basdere1.sitemynet.com
basderem.sayfasi.com 1 2 3 4 5 6 7 18 HAZİRAN-BAŞDERE MANZARASI TEKKE 28-29 HAZİRAN-BATI KARADENİZ DERİNKUYU-IHLARA VADİSİ TEMMUZ-BAŞDERE MANZARASI GÖREME ORTAHİSAR Ağustos-2006-Başdere

DERİNKUYU-IHLARA VADİSİ

www.urgup-basderem.gif

dscn1904.jpg

dscn1880.jpg

dscn1883.jpg

dscn1886.jpg

dscn1893.jpg

dscn1894.jpg

Derinkuyu

Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde Nevşehir'e 29 km. uzaklıktadır. Derinkuyu yeraltı şehrinin derinliği yaklaşık 85 m.'dir. Bu yeraltı şehri bir yeraltı şehrinde bulunan tüm özelliklere sahiptir. (ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane v.s.) Ayrıca 2. katta misyonerler okulu bulunmaktadır. Geniş bir alan olan okulun tavanı yeraltı şehirlerinde pek rastlanmayan beşik tonoz ile örtülüdür.

Salonun solundaki mekanlar çalışma odalarıdır. Yeraltı şehrinin 3 ve 4. katlarından sonra merdivenle doğrudan doğruya derinlemesine inilmekte ve alt katta bulunan haç planlı kiliseye ulaşılmaktadır.

Yeryüzü ile bağlantısı bulunan 55 m. derinliğindeki havalandırma bacası, aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmaktadır. Alt kata kadar uzanan kuyulardan her kat yararlanamaz, ayrıca istila anında zehirlenmeyi önlemek için bazı kuyuların ağzı yeryüzü ile bağlantısızdır. 1965 yılında açılan Derinkuyu Yeraltı şehrinin halen yüzde onu gezilebilmektedir.

www.urgup-basderem.gif

dscn1932.jpg

dscn1907.jpg

dscn1915.jpg

dscn1930.jpg

dscn1938.jpg

dscn1936.jpg

Ihlara Vadisi

Aksaray'a 40km. uzaklıktadır. Vadiye, Aksaray-Nevşehir karayolunun, 11.km.'sinden sapılarak gidilir. Hasandağı'ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler kanyonu oluşturmuştur. Bu çatlaklardan yol bulan kanyonun bugünkü halini almasını sağlayan Melendiz çayına ilk çağlarda Kapadokya ırmağı anlamına gelen "Potamus Kapadukus" denilmekteydi.14 km. uzunluğundaki vadi Ihlara'dan başlar, Selime'de son bulur. Vadinin yüksekliği yer yer 100-150 m.'dir. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler bulunmaktadır. Bazı barınaklar ve kiliseler yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirine tünellerle bağlantılıdır.
Ihlara vadisi jeomorfolojik özelliklerinden dolayı keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş ve istila gibi olağanüstü zamanlarda ise gizlenme ve korunma yeri olmuştur. Ihlara vadisi kiliselerindeki süslemeler 6.yüzyılda başlayarak 13.yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir.
Vadi boyunca yer alan kiliseler iki gruba ayrılabilir. Ihlara'ya yakın olan kiliselerin duvar resimleri Kapadokya sanatından uzak, doğu etkisi taşırlar. Belisırma yakınında yer alanlar, Bizans tipi duvar resimleri ile süslüdür. Ihlara Bölgesi'nde Bizans Dönemi'ne ait bilinen kitabelerin sayısı oldukça azdır. Belisırma köyüne 500 m. uzaklıktaki Aziz Georgios (Kırkdamaltı) Kilisesi'nde Selçuklu Sultanı II. Mesud (1282-1305) ve Bizans imparatoru II. Andronikos'un adlarını içeren 13. yüzyıla ait fresk üzerine yazılmış bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabe bölgeyi ellerinde bulunduran Selçukluların hoşgörülü yönetiminin varlığını kanıtlamaktadır. Ihlara Vadisi'nde yer alan ve resimleri en iyi korunmuş olan kiliseler Ağaçaltı, Pürenliseki, Kokar, Yılanlı ve Kırkdamaltı Kiliseleridir.

YERALTI ŞEHİRLERİ

Kapadokya Bölgesi'ndeki önemli yeraltı yerleşimleri; Nevşehir'de Kaymaklı, Derinkuyu, Özkonak, Mazı, Tatlarin, Gökçetoprak, Aksaray'da Güzelyurt ve tesadüfen tespit edilen Pınarbaşı (Geyral) köyündeki yeraltı yerleşimi, Kayseri'de ise Ağırnas ile Yeşilhisar ilçesine 20 km uzaklıktaki Doğanlı yeraltı kentidir.

Yeraltı kentlerinin pek çoğunun orijinal girişleri bugüne kadar pek korunamamıştır. Özellikle Acıgöl, Gökçetoprak (Sivasa), Mazı ve Özlüce yeraltı kentlerinin birkaç yerden olan girişleri orijinal olup, savunma sistemi ustaca tasarlanmıştır. Bu orjinal girişlerin koridor duvarları çoğu zaman bazalttan kiplopik teknikte örülmüştür. Koridor tavanları ise düzgün, ince uzun taşlarla kapatılmıştır. 3-10 m arasında değişen uzunluktaki koridorların bittiği yerde iri, yuvarlanma özelliği olan sürgü taşı yer almaktadır. Bu sistem, yeraltı kentlerinin giriş çıkışının daha etkin şekilde kontrol altına alınması için yapılmıştır. Sürgü taşının yan tarafında, taşın rahat bir şekilde hareket edebilmesi için küçük bir oda yer alır. Sürgü taşının karşısında ise kapının tam olarak kapanması için 25-50 cm derinliğinde bir girinti bulunmakta, böylece şehir kapısı kapandıktan sonra dışarıdan hiçbir yabancının yeraltı yerleşimine girmesi mümkün olamamaktadır.

