|
ADRES: BAL-TIP ÖZEL BALIKESİR TIP MERKEZİ
ATATÜRK MAH. DEVLET HASTANESİ YOLU HARMAN SOK.24/A
BALIKESİR
baltipmerkezi@mynet.com
Bize ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın
KADIN DOĞUM HASTALIKLARI HAKKINDA BİLGİLER
RAHİM (UTERUS)KANSERİ
Rahim kanseri sık olarak 60'lı yaşlarda saptanır ve kadınlardaki en sık genital kanserdir. ancak sevindiricidir ki ilerlemesi diğer kanserlere göre daha yavaştır. Bu problemi olan kadınların dörtte biri menopoz öncesi dönemdedir. Sebep olarak karşılanmamış östrojen hormonu gösterilmektedir.
Rahim Kanseri için risk faktörleri: şişmanlık, şeker hastalığı, hipertansiyon, doğum yapmayan ve geç menopoza giren kadınlar rahim kanseri açısından yüksek risk taşımaktadır.
Rahim kanserinin en sık belirtisi vaginal kanamadır. Özellikle menopoz sonrası kanama meydana gelen kadınlarda rahim iç zarından biopsi yapılmalmaktadır. Tanı biopsi ile konmaktadır.
Tedavi kanserin evresine göre yapılmaktadır. Erken evrelerdeki vakalarda sadece rahim ve yumurtalıkların çıkarılması yeterlidir. İleri evrelerde bu organlara ilaveten karın içinde lenf bezleri de çıkarılmaktadır. İlaveten radyoterapi de yapılması gerekmektir. Karın içine yayılmış durumlarda kemoterapi de yapılmalıdır.
RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ
Rahim ağzı (serviks) kanseri sık rastlanan bir jiekolojik kanser tipidir. Kanserin yakalanmasında jinekolojik muayenede yapılan vaginal smear testi, basit fakat bir o kadar da faydalı bir testtir. Vaginal smear testi erken teşhis ve tedavi imkanı sağlar.
Rahim Kanalı Kanserinde Risk Grupları
1. Çok sayıda seks partnerinin yüksek riks faktörüdür. Rahibelerde bu kanser yok denecek kadar az iken, birkaç kez evlenen kadınlarda daha yüksek oranda saptanmaktadır.
2. Çok sayıda doğum yapan kadınlarda rahim kanalının travmasına bağlı daha sık saptandığı bildirilmektedir.
3. Sünnet : Erkeklerde sünnet derisinin çıkarılması ile bu deride biriken zararlı maddelerin uzaklaştırılması sebep olarak gösterilmektedir.
4.Irk: Zencilerde bu kanser türüne daha sık rastlanmaktadır. Yahudilerde 100 binde 5, yahudi olmayan beyaz ırkta 100 binde 13.6 ve zencilerde % 49.6 olduğu nildirilmektedir.
5. Bel soğukluğu, frengi HPV (human papilloma virüs)ve herpes infeksyonları ile yakın ilişkisi olduğu ileri sürülmektedir
Teşhis Yöntemleri
1. Vaginal Smear : Rahim ağzının gözle muayenesi esnasında herhangi bir anormallik yoksa özel bir fırça ile elde edilen akıntı bir cam lam üzerine sürülür ve mikroskopik olarak tetkik edilir. İnfeksyon bulguları olan smear testinde iltihap tedavisi yapıldıktan sonra smear tekrarlanır. Kanser şüphesi olan veya kesin kanser sonucu olan kadınlarda ise ileri tetkikler gerektirmektedir. Riski olmayan kadınlarda bu testin yılda bir kez yapılması yeterlidir. Yüksek risk grubundaki kadınlarda ise yılda 2 kez yapılması gerekmektedir. Belirli durumlarda 3-4 ayda bir yapılması da gerekebilir.
2. Kolposkopi: yaklaşık 16 kez büyütmeyle rahim ağzı ve kanalının muayene edilmesidir. Asetik asit çözeltisiyle hücrelerin daha görünür hale gelmesi sağlanır. Şüpheli bölgelerden biopsi alınır ve patolojik incelemeye alınır.
3. Rahim ağzından biopsi: kolposkopi yardımıyla veya belirli bölgelerden alınan parçalar patolojik olarak tetkik edilir.
4. Konizasyon : Rahim kanalı silendr şeklindedir ve özellikle kanserin çıkış bölgesi olan geçiş bölgesi(transformation zone) ni de içine alan koni şeklinde bir parçanın çıkarılmasıdır. Bu yöntem kanserin tanısında, kanser öncüleri ve erken hüvreiçi kanserlerin tedavisinde de kullanılır. Genel anestezi ile yapılması gerekmektedir.
