bayarsahna.sitemynet.com
KÖYÜMÜZÜN KUŞBAKIŞI GÖRÜNÜMÜ

________ ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET SÖZLÜĞÜ _______
**** A - B ****
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA.
** C - Ç **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ
* D ** E *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

* F ** G *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

* H - I - İ *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA
* K - L *
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA
**M**N**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**O**Ö**P**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**S**Ş**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

** T **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**U**Ü**V**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA
** Y ** Z **
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA

**M**N**
ÇUKUROVA YÖRESEL AŞİRET ŞİVELERİ SÖZLÜĞÜ SAYFA


***M- N***

Mada: Mide, mide iştahı, yeme yememe arzusu, açlık tokluk hissi. "Ayool hastalıkdan beri madam dutuldu, heç bir şiy yiyemez oluun" . (2) Çevrede adı kötüye çıkmış - şarmıta- bir kadını eş olarak seçenler için; "........ mı, onun madası geniş, madası galdrrrr onun."

Madanus: Maydanoz.

Mafa: Vefa. Mafasız, Mafasızlık; nankörlük. Mafalılık; vefaıılık, hatır gönül tanırlık. "-Gadınrn gocası öleli hunca yıl oldu,. hale evlenmedi, çok matalı çıktı. "

Mandıra: Köy tüzel kişiliğinde; bir hayvanın bir başkasının ürününe zarar vermesi durumunda, bu problemin çözümüne dek söz konusu hayvanın tutulu bulunduğu kapalı avlu, hayvan nezarethanesi.

Maya: Dişi deve. (2) Sağlıklı, boylu poslu alımlı gelinler için; "-Maya gelin, maya gibi gelin. "

Mayıs: Taze, cıvık sığır dlŞkısı. Baharla birlikte çok yeşil yem ve otla beslenen inekler mayıslar.

Meğerime, Meğerseme: Bilinenin tersine, görünenin aksine. Saklanan asıl niyet, gizli maksat. " -Meğerime niyeti benim/e oynamakmış."

Mertmen: Hirimin başı, beş on metre yüksekliğin hemen ucu, başı, uçurumun kenarı. "-Gece yolunu şaştrmış da mertmeden uçmuş, eli golu gafası gmk, yattyoru. "

Meses :Övendire, arkası yassı ucu sivri demir ya da çivili, uzunca (33,5 m kadar) ahşap sopa. Çift sürerken hayvanları yönlendirmede kullanılmaktadır. Yassı demiri ile gayıta yapışan toprak ve çamurlar sıyrılır.

Mıcık: Küçük ahşap çivi.

Mıntı: Sapsız bıçak, boynuz ya da ahşap sapı düşmüş, ağzı biraz körlenmiş bıçak, bıçağın demir akşamı. "-Tulukluk deriyi kör manttyla yüzerler, keskin olmadığı için deriyi yaralamaz. "


***M-N**

Musluk: Hayvanlara ot,. saman ve yem verilen ahşap tekne.

Mundar: Herhangi bir sebeple ölmüş hayvan. Leş durumuna düşmüş hayvan ve eti. (2) Vicdanın kabul etmeyeceği kötülüklerin gizlice yapılması. Bundan ötürü; "-Mundar bastmk dutmaz. Hiçbir kötülük gizli kalamaz, gizlenemez. "

Musmul: Etini yemek amacıyla etini yemek üzere kesilen ya da kurban edilen hayvan ve eti. (2) Düzgün iş, usulüne uygun davranış, iş ve eylem.

Muzmaal: Zarar görmek, ziyan olmak, yoyulmak. Malamat olmak; berbat duruma düşmek. (2) Kaçırılıp ırzına geçilen kız için; "-Gızı gaçmp muzmaa/ itmiş pis keraat. "

Mancır: Olgunlaşmamış incir meyvesi.

Mavaklamak: Miyavlamak.

Melceme: Şapşal, beceriksiz, sakar.

Nana: Nane bitkisi.


Naal, nahıl: Nasıl, ne hal? " -Heç acımadm mı? Nasıl gıydm onnara, bu kötülüğü yapmaya naal e/in vardı? Bu naa/ iş, naa/ o/uyoruda gattr gu/un doğurmuyoru?"

Naakıt: Ne zaman, ne vakıt. " -Yayladan naakıt geldin?"

Neci: Ne? Ne olaki? "-Adın neci guzum?"

Nifir: Zurna. (2) Biraz uyanık ve madrabaz kimseler için; " -O ne nifir; gmkdır o"

Nozur: Mesesin ucundaki sivri demir ya da çivi.

Navtmak: Ne iş yapmak. Ne edip tutmak. "-Enderde deminden beri nevtan (" n" nazal n) ayool?"


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın