|
YERALTI ŞEHİRLERİ
Kapadokya Bölgesi'ndeki önemli yeraltı yerleşimleri; Nevşehir'de Kaymaklı, Derinkuyu, Özkonak, Mazı, Tatlarin, Gökçetoprak, Aksaray'da Güzelyurt ve tesadüfen tespit edilen Pınarbaşı (Geyral) köyündeki yeraltı yerleşimi, Kayseri'de ise Ağırnas ile Yeşilhisar ilçesine 20 km uzaklıktaki Doğanlı yeraltı kentidir.
Yeraltı kentlerinin pek çoğunun orijinal girişleri bugüne kadar pek korunamamıştır. Özellikle Acıgöl, Gökçetoprak (Sivasa), Mazı ve Özlüce yeraltı kentlerinin birkaç yerden olan girişleri orijinal olup, savunma sistemi ustaca tasarlanmıştır. Bu orjinal girişlerin koridor duvarları çoğu zaman bazalttan kiplopik teknikte örülmüştür. Koridor tavanları ise düzgün, ince uzun taşlarla kapatılmıştır. 3-10 m arasında değişen uzunluktaki koridorların bittiği yerde iri, yuvarlanma özelliği olan sürgü taşı yer almaktadır. Bu sistem, yeraltı kentlerinin giriş çıkışının daha etkin şekilde kontrol altına alınması için yapılmıştır. Sürgü taşının yan tarafında, taşın rahat bir şekilde hareket edebilmesi için küçük bir oda yer alır. Sürgü taşının karşısında ise kapının tam olarak kapanması için 25-50 cm derinliğinde bir girinti bulunmakta, böylece şehir kapısı kapandıktan sonra dışarıdan hiçbir yabancının yeraltı yerleşimine girmesi mümkün olamamaktadır.
Uzun koridorların ve diğer mekanların duvarlarına aydınlanmayı sağlamak amacıyla kandil ve mum koymak için küçük oyuklar açılmıştır. Kandillere keten tohumundan elde edilen bezir yağı konuluyordu. Şimdiye kadar hiçbir yeraltı yerleşiminde bezir yağı üreten mekana rastlanmamıştır. Büyük bir ihtimalle dışarıda üretilip getiriliyordu. Kandillerde yanan bezir yağından yayılan ısı, aynı zamanda ısınma gereksinmesini de karşılamaktaydı.
Yeraltı yerleşimleri içinde hem havalandırma hem de haberleşme maksadıyla yapılmış, çoğu zaman yeraltı yerleşiminin tabanı ile bağlantılı bacalar bulunmaktadır. Bu havalandırma bacaları aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmıştır. Bazı su kuyularının ağız kısımları, düşmanın suyu zehirlemesini engellemek için yeryüzü ile bağlantısızdır. Bacaların kenarlarında inişi-çıkışı sağlayan küçük nişler yer alır. Katlar arasında odaların tavan va taban kısımlarında iletişim maksadıyla yapılmış, çapı 5-10 cm'i geçmeyen haberleşme delikleri bulunmaktadır. Bu delikler sayesinde yeraltı kenti halkı, uzun yorucu tünellerden geçmek zorunda kalmamakta, olağanüstü zamanlarda ise kolay ve çabuk bir şekilde savunma tedbirlerini alabilmektedir.
Yeraltı şehirlerinin en eski katları genelde giriş katları olup, daha ziyade ahır olarak kullanılmıştır. Oldukça kaba olarak oyulmuş ahır duvarlarının alt kısımlarına hayvanların yem yiyebileceği oyuklar ve hayvanları bağlamak için birer delik yapılmıştır. Yöreden elde edilen üzümlerin işlenerek şarap haline getirildiği şırahaneler iki bölümden ibarettir. Üst bölümde üzümler çiğneniyor; buradan bir delik vasıtasıyla aşağı kısımdaki havuza dökülüyor; şıra haline gelen sıvı daha sonra duvar kenarlarına diziler halinde yerleştirilmiş büyük boyuttaki küplerin içine konularak dinlendiriliyordu. Sayıları gözönüne alındığında, her ailenin bir mutfağı olmadığı; mutfakları ortaklaşa kullandıkları ortaya çıkmaktadır. Mutfaklarda bugün Kapadokya kasaba ve köylerinde de hâlâ kullanılan tandır adı verilen yemek pişirmeye yarayan ocaklar bulunmaktadır. Ayrıca mutfak kenarlarına erzak küplerini düzenli bir şekilde yerleştirmek amacıyla küçük oyuklar açılmıştır. Erzak küplerine yörede hâlâ bolca üretilen arpa, buğday, mısır ve çeşitli sebzelerin yanısıra bira ve şarap da konulmuştur.
Antik Kapadokya Bölgesi'ndeki yeraltı kentlerinin ilk kez kimler tarafından inşa edildiği henüz tam olarak saptanamadı. Kapadokya'da yeraltı yerleşimlerinin hemen yakınında Civelek Mağarası, Aşıklı Höyük gibi Prehistorik Döneme ait yerleşimler bulunmasına karşın bunların yeraltı şehirleri ile bağlantısı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Ancak bölgenin jeolojik yapısı gözönüne alındığında Prehistorik Dönem insanlarının hiç olmazsa birkaç odadan ibaret yapay kaya sığınaklarında barınmış olmaları gerekmektedir.
Orta ve Geç Tunç Çağı'na ait kaya kabartmalarının ve yazılı anıtların bölgede sıkça bulunması, ayrıca Hitit şehirlerindeki savunma sisteminde Potern adı verilen yeraltı geçitlerine sıkça rastlanması ve ustaca yapılması nedeniyle yeraltı şehirlerinin yapımında ya da genişletilmesinde Hititlerin de katkısı olduğu kanısı güçlenmektedir.
Kayseri, Nevşehir, Niğde ve Aksaray civarındaki Roma devrine ait kaya mezarları da yeraltı yerleşimlerinin hemen yakınında olup onlar kadar geniş alanlara yayılmıştır. Hatta, kaya mezar odalarında yer alan tüflere oyulmuş yatak şeklindeki nişli klinelerin örnekleri yeraltı kentlerinde de bulunmaktadır. Ayrıca Derinkuyu yeraltı kentinin gezilemeyen bölümlerindeki bir mekanda açığa çıkarılan Roma Dönemi'ne ait mermerden bir boğa heykeli, Roma devri halkının da yeraltı kentlerinin inşasında rolü olduğu kanısını güçlendirmektedir.
|