bala2.sitemynet.com
KAYISI ....BALABAN HABER............www.balabani.com Hemşerilerimiz Balaban Tarihi Balaban Mani-şiir Yerel Yemekler Animasyonlar Bilmece Bulmaca Fıkra Belediye Başkanlarımız Sizlerden Gelenler Balabanda İlkler Sesli Şiir-E_Kart Haftanın Yorumu

Sizlerden Gelenler


YAZILARINIZI-MAKALELERİNİZİ BALABANA DAİR HERŞEY GÖNDERİN YAYINLAYALIM....



www.balabani.com
özel balaban web siteniz

cicekcizgi.gif

TOHMA EFSANESİ

darende4.jpg

Gön:ARİF OCAKÇI-OCAKBEYDEN
Adres:Tohma EfsanesiTıkla

OĞULLARI ÖLENLERE TÜRKÜ

Onlar ölmediler yok,
Ateş fitiller gibi:
Dimdik ayakta,
Barut ortasındalar!
Karıştı, bakır tenli
Çayır çimene,
Karıştı,
O canım hayalleri:
Zırhlı bir rüzgar
Perdesi gibi;
Bir set gibi:
Kızgın çehreli,
Göğüs gibi:
Göğün görünmez göğsü gibi!
Analar, onlar ayakta
Buğday içindeler, onlar,
Yücelerden yüce dururlar:
Dünyayı doruktan seyreden,
Bir öğle güneşi gibi.
Bir çan darbeleri gibi,
Onlar.
Ölmüş gövdeler arasında,
Zaferi çekiçleyen bir ses gibi
Onlar,
Kara bir ses gibi.
Ey canevinden vurulmuş,
Toz duman olmuş bacılar!
İnanın oğullarınıza.
Kök oldu onlar,
Sade kök:
Kan suratlı,
Taşlar altında.
Karışmadı toprağa,
Dağılmış kemikçikleri.
Ağızları ısırır hala,
Kuru barutu;
Ve demir bir okyanus gibi,
Titreşirler hala.
Ben ölmedim der,
Yumrukları;
Yukarı kalkık yumrukları,
Daha.
Bunca yere düşmüşlerden,
Yenilmez bir hayat doğar:
Bir tek beden olur,
Analar, bayraklar, çocuklar,
Hayat gibi canlı tek bir beden;
Bir yüz bekler karanlıkları,
Ölü gözleriyle,
Kılıcı dopdolu,
Dünya ümitlerinden.
Dursun,
Dursun yas esvaplarınız.
Yığın derleyin
Gözyaşlarınızı;
Bir metal oluncaya kadar:
Bununla vuracağız,
Gündüz gece;
Bununla çiğneyeceğiz,
Gündüz gece;
Bununla tüküreceğiz
Gündüz gece
Kin kapılarını,
Kırıncaya kadar.
Oğullarınızı bilirdim,
Unutmadım acılarınızı.
Ölümleriyle nasıl kıvandıysam,
Hayatlarıyla da öyleyimdir.
Onların gülüşleridir:
Karanlık atölyeleri ışıtan.
Her gün metroda, yanıbaşımda:
Onların ayak sesleridir,
Çın çın.
Akdeniz portakallarında,
Güney ağları içinde;
Yapılarda,
Basımevi mürekkeplerinde;
Kalplerini tutuşur gördüm onların,
Güçle, yangınla.
Ben de sizler gibiyim, analar .
Benim kalbim de yas dolu, ölüm dolu.
Gülüşlerinizi öldüren kanla,
Serpilip gelişmiş;
Bir orman gibidir kalbim.
Günlerin kahredici yalnızlığı,
Uyanışın sisli öfkeleri
Girmiştir içine.
Susamış sırtlanları,
Bitip tükenmez ürmeleriyle
Afrikadan gürleyen hayvan sesini;
Öfkeyi, iniltileri, hoşgörmeleri,
Bırakın, bir yana bırakın.
Ölümün ve tasanın
Çemberinden geçmiş analar,
Doğan ulu günün ortasına bakın:
Bu topraktan güler ölüleriniz.
Kalkık yumrukları titrer,
Buğdayın üstünde,
Bilesiniz.
Gönderen:Özhan Kılıçarslan

TEŞEKKÜR MESAJI...

