Nur doğudan yükseldi
 

Yeni Asya Gazetesinin Ağrı temsilciliği tarafından Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 44. yıldönümü münasebetiyle bir mevlid düzenlendi. Mevlide beş binden fazla kişi katıldı. Huzur ve sükûnet içinde geçen mevlit Ağrı’nın en büyük camiî olan Merkez Camiinde icra edildi.

Öğle namazını müteakip Merkez Camii imamı Mehmet Hocanın Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında Ağrı’nın yeri ve önemini belirten konuşmasıyla başlayan mevlit; Van’dan gelen İsmet Oflaz’ın Yeni Asya adına yaptığı teşekkür ve takdim konuşmasıyla devam etti. Mustafa Hocanın yanık sesiyle okuduğu aşr-i şerif ve Kur’ân Kursu öğrencilerinin okudukları ilahiler dinleyenlere müstesna anlar yaşattı. Aralarda Risâle-i Nur’dan pasajlar okundu. Yapılan duâ ile mevlit biterken çıkışta katılanlara ikramda bulunuldu.

Cami girişinde Yeni Asya Kültür Merkezi tarafından açılan kitap sergisi büyük ilgi gördü.

BEDİÜZZAMAN VE AĞRI

Mehmet Hoca yaptığı giriş konuşmasında “Bediüzzaman Hazretlerinin normal şartlar altında yıllar süren klasik medrese eğitimini üç ay gibi kısa bir zamanda Doğubeyazıt’taki İshakpaşa Sarayının güney-doğusunda kurulduğu anlaşılan Mehmet Celali Efendi Medresesinde tamamladığını, çocuk yaşında geceleri Ahmed-i Hani Hazretlerinin türbesinde ders çalışıp ondan manevi feyz aldığını vurgulayarak” Üstadın Ağrı Dağı ile ilgili gördüğü rüyayı anlattı.

İstanbul’a giderken ve sürgün için gönderilirken Patnos, Tutak, Hamur ve Eleşkirt yolunun kullanıldığını, Bediüzzaman’ın Ağrı’ya duâ ettiğini anlatan Mehmet Hoca “O hayatı boyunca bozgunculuk, anarşi, inançsızlık, fitne ve ırkçılıkla mücadele etmiştir. Yazdığı eserler ve yetiştirdiği talebeler ile asayiş ve huzurun mânevî muhafızı olmuştur. Ona göre en büyük düşman cehalet, zaruret ve ihtilâftır.

Eserleri 15 dünya diline çevrilen Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini günümüz insanı daha yakından tanımak zorundadır. Tanıdıkça sevecek ve bunalımlarına çare bulduğunu görecektir. Vefat yıldönümü münasebetiyle onu bir kez daha rahmet, minnet ve fatihalarla anıyor, mevlidi tertipleyenlere şükranlarımızı sunuyoruz” diyerek konuşmasını bitirdi.

KÂİNAT AĞACININ MEYVESİ İNSAN

Basın ve emniyet mensuplarına, uzaktan yakından teşrif edip katılanlara, tertipleyenlere teşekkür ederek konuşmasına başlayan İsmet Oflaz ise; kâinat ağacının meyvesinin insan olduğunu, insanlar içinde peygamberler, peygamberler içinde ise Hz. Muhammed (asm) olduğunu ifade ederek, asrımızda Bediüzzaman Hazretlerinin bir peygamber varisi olduğunu, bu milletin ve insanlığın imanını kurtarma yolunda maruz kaldığı sıkıntıları, çektiği çileleri, yaptığı fedakârlıkları anlattı.

Yer yer Risâle-i Nurdan pasajlar okuyarak dinleyenleri coşturan Oflaz “Böyle kahraman bir üstadın eserlerini okumalıyız, milletimizin birlik ve dirliği için, geleceğimiz için gençlerimize okutmalıyız” diyerek sözlerini tamamladı.

Kur’ân, MEVLİT VE İLÂHî ZİYAFETİ

Mustafa Hocanın okuduğu Kur’ân, mevlidhanların okuduğu mevlid-i şerif ve ilâhî gurubunun okuduğu ilahiler dinleyenleri mesdetti. “Bir tek gayem vardır, konuşan yalnız hakikattır, karşımda müthiş bir yangın var” bölümleri okunarak nazarlar Risâle-i Nurlara çevrildi. Mehmet Hocanın yaptığı hatim duâsıyla mevlit sona erdi. Bu arada mevlidi tertipleyen temsilciliğimize, vesile olan tüm Yeni Asya Camiasına teşekkür ve duâlar edildi. Benzer mevlit ve toplantıların sık sık yapılması gerektiği dile getirildi.

YAYINLARIMIZA BÜYÜK İLGİ

Merkez Camiinin üst katının hanımlarca tamamen doldurulduğu görülürken, bazılarının yer bulamadığı, katılanların dizdize oturduğu, mevlide 5 bini aşkın kişinin katıldığı gözlendi.

Cami girişinde Ağrı Yeni Asya Kültür Merkezi tarafından açılan kitap sergisi mevlide katılanlarca büyük ilgi gördü.

90 YILLIK RÜYA

YIL 1914

“Eski Harb-i Umumiden evvel ve evailinde bir vakıa-ı sadıkada görüyorum ki:

Ararat denilen meşhur Ağrı Dağı’nın altındayım. Birden o dağ müthiş infilak etti. Dağlar gibi parçaları dünyanın her tarafına dağıttı. O dehşet içinde baktım ki merhum validem yanımdadır. Dedim:

-Ana korkma! Cenâb-ı Hakkın emridir. O Rahim’dir ve Hakim’dir.

Birden o halette iken baktım ki, mühim bir zat bana amirane diyor ki:

“İ’CAZ-I KUR’ÂN’I BEYAN ET!..”

YIL 2004

Ağrı’da bir cami… Binler Bediüzzaman Mevlidine koşuyor. 90 yıl önce görülen rüyadan sonra telif edilen ve i’caz-ı Kur’ân-ı beyan eden Risâle-i Nur’a koşuyor; genç ihtiyar, kadın erkek, çoluk-çocuk… Gönüllerde sürur, yüzlerde nur, dudaklarda tebessüm…

Rüyada anne vardı; şefkat vardı.

Rüyada Nebi vardı (asm); şefaat vardı. İlm-i Kur’ân vardı. Feragât ve fedakârlık, çile ve ıztırap vardı.

Ve asırların sultanı beklenen vardı; himmet vardı. Onun etrafında pervane olmak vardı.

“Senin için görülen bir düş’de ben olsaydım,

Seni bir görmüş’te ben olsaydım”.

BİR MEVLİDİN ARDINDAN

Anadolu’nun ücra bir köşesinde asırların beklediği asrın müceddidi Üstad Bediüzzaman adına tertiplenen mevlid-i şerife katıldım. Ağrı Merkez Camiinde fedakâr Yeni Asya Camiasının gayretleri ile tertiplenen mevlidin mânevî havası ve muazzam dinleyici cemaatı, ruhumun çok derinliklerinde anlatmakta aciz kalacağım deruni hisler, ulvî duygular, coşku, heyecan ve umutlar bıraktı.

Büyük ve aziz Üstadın yıllar önce müjdelediği mânevî bahar havasının huzur verici esintilerinin kendisini ihsas ettiğini hissederek Rabbime aşk ü şevk ile hamd ettim.

Ey her zaman ve zeminde hükmünü icra eden Yüce Rabbim!

Senin hikmetin iktiza ettikten sonra ve Rahmet ve Kudretin refakat ettikten sonra; aciz kullarını büyük işlerde çalıştırır ve onların az bir gayreti ile, muhteşem ve mübarek neticeler husûle getirirsin!..

Zira mevlidin tertip ve icrası ile ilgilenen bir avuç hakikat kahramanından başka kimse yokken, onlara da adeta hiçbir iş kalmamacasına her şey bir saat gibi dakik ve düzenli icra olunuyordu. Her şey berrak bir menba suyunun mecrasında akması gibi fıtri, sade, temiz ve huzur vericiydi.

