bayarsahna.sitemynet.com
KÖYÜMÜZÜN KUŞBAKIŞI GÖRÜNÜMÜ

________ ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET SÖZLÜĞÜ _______
**** A - B ****
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA.
** C - Ç **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ
* D ** E *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

* F ** G *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

* H - I - İ *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA
* K - L *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA
**M**N**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**O**Ö**P**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**S**Ş**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

** T **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**U**Ü**V**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA
** Y ** Z **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

** T **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA


***T***

Tahra- Tavra: Sapı da dövme demirden ağzı eğri kesici gereç. Saha açmada kullanılan gereç, kılavuz. Sapı ahşap, 8-10 cm uzunluğunda ucu sivri metal gereç.

Taka: Küçük pencere, köyevlerinin penceresi.

Talfar: Ekseri dört ayak - dikme- üstünde çavlarla çatı, üstü dal ve yaprakla örtülü gölgelik mekan. Hasat zamanlarında tarla, bahçe ve harman yerlerine kurulmaktadır. Zemini genellikle topraktır.

Tapı- Külük: Pide şeklinde; küçük yuvarlak mayalı hamurdan yapılmış köyekmeği. Ayrıca mayalı hamurun sıcak küle gömülerek üzerine tekrar ateş yakılarak pişirilmesiyle yapılanına-özellikle külük denmektedir. (Burada yine pratiklik söz konusudur.)

Tas: Arka, peş, ard. Tasına düşmek; ardına düşmek, ardından gitmek. Takip etmek. "-Bizim köpek bana öyle alışık ki heç tasımdan aynlmaz. Tasıma fazla düşme sonukötü olur. Tas köpeği."

Tat: Sağır, dilsiz, kekeme, pepe. Ani bir olay karşısında dili tutulmak. Doğuştan da olabilmektedir. "-Geçen yıl ağaçtan uçtuydu, o günden beri tat oluk."

Tavrana: Tarhana, tarhana çorbası. Dövme tahııın ayran ya da sütle pişirilip, güneşte kurutulmasıyla yapılan yemeklik.

Tefe: Yumak halinde ipi çile haline ya da iplik çilesini yumak haline getirmede yararlanılan yaklaşık 50 cm uzunluğu 5 cm eninde uçları çengelli ahşap gereç.

Teğ: Asma, üzüm asması, kavun karpuz, salatalık kabak gibi bitkilerin sürgünü. Sürgünsü gövdesi.


Tenktelemek: Sendelemek, tüngümek. (2) Hafifçe aklını oynatmak, davranış ve sözlerde tutarsız olmak. Genelde ihtiyarların hafif bunaması. " -Goca eyice yaşlandı, tenkleyik gayn. "

Terki: Bir dizide, katarda, ata birlikte binen arkadaki kişi, arkada bulunanlar.
Arkada bırakılanı, kervanlarda, katarlardaki arkadaki hayvanlar, arkadaki vagonlar. Develerin art arda terkilenmesi - bağlanması vagonların, araçların peş peşe dizilmesi. Bir erkeğin at sırtında bir kadını arkasına bindirmesi, terkisine alması

Tetir: Boya, leke. Ceviz, nar vişne gibi meyvelerin zor çıkan lekeleri.
Meyve sularının bıraktığı leke. (2) ıçel' de köylüler ve aşiret mensupları okseri esmer, buğday tenii, kumral saçlıdıriar. Arada bazı kan karışımlarından (,türü sarışıniara da rastlanır. işte bunlar için; " - Tetiri bozuk denmektedir."

Teynel: Defne ağacı, defne dalı. Tirki: Küçük bakır leğen.

Tırlık: Pamuktari yapılmış iki büklüm ip. Dokumacılıkta kullanılır.

Tığ- Tıv: Yoraktan herhangi bir şey dikerken iğnenin geçeceği deliği

Tingir: Küçük bakır - tencere- kapağı.

Tirki : Tepsi büyüklüğünde geniş ve on santimetre civarında derin tepsi. "Bulgü plavını tirkiye koyda getir".

*** T **

Toklu: Bir yaşlı erkek koyun, Genç koç.

Tomsurmak: Öfkeden, kızgınlıktan surat asmak, küsmek:

Tonç: Barınak, yabani hayvan barınağı. Yaban domuzlarının yavru yaptıkları ekseri barındıkları, kapalıca inler ve yerler. "-Taneuna yakm domuz tevfikeli olur. "

Tor: Vahşi, yabanıl. Hayvanların bir süre başı boş kalmasıyla yabanBeşmesi. Çeşitli yük hayvanlarının bineğe ve yüke alıştırılmadan önceki hal/eri.

Topalak: Bulgurun iyice yoğrularak fındık büyüklüğünde topaklanarak salçalı ya da etli pişirilmesiyle yapılan aş, (2) bir tür kın yapraklı ve kökleri

Tort: Peynir ve çökelek suyunun tekrar kaynatılmasıyla elde edilen
çökeıti, süt ürünü, bir tür çökelek.

Toru: Çam fidanı.

Toslak: Genç boğa, tosun. Bir iki yaşlı erkek sığır.

Tozzak: Bazı bitkilerin tohumlarını içinde barındıran ve rüzgar ve esintilerle çevreye yayılan tüysü yapılı üreme organları.

Tömek: Bir tür katran ağacı, dikenli ve iğneli yapraklı, Torosların bin metrelerinden itibaren yetişir. Bol kozalakıı bir bitkidir. Kozalakları- gilikleri kaynatılarak katran pekmezi çıkarılır. Bu pekmez pek çok hastalığın otanmasında kullanılır.

Tuluk: Yayık, terbiye edilmiş, mazılanmış keçi koyun derisi tulumu. Biraz küçük olanına" Yanmk" denmektedir. Tuluk ayranı, tuluktan çıkarılan tere yağı çok mabuldur.

Tuman: Don. Uzun bacaklı paçası lastik
büzgülü kadın donu. Paçalarının büzgüsü böcü börtünün alttan girmesini engellediği için güvenle giyilir.

Tura: Mendil, yağlık, cember gereçlerin hübüklerinin (Köşelerinin) düğümlenmesi. " -Son sevdiğim gız bana bir turalı mendil verdi. "

Tükmük: Tükrük, ağız salgısı. Bazı yörelerde, bazı ailelerin" Ocak" Şifalı, umarlı- olduğuna inanılarak; bazı cil.t hastalılarına bunların tükmükleri sürülmektedir. Bu gibi kişilere" tükürtülerek" yaraları iyileştirilmesi sağlanmaktadır. Bilindiğin gibi tükrüğün tıbben bir anseptik olduğu gerçektir.

Tükte : Ense, vucudun boyunla baş arasındaki ense kısmı. "Tükteme bir ağrı yapıştı elim ordan gitmiyor".
Tülek: Mevsime göre, özellikle yaza çıkarken, kuşların ve bazı hayvanların tüy, kıl değiştirmeleri hali.

Tüngümek: Yukarı sıçramak, zıplamak. "-Ataşa basık gibi tüngüyüp durma." de fındık büyüklüğünde toparlakları bulunan ayrık otu.




ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın