Hoşgeldiniz 
         | Ana Sayfa | İnternet Eğitimi | Gmail İsteği | WEB-Posta | Gümüş Telkari Sayfası | Uydu Kodları |
                                                                                                                                               ARAMA MOTORU

AKTİF HABER

 

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET

İnternet nedir?
Dünya üzerindeki çeşitli bilgisayarların birbirlerine bağlanarak oluşturduğu küresel bir bilgisayar ağıdır. Ağdaki değişik bilgisayarlar ortak bir dil kullanarak birbirleriyle ‘konuşur’ ve insanların bilgi paylaşmasına olanak verir.

Bilgisayar ağı nedir?
Bilgisayarların birbirine bağlanarak oluşturdukları ortamın adıdır. Topolojik yapıları bir ‘ağ’a benzediğinden dolayı ‘ağ’ denmiştir.

İnternet’e nasıl bağlanılır?
Bir bilgisayar ve uygun bir hatla bağlanılır. Bu hat normal bir telefon hattı olabilir. Telefon hatları yaygın olarak kullanılmakla birlikte, daha pahalı fakat hızlı seçenekler de vardır.

Telefon hattıyla İnternet’e nasıl bağlanılır?
Bir İnternet Servis Sağlayıcı (İSS) kuruluşla anlaşılır. Bu kuruluş, aylık belli bir miktar karşılığında sizin İnternet’e bağlanmanızı sağlar. Size verdiği telefon numarasını modem cihazı ile donatılmış ve gerekli yazılımlar yüklenmiş bir bilgisayardan çevirdiğiniz zaman, size verilen kullanıcı adı ve şifreyle İSS bilgisayarları ile bağlantı kurulur. O bilgisayarlar da İnternet’in omurgasına bağlı oldukları için sizin bilgisayarınız da bu büyük ağa dahil olmuş olur.

İnternet’e bağlanmak için gerekli olanları özetlersek:

·  Bilgisayar

·  Modem (bilgisayarların telefon hatlarından ‘konuşmasını’ sağlayan cihaz)

·  Modeminizi bağlayacak her hangi bir telefon hattı

·  İSS tarafından sağlanmış bir bağlantı hesabı (account)

·  Gerekli bilgisayar yazılımları (İnternet’e bağlayacak ve bağlandıktan sonra kullanılacak bazı özel programlar)

İnternet’e bağlandım, şimdi ne yapacağım?
İnternet ağının sunduğu çeşitli hizmetler var. Bunlardan biri ‘Hyper Text’ dediğimiz; resim, ses ve yazıyla zenginleştirilmiş sayfalardır. Bu sayfalara bakmak için ‘browser’ (tarayıcı) adı verilen sayfa gösterici programlardan faydalanırız. Bu sayfalar ‘sunucu’ adı verilen ve sürekli İnternet’e bağlı olarak bulunan büyük ve hızlı bilgisayarlarda barınır. Sunucuların birer İnternet adresi vardır (www.star gazete.com gibi). Adresi browser’ın adres kısmına girdiğiniz zaman, browser adresteki sunucuya bağlanıp ilgili sayfaları ekranınıza getirecektir. Yani İnternet’teki bilgisayarlar sürekli olarak birbirlerine bağlı değildir, ancak gerektiğinde bağlantı sağlarlar.

Bu yaygın kullanımın haricinde, İnternet’i haberleşme amaçlı da kullanılabilirsiniz. E-posta (elektronik posta) ya da e-mail dediğimiz haberleşme şekli büyük rahatlık getirmektedir. Bir e-posta programı ile her tür yazışmanızı yapabilir, mektuplarınızı dünyanın öbür ucuna saniyeler içinde gönderebilirsiniz. Bunun için bir e-posta kutunuz ve e-posta adresiniz olması yeterlidir. E-posta kutunuz e-posta adresi aldığınız kuruluşun sunucularında bulunur. Postanız adresinize geldiği zaman İnternet’e bağlanarak gelen mesajları bu kutudan çekersiniz. Mesela bağlantı sağladığınız İSS size ücretsiz olarak bir e-posta adresi tahsis etti (isim@iss.net.tr gibi). E-posta okuyucu programınızda gerekli ayarları yaptıktan sonra, ki bu ayarlar İSS tarafından belirtilir, artık kolayca e-posta gönderebilirsiniz.

İnternet’i eğlence amaçlı olarak da kullanabilirsiniz. Sohbet etmek (IRC, ICQ gibi programlar ile), diğer insanlarla birlikte oyun oynamak (tavla, satranç, okey gibi), resimler ve animasyonlar içeren e-kart’lar göndermek İnternet kullanıcıları arasında oldukça yaygındır.

İnternet ile ilgili sorularınızı bekliyoruz.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -2-

Geçen hafta tarayıcı (browser) programlarının İnternet sayfalarına bakmak, e-posta’nın haberleşmek için kullanıldığından sözetmiştik. Şimdi bu konuda birkaç basit püf noktasından bahsedelim.

Tarayıcı programınızı tanıyın
Değişik platformlar için çok çeşitli tarayıcı programları bulunuyor, sayısı 50 civarında. Bunlar içinde en çok kullanılan iki tarayıcı ise Internet Explorer (IE) ve Netscape Navigator (NN). Tarayıcı programınızı, ‘Help -> About’ seçeneği ile tanıyabilirsiniz. Burada adı, üreticisi ve sürüm numarası gibi bilgiler yer almakta.

‘http://’ kullanmayın
Adres satırının başındaki ‘http://’, yazacağınız adresin bir ‘sayfa’ adresi olduğunu belirtir (mesela dosya adreslerinde ‘ftp://’ kullanılır). Buraya bir şey yazmadan direkt adres yazarsanız program başına otomatik olarak ‘http://’yi ekleyeceğinden bu harflerin silinmesinde ya da yazılmamasında bir sakınca yoktur.

Adreslerinizi saklayın
Tarayıcı programlarının hemen hepsinde adresleri saklayabilirsiniz. IE’de ‘Sık Kullanılanlar’ (Favorites) NN’de ise ‘Bookmark’ olarak geçen özellik şu şekilde çalışır: Sık sık uğradığınız ya da adresini unutmamanız gereken önemli bir sayfaya girdiniz diyelim. Sayfa ekrandayken tarayıcı programın ilgili seçeneğini seçerek sayfanın adresini bir çeşit deftere kaydediyorsunuz. NN’de ‘Bookmarks’ seçeneği altındaki ‘Add Bookmark’ ile yapılan bu işlem IE’de ‘Sık Kullanılanlar’ (Favorites) seçeneği altındaki ‘Sık Kullanılanlara Ekle’ (Add to Favorites...) seçeneği ile yapılıyor. Diğer tarayıcı programlarda da buna benzer seçenekler kullanılıyor. Bu kısa işlemi yaptıktan sonra artık bu sayfanın adresini her seferinde elle girmek zorunda değilsiniz. Artık sayfanız ‘Bookmarks’ ya da ‘Sık Kullanılanlar’ (Favorites) altında kayıtlı ve bir fare basımı uzaklıkta.

Pencereler açın
Bazı durumlarda aynı anda birden fazla İnternet sayfasına bakmanız gerekebilir. Mesela ekranda star gazetesinin sayfası açık. Güzel güzel okurken birden komşunuz çıkageldi ve ÖSYM’den bir sınav sonucu öğrenmek istediğini söyledi. Bu durumda ÖSYM’nin İnternet adresini girerek gazete sayfasının ekrandan gitmesine yol açmak yerine, yeni bir tarayıcı penceresi açıp ‘Dosya -> Yeni Pencere / File -> New Window’ buradan ÖSYM’ye girebilirsiniz. ÖSYM sayfası açılana kadar diğer sayfayı okuyabilir, işi bitince de kapatıp sayfanıza geri dönebilirsiniz. Bir çok yeni pencere açarak onlarca sayfaya aynı anda bağlantı sağlamanız ve bunların arasında kolayca geçiş yapmanız mümkün ancak verim de aynı oranda düşecektir unutmayın.

Açılış sayfanızı belirleyin
İnternet’e bağlanma amacınız Hotmail benzeri yerlerden e-posta gönderip almak ya da belli bir adresten hisse senetlerini kontrol etmek mi? Ya da İnternet’e bağlanıp tarayıcı programınızı açtıktan hemen sonra mutlaka gazete sayfalarına mı göz atıyorsunuz? O zaman tarayıcı programınıza küçük bir ayar yapmanızda yarar var. NN’de ‘Edit -> Preferences -> Navigator altında Home Page -> Location’ satırı, IE’de ise ‘Araçlar (Tools) ->İnternet Seçenekleri (Internet Options) -> Genel (General) altında Home Page -> Address’ satırı yer alır. Bu satıra bir sayfanın adresini yazarsanız tarayıcı program ilk açıldığında hemen bu adrese bağlantı sağlar. Mesela buraya http://www.yahoo.com yazarsanız, tarayıcı program ilk açıldığında Yahoo sitesine girecektir. Tarayıcı programın üst kısmında yer alan ve üzerinde ev resmi bulunan ‘Home’ düğmesi de bu adrese dönülmesini sağlar.

E-posta’nızı ayarlayın
Eğer sahip olduğunuz e-posta ‘POP3’ ise, yani sadece İnternet sayfaları üzerinden erişilmeyip, e-posta programları üzerinden ulaşılabiliyorsa o zaman bir e-posta okuyucu program bulup gerekli ayarlamaları yapmalısınız.

Okuyucu olarak IE’nin yanında gelen ‘Outlook Express’ ya da ‘Netscape Communicator’ içinden NN ile birlikte çıkan ‘Messenger’ programlarını kullanabileceğiniz gibi, ‘Eudora’ gibi 3. parti programlar da kullanabilirsiniz.

Programların ayarlar kısmına bakıldığında girilecek bilgiler genelde aynıdır: İsim (name), kullanıcı adı (login), şifre (password), Posta kutusu (Incoming mail server POP3), Giden posta sunucusu (Outgoing mail server SMTP). İsim kısmına, mesajlarınızda gözükmesini istediğiniz bir şekilde isminizi giriyorsunuz. Alıcılar bu şekilde mesajın kimden geldiğini anlayabiliyorlar. Kullanıcı adınız, e-posta adresinizdeki ‘@’ işaretinin solunda kalan kısımdır. Şifre de e-posta sağlayan kuruluş tarafından size bildirilmiş, sizin ya da onların belirlediği harf ve rakamlar dizisidir. Posta kutusu genelde ‘mail’ ile başlayan ve e-posta sağlayan kurumun adresini içeren bir adrestir (mail.rt.net.tr gibi.) Bu adres, size gelen mesajları barındıran posta kutunuzu içerir ve size e-posta sağlayan kurum tarafından bildirilmelidir. Giden posta sunucusu ise mesaj gönderme işini yapan sunucudur ve mesaj alma işini yapan sunucudan (adres olarak aynı da olsa) farklıdır. Buraya da posta kutusu kısmına yazdığınız adresin aynısını yazabilirsiniz.

Artık e-posta alıp gönderebilirsiniz. Ancak bilgisayar değiştirme durumunda ya da mesajları başka bilgisayardan okuma durumunda bu ayarların yeni bilgisayardaki programda tekrar yapılması gerekmektedir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -3-

Adresin doğruluğundan emin olun
Dergilerde, gazetelerde ya da telefondan alınarak yazılan İnternet adreslerinin içinde mutlaka yanlış ya da eksik yazılanlar çıkacaktır. Bunun sonucunda karşımıza bir takım hata mesajları çıkar. Normalde böyle durumlarda yapacak fazla bir şey yoktur.
İnternet sayfalarındaki adresleme mantığını biraz incelersek bazı hataların üstesinden gelebiliriz. Dilerseniz en sık karşılaşılan hatalara örneklerle göz atalım:

DNS (Domain Name Server) hatası
‘The server does not have a DNS’ ya da ‘Cannot find server or DNS’ gibi bir mesajla karşılaşırsanız bunun iki sebebi olabilir: 1-Yazılan adres yanlış. 2-Bilgisayarınızın ya da ulaşmak istediğiniz sunucu bilgisayarın İnternet bağlantısıyla ilgili problemleri var. Eğer başka yerlere bağlanabiliyorsanız, adresi bir, iki kez daha deneyin. Yine aynı hatayı alıyorsanız adresi kontrol edin. Adresin içinde ‘ğ, ü, ş, ı, ö, ç’ harflerinin geçmediğinden emin olun. Eğer adres uzunsa ‘/’ işaretinden sonraki kısmı yazmanıza gerek yok, çünkü bu hata adresin ilk kısmını yani ana kısmı ilgilendiriyor. Adresi küçük harflerle ve boşluksuz olarak yazın. Noktaların doğru yerde olduğundan emin olun, adresin sonuna nokta koymayın.

Adresin yapısı genellikle ‘altisim.isim.uzantı.ülke’ şeklindedir. ‘Altisim’ www, oyun, mail gibi adlar alabilir. ‘İsim’ ise stargazete, cnn, iett gibi adresin tescilli kısmıdır. Çoğunlukla buradaki yanlışlık DNS hatasına sebep olur, çünkü böyle bir isim (Domain Name) bulunamamıştır.

Uzantı kısmı ise Türkiye’deki siteler için com, net, org, gen, gov, edu, mil, k12, nom, bbs olabilir. Bunlardan biri değilse yanlış yazılmış olabilir, bunlara en yakın olanı deneyin. Bazı ülkeler bu uzantıları hiç kullanmaz, bazıları ise ‘com’ yerine ‘co’ şeklinde kısaltarak kullanırlar.

Sondaki ülke kodu iki harflidir. ABD hariç tüm ülkelerin adresleri bu iki harfli ülke imzasını taşır. Türkiye (tr) gibi. Adresin buna uygunluğunu kontrol ederek tekrar deneyin.

Hızlı mönüyü kullanın
‘Pop-up’ tabir edilen ve ekranın istediğiniz yerinde açılabilen seçeneklerle tarayıcı programınızı çok daha verimli kullanabilirsiniz. Genelde sağ fare tuşuyla çıkan bu seçenekler, tarayıcı programın değişik mönülerindeki seçeneklerden en çok kullanılabilecek olanları kapsar. Mesela tarayıcınızda açık olan sayfada bir çok link (diğer sayfalara bağlantı) var diyelim. Normalde bu bağlantılara tek tek girip çıkmak hem zahmetli hem de zaman kaybettirici bir iş. Ama bağlantının üzerinde sağ fare tuşuna basarsanız (fareniz tek tuşlu ise basılı tutmayı deneyin), çabucak bir mönü açıldığını görürsünüz. Bu sefer sol fare tuşuyla ‘open in new window’ seçeneğini seçerek yeni bir tarayıcı penceresi içinde istediğiniz sayfayı açtırmış olursunuz.

Hoşunuza giden sayfanın adres defterine nasıl ekleneceğini geçen hafta görmüştük. Şimdi bu işlemin daha da kolaylaşacağını göreceksiniz. Yine sağ fare tuşu ile mönümüzü çağıralım. Buradaki ‘add to bookmark’ ya da ‘add to favorites’ seçenekleriyle sayfanın adresini hemen kaydedebilirsiniz.

Aynı şekilde ileri (forward), geri (back) ve tazeleme (refresh/reload) işlemlerini de bu mönü yardımıyla gerçekleştirmeniz mümkün. Özellikle çerçevelerle bölünmüş (frame’li) sayfalarda, eksik çıkan çerçeveli kısmın yeniden gelmesi için bu mönüdeki tazelemeyi kullanabilir, böylece tüm sayfayı yeniden beklemekten kurtulabilirsiniz.

E-posta püf noktaları
İnternet’te dolaşırken çok hoşunuza giden bir resim, animasyon ya da sayfa gördünüz. Bunu hemen arkadaşlarınıza gönderme isteği kapladı içinizi. Evet arkadaşları anımsamak gerçekten hoş ama ne kadar yüklü mesaj, o kadar veri aktarımı ve işgal edilen bant genişliği, meşgul hatlar... Tabi sizin şişen ‘giden’ kutunuzu ve bulunamayan adresler sonucu aynen geri dönen mesajları söylemeye hiç gerek yok.

Sıkça yapılan bu hatanın asıl sebebi, çıkış noktası. Bu türdeki bir mesajı ilk hazırlayıp gönderen kişi, mesajın içine koyduğu büyük bilginin kendisini değil de kaynağını (İnternet adresini) koysaydı, ne kendisi ne de mesajı gönderdiği kişiler sıkıntı çekerlerdi. Tabii bu bilgi (resim, film, yazı vs.) İnternet üzerinde bir yerlerde olmak durumunda, kişinin kendi yazıp çizdiği şeyler için bu örnek geçerli değil.

Örneğin star gazetesinin UEFA özel bölümünde gezinirken video arşivi sayfasındaki bir gol pozisyonunun filmi çok hoşunuza gitti. Çekip seyrettikten sonra arkadaşlarınıza da göndermek istediniz. Yeni bir mesaj sayfasına dosya ekleme (attach file) seçip 500 KB uzunluğundaki film dosyasını eklemeyi düşünüyorsunuz. Ancak onun yerine mesaja bir tek satır yazmanız yeterli: http://www.stargazete.com/ozelhaber/ucl99/arsiv/milanaway.mpeg

İstediğiniz bir bağlantının üzerinde (burada, filmi seyretmek için tıkladığınız bağlantının üzerinde) hızlı mönü açıp ‘copy link location’ ya da ‘copy shortcut’ seçeneğini seçerseniz, mesajınızın içine bu bağlantının yukarıdaki gibi tam adresini yapıştırabilirsiniz.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -4-

TARAYICI PÜF NOKTALARI

Geçen haftaki DNS hatasından sonra bu hafta da en sık karşılaşılan bir başka hata ile devam ediyoruz:

404 NOT FOUND
Hayır tarayıcı programınız yapıştırıcı aramıyor. Yalnızca istenen sayfa bulunamadı ve sunucu bilgisayardan sayfa yerine 404 kodlu ‘sayfa bulunamadı’ hatası geri döndü.

Diyelim ki dergide yazılı uzun bir İnternet adresini tarayıcıya girdiniz. Sonra sayfa çıkacak diye beklerken bir baktınız ki ‘Page not found’ ya da ‘not exist’ mesajı içeren bir sayfa belirdi. Yalnız dikkat, bu sayfalar genelde çok anlaşılır olsa da bazı siteler özel ‘bulunamadı’ sayfası içeriyor ve süslü tasarımıyla tıpkı normal bir içerik sayfası gibi durabiliyor. Sonuçta böyle bir durumda;

1- Dergideki adres yanlış olabilir,
2- Klavyeden girerken yanlış harflere basılmış olabilir,
3- Böyle bir sayfa yok ya da kaldırılmış olabilir.

Bu durumda yapılabilecekler;
1- Basılı adres ile yazdığınız adresi tekrar kontrol edin.
2- Basılı adresler altı çizili olarak basılmışsa ve adresin içinde boşluk geçiyorsa bu büyük ihtimalle orada alt çizgi ‘_’ karakterinin varolduğunu gösterir. Altı çizili satırda ‘_’ karakteri boşluk gibi algılanabiliyor.
3- Eğer basılı adres tamamen küçük harflerden oluşmamışsa, tıpkı basıldığı gibi (yani büyük harfleri büyük, küçük harfleri küçük) yazmayı deneyin.
4- Yine olmazsa adresi, en sağdan başlayarak sola doğru ‘/’ karakterine kadar silin. Eğer bu şekilde bir sayfa açılıyorsa gelen sayfadan girmek istediğiniz sayfanın linkini arayın. Eğer bir sayfa açılmıyor ve aynı hata tekrar ediyorsa, en sağdan başlayıp sola doğru tekrar ‘/’ karakterine kadar silin. Bir sayfa açılıncaya kadar bunu tekrarlayın.
5- Adresin kendisi açılıyor (http://www.geocities.com gibi) ama alt sayfası hiçbir şekilde açılmıyorsa (http://www.geocities.com/SiliconValley/15668/icsayfa/sayfa_03.html) ve ‘/’ karakterlerine kadar silerek denediğiniz halde bir sonuç alamıyorsanız büyük ihtimalle ya o adres yanlış alınmış veya basılmıştır ya da artık İnternet’te yayınlanmıyordur.


Geçmişe sünger çekmek
Tarayıcı programlar girip çıktığınız sayfaların adreslerini ve hatta o adreslerdeki sayfaları resimleriyle birlikte bilgisayarınızın bir köşesinde saklarlar. Bunun tek sebebi o sayfalara tekrar yapılan erişimleri hızlandırmaktır.

Gizlilik hakkımızı biraz zedeleyen bu uygulama doğal olarak bir çok insanı rahatsız edebilir. Ama üzülmeyin, çaresi var. Netscape kullanıyorsanız ‘Edit -> Preferences’ altından ‘Advanced -> Cache’ seçeneğine girip ‘Clear Disk Cache’ düğmesine basarak bilgisayarın diskine kaydedilmiş tüm sayfaları silebilirsiniz. ‘Preferences -> Navigator’ altındaki ‘Clear History’ ile programın aklında tuttuğu adresleri, ‘Clear Location Bar’ düğmesine basarak da adres satırına tıklandığında listelenen adresleri silebilirsiniz.

Internet Explorer kullanıcıları ise İnternet Seçenekleri (Internet Options) altında yer alan geçici dosyaları silme düğmesine, ‘Delete Files’ basarak bir köşede saklı sayfaları silebilir, Hemen altındaki ‘Clear History’ düğmesi ile de kayıtlı adresleri sıfırlayabilirler.


E-posta püf noktaları
Geçen sayımızda, gelen mesajların başkalarına iletilmesinden bahsetmiştik. Şimdi de buna başka örneklerle değinelim.

Size gönderilmiş bir mesaj (bu bir duyuru ya da fıkra olabilir), eğer bir çok kişiye gittikten sonra size gelmişse, mesajın baş kısmı mesajı alan diğer kimselerin adresleri ile dolu olacaktır. Bunun sebebi her iletide (‘forward’da) mesajın nereden nereye gitmiş olduğunun mesajın başına ekleniyor olmasıdır. Bu durumda hem mesajın kendisine ulaşım zorlaşacak, hem de mesaj gereksiz yere şişecektir. Eğer size iletilmiş bu mesajı siz de başkalarına iletecekseniz, mesajdaki gereksiz kısımları silebilirsiniz.

Dikkat edilmesi gereken bir başka konu da dildir. Büyük harf kullanımı bir çok yerde bağırmak olarak kabul edildiğinden yanlış anlamalara yol açabilmektedir. Ayrıca İnternet üzerindeki yazışmaların büyük bir çoğunluğu özensizdir ve de yazım hatalarıyla doludur. Yazılan mesajın anlaşılabilir olması için gönderilmeden önce bir kez daha okunmasında büyük yarar vardır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -5-

Sanal sohbet



İnternet’in kullanım amaçlarından bir tanesi de sohbet etmek. Bu tür sohbetlerin verdiği o gizemli hava bambaşka.

SOHBETİN ADI: IRC
Eminim ki saatlerce yazışan iki insanın sohbeti telefonda 5-10 dakika kadar sürer. İşin içine diğer sohbet arkadaşları da katılınca, tam bir mecburiyet oluyor İnternet üzerinden sohbet...

AYARLAR
Öncelikle bir IRC (Internet Relay Chat İnternet Üzerinden Sohbet) programına ihtiyaç var. Tarayıcı programlarla bazı siteler üzerinden sohbet edilebilmesine karşın, sohbet üzerine kurulmuş sunuculardan faydalanmak için bu programları kullanmak gerekiyor. Windows için en bilinenleri mIRC (www.mirc.com) ve PIRCH. Bunlar haricinde farklı işletim sistemleri için çok çeşitli programlar da mevcut (http://www.shareware.com/).

Bazıları ücretsiz, bazıları 20$ gibi kullandıktan sonra ödenebilen lisans ücretleri istiyor. Programı kurduktan sonra ayarlarına (‘setup’ ya da ‘preferences’) girip bazı ayarlamalar yapmak gerekiyor. PIRCH’de ise sol üstteki login düğmesine basmanız yeterli. ‘Name’ ya da ‘Real name’ kısmına gerçek adınızı (tabii istiyorsanız) giriyorsunuz. ‘User name’ ya da ‘e-mail’ kısmına ise bir e-posta adresi girmelisiniz. ‘Nick name’ kısmına, kullanmak istediğiniz takma adı girin. Sohbet odalarında gerçek adını kullanan pek az insana rastlanır. İki aynı takma ad kullanılamayacağından ikinci bir takma ad daha girmelisiniz. Bu işlemlerden sonra geriye bir tek sohbet sunucusu seçmek kalıyor. Programların içinden bir çok sunucunun listesi çıkıyor ancak bunların hepsi yabancı ve çoğunda İngilizce konuşmak durumundasınız. Ayrıca sunucu üzerinde binlerce sohbet odası olduğundan performans da oldukça düşük. Bu yüzden mümkün olduğunca yerli sunucuları kullanmakta fayda var. Sunucu girilmesi gereken yere şu adreslerden birini girebilirsiniz: irc.doruk.net, irc.fornet.net.tr, irc.gedik.net.tr, irc.arkadas.com.

HERKESE MERHABA
Bağlantıyı tıkladıktan sonra tek yapmanız gereken beklemek. Bu biraz (1 dakikaya kadar) zaman alabiliyor. Bağlantı sağlandıktan sonra bir hoşgeldiniz mesajı ile karşılanıyorsunuz. Bu ve diğer mesajlar geçtikten sonra artık sohbet etmeye hazırsınız demektir. İlk yapmanız gereken sohbet odaları ya da kanallarını (‘channel’) listeleyip, kendinize uygun olanı seçmek. ‘List Channels’ gibi bir seçenekle ekranın bir yerinde odalar alfabetik olarak listelenmeye başlar. Odada kaç kişi olduğu oda adının hemen yanında belirtilir. Onun yanında ise konu (‘topic’) belirtilmiştir. Buradan odadakiler ya da konuşulanlar hakkında fikir edinebilirsiniz. Odaya fare ile çift tıklayarak girebilirsiniz. Ekranda odaya özel bir pencere açılır. Bu pencerenin kenarında odadakiler takma adlarıyla listelenir. Ortadaki büyük alan konuşmaların (yani yazışmaların) geçtiği yerdir. Alttaki satır ise sizin yazı yazdığınız kısımdır. Buraya yazdıklarınız ‘Enter’ tuşuna basıldıktan hemen sonra ortadaki kısımda belirecek ve odadaki herkes tarafından görülecektir. Mesela odaya girer girmez buraya ‘herkese merhaba’ yazabilirsiniz. Sohbetin geri kalanını yine burayı kullanarak devam ettirebilirsiniz. Odadan çıkmak için ise pencereyi kapatmanız yeterli olacaktır. Eğer sohbet odalarından memnun değilseniz üzülmeyin, siz de bir sohbet odası yaratabilirsiniz. Bunun için ‘Join channel’ ile bir sohbet odasına girmek istediğinizi belirtmeniz ve oda adı olarak da kullanılmayan istediğiniz bir isim yazmanız yeterli. Böylece o isimde bir oda yaratılacak ve siz de odanın içine gireceksiniz. Artık insanların odanıza gelmelerini bekleyebilirsiniz.

IRC konusundaki püf noktalarına gelecek hafta devam edeceğiz. Buraya kadar yapılanlarla ilgi problem yaşarsanız bana mesaj atabilirsiniz.



Kısayol kullanın
Windows kullanıcıları bir sayfaya çabuk bağlanmak ya da e-posta ile birine hemen mesaj göndermek için ‘kısayol’dan faydalanabilirler. Bunun için masaüstüne sağ fare ile tıklayın. ‘Yeni’ (new) altından ‘kısayol’u (shortcut) seçin. Komut satırı sorulduğunda tam adresi girin (www.ntvmsnbc.com gibi). ‘İleri’ (Next) ile bir sonraki adıma geçin. Burada da ‘kısayol’unuza bir isim girin. ‘Kısayol’unuz masaüstünde bu isimle yer alacak. ‘Son’ (finish) ile işlemi tamamladığınızda, masaüstünüzde tarayıcınızın logosunu taşıyan ve köşesinde ok işareti bulunan bir ikon belirecek. İnternet’e bağlandıktan sonra bu ikona fare ile çift tıklamanız durumunda hemen tarayıcı programınız açılacak ve kısayol yaratırken belirttiğiniz adrese girecek. İnternet’e bağlanma sebebiniz bir iki adrese girmekse, masaüstüne bu bir iki adresi kısayol olarak koyabilirsiniz.

E-posta için de aynı yöntemi kullanabilirsiniz. Komut satırı kısmına mailto:adres (mailto:dturkmen@stargazete.com gibi) yazmanız yeterli. Tabi bu ‘kısayol’un düzgün çalışması için bir e-posta programının yüklü olması gerekiyor.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -6-

Süslü e-posta mesajları


E-posta mesajlarınızın sevimsizliğinden sıkıldınız mı? Hiç sorun değil...

Tıpkı bir İnternet sayfası gibi rengarek ve içi resimli mesajlar hazırlayabilirsiniz. E-posta programınızın HTML destekliyor olması yeterli. Eğer IE ile beraber gelen Outlook Express programını kullanıyorsanız yapmanız gereken çok basit:



Yeni bir ileti (‘New mail’) yaratıp, Biçim (‘Format’) mönüsü (1) altından HTML (‘Rich Text’) biçimini seçmek. Artık bu mesajımızda renkli yazılar ve resimleri kullanılabiliriz. Bunun için mesaj yazdığımız bölümün hemen üzerindeki seçeneklerden faydalanacağız.



Bu çubuktaki seçenekleri kullanarak yazı tipini değiştirmek (2) ve boyunu belirlemek (3) mümkün. Ya da hazır başlık boylarından birini kullanabilirsiniz (4). Yazıyı kalın, yana yatık, altı çizili yapabileceğiniz gibi istediğiniz bir renkte de yapabilirsiniz (5). Bir liste yapmak için satır başlarında sayı mı yoksa işaret mi olmasına karar vermeniz yeterli (6). Yazdığınız satır fazla sağda ya da solda kalmışsa hiç önemli değil basamak basamak ayarlayabilirsiniz (7). Sağa dayama, sola dayama, ortalama ya da iki yandan düzeltilmiş bir şekle de sokabilirsiniz (8). Mesajınız içinde metni ayırmanın en pratik yolu bir çizgi çekmektir (9). Yazdığınız bir kelime ya da resme link verirseniz (10) mesajınızı okuyan kişi için oldukça etkileşimli bir mesaj olabilir. Tabi resminizi koyarken (11) fazla uzun olmamasına dikkat edin. Eğer mümkünse bir grafik programında küçültüp öyle gönderin.

Arkaplana bir renk ya da resim seçmek için ise yine Biçim (1) mönüsünden faydalanıyoruz. ‘Background’ için renk ve resim kullanabileceğimiz gibi, programın yeni versiyonlarında ses de kullanabiliyoruz. Ses kullanacaksanız az yer kaplaması açısından ‘mid’ uzantılı müzikleri kullanmanızı öneririm. Ama isterseniz ‘Wav’ ya da ‘ra’ formatında kaydedilmiş sesinizi mesajınızda kullanıp arkadaşlarınızı şaşırtabilirsiniz.



Outlook Express’de durum böyle ama peki ya diğer programlar? Aslında diğer programlar da pek farklı değil. Mesela Netscape’in e-posta programında da benzer bir araç çubuğu var ve üzerindeki düğmeler de hemen hemen Outlook Express ya da başka bir yazı yazma programınkiyle büyük benzerlikler gösteriyor. Sonuçta hepsi ‘yazma’ ile ilgili fonksiyonlar ve çoğu program için standart.


 

Sohbete devam


Geçen hafta ilk kez sohbete dalıp da heyecan içerisinde bir şeylerin ters gittiğini düşünenleriniz olabilir. Bu gayet doğal. Deneyimli sohbetçilerin arasında insan kendini bir kaos ortamındaymış gibi hissedebiliyor. Ya da bunu bir oyun gibi algılayıp karşısındakinin insan olduğunu unutuveriyor. Çömez damgası yeyip sohbetlerin dışında kalmamanız için bir kaç ufak ipucu:

Sohbet odaları içinde genelde ‘#beginner’ adında bir oda vardır. Ya da buna benzer adlar taşıyan (‘#yeni’, ‘#mirc’, vb...) odalarda ‘IRC’ ile yeni tanışan insanların birbirleriyle bilgi paylaşmasına siz de ortak olabilirsiniz. Yalnız bazı ‘#beginner’ odaları maalesef bazı suistimalciler tarafından yönetilebilmektedir, yardım alamaz ya da şüpheli bir hareketle karşılaşırsanız (mesela ‘al şu dosyayı çalıştır’ demeleri gibi...) orada fazla zaman kaybetmeden çıkabilirsiniz.

Durup dururken kendinizi sohbet odasının dışında bulmuşsanız, odadan atılmış (‘kick’) ya da tamamen kovulmuş (‘ban’) olabilirsiniz. Chat programınızın açılışta gelen ilk mesaj penceresine bakarak bunu anlayabilirsiniz (‘You have been kicked’ ya da ‘banned’ gibi bir mesaj çıkar). Bu da odadaki bazı insanları özellikle de ‘op’ denilen ve takma adının yanında @ işareti taşıyanları kızdıracak davranışlarda bulundunuz demektir. Sizin suçunuz olmayabilir ama her insan bir değildir ve kafa yapısı uyuşmayabilir. Kendinize uygun başka bir sohbet odası seçmenizde fayda var.

Kısaltmalara ve işaretlere dikkat edin. Sohbette bunlarla çok karşılaşılır. Sonuçta yazılarak sohbet edilmesinden doğan bazı ihtiyaçlardır bunlar. Mesela ‘slm’ aslında ‘Selam’ demektir. ‘asl’ ya da ‘a/s/l’ ise ‘Age/Sex/Location’ yani ‘Yaş/Cinsiyet/Yer’ demektir. Yabancı kanallarda ise ‘brb’ (Birazdan geri döneceğim), ‘lol’ (Çok güldüm), cu’ (Görüşürüz) gibi kısaltmalar sıkça kullanılmaktadır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -7-

İmzalı e-posta


Yazdığınız mesajların daha anlaşılır olması ve daha kolay dikkate alınması için sonlarında birer imzanızın bulunması çok faydalı olacaktır. Tabii ki bu kalemle atılmış bir imza olmayacak, yalnızca adınızı, soyadınızı, telefon ve adresinizi belirten basit bir imza olacak. Tabii kimseye telefon ve adres vermek zorunda değilsiniz ancak iş dünyasında bunlar bazen gerekli olabilir. Bir ev kullanıcısı için ise cep telefonu ya da ICQ numarası gibi bilgiler imza kısmında yer alabilir.

Mesajınızı belirledikten sonra, bunu bir metin yazma programında yazıp kaydetmeniz gerekiyor (her mesajın sonuna imzanızı tekrar tekrar yazmak istemezsiniz değil mi?). Diyelim şunun gibi bir imza belirlediniz:

Deniz Türkmen
Bilgisayar programcısı / Köşe yazarı

startek

Bunu bir yazı programında (mesela 'NotePad'de) yazıp sade metin olarak (txt) istediğiniz bir yere kaydettiniz (Örneğin 'C:\imza.txt' olsun). Şimdi iş e-posta programına bu dosyayı haber vermeye kaldı. Outlook Express kullanıcıları Araçlar / Seçenekler (Tools / Options) altından İmzalar (signatures) kısmına girip, 'Yeni' (New) ile yeni bir imza yaratabilirler. Bu imzanın ne olacağını ise alttaki 'Dosya' (File) kısmına imza dosyamızı yazarak (C:\imza.txt) belirliyoruz. Netscape kullanıcıları ise Edit / Preferences içinde Mail & Newsgroups altındaki 'Idendity'e girerek en alttaki 'signature' satırına imza dosyasını girebilirler. Artık sizin de bir imzanız oldu. Güle güle kullanın.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET

TARAYICINIZI GENİŞ TUTUN
Yüksek çözünürlüklerde çalışacak kadar büyük bir monitörünüz yoksa, üzülmeyin. Tarayıcı programınızı bir miktar genişletebilirsiniz.

Internet Explorer'a şöyle bir baktığımızda, ekranın üst kısmının düğmelerle, adres giriş satırıyla ve kısayol çubuğuyla dolduğunu görürüz. Bunlardan biraz fedakarlık ederek bir miktar yer kazanmak mümkün. Önce 'View / Toolbars' altından 'Links'i kaldırıyoruz (tabii kullanmayacaksanız). Daha sonra 'View / Toolbars / Customize' ile yukarıdaki düğmeleri istediğimiz gibi ayarlayabileceğimiz kısma geliyoruz. Buradan düğme çıkartabileceğiniz gibi, soldaki düğmelerden istediğinizi de ekleyebilirsiniz (Add). Aşağıdaki seçeneklerden 'No text labels' ile düğme altındaki yazıları kaldırıyor, 'small icons' ile düğme boylarını küçültüyoruz. Buradan çıktığımızda karşımıza tarayıcımızın yeni hali geliyor. Ancak düğmelerin sağ tarafı boş kaldı. Adres satırını buraya koyarak biraz daha yer kazanabiliriz. Adres çubuğunu fare ile sürükleyip (Adress yazan yeri sol fare tuşu ile basılı tutup fare imlecini düğmelerin sağına kadar getirip) bırakabilirsiniz. Artık tarayıcınıza birkaç satır daha fazla sığacak. Daha da fazla görüntü için 'Full screen' düğmesini kullanabilirsiniz. Böylece tüm ekranı sayfalara ayırmış olursunuz. Düğmeleriniz siz sayfaya bakarken kaybolacak, fare imlecini ekranın en üstüne çıkardığınızda ise tekrar belirecektir. Mönüyü ya da adres satırını çıkarmak içinse tekrar tam ekran düğmesine basıp normale dönmelisiniz.

Netscape kullanıcısıysanız Edit / Preferences altındaki 'Appearance' içinden 'Show Toolbars as Pictures only' seçeneğini işaretleyip düğmelerin altındaki yazıları yok edebilir, View / Hide Personal Toolbar ile de kişisel bağlantılarınızın bulunduğu çubuğu saklayabilirsiniz. Adres satırını düğmelerin yanına maalesef taşıyamazsınız ancak istediğiniz zaman düğmelerin ve adres giriş satırının solundaki ufak anahtarlarla bunları kapatabilir ve daha geniş bir görüntü alanı elde edebilirsiniz.

Windows kullanıyorsanız, ekranın altındaki görev çubuğunun kapladığı alanı da kullanmanız mümkün. Görev çubuğunun boş bir yerine farenin sağ tuşu ile basıp 'Özellikler'ine girin. 'Otomatik gizle' kutucuğunu işaretleyip 'Tamam' derseniz, görev çubuğu ancak fare imleci yaklaştığında görünür olacaktır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -8-

ICQ KILAVUZU


  ICQ (I seek you) İnternet’ten bilgisayarınıza yükleyebildiğiniz, listenizdeki tanıdıklarınızla İnternet üzerinden haberleşmenize yarayan çok kolay, kullanışlı bir program. ICQ bilgisayarınız İnternete bağlandığı zaman aktif hale geçerek listenizde bulunanlara sizin de İnternet’e bağlı olduğunuzu gösteriyor, aynı zamanda da onları (online) görmenizi sağlıyor. O sırada bağlı olmayan (offline) kullanıcılara mesaj bırakabilir, bağlı olanlarla IRC stili sohbet de (chat) edebilirsiniz. Tabii her iki tarafın da makinelerinde bu programın olması gerekiyor.

  http://www.mirabilis.com/ adresinden bilgisayarınıza uygun olan sürümü yükledikten sonra kuruluma başlayacaksınız. Yalnız kurulum işlemlerine başlamadan önce İnternet bağlantınızı gerçekleştirin. Eğer İnternet’e bağlanmadan programı bilgisayarınıza kurarsanız kurulum işlemi tamamlanmayacaktır. Gerekli yerleri doldurup ‘nick’ olarak tabir ettiğimiz takma adınızı ve şifrenizi belirledikten sonra ICQ sunucularından size bir ‘UIN’ kullanıcı kimlik numarası verilecek. Şimdilerde 9 haneli olan bu numara sizin kalıcı ICQ numaranız olacak.

  Bütün bu işlemler bittiğinde ‘system tray’ yani Windows’unuzun sol alt köşesindeki program ikonlarının olduğu yerde yeşil renkli bir çiçek gözükecek. Yeşil renkte olması sizin ‘online’ yani ICQ’ya bağlı olduğunuzu gösterir. İki kere tıkladığınız zaman ICQ penceresi açılacaktır. Yeni kurduğunuz için listeniz henüz boş olacaktır. ICQ kullanan tanıdıklarınızın ‘UIN’ numaralarını öğrenip üzerinde büyüteç resmi olan ‘Add’ butonuna klikleyin. Açılan pencere sizin yeni arkadaşlar bulmanıza yarar. Arkadaşınızın numarasını ‘ICQ Number’ yazan seçeneğin yanına yazarak ‘Search’ butonuna tıklayın. Sunucu üzerinde arama yaparak o numaranın kime ait olduğu açılan yeni pencerede önünüze çıkacaktır. İki defa kliklediğiniz zaman listenize kaydeder. Eğer karşınızdaki kullanıcı listenize kayıt olmak için izin isterse ‘Authorize’ butonunu klikleyin. Aynı şekilde siz başkasını kaydetmek isterseniz ‘Request’ butonunu tıklayarak izin isteyin. Ve şimdi listenizde eklediğiniz arkadaşınızı mavi renkli göreceksiniz. Mavi renkli olması karşınızda ki kullanıcının şu anda hatta olduğunu gösterir. Nick’in üzerine tıklayarak gelen mönüden ‘message’ seçeneğini seçin ve mesajınızı yazıp ‘send’ butonuna klikleyin. Mesajınız aynı anda karşınızdakine ulaşacaktır. Yine aynı listeden ‘Chat’, ‘File’ gibi seçenekleri seçerek IRC ortamında gibi sohbet edebilir, dosya transferleri yapabilirsiniz. Şimdilik bu kadar iyi eğlenceler.

IRC'de Nasıl Kanal Açılır ?

Önceki haftalarda Miço Kursu’nda ele aldığımız IRC konusuna kanal açma ile devam ediyoruz. Listede olmayan yeni bir sohbet kanalı yaratmak istediniz diyelim. Konusu ev hayvanları, adı da ‘#evhayvanlari’ olsun. Mönüden Join channel’i çağırıp kanal adını girdiniz (ya da komut satırından ‘/Join #evhayvanlari’ girdiniz.) Kanalınız açıldı, takma adınız kanaldakiler listesinde ve başında @ işareti ile belirdi. Bu işaretin kanal operatörlerine verildiğini geçen sayılarımızda belirtmiştik. Şimdi kanala birilerinin gelmesini beklemeden önce bir iki kural koymakta fayda var.

Önce kanalın konusunu (topic) belirlemeliyiz. Kanal listesinde de gözükecek bu kısa açıklama, insanların kanala girip girmeme konusunda daha yardımcı olacaktır. Kanalda sohbet edenler ise konuşmalarına yön verebilirler. Pirch’da Topic düğmesine basarak, mIRC’da ise kanal penceresine çift tıklayarak ayarlara girebilir, konu satırını yazabilirsiniz: ‘Kedi ve köpek severler, akvaryum meraklıları, kuş besleyenler...’. Devamını ‘hepinizi bekliyoruz’ ya da ‘buyurun sohbete’ diye de getirebilirsiniz, ama bu haliyle de gayet açık anlaşılıyor.

Kullandığınız IRC programında konu belirlemek için kanal ayarlarına giremediyseniz mesaj yazdığınız satıra şunu yazabilirsiniz: ‘/topic #evhayvanlari Kedi ve köpek severler, akvaryum meraklıları, kuş besleyenler...’

Komutlar aslında bu şekilde sunucuya gönderilir. Ancak mIRC, PIRCH gibi programlarda bunu kolaylaştırmak için fazladan seçenekler eklenmiştir. Programın seçeneklerine ulaşmak zor geliyorsa komutu elle yazarak da uygulayabilirsiniz. Bu her IRC programında geçerlidir.

İsterseniz kanala girişleri sınırlayabilirsiniz (limit channel members), böylece kanal fazla kalabalık olmaz. ‘/mode #evhayvanlari +l 5’ komutunu girerseniz o kanal altıncı bir kişiyi kabul etmeyecektir. ‘/mode #evhayvanlari l’ ile kanalı tekrar eski durumuna getirebilirsiniz.

Sizin istediklerinizin kanala girmesini istiyorsanız kanalı ‘invite only’ yaparak sadece davetlilere açabilirsiniz. Bunun için komut satırına ya da mesaj yazdığınız satıra ‘/mode #evhayvanlari +i’ yazmanız yeterli. Artık sizin davet etmedikleriniz kanala giremezler. Davet etmek içinse ‘/invite TakmaAd #evhayvanlari’ yazmalısınız. Artık yazdığınız takma adı taşıyan kişi kanalınıza girebilir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -9-

HABER GRUPLARI


Haber gruplarını (Newsgroup) kabaca İnternet kullanıcılarının hizmetine sunulmuş ve belirli haber konularına göre düzenlenmiş, istediğinizde kolayca ulaşıp gönderebileceğiniz bir çok dosya ve mesajlar içeren İnternet alanları olarak tanımlayabiliriz. Binlerce listeden oluşan haber gruplarının özelliği, hobileriniz ya da ilginizi çeken konularda bilgiye kolayca ulaşarak bu bilgileri benzer konulara ilgi duyan diğer İnternet kullanıcıları ile paylaşabilmenizi sağlamasıdır.

Haber gruplarının televizyon ve gazetelerden takip ettiğimiz günlük haberlerle pek bir ilgisi yok. Eğer bir e-posta kullanıcısı iseniz, İnternet servis sağlayıcınızın (ISS) size sunduğu haber gruplarından yararlanabilirsiniz. Her ISS binlerce değişik haber grubundan farklı farklı haber gruplarına erişim sağlar.

Örneğin siz tutkulu bir sinema seversiniz, bu konuda bir birikiminiz de var diyelim. Sizin gibi sinema severlerle fikir alışverişinde bulunmak, bu sektördeki yenilikleri takip etmek ve bilgi alışverişinde bulunmak istiyorsanız yapmanız gereken İnternet servis sağlayıcınız vasıtasıyla sinema ile ilgili çok sayıdaki haber grubundan birini bulmak ve o haber grubuna postalanmış yüzlerce mesajı okuyarak bu mesajlara kendi mesajınızı eklemek.

Bazı ISS’ler haber gruplarının arşivleme politikalarına göre gelen mesajları aylarca depolar. Fakat özellikle bazı geniş haber grupları gelen mesajları belli bir süre muhafaza edebilmekteler. Siz de ISS’nize bağlı olarak ilgilendiğiniz haber grubuna gelen eski mesajları okuyabilirsiniz. Bir haber grubuna gönderdiğiniz mesaj o haber grubunu kullanan ve konuya ilgi duyan herkes tarafından okunabilir.

NASIL ÜYE OLUNUR?
Eğer Internet Explorer kullanıcısı iseniz tarayıcınızdaki standart butonlardaki ya da ‘Outlook Express’deki haber oku (Read News) butonunu tıklayarak ISS’nizin size sağladığı ilginizi çeken haber gruplarına üye olabilirsiniz. Outlook Express’in Haber Oku (Read News) düğmesine tıkladığınızda açılan Haber grupları (Newsgroup) erişim listesinde soldaki sütunda haber sunucuların isimleri görüntülenir. ISS’nizin belirlediği haber sunucularından birinin üzerine tıkladığınızda haber gruplarının listesine ulaşabilirsiniz. Eğer belirli bir konuda haber grubu arıyorsanız ekrana gelen ‘Haber Grupları’ (Newsgroup) penceresinin üst tarafındaki boşluğa ilgilendiğiniz konuyu girerek o konuyu içeren haber gruplarını görüntüleyebilirsiniz.

Eğer Netscape Navigator kullanıcısı iseniz haber gruplarına ulaşmak için ‘communicator’ butonundan ‘messanger’ı ve sonra da sol sütundan ‘news’ı tıklayarak haber gruplarına ulaşabilirsiniz.

Haber grubu kısaltmaları
Haber grupları genelde bir takım kısaltmalar taşır ve bu kısaltmalar haber gruplarının yapısını ve içeriğini belirler. Haber gruplarının isimlerinden haber gruplarının konusu hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Haber gruplarına üye olabilmek için listede ilginizi çeken haber grubunun üzerine çift tıklamanız yeterli olacaktır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
Alt : Gayriresmi içeriğe izin veren ve yaygın olmayan gruplar
Biz : İş dünyası ile ilgili haber grupları
Comp : Bilgisayarla ilgili haber grupları
Misc : Çeşitli haber grupları
Rec : Dinlence ve spor haber grupları
Sci : Bilimsel haber grupları
Soc : Sosyal konulardaki haber grupları
Talk : Tartışma içerikli haber grupları
İnternet’teki haber gruplarının gazete haberleriyle pek ilgisi yok. Orada okuyucu da sizsiniz, haberci de...

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -10-

POSTA KUTULARINA DÜZEN


Mesaj dosyalama
Elektronik posta kullanımı sağlayan programların tamamına yakını mesajlarınızı istediğiniz zaman ulaşabileceğiniz şekilde saklamanıza olanak verir. Yani size gelen ve sizin yolladığınız tüm mesajları ve eklentilerini saklamak için kullandığınız e-posta programına bağlı olarak istediğiniz şekilde klasör yapıları oluşturabilirsiniz. Fakat dosyalama yaparken dikkat etmeniz gereken birkaç önemli husus var. Mesajlarınızı önem sırasına göre dosyalayabileceğiniz gibi, konularına, başlıklarına ya da isme göre dosyalayabilirsiniz. Bu şekilde örneğin mesajlarınızı konularına göre saklamayı tercih ediyorsanız alt konu başlıkları da oluşturabilirsiniz. Böylece kullandığınız programların çoğunda bulunan "Bul" (Find) komutu yardımıyla arama yapıp dosyalarınıza ulaşabilir, ihtiyacınız olduğunda yeniden okumak istediğiniz bir mesajı kolaylıkla bulabilirsiniz.

En fazla kullanılan e-posta programlarından biri olan Outlook Express kullanıcısı iseniz mesajlarınızı depolamak için kolayca yeni bir posta kutusu veya klasör yaratabilirsiniz. Bunun için öncelikle mesajları saklayacağınız klasörün yerini belirlemelisiniz. Örneğin yeni yaratacağınız klasörün "Gelen kutusu" (inbox) içerisinde yer almasını istiyorsanız gelen kutusu klasörünü işaretliyorsunuz. Daha sonra ana mönüden Dosya (File) Yeni (New) Klasör'ü (Folder) tıkladığınızda Yeni klasör yarat (Create New Folder) penceresi açılacaktır. Pencerenin üstünde yer alan boşluğa klasöre vermek istediğiniz ismi yazıyorsunuz. Bu isim daha önce de bahsettiğimiz gibi konu adı ya da eğer bu klasörde sadece belli bir kişinin mesajlarını tutmak istiyorsanız o kişinin ismi olabilir. Tamam (OK) düğmesini tıkladığınızda istediğiniz isimdeki yeni klasörünüz belirttiğiniz konumda yaratılacaktır. Artık yapmanız gereken yalnızca bu klasörde saklamak istediğiniz mesajlarınızı tutarak klasörün içine taşımak.

Eğer Netscape Messenger kullanıyorsanız, Dosya'dan (File) Yeni klasör (New Folder) seçeneğini işaretledikten sonra Alt klasör yarat (Create As Subfolder) seçeneğinden bir klasör seçiyorsunuz ve bu yeni yaratacağınız klasörün en üst seviyede yer almasını istiyorsanız en üstte yer alan "Local Mail" adlı klasöre tıklıyorsunuz. Aynı şekilde Netscape Messenger'da da saklayacağınız mesajları tutup sürükleyebileceğiniz gibi istediğiniz mesaja farenin sağ tuşunu tıklayıp Mesaj taşı (Move Message) seçeneğini işaretledikten sonra taşımak istediğiniz klasörü de seçebilirsiniz.


Sık kullandığınız adresleri kaydetme
Elektronik postayı sıkça kullanmaya başladığınızda karşılaşacağınız problemlerden birisi de mesajlarınızı göndereceğiniz adreslerin hatırlanması olacaktır. Normal olarak bir çok adres ile yazışıyorsanız bunların tümünü de aklınızda tutamazsınız. Yaygın olarak kullanılan e-posta programlarının çoğunda isimler ve adresler gibi bilgileri saklayan ve istediğiniz zaman kolaylıkla ulaşabileceğiniz adres defterleri bulunur. Yeni bir mesaj hazırladığınızda adres defterindeki bir ismi çağırarak mesajınızı bu kişinin adresine kolayca gönderebilirsiniz.

Outlook Express'te adres defterine yeni bir adres eklemenin en kolay yolu eklemek istediğiniz adresten gelen bir mesajı kullanmaktır. Bunun için mesajın adresine farenin sağ tuşu ile tıklamanız ve sonra Kişisel Adres Defterine Ekle (Add To Personel Adress Book) seçeneğini işaretlemeniz yeterli. Adres defterine elle yeni eklentiler yapmak için ise araç çubuğundaki Adres Defteri (Adress Book) butonuna tıklayarak adres defterini açıyor ve ilk butona, (New Contact) basarak çıkan pencereye yeni adresi, adres sahibinin ismini giriyorsunuz. Tamam butonunu tıkladığınızda adres, deftere kaydedilecektir. Yeni bir mesaj göndereceğiniz zaman eğer adres defterindeki bir adresi kullanacaksanız göndereceğiniz kişinin deftere kaydettiğiniz ismini yazmanız yeterli olacaktır. Netscape Messenger'da adres defterini kullanmak için Communicator Adress Book seçeneğini işaretleyerek Adres Defteri'ni açıyorsunuz. Buradaki ilk düğmeye (New Card) tıklayarak girmek istediğiniz isimleri ve adresleri girebilirsiniz.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -11-

 

GEREKSİZ POSTAYA KALKAN

Hayatımızı kolaylaştıran elektronik posta maalesef tüm olumlu yanlarıyla birlikte bir takım olumsuz özellikler de taşıyor. Aslında bu olumsuzluklar e-posta programlarından değil, e-posta kullanıcılarından kaynaklanıyor

. Önemli ya da önemsiz öyle çok mesaj alıyoruz ki değil bunların tümünü klasörlemek bazen okumaya bile vakit bulamıyoruz. Çok özel ve önemli sayabileceğimiz mesajların yanı sıra, arkadaşlarımızdan gelen çoğu daha açılıp okunmadan olduğu gibi yollanmış mesajlar, abonesi olduğumuz posta listelerinden ve hatta adını bile duymadığınız kişi ve kurumlardan gelen mesajların yoğunluğu e-posta kullanımımızı sıkıcı bir hale getirebilir. Öyle ki günlük hayatımızın bir parçası haline gelen e-posta bir anda kabusa dönüşebilir.

E-postamızda görmek istemediğimiz mesajları engellemenin en pratik yolu postaları filtrelemek. Filtrelemeyi kısaca, gelen mesajları gelir gelmez farklı posta kutularına ya da farklı klasörlere aktarma olarak tanımlayabiliriz. Bu yöntemi kullanarak ‘Spam’ adı verilen istenmeyen e-posta reklamlarının önüne geçebileceğiniz gibi, bazı mesajlara otomatik olarak standart cevaplar verebilmeniz de mümkün.

Yaygın olarak kullanılan e-posta programlarının hemen hemen hepsi mesajlarınızı filtrelemenizi sağlar. Filtreleme, kullandığınız e-posta programının verdiğiniz direktifler doğrultusunda gelen mesajların içeriklerini kontrol ederek, örneğin önemli mesajlara öncelik tanıyıp diğer mesajları daha sonra okumak üzere yine sizin belirttiğiniz klasörlerde depolayarak çalışır. Filtreleme yapmak için kendiniz birtakım kurallar belirleyebilirsiniz. Mesela gelen mesajların başlıklarını, mesajın içinde geçen bazı kelimeleri ya da kişi adlarını baz almak en çok kullanılan yöntemlerdir. Belirli adreslerden gelen mesajlara filitre uygulamak da bilinen kolay bir yöntemdir.

BEŞ ADIMDA HUZUR

1- Eğer ‘Outlook 98’ ya da yeni versiyonunu kullanıyorsanız mesajlarınızı filtrelemek için Ana mönüden ‘Kural Yarat’ (Create Rule) seçimini işaretleyerek Rules Wizard (kurallar sihirbazı) penceresini açın.

2- Belirleyeceğiniz kriter için bir isim tanımladıktan sonra ileri (next) butonuna tıklayarak sonraki pencereye geçin.

3- Filtreleme yapmak için bir kural tanımlamanız gerektiğini söylemiştik. Bu kuralı tanımlamak için size gelen bir mesajı kullanabilirsiniz. Açtığınız mesajda belirlediğiniz özellikleri seçimlerinizin yanındaki kutulara tıklayarak yapabilirsiniz.

4- Kuralları belirledikten sonra ‘sihirbaz’ size bu kurallara rastladığı mesajları ne yapması gerektiğini soracaktır. Eğer bu mesajları belli bir klasörde depolamak istiyorsanız ‘Gelen Klasörüne Taşı’ (Move It To The Inbox Folder) seçeneğini işaretleyerek bir isim bildirin. Kural dışında tutmak istediğiniz mesajlar varsa bu aşamada bunları istisna olarak tanımlayabilirsiniz.

5- Tanımladığınız kurala bir isim verdikten sonra ‘Bitir’ (Finish) butonuya işlemi sonlandırabilirsiniz. Artık e-postanız sizin belirlediğiniz kurallar çerçevesinde mesajlarınızı filtre edecektir.

Netscape Navigator kullanıcısı iseniz ana mönüden Edit ‘Mesaj Filtreleri’ (Message Filters) seçeneğini işaretleyerek mesaj filtreleri penceresini açın. Eğer daha önce mesajlarınız için filtre tanımlandıysa kuralların sağında belirlenen kutular işaretlidir. Yeni bir filtre tanımlaması yapmak için ‘Yeni’ (New) butonunu kullanarak ‘Filtre Kuralları’ (Filter Rules) penceresini açın. Yeni tanımlayacağınız kuralların detayları için metin kutusunu kullanıp filitreye bir isim verin.

E-posta programlarını kullanarak başınızı ağrıtan mesajların önüne geçebileceğiniz gibi yine belirleyeceğiniz bazı kurallar yardımıyla programın birtakım mesajlara otomatik olarak cevap vermesini de sağlayabilirsiniz. Bunu da gelecek hafta anlatacağız.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -12-

 

MESAJLARA OTOMATİK CEVAP

Geçen haftaki yazımızda e-postanızdaki istenmeyen mesajlarla baş etmenin yollarını anlatmıştık. Bu mesajları eğer kullandığımız e-posta programı izin veriyorsa otomatik olarak da cevaplayabiliriz. Mesajlar belli yerlerden geldiği için hangi mesajlara cevap verileceğini ve cevapların nasıl olacağını programa belirtiriz.

Outlook Express’in yeni sürümlerinde bu özellik bulunmaktadır. İşlem için Araçlar (Tools) mönüsünden Out Of Office Assistant seçeneğine tıklayınız. Kurallar Sihirbazı (Rules Wizard) listesinden belli bir şablon kullanarak, Cevapla (Reply Using A Specific Template) seçeneğini işaretleyerek cevap göndermek istediğiniz mesajlar için kuralları belirleyerek kaydedebilirsiniz. Artık e-postanız bu kuralları baz alarak istediğiniz mesajları otomatik olarak cevaplayacaktır.


WEB TABANLI E-POSTA

Web tabanlı e-posta (web based e-mail), genellikle ücretsiz olan ve İnternet kullanabildiğiniz her yerden mesajlarınıza ulaşabilmenize olanak veren bir hizmet. Eğer bir elektronik posta kullanıcısı iseniz evinizde ya da ofisinizde bulunmadığınızda, örneğin tatildeyken de gelen mesajları okumak ya da mesaj göndermek isteyebilirsiniz. Web tabanlı e-posta ile bunların hepsini yapabilirsiniz. Web Tabanlı e-postanın tek rahatsız edici yanı, açtığınız hemen her sayfaya eşlik edecek olan reklam afişlerine katlanmak zorunda olmanız.

İnternet üzerinden iki türlü web tabanlı elektronik posta hizmetine ulaşabilirsiniz. Tercih edebileceğiniz birinci sistem, size kendi site adı uzantısı ile ücretsiz bir e-posta kutusu veren fakat bu posta kutusuna gelen mesajlara yalnızca bu site üzerinden ulaşabileceğiniz sistem. Bunlara örnek olarak en çok kullanılan sitelerden http://www.usa.net/ ve http://www.hotmail.com/’u verebiliriz.

Diğer sistem ise elektronik postalarınızın biriktirildiği İnternet ana bilgisayarının (POP sunucusu), mesajlarınızı okuyabilmeniz için gerek duyduğu şifrenizi, kullanıcı adınızı ve isminizi girmenize olanak sağlamaktadır. Kullandığınız site sizin mesajlarınızı POP sunucusundan alarak kendi sayfaları üzerinden size sunar. Bu servisleri kullandığınızda gerekli bilgileri girerek gelen mesajları kişisel bilgisayarınızdan uzakta olsanız dahi okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz. Örnek olarak http://www.rocketmail.com/, mail.yahoo.com ve mail2web.com’u verebiliriz.



TERİMLER VE KISALTMALAR

Eğer İnternet kullanmaya yeni başladıysanız hele hele bilgisayarla tanışıklığınız çok yeni ise sık sık karşılaştığınız kavram ve terimler karşısında eminim çok zor anlar yaşıyorsunuzdur. Çoğu kullanıcı tarafından gerçek anlamları irdelenmeden kabul edilen bir çok kavram yeni kullanıcıların gözünü korkutur. Önümüzdeki haftadan itibaren yeni kullanıcıların karşılaştıkları birçok kavram kargaşasının önüne geçebilmek ve yeni kullanıcılara İnternet’in anlaşılmaz ve yalnızca genç işi olmadığını anlatmak için bu sayfalarda İnternet kullanırken karşılaşabileceğiniz terimleri olabildiğince kısa ama anlaşılabilir olarak açıklamaya çalışacağız.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -13-

 

ADRESLER DEFTERE

Eğer e-posta kullanıcısı iseniz karşılaştığınız en büyük problemlerden birisi çok sık yazışmadığınız kişi ya da kurumların e-posta adreslerini bulmak olmalı. Mesajı göndereceğiniz kişinin adresi aklınızda yoksa, adresi bulmak için gelen mesajlara tek tek bakmak ya da adresi yazdığınız yeri hatırlamaya çalışmak boşuna zaman kaybı ve can sıkıcı bir durum.

Bir çok e-posta programının sunduğu kolaylıklardan birisi de, programın istediğimiz zaman kullanabileceğimiz bir adres defterini barındırması. Bu sayede mesaj göndereceğiniz kişinin adresini ezberlemek zorunda kalmadığınız gibi, aynı mesajı birden çok kişiye göndereceğiniz durumlarda her bir adresi tek tek yazmak zorunda kalmıyorsunuz. Mesajınızı yazdıktan sonra yapmanız gereken, adres defterini açarak mesaj göndermek istediğiniz kişilerin isimlerine iki kez tıklamak.

Eğer Outlook Express ya da Outlook 98 veya yeni sürümlerini kullanıyorsanız sık kullandığınız adresleri adres defterinde saklamanın en kolay yolu size gelen mesajları kullanmaktır. İstediğiniz mesajı açarak mesajın üstünde görünen adrese farenin sağ tuşu ile tıklayarak açacağınız kısa yol mönüsünden ‘Kişisel adres Defterine Ekle’ (Add To Personel Adress Book) komutunu işaretleyin. Adres defterini kullanarak adresleri elle girmek için ise araç çubuğundaki ‘Adres Defteri’ (Adress Book) butonuna tıklayarak adres defterini açmalısınız. Açılan adres defteri penceresi araç çubuğundaki ilk butona (yeni kayıt new entry) tıklayarak adreslerinizi ekleyebilirsiniz. İstediğiniz adresi deftere kaydettikten sonra ‘tamam’ butonuna tıklarsanız yeni bir pencere açılacak ve bu pencereye kaydettiğiniz adresin sahibi hakkında bilgiler girebileceksiniz. Daha sonra bir mesaj göndermek istediğinizde adres defterinizi açarak buraya girdiğiniz bilgiler ışığında mesajınıza bu adresi ekleyebilirsiniz.

Eğer Netscape Messanger kullanıyorsanız adres defterine mesaj eklemek için yine gelen mesajları kullanabilirsiniz. Adrese sağ tıklayarak kısa yol mönüsünden ‘adres defterine ekle’ (Add Sender To Adress Book) seçeneğine tıklayarak ya da mesajı alanların tümünün adresini kaydetmek için ‘tümünü deftere ekle’ (Add All To Adress Book) seçeneğini tıklayabilirsiniz.

İNTERNET KAVRAMLARI
Hipermetin Anlamlandırma Dili-HTML (Hypertext Markup Language): HTML İnternet üzerinde en yaygın olarak kullanılan evrensel bir dil ve WWW’in içerdiği her türden milyonlarca bilgi sayfasının oluşturulabilmesi için kullanılmakta. Çabuk ve büyük bir kolaylıkla İnternet dökümanları oluşturabilmenize olanak veren HTML sayesinde yarattığınız dökümanları geniş kitlelere de sunabilmeniz mümkün olmaktadır.

Hipermetin Aktarım Protokolü-HTTP (Hypertext Transfer Protocol): Birçok İnternet adresinin (URL) başında yer alan ‘Web İletişim Dili’ ya da ‘Hipermetin Aktarım Protokolü’ (HTTP), İnternet’teki bir dosyaya (İmaj, ses, görüntü ya da text) ulaşabilmeniz için kullanılan yöntemi gösterir. Bir başka deyişle HTTP bize sayfanın bir WWW döküman olduğunu belirtir.

Java Javascript: Java, ‘applett’ adı verilen küçük uygulamaların bilgisayarınızda çalışabilmesi için kullanılan bir dildir. Javascript ise, İnternet sayfalarına kodlar (Scripts) denen küçük programların yerleştirilebilmesi için HTML’yi genişletebilen bir programdır.

Bu küçük uygulamaların ve kodların ortak amacı İnternet sayfalarının etkileşim hızlarını arttırmaktır.

Ayrıca Java ve Javascript animasyon yapmak amacıyla da kullanılırlar. Bu durumda sunucu bilgisayar, izlediğiniz sayfadaki animasyonları parçalar halinde İnternet üzerinden yollamak yerine bilgisayarınızda çalışan ve animasyonu oluşturan bir applet ya da kod gönderir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -14-

 

İNTERNET KAVRAMLARI

Sunucu (Server) Sunucu Yazılımı (Server software): Diğer bilgisayarların kullanımına yönelik hizmet veren bilgisayarlara sunucu (server) adı verilir. Bu hizmeti verebilmek için sunucu bilgisayarlar tarafından kullanılan yazılıma ise sunucu yazılımı (Server Software) denir. İnternet'teki bilgisayarların büyük çoğunluğu bilgi almak için sunucuları kullanır. Bilgisayarınız bir İnternet hesabına bağlandığında e-posta programınız İnternet servis sağlayıcınızın e-posta sunucusundan size gelen mesajları alır. Sunucuları kabaca beş başlık altında toplayabiliriz. Gelen ve giden posta trafiğini yöneten posta sunucuları, İnternet sayfalarını depolayıp tarayıcılardan talep geldiğinde bu sayfaları aktaran web sunucuları, bilgisayarınıza ya da bilgisayarınızdan transfer edeceğiniz dosyaları depolayan FTP sunucuları, okuyup gönderebileceğiniz haber grupları makalelerini depolayan haber sunucuları ve son olarak İnternet tabanlı 'online' sohbetler için bir kontrol paneli görevini üstlenen IRC sunucuları.

Ana Sayfa (Home Page): Bir İnternet sitesinde diğer sayfalara olan bağları taşıyan tanıtıcı sayfaya ana sayfa dendiği gibi, herhangi bir tarayıcıyı kullanmaya başladığınızda ilk olarak açılan sayfaya da ana sayfa adı verilir. Tarayıcınızı açtığınızda görüntülenmesini istediğiniz sayfayı belirleyebilirsiniz. İnternet Explorer kullanıyorsanız tarayıcınızı açarak üst mönüden aletler (tools) butonuna tıklayarak İnternet seçenekleri (Internet Options) seçeneğini işaretleyin. Açılan penceredeki adres boşluğuna tarayıcınızda her zaman ilk olarak görüntülenmesini istediğiniz adresi yazın ve tamam (OK) butonuna basın. Eğer Netscape kullanıyorsanız Navigator başlangıç (Navigator Starts With) size başlangıç sayfası için üç seçenek sunar. Bu, ana sayfa ile aynı sayfa, boş bir sayfa ya da daha önce ziyaret ettiğiniz son sayfa olabilir. Ana sayfayı değiştirmek için isterseniz konum (location) satırına adresi yazabilirsiniz ya da Navigator'un o anda açık olan sayfayı ana sayfa yapması için 'şimdiki sayfayı kullan' (Use Current Page) seçeneğini tıklayabilirsiniz. Bilgisayarınızdaki herhangi bir sayfayı ana sayfa yapmak için ise 'browse' seçeneğini tıklayarak dosya seçebilirsiniz.

Dosya İndirmek - Kopyalamak (Download): İnternet üzerinden kendi bilgisayarınıza dosya kopyalamak. Bir dosyayı indirmek için o dosyanın adına tıkladığınızda tarayıcınız bu dosyayı hangi adla ve nereye kopyalamak istediğinizi soracaktır. İsim ve yer belirterek 'tamam' derseniz tarayıcınız bu dosyayı sizin istediğiniz yere verdiğiniz adla kaydedecektir. Eğer bu dosya tarayıcınız tarafından bilinen bir dosya ise tarayıcınız size isim ve yer sormadan bu dosyayı kopyalayacak ve sonra size gösterecektir.

Dosya Yüklemek - Göndermek ( Upload): Kendi bilgisayarınızdan İnternet'teki başka bir bilgisayara dosya kopyalamaya denilir. Bunun için genellikle bir FTP programı kullanılır.

Dosya Aktarımı Protokolü - FTP (File Transfer Protocol): Ağ üzerinde dosyaları bir bilgisayardan diğerine aktarmak için kullanılan sistemdir. Dosya aktarımı protokolü dosyaları çok sayıdaki kullanıcılara dağıtmak için tasarlanmıştır. FTP, dosyaların merkezi bir bilgisayarda saklandığı ve bu bilgisayar ile diğer bilgisayarlar arasında aktarıldığı bir istemci sunucu (client server) sistemi kullanır. Dosya transfer protokolünü kullanırken, istemci bir dosyanın transfer edilmesini ister ve sonra istemci ile sunucu arasında veri değiş tokuşu başlar.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -15-

 

ESKİ ADRESLERE ULAŞMAK

Daha önce ziyaret ettiğiniz hoşunuza giden siteleri yeniden ziyaret etmek istediğinizde karşınıza çıkan en büyük problem bu sitelerin adreslerini hatırlamaktır. Eğer sık ziyaret ettiğiniz adresler varsa büyük ihtimalle bu adresleri 'sık kulllanılanlar'a (favorites) eklemiş olmalısınız. Eğer sıkça girdiğiniz ve hoşunuza giden bir site varsa ve bu sitenin adresini listenize eklemediyseniz bu siteye her girmeye çalıştığınızda sitenin adresini yeniden hatırlamaya çalışacak ve adres satırına yeniden yazacaksınız. Bu size zaman kaybettireceği gibi eğer adresi tam hatırlamıyorsanız yanlış sitelere gitmenize de sebep olacaktır. Bir adresi listenize eklemek için önce adresi yazarak sayfayı çağırmalısınız. Daha sonra eğer Internet Explorer kullanıyorsanız üst mönüden 'Sık Kullanılanlar' (favorites) butonunu, Netscape Navigator kullanıyorsanız ' 'Bookmarks' butonunu kullanmalısınız. Explorer'da 'sık kullanılanlara ekle' (Add to favorites) seçeneğini, Netscape Navigator'da ise 'Add Bookmark' seçeneğini işaretleyerek adresi kaydetmek istediğiniz klasörü seçebilirsiniz.

Fakat sık kullanmadığınız için listeye kaydetmediğiniz ve belki de sadece bir kez girdiğiniz bir siteye yeniden ulaşmak istediğinizde bu sitenin adresini hatırlamaya çalışmak sizin için hiç de kolay olmayacaktır. Bu adrese yeniden ulaşmanın hiç bir yolunu bulamıyorsanız bir kez de tarayıcınızdaki 'Tarih' (History) butonunu deneyin. Bilgisayarlarımızdaki tarayıcı programlar daha önce ziyaret ettiğimiz tüm adresleri belli bir süre saklı tutarlar. Eskiden ziyaret ettiğimiz bir adrese ulaşmak için Explorer'de 'Tarih' (History) butonuna tıkladığınızda sol tarafta tarih sırasına göre ziyaret ettiğiniz sayfaların bir dökümünü bulacaksınız. Buradan adresi tarayabilirsiniz. Fakat daha önce de söylediğimiz gibi tarayıcınız bu adresleri sizin belirttiğiniz süre boyunca saklayacaklardır.

Yani ziyaret edilen adresler bilgisayarınızın hafızasında 20 gün süreyle tutuluyorsa dört hafta önce ziyaret ettiğiniz bir adrese bu şekilde ulaşamazsınız. Bunu kontrol etmek için Explorer'de 'Aletler' (Tools) buıtonunun altında 'İnternet seçenekleri'ni (Internet Options) seçiyorsunuz. Altta 'Tarih' (History) kısmında

bilgisayarınızın ziyaret ettiğiniz adresleri kaç gün süreyle muhafaza etmesini istediğiniz sorulmaktadır. Yan taraftaki boşluğa gerekli bilgiyi girebilirsiniz. Eğer daha önce ziyaret ettiğiniz tüm adresleri bilgisayarınızdan yok etmek isterseniz 'Tarihi Temizle' (Clear History) seçeneğini işaretleyebilirsiniz. Bu arada unutmamanız gereken ise bilgisayarınızın hafızasında ne kadar fazla yer kaplarsanız bilgisayarınızın o ölçüde randıman kaybedeceğidir. Eğer Netscape Navigator kullanıyorsanız aynı işlemleri 'Edit' butonunun altında 'Seçenekler' (Preferences) seçeneğine tıklayarak gerçekleştirebilirsiniz.

İNTERNET KAVRAMLARI

Hardware (Donanım): Adı üzerinde donanım ana kartlar, ekran kartları, işlemciler, CD/DVD sürücüler gibi bilgisayar yapılarını oluşturan ve aynı zamanda İnternet ağını paylaşmamızı sağlayan tüm ekipmanlara verilen isimdir.

Software (Yazılım): Bilgisayarların belli işleri yapabilmeleri için yazılmış programlara 'Yazılım' (software) adı verilir.

Freeware (Ücretsiz yazılım): Yazılım firmaları tarafından üretilerek ücretsiz olarak kullanıma sunulan yazılımlardır. Bu tür yazılımların çoğuna İnternet üzerinden ulaşmak mümkündür.

İnternet aktarma sohbeti - Internet Relay Chat (IRC): IRC için iletişim sistemlerinin gerçek zaman uygulamasıdır diyebiliriz. Her kullanıcının girdisini, konuya ilgisi olan ve konu başlığına ya da listesine üye olan diğer kullanıcılara yayınlayan bir konferans sistemidir. Liste güncel politik olaylar, profesyonel uğraşlar ya da haber paylaşımı gibi konulardan olunabilir.

Sanal gerçeklik modelleme dİlİ (Virtual Reality Modelling Language VRML): Web üzerinde, 3 boyutlu ortamlar içinde gezinmemizi ve bilgilere ulaşmamızı sağlayan bir dildir. VRML içeren sayfalara bağlandığınızda, bir linkten ötekine giderek değişik sayfalara ulaşmak yerine, 3 boyutlu bir ortamda, odadan odaya gezinebilirsiniz. VRML'nin kullanımı, görsel olarak İnternet''i daha farklı bir hale getirmektedir. VRML sayfaları ancak bu dili destekleyen bir web listeleyicisi ile görülebilir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -16-

 

E-POSTADIR KİŞİNİN AYNASI

Elektronik posta kullanırken hem İnternet ahlâkı açısından hem de mesajlaştığımız kişileri doğru bilgilendirmek ve zamanlarını almamak için belli kurallara uymalıyız.

Özellikle dikkat etmeniz gereken bir husus gönderilen mesajların başlık kısımlarını boş bırakmamak. Bu kısma yazacağınız kelimeler anahtar kelimelerdir ve mesajınızı okuyacak kişilere mesaj hakkında önemli bilgiler verir. Eğer mesajınızı bir haber grubuna ya da listesine gönderiyorsanız mesajın başlığına göre insanlar mesajınızı okuyup okumamaya karar verecektir. Ya da bir arkadaşınıza gönderilen mesajda, arkadaşınız mesajın başlığına bakarak eğer önemli bulursa bu mesajı açacak, ya da vakti dar ise mesajı daha sonra açmak için bekleyecektir.

Eğer özel mesajlarınız için bir takma isim kullanmıyorsanız dikkat etmeniz gereken bir başka husus e-posta gönderirken mutlaka gerçek isminizi kullanmanızdır. İnternet ahlâkı açısından büyük önem taşıyan bu kurala uymadığınız takdirde mimlenebilir ve daha sonraki bir çok mesajınızda dikkate alınmayabilirsiniz.

İnternet ahlâkı konusunda söyleyebileceğimiz baŞka bir Şey ise yazdığınız mesajlarda kullandığınız üslup ve hitap şekli. Arkadaşınıza göndereceğiniz bir mesaj ile resmi bir kuruma göndereceğiniz mesajın üslupları aynı olmayacaktır. Fakat mesaj yazarken belirleyeceğiniz hitap şekli mesajın içeriği hakkında insanlara fikir verebileceği gibi mesajınızın dikkate alınıp alınmamasını da neden olabilir.

İNTERNET KAVRAMLARI
Bİlgİsayar Ağı: Farklı yerlerdeki bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan veri iletişim sistemlerine bilgisayar ağı adı verilir. Bir ağ WAN (Wide Area Network) ve LAN'ların (Local Area Network) değişik birleşimlerinden oluşabilir. Bilgisayar ağını, temel olarak yerel alan ağı (Local Area Network), geniş alan ağı (Wide Area Network), ağlararası ağ (İnternet) olarak üçe ayırabiliriz.

Yerel Alan Ağı: (LAN) Lokal olarak örneğin bir binalar kompleksi içinde oluşturulan bilgisayar ağına Yerel Alan Ağı (Local Area Network) denilir.Aynı zamanda 'LAN', kişisel bilgisayarların, terminallerin, ve ilişkili cihazların bilgi dosyaları alışverişinde kullanımlarını sağlayan bir cihazdır.

Geniş Alan Ağı: (WAN) Birbirleri arasında oldukça uzak mesafe olan ve genelde PTT altyapısı kullanılarak oluşturulan bilgisayar ağına geniş alan ağı denilir. Aynı zamanda 'WAN', ses dosya tiplerinden bazılarında kullanılan bir dosya uzantısıdır.

Site Mimarı: (Webmaster) Bir İnternet sitesinin editörlüğünü üstlenen kişiye 'Site Mimarı' (Webmaster) adı verilir. Site mimarının görevi, İnternet sitesinin tasarımını yapmak ve 'çarpıcılığını' koruyarak gerekli zamanlarda güncellemektir. Günümüzde bu işi tek bir kişinin yapması çok zor. Bunun için genelde bir İnternet sitesini birden çok kişi 'takım' ruhuyla ayakta tutar.

Veri tabanı: (Database) Bir bilgisayar sistemi içinde saklı ve erişilebilir verilerin tümüne veri tabanı adı verilir. Bunlar değişik kullanıcıların aynı bilgilere erişebilmesi ve gereksiz tekrar ve fazlalıkları önlemek amacıyla büyük bir kütük şeklinde hazırlanabilir. Bu düzen veri saklama alanında daha az yer kapladığı gibi erişim süresini de hızlandırır. Veri tabanında depolanan bilgilere izni olmayan kişilerin ulaşarak kullanmasını, başkalarına ait verilerle karışmasını veya bunların bozulmasını önlemek için oluşturulan bu bilgi kütüğüne parolalar ve kullanıcı alanları konulabilir.

Liman: (Port) Diğer çevre birim elemanları ile haberleşmeyi sağlamak için kullanılan giriş-çıkış bağlantı noktası ya da kanalıdır. Bunlar seri veya paralel kanallar halinde olabilirler. Aynı zamanda bir eletronik devreye Şebekeye ve sisteme giriş noktası da aynı isimle anılır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -17-

 

'CC' Mİ İSTERDİNİZ YOKSA 'BCC' Mİ?

E-posta programlarını kullanırken 'From, To, Subject, Cc, Bcc, Forward to' gibi yabancı kavramlarla sık sık karşılaşırız. Eğer yeni bir e-posta kullanıcısı iseniz bu en basit kavramlar bile kafanızı karıştırabilir.

'Subject' gönderilecek bir postaya yazılacak başlığı ifade eder. Bu alana yazılan kelimelerin mesajı alan kişi ya da kişiler için ne kadar önemli olduğunu daha önceki yazılarımızda anlatmıştık. E-posta programlarındaki 'From' alanı e-postayı gönderen kişinin adresini, adını ve soyadını barındırır. Böylece mesajınızı alan kişi bu mesajın kimden geldiğini anlayabilir. 'To' alanına ise mesajı göndermek istediğiniz kişinin adresi yazılır. Eğer birden fazla insana aynı mesajı gönderiyorsanız adreslerin arasına virgül koymanız yeterli olacaktır.

Karbon kopya (Carbon Copy) anlamına gelen 'Cc' boşluğuna gönderilecek mesajın daha az önem ifade ettiği kişilerin adresleri yazılır. 'Bcc' ise Görünmeyen Karbon Kopya (Blind Carbon Copy) anlamına gelir ve bu alana adresleri yazılan kişiler mesajları aldıkları zaman 'To' ve 'Cc' alanlarındaki adresleri görebilmelerine rağmen bu alana yazılan bilgileri göremezler. Bazı durumlarda ise size gelen bir mesajı hiç bir yerine dokunmadan olduğu gibi başka birisine göndermeniz gerekebilir. 'Forward' butonu size bu kolaylığı sağlar ve bu butonu kullanarak yolladığınız mesajlar hiç bir değişikliğe uğramadan olduğu gibi gönderilir.

Geri dönen postalar
Bazı durumlarda gönderdiğiniz bir e-postanın adresine ulaşmadan posta kutunuza geri geldiğini görürsünüz. Hele gönderdiğiniz mesaj önemli ise canınız bir hayli sıkılabilir. Bu durumla karşılaşmanızın bir kaç sebebi olabilir. Yapılabilecek en basit hata mesajı göndermek istediğiniz kişinin adresini yanlış girmenizdir. Bu durumda size geri dönen mesajda 'Kullanıcı bilinmiyor' (user unknown) ya da (No such local user) ibaresini görürsünüz. Doğru adresi yazarak mesajı yeniden gönderirseniz postanız yerine ulaşacaktır.

Bazı durumlarda ise mesajlar, e-posta gönderdiğiniz kişinin kullanıcı numarası kapandığı için geri döner. Eğer kullanıcı numarasının kapanmadığından eminseniz ve geri dönen mesajda 'Ev sahibi bilinmiyor' (host unknown) gibi bir ibare var ise büyük ihtimalle e-posta adresindeki '@' işaretinden sonraki kısmı yanlış girmişsinizdir. Size geri dönen mesajlarda mesajın ilgili adrese gönderilemediği fakat bir süre sonra otomatik olarak gönderileceği yazıyor olabilir. Bu durumda problemin İSS 'İnternet Servis Sağlayıcı'nızdan kaynaklanıyor olması muhtemeldir.

İnternet Kavramları
Veri tabanı (Database): Bilginin çok sayıda kullanıcının yararlanacağı şekilde saklanması ve bir bilgisayar sistemi içinde saklı ve erişilebilir verilerin tümüne veri tabanı adı verilir. Bunlar değişik kullanıcıların aynı bilgilere erişebilmesi ve gereksiz tekrar ve fazlalıkları önlemek amacıyla büyük bir kütük şeklinde hazırlanabilir. Bu düzen veri saklama alanında daha az yer kapladığı gibi erişim süresini de hızlandırır. İzni olmayan kişilerin kullanmasını ve başkalarına ait verilerle karışımı veya bunların bozulmasını önlemek için bu kütüğe parolalar ve kullanıcı alanları konulabilir.

Çevirmeli Bağlantı (Dial-up): İki makine arasında telefon hattı üzerinden arama yapılarak sağlanan geçici bağlantıya verilen isme çevirmeli bağlantı adı verilir.

Elektronik Magazin (E-zine): İnternet üzerinde periyodik sürelerle yayınlanan dergilere elektronik magazin 'e-zin' adı verilir. Bu dergilerin bazıları ücretli olup, birçoğu değişik ilgi alanlarında çıkmaktadır. Elektronik magazinlerle ilgili daha geniş bilgiyi http://www.%20stargazete.com/tartek/bilgidenizi/2000/01/07 adresinden bulabilirsiniz.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -18-

 

TEHLİKELİ E-POSTALAR

Ne yazık ki e-posta kullanmanın risklerinden birisi de e-postalara eklenen bir takım dosyalarla bilgisayar sistemimizi etkileyen virüslerdir. Her ne kadar gelişen e-posta programları ve protokoller sayesinde bu tür problemlerle daha az karşılaşıyor olsak da tedbirli davranmanın bilgisayarımız için daha hayırlı olacağı bir gerçektir.

Bilgisayarımıza ve programlarımıza zarar vermek amacıyla yazılan bu tür programlar daha ziyade e-postalara eklenen dosyalar sayesinde bulaşırlar. Genelde bir eklenti içermeyen düz yazı şeklindeki mesajlar virüs açısından daha tehlikesizdir. Bir e-postaya eklenmiş ve virüs içeren bir dosya ile karşı karşıya olsanız bile bu eklentiyi açmadığınız ve ekteki programı çalıştırmadığınız sürece virus sisteminiz için bir tehlike oluşturmayacaktır. Eğer bu eklentiyi açar ve ekteki programı çalıştırırsanız o zaman sisteminiz için risk faktörü başlıyor demektir.

Bilgisayarınızı etkileyecek ve canınızı sıkacak bu tür olumsuzlukların önüne geçmenin en kolay yolu tanımadığınız kişilerden gelen ve özellikle ne olduğunu bilmediğiniz eklentilere sahip mesajları (merak etseniz bile) açmaktan kaçınmaktır. Böylece belirsiz mesajları açmayarak daha sonra büyük problemler yaşamaktan kurtulabilirsiniz.

Karakter problemi
E-posta kullanırken en sık karşılaştığımız problemlerden birisi de karakter sorunu. Tüm dünyada İnternet için kullanılan ortak bir kod sistemi standartlaşmadığı için ya da bir başka deyişle birçok dil kendine has özel karakterler barındırdığı için özellikle yurtdışı kaynaklı mesajlarda sık sık bozuk ve anlamı bir türlü anlaşılmayan kelimelerle karşılaşmaktayız. Dediğimiz gibi bunun en büyük sebebi bir çok dilin kendine ait karakterlere sahip olmasıdır. Dolayısıyla yazışmalarınızda kullandığınız dilin özel karakterleri, farklı bir sistem tarafından tanınmayabilir. Örneğin Türkçe bir döküman hazırladınız. Bu dökümanı yazarken de tüm Türkçe alfabenin harflerini kullandınız. Mesajı gönderdiğiniz kişinin sistemi mesajınızdaki özel karakterleri algılamıyorsa mesajınız büyük ihtimalle ekranda doğru dürüst anlaşılmayacak bir şekilde görünecektir. Bu tür olumsuzlukların önüne geçmek için, hiç olmazsa sisteminin bizim sistemimiz ile uyumlu olduğuna emin olduğumuz kişiler dışındaki kimselere e-posta ile bir mesaj gönderirken özel karakterler kullanmaktan kaçınmaya özen göstermeliyiz.

İnternet kavramları
Virüs: Zarar vermek amacıyla yazılmış, kendini bilgisayardaki diğer programlara kopyalayabilen ve bu programlarla ilişki kuran, sistemdeki diğer programlara da yamanarak yayılabilen program ya da programcıklara virüs adı verilir.

Karakter (Character): Bilgisayar sistemleri tarafından yazılıp okunabilen ve depolanan herhangi tek alfabetik, nümerik, noktalama veya değer işaretlerinden her birine verilen isme karakter denir.

Protokol (Protocol): Protokol, iki bilgisayarın birbirlerine veri yollarken izledikleri daha önceden kararlaştırılmış biçime, veri aktarma formuna verilen isimdir. Protokoller bilgisayara alt düzey kodlar yollayarak iki makina arasındaki iletişimi sağlar.

POP Posta Ofis Protokolü (Post Office Protocol): Posta Ofisi Protokolü anlamına gelen POP, postanızı atmak için e-posta programınızı kullanmanızı sağlar. Bir POP hesabınız olması için genellikle bir SLIP yada PPP bağlantınız olması gerekir.

SLIP - Seri Hat İnternet Protokolü (Serial Line IP): Seri Hat Üzerinden sağlanan Internet Protokolü' ne denilir. TCP/IP'ye göre modası geçmiş bir iletişim protokolüdür. Protokolün amacı modem aracılığıyla, bir ağ ortamına tıpkı ağda bir kullanıcıymış gibi bağlanmaktadır. Bu protokolün yerini fonksiyonları bakımından bir farkı olmayan fakat daha hızlı olan PPP protokolü almıştır.

PPP: Noktalar arası protokol anlamına gelir. Seri bir hat üzerinden (örneğin bir telefon hattı) iki noktayı birbirine bağlama işlemini tanımlar. Modem aracılığıyla seri bağlantılar gerçekleştirmede kullanılan PPP, SLIP protokolüne göre hata düzeltme ve sıkıştırma özellikleri daha gelişmiş olduğundan bu protokolden yüzde 5-10 daha hızlıdır.

 

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -19-


DÜNYA ÇAPINDA AĞ: WWW

Bu hafta kısaca "Dünya Çapında Ağ"ın (World Wide Web-www) ne olduğundan ve bizlere sunduğu kolaylıklardan bahsedeceğiz.

Yazı, resim, ses, film, animasyon gibi pek çok farklı yapıdaki bilgilere kolayca ulaşmamızı sağlayan "Dünya Çapında Ağ" aslında çoklu bir hiper ortam sistemi. Hiper ortam tanımlamasıyla, bir döküman sayesinde bir başka dökümanı çağırabilmek ve bu çağrılan dökümandan başka dökümanlara ulaşmak kastediliyor. Yani söz konusu olan birbirinin içine geçen ve sürekli etkileşimli bir çok dökümandan oluşan bir sistem. Böyle bir ortamda bilgiye linkler sayesinde ulaşabiliyoruz. Bir döküman çağırdığımızda bu dökümanın içindeki bir link aynı dökümandan bir veriyi çağırabileceği gibi İnternet üzerinden çok farklı bir yerdeki veriyi de çağırabilir. Çağırılan bu bilgiler bilgisayarlarımıza kurduğumuz tarayıcılar (browser) tarafından görüntülenir.

Örneğin İnternet üzerinden ntv ana sayfasını (www.ntvmsnbc.com) çağırdınız. Bu sayfada bir çok link göreceksiniz. Bu linklerden birisine, örneğin "Uluslararası Film Festivali"ne tıkladığınızı varsayalım. Böylece belirli bir dökümandan başka bir dökümana ulaşırsınız. Bu dökümandan da başka linklere tıklayarak farklı dökümanlara ulaşabilirsiniz.

İnternet üzerinden bir çok bilgi kaynağına kolayca ulaşabilmemizi sağlayan ve yapı olarak bir işletim sistemine ya da belli bir bilgisayara bağlı olmadığı için açık bir sistem olarak kullanımı çok geniş bir alana yayılan "Dünya Çapında Ağ" aynı zamanda İnternet uygulamalarının geliştirilmesi ve geniş kitleler tarafından kullanılmasının kolaylığı ile de giderek yaygınlaşmakta. İnternet uygulamalarını kullanabilmek için uzman olmaya ya da "Dünya Çapında Ağ" hakkında çok büyük bilgi deneyimine sahip olmaya da gerek yok.

"Dünya Çapındaki Ağ"ın kullanım kolaylığı ve basitliği daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz gibi "Hipermetin Aktarım Protokolü" (HTTP) denilen ve İnternet üzerinde iletişim kurallarını belirleyen bir protokol sayesinde gerçekleşmektedir. İnternet üzerinde bir bağlantı sağladığımız zaman kullandığımız tarayıcı ya da istemci programınız ilgili bilginin bulunduğu İnternet servisine bağlanır. Bu servislere HTTP servisleri adı da verilir. Bu aşamada tarayıcı ya da istemci programınız HTTP servisine istediği veriyi bildirir. Bu istek "http", "ftp", ya da "e-posta" gibi protokol kurallarından birinin belirlenmesini sağlar. HTTP servisinin verdiği cevap istemci programımız tarafından görüntülenir. Tüm bu işlemler basit olarak "Hipermetin Anlamlandırma Dili" (HTML Hyper Text Markup Language) adı verilen bir programlama dili ile yapılır.

İNTERNET KAVRAMLARI

Hiperlink (Hyperlink): İnternet sayfalarında bir bilgi parçası ile diğer bilgiler arasındaki bağlantıya hiperlink adı verilir.

İnternet Protokolü (IP): IP, İnternetin temel işletme protokolüdür ve sistemler arasında bilgi geçişini tanımlar.

İnternet Servis Sağlayıcı İSS (Internet Access Provider): Kendi servisleri üzerinden başka kullanıcıları İnternet'e bağlayan ve genellikle ticari amaçlı kuruluşlara denilir.

IP Adresi (IP Address): İSS'lerin kullanıcılara kendi servisleri üzerinden İnternet'i kullanabilmeleri için verdikleri numaraya IP numarası denilir. İnternet üzerindeki her makine sadece bir tane IP numarasına sahip olabilir. İnternet üzerindeki her makinenin bir adet IP numarası bulunmasına karşılık kullanıcıların servis isimlerini daha rahat hatırlamaları için makinelere bir ya da daha fazla "Alan Adı" (Domain Name) atanabilir. IP adresi noktalarla bölünmüş dört sayıdan oluşur. (Örnek: 195.174.183.106 Buradaki ilk iki rakam aynı telefon sisteminde kullanıldığı gibi ülkelerin alan kodlarını ifade etmektedir. Türkiyenin alan kodu "195.174"dür. Bunun gibi her ülkenin ayrı alan kodu bulunur ve bu sayede bir makineye verilen adresin başka bir makinaya verilmesi engellenir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -20-


SUNUCU, İSTEMCİ, TARAYICI

Bu haftaki yazımızda da "Dünya Çapındaki Ağ" hakkında kısa bilgiler vermeye devam edeceğiz.