Değerli Büyüğümüz, Saygı değer ağabeyimiz Emekli Öğretmen Abdurrahman GÜLSERENİ Kaybetmiş bulunmaktayız. Bizleri Bu acı günümüzde Yalnız Bırakmayan İl, İlçe Kasaba ve Bütün Köylerdeki Abdurrahman GÜLSERENİN Sevenlerine sonsuz Teşekkür Eder Saygılar Sunarız.

Abdullah GÜLSEREN

AKINCI TÜRKÜSÜ

Tuna boylarında sıra selviler.
Tan yeli estikçe sessiz ağlarmış;
Gül bahçelerinde baykuşlar öter
Şu viranelikler eski bağlarmış.

Namazgah bir otluk:kalmamış taşı;
Çeşmelerden akan:kanlı gözyaşı
Orda bir güzel var çatılmış kaşı;
Ak anlına kara çatkı bağlarmış
Kırık minareden duyulmaz ezan
Hep ocaklar sönmüş,devrilmiş kazan.
Bir inilti duydum,sandım bir ozan;
Sesime ses veren karlı dağlarmış.

Söğüt dallarında hasta serçeler
Eski akın destanını heceler
Tuna ağlıyormuş bazı geceler
Göğsünde kefensiz şehitler varmış.

Bozulan bağların üzümü acı ;
Asi köle kesmiş eski haracı;
Yine yedi kral giymişler tacı
Şahin yuvasını kargalar sarmış.

Haydi eski ozan,al sazı ele,
Düşmanlar içine düşsün velvele.
De ki;hor bakmayın bu durgun sele;
O,yetmiş bir kavme akın çıkarmış.

M.Fuat KÖPRÜLÜ

Yukarıda ki şiiri Balabandan gurbete akın etmiş,yüreği hasret dolu hemşerilerimize ithaf ediyorum.
Necati ERDOĞAN

BALABAN SEVDALILARINA TEŞEKKÜRLER

Ülkemizin çeşitli illerinde yaşayan yıllar önce beldemizden ayrılan ancak yüreğinde memleket sevgisi,özlemi hiç eksilmeyen hemşehrilerimizle ne kadar övünsek iftihar etsek azdır,Balaban'da yaptığımız çalışmalarda maddi manevi desteğini esirgemeyen Hemşehrilerimizden;

Mehmet BOZDOĞAN= BALABAN LİSESİNE TAM DONANIMLI 1 ADET BİLGİSAYAR:
MEHMET KILIÇKAYA=BALANBAN LİSESİNE 1 ADET PROJEKSİYON CİHAZI:
MUZAFFER BOZ: UÇAKTA İKAMET EDEN HEMŞEHRİMİZ 1.000 YTL ÇAM FİDANI YERLERİNE DİKİMİ YAPILMIŞTIR.
H.MEHMET PELİT =ANKARADA İKAMET EDEN HEMŞEHRİMİZ 650 YTL ÇAM FİDANI MEZARLIKTA DİKİMİ YAPILMIŞTIR.
AYDOĞAN KILIÇKAYA= 2 ADET BALABAN LİSESİNE 2 ADET ÇARŞI CAMİİ VE ŞEYH ABDURRAHMAN ERZİNCANİ CAMİİNE 1 ADET SAĞLIK OCAĞI OLMAK ÜZERE 5 ADET SU SEBİLİ MAKİNASI GÖNDERMİŞTİR İLGİLİ YERLERE TESLİM EDİLMİŞTİR.
SÜLEYMAN YAŞAR = BALABAN İLKÖĞRETİM OKULUNA 4 ADET SU SEBİLİ MAKİNASI HEDİYE ETMİŞTİR.
Hayır sever işadamlarımıza tüm hemşehrilerimize bizleri hiç bir zaman unutmayan Balaban sevdalılarına sonsuz şükranlarımızı arz eder,Saygılar sunarım.