Tedavi: Tedavi kanserin yayılma evresine göre değişmektedir. Erken evrelerde tedavi konizasyon veya rahmin alınması yeterli olabilir. Erken yayılma devresinde ise Radikal histerketomi operasyonları uygulanmatadır. Burada rahim ve yumurtalıklarla beraber, rahim bağları ve kasık lenf bezleri çıkarılır. İlaveten patoloji neticesine göre radyoterapi(ışın tedavisi) gerkebilir.
İleri evrelerde operasyondan çok tercih edilen yöntem radyoterapidir.
BALTIP ÖZEL BALIKESİR TIP MERKEZİ ANA SAYFA
OVER KANSERİ
Kadın organlarından gelişen kanserler arasında ikinci sıklıkta görülenidir. Sıklıkla 50-70 yaş kadınlarda görülse de her yaş grubu kadında ortaya çıkabilir.
Yumurtalık kanserleri tüplere diğer yumurtalığa, barsak ve periton yüzeyine, omentum dokusuna, karaciğer ve dalak yüzeyine ve diafragma altına kadar yayılabilir. Yumurtalık kanserinin kan yolu ile yayılması oldukca ileri evrelerde olmaktadır.
TANI : Yumurtalık kanserlerinin kötü bir özelliği belirli bir ölçüde ilerleyip yayılmadan önce herhangi bir şikayete neden olmazlar. Tümör büyüyünce karında şişkinlik yapmaya başlar. Karın kilo alıyormuş veya gebe kalınmış izlenimi verecek şekilde şişer. İleri evre yumurtalık kanserlerinde karın içinde sıvı birikir. Bu sıvı, şikayetleri daha da belirginleştirir. Çoğu kanserde olduğu gibi en son aşamaya kadar herhangi bir ağrı yakınması olmaması doğaldır. Bazı yumurtalık kanserleri hormonal yönden aktiftir ve hormon salgılar. Bu salgılanan hormonların etkilerine bağlı, tüylenme, memelerde dolgunluk ve adet kanaması şikayetleri olabilir.
Yumurtalık kanserinden şüphelenildiğinde ultrason muayenesi ile yumurtalıklar izlenir. Gerekli ise bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlerle yumurtalıklar izlenir.
TEDAVİ : Yumurtalık kanseri cerrahi olarak tedavi edilir. Ameliyatın yaygınlığı kanserin tipine ve yayılma dercesine bağlıdır.
Eğer kanser tek bir yumurtalıkta ise ve başka bir yere yayılmamışsa ameliyatla bu yumurtalık çıkartılarılır. Bunun ötesindeki durumlarda heriki yumurtalık, tüpler ve rahim alınır. Karın içersinde kanserin yayılmış olduğu her doku çıkartılır. Ameliyat sonrasında kemoterapi veya ışın tedavisi verilebilir.
MYOM
Myom rahim adalesiden kaynaklanan iyi huylu bir kitledir.
Myom sıklığı: kadınların yaklaşık % 20 sinde myom bulunur. Yaygın olarak bulunan bu rahim tümörleri aslında ultrasonografi yapılan her 3 kadından 1'inde saptanır. Jinekolojik operasyonların da çoğu myom sebebiyle yapılmaktadır.
Myom oluşumunda suçlanan sebeplerden biri hormonlardır. En sık sorumlu tutulan hormon östrojen hormonu olmakla beraber progesteron hormonunun da rol oynadığı kabul edilmektedir. Ayrıca ailesel geçişin de önemli yer tuttuğu kabul edilmektedir. Örneğin bazı ailelerde kadınları birçoğu ya myom sebebiyle operasyon geçirmiştir veya takip edilmektedir.
Myom ile ilgili belirtiler : Myom saptanan her kadında belirti olmaz. Belirti vermesi için belirli boyuta ulaşması gerekir veya myomun yerleştiği bölgeye göre de değişiklik gösterebilir. Sık saptanan belirtiler kanama bozuklukları( şiddetli adet kanaması, adet kanamalarının uzaması, ara kanamalar ve sürekli kanamalar), kasık ağrıları, sık idrara çıkma ve idrar kesesinin boşalamaması, adet sancısı ve kabızlıktır.
Myom teşhisi: jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile konur. Ultrasonografi ile myomun yeri ve büyüklüğü saptanır.