İnternet ortamında yayınlanmış bir döküman bilgisayarlarımızda bulunan tarayıcı programlar tarafından görüntülenir. WWW üzerinden bu dökümanlara ulaşmak için URL (Uniform Resource Locators) adı verilen ve bu dökümanların İnternet'te bulundukları yeri gösteren adresler kullanılmaktadır.

URL adresinden, istenilen dosyaya ulaşabilmek için bilgisayarın kullandığı yöntem olan transfer protokolünü, sunucunun adını (Host Name), dosyanın içinde bulunduğu dizini ve sunucunun bulunduğu ülkeyi öğrenebiliriz. Bir çok İnternet sayfasına, İnternet adreslerinin "http://" ile (https:// ve shttp:// de sıkça kullanılan versiyonlardır) başlamasını sağlayan "Hipermetin Aktarım Protokolü" (Hypertext Transfer Protocol) ile erişim sağlanır. İnternet adreslerinin baş kısmında yer alan "http://" o kadar geneldir ki bir adres yazacağımızda çoğu kez bu kısmı yazmamıza gerek kalmaz. Tarayıcıların büyük bir kısmı "http://"yi adresin başına otomatik olarak ekler.

İnternet'te yayımlanan dosyaların depolandığı, taşındığı ve dağıtıldığı İnternet ağına bağlı bilgisayarlara sunucu bilgisayarlar adı verilir. İnternet'te yayımlanmış dosyalara erişmemizi ve bunları izlememizi sağlayan bilgisayarlara istemci bilgisayarlar, programlara ise tarayıcı ya da istemci programlar adı verilir. Bir bilgisayar İnternet'teki dosyalardan birisine ulaşmak istediğinde ağ, o dosyadan sorumlu olan web sunucusuna bu isteği belirtir. Sunucu böylece tutulduğu ortamda o dosyaya erişir ve bu dosyayı istemci bilgisayara gönderir. Bulunan bu dosya istemci bilgisayara geldiğinde bilgisayardaki tarayıcı programlar tarafından görüntülenir.

Basit olarak "Dünya Çapında Ağ"ın nasıl işlediğinden bahsettikten sonra şimdi de İnternet üzerinde aranan bir veriye en kolay ulaşma yollarından bahsedelim. İnternet üzerinde bilgi kaynaklarını ya da bir başka değişle web sayfalarını otomatik bir şekilde tarayan arama sistemleri bulunmaktadır. Bu tür sistemlere "arama makinesi" adı verilir ve bu sistemler arama yapmak için belli anahtar kelimeleri baz alarak elde ettikleri verileri bir indeks halinde sunarlar. Arama makineleri sayesinde önce konu başlıklarına ve daha sonra da alt başlıklara ulaşmamız mümkün olur. En yaygın olarak kullanılan arama makinelerine,

Altavista.com ( http://www.altavista.com ),
Yahoo.com ve ( http://www.yahoo.com),
Excite.com ( http://www.excite.com) verilebilir.
Search.com ( http://www.search.com) gibi bazı arama makineleri ise bir çok arama makinesi servisini kendi içinde barındırır ve arama yaptığınız konuya en uygun arama makinesini seçerek, arama için bu servisi kullanmanızı sağlar.

İnternet kavramları
URL: (Uniform Resource Locator) Web üzerinde ulaştığınız yerin adresidir ve aynı zamanda bu adresin kimliğini belirler.

Tarayıcı: (Browser) World Wide Web üzerinde dökümanların transfer edilip görüntülenmesini sağlayan, grafik etkileşimli arabirime sahip uygulama yazılımına "browser" adı verilir. web tarayıcıların Netscape, MS, Internet Explorer ve Mosaic'le sınırlı olduğunu düşünmemek gerekir. İnternet uygulamalarını görüntülemeyi sağlayan bir çok çeşit tarayıcı bulunmaktadır.

MOSAIC: NCSA tarafından tasarlanan Machintosh, Windows ve Unix ortamlarının tümünde birden çalışabilen ilk web tarayıcısıdır.

Sunucu Bilgisayar: (Host) İnternet kullanıcılarının diğer iletişim ana sistemleriyle haberleşmesini sağlayan bilgisayara denilir. KiŞiler haberleŞmeyi elektronik posta, Telnet ve FTP gibi programlar vasıtasıyla yaparlar.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -21-


RESİMLERİ NET'TEN TOPLAYIN

İnternet'te dolaşırken farklı sayfalara girdikçe bir çok resimle karşılaşırız. Bu resimlerden ilgimizi çekenleri kendi bilgisayarımıza kaydedebiliriz.

Bunu yapmak çok basit bir işlemi gerektirir ve İnternet ortamından aldığımız bu resimleri daha sonra istediğimiz gibi kullanabiliriz. Örneğin resme karşı ilgi duyuyorsunuz ve bir resim galerisine girdiniz. Yapmanız gereken sadece fareyi kullanarak hoşlandığınız bir resmin üzerine gelmek. Bu durumdayken farenin sağ tuşunu kullanarak çıkan kısa yol menüsünden ilgili komutu seçerek, resmi bilgisayarınızda istediğiniz bir yere kaydedebilirsiniz. Eğer İnternet Explorer kullanıyorsanız resmin üzerine gelip sağ klik yaptığınızda çıkan menüden "save picture as" (resmi farklı bir adla kaydet), Netscape Navigator kullanıyorsanız "save image as" seçeneğini işaretlemeniz yeterli. Tarayıcınız bu aşamada size bu resmi nereye kaydetmek istediğinizi soracaktır. Bir yer belirleyip "tamam" butonuna tıklarsanız resim bilgisayarınızda sizin belirttiğiniz bir yere ve sizin koyduğunuz isimle kaydedilecektir.

Bu resimlerin İnternet ortamında kullanılışları konusunda da biraz bilgi vermek gerekirse, İnternet uygulayıcıları bu ortamdaki resimleri amaçlarına göre farklı formatlarda kullanmaktadır. Bunlar İnternet ortamında değişik alanlar kaplarlar ve farklı çözünürlükte farklı ağırlıklara sahiptirler. En çok kullanılan resim formatları "gif", "jpeg", "bmp" "pcx" ve "tif" dir. Bunların hepsi örnek "bitmap" formatlarıdır.

Bitmap: Bitmap, bilgisayar ekranında (display space) bir resmi görüntülemek için kullanılan tüm renk bilgilerini ve ekranı oluşturan piksel yapısı için gerekli renk bilgilerinin verildiği resim formatlarına verilen genel addır. Bitmap dosyaları ekranda görebilmek ve yazıcılardan bastırabilmek için "Photo Shop", "Xview", "ACDSee" vb. gibi özel bazı programlar gerekir. Bitmap formatları, resmin çözünürlülüğüne bağlı sabit bir tanımlama ile resmi oluştururlar. Bu haliyle, eğer resmi ölçeklendirirsek (küçültme/büyütme) bir çok ayrıntıyı kaybedebiliriz.

Piksel: Ekran çözünürlüğü dahilinde, adreslenebilir en küçük resim parçasına piksel adı verilir.

Bmp: En temel resim formatı BMP'dir. Bu formatta resmin içindeki renk sayısı değil, resmin büyüklüğu önemlidir.

Gif: BMP çok hızlı bir format olmasına karşın, oldukça fazla yer kapladığı için pek tercih edilmemektedir. 256 renkten fazlasını içermeyen dosyalarda "gif" kullanmak çözünürlük ve ağırlık açısından İnternet ortamında daha iyi sonuç vermektedir.

Jpeg: Çok renkle (256 renkten fazla) uğraştığınız zaman "gif" formatını kullanmanız mümkün olmamaktadır. Eğer "bmp" yi kullanmayı tercih ederseniz çok büyük bir alan işgal olacağı için randıman alamazsınız. Böyle yüksek renk sayısı içeren durumlarda "jpeg" formatı tercih edilmektedir.

İnternet Kavramları
Favoriler (Favorites Bookmark): Şu anda kullanılmakta olan İnternet tarayıcılarının çok büyük bir kısmında bulunan bir özellik olan "bookmark" ya da "favoriler", sık olarak bağlandığımız servislere ait adres satırlarını saklamamızı ve ihtiyaç duyduğumuzda çok pratik bir şekilde bu adreslere ulaşmamızı sağlar. Bazı İnternet adresleri aklımızda tutamayacağımız kadar uzun olabilmektedir. Ya da bir kısım adresleri not alıp daha sonra bu sayfalara girmek istediğimizde bu uzun adresleri yazmak can sıkıcı bir süreç gerektirmektedir. Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek için tarayıcınızda bulunan "Bookmark" ya da "Favoriler"i kullanabilirsiniz. Sık olarak kullandığınız ve adresini kaydetmek istediğiniz bir sayfayı tarayıcınızda görüntüledikten sonra, kullandığınız tarayıcıya bağlı olarak eğer İnternet Explorer kullanıyorsanız üst menüdeki "Favoriler"den (Favorites), Netscape Navigator kullanıyorsanız "Bookmarks" seçeneğinden bu adresi kaydedebilirsiniz. Bu adresi listeye eklerken eğer isterseniz konulara gore kategoriler yaratır ve belli konulardaki adresleri ayırabilirsiniz. Sık kullandığınız adresleri İnternet'e bağlı değilken ya da adresini alacağınız sayfa tarayıcınızda görüntülenmediği durumlarda da bu listelere ekleyebilirsiniz. Tarayıcınızın bu özelliğini kullanarak birçok külfetten kurtulmanız mümkün olacaktır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -22-


GÖRÜNTÜLER VE SESLER

İnternet sayfalarında resimlerin yanı sıra sayfaların göze daha hoş görünmelerini sağlayan görsel ve işitsel animasyonlar da sıkça kullanılmaktadır. Bu tür görüntü ya da seslerin kullanılmasıyla sayfada vurgulanmak istenen şeyler ön plana çıkarılabilir. Örneğin bir İnternet sitesinde küçük bir alanda önemli bir organizasyon tanıtılacak diyelim. Bu durumda küçük ama vurucu bir animasyon ile istediğiniz bilgiyi verebilirsiniz. Üstelik web için kullanılan birtakım formatlar yardımıyla bu tür animasyonların sayfaya artı yük getirmeleri de önlenebilir.

Bu tür animasyonlarda kullanılan uygulama şekillerinden biri hareketli GIF'lerdir. Hareketli GIF'ler tek bir GIF dosyası içinde birden çok ve belli bir sıra öngörülerek konulmuş GIF'lerden (ya da sahnelerden) oluşur. Bu şekilde oluşturulan GIF dosyaları tarayıcılar tarafından hareketli şekilde görüntülenir.

Sayfalara dinamizm ve görsellik katmak için sıkça kullanılan bir başka uygulama ise MPEG, AVI, Quick Time ve c gibi hareketli görüntü (video) ve ses formatlarıdır. Hareketli görüntü formatları, sahneleri arka arkaya (sinema filmi gibi) sürekli gösterebilen formatlardır. Örneğin Real Audio, İnternet üzerinden sürekli ses iletimini sağlayan bir teknolojidir. Bu format ses verilerini oldukça küçük birimlere sıkıştırabilmesi sayesinde özellikle 'WAW' ya da 'AU' gibi çok fazla yer kaplayan ses formatlarına nazaran daha fazla tercih edilmektedir. Real Audio formatı sayesinde 14 k modem hızında bile gerçek zamanlı sürekli müzik yayını dinlemek mümkün olmaktadır ve genellikle İnternet ortamında canlı yayın yapan radyo istasyonları tarafından sıklıkla kullanılmaktadır.

Bir başka örnek de bir MPEG ses sıkıştırma formatı ve standartı olan MP3'dür. Bu format sayesinde CD kalitesindeki şarkıları yaklaşık 12/1 oranında sıkıştırmak mümkün olmaktadır. Yani kabaca bir CD'deki şarkının beş dakika olduğunu ve de 60 MB yer kapladığını düşünürsek, sıkıştırma için bu formatı kullandığımızda şarkının ağırlığını yaklaşık 5 MB'a kadar düşürürüz. Günümüzde bilgisayar kullanıcıları arasında çok popüler ve sık kullanılan bir format olan MP3'ü dinleyebilmek için bir deMP3 çalıcıya ihtiyaç bulunmaktadır. Bir çok sürümü de bulunan 'WinAmp' bu çalıcılar arasında en yaygın olanıdır.

İNTERNET KAVRAMLARI

ANİMASYON: Grafiklerin belli bir senaryo doğrultusunda canlandırılması işlemine animasyon adı verilir. Hareket her zaman insanların ilgisini çeker ve eğlendirir fakat animasyonun işlevi eğlendirmekten ibaret değildir. İçinde yoğun mesajlar taşıyabilir, tasarımı ilginç kılar ve özgün bir nitelik kazandırır. Animasyonun tüm bu görevleri yerine getirebilmesi; kullanıldığı yere, miktara ve en önemlisi kalitesine bağlıdır.

MPEG: (Video Pictures Extended Group) Bir hareketli görüntü (video) ve ses (audio) sıkıştırma standartıdır ve video, CD vb. gibi ortamlarda hareketli görüntülerin saklanması ve iletilmesini temin eder. Sıkıştırma oranları 1:50'lere kadar çıkmaktadır. MPEG, İnternet tarayıcıları için neredeyse standart bir format haline gelmiştir.

AVI: Microsoft'un geliştirdiği bir video formatıdır. 24 bit true color, platformunuzun desteklediği tüm ekran çözünürlülükleri ve ses bu format ile verilebilir.

Quick Time: Apple'in geliştirdiği bir hareketli görüntü formatıdır. Quick Time da AVI'dekine benzer özellikler taşır. Pek çok platformda bu formatın destekleniyor olması Quick Time'ın, AVI'ye göre en büyük avantajıdır.

FLI: Yaygın bir animasyon formatıdır. İlk olarak Autodesk tarafından kullanılmaya başlanılan bu format günümüzde bir çok grafik yazılımında uygulanmaktadır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -22-


Sizin de İnternet'te bir sayfanız olsun
Geçtiğimiz haftalar boyunca basit olarak İnternet ve kullanımı konusunda bilgi vermeye çalıştık. Hergün biraz daha yaygınlaşan İnternet kullanımı sonucu pek çok insan da sanal ortamda kendi sayfalarını oluşturmakta ve bu sayfaları yayınlamakta. Birçok insanın düşündüğünün aksine İnternet ortamında basit yayınlar yaratmak hiç de zor bir uğraş değildir. Çok fazla detaya kaçmadan, teknik olarak basit kurallar çerçevesinde İnternet ortamına biraz aşina olmuş herkesin kendine ait sayfaları olabilir.

Önce 'sunucular'
İnternet ortamında yaratacağınız bir sayfayı yayınlayabilmek için öncelikle bir sunucuya ihtiyacınız olacaktır. Özel programlar barındıran ve 'Sunucu' adını verdiğimiz bu bilgisayarlar sayesinde diğer insanlar kendi istemcilerini kullanarak yayınlayacağınız sayfaları görebileceklerdir. İnternet bağlantılarını sağlayan İSS ler (İnternet Servis sağlayıcılar) genelde kendi kullanıcılarına verdikleri hizmet çerçevesinde onlara kendi İnternet sayfalarını yaratabilme olanağı sunmaktadırlar ve yaratacağınız sayfalar bu İSS'nin sunucularında ayrı bir dizin altında toplanmaktadır.

HTML web sayfalarının 'abc'sidir
İnternet ortamında yayınlanan sayfalar HTML adı verilen özel bir formatlama dili kullanılarak hazırlanır. Daha önceki yazılarımızda da anlattığımız gibi HTML, ya da Hipermetin Anlamlandırma Dili (Hypertext Markup Language), sayfalara yazacağınız yazı rekleri, büyüklükleri, paragraf biçimleri gibi bilgilerin formatlarını ve sayfalar arasındaki geçiş bağlantılarını verebileceğiniz birçok komutu içerir. Basit HTML kodlarını kullanarak sayfalarınızda gerçekleştirebileceğiniz uygulamaların bazıları şunlardır; Örneğin kullanacağınız yazıların karakterlerini, koyu ya da italik gibi seçenekleri, büyüklüklerini ve renklerini seçebilirsiniz. Sayfalarınızda tablolar ve listeler oluşturabilir, değişik resimler, ses ve geçen hafta bahsettiğimiz animasyon uygulamalarını kullanabilirsiniz. Ayrıca eğer isterseniz sayfalarınızı birtakım yardımcı yazılımlarla da destekleyebilirsiniz.

Bir sayfa tasarlarken ilk önce tasarlayacağınız sayfada bulunmasını istediğiniz içeriğe karar vermelisiniz. Çünkü bir sayfa içeriğe göre tasarlanmaya başlanır ve eğer içerik oluşmadan sayfa tasarlamaya başlarsanız sonradan çok pişman olabilirsiniz. İçeriğe göre tasarım yapmanın yanısıra, elinizde tüm veriler oluştuktan sonra bile bir süre İnternet'te dolaşmanızı öneririz. Çünkü böylece yapacağınız sayfanın yapısı konusundaki bilgiler kafanızda daha net bir şekilde belirginleşecektir. Ayrıca gördüğünüz sayfalar karşısında şaşırıp yılgınlığa düşmemelisiniz. Çünkü basit olanlarının yanısıra bu sayfaların birçoğu da profesyonel tasarım ekipleri tarafından hazırlanmış ve içlerinde birçok değişik programlar da kullanılmıştır. Siz en iyi tasarımın olabildiğince basit ve kullanıcıya olabildiğince kolay ve çok bilgi veren tasarım olduğunu düşünün ve bu konuda umutsuzluğa düşmeyin.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -23-


Başarı ayrıntılarda gizlidir
Bu haftaki yazımızda da HTML kullanarak İnternet ortamında hazırlayıp yayınlayacağımız sayfaların inşası sırasında karşılaşacağınız problemler ve pratik önerileri yazmaya devam edeceğiz.

Bir İnternet sayfası hazırlarken İnternet'e bağlı kullanıcıların bu sayfaya olabildiğince kolay ulaşıp bu sayfayı ziyaret ettikleri sürece problemlerle karşılaşmamaları için öncelikle dikkat etmeniz gereken bazı temel kurallar bulunmaktadır.

Birinde değil, hepsinde tara
İlk dikkat etmeniz gerekenlerden birisi hazırlayacağınız sayfaların tüm tarayıcılar tarafından algılanıp okunabilmesi ve sayfalar arasında tarayıcıdan tarayıcıya farklılıkların bulunmamasıdır. Bu gerçekten önemlidir ve baştan dikkat etmezseniz sayfanız birçok kullanıcının tarayıcısı tarafından okunmayacaktır. Çok güzel, içerik yönünden çok zengin bir sayfa hazırlamış olabilirsiniz ama, maalesef emeklerinizin çoğu bu tur durumlarda boşa gidebilir. Şöyle düşünebilirsiniz: Bir arkadaşınızdan çok güzel ve zengin, içerik olarak da tam size hitap edecek bir sitenin adresini aldınız. Fakat arkadaşınızın kullandığı tarayıcıda görüntülenebilen bu site maalesef sizin tarayıcınızda görüntülenemiyor. Dolayısıyla belki bir kaç denemeden sonra bir daha bu siteye ulaşmaya çabalamayacaksınızdır. Sonuç olarak bu site hitap ettiği kullanıcılardan birisini kaybetmiş demektir. Siz de bu can sıkıcı durumla karşılaşmamak için sayfalarınızı hazırlarken en azından en popüler internet tarayıcılarında ayrı ayrı sayfalarınızı kontrol etmeli ve sayfalar arasında gördüğünüz hataları ya da farklılıkları gidermelisiniz.

Eğer birçok tarayıcıda kontrol etme şansınız yoksa ve sayfalarınızın uyumlu olduğunu bildiğiniz belli tarayıcılar var ise bunları sayfalarınızda belirtmeye özen göstermelisiniz. Bu sizin kullanıcılara ne derece kolaylıklar sağladığınızın bir göstergesi olacaktır.

Modası geçti demeyin
Dikkat etmeniz gereken bir başka konu ise HTML sayfaları oluştururken en yaygınlaşmış ve çoğu eski versiyon tarayıcılar tarafından da algılanabilen 'tag' leri kullanmanızdır. Hiper Metin Anlamlandırma Dili adını verdiğimiz HTML (Hiper Text Markup Language) birçok koddan oluşur ve bu kodlar zaman içerisinde zenginleştirilmektedir. Bunun iyi yanı olduğu gibi bir de kötü yanı vardır. HTML tag'larının zaman içinde zenginleşmelerine karşın bir çok kullanıcı tarayıcıların yeni versiyonlarını kullanmaktan kaçınırlar ya da bununla uğraşmazlar. Sonuç olarak eski versiyon tarayıcıların bir çoğu yeni oluşturulan HTML kodlarını algılamayacaklardır. Dediğimiz gibi sayfa hazırlarken dikkat etmeniz gereken kurallardan birisi de çok yeni HTML 'Tag'lari yerine daha eski fakat yaygınlaşmış ve birçok tarayıcı tarafından algılanabilen 'Tag' leri tercih etmenizdir.

Sayfa boyutuna aman dikkat
Sayfalarınızı tasarlerken kullanıcıların ekran çözünürlüklerini de hesaba katmalısınız. Her kullanıcı sizin sayfalarınızı tasarlarken kullandığınız çözünürlüğü kullanmaz ve sayfalarınız birçok kullanıcının ekranında düzgün bir şekilde gözükmez. Ekranında sayfanın enlemesine yanlızca yarısını gören bir kullanıcı doğal olarak bundan rahatsızlık duyacak ve sayfanın kalan kısmını görebilmek için 'scroll bar'a ihtiyaç duyacaktır. Bunun için sayfalarınızı tasarlerken 800x600 piksellik çözünürlüğü baz almalısınız. Bu durumda yüksek çözünürlüğe sahip ekran kullanan kullanıcılar bile sayfanın tamamını ekranlarında görüntüleyebileceklerdir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -24-


HTML sırları
Geçen haftaki yazımızda HTML ile İnternet sayfaları hazırlarken dikkat etmeniz gereken püf noktalarını anlatmaya başlamıştık. Bu hafta da sizler için pratik öneriler getirmeyi sürdüreceğiz. Bahsettiğimiz tüm bu öneriler ile temel bir HTML bilgisine sahip olan ya da çok az HTML bilgisi olmasına rağmen birtakım görsel HTML Editörleri kullanabilen herkesin, sayfalarını İnternet'de yayınladıkları zaman karşılaştıkları birçok problemin önüne geçebilmeyi amaçlamaktayız.

En basit önerilerden birisi sayfaları oluştururken seçeceğiniz yazı ve zemin renkleri arasındaki uyum ve kontrastdır. Burada bahsettiğimiz uyum aynı renklerin yakın tonlarını kullanmak olarak algılanmamalıdır. Çünkü bu durumda sayfanız baştan kötü bir yola girecektir. Örneğin beyaz bir zemin üzerinde açık sarı ya da buz mavisi renginde yazı kullandığınızı düşünün. Kullanıcı sizin sayfalarınızı okuyabilmek için ekrana olabildiğince yaklaşmak zorunda kalacak ve kısa bir süre sonra da sabrının sonuna gelerek sayfalarınızı terk edecektir. Böyle açık bir zemin üzerinde renklerin koyu tonlarını kullanmak zorundasınız. Eğer tam tersine çok koyu bir zemin, örneğin siyah üzerinde çalışıyor-sanız, bu takdirde çok açık renk tonlarında yazılar seçmelisiniz. Bu arada sayfanızda kullandığınız animasyon ve resimlerin renklerini de gözönüne almalısınız. Büyük boyutlarda yazacağı-nız bir başlığın rengi ile çevresindeki resim ya da grafiklerin renklerinin uyum içinde olması gerekir. Ayrıca renk seçimi sırasında sayfanızda kullanacağınız linkleri de düşünmelisiniz. Aktif hale gelen ya da ziyaret edilen linklerin renklerini farklı yapacaksanız eğer, yine bu renk uyumlarına dikkat etmelisiniz.

