|
Yakup YURT
Hasret, işsizlik, yalnızlık, dışlanma, terkedilme, parasızlık, sevgisizlik, yakınını kaybetme, doğal afetler, ihanete uğrama, kumar, içki, uyuşturucu, sınav başarısızlığı! Ve daha niceleri. Sebepler çok değişik olabilir. "Ne oldum deme, ne olacağım de", "Gülme komşuna, gelir başına", "Bir ye, bin şükret" demiş atalar. Gerçekten an meselesi. Saniyelik iş.
Ne olursa olsun, yaşam kutsaldır ve şairin dediği gibi "her ölüm biraz erkendir". Sahip olduğumuz ömrü iyi değerlendirmeli, iyi yaşamalıyız; hem nitel, hem nicel açıdan. Pürüzlere, engellere rağmen. Yaşatmak için yaşamalı, üretmek için yaşamalı, paylaşmak için yaşamalı, sevmek ve sevilmek için yaşamalıyız.
Söylemesi kolay diyenleriniz olacak doğal olarak. Evdeki hesap çarşıya uymaz çoğu zaman. Beklentiler gerçekleşmez. Hayaller somutlaşmaz. Beklenmedik, ani, insan iradesini aşan olaylar egemen olabilir duruma. Bu herkes için geçerli bir kural. Çareyi kaçışta, kumarda, alkolde, sigarada, uyuşturucuda, yalanda, yapaylıkta; yani çoğu zaman yanlışta ararız nedense. Kolaycılığa yöneliriz. Özeleştiriden kaçar, kendimizi yargılamaz, bizi beklediğimiz sonuca asla götürmeyecek yanlışları tekrarlarız sürekli olarak. Bıkarız, usanırız yaşamaktan. Ölmeyi düşündüğümüz olur, yaşamanın anlamı kalmayınca.
Olayın vehametini daha iyi kavramanız için bir örnek vereyim size. 1997 yılı istatistiklerine göre Belçika'da intihar nedeni ile ölen kişi sayısı 2.025, intihara teşebbüs sayısı ise 20.000 civarında. Yani günde ortalama 7 ölüm olayı. İlaçla, kendisini asarak, ateşli silahla, tedaviyi terkederek veya hiç yemeyerek...
0800/32.123 bir yeşil hat telefon numarası. Nerenin mi? Aman siz siz olun vebeni dinleyin; ajandanıza kaydedin! Ne olur ne olmaz, insanlık hali. Belki bir gün, size veya bir sevdiğinize gerekebilir. Ölmekten kurtulur veya hayat kurtarırsınız. Merak içinde bıraktığımın farkındayım. Bu numara günde 24 saat, yılda 365 gün hizmet veren Brüksel'in İxelles semtinde bulunan İntihardan Caydırma Merkezi'nin telefon numarası (Centre de prévention du suicide). Bu merkezde 60`a yakın gönüllü sosyal yardımcı ve psikolog, anonim olarak telefon eden bunalımlı bir dönem geçiren insanlara elden geldiğince destek ve yardımcı olarak, intihar girişiminden caydırmaya çalışıyorlar. Harekete geçen ölüm çarkının dişlileri arasına konuşma yöntemi ile bir kum tanesi sokmayı başarabilirlerse bir kişiyi belki ölümden döndürüyorlar. 35 yıldan beri.
Yukarıdaki numaraya hiçbir zaman gerek duymamanız dileklerimle...
Yakup YURT
Brüksel, 21.02.2005
Yakup YURT
Belçika'da Avrupa anayasası konusunda halkoylaması yapılmayacak. Federal Parlamento Anayasa Değişiklikleri Komisyonu frankofon liberal MR partisi tarafından verilen anayasa değişikliği önerisini reddetti.
Sözkonusu öneri Avrupa anayasasının kabul veya reddini halkoylamasına götürmeyi amaçlıyordu. Flaman liberal partisi VLD milletvekili Rik Daems'ın aynı amaca yönelik önerisi de rededildi. MR partisi yetkilileri konuyu Federal Parlamento genel kurulu gündemine taşıma niyetinde olduklarını bildirdiler. Fakat orada daha fazla şansları olabileceği kesinlikle düşünülmüyor. Bilindiği gibi Belçika Danıştayı bu konuda olumsuz görüş bildirmişti. Oylamada 8 evet oyuna karşı 9 hayır oyu çıktı. MR, VLD ve Vlaams Belang üyeleri evet derken, PS, sp.a, CD&V ve CDH üyeleri hayır dediler. Öneriye olumlu bakan Ecolo partisinin ise komisyonda oy kullanma hakkı bulunmuyor.