Mehmet KILIÇER
Balaban Belediye Başkanı

BEYAZ GÜVERCİN

Süzülüp mavi göklerden yere doğru
Omuzuma bir beyaz güvercin kondu
Aldım elime usul usul okşadım
Sevdim,gençliğimi yeniden yaşadım
Bembeyazdı tüyleri,öyle parlaktı
Açsam ellerimi birden uçacaktı
Eğildim kulağına;dur,gitme dedim.
Hareli gözlerinden öpmek istedim
Duydum avuçlarımda;sıcaklığını
Duydum;benden yıllarca uzaklığını
Çırpınan kalbini dinledim bir süre
Ve uçamak isredim onunla bir süre
Ak güvercinin iri gözleri vardı
Güzelliğinden fışkıran bir pınardı
Soğuk sularından,içtim serinledim
Çağlayan bir nehrin sesini dinledim
Belki sevmek buydu,hayat belki buydu
Işıl,ışıldım gözlerim dopdoluydu
Bir nağme yükseldi sevinçten,ve hazdan
Bir nağme yükseldi güzelden beyazdan
Uzattı sevgiyle pembe gagasını
Birden öğrendim hayatın manasını
Kaderde,sevgiyi sende bulmak varmış
Seninle bir çift güvercin olmak varmış.

Gönderen:Buket Toprak

BİR ANI ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..

Bir anı ve düşündürdükleri...

Hatırlıyorum da bundan yirmi yıl kadar önceydi.Bir temmuz sabahı babam eve gelip, bizlere; Uğur Dündar gelmiş çocuklar diyerek kendisi de bizimle bir kase dolusu kayısı ile yol kenarında kahve önünde bir masanın etrafında oturan Uğur Dündar ve çekim ekibinin yanına gitmiştik.Uğur Dündar TRT için Malatya kaysı festivali çekimlerine geldiklerini ve dönüş yolunda olduklarını söylüyordu.Ellerinde bir kamera ve altlarında eski model Renault araba ile koşturduklarından bahsediyordu.Babam ve diğer hemşerilerimiz de sürekli Uğur Bey buyurun kaysıdan yiyin diye ısrar ediyorlardı.Uğur Dündar da bu ısrarlar karşısında pek de istekli gözükmese de bir iki kaysıdan almıştı.Nasıl istekli olsun nereye gitse kayısı ikramı,adamın içi dışı kayısı olmuş.Ancak burası da kayısı diyarı olduğuna göre kayısıdan başka ne ikram edilebilir ki.
Şimdi özel Tv kanallarının çoğalması ile eline kamerasını alan Türkiye yollarında dolaşıyor.Hatta Dünya yollarında.Bu Balabanı daha sık olarak Tv kanallarında görmemize olanak sağlıyor.Eskiden daha çok yazılı basında olmak üzere Balaban bir tek Camisi ve Füze şeklinde minaresi olan yer olarak haber yapılırdı.Şimdi daha çok belgesel,kültür programlarında ve hatta Tv dizilerinde Balabanın adının anıldığını görüyoruz.En başta kayısı diyarı olması,camisi ve füze şeklinde minaresi, kerpiç evleri,kaplıcası,yufka ekmeği,otlu ekmeği,hazeyincesi gibi kültürel değerleriyle dikkat çektiğini görebiliyoruz.( Özellikle kaplıcalar dışardan gelecek insanlara bir şifa kaynağı olarak sunulabilir) Bu dışarıdaki insanlara çok otantik gelen bir yaşam tarzı. Modernleşmenin yanında geleneğini,kültürünü de korunmuş kılmak.Balabanı Balaban yapan da bunlar.Umarım Balaban bu özelliğini yitirmez.Balabanı bu özellikleri ile yazılı ve görsel basında daha çok göreceğimizi umut ediyorum..
Orda;
Bir köy var uzakta,
Gitme sek de, kalma sak da ,
O köy, bizim köyümüzdür.

Gönderen:Necati ERDOĞAN

ALLAH'IN MELEKLERİ

Allah'ın yarattığı her şeyii göremeyiz,
Varlığını hissder fakat el süremeyiz...

Duyulmaz kelebeğin kanadından çıkan ses,
Havayı görmesek dealırız nefes nefes...

Isıtır,aydınlatır,motorları işletiri
Elektrik denilen gücü kim görebilir?

Hiçbir göze görünmez hiçbir meyvenin tadı,
Güllerin kokusunu,gözle gören olmadı...