Başarı ayrıntılarda gizlidir
Sayfalarınızda olabildiğince az sayıda animasyon ve Java Applet kullanmanızı tavsiye ederiz. Çok fazla renk ve birbirleri ile bağdaşmayan animasyonlar içeren bir sayfa kullanıcıya sizin acemi olduğunuzu düşündürecektir. Bu tür animasyon ya da Java Applet uygulamaları, kararında ve yerinde kullanıldığında sayfaya ayrı bir lezzet katar. Fakat burada ince bir çizgi bulunur ve eğer siz bu çizgiyi aşıp 'ne kadar çok bu türden uygulama kullanırsam o kadar zengin bir sayfa oluştururum' gibi bir düşünceye kapılırsanız, hatalı bir yolda yürüyorsunuz demektir. Çok fazla hareketli ve rengarenk sayfalar belli bazı konular için tercih edilebilir. Örneğin küçük çocuklar için bir İnternet Sitesi hazırlıyorsanız onların ilgilerini çekecek ölçüde bu uygulamaları kullanabilirsiniz. Fakat daha ciddi bir içeriğe sahip sayfalarda aynı şeyi yapmaya kalktığınızda sayfalarınız ciddiyetten uzaklaşacaktır.

Daha önce söylediğimiz gibi sayfalarınızı değerli kılan diğer bir konu da görsel güzelliğin yanısıra içerik ve sayfalarınızın ağırlığıdır. Toplam ağırlığı ne kadar düşük sayfalar yaparsanız o kadar iyidir. İnternet'de yıllardır yayınlanan bir çok ünlü siteye göz atarsanız, bu sitelerin ana sayfalarında olabildiğince az sayıda imaj kullanıldığını, animasyonların ve hele Java Applet'lerin ise hiç kullanılmadığını görürüz. Animasyon ve Java Applet gibi uygulamalarla dolu bir sayfanın İnternet ortamında, hele de düşük hızlı modemler ile yüklenmesi oldukça zordur ve bu sayfaları herkes göremeyeceği için emekleriniz boşa gidebilir.

İNTERNET KAVRAMLARI
Piksel: Bir bilgisayar ekranında yaratılabilen en ufak noktacıktır. Piksel aynı zamanda resim elemanları için kullanılan bir kısaltmadır ve monitor üzerinde belirtilebilen tek bir bilgi noktasını ifade eder.

Tag: Html'de kullanılan ve İnternet sayfalarına biçim verebilmek için kullanılan etiketlere 'Tag' denilir. 'Tag'ler her zaman '<' ve '>' işaretleri arasında yazıldıkları için tarayıcılar tarafından algılanabilirler. HTML 'Tag'lerinin zaman içerisinde çeşitlilikleri arttırılmakta ve böylece İnternet sayfalarındaki uygulamalarda sayfaların zenginleştirilmeleri gerçekleşebilmektedir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -26-


Grafiklerinizi sıkıştırın
Geçen haftalarda bahsettiğimiz gibi İnternet yayıncılığında en önemli olgulardan birisi sayfaların ağırlığıdır.

Sayfalarınız ne kadar az yer kaplarsa İnternet üzerindeki kullanılabilirliği o ölçüde artacaktır. Resimler ve animasyonlar gibi grafikleri olabildiğince az ve yerinde kullanmak gerektiğini daha önce yazmıştık. Ufak ve sade ya da başka bir deyişle az renk içeren grafikler kullanmak her zaman avantajlıdır. Kullandığınız grafikler belli formatlarda ve renk sayısında olacaktır. Örneğin siyah beyaz bir imaj çok renkli mesela 256 renk bir imaja göre çok daha az yer kaplayacaktır. Belki çok renkli, kocaman grafikler kullanmak birtakım İnternet kullanıcılarının hoşuna gidecektir. Ama size tavsiyemiz, sayfa hazırlarken sayfalarınızı gerçekten görmek isteyecek, fakat düşük hızlı bir modeme sahip olduğu için bunu başaramayacak insanları da düşünmelisiniz.

Ayrıca grafiklerinizin ağırlığını, bu tür grafik ve imajları İnternet ortamında kullanmak için hazırlanmış bulunan bazı sıkıştırma programlarını kullanarak düşürebilirsiniz. Bu sıkıştırma programlarını İnternet yayıncılığında kullanmak, sayfalar için çok büyük avantajlar sağlamaktadır. 'Advanced GIF Optimizer' yada 'Ulead Smart Saver' gibi programlar kolay kullanımları ile de bu alanda en çok tercih edilen programlar arasında yer almaktadır. Daha sonraki yazılarımızda bu programları daha ayrıntılı olarak tanıtacağız.

İşin kolayına kaçmayın
Size tavsiye edeceğimiz bir başka konuysa kendi ses, grafik ve resimlerinizi ve hatta kullanabiliyorsanız kendi yazdığınız applet'leri kullanmanız olacaktır. Çünkü ne kadar büyük bir özgürlükler ortamı olsa bile, tüm yayıncılık türleri gibi İnternet yayıncılığının da kendine ait bir etik ahlâk anlayışı bulunmaktadır. 'Copyright' sistemi İnternet yayıncılığında da bulunmakta, fakat bilhassa amatör siteler arasında takibi yapılamamaktadır. Sonuç olarak birçok insanın sayfa tasarlarken kullandığı kolay yöntem İnternet'te dolaşırken hoşlarına giden resim yada grafikleri toplamak ve sonra bu imajları kendi sayfalarında kullanmaktır. Bu yönteme başvurmak her şeyden önce profesyonel yada amatör uğraşlar içerisindeki bir takım insanların çabalarını, emeklerini hiçe saymak ve onlara saygısızlık etmek anlamına gelmektedir. Halbuki bu tür imajları kullanmak için mutlaka para ödemek zorunda değilsiniz. İnternet üzerinden bulabileceğiniz grafik çalışmaların bir kısmı zaten ücretsizdir. Bir kısmında ise isim belirtmeniz gerekir. 'Copyright'lı çalışmalar için ise kopyalamak yada çalma yoluna gitmemelisiniz.

Ayrıca sayfalarınızda kendi hazırladığınız grafikleri kullandığınızda kendi hazırladığınız sayfalar gözünüze daha hoş gözükecektir.

Uzun metinleri parçalayın
Eğer sayfalarınızda çok az sayıda resim, grafik yada animasyon kullanacaksanız ve ağırlıklı olarak içinde metin olan sayfalar hazırlayacaksanız, belki sayfalarınız kullanıcıların tarayıcıları tarafından daha kolaylıkla görüntülenecektir ama bu kez de dikkat etmeniz gereken başka bir konu ortaya çıkmaktadır. Tüm metinleri sonu gelmeyen bir sayfa halinde alt alta sıralamamanız gerekir. Sayfalara bu şekilde girilen metinler kullanıcıyı çabuk yorar yada dikkatini çabuk dağıtır. Bu durumda yapılması gereken metni gerektiği gibi parçalayarak ayrıntıları farklı farklı sayfalarda kullanıcıya sunmaktır. Bu hem okuyuculara kullanım kolaylığı sağlayacaktır hem de sayfanızda kullanacağınız linkler ile sayfanıza renk katmanıza olanak verecektir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -27-


Karakterinizi kendiniz belirleyin
İnternet yayıncılığının en önemli yanlarından birisi görselliktir. Fakat birçoklarının yanlış düşündüğü gibi bu görsellik yalnızca resim ve animasyonlardan oluşmamaktadır. Sayfalarınızda kullanacağınız fontlar ve yazı karakterleriyle de bir görsellik yaratabilirsiniz.

Maalesef yazılı basında kullanılan yüzlerce değişik yazı karakterini İnternet ortamında yaygın olarak kullanamamaktayız. Bunun sebebi de herkesin bilgisayarında bütün bu fontların bulunmamasıdır. Örneğin sizin hazırladığınız sayfalarda çok severek kullandığınız bir font eğer kullanıcının bilgisayarında bulunmuyorsa yazılar bilgisayardaki bir başka yazı karakteri ile görüntülenecektir. Örneğin sizin belirlediğiniz karakterler görüntülenemediği için tüm sayfalarınız uyumlarını kaybedecek ve belki de bozuk görüntülenecektir. Dikkat etmeniz gereken nokta, özel ve yaygınlaşmamış karakterler yerine İnternet ortamında daha sık kullanılan, yaygınlaşmış karakterleri tercih etmeniz olacaktır. Ayrıca belirtmeliyiz ki yazı karakterlerinin yanısıra yazılarda ve özellikle de başlıklarda kullanacağınız yazı büyüklüklerine de dikkat etmelisiniz. Bir süre İnternet yayıncılığı ile uğraştığınızda göreceksiniz ki, çok iri ve görselliği zedeleyen yazılar kullanmaktansa ana başlıklarda daha iri, ara başlıklarda ya da tablolarda daha ufak yazılar kullanmak her zaman olumlu sonuç vermektedir

Şimdi biraz da yazı karakterleri ve bu karakterleri nereden bulabileceğiniz konusuna gelelim. Her ne kadar fazla yaygınlaşmamış yazı karakterlerini kullanmaktan kaçınmalıysanız da zaman zaman bu tür karakterlere de ihtiyaç duyabilirsiniz. Bilhassa bazı grafik programlarında bu karakterleri kullanarak değişik ve etkileyici durumlar yaratabilirsiniz. Bu gibi durumlarda yazıları imaj yani resim olarak kaydedeceğiniz için kullanıcıların bilgisayarlarında bu yazı karakterleri bulunmasa bile bir problem olmayacak ve oluşturduğunuz imajlardaki karakterler aynen korunacaktır. İhtiyaç duyduğunuz yazı karakterlerine ulaşabileceğiniz en büyük kaynak yine İnternet'tir. İnternet üzerinde ücretsiz tasarım hizmeti veren siteler veya özellikle yazı karakterleri konusunda hizmet veren bazı siteler bu konudaki sıkıntımıza çare olur.

Yeni karakterlerimizi bilgisayarımıza tanıtalım
Biraz da İnternet ortamından alacağınız bu yazı karakterlerini bilgisayarınızda nasıl kullanmanız gerektiğinden bahsedelimÖ Beğendiğiniz yazı karakterini öncellikle bilgisayarınıza kaydetmeniz gerekiyor. Bu işlemi gerçekleştirdikten sonra bilgisayarınıza yüklediğiniz bu yazı karakterlerini bilgisayarınızdaki yazı karakterlerinin bulunduğu bölüme tanıtmalısınız. Bu işlemi yaparken öncelikle bilgisayarınızın 'Başlat-Ayarlar-Denetim Masası' (Start-Settings-Control Panel) bölümüne gitmelisiniz. Daha sonra yeni açılan pencerede 'Karakterler' (Fonts) ikonuna çift tıklayıp, bilgisayarınızda varolan yazı karakterlerinin listesini ya da ikonlarını göreceksiniz. Bu pencerenin üst tarafında yazan 'Dosya' (File) mönüsünden 'Yeni Karakter Ekle ' (Install A New Font) seçeneğini seçmeniz gerekli.

Bu aşamada çıkan pencerenin alt sol tarafında dosya ikonları göreceksiniz. Buradan bilgisayarınıza kaydettiğiniz dosyayı seçip, işaretleyip sonra da 'Hepsini Seç' (Select All) butonunu tıklamalısınız. Bu şekilde yeni fontları sol üst taraftaki boş kısımda göreceksiniz. Bu işlemden sonra 'Tamam' tuşuna basmak yeterli. Bütün bu işlemler bittiğinde artık yeni yazı karakterlerinizi başarıyla bilgisayarınıza tanıttınız demektir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -28-


Kim korkar HTML'den
İnternet yayıncılığına yeni merak salanlar için, kişisel ya da amatör İnternet sayfaları tasarlarken dikkat etmeleri gerekenleri anlatmaya çalışıyoruz. Bu haftadan başlayarak da bu konuya yeni yeni merak salanlar için basit HTML (Hyper Text Markup Language) kodlarını göstermeye ve bu kodları kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini örneklerle anlatacağız.

HTML'ye başlangıç yapalım
Bütün HTML dokümanları "tag" ya da "im" adı verilen ve her biri ayrı bir komutu içeren elemanlardan oluşmuştur. HTML' de büyük harf ya da küçük harf ayrımı olmadığı için dokümanda kullanacağınız "tag" leri her iki halde de yazabilirsiniz. Her bir "tag" değişik komutlar içerebileceği gibi kendi alt elemanlarını da barındırabilir ve komut içeren "tag" ların büyük bir kısmı ise sonlandırma "tag"i ne sahiptir.

Örnek; <font face="arial" size="2" color="black"><i><b>Yeni Başlayanlar İçin</b></i></font>

Bir HTML dokümanında yukarıdaki gibi gözüken bir kısım, İnternet'de yayınlandığında kullanıcıların tarayıcıları tarafından

Yeni Başlayanlar İçin

şeklinde görüntülenecektir. Burada <font> "tag"i kendi içinde yazılacak yazının karakteri, büyüklüğü ve rengi gibi bilgileri bulundurabildiği gibi, sonlandırma "tag"inden (</font>) önce yazının italik olacağını gösteren <i> ve yazının kalın olacağını gösteren <b> "tag"i gibi ayrı "tag"leri de kapsayabilir. Yukarıdaki örnekte görüldüğü üzere "<font>" "<i>" "<b>" tag'larının birer de sonlandırma "tag" ları (</font>, </i>, </b>) yazılmıştır. Siz HTML dokümanını yaratırken hangi karakter ve büyüklükte yazı kullanırsanız kullanın, o doküman İnternet ortamında yayınlandığında tarayıcılar tarafından, sizin "taglar" yardımıyla verdiğiniz komutlara göre görüntülenecektir. Örneğin siz yazıyı yazarken 10 piksel büyüklük ve "Geneva" yazı karakteri kullandınız, fakat HTML kodları ile de bu dokümanın "arial" yazı karakterinde "kalın" ve "italik" olarak görüntülenmesi gerektiğini yazdınız. O halde bu yazı İnternet ortamında sizin istediğiniz gibi "arial, kalın ve italik" olarak görüntülenecektir.

Bütün HTML dokümanları <HTML> ile başlar ve </HTML> ile son bulur. <HTML> "tag"i hazırlanan sayfa hakkında bilgilerin yer aldığı <HEAD> ve esas sayfanın içerisinde inşa edildiği <BODY> ve bunların sonlandırma "tag"larını kapsar. Kabaca bir HTML dokümanının çatısı şu şekilde olur.

<HTML>
<HEAD>

</HEAD>

<BODY>

</BODY>
</HTML>

HTML Kodları
Yukarıdaki genel çatının üzerine inşa edilecek sayfanın yapımı ile ilgili bilgiler daha ayrıntılı olarak gelecek haftalarda vereceğiz. Şimdi en basit, fakat basit olduğu kadar da önemli ve sık kullanılan HTML kodlarından bazılarını tanıtmaya başlayalım.

<B>Metinde başlangıç ve sonlandırma "tag"leri arasına yazılan bu alan "kalın" olarak görüntülenir.</B>

<I>Metinde başlangıç ve sonlandırma "tag"leri arasına yazılan bu alan " italik" olarak görüntülenir.</I>

<U> Metinde başlangıç ve sonlandırma "tag"leri arasına yazılan bu alan "altıçizili" olarak görüntülenir.</U>

<BR> (Break) "tag"i metni herhangi bir yerden kesip bir alt satırdan devam etmesini sağlar. Arka arkaya koyduğunuz her bir <BR> "tag"i o sayıda satır atlatır.

Örneğin;
"Bu bir deneme<BR> yazısıdır" yazarsanız, bu tarayıcılar tarafından

"Bu bir deneme
yazısıdır"

şeklinde görüntülenecektir. Fakat eğer bir <BR> daha ekleyerek "Bu bir deneme<BR><BR> yazısıdır" yazacak olursanız, bu kez tarayıcılar bu metni

"Bu bir deneme

yazısıdır"

şeklinde görüntüleyeceklerdir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -29-


Geçen haftaki yazımızda İnternet sayfaları oluşturmak için geliştirilen ve İnternet ortamının temel dillerinden birisi olan HTML'ye bir giriş yapmıştık. Şimdi de, daha önce bahsettiğimiz gibi HTML sayfalarında bulunması gereken temel öğeleri inceleyeceğiz.

Bütün HTML sayfaları <HTML> elemanı ile başlar ve </HTML> sonlandırma elemanı ile son bulur. Bu eleman ise iki ana kısma ayrılır. Birincisi <HEAD> elemanıdır ve bunun sonlandırma elemanı ise </HEAD> dır. Daha sonra <BODY> elemanı gelir ve bu da </BODY> ile son bulur. Yaratılan bir İnternet Sayfasındaki görüntülenecek tüm bilgiler bu kısımda yer alır. Dokümanda kullanılacak tüm HTML tagları bu iki ana elemanın kapsayacağı şekilde yazılır.

<HEAD> elemanının kapsayacağı şekilde yazılan kodlardan bazıları <TITLE> ve <META> dır. Bu kodların sonlandırmaları yoktur ve belirleyici özellikleri kodun içinde verilir. Fakat <TITLE> elemanı <HEAD> içinde yer aldığı halde sonlandırması </TITLE> vardır.

<B>Örnek: </B>

<head>

<title> Miço kursu</title>

<meta http-equiv='Content-Type' content='text/html; charset=ISO-8859-9'>

<meta name='Author' content='Star'>

<meta name='Keywords' content='bilgisayar, bilişim, gazete, haber, medya, star, news, newspaper, press, turkish, türkçe, turkce, ekonomi, magazin, spor, kültür, kultur, sanat, bilim, teknoloji, internet, yazar, köşe yazarları, kose yazarlari, derin haber'>

</head>

Bu örnekte ikinci satırda yazılan <TITLE> (daha önce söylediğimiz gibi HTML'de küçük harf-büyük harf ayrımı yoktur.) elemanı sayfanızın adını belirler ve sayfa bir tarayıcı tarafından görüntülendiğinde bu elemanların arasına yazdığınız kelime ya da kelimeler tarayıcıda sayfanın adı olarak gösterilirler. Yukarıdaki örnekte Miço Kursu tarayıcılar tarafından sayfanın ismi olarak algılanmaktadır.

Karakter setleri
Bir sonraki satırda dokümanın karakter seti belirtilir. Bir İnternet sayfası hazırlarken karakter seti tanımlamak çok önemlidir. Tarayıcılar sayfayı görüntülerken sizin kullandığınız karakter setini baz alarak tanımlama yapabilirler. Aksi takdirde sayfa tarayıcılar tarafından yanlış ya da bozuk olarak görüntülenecektir. En çok kullanılan karakter setleri ISO-8859-1 (Latin1) ve ISO 8859-9'dur (Türkçe). Karakter setlerinin ne işe yaradığı ve nasıl kullanıldıklarını ilerki haftalarda daha kapsamlı olarak inceleyeceğiz.

Dördüncü satırdaki<META NAME=Author content=Startek> ile dokümanı yapan kişi ya da kurum belirtilir.

Anahtar kelimeler
Beşinci satır İnternet üzerinde arama motorları yardımıyla arama yapan kişilerin sizin sayfalarınıza ulaşabilmeleri için girmeleri gereken anahtar kelimeleri belirtir. Bu alan önemlidir. Çünkü buraya yazacağınız kelimeler sayesinde, gerçekten sizin sayfalarınızda yer alan konulara ilgi duyan insanlar bu sayfalara ulaşabileceklerdir. Dökümanınızı tanımlayan anahtar kelimeleri yazarken dikkatli olmalı ve gerçekten sayfalarınızı tanımlayan kısa ama öz kelimeler girmelisiniz. Yukarıdaki örnekte Miço Kursu sayfasını ve bu sayfanın bağlı olduğu esas sayfayı tanımlayan kelimeler girilmiŞtir.

<HEAD> elemanının içerdiği bilgiler girildikten sonra sonlandırma tagı ile dokümanın bu kısmı kapatılır. Bu bölümün içerdiği bilgiler tarayıcı tarafından algılanır fakat görüntülenmezler. Bunlar daha çok dokümanın kendisiyle ilgili bilgileri kapsar.

Kaynağa ulaşmak
HTML çalışmaları yaparken kolaylık olsun diye tarayıcınızda bir İnternet sayfasını görüntüleyebilir ve üst menüden görünüm (view) den kaynak (source) seçeneğini tıklayarak sayfanın HTML kodlarına ulaşabilirsiniz. Bu şekilde çalışarak değişik sayfaların yazılımlarını inceleyebilir ve kıyaslamalar yapabilirsiniz. Yanlız başlangıçta bazı karmaşık kodlarla karşılaşma olasılığınız olabilir. Bunun için biraz kodlarla haşır neşir olana dek bizim de bu yazımızda örnek olarak incelediğimiz http://www.stargazete.com/startek/micokursu/2000/06/30/sayfasının kaynağına bakmanızı tavsiye ederiz.

Haftaya <BODY> elemanını, kullanımını ve içerdiği diğer elemanları incelemeye başlayacağız.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -30-


Bu hafta İnternet üzerinde HTML kullanarak bir sayfa oluştururken kullanılan kodların en önemlilerinden biri olan <BODY> elemanını ve bu elemanın kapsadığı diğer başlıca kodları incelemeye başlayacağız.

Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi <BODY> elemanı sayfaya girilecek ve sayfa kullanıcıların tarayıcıları tarafından görüntülendiğinde gözükecek tüm bilgileri kapsayan bir elemandır. <BODY> ve bu elemanın sonlandırması olan </BODY> arasına girilecek tüm HTML kodları ile görsel ve içerik olarak sayfanızı oluşturabilirsiniz. İngilizce 'body' vücut-gövde anlamına gelir. Adından da anlaşılacağı üzere sayfanın esas yapısı bu eleman yardımı ile kurulur.

Artık planlamasını yaptığınız sayfayı hayata geçirmeye başlayabilirsiniz. Önce yapmanız gereken sayfanın ana yapısını yani özelliklerini tanımlamak. Bunun için ilk önce <BODY> elemanını yani sayfanın gövdesini tanımlamalısınız. Sayfanın arka rengini, sayfada kullanılacak yazıların renkleri, linklerin renkleri, ziyaret edilen linklerin renkleri, sayfanın arka planında resim kullanıp kullanmayacağınız, oluşturacağınız dökümanın sayfanın üst ve sol yanlarına uzaklığı gibi genel özellikleri <BODY> elemanının içinde tanımlamalısınız. Örneğin;

<body text='#000000' bgcolor='#FFFFFF' link='blue' vlink='navy' alink='Red' topmargin='0' leftmargin='0' background='back.jpg'>

şeklinde belirtilen özellikler sayfanın gövdesinde kullanılan yazıların renginin siyah (#000000), arka planın beyaz (#FFFFFF), linklerin mavi (blue), ziyaret edilen renklerin lacivert (navy), aktif linklerin kırmızı (red) olduğunu, sayfada kullanılan alanın üst ve sol kenara boşluğunun olmadığı (topmargin='0' leftmargin='0') ve sayfanın arka planında 'back.jpg' isimli resmin (resmin adı 'back' ve formatı ise 'jpg' dir. Resmin adının arkasına bir nokta koyularak resmin formatı belirtilmiştir. Bkz. (http://www.stargazete.com/startek/micokursu/2000/04/28/ ) Miço Kursu -21-) kullanılacağını belirtir. Bu unsurlardan kullanacaklarınızı sıralarken belli bir sıra izlemeniz ya da daha önce söylediğimiz gibi büyük-küçük harf ayrımı yapmanız gerekmemektedir. Ayrıca bir öz niteliği ya da alt elemanı belirlerken her seferinde <BODY> elemanını yazmanız gerekmez. Açılan bir tag dan sonra bir kez 'BODY' yazmanız ve sonra özellikleri birer boşluk bırakarak sıralamanız yeterlidir. Yani <BODY TEXT='#000000' BODY BGCOLOR='#FFFFFF' BODY LINK='BLUE' ......> yazmak yerine <BODY TEXT='#000000' BGCOLOR='#FFFFFF' LINK='BLUE' ......> yazabilirsiniz.

Şimdi gövdenin özelliklerini belirleyen ve <BODY> elemanının içinde kullanılan unsurlara tek tek bakalım.

TEXT='#000000' </B>Text ifadesi sayfada kullanılacak yazının rengini gösterir. Diez (#) işaretinden sonra gösterilen rakamlar renk kodlarıdır. Örnekte verilen '#000000' kodu siyah rengi tanımlar. HTML kodlarına her geçen gün yeni renkler katılmaktadır. Fakat maalesef bu yeni renk kodları bazı eski tarayıcı programlar tarafından algılanamamaktadır. Bunun için biz size olabildiğince ara renkler yerine daha eskiden tanımlanmış ve tüm tarayıcılar tarafından algılanabilen ana renkleri kullanmanızı tavsiye ederiz. Kaldı ki bu ana renkler sayıların yanısıra İngilizce karşılıkları ile de (000000=black, FFFFFF=white gibi) tanımlanmışlardır. Renkler konusunu ileriki haftalarda daha ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

BGCOLOR='#FFFFFF' Bgcolor özniteliği sayfanın arka planının hangi renkte olacağını tanımlar. Örnekte sayfanın arka planı beyaz olarak tanımlanmıştır.

LINK='#0000FF' Link özniteliği sayfada olan linklerin hangi renkte görüntüleneceğini belirtir. Örnekte sayfadaki linkler mavi olarak tanımlanmışlardır.

VLINK='#FF0000' Sayfanızda bulunan ve daha önce ziyaret edilen linklerin hangi renkte görüntüleneceğini gösteren bir öznitelikdir. Buradaki örnekte kırmızı olarak gösterilmiştir.

ALINK='#FFFF00' Sayfada o anda aktif olan linkin renginin ne olacağını belirtir. Burada 'alink' sarı olarak verilmiştir.

TOPMARGIN='10' Oluşturacağınız dökümanın sayfanın üst kenarı ile olan uzaklığını belirtir. Buraya yazacağınız değer 'piksel' cinsindendir. Örnekte sayfanın üst yanında 10 piksellik bir alan belirtilmiştir.

LEFTMARGIN='5' Sayfanın sol kenarında bırakılacak boşluğu tanımlar. Burada bu boşluk 5 piksel olarak verilmiştir.

Haftaya <BODY> elemanını kaldığımız yerden anlatmaya devam edeceğiz.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -31-


Geçen hafta İnternet sayfası hazırlarken kullanılan HTML kodlarından <BODY> elemanını anlatmaya başlamıştık. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

BACKGROUND=arkaplan.jpg Background özniteliği sayfanın arka planına yerleştirilecek resim ya da imajı tanımlar. Buradaki örnekte arkaplan.jpg sayfanın arkasında bir fon oluşturacak şekilde yerleştirilecektir.

BGPROPERTIES=fixed' Bgproperties özniteliği sayfanın arka planına yerleştirilen resmin durumunu belirtir. Burada fixed komutu ile resmin sabit durması sağlanmıştır. Yani sayfanızda tek ekrana sığmayacak denli uzun bir metin kullandığınızda arka plandaki resim sabit olarak duracak ve siz yazının devamını okumak istediğinizde yazılar resmin üzerinde akıyor görüntüsü verecektir.

Önce sadelik
Sayfanın genel özelliklerini belirledikten sonra artık tasarladığımız sayfayı oluşturmaya başlayabiliriz. Bir süre sonra fark edeceksiniz ki İnternet'te sayfa hazırlarken yapabilecekleriniz, yapmak istediklerinizden ya da tahmin ettiklerinizden çok daha fazla. Kendinizi sınırlamamak ve daha rahat çalışmak için baştan iki konuda sizleri uyaralım. Birincisi hep dediğimiz gibi sadeliği hiç bir zaman unutmamanız. İkincisi ise, bu aşamadan sonra sayfalarınızı hazırlarken yalnızca İnternet Explorer ya da Netscape Navigator kullanmamanız, her iki tarayıcıyı (mümkünse eski versiyonları dahil) ve hatta Opera gibi farklı tarayıcıları da kullanarak sayfalarınızı test etmeniz. Çünkü birçok tarayıcı İnternet'deki sayfaları görüntülerken farklı farklı özellikler gösterebilir. Ya da bir tarayıcının yeni versiyonu ile eski versiyonu arasında da farklılıklar gözleyebilirsiniz. Fakat genelde eski versiyon bir tarayıcıda görüntülenen sayfalar yeni versiyonda da aynı şekilde görüntülenmektedir. http://winfiles.cnet.com/apps/98/browsers.html adresinde bir çok farklı tarayıcıyı bir arada bulabilirsiniz.

Yazı karakterleri
Sayfanızda kullanacağınız yazıların renklerini <BODY> elemanını içerisinde belirttiğimizi söylemiştik. Fakat sayfaya metni yerleştirirken de istediğimiz kısımları değişik renk, karakter ve büyüklüklerde yazabiliriz. Bunu gerçekleştirmek için kullanacağınız tag <FONT> ve sonlandırması </FONT> dur.

<BODY> elemanında olduğu gibi yazılacak yazıların nasıl olacağı da <FONT> elemanının içerisine girilen özniteliklerle belirlenir. Mesela;

<font size=1 face=Arial,helvetica,Geneva color= #000000>Bu bir deneme yazısı</font>

örneğinde, yazı büyüklüğü 1, karakteri Arial, helvetica,Geneva ve rengi de siyah olarak verilmiştir.

HTML'de yazı büyüklükleri piksel ölçüsü baz alınarak 0 dan başlayarak - ya da + olarak 7 ye kadar yazılabilir.

<font size=1> Bu bir deneme yazısı</font>

sayfada

'Bu bir deneme yazısı '

şeklinde, <B><font size=7> Bu bir deneme yazısı</font></B> ise sayfada

Bu bir deneme yazısı

şeklinde gözükecektir.

<FONT FACE=...> komutu ile yazının karakteri belirlenir. Daha önceki haftalarda da söylediğimiz gibi karakter seçerken daha çok yaygın olarak kullanılan karakterleri seçmeye özen göstermelisiniz. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir kaç farklı karakterin bir vürgül ile ayrılarak ayrı ayrı yazılmasının sebebi bu karakterlerden herhangi birisinin kullanıcının tarayıcısı tarafından algılanmadığı durumlarda bir sonraki karakteri tanımlayabilmesidir. <FONT COLOR=...> ile de yine daha önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi yazı rengi belirlenir.

HTML kullanırken başlık büyüklüklerini belirleyen bir tag dan de yararlanabilirsiniz. Bu tag büyüklükleri kararlaştırılmış yazılarla başlıklara müdahale etmenizi sağlar. Bir başlığın baş kısmına yazdığınız <H1>, ve sonuna yazdığınız </H1> tag ları ile başlığın boyutlarını belirleyebilirsiniz. Altı ayrı başlık büyüklüğünü tanımlayan bu kodun en büyüğü <H6>.....</H6> dır.

Ayrıca yine geçen haftalarda söylediğimiz gibi yazıları <b>...</b> ile kalın, <i>...</i> ile italik, <u>...</u> ile altı çizili, <tt>...</tt> ile harf araları açık, <sub>...</sub> ile satır altına bloklu, <sup>...</sup> ile satır üstüne bloklu, <s>...</s> ya da <strike>...</strike> ile de üstü çizili yazılar yazabilirsiniz.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -32-


Geçen haftaki yazımızda <BODY> elemanının içerisinde kullanarak sayfanın genel yapısını oluşturacağımız HTML tag larını anlatmaya başlamıştık. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.

Sayfamıza nasıl yazı yerleştireceğimizi ve bu yazıların karakter, büyüklük ve renkleri ile nasıl oynayacağımızı öğrendik. Sayfaya yerleştireceğimiz yazıların sayfadaki yerleşimlerine de bir takım HTML tagları yardımıyla komuta edebiliriz. Yani yazımızın bir kısmının sağa bloklu, bir kısmının sola bloklu ve bir kısmının ise sayfanın merkezinde gözükmesini sağlayabiliriz. Yazıların sayfaya yerleştirilirken konumlarının belirlenmesini anlatmadan önce hemen şunu belirtmeliyiz ki, aynı sayfada değişik yerlere bloklu yazılar sayfayı çirkinleştirir. Bazı durumlarda, örneğin iki yada daha fazla kolon kullanıldığında yazıların bir kısmını farklı yere bloklamak iyi sonuç verse de (ve hatta bazen bu gerekli olsa da) özellikle yazıların tek bir kolonda girildiği sayfalardaki tüm yazıların aynı tarafa bloklanması daha iyi sonuç vermektedir.

<P ALIGN=.....> komutu ile sayfaya yerleştireceğiniz metinlerin ne tarafa bloklu olmasını istediğinizi seçebilirsiniz. Bu tag ı kullandığınızda ... kısmına right yazarak metni sağa, left yazarak metni sola ve center yazarak metni ortaya alabilirsiniz. Metnin sonuna sonlandırma tag ı olan </P> yi de eklemelisiniz. Örneğin; <P ALIGN=right><font face=’Arial’ size=’2’ color=’#000000’><b>Deneme Yazısı</font></p> yazısı sayfada;

Deneme Yazısı

şeklinde görüntülenecektir.

<P ALIGN=center><font face=’Arial’ size=’2’ color=’#000000’>Deneme Yazısı</font>

yazısı ise sayfada;

Deneme Yazısı

şeklinde görüntülenecektir.

HTML ile sayfa hazırlarken tablolar kullanmak sayfayı zenginleştirmek için iyi bir yöntemdir. Tablolarda hücrecikler tanımlayarak metinlerinizi bu hücreciklerin içerisine yerleştirdiğinizde metinlerin konumlarını belirlemek için başka komutlar da verebilirsiniz. Bu konuyu daha detaylı olarak tabloları anlatırken vereceğiz. Sayfalara Yatay Çizgiler Yerleştirmek
<HR> komutunu kullanarak sayfalarınızda, isterseniz metinler arasında değişik kalınlıklarda ve değişik uzunluklarda yatay çizgiler oluşturmanız mümkündür. Yanlızca <HR> komutunu yazdığınızda sayfa boyunca uzanan ince bir çizgi oluştuğunu görürsünüz. Fakat <HR> elemanının özniteliklerini belirlediğinizde istediğiniz boyut ve renklerde çizgi ve alanlar oluşturabilirsiniz. Bu tag için bir sonlandırma elemanı tanımlanmamıştır.<HR> için tanımlayabileceğiniz özniteliklerden başlıcaları şunlardır;

<HR SIZE=400> Çizginin uzunluğunu belirler. Örnekte çizgi uzunluğu 400 piksel olarak belirlenmiştir. Çizgi uzunluğunu yüzde olarak da girebilirsiniz. Bu durumda sayfa uzunluğu baz alınarak sizin belirlediğiniz yüzde kadar bir çizgi görüntülenir. Mesela <hr size=50%> yazarsanız sayfa uzunluğunun yarısı kadar bir çizgi elde edersiniz.

<HR WIDTH=5> Çizginin kalınlığını belirler. Örnekte çizgi kalınlığı 5 piksel olarak verilmiştir.

<HR ALIGN=left> Çizginin sayfa içerisindeki konumunu belirler. Örnekte çizgi sola bloklanmıştır.

<HR COLOR=#000000> Çizginin rengini belirler. Örnekte çizgi rengi olarak siyah seçilmiştir.

Örnek 2: <hr> bu örnek sayfada;

_______________________________________________________________

şeklinde gözükecektir.

Örnek 2: <hr align=’left’ size=’5’ color=’red’ width=’250’> bu örnek sayfada;

____________________________________________________________________ şeklinde gözükecektir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -32-


İnternet Bu hafta HTML ile sayfa hazırlarken en fazla kullanılan özelliklerden birisi olan tabloları anlatmaya başlayacağız. Bir HTML dokümanında tablolar kullanarak dokümanınızı olabildiğince zenginleştirebilirsiniz. Tabloları kullanmak başta size zormuş gibi gelebilirse de tablo yapısını kavradıktan bir süre sonra rahatça tablolarınızı yaratabilirsiniz. HTML dokümanlarında tablo kullanmak, her hangi bir metni tablo yapısı içerisinde vermek olarak anlaşılmamalıdır. Tablolar ile sayfalarınızı bir ya da daha çok parçalara bölebilir ve oluşturacağınız yatay ve dikey tablolarla sayfanızda daha fazla hareket elde edebilirsiniz. HTML yapısı içerisinde oluşturacağınız tabloların sayfada görüntülenmesi zorunlu değildir. Örneğin yalnızca sayfada belli alanlar oluşturarak ve bu alanların kenar çizgilerini 0, rengini gövde rengi ile aynı vererek dokümana yerleştirmek istediğiniz metinleri, resimleri ve diğer elemanları bu tablonun hücreciklerine yerleştirebilirsiniz. Bu size her hücreye ayrı ayrı müdahale edebilme olanağı tanıyacaktır. Şimdi tablo yapısı oluşturmaya biraz daha detaylı olarak bakalım.

Tablolara merhaba
Tablo oluştururken kullanacağımız tag<TABLE>’dır. Tablo için kullanacağımız bütün tagların bir sonlandırması bulunur. <TABLE>’in sonlandırma tagi </TABLE>’dır. Tabloların içerisinde oluşturacağınız yatay hücreler <TR>, dikey hücreler ise <TD> ile oluşturulur. Bu tag’ların da sonlandırmaları vardır. Şimdi bir kaç örnek verelim;

<TABLO> (1)*
<TR> (2)*
<TD></TD> (3)*
<TD></TD> (3)*
</TR> (2)*
</TABLO> (1)*
Bu örnekte tablonun (1) içerisinde bir yatay kolon (2) ve bu kolonun içerisinde de iki adet hücrecik (3) tanımlanmıştır. Bu şekilde yazılan bir tabloda tablonun özellikleri belirtilmediği için tablo aslında oluştuğu ve tarayıcı bunu algıladığı halde sayfada hiç bir şey göremezsiniz. Şimdi bu tablonun özelliklerini belirleyelim.

<TABLO ALIGN=’left’ BGCOLOR=’#FFFFFF’ BORDER=’1’ BORDERCOLOR=’#000000’ CELLPADDİNG=’5’ CELLSPACİNG=’5’ width=’200’> (1)*

<TR> (2)*
<TD></TD> (3)*
<TD></TD> (3)*
</TR> (2)*
</TABLO> (1)*
Bu kez aynı tabloda tablonun özellikleri belirtilmiştir. Tablo sayfanın sol yanına bloklu, fon rengi beyaz, kenar çizgisi 1 piksel, çizgi rengi siyah, tablonun genişliği 200 piksel olarak tanımlanmış ve hücreciklerin tablo sınırına 5 piksel uzaklıkta olması tanımlanmıştır.

Tablolarda kullanacağınız kolonları ya da hücrecikleri istediğiniz kadar arttırabilirsiniz. Şimdi tablo oluştururken kullanılan tagların özelliklerini belirleyen öznitelikleri tek tek inceleyelim.

ALIGN: Tablonun, yatay yada dikey hücreciklerin konumunun belirtmek için kullanılır. Bu özniteliğin değerleri, center, right ve left dir.

Örnek: <TABLE ALIGN=right> ,<TR ALIGN=right> ya da <TD ALIGN=right>

BACKGROUND: Background özniteliği tablonun arka fonuna bir imaj yerleştirilmek istendiğinde kullanılır.

Örnek: <TABLE BACKGROUND=back1.jpg>

BGCOLOR: Tablonun ya da tek tek hücreciklerin renklerini belirlemek için kullanılır.

Örnek: <TABLE BGCOLOR=red>, <TR BGCOLOR=red> ya da <TD BGCOLOR=red>

BORDER: Tablonun çerçeve kalınlığını border özniteliği ile belirlersiniz. Kullanılan birim pikseldir.

Örneğin: <TABLE BORDER=2>

BORDERCOLOR: Tablonun ya da hücreciklerin çerçeve renklerini belirlemek için kullanılır.

Örneğin: <TABLE BORDERCOLOR=gray>, <TR BORDERCOLOR=gray> ya da <TD BORDERCOLOR=gray>

CELLPADDING: Hücre içlerinde kullandığınız tüm dokümanın hücrelerin sınırına olan uzaklığı belirler.

Örnek: <TABLE CELLPADDING=5> CELLSPACING: Hücrelerin tablo çerçevesine olan uzaklığını belirler.

Örneğin: <TABLE CELLSPACING=5>

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -33-


Geçen hafta anlatmaya başladığımız tablolar konusuna devam ediyoruz. Tablo oluştururken kullandığımız 'tag' ların özelliklerini belirleyen özniteliklerin diğerleri şunlardır;

VALIGN (vertical alignment): Valign ile hücrelerin içerisine yerleştireceğiniz elemanların hücrenin yukarısına mı, ortasına mı, yoksa altına mı bloklu olacağını belirleyebilirsiniz.

Örnek: <TR VALİGN='bottom'> ya da <TD VALİGN='bottom'> Burada 'valign' özniteliğinin değişkenleri 'bottom', 'middle', 'top' ve 'baseline'dır. 'Bottom' hücreye yerleştirdiğiniz içeriği hücrenin alt kenarına, 'middle' hücrenin ortasına, 'top' hücrenin üst kenarına bloklar.

COLSPAN: Bir tabloda belirli bir satırdaki hücre sayısına bu özniteliği kullanarak müdahale edebilirsiniz.

ROWSPAN: Bir tabloda belirli bir sütundaki hücre sayısına da 'rowspan' özniteliğini kullanarak müdahale edebilirsiniz.

Örnek: <table border='1' width='300' cellpadding='1' cellspacing='1' bgcolor='#E9E9E9' align='left'> <tr valign='middle'> <td align='center' colspan='2' height='50'>(1)</td> <td align='center' td width='100' rowspan='2' height='50'>(2)</td> </tr> <tr> <td align='center' width='100' height='50'>(3)</td> <td align='center' width='100' height='50'>(4)</td> </tr> </table>

Yukarıdaki örnekte (1) no.lu kutucuk colspan='2' komutu ile iki adet sütunu kapsamıştır. Benzer biçimde rowspan='2' komutu ile de (2) no'lu kutucuğun iki kolonu kapsaması sağlanmıştır. Tablonun genişliği 'width' komutu ile 300 piksel olarak verilmiş, 2.,3. ve 4. hücrelerin genişlikleri ise 100 piksel olarak tanımlanmıştır. Bu durumda (1) no'lu kutucuğun genişliği doğal olarak 200 piksel olmalıdır. Aynı şekilde hücreciklerin yükseklikleri 'height' komutu ile 50 piksel olarak verilmiştir. Bu durumda da (2) no'lu kutucuk iki kolonu kapsadığı için 100 piksel yüksekliğinde olacaktır.

Ayrıca tablonun kenar kalınlığı (table border) 1 piksel olarak verilmiş, kutucukların birbirlerinden uzaklıkları ve kutucukların içine girilen materyallerin kutucukların kenarlarından uzaklıkları da yine 1 piksel olarak verilmiştir. <tr valign='middle'> komutu ile bu meteryallerin kolonların ortasında bulunmaları ve <td align='center'> komutu ile de yine hücreciklerin merkezine bloklanacakları belirtilmiştir. Tablonun rengi ise (bgcolor='#E9E9E9') komutu ile açık gri yapılmıştır.

HTML sayfalarında tablo kullanımını daha iyi kavrayabilmek için olabildiğince fazla örnek yapmalısınız. Çünkü aslında basit olan bu 'tag' ları kullanmak yeni başlayanlara zor ve içinden çıkılmaz gibi gelebilir. Dediğimiz gibi size tavsiyemiz olabildiğince çok örnek yapmanız ve İnternet'te yayınlanan örnekleri incelemenizdir.

<table border='0' width='300' cellpadding='1' cellspacing='5' bgcolor='#E9E9E9' align='left'> <tr valign='top'> <td align='center' colspan='2' height='50' bgcolor='#FF0000'>(1) Birinci Kutucuk</td> <td align='center' valign='middle' td width='100' rowspan='2' height='50' bgcolor='#00FFFF'>(2) İkinci Kutucuk</td> </tr> <tr> <td align='left' width='100' height='50' bgcolor='#00FF00'>(3) Üçüncü Kutucuk</td> <td align='center' valign='bottom' width='100' height='50' bgcolor='#FFFF00'>(4) <font size='1' face='Tahoma' color='#000FFF'>Dördüncü Kutucuk</td> </tr> </table>

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -34-


İnternet Geçen hafta basit olarak tabloların ana yapısını incelmiş ve HTML sayfalarında tablo oluştururken nelere dikkat etmemiz gerektiğinden bahsetmiştik. Daha önce de söylediğimiz gibi tablolara hakim olabilmek için olabildiğince çok araştırma yapmalı ve İnternet’te bulduğunuz örnekleri incelemelisiniz.

İnternet’te yayınlanan ve henüz anlatmadığımız konuları içermeyen kısmen basit sayfaların görünüş (View) mönüsünden kaynaklarını açarak inceleyebilirsiniz. Tablo yaparken karşılaşacağınız problemlere ve gelişmiş tablolar yapmayı ileriki haftalarda detaylı olarak anlatacağız. Şimdi tablo hazırlarken kullanılan HTML kodlarını toplu olarak verelim.

Tablo hazırlarken kullanılan tag’ler
Tablo Tanımlamak: <TABLE></TABLE>
Tablo Renginin Belirlenmesi: <TABLE BGCOLOR=’#xxxxxx’>
Tablo Çerçevesi: <table border=X></TABLE>
Hücre Boşluğu: <TABLE CELLSPACING=X>(Bu değer verilirken piksel ölçüsü baz alınır)
Hücre Aralıkları: <TABLE CELLPADDING=X>(Piksel olarak)
Tablo için İstenen Genişlik: <TABLE WIDTH=X> (Piksel olarak)
Tablo için İstenen Genişlik Yüzdesi: <TABLE WIDTH=’%’> (Tüm sayfanın kapladığı genişliğin yüzde değeri Kabul edilir)
Tablonun Konumunu Belirtmek İçin: <TABLE ALIGN=LEFT, RIGHT yada CENTER>
Tablo Satırını belirlemek için: <TR></TR>
Tablo Satırının Konumunu Belirlemek İçin: <TR ALIGN=LEFT, RIGHT, CENTER, MIDDLE yada BOTTOM>
Tablo Hücresi: <TD></TD> (Bu tag mutlaka tablo satırının içinde yer almalı) Satır Başının Olmaması İçin: <TD NOWRAP>
Tablo Hücrelerinin Kaç Kolonu Kapsayacağı: <TD COLSPAN=X>
Tablo Hücrelerinin Kaç Satırı Kapsayacağı: <TD ROWSPAN=X> Tablo Hücrelerinin Genişliği: <TD WIDTH=X>
Tablo Hücreleri İçin Genişlik Yüzdesi: <TD WIDTH=’%’>
Hücre Rengi: <TD BGCOLOR=’#XXXXXX’>< Tablo Başlığı: <TH></TH>
Tablo Başlığının Ayarları: <TH ALIGN=LEFT, RIGHT, CENTER, MIDDLE yada BOTTOM> Satır Başının Olmaması İçin: <TH NOWRAP>
Hücre Rengini Belirlemek İçin:<TH BGCOLOR=’#xxxxxx’>
Manşet: <CAPTION></CAPTION>

Başka bir siteye link vermek
İnternet’in temel özelliklerinden biri URL (Uniform Resource Locators) adı verilen evrensel kaynak belirleyici kodlama sistemidir. URL dünyanın neresinde olursa olsun size başka bir sunucu üzerinde başka bir dokümana veya dizine kolaylıkla erişmenizi sağlar. Bu kaynaklar sadece WWW diye bilinen ve adresleri http:// (hyper text transfer protocol) ile başlayan web ile sınırlı değildir. İnternet üzerindeki herhangi bir başka sayfa yada dokümana ulaşabilmek için kullanılan URL HTML kodu içine yerleştirilirken bazı özelliklere dikkat edilmelidir. Bunun için <A HREF=Ö..URLÖ.> tagı kullanılır. Bu kodun kullanımını anlatmadan önce URL’nin yapısına bir göz atalım.