Uzun koridorların ve diğer mekanların duvarlarına aydınlanmayı sağlamak amacıyla kandil ve mum koymak için küçük oyuklar açılmıştır. Kandillere keten tohumundan elde edilen bezir yağı konuluyordu. Şimdiye kadar hiçbir yeraltı yerleşiminde bezir yağı üreten mekana rastlanmamıştır. Büyük bir ihtimalle dışarıda üretilip getiriliyordu. Kandillerde yanan bezir yağından yayılan ısı, aynı zamanda ısınma gereksinmesini de karşılamaktaydı.

Yeraltı yerleşimleri içinde hem havalandırma hem de haberleşme maksadıyla yapılmış, çoğu zaman yeraltı yerleşiminin tabanı ile bağlantılı bacalar bulunmaktadır. Bu havalandırma bacaları aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmıştır. Bazı su kuyularının ağız kısımları, düşmanın suyu zehirlemesini engellemek için yeryüzü ile bağlantısızdır. Bacaların kenarlarında inişi-çıkışı sağlayan küçük nişler yer alır. Katlar arasında odaların tavan va taban kısımlarında iletişim maksadıyla yapılmış, çapı 5-10 cm'i geçmeyen haberleşme delikleri bulunmaktadır. Bu delikler sayesinde yeraltı kenti halkı, uzun yorucu tünellerden geçmek zorunda kalmamakta, olağanüstü zamanlarda ise kolay ve çabuk bir şekilde savunma tedbirlerini alabilmektedir.

Yeraltı şehirlerinin en eski katları genelde giriş katları olup, daha ziyade ahır olarak kullanılmıştır. Oldukça kaba olarak oyulmuş ahır duvarlarının alt kısımlarına hayvanların yem yiyebileceği oyuklar ve hayvanları bağlamak için birer delik yapılmıştır. Yöreden elde edilen üzümlerin işlenerek şarap haline getirildiği şırahaneler iki bölümden ibarettir. Üst bölümde üzümler çiğneniyor; buradan bir delik vasıtasıyla aşağı kısımdaki havuza dökülüyor; şıra haline gelen sıvı daha sonra duvar kenarlarına diziler halinde yerleştirilmiş büyük boyuttaki küplerin içine konularak dinlendiriliyordu. Sayıları gözönüne alındığında, her ailenin bir mutfağı olmadığı; mutfakları ortaklaşa kullandıkları ortaya çıkmaktadır. Mutfaklarda bugün Kapadokya kasaba ve köylerinde de hâlâ kullanılan tandır adı verilen yemek pişirmeye yarayan ocaklar bulunmaktadır. Ayrıca mutfak kenarlarına erzak küplerini düzenli bir şekilde yerleştirmek amacıyla küçük oyuklar açılmıştır. Erzak küplerine yörede hâlâ bolca üretilen arpa, buğday, mısır ve çeşitli sebzelerin yanısıra bira ve şarap da konulmuştur.

Antik Kapadokya Bölgesi'ndeki yeraltı kentlerinin ilk kez kimler tarafından inşa edildiği henüz tam olarak saptanamadı. Kapadokya'da yeraltı yerleşimlerinin hemen yakınında Civelek Mağarası, Aşıklı Höyük gibi Prehistorik Döneme ait yerleşimler bulunmasına karşın bunların yeraltı şehirleri ile bağlantısı olup olmadığı henüz bilinmemektedir. Ancak bölgenin jeolojik yapısı gözönüne alındığında Prehistorik Dönem insanlarının hiç olmazsa birkaç odadan ibaret yapay kaya sığınaklarında barınmış olmaları gerekmektedir.

Orta ve Geç Tunç Çağı'na ait kaya kabartmalarının ve yazılı anıtların bölgede sıkça bulunması, ayrıca Hitit şehirlerindeki savunma sisteminde Potern adı verilen yeraltı geçitlerine sıkça rastlanması ve ustaca yapılması nedeniyle yeraltı şehirlerinin yapımında ya da genişletilmesinde Hititlerin de katkısı olduğu kanısı güçlenmektedir.

Kayseri, Nevşehir, Niğde ve Aksaray civarındaki Roma devrine ait kaya mezarları da yeraltı yerleşimlerinin hemen yakınında olup onlar kadar geniş alanlara yayılmıştır. Hatta, kaya mezar odalarında yer alan tüflere oyulmuş yatak şeklindeki nişli klinelerin örnekleri yeraltı kentlerinde de bulunmaktadır. Ayrıca Derinkuyu yeraltı kentinin gezilemeyen bölümlerindeki bir mekanda açığa çıkarılan Roma Dönemi'ne ait mermerden bir boğa heykeli, Roma devri halkının da yeraltı kentlerinin inşasında rolü olduğu kanısını güçlendirmektedir.

www.urgup-basderem.gif