|
ANKARA - BRÜKSEL DİYALOĞU...
Yakup YURT
Aşağıdaki diyalog dün Ankara'da yaşayan bir arkadaşım ile benim aramda geçti. Aynen aktarıyorum. Arkadaşım Ankara'da oturan yüksek tahsilli, varlıklı, evli, master yapan kız çocuğu annesi bir işkadını. Arkadaşıma "o" kendime ise "ben" diyeceğim.
O : Nerelerdesin arkadaşım?
Ben : Hep aynı yerde.
Ben : Kısır döngü işte, iyi ki sanat ve edebiyat var.
O : Valla aynen ben de öyle.
O : Aynı yer, aynı gidip gelmeler.
O : Offf ki of yani
Ben : Egositler dünyasında nankör yatırımlar yapmakla tüketiyoruz yaşamımızı; kendimiz
için yaşamıyor, yaşama teğet geçiyoruz.
O : Evet
O : Bu kadar oluyor valla.
O : Fazla birşey yapamıyoruz.
O : Senin nasıl gidiyor yazıların, site falan?
Ben : Ana, baba, karı, koca, evlat, vatan, millet, sakarya, Allah, cennet, cehennem, günah, yasak, tabular...
O : Arasında da ben!
...
O : Naaptın bugün?
Ben : Basın taraması.
O : Var mı değişik bir haber?
Ben : Orhan Pamuk davasını izliyorum yakından.
O : Nedir o mesela sence?
Ben : Avrupa Birliği'nin provokasyonu.
O : Yani adamlara yaranmak için mi yaptı adam o lafları?
Ben : Orhan Pamuk bilinçli şekilde alet oyuna.
Ben : Tam marketing, çok zekice hazırlanmış bir pazarlama!...
O : Ödül alacağını zannetti herhalde.
O : Bir haltta vermediler.
Ben : Ödüle ihtiyacı kalmadı. Beleşten en çok tanınan Türk ünvanına sahip oldu dışarda.
Nazım Hikmet'i solladı.
O : Ne kadar yazık değil mi?
Ben : Kitapları peynir ekmek gibi satılıyor.
Ben : Tüm dillere tercüme edildi.
O : Herşeyi paraymış demek ki adamın...
Ben : Herkes adamı özgürlük savaşçısı zannediyor burada ama, ne haber!
O : Tam istedikleri adam işte.
Ben : Hem para kazanıyor, hem de Avrupalıların politikasının uygulanmasını sağlıyor.
O : İçimizden biri.
O : Hem de aydın!
Ben : Aman ne aydın ne aydın, emin ol beş çekerim o adama aydınlatma konusunda.
O : Bence de...
O : Hem de utanıyormuş ülkemizde yaşamaktan!
Ben : Ben de utanıyorum, Türkiye dışında yaşama zorunda kalmış olmaktan.
Ben : En güzel cevabı da tarih profesörü İlber Ortaylı verdi zaten!
Ben : Bilmeden cahil cahil konuşuyor dedi hoca.
O : Ama işine gelmiyor Avrupa'nın.
O : Baksana Fransa'ya.
O : Hiç kendini yargılıyor mu geçmişten ötürü?
O : Varsa yoksa Türkiye.
Ben : Türkiye'yi her fırsatta eleştirerek günah çıkartıyor Avrupa. Gaz çıkartıyor, rahatlıyor! Avrupa'da gelişen ırkçılıkla mücadele etseler daha iyi olur herkes için.
Ben : Özgürlüğün tanımı "Ağzına geleni uluorta söyleme" değildir hiçbir yerde.
O : Bence de!
O : Üstelik başkalarının haklarına saldırıdır üstelik te bilinçsiz söylenmişse, varsa kanıtın açıkla da konuş.
Ben : Dostum onlar egemen, dominan, ezen ve sömüren; biz ise ezilen, mazlum, geri ve
barbar...
Ben : İflas etmiş, borç batağına saplanmış bir ülke, son derece kötü yönetiliyor, insanı perişan, bağımsızlığını yitirmiş!
Ben : Niye bilmem kaçıncı baskısını yaptı T.Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" kitabı?
Ben : Niye TÜSİAD eleştirmeye başladı?
O : Kızıyorlar şimdi TÜSİAD'a karışıyorlar diye.
O : Yahu ekonomi iyi gitmiyor!
Ben : İçerde herkese posta koy, dışarda el pençe divan dur, olmuyor, olmuyor!
O : Kriz başladı yine.
O : Herkes durdu iki aydır.
O : Üç senedir durmuyorduk.
Ben : Asgari ücrete zam dün açıklandı : net kaç oldu, 385 YTL mi?
Ben : Ankara'nın gecekondusunda bir dairenin aylık kirası kaç para?
O : Eee tabi onunla nasıl geçinecek ki?
O : İnsanlık ölmüş, insanlar kafayı bozdu para derdinden!
Ben : Öffff canım sıkıldı, hadi bana eyvallah.
O : Görüşürüz Yakup, güle güle...
Yakup YURT
Brüksel - 23.12.2005
|