Tedavi: Her myom için ameliyat gerekmez. Belirtiler ve büyüklüğüne göre karar verilir. Boyutları küçük ve şikayet yapmayan myomlar 6 ay aralarla yapılan ultrasonografi ile takip edilebilir. Şikayet veren myomlarda uygulanan tedavi ya myomun alınması veya rahmin tümünün alınması şeklindedir. Özellikle bebek isteyen kadınlarda operasyonun amacı rahimi korumaktır. Oysa bebek istemeyen ve menopoza yakın yaşlarda bulunan kadınlarda rahim alınması tercih edilebilir. Rahim içinde yani dölyatağına yerleşen myomlarda ve rahim dış kısmına yerleşen myomlar için endoskopik yöntemlerle (histeroskopi ve laparoskopi) de myom alınabilir.
Her ne kadar bazı ilaçlar myomun küçültülmesi için kullanılıyorsa da geçici ve sınırlı miktarda küçülme meydana getirirler ve ilaç bırakıldıktan sonraki 6 ay içinde myom eski boyutlara ulaşabilir.
BALTIP ÖZEL BALIKESİR TIP MERKEZİ ANA SAYFA
MENAPOZ
Menopoz kadınlarda son adet kanamasına verilen isimdir. Yaşlanmayla birlikte özellikle 40'lı yaşlarda başlayan ve yumurtlamanın seyrekleşmesi ile beraber olan dönem Menopoz öncezi devredir. Menopoz hemen öncesi ise adetler düzenini kaybeder ve 2-3 ay aralarla adet kanaması olmaktadır. Son adetten 6 ay geçtiği halde kanama olmayan kadınlarda bu son kanama menopoz olarak adlandırılır. Bundan sonra başlayan dönem Menopoz sonrası dönemdir. Türk kadınların ortalama Menopoz yaşı 47 olarak belirlenmiştir.
Menopoz aslında yumurtalıkların iflası anlamına gelen bir dönemdir. Üreme çağında olan kadınlarda her ay onlarca yumurta yola çıkar ve bir tanesi öne geçerek büyür ve dışarı atılır. Bu süreçte de üretilen östrojen ve progesteron hormonları kadınlardaki fizyolojik değişimleri temin eder. Menpoz döneminde ise artık gelişecek yumurtalar tükenmiştir. Dolayısıyla östrojen çok düşük düzeylerde üretilmektedir. Progesteron ise çok çok az kanda saptanır.
Menopozdaki Şikayetler :<Menopozla beraber kadınların tüm vücudunda bazı önemli değişklikler meydana gelir. Bu değişklikler östrojen yetersizliğine bağlı değişimlerdir. Şikayetler ateş basması ve terleme daha sık olmak üzere, uykusuzluk, depresyon hali, idrar yanması ve idrar kaçırma. Kemik erimesi varsa kemik ve bel ağrılarıdır.
1.Üreme organlarındaki değişiklikler: rahim ve yumurtalıkların büyüklükleri çok küçülür. Rahim iç zarı ileri derecede incelmektedir. Vajinada hormon yetersizliğine bağlı salgı azalması ve dolayısıyla vagina kuruluğu olur. Ayrıca vaginada daralma ve kısalma meydana gelebilir.
2. İdrar yolları : idrar kesesinin 3'de 1 alt bölümü östrojen hormonuna duyarlı olduğundan buna bağlı değişiklikler meydana gelir. İdrar yapma sorunları, idrar yanması, sık idrara çıkma ve idrar kaçırma olabilir. Ayrıca idrar kesesini tutan bağlar da zayıfladığından idrar kesesinde sarkma olabilir.
3. Kalp ve damar sistemi: menopoz öncesi östrojen hormonu etkisiyle damarlardaki kireçlnme kadınlarda erkeklere göre düşük orandadır. Kalp krizi geçirme olasılığı da erkeklere göre çok düşüktür. Menopoz sonrası ise yaklaşık 5 yıl içinde damar kireçlenmesi ve kalp krizi geçirme oranı erkeklerle eşitlenir.
4. Kemikler: hormon yetersizliğine bağlı kemik yıkımı hızlanır ve kemik yapımı çok yavaşlar. Aslında kemik erimesi 25 yaşlarından sonra başlar ve kemik erimesini arttıran başka sebep yoksa menopoza kadar yavaştır. Eğer kemik erimesi kemiklerin ileri derecede incelmesine sebep olursa, özellikle kalça kemiğinin çok küçük travmalarında kırılmasına sebep olur. Ayrıca omurga kemikleride çökme kırıkları meydana gelebilir.
Menopozdaki kadınlarda 6 ay aralarla rutin jinekolojik muayene ve meme muayenesi yanında ultrasonografi ile rahim iç zarı kalınlık ölçümleri gerekmektedir. Yılda bir kez vaginal smear ve mammografi yapılmalıdır. Eğer memede bazı sorunlar varsa 6 ay arayla meme ultrasonorafi de gerekebilir. Menopoz başında kemik yoğunluğu ölçümü yeterlidir. Eğer hormon kullanılıyorsa kemik yoğunluğu tekrar bakılması gereksizdir. Fakat hormon kullanılmıyorsa yılda bir kez kemik yoğunluğu ölçülmesi gereklidir.
ADET DÜZENSİZLİĞİ
Adet 21-35 gün arasında düzenli oluyorsa, 3-7 gün sürüyorsa ve ortalama kan kaybı 35-40 ml ( 3-5 pet ) ise normal adet olarak kabul edilebilir. 80 ml’nin üzerindeki kanamalar anormal olarak değerlendirilir.
İlk adet kanaması kız çocuklarında 12-13 yaşlarında görülür. İlk adetle genç kızlığa adım atılır. Ancak hormonal sistemin olgunlaşması bir-iki yılda tamamlandığından adetlerin bir kısmı yumurtlama olmadan gerçekleşir. Bu yüzden ergenlik döneminde adet gecikmelerine ve adetlerin normalden uzun sürmesine sık rastlanır. Bu dönemde düzensiz ve uzun süren kanamalar olabilir.
İlk adetin 9 yaşından önce görülmesi veya 16 yaşına kadar adetin görülmemesi hormonal bir veya yapısal bir bozukluk sonucu olabilir. Böyle bir durumda mutlaka detaylı bir jinekolojik muayene gerekir.
Ergenlik döneminin belli bir aşamasından itibaren adetler de düzene girer. Bu dönem kadının gebe kalabileceği dönemdir ve menopoza kadar devam eder. Bu dönemdeki adet düzensizlikleri; gecikme, ara kanama,fazla kanama, uzun sürme veya kısa sürme şeklinde olabilir. Bu dönemde en sık karşılaşılan ve genellikle seyrek adet görme ile kendini gösteren önemli bir problem polikistik Over hastalığıdır. Bu hastalıkta yumurta gelişiminin başladığı dönmede herhangi bir nedenle yavaşlaması veya duraklaması durumunda yumurta gelişip çatlayacağı yerde bir kist oluşur ve çatlamadan kalır. Bu durum her ay tekrarlar ve yumurtalıklardaki kist sayısı da artar. Adet öncesi lekelenme tarzında kanamalar veya ara kanamalar bazen tedavi gerektiren bazende takip ile yetinilen durumlardır.
Bu dönemde rastlanılan adet düzensizliklerinden biri de adet gecikmesidir. Bu durum genellikle gebelikte olur. Bazende yumurtlama olmaması ve buna bağlı kanamanın gecikmesi durumu söz konusudur.
Adet kanamasının fazla olması kadını kansız bırakabilir ve anemiye neden olabilir. Bu durum genellikle myom dediğimiz iyi huylu urlar, hiperplazi , endometrit veya polip gibi sebeplere bağlı olabilir.
Sık görülen diğer bir adet düzensizliği de ara kanamalardır. Bu duruma yol açabilecek ciddi bir sebebin bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekir. Hormonal dengesizlikler, rahim ağzındaki iltahaplar, myomlar ve rahim ağzında bulunan polipler bu duruma sebep olabilir. Ayrıca spiral kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımının ilk ayları, menopozda hormon tedavisi alımı, aylık veya üç aylık iğneler ve kola cilt altına uygulanan gebeliği önleyici çubuklar da lekelenme tarzında ara kanamalara neden olabilirler. Özellikle ilişki sonrası kanamalarda rahim ağzındaki problemlerin, yaraların sorumlu olduğu sık görülmektedir. Burada en önemli yaklaşım, rahim ağzında görülen yaranın kanser veya kanser öncesi gelişen görüntülerle ilişkili olup olmadığının ortaya konmasıdır. Bu da rahim ağzından alınan smear adı verilen tarama yöntemi ile mümkündür.
BALTIP ÖZEL BALIKESİR TIP MERKEZİ ANA SAYFA
|