Yakup YURT
Brüksel, 19.02.2005
AVRUPA BİRLİĞİ'NDE
YEREL MANTIKLAR ORTAK AKLA
HİZMET EDİYOR MU?
Yakup YURT
Belçika Federal Hükûmet İçişleri Bakanı Patrick Dewael (VLD) Danimarka'ya bir inceleme gezisine giderek, bu ülkenin göç politikasının özelliklerini yerel yetkililerden dinledi. Halbuki Danimarka'nın göç konusundaki yasaları büyük ölçüde bu ülkenin aşırı sağının etkisi ile yürürlüğe sokulmuş olma özelliğine sahip.
Avrupa Birliği makamları göç akımlarını nasıl denetleyebiliriz sorusuna yanıt ararken, Belçika bu alanda alçaktan uçmaya devam ediyor. Bolluk ülkesi gibi algılanma sonucu binlerce kaçak insanın gelmesi yetkilileri endişelendiriyor.
Belçika'nın bir göç politikası var mı?
I.Verhofstadt Hükûmeti tarafından 1999 yılında kararlaştırılan af yasası uygulaması sonucu yaklaşık 37500 kişi "kaçak" konumundan kurtulmuştu. Güvenlik veya sahtecilik gerekçesiyle 700 dosya daha savcılıklarda çözüm bekliyor.
Siyasi sığınmacı adayları arasında 3 veya 4 yıldır kesin karar çıkmasını bekleyenler bulunuyor. 15 Aralık 1980 tarihli yasaya istinaden Yabancılar Ofisi alınacak kararda tek yetkili kılındı. Bu husus Hükûmet programına gizli bir kloz olarak girdi. 16000 kişiyi ilgilendiren 12000 dosyanın incelemesi devam ediyor ve belki de idareye geniş bir manevra alanı bırakan o meşhur "istisnai koşullar" kriteri dikkâte alınarak af kapsamına alınabilirler.
Peki sayın bakan Dewael'in Danimarka gezisini bu kapsamda nasıl yorumlamak gerekir? Bilindiği gibi, başta aile birleşimi olmak üzere, Danimarka göç konusunda,Avrupa'nın en kısıtlayıcı uygulamalarına sahip ülkelerinden birisi olma özelliğine sahip. Siyasette hiçbir şey tesadüfi olmadığına göre, sayın bakanımız kendisini bekleyen birkaç pürüzlü dosyaya yaklaşmasına güç katacak bir ilham kaynağı aramaya gitmiş olabilir mi? Zira yaz aylarına kadar Belçika hukuk sistemini Avrupa Komisyonu'nun üç yönergesinin belirlediği asgari koşullara uyarlamak zorunda:
Bunlardan birincisi çatışma veya şiddet olaylarında arada kalarak mağdur olmuş kişilerin "ek korunmasına" ilişkin. Bu kavram yoruma oldukça açık.
İkinci yönerge aile birleşimiyle ilgili. Uluslararası kabul gören özel yaşam ve aile yaşamı hakkı bilhassa 'anlaşmalı evlilikler' nedeniyle ortaya çıkan göç baskısı yüzünden tam anlamıyla uygulanamıyor. Belçika'nın bu konudaki oldukça özgürlükçü rejimi devam edecek mi, yoksa yeni göç ve uyum koşullarına mı bağlanacak?
Üçüncüsü ise siyasal sığınmacıların karşılanmasıyla ilgili.
Belçika uluslararası alandaki yükümlülüklerini fazla göze batmadan yerine getiriyor, fakat yaptıklarının bilinmesi ise pek hoşuna gitmiyor. 1990'lı yıllarda insan kaçakçılarının CPAS-OCMW adındaki Belçika sosyal yardım sandıklarının adreslerini dünyaya yaydıkları unutulmuyor. Bilindiği gibi 2000 yılında 42000 kişi siyasal sığınma başvurusunda bulundu. Parasal yardımının kaldırılması ile birlikte bu sayı 2004 yılında birden 15357 ye düştü. 11785 kişi ise uzaklaştırıldı, sınır kapılarından çevrildi veya gönüllü olarak döndü.