Örneğin, http://benimwebsitem.sitemynet.com/index.html

Adresinin bölümleri şöyledir; 1) http:// (Hyper Text Transfer Protocol) Protokol veya veri kaynağını ifade eder. Benzer şekilde;

ftp://yükleme yapılabilir bir dosyayı belirtir.

mailto://-posta yollamak için kullanılacak uygulamaya bağlanır.

file://lokal bir dosyayı işaret eder

2) www.hayati.diyari.com

www: ‘Dünya Çapında Ağ’ (World Wide Web) demektir.

Stargazete.com ise alan adını (domain name) ifade eder. Bu bağlanılmak istenen sunucunun İnternet üzerindeki ismidir. Bir alan isminin uzantısı (.com) genellikle onun tipini de belirler:

3) startek/micokursu/2000/08/04/ ulaşmak istediğimiz sayfa yada dokümanın içinde bulunduğu dizini belirtir.

4) index.html ulaşmak istediğimiz sayfa yada dokümanı belirtir.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -35-


İnternet Kendi hazırladığınız bir sayfadan bu diğer sayfa ya da dokümanlara gönderme yapmak için kullanacağınız HTML tag ı <A> dır. İngilizce'de demir atmak, bağlamak anlamına gelen anchor kelimesinden türeyen bu tagın sonlandırma elemanı olarak da </A> kullanılır.

Bu tag web üzerinde herhangi bir belgeye, grafiğe, ya da başka bir dosyaya, kullanıldığı sayfadan bağlantı sağlamaya yarar. Bağlantıyı sayfanın herhangi bir yerindeki bir metne verebileceğiniz gibi, bir animasyona, bir grafiğe, hatta grafiğin belirli bir bölümüne de verebilirsiniz. tag ının bazı öz nitelikleri vardır ve bunları kullanarak bağlantının özelliklerini tanımlayabilirsiniz. Bu öznitelikler şunlardır;

1) <A HREF=‘URL’> HREF özniteliğinden ve eşittir işaretinden sonra, çift tırnak içinde yazacağınız adrese, belgeye ya da dosyaya olan bağlantıyı belirler.

Örnek: Kodun içine link vermek istediğiniz yere <a href=" http://hayati.web.tr.tc>Net Eğitim yazdığımızı varsayalım. Bu durumda Net Eğitim yazısına tıklanıldığında  http://hayati.web.tr.tc adresindeki sayfa çağrılacaktır. Genellikle link verilmiş kelimeler sayfada altı çizili olarak görüntülenir. Eğer kullanıcı ayarları değiştirilmişse ya da sayfanın kodu yazılırken değişik biçimlendirmeler verildiyse bu durumda link olan kelime farklı renkte ve biçimlerde de görüntülenebilir. Değişmeyen bu linklerin üzerine farenin imleci ile geldiğinizde imlecin bir el şekline dönüşüyor olmasıdır.

2) <A NAME=‘Anahtar Kelime’> NAME ile sizin belirlediğiniz bir isme, belgenin başka bir satırından, başka bir belgeden ya da başka bir adresten bağlantı verebilirsiniz. Bunu yapmak için bağlantı yapacağınız sayfada URL'nin sonuna # işaretiyle anahtar kelimeyi ve sonra çağırılacak sayfada metnin görüntülenmesini istediğiniz kısmına özniteliğini yazarsanız bağlantı sonunda görüntülenecek sayfa sizin istediğiniz yerden ya da diğer bir deyişle anahtar kelimeyi girdiğiniz yerden başlayacaktır.

Örnek: Bağlantının yapıldığı sayfada;

<ahref="http://www.stargazete.com/startek/micokursu/ 2000/09/01/#bulunacak kelime">Deneme</a> ve bağlantı yapılacak sayfada ise

<a name=bulunacakkelime> yazıldığını varsayalım. Yazılan adrese (yani Deneme kelimesine) tıklandığında, yeni gelecek sayfa, sayfanın en başından itibaren değil, kodun içine özniteliğinin yazıldığı yerden itibaren görüntülenmeye başlar.

3) <A HREF=URL TARGET=_.....> URL'nin sonuna ekleyeceğiniz target özniteliği ile çağrılan sayfanın görüntüleneceği çerçeveyi belirlersiniz. Örnek: <a href="http://www.stargazete.com/startek/micokursu/ 2000/09/01/" target=_blank>Deneme yazılarak bu sayfa çağrıldığında, gelecek sayfa yeni bir pencerede görüntülenecektir.

Objelere link bağlama Sayfalarınızı tasarlarken eğer isterseniz herhangi bir resim ya da animasyon kullanarak İnternet'teki diğer site ya da dokümanlara bağlantı sağlayabilirsiniz. Bunu yapmak için bağlantıyı sağladığınız <A HREF=..URL..> ve </A>nın arasına daha önceki yazılarımızda anlattığımız gibi (http://www.stargazete.com/startek/micokursu/2000/05/05/) <İMG> ile başlayan bir resim ya da animasyon yerleştirmeniz yeterli olacaktır. Sayfaya yerleştirdiğiniz bu imajın üzerine farenin imleci ile geldiğinizde, burası bir başka yere bağlantı yapılmış bir alan olduğu için imleç el şekline dönüşecek ve tıkladığınızda çağrılan sayfa görüntülenecektir.

Örnek: <a href=" http://hayati.web.tr.tc/net.jpg> Yukarıdaki örnekte resimler adlı bir klasörün içinde yer alan Net Eğitim adında, jpg formatında bir resim kullanılmıştır. Çağrılmak istenen adres http://hayati.web.tr.tc adresidir ve bu resmin üzerine gelip tıklandığında bahsedilen adresteki sayfa görüntülenecektir.

Bu hafta HTML ile hazırlanan sayfalarda listeler hazırlamayı anlatmaya devam ediyoruz. Geçen hafta bahsettiğimiz gibi İnternet'te yayınlayacağınız sayfalarda listeler oluşturmak kullanıcıların sayfalarınızda bulunan içeriği daha rahat takip edebilmeleri için iyi bir yoldur. Listeleri sıralı listeler, sırasız listeler ve alt maddeleri olan listeler şeklinde oluşturmak mümkündür. Geçen haftaki yazımızda sırasız listeleri incelemiştik. Şimdi ise sıralı listeleri anlatarak yazımıza devam edelim.

Sıralı listeler oluşturmak
Dokümanlarınızda sıralı listeler oluşturmak için kullanacağınız tag <OL> ve</OL> şeklindedir. Ayrıca yine sırasız listeler oluştururken kullandığınız gibi her maddenin başında o maddenin liste maddesi olduğunu belirten <LI> tagı kullanılır. Bu şekilde oluşturacağınız listelerde madde başlarına gelecek imi sayı, harf ya da roma rakamı olarak seçebilirsiniz. Bunun için <OL> tagının içerisinde bu imin nasıl olacağını type özniteliği ile belirtmelisiniz. Listelemeyi harf olarak yapmak istiyorsanız type özniteliğine a ya da A değerini (type=a, type=A), listelemeyi roma rakamı olarak yapmak istiyorsanız type özniteliğine I yada i değerini (type=I, type=i) vermelisiniz. Eğer type için hiç bir değer belirtmezseniz otomatik olarak 1,2,3,4,... gibi modern rakamlar listelemeye dahil edilecektir.

Örnek:
<ol>
<li>Birinci Madde
<li>İkinci Madde
<li>Üçüncü Madde
<li>Dördüncü Madde
</ol>

yazıldığında sayfada;

1. Birinci Madde
2. İkinci Madde
3. Üçüncü Madde
4. Dördüncü Madde

şeklinde gözükecektir. Eğer <OL> elementine bir öznitelik tanımlamak (örneğin roma rakamı) isterseniz type=i şeklinde yazmalısınız.

<ol type=i>

<li>Birinci Madde
<li>İkinci Madde
<li>Üçüncü Madde
<li>Dördüncü Madde
</ol> bu yazılım da sayfada

i. Birinci Madde
ii. İkinci Madde
iii. Üçüncü Madde
iv. Dördüncü Madde
Şeklinde gözükecektir.

Alt maddesi olan listeler yaratmak
Alt maddeleri olan listeler oluşturmak için yapmanız gereken, sıralı ve sırasız listeler oluştururken kullandığınız tagları ve öznitelikleri iç içe kullanmaktır. Aslında karışık gibi gözükse de bir kaç örnek yaptığınızda karışık olmadığını göreceksiniz. Bu şekilde listeler oluştururken aynı önemdeki maddeler için farklı renkler tanımlarsanız, sayfada daha iyi bir etki oluşturabilirsiniz.

Örnek:
<ul> <li><font color="Red" size="+2">Birinci Madde</font> <ol type="i">

<li>Birinci Alt Başlık

<li>İkinci Alt Başlık

<li>Üçüncü Alt Başlık

<li>Dördüncü Alt Başlık

</ol> </ul>

Bu şekilde bir liste oluşturduğunuzda sayfadaki görüntü;

ç Birinci Madde
i. Birinci Alt Başlık
ii. İkinci Alt Başlık
iii. Üçüncü Alt Başlık
iv. Dördüncü Alt Başlık

şeklinde olacaktır. Görüldüğü gibi ana başlıklara ayrı bir renk ve boyut tanımlanarak, bunlar alt başlıklara nazaran vurgulanmıştır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -37-


İnternet Bu haftaki yazımızda site mimarları tarafından sık sık kullanımına başvurulan, fakat yararlarının yanısıra sayfaya ayrı bir yük de bindiren çerçeveleri ya da yaygın İngilizce kullanımıyla Frameleri incelemeye çalışacağız. Çerçeveler çoğu zaman sayfada bize büyük kolaylıklar sağlar. Kısaca aynı pencerenin içerisinde iki ya da daha fazla ayrı sayfayı aynı anda görüntülememizi sağlayan yapılardır. Sayfa tasarlarken çerçeveler kullanarak çok değişik ve renkli tasarımlar ortaya çıkarabilmek mümkündür. Fakat bir kez daha yineleyelim ki, kullanımı büyük dikkat ister ve aşırılığa kaçmamak her zaman yerinde olur. Ayrıca çerçeveler ile hazırladığınız sayfaların kontrollerini mutlaka bir kaç farklı tarayıcıda test etmenizi öneririz. Çünkü bazı tarayıcılar sizin çerçeveler kullanarak hazırladığınız sayfaları desteklemiyor olabilir.

İlkönce bir örnekle bir çerçeve setinde ne tür elemanların bulunduğunu görelim.

<frameset rows="100,400" bordercolor="#000000" framespacing="0" border="0">

<frame name="ustframe" src="ustframe.html" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" noresize>

<frameset cols="200,300,*" frameborder="0" framespacing="0" border="0">

<frame name="solframe" src="solframe.html" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" noresize>

<frame name="ortaframe" src="ortaframe.html" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="yes" frameborder="1" noresize>

<frame name="sagframe" src="sagframe.html" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" noresize>

</frameset> </frameset>

Bu örnekte de görüldüğü gibi ve komutları ile ilkönce pencere yatay ve dikey alanlara bölünmüş ve daha sonra komutları ile bu bölünen alanların öznitelikleri tanımlanmıştır.

<FRAMESET> için tanımlayabileceğimiz öznitelikler şunlardır.

border="X" Çerçeveler için tanımlanan sütun ya da kolonların çerçeve kalınlığını belirtir.

bordercolor="X" Çerçeveler için tanımlanan sütun ya da kolonların çerçeve rengini tanımlar.

framespacing="X" Sütun ya da kolonlardaki çerçevelerin birbirleri arasındaki uzaklığı belirtir.

için tanımlayabileceğimiz öznitelikler ise şunlardır.

name="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan çerçevenin adını belirtir.

src="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan çerçevenin adresini belirtir.

marginwidth="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan çerçevenin kenar uzaklığını belirtir.

scrolling="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan çerçevede scroll olup olmayacağını belirler.

frameborder="X" Çerçevelerin kenar kalınlıklarını belirtir.

Yukarıdaki öznitelikler için tanımlanacak ölçüler piksel cinsindendir. Yanlızca scrolling için yes ya da no tanımlaması yapılabilir.

Kolonlar ve Sütunlar
İnternet ortamında yayınlanmak üzere hazırladığınız sayfalarda eğer çerçevelerden (frame) yararlanıyorsanız, bu çerçevelerde kolon ve sütunları nasıl kullanacağınızı bilmelisiniz. Bir çerçeve oluştururken COLS ya da ROWS parametrelerinden birisini mutlaka kullanmalısınız. Kolon ya da sütunlarda bölümler oluştururken kullanacağınız ölçüleri piksel ya da % cinsinden verebilirsiniz. Bu bölünme yapılırken kullanılan * işareti özel bir anlam taşır. Bu işareti bir bölüm için kullandığınızda tarayıcı ilgili sayfada önce piksel ya da% olarak tanımlanmış alanları baz alır. Kalan alanı da * işaretli yer için kullanır. Bu işareti çerçeveleri tanımlarken birden fazla kullanabilirsiniz.

Örnek:

<FRAMESET ROWS=10%, 500, *>

Yukarıdaki örneğin 800x600 piksel çözünürlükteki bir ekranda tasarlandığını varsayarsak, tarayıcımız birinci, yani en üstteki çerçeve için ekran genişliğinin yüzde 10'unu, ikinci yani bir alttaki çerçeve için 500 piksel ve son çerçeve için de kalan kısmı ayıracaktır.

<FRAMESET ROWS=1*, 10%, 500, 10%, 3*> Bu örnekte ise tarayıcı çerçeveler için tanımlanan alanları belirlerken ilk önce yüzde 10, 500 piksel ve yine yüzde 10'luk alanları ayırdıktan sonra kalan alanı birinci çerçeve için 4/1, beşinci çerçeve için 4/3 oranında kullanır.

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -38-


Bu haftaki yazımızda geçen hafta ilk bölümünü yayınladığımız, site mimarları tarafından sık sık kullanımına başvurulan, fakat yararlarının yanısıra sayfaya ayrı bir yük de bindiren çerçeveleri yada yaygın İngilizce kullanımıyla Frame leri incelemeye devam edeceğiz. Çerçeveler, dediğimiz gibi, çoğu zaman sayfada bize büyük kolaylıklar sağlar. Kısaca aynı pencerenin içerisinde iki ya da daha fazla ayrı sayfayı aynı anda görüntülememizi sağlayan yapılardır. Sayfa tasarlarken çerçeveler kullanarak çok değişik ve renkli tasarımlar ortaya çıkarabilmek mümkündür.

COLS ve ROWS ile rameset'inizi nasıl böleceğinizi belirlersiniz. Bu parametrelerin ikisinden birini vermeniz zorunludur. Bölümlemeyi yaparken değerleri piksel cinsinden (x) veya yüzde cinsinden (x%) verebilirsiniz. * işareti ise özel bir anlam taşır. * verdiğiniz zaman, tarayıcı önce x veya x% olarak verdiğiniz değerlere bakar ve bunlara gereken boşluğu ayarlar. Daha sonra kalan boşluk ise * işaretiyle belirtilen yerlere ayrılır. Örneğin, ekranımız 800x600 genişliğinde olsun ve biz de kullanmış olalım. Tarayıcı en üstteki frame'e 800x10%=80 piksel, bir altındakine 500 piksel ve en alttakine de kalan 800-(80+500)=220 piksellik alanı ayırır. * işaretini birden fazla kere kullanabilirsiniz, örneğin aşağıdakilerin hepsi geçerli tanımlamalardır:

<FRAMESET ROWS=*, 10%, 500, *>

<FRAMESET ROWS=*, *>

<FRAMESET ROWS=1*, 10%, 500, 10%, 3*>

Yukarıdaki 1* ve 3* kullandığımız zaman taryıcı, 2. sıradaki 10%'i, 3. sıradaki 500 piksel'i ve 4. sıradaki 10%'i ayırdıktan sonra kalan boşluğu 4 eşit parçaya ayırıp en üstteki frame'e 1, en alttaki frame'e de 3 birimlik yer ayırır.

Tipik bir frameset tanımlaması şöyledir:

<HTML>

<HEAD>

<TITLE>Frameset denemesi</TITLE>

</HEAD>

<FRAMESET COLS="20%,80%" BORDER="0" FRAMESPACING="0">

< FRAME SRC="sol.html" NAME="sol" SCROLLING="NO" MARGINWIDTH="5" MARGINHEIGHT="5" NORESIZE>

<FRAME SRC="sag.html" NAME="sag" MARGINWIDTH="0" MARGINHEIGHT="0" RESIZE>

</FRAMESET>

<NOFRAMES>

<BODY TEXT="#333333" BGCOLOR="#FFFBF0" LINK="#000099" VLINK="#006600" ALINK="#009999">

Tarayıcınız frame'leri desteklemiyor.

<A HREF="http://home.netscape.com/download/">Netscape Navigator'ı yüklemek için buraya basınız

</BODY>

</NOFRAMES>

</HTML>

NOT: Yukarıda BODY kısmı olmasına rağmen bir çok frameset tanımlamasında bu blok hiç yoktur.

<FRAMESET>'le yeni bir frameset'i tanımladık, ama parametresiz hiçbir işe yaramaz. Alabildiği parametreler:

COLS=x|x%|*|x*, x|x%|*|x*....

ROWS=x|x%|*|x*, x|x%|*|x*....

BORDER=x

FRAMESPACING=x

<NOFRAMES></NOFRAMES> ikilisiyle de tarayıcısı frameset'leri desteklemeyen kullanıcılarda görülecek olan metni girebilirsiniz.

NOT: <NOFRAMES></NOFRAMES> ikilisini vermeden BODY bloğu açarsanız, frameset'iniz yerine bu BODY bloğu görülecektir.

Ayrıca, Netscape Navigator'a özel olarak BORDERCOLOR=Ayraç_Çizgisi_Rengi ve FRAMEBORDER=YES|NO parametrelerini de verebilirsiniz. FRAMEBORDER sanıldığından biraz farklı olarak, aradaki çizginin 3D etkisinin olup olmayacağını verir.

Frameset'ler içiçe gömülebilir, yani bir <FRAMESET></FRAMESET> ikilisi arasında bir tane daha <FRAMESET></FRAMESET> tanımlayabilirsiniz. Örneğin:

<FRAMESET ROWS=100, 500, *>

<FRAME SRC=ENUST.HTML>

<FRAMESET COLS=150, *>

<FRAME SRC=TOC.HTML>

<FRAME SRC=CONTENTS.HTML>

</FRAMESET>

<FRAMESET COLS=150, 200, *>

<FRAME SRC=SOLALT.HTML>

<FRAME SRC=ORTAALT.HTML>

<FRAME SRC=SAGALT.HTML>

</FRAMESET>

</FRAMESET>

YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET -39-


İnternet'de HTML ile sayfa hazırlarken sayfalarınızda ses dosyaları kullanabilirsiniz. Hazırladığınız sayfalar kullanıcıların tarayıcılarında görüntülenirken kullandığınız ses dosyaları da çalışır ve kullanıcı sayfayı takip ederken ses dosyasını da dinleyebilir. Fakat tabii ki bu tür sayfalardaki ses dosyalarını dinleyebilmeniz için bilgisayarınızda ses kartı olmalıdır.

Sayfa hazırlarken ses dosyaları kullanmak her zaman iyi sonuçlar vermeyebilir. Sayfa ile uyumlu ses ya da müzik dosyaları kullanmak ve bu dosyaların çok yüklü, ağır dosyalar olmamasına dikkat etmelisiniz. Eğer İnternet'te sık sık sörf yapıyorsanız ve bilgisayarınızda ses kartı da varsa mutlaka sesli sayfalara rastlamışsınızdır. Bu sayfaların bir kısmı mutlaka hoşunuza gitmiştir. Bir kısmı ise aşırı gürültülü, sayfa ile uyumsuz bir müzik olduğu için ya da sayfa çok yavaş görüntülendiği için sizi rahatsız etmiştir. Söylediğimiz gibi ses dosyalarını hazırladığınız sayfalarda çok dikkatli kullanmalı ve sayfanın bütünlüğünün bozulmamasına dikkat etmelisiniz.

Sayfalara kulak verin
Sesli HTML sayfaları hazırlamak için öncelikle kullanacağınız ses dosyasını hazırlamalı ya da bulmalısınız. Bunun için yine İnternet'i kullanabilirsiniz. İnternet'te bu konuda sınırsız alternatifiniz olacaktır. Bazı yardımcı programları da kullanarak bu ses ya da müzik dosyalarını bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz. Ses dosyaları seçerken ağırlık açısından MIDI uzantılı dosyalar seçmenizi tavsiye ederiz. En uzak durmanız gereken format ise WAV olacaktır. Gerektiğinde MPG, MOV veya AVI de kullanabilirsiniz. Sayfanızda kullanmak için uygun bulduğunuz ses dosyalarını elde ettikten sonra sıra bu dosyaları sayfaya nasıl yerleştireceğinizi anlatmaya geliyor. Bunu yapabilmek için kullanacağınız takı <EMBED> dir.

Bu takının da kendi öznitelikleri vardır ve bu öznitelikleri kullanarak ses dosyasının sayfada ne şekilde kullanılacağını belirleyebilirsiniz. Şimdi kısaca bu öznitelikleri açıklayalım. Autostart=true
Bu öznitelik sayfa kullanıcıların tarayıcılarına tamamen yüklendiğinde ses dosyasının çalışmaya başlayacağını belirtir.

Autostart=false
Sayfanın yüklenmesinden sonra ses dosyasının otomatik olarak çalışmaya başlamasını istemiyorsanız bu özniteliği kullanmalısınız. Bu durumda kullanıcı ses dosyasını çalıştırıp çalıştırmamaya kendisi karar verecektir.

Hidden=true
Ses dosyasına komuta eden butonların sayfada görüntülenmesini engelleyen bir özniteliktir.

Hidden=false
Ses dosyasına komuta eden butonların sayfada görüntülenmesini bu öznitelik gerçekleştirir.

<EMBED> takısını sayfada elemanının içinde kullanmalısınız. Aşağıdaki örnekte <EMBED> takısının HTML kodu içine nasıl yerleştirildiğini görebilirsiniz.

<html>

<title>Örnek: EMBED takısının kullanılması</title>

</head>

<body>

<embed autostart=true hidden=true src=sesdosyalari/deneme.mid>

<font face=arial size=2 color= #FF0F0F>Şu anda deneme isimli ses dosyasını dinliyorsunuz

</body>

</html>

Örnekte deneme.mid isimli ses dosyası kullanılmıştır. Görüldüğü gibi bu bir MIDI dosyasıdır ve diğer formattaki dosyalardan daha az yer tutacağı için tercih edilmiştir. Autostart özniteliğine true değeri verilmiş ve ses dosyasının sayfa görüntülendiği zaman otomatik olarak çalışmaya başlaması sağlanmıştır. Ayrıca yine hidden özniteliğine de true değeri verilmiş ve butonların sayfada görüntülenmesi engellenmiştir. SRC özniteliği dosyanın bulunduğu yeri yani adresi gösterir. Örnekte deneme.mid isimli ses dosyası sesdosyalari ismindeki klasörün içinde bulunmaktadır.

Katkılarından dolayı : Deniz TÜRKMEN’e Teşekkürlerimizle .

Copyright : Deniz TÜRKMEN star gazete mico eğitimi bölümü

 

 

Bu web sitesi ile ilgili soru veya sorunlar [ microsoft.hdinek@gmail.com  ] adresine gönderilmelidir.
 Telif Hakkı © 2006 [ Sakarya Web Hizmetleri ]. Tüm Hakları Saklıdır.             
www.hayati.web.tr.tc microsoft.hdinek@gmail.com
::: Adverstorial:::


Sitemiz bir Aktif Haber , NTV , İHA , Cihan H.A., Webmasterim.com ve Mysite Üyesidir. Son güncelleme : 26/11/2006 17:30