|
REKLAMI GEÇ REKLAMI GEÇ REKLAMI GEÇ REKLAMI GEÇ
http://bahcelikkoyu.sitemynet.com/bahcelikkoyu/
GÖÇ BURALARDA BİR SOSYAL YARADIR:
Göç, bu şirin köyelrimizi vuran en önemli silah olmuş onlarca yıldır. Kangiren gibi sarmış mahalleleri, obaları, yuvaları...
Bugüne bakıldığında bu kanayan yaranın halen devam ettiğini görüyoruz...
Acaba nedenleri nedir bu göçün:
Neden bu köylerimiz birer birer boşalmış?
Nedeni basit, Devletimizin bu yöreye fazla ilgi duymaması elbette. 1960'lara kadar tarım ve hayvancılık buralarda 1. iş koluydu, 2.si ise gurbetçilikti. Gurbetçilik tarım ve hayvancılıktan artan zamanlarda yapılırdı. Yani yaz ayları herkez köyünde, tarımında, kış ayları ise gurbete çıkarlardı. Kısacası oldum olası buralarda ne tarım tam olarak insanın karnını doyurdu, nede gurbetçilik.
1960 larda açılan ALMANya kapısı, buralarda yaşayanlar için bir umut, bu topraklar içinse bir hüznün, bir yalnızlığın başlangıcı olivermiş...
Devlet teşfik etmiş gurbetçiliği elinden geldikçe.. Giden gitmiş, gidemeyen ise bu ilgiden uzak topraklarla yuğrulmaya başlamış.. Kıraçlaşmış gidenlerden kalan tarlalar, damları çökmeye başlamış evlerin birer birer. Terk edilmişliğin acısı 1970 lerde kendini göstermeye başlamış. Kalanlar ise o teşfiğe umutla bakar olmu. Toprakla gurbet arasında seçime zorlanmışlar. Ne topraktan vaz geçebildiler, ne de gurbetten. Bu öğle bir seçimdiki, hangisini seçseniz hayata yeniden başlamanız gerekecekti. Tarım ise köy demekti, yarı sefil yaşamak demekti. Okul, eğitim hatta teknolojiden uzak kalmak demekti. Yetişecek nesile bu reva görülemezdi elbette. Zaten 1940 larda başlayan okullu nesil 1970 lerde nefes almaya durmuşken, önlerini gurbet ve dolayısı ile göç kesmişti.
...ve buna devam edilmeliydi....
Oysa o yıllar demokrasiye geçiş yıllarıdır. Herkes demokrasi denen şeyi yeni yeni tanımaya başlıyordu ki, idamlar başladı ülkemizde. Köylü demokrasiyi idamlarla tanıdı. Ardından darbeler darbeler...
Yani istikrar yoktu devletin tepesinde, böyle olunca da köyde istikrar aranamazdı.
Kaçın canınızı kurtarın dercesine Almanya yolu açılı vermişti o günlerde..
Kaçan kaçana, köyünü terk eden edene geçmişti oyıllar... Ardı arkası kesilmedi hiç bir gün o göçün. Bugünde babadan oğula devam edip sürmüştür göç..
KÖYE ZİYARET
İşte bende bu köylüyüm. Tıpkı diğer taydaşlarımın önemli bir kısmı gibi göç yarası alan ailelerden birisiyim...
Köyümden 1970 de ayrıldım. 1990 da da geziye gitmiştim.
Aradana geçen 20 yıl çok şeyler almış köyümden. Anılarımı silmiş, çocukluğumun geçtiği sokakları değiştirmiş kökünden. İnsanlar değişmiş, çehreler değişmiş, nesil değişmiş...
Köy meydanındaki mahmut bakkal çoktan hakkın rahmetinde, salatalık tarlasından hırsızlık yaptığımız nazire nine, armuduna dadandığımız kamerhasan, elma bahçelerini yol ettiğimiz düge mehmet, göy korucusu kara ahmet, odun tüccarımız İbrahim Çubukçu, kekeş hakkı, çete hüseyin, rebiyelerin şükrü ve daha daha kimler...