2003 Aralık ayında Belçika'nın günlük Le Soir ve De Standaard gazetelerinde yayınlanan makalesinde sayın bakan Dewael "kota sistemi içeren kontrollü göç" politikasına yeniden geçilmesini savunmaktaydı. Flaman işverenler uzun zamandan beri kapıların emek(çi) göçüne tekrar açılmasını talep ediyorlar. Valon işverenler ise nitelikli işgücünün kıtlığından yakınıyorlar. Bu konuda tartışma henüz açılmış değil, zira Başbakan Yardımcısı bayan Laurette Onkelinx (PS) işsizliğin yüksek oranda olduğu bir ülkede çalışma olanağının öncelikle ülkedeki işsizlere tanınması gerektiğini, ve bu kişileri yapacakları işlere hazırlayan mesleki eğitim kurslarına bir an önce başlanmasını savunuyor.
Avrupa ülkeleri bu tartışmanın içinden çıkamıyorlar. Fransa seçici bir göç politikasından yana, fakat siyasal sığınmacıların ve kaçakların ülkeyi istilasından çekiniyor. Halen 1 milyon kaçak barındıran İspanya tarihinin altıncı kitlesel affına hazırlanıyor : işverenlerinin sosyal ve mali yasalara uyması ve bunu en az bir yıl sürdürmesi halinde 800000 kişi geçici oturum hakkına kavuşabilecek. Yunanistan ve İtalya ise daha çok tarım işçilerine gerek duyuyorlar ve geçmişte bu nedenle yüksek sayıda kaçak işçiye hak tanıdılar. İngiltere ise siyasal sığınma hakkını beş yıl sonunda tekrar inceleme yapma, sığınmacının geldiği ülkenin siyasal durumunu yeniden değerlendirme koşullarına bağlı olarak tanıyor ve ekonomik sığınmacılar arasından da kendisine uygun olanları seçiyor. En nitelikli olanlar beş yıl sonra süresiz oturma belgesi alırken, diğerleri geçici oturma belgesi ile kalmaya devam ediyorlar. Danimarka ve Hollanda aile birleşimi hakkına çok katı kısıtlamalar koyuyor ve yeni gelenlere uyum koşulları dayatıyor. Almanya ise, eski SSCB ülkeleri vatandaşlarına kontrolsüz verilen binlerce vize skandalı içinde kıvranırken bu arada İspanya'yı Avrupa Birliği kapılarını açarak dürüst davranmamakla suçlamaya devam ediyor.
Evet Avrupa! Ama hangi Avrupa?
Hür Brüksel Üniversitesi (ULB) Avrupa Etüdleri Enstitüsü profesörü ve Odysseus Akademik Projesi koordinatörü bay Philippe de Bruycker'e göre "1997 Amsterdam Sözleşmesi'nden beri göç ve sığınma konuları ortak bir politika oluşturmaktalar. Fakat Avrupa Komisyonu (bürokratlar) ile Bakanlar Konseyi (siyasetçiler) arasında farklılıklar bulunuyor. Aile birleşimi konusundaki yönerge üye ülkelere öylesine büyük manevra alanı bırakması sonucunda ortak politika anlamını yitiriyor..." Geçen Ocak ayında yayınlanan Yeşil Kitab'ında, Avrupa Komisyonu nüfus yaşlanması sorununa karşı koyabilmek amacıyla kontrollü ve ortak bir ekonomik göç politikası önerisinde bulunuyor. Fakat ülkelerin demografik (nüfusbilimsel) ve ekonomik gereksinimleri farklı olduğu için kimse bunu dinlemek istemiyor.
Öyle olması da çok doğal bence! Birlik olmayan yerde dirlik olur mu hiç? 25 = 1 olabilir mi? Yaşam çelişkilerden arındırılabilir mi? Evrensellik yerelliği inkâr etme anlamına mı gelir? Ülke ekonomileri açısından entegrasyonun hangi boyutu olmazsa olmaz bir koşuldur? Örneğin benim bir ülkeye uyumumun (veya uyumsuzluğumun) derecesini kim veya kimler hangi kriterlere göre ölçme hakkına sahiptirler?
Bırakın canım. Güldürmeyin insanı... Yasaları eşit uygulayın yeter. Bırakın da insan gibi yaşasın tüm insanlar! Mevlâna'yı, Yunus'u, Anadolu hümanizmasını, Atatürkçülüğü inceleyin, araştırın; bakın ne güzellikler çıkacak karşınıza insanlığa dair!
Yakup YURT
Brüksel, 19.02.2005
|