|
Leuze-en-Hainaut Kasabasında Bir Gün
Yakup YURT
Geçen Cumartesi günü sabah erkenden sarı Mercedes'le yollara düştük. Brüksel'in güneyinde, bir saatlik bir mesafede, Ath, Mons, Tournai üçgeninin ortasında bulunan Leuze kasabasına yoğun sise rağmen saatinde vardık.
O gün saat 11 de Leuze Belediyesi Evlendirme Dairesinde kıyılacak karma nikahta yeminli tercümanlık mesleğimi icra ederek, bir vatandaşın daha muradına ermesine katkıda bulunacaktım. Görevim Belçikalı bir bayanla evlenen vatandaşıma nikâh memuresinin kendisine büyük bir ciddiyetle söylediği Belçika Medenî Yasası'nın evliliğe ilişkin maddelerini ona Türkçe açıklayarak bilinçli bir şekilde 'evet' demesine katkıda bulunmaktı.
Yola çıkarken bana nikâhın saat 10'da olacağını söylemişlerdi. Meğer 11'deymiş. Ben de durumdan vazife çıkartarak zamanımı akıllıca değerlendirme ve bunun doğal sonucu olarak ta sizleri bilgilendirme olanağına kavuşmuş oldum. Eeee, ne de olsa Evliya Çelebi'nin torunu sayılırız.
Bir köşesinde tarassut (gözetleme) kulesi bulunan Belediye Sarayı kocaman bir katedralin yanında. Mimari türü feodal dönemi çağrıştırıyor. Belediyenin önünde 1. ve 2. Dünya Savaşlarında vatan savunmasında şehit düşenler anısına bir anıt dikmişler özenle. Çevredeki diğer yapılar yüksek değil ve gösterişten yoksun. Tarımla geçinen orta sınıfa ait insanların yaşadığı bir kasaba olduğu her halinden belli oluyor. Yol boyunca şeker pancarı yığınları görmüştüm zaten. Geçim kaynakları agro-alimanter etkinlikler (tarıma dayalı gıda sanayii).
Belediyenin cümle kapısından içeri girip etrafı izlemeye alıyorum. İşlem yaptıran insanlar kuyruk olmuşlar. Cumartesi olmasına rağmen, sabırla sıra bekliyorlar. Bu arada merakla beni izliyorlar. Zira elimde kalem, Komiser Kolombo gibi birşeyler karalıyorum pür dikkat.
Giriş holünde iki ayrı vitrinli dolap var. Birinde Leuze bölgesinde üretilen biraların tanıtımı yapılıyor. Sarı Moinette, esmer Moinette, Saison Dupont (şişede mayalanmış sarı ve esmer bira), biyolojik Moinette, Biolégère (filtre edilmemiş bira), biyolojik Hainaut Blanche'ı (beyaz bira). Bunun yanında bölge patateslerinden üretilen patates cipsleri sıralanmış.
İkinci vitrine de el yapımı turistik eşyalar, incik-boncuk ve imgeler-simgeler koymuşlar. Fakir bir Afrika ülkesi olan Burkina Faso'da üretilmiş. Zira tarımcı Leuze kenti ile Ouagadougou kardeş şehirlermiş.
Sonra hemen karşıda bulunan kasaba meydanının tek kahvesine girdik damadın yakınları ile birlikte. Kahve içtik. Sabahın köründe Flamanların meşhur Stella Artois birasını içiyordu iştiha ile Leuze'ün Valonları. Şaşırdım.
Sonra saat on bir oldu. Nikâh kıyıldı. Damat ve gelin öpüştüler. Bol bol fotoğraf çekildi. İş bittiği için ücretim ödendi. Müsaade istedim. Olmaz dediler; yemeğe davet ettiler. Beni istasyona bırakmalarını rica ettim. Zaten yakındı. Tabii efendim, ne demek dediler. Onlar da istasyonun tam karşısındaki lokantada rezervasyon yapmışlarmış. Ben treni kaçırdım. Bir sonraki bir saat sonraydı. Zorunlu olarak davete icabet ettim.
Leuze Tren Garı'nın tam karşısındaki La Couronne isimli lokantaya girdik. Çok hoş bir yerdi. Mobilyaları ve dekorasyonu modern bir mekandı. Pencere önlerinde yelkenli gemi maketleri var. Önünde romantik bir veranda. Fransızca melodiler dinletiyorlar yemek beklerken. Kontuarın üzerinde çok büyük (5 litrelik) bir kırmızı şarap şişesi dikkatimi çekti. Cuvée de l'Ormeau, Côtes de Provence, alkol derecesi 12,5%. Ağzı mumlu. Belediye Başkanının hediyesiymiş. Mönü sanatsal bir incelikle hazırlanmıştı ve fiyatlar uygundu. Mekan ferah ve tertemiz idi. Bir biftek istedim. Ne yazık ki çabucak yemek zorunda kaldım, yetişmek zorunda olduğum tren yüzünden. Enfesti. Eline sağlık usta... Dostlarımla tekrar gelirim ilk fırsatta. Hoş tesadüfler insanı mutlu ediyor!..
Yakup YURT
5 Aralık 2004 - Brüksel
|