Ama beni ençok üzen annem kadar çok sevdiğim Naciye ve aslı yengelerimin yokluğu...
Bunlar sadece çocukluğumun kahramanlarıydı yaşamımın şurasında baurasında...
Ama birde kaybettiğim başka şeyler vardı burada...
Evler, insanlar, gelenekler yok olmuştu. Bunların nedeni ise göçtü elbette...
MEMLEKETTEN ANILAR
Yazan Talip Öztürk
İnş.Mühendisi.
Coloşhane'li olmak bir ayrıcalık olsa gerek. İllaki orada yaşamak gerekmiyor biz gurbetin çocukları için....
Anılarımızda yaşatıyoruz bu muhteşem sılayı. Çocukluğumuzun baharı hep oralarda, mezirelerde, toramanlarda geçti.
Kırını bayırını hatırlamamak mümkünmü, silik te olsa...
Düzormanını aşönöşkesini....
Nede olsa sayıları bini geçmeyen ayrıcalıklı Coloşhane doğumlulardan birisiyim bende....
ESKİ DEĞİRMENLERİMİZ
Eski değirmenlerimiz hayatımızın birer parçasıdır. Orada sadece buğday üğütülmezdi, buğdayın yanı sıra suyla dönen çarkların çecvirdiği taşlarda bizler, bizlerin çocuklukları üğütürlürdü.. O değirmenler değilmidir ki, bizleri hayata alıştıran, hakkın asli kazanç olduğunu öğreten...
Bizim köyde bir değirmen vardı. Musaların değirmendi oda.. İkincisi ise Godil köyündeydi...
Gödil köyündeki değirmene gitmek bizler için bir mükafattı. Zira orda dutun, kızılcığın, vişnenin en alası yetişirdi...
Merkeplere yüklendimi buğdaylar, bir solukta bolluğun bereketin göz kamaştırıcı bahçelerine ulaşırdık...
Şimdi nerde odeğirmenler ve bize çocukluğumuzu doya doya yaşatan baba dostu değirmenciler...
GEZİLİP GÖRÜLECEK YERLERİ
Bahçelik köyü, gerek doğal güzellikleri bakımından, gerekse tarihi özellikleri bakımından Gümüşhane ilinin gezilip görülecek ender yerlerinden birisidir.
Köyün, yeşilin her tonuyla süslü ormanlık alanları ve meraları içerisinde barındırdığı buz gibi pınarlarıyla doğal birer mesire yeri ve piknik alanı özelliğindedir. Sivritaş, Gastiriç taşı, Bozkaya ve bozkayann ön kısmındaki geniş bir alana yayılmış olan taşlaşmış krater bahçeleri kayda değer kaya formasyonları ihdiva eder. Mitolojik efsanelere konu olan Coloşhane yaylasındaki ali taşı, gelincik taşı, bozkaya üzerindeki hıderlez meydanı, eski çağlarda dini ayinlerin yapıldığı Bozkaya mağarası bahçelik köyünün en gizzemli yerlerini oluşturmaktadır..
Tarihi değerler bakımından, ilk çağlara ait Coloşhane kalesi, boz kaya kalesi, Godil kalesi
Köy merkezinden akan coloşhane deresi üzerindeki kemer köprüsü, sağa sola serpiştirilmiş eski yapı kalıntıları ve günümüzde ev, ahır veya samanlık olarak kullanılmaya devam eden kemer mimarili eski binaları gerçekten gezilip görülmeye değer ender yerlerden birisidir.
Bahçelik köyün dağ ve doğa turizmi için son derece uygundur. Yayla veya yazlık ev turizmi burada henüz daha gelişmemiş olmasına rağmen, gerek yakın merkezlerde ve gerekse il veya ülke dışında yaşayan vatandaşlarımız için önemli bir merkez olmaya adaydır. Bahçelik köyü Gümüşhane çevresinde bulunan diğer turizim merkezlerine son derece yakındır. Karaca ve arılı mağaraları, karamustafa ormanları, buzul gölleri bölgesi, zigana ve kadırga yaylaları köyden günübirlikmesafededirler.
|