Görmeden bilioruz nurdan kelebekleri,
Dolaşır aramızda Allah'ın melekleri...

Yapayanlızken bile dertli değildir başım
Sagımda solumda melekler...

Ben onları göremem,onlar beni görürler,
Güzel düşüncelere güç ve kuvvet verirler...

Gönderen: Buket TOPRAK

KIRIK KANATLAR

Toy delikanlı !

Gönlü gurbet,
sılaya hasret.
Aklı gurbet,
yarine hasret.
Kanadı kırık,
dostuna hasret...

Dağları zalim,
yollara hasret.
Vuslatı vahim,
yarına hasret...

Yediği kahır,
içtiği zehir,
küçük bir tebessüm,
edene hasret.
Halini hatrını,
sorana hasret...

Yokuşlar pek yaman,
alnında ter.
ufacık elinden,
tutana hasret.
Dağlanmış yarayı,
sarana hasret...

Karalar bağlamış,
gözleri kara.
Bulutlar ağlamış,
yüreği yara.
Dağılsa ufuklar,
güneş parlasa.
küçük bir aydınlık,
görene hasret.
Anası ağlarmış,
bilene hasret.
Yuvası dağılmış,
bilene hasret...


BİR SEVDADIR...

BİRSEVDADIR Tıkanık ve boğumlu sessizlikler içinde
çıldırtan bakışlarından
kefensiz ölümlerin asılı durduğu kımıltısız
derin çizgili yüzlerindeki acı coşkunlaşır
kulaklarda çınlayan feryatların sarındığı
düşlerin çocuk gülüşlerinin umutlarında
ağıtların yaşamı örgüleyen direnişçi sevdaları gibi
coşkunlaşır
sıradağlar boyunca yankılanan ve bir tomurcuğun
içine kadar işleyen çığlık çığlığa
zamanı titreten iniltilerin renklenişinde
karşı koyuşların sıradağlarında
savaşçıların kokladığı
umut çiçeklerindeki gibi coşkunlaşır
geçmişin mirasçılarının
geleceğin emanetçilerinin
zamanın unutkan dilsizliği içinde gelişleriyle
yıkık duvarlarıyla
yenik düşmemiş kalelerden direnen sevdalarıyla
ve ellerinde emeklerinin hasadı
alınlarında daha taptaze namuslarıyla
gelişleriyle
ovalara, kırlara ,dağlara
kentlere, sokaklara
fabrikalara..
coşkunlaşır gelişleriyle


Gönderen:Özhan KILIÇARSLAN

--MİLİHNAMELER--

Darende'li hemşehrilerimizden murat egemen ocakçı tarafından gönderilen ''MİLİHNAMELER''TIKLA....

Bana Ayakkabı Nuamrını Söyle Sana Yaşını Söyleyeyim.

Bu olay gercekten çok ilginç ben ilk yaptigimda baya sasirmistim
olay su simdi bir kagit birde kalem alin ayakkabi numaranizi 5
ile
çarp
cikan sonuca 50 ekleyin cikan sonucu 20 ile carpin cikan
sonuca 1005
ekle
ve son olarak dogum yilinizdan cikart SONUC:
ilk iki rakam ayakkabi
numaraniz son iki rakam yasiniz cikacak buyrun deneyin

Gönderen:Burak BAŞARAN

İNSANIMA ÖZEL


Olaylar, sorular, cevaplarla bizden kesitler...