Mevlide gelen mübarek cemaatın halet-i ruhiyelerine ve yüzlerindeki ifadelere dikkat ettim. Anlayabildiğim kadarıyla hepsi de adeta böyle mânevî havayı teneffüs etmeye susamış, dünyanın ve siyasetin dağdağalı hadiselerinden usanmış bir vaziyette; mevlid-i şerif mânevî nazarlarını adına mevlid yazılan Hz. Muhammed’e (asm) çevirmişti. Onun mânevî güneşinden gelen ve okuyanları Rabb-ı Rahimine bağlayan Nurlara; onun şefkatli, merhametli, ümitli ve yüksek ahlâklı talebelerini görerek, huzur ve huşu içinde geleceğe ümitle bakıyorlardı. Mevlid çok müspet tesirler meydana getirdi.

Gördüğüm manzara beni alıp götürürken hayalime “acele edip kışta gelen, ancak bize cennetasa baharlar müjdeleyen” müşfik Üstadımız geliyor.

Rahmet sana Aziz Üstadım! Minnet sana… Fatihalar hep sana.. İnşallah bu mevlidle muazzez ruhun şad olmuştur.

MEVLİTTEN NOTLAR

İl Müftülüğüne müracaat edilerek cami için izin alındı.

Afiş ve el ilânları için vilayete müracaat edilip Emniyet Müdürlüğünden gerekli izin alındı. Afişler yapıştırılırken gerektiğinde ilgililere gösterildi.

Arkasında Bediüzzaman ve Ağrı konulu bir yazı bulunan beş bin el ilânı ve dört yüz resimli afiş bastırıldı. El ilânları işlek caddelerde, apartmanlarda, kenar mahallelerde dağıtıldı. Afişler gençler tarafından bir bayram coşkusuyla belli yerlere yapıştırıldı.

Gazetemizde günler önce mevlit duyuruldu. Yerel radyolara ilânlar verildi. Mahalli televizyonda reklâm, tanıtım ve haber yapıldı. Bilâhare banttan yayınlandı.

Üniversiteli öğrenciler fakültede tanıtımda büyük gayret gösterip arkadaşlarını davet ettiler. Mevlitte canla başla çalıştılar.

Mevlide hanımlar büyük rağbet gösterip, caminin üst katını tamamen doldurdular. Tertip heyetindeki hanımlar gelenlerle ilgilenip yer gösterdiler.

Katılanlardan bir kısmı üç yıldır Bediüzzaman Mevlidine hasret kaldıklarını beyan ederken, Van, Erzurum, Iğdır, Muş hatta Diyarbakır’dan katılanların olduğu görüldü.

Mevlit çıkışında özel yaptırılan mevlit şekeri ikram edilirken, uzaktan gelen misafirler ayrıca ağırlandı.

Huzur ve sükûnet içinde icra edilen mevlit bitiminde katılanların camide ayrılmak istemedikleri, “ne çabuk bitti. Keşke daha devam etseydi” diye memnuniyetlerini dile getirdikleri müşahede edildi. Daha önce Ankara-Kocatepe mevlidine katılanlar “ Küçük Kocatepe” yorumunu yaptılar.

Aynı gün iki ayrı partinin mitingi olmasına rağmen Mevlide beş binden fazla kişinin katıldığı tahmin ediliyor. El ilânlarının ise en az yirmi bin kişiye ulaştığı tahmin edilirken, bazılarının afiş ve ilânları çerçeveletip evine astığı öğrenildi.

Ağrı’da Bediüzzaman rüzgârı estiğini söyleyen bir misafirin son sözü notlarımızın da sonunu teşkil ediyor: “Ağrı yüzünü ağarttı.”

NE DEMİŞTİ:

“KARDAŞLARIM, ÜMİTVAR OLUNUZ! KÜFRÜN BELİ KIRILMIŞTIR. RİSÂLE-İ NUR HER ZAMAN GALİPTİR. MERAK ETMEYİNİZ, BU NURLAR PARLAYACAK!..”

YENİ ASYA KÜLTÜR MERKEZ / AĞRI

30.03.200