|
ERKEK UŞAK
Karşiya koyun kuzi
Koyuna verun tuzi
Ağlatmayın uşağı
Verun sevduğu kızı
Yayladanki yürüdüm
Yayla güneşli idi
Bakamadım geriye
Gözlerum yaşli idi
Yaylanın çimenine
Ben biridum biridum
Evvel böyle değildum
Sevdaluktan eridum
Kızılağaç fidanı
Budayiler mi seni?
Kaç gel bana sevduğum
Tutayiler mi seni?
Çiseli kayalardan
Geçme yavrum kayarsun
Bensiz geçen günleri
Ömürden mi sayarsun
Gökten bir damla düşti
Saatumun ustine
Ben sevda edermiyim
Sevduğumun ustine
Çayırumun dibine
Üç ağaca üzüm var
O hala kızlarunun
Küçüğünde gözüm var
Karşıdan gel karşıdan
Bizum evun başından
Vurup alurum seni
Korkarum kardaşundan
Eğreltiye gül olmaz
Konar mi ona arı
Nasıl sevmeyim seni
Hergün giyersun sari
Güzelum çayeli'nde
Var iki hastahane
Yardan gelen mektubu
Eyleme postahane
Çekmecemun kilidi
Üstine gül kurudi
Sana aşık olalı
Cahil ömrüm çurudi
Kulağuna küpeler
Papatya gibi açtı
Kız seni alacağum
Falcı öyle fal açtı
Akşam karanluğilan
Gel beraber kaçalum
Leyla'yla mecnun gibi
Çöllerde yaşıyalum
OĞULDAN BABAYA TURKİ
Oğul:
Bugün bir mektup aldum şaştum okumasına
Biz da cevap yazalum onun anlatmasına
Babalar alışuktur evlat ağlamasına
Ben da ağlıyacağum gitmesun fenasına
Yasin'da buldum ayet uydurdum şakasına
Bir ayet daha vardur bakarsan arkasına
Baba düzen verecek takasi takasına
Sonradan sarılmasun mahşerde yakasina
Herkes bir tezgah kurdi oturdi masasina
Senun canun darlandı anamın sobasina
Anamlan rahat eyle pek bakma karasina
Daima alçaktan yürü tuz doğma kafasına
Bir meşin palton vardur bir mangır pahasına
Kıymetuni bilusan bakmasun dahasına
Biraz da temas ettun radyonun havasına
O da intikal etti babadan mirasına
Bir nefes nefesine bedeldur dünyasına
Bunu şaka söyledum bakma palavrasına
BABADAN OĞULA TURKİ
Baba:
İki turki yazayım gelmiştur sırasına
Mecit kumaş gönderdi köydaki babasına
Evlatlar öyle eder yeri vardur yasin'a
Kazım giydi elbise bakun fiyakasına
Kumaşı kahverengi yakıştı modasına
Hepten kalmışım çıplak silva ortasına
Sarıldum, yatayırum bir meşin paltosina
Ancak aklı geldi babanun kafasina
Şimdi ancak vuriyi kafasinun tasina
Kalayi fayda etmez yureğinun pasina
Bu işi vereceğum ulus gazatasina
Mecit açar radyoyu hep bakar sefasina
Kazanduğu parayi doldurur kasasina
Baba evlatlarını gezdurur arkasina
Evlat anayı satar elun paytarasina
Baksana memlekete ananun cefasına
Hocalar vaiz eder hafta cumaasına
Bir evlat asi olur analan babasina
Onun yeri hazırdur cehennemun ortasına
Bir gün gemin tutulur kasım furtunasına
Durur denize duşmağa gemi güvertasına
Bir liman bulamasun siliva yakasına
Maşalla rastgelmiştik evlatlarun hasina
Ben yine sarılayım çayun kuviçasına
Sakın darılma oğlum babanın şakasına.
|