1. "Nerelisin ?" sorusuna cevap aldıktan sonra otomatikman "içinden mi?" diye sormak.
2. Amca, hala, dayı, teyze, görümce, kayınço, enişte, elti,
bacanak, kaynana, kayınpeder, baldız, yenge, amca oglu, hala oglu, dayı oglu, vb. gibi akrabalık terimleri.
3. Gelin-Kaynana çekişmesi.
4. Sigarayı çoraba veya kulak arkasına koymak.
5. Düğünlerde, eğlencelerde, toplantılarda, vb. içip içip olay
çıkartmak.
6. Kuru fasulye-pilav-cacık, at-avrat-silah, devlet-mafya-polis, kavun-beyazpeynir-rakı, metin-ali-feyyaz, karpuz-peynir-ekmek, vb. gibi üçlemeler.
7. Yürüyüş veya dolaşma esnasında eline tesbih, değnek, sopa, anahtarlık vb. almak.
8. Yabancı dil öğrenirken önce küfürleri öğrenmek, yabancılara Türkçe öğretirken önce küfürleri öğretmek.
9. Yolculuk esnasında yanındakine "Yolculuk nere hemşehrim?" diye sorarak muhabbete başlamak.
10. Çırak-kalfa-usta ilişkisi.
11. Büyüklerin yanında sigara-içki içmemek, bacak bacak üstüne atmamak.
12. Mektuplarda "büyüklerin ellerinden,küçüklerin
gözlerinden" öpüp "kestane kebap, acele cevap" beklemek.
13. Kendini tanıttıktan sonra diğer yarışmacı arkadaşlara basarılar dilemek.
14. Japonları kastederek "adamlar yapmış abi!" demek.
15. Ortaokul ve lisedeki VE ASKERDEKİ anı-hatıra defterlerine yazarken "bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için... " diye başlamak.
16. "Bizim askerdeyken bir çavuş vardı..." diye başlayan askerlik anıları.
17. Ütü ütülemek, boya boyamak, uyku uyumak, yangın yanması, ölü ölmesi, vb. gibi dumur yaratan deyimler.
18. "Geldiniz mi?" veya "Siz mi geldiniz?" gibi gereksiz sorular.
19. "Kim O?" sorusuna "Ben!" diye cevap vermek.
20. Telefonu açan kişiye kendini tanıtmadan "orası neresi?" veya "sen kimsin?" gibi sorular sormak.
21. Neredeyse herkese, her şeye takma isim bulmak.
22. Misafir gelince hemen cay suyu koymak.
23. "Senin paran burada geçmez!" deyip karşıdakinin eline sarılmak.
24. Paraları cüzdana veya cebe koyarken Atatürkleri ayni tarafa gelmesine dikkat etmek.
25. Düğün, lokanta, vb. gibi yerlerde masaları birleştirerek
oturmak.
26. Büyüklerin "biz sizin yaşınızdayken..." diye başlayan
serzenişleri.
27. Düğünlerdeki takı merasimleri.
28. Otobüs, uçak, hastane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşmak.
29. "Hamili kart yakınımdır!."
30. Yüzsüzce rüşvet istedikten sonra abartıp "Helal et!" demek (yaşanmıştır).
31. Bir ise başvururken muhtardan onaylı ikametgah fotoğraf,nüfus cüzdanı sureti, noterden onaylı diploma fotokopisi, askerlik belgesi, vb. gerekmesi

papagan7.jpg

PAPAĞAN



> > >Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş
> > >yaparken
> > >'kahrolsun Amerika'diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
> > >papağandan geldiğini görürler.
> > >
> > >Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın
> > >geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.
> > >
> > >Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
> > >papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
> > >gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve 'Hocam
> >eğer
> > >sakıncası yoksa papağanları değişelim'der Hoca kabul eder ve değişim
> > >gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı
> > >görürler
> > >ve kızarak :'biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? '
> > >Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
> > >Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
> > >olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
> > >'Kahrosun Amerika!!
> > >ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
> > >-Kahrolsun Amerika!
> > >(ses yok)
> > >-Kahrolsun Amerika!
> > >(ses yok)
> > >-Kahrolsun Amerika!
> > >
> > >papağan dile gelir
> > >-AMİN EVLETLARIM AMİN.....)))

BU GÜZEL FIKRAYI BİZE ANTALYADAN METİN BAŞARAN OĞLU BURAK BAŞARAN GÖNDERMİŞTİR.Teşekkürler..

NAMLUDA YÜREĞİM..

