik şubesin arar durursunuz bu yitik şehirde. Yerli yerinde duran iki şeye rastlarsınız sonunda. Birincisi; Harşit 'in üzerinde ki kemer köprü, diğeri de; köprünün üzerinde n suyu seyreden ter temiz, dürüstlük timsali Torullulara
Her çağda, kendine seyirci bulur Harşit.. Hiçbir işe yaramadan akıp giden bu su, kendisine loca saydığı Torul köprüsüyle buluşunca seyirlik olmanın tadını sürüyor belli ki. Kızdığı, hatta azıp can aldığı da oluyor zaman zaman hiddetinden. Ama kim anlıyor ki onun dilinden. Ne toprakla buluşturulup dağ taş sebzeye dönüştürülüyor, nede ekonominin bir başka alanında çevirecek çark, üretecek ürün için değerlendiriliyor Harşit suyu
Torulluya sadece seyretmek düşüyor!... Onların çocuklarına, belki de çocuklarının çocuklarına da!... Torul yerinde sayarken, başka memleketleri aydınlatsın diye baraj yapmak neye yarar burada yaşayan için!...
Pazartesidir o gün. PTT ile Harşit suyu arasına sıkıştırılmış Torul pazarı, yöre insanının neler yapabildiklerini sergiledikleri tek alan dır burası. Tereyağı, peyniri, balı, sebzesi, meyvesi kısacası köylerde ne yetişiyorsa her şey burada değiş tokuşa çıkarılır. Köylü ürününü satar, elde ettiği üç-beş kuruşla yettiği yere kadar nakit, yetmiyorsa borca diğer ihtiyaçlarını görüp doğruca köyünün yolunu tutar
Pazarcı ise, bir başka yörede davrandığı gibi davranmaz burada. Bilir ki; yöre halkı namus sayar sözü. Veresiyeler tek bir söz üzerinedir, alış verişlerde. Günü gelince borç verilir ve söz tutulur Torul da.
Pazartesiler adeta bir bayram havasında geçer Torul'da.. Kahvehaneler dolar taşar o günleri. Selamlaşmalar, hasbıhaller öğlen namazına kadar sürer. Namaz sonu ihtiyaçlar görülür ve köy postalarına yerleştirilir. Devletle olan ili şkilerde bu günlerde yapılır. Tebligatlar, mektuplar, dilekçeler, vergiler vs. her şey bu güne sığdırılır.
Pestili, kömesi bir başkadır Torul'un. Patatesinin ise tadına doyum olmaz. Ama sadece tadımlıktır. Zira devlet desteği olmadığı için, her türlü ürün burada tadımlık denecek kadar az üretilir. Zaten fazlasını üretecek nüfusta kalmamış köylerde
Köyler, köylü Türk toplumunun yaşam kaynağı durumundadır. Geleneklerimizin, göreneklerimizin yaşatıldığı, hormonsuz ürünlerin yetiştiği, yaşam kaynaklarımızdır köyler. Torul'un köyleri ise bu kategori içerisinde apayrı bir yere sahiptir. Yeşil örtüsü, buz gibi kaynak suları, bir birinden alımlı doğal güzellikleri ilk akla gelen ayrıcalıklarından sadece bir kaçıdır.
Torul'da köy yaşamı, kış ve yaz olmak üzere ikiye ayrılır. Yazın getirdiği bereket, kışa hazırlık için depolanır. Bostanlar ekilir, ekinler hasat edilir, hayvanlar için otlar kurutulup kış için stoklanır.
Torul'un hemen hemen tüm köyleri yayla köylerdir. Coğrafyayı yaran derin vadilerin yamaç veya düzlüklerine kurulan bu köylerde, yaşam yaz aylarında arı gibi çalışarak geçirilir. Ancak bu köylerinde yaylaları vardır. Bu yaylalar köylerden daha yükseklerde, dağ platolarındadır. Yazın, köy işleri bitince sıra yayla işlerine gelir. Yaylalara çıkış renkli şenliklerle kutlanılır. Sıra sıra horonlar tutulur, yemekler yenir, eğlencenin doruğuna ulaşılır bu özel günlerde. Sisi ve soğuk pınarları yaylaların vazgeçilmezleridir. Eğer bir yerde sis, yeşillik ve buz gibi akan pınar suları yoksa, o yer yayla sayılmaz
Yörede kış ayları yaşam biraz monotonlaşır. Yazları ekenekler-yayla ve ev arasında geçen yaşam, kış ayları çoğunlukla ahır ve ev arasında geçer.
Torul, doğal güzellikler bakımından oldukça şanslıdır. Canbol dağlarında bulunan buzul gölleri bölgesi, keşfedilmemiş birer tabiat harikası durumundadır. Geniş ormanlık alanları, binlerce çiçek türüne ev sahipliği yapan kırları, damlataşı mağaraları, çağlayanları, kış sporları için geliştirilen Zigana kayak merkezi tanıtılmayı bekleyen değerlerindendir.
Torul, tarihi bakımdan da antik yerleşmelere ev sahipliği yapan önemli bir merkezdir. Yazılı tarihte Hititlilerden (özellikle Baharat yolunu korumak için yapılan kaleler) itibaren sürekli yerleşme yeri olarak karşımıza çıkan yöre, arkeolojik araştırmalar bakımından da ihmal edilmiştir.
Yörede daha çok Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserler bulunur. Bu eserlerden en önemlileri çeşitli dönemlerde onarım gören ateş kaleleri, kiliseler, köprüler , manastırlar, çeşmeler ve konutlardır.
Yukarıda andığımız gibi, yörede bol bulunan maden ve orman kaynaklarını değerlendirmek için bölgeye yerleştirilen gayrimüslim nüfus, 1930 lara kadara varlığını sürdürmüştür. Salnamelerden de anlaşılacağı üzere bu nüfus, maden ve orman ürünlerinin işletilmesi azalmaya başladığı Cumhuriyetin ilk yıllarında becayiş yolu ile asıl memleketlerine geri dönmüş , bunların kullanımında olan tarihi yapılar ise yıkılmaya terk edilmiştir.
Sonuç olarak; Torul dedikleri, tarihten günümüze kadara unutulmuş topraklarda tüm varlığı ile yaşamını sürdürüyor. Bir memleket düşünün ki, nüfusunun 500 katı ekonomik nedenlerle göçe zorlanmış!...
Yine bir memleket düşünün ki; her türlü doğal, kültürel, coğrafi ve tarihi güzelliğe sahip olsunda sahipsiz kalsın!...
Tarihi kemer köprünün üzerine dizilmiş Torullular, Harşit'in nazlı nazlı akışını izliyorlar; Boşa giden yılları, boşu boşuna akan Harşit suyunda yad etmeye, yüreklerinden kopan sessiz çığlıkları, onları bu ilgisizliye itenlerin yüzüne haykırmak istiyorlar;.
Çaresizlik çare de ğil gayri diye diye...........
En derin saygılarımla
Tel : 0 535 619 83 43
İlyas YILMAZER
mrtvas@mynet.com
|