Her mevsim bahardır yine de
Ay doğar, gece uçurum gibi gelir
Doludizgin tayların yeridir yerim
Orada hüsran terli toprağım
Susarsam düşerim ıslatır toprağı terim

Her mevsim bahardır yine de
Siz boğdunuz hayatı
Savruldu aşkların külleri kalplerimizden
O sevinçlar
Göz kırparak geöçtiler düşlerimizden
Çekin artık
Çekin artık gölgelerinizi günlerimizden

Ey Munzurum, rüzgarım, aşkım,I şarkım
Gel beni kurtar
Her yağmura savrulan
Islak kanatlı kuşları kurtar

Bilinir dışarıda zemheri vardır
Ama barış için, kardeşlik için, aşk için
Her mevsim bahardır yine de

Hallaci mansurun küllerinden geliyoruz
Şeyh bedrettin kederinden
Kawanın ateşinden
Pir Sultanın cüretinden geliyoruz

Geliyoruz kalplerimizde bahar
avuçlarımızda dünya
Geliyoruz yorulmuş yorgunluklarla
Büyüyen ağıtlarla
Çoğalan çocuklarla
Ağrıyan anılarla
Geliyoruz kalplerimizde bahar
Avuçlarımızda dünya

Her türküyü çalmaz bizim parmaklarımız
Her halaya çırpınmaz bizim mendilimiz
Geliyoruz her mevsim bahardır yine de

Her türküyü çalmaz bizim parmaklarımız
Her halaya çırpınmaz bizim mendilimiz
Kalan telli kırık bir saz
Telli şeytan dilimiz
Pir Sultanlar bizim pirimiz

Gönderen:Özhan KILIÇARSLAN

SULARI KURUYAN BALABAN

Böylemi görecektim seni balaban
Darda koyma bizi yüce yaradan
Kin, husumet kalksın artık aradan
Kurumuş her taraf canım BALABAN

Sıkıldı canımda çıktım dağlara
Seyreyledim susuz kalan bağlara
Yaz bahar ayında coşan çaylara
Kurumuş her taraf canım BALABAN

Göllerim kurudu döndüm şaşkına
Bir çare arayın Allah aşkına
İtibar etmeyin dünya köşküne
Kurumuş çeşmeler canım BALABAN

Cengiz kardeşime derdimi yandım
Mecnun gibi gezip şaşkına döndüm
Yetmiş bir yaşımda bu günüde gördüm
Kurudu pınarlar canım BALABAN

Sulanan bahçeler yemyeşil olmuş
Sulanmayan bahçeler kurumuş kalmış
Kaycı bağları virane olmuş
Kurumuş gözeler canım BALABAN

Alma oku Şeyh pınarı piknik yeriydi
Balaban köyünün gonca gülüydü
Bu seneye kadar her yer suluydu
Kurumuş her taraf canım BALABAN

Yağmur yağar dereleri coşardı
Seller yürür derelerde taşardı
Kadın Erkek sel kütüğü tutardı
Kurumuş her taraf canım BALABAN

Görgülüyüm kardeş moralim bozuk
Şu yalan dünyada kesildi rızık
Öbür dünyaya haniya azık
Kurumuş suların canım BALABAN

MEHMET GÖRGÜLÜ

SILA HASRETİ

Balabanın açtı yine gülleri
Çay aşağı akar gider selleri
Mekân mı tuttunuz gurbet elleri
Sılaya doğru da yollanın biraz

Kirmene sırtının havası hoştur
Yalancı dünyada hepsi boştur
Azrail çelmesi her zaman tuştur
Sılaya doğru da yollanın biraz

Çayır çimen yeşillendi ovalar
Kuzu gıdık birbirini kovalar
Yalan dünya bizi böyle oyalar
Sılaya doğru da yollanın biraz

Bahçeler bellenir sebzeler ekilir
Çiftler sürülür dartma çekilir
Ayranlı çorbalar gayri içilir
Sılaya doğru da yollanın biraz

Uzun oka aşağı çitil dikeriz
Pancarla baklayı da ekeriz
Kayısı olursa kasa kasa çekeriz
Sılaya doğru da yollanın biraz

Suyun törenine sizlerde gelin
Doğup büyüdüğün senin öz yerin
Dünya telaşına biraza ara verin
Sılaya doğru da yollanın biraz

Beş yüz evden fazlayız taşrada
Öz vatanımdır veremem yâd-a
Doğup büyüdüğün köyün burada
Sılaya doğru da yollanın biraz

Görgülü yine yazar haberi
Sil gönlünden gamı kederi
Ölenler gidiyor dönmüyor geri
Sılaya doğru da yollanın biraz

MEHMET GÖRGÜLÜ