|
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
İnternet nedir? Dünya üzerindeki çeşitli
bilgisayarların birbirlerine bağlanarak oluşturduğu
küresel bir bilgisayar ağıdır. Ağdaki değişik
bilgisayarlar ortak bir dil kullanarak birbirleriyle
‘konuşur’ ve insanların bilgi paylaşmasına olanak verir.
Bilgisayar ağı nedir? Bilgisayarların
birbirine bağlanarak oluşturdukları ortamın adıdır.
Topolojik yapıları bir ‘ağ’a benzediğinden dolayı ‘ağ’
denmiştir.
İnternet’e nasıl bağlanılır? Bir bilgisayar ve
uygun bir hatla bağlanılır. Bu hat normal bir telefon
hattı olabilir. Telefon hatları yaygın olarak
kullanılmakla birlikte, daha pahalı fakat hızlı
seçenekler de vardır.
Telefon hattıyla İnternet’e nasıl
bağlanılır? Bir İnternet Servis Sağlayıcı (İSS)
kuruluşla anlaşılır. Bu kuruluş, aylık belli bir miktar
karşılığında sizin İnternet’e bağlanmanızı sağlar. Size
verdiği telefon numarasını modem cihazı ile donatılmış
ve gerekli yazılımlar yüklenmiş bir bilgisayardan
çevirdiğiniz zaman, size verilen kullanıcı adı ve
şifreyle İSS bilgisayarları ile bağlantı kurulur. O
bilgisayarlar da İnternet’in omurgasına bağlı oldukları
için sizin bilgisayarınız da bu büyük ağa dahil olmuş
olur.
İnternet’e bağlanmak için gerekli olanları
özetlersek:
· Bilgisayar
· Modem (bilgisayarların telefon hatlarından
‘konuşmasını’ sağlayan cihaz)
· Modeminizi bağlayacak her hangi bir
telefon hattı
· İSS tarafından sağlanmış bir bağlantı
hesabı (account)
· Gerekli bilgisayar yazılımları (İnternet’e
bağlayacak ve bağlandıktan sonra kullanılacak bazı özel
programlar)
İnternet’e bağlandım, şimdi ne
yapacağım? İnternet ağının sunduğu çeşitli hizmetler
var. Bunlardan biri ‘Hyper Text’ dediğimiz; resim, ses
ve yazıyla zenginleştirilmiş sayfalardır. Bu sayfalara
bakmak için ‘browser’ (tarayıcı) adı verilen sayfa
gösterici programlardan faydalanırız. Bu sayfalar
‘sunucu’ adı verilen ve sürekli İnternet’e bağlı olarak
bulunan büyük ve hızlı bilgisayarlarda barınır.
Sunucuların birer İnternet adresi vardır (www.star
gazete.com gibi). Adresi browser’ın adres kısmına
girdiğiniz zaman, browser adresteki sunucuya bağlanıp
ilgili sayfaları ekranınıza getirecektir. Yani
İnternet’teki bilgisayarlar sürekli olarak birbirlerine
bağlı değildir, ancak gerektiğinde bağlantı sağlarlar.
Bu yaygın kullanımın haricinde, İnternet’i
haberleşme amaçlı da kullanılabilirsiniz. E-posta
(elektronik posta) ya da e-mail dediğimiz haberleşme
şekli büyük rahatlık getirmektedir. Bir e-posta programı
ile her tür yazışmanızı yapabilir, mektuplarınızı
dünyanın öbür ucuna saniyeler içinde gönderebilirsiniz.
Bunun için bir e-posta kutunuz ve e-posta adresiniz
olması yeterlidir. E-posta kutunuz e-posta adresi
aldığınız kuruluşun sunucularında bulunur. Postanız
adresinize geldiği zaman İnternet’e bağlanarak gelen
mesajları bu kutudan çekersiniz. Mesela bağlantı
sağladığınız İSS size ücretsiz olarak bir e-posta adresi
tahsis etti (isim@iss.net.tr gibi). E-posta okuyucu
programınızda gerekli ayarları yaptıktan sonra, ki bu
ayarlar İSS tarafından belirtilir, artık kolayca e-posta
gönderebilirsiniz.
İnternet’i eğlence amaçlı olarak da
kullanabilirsiniz. Sohbet etmek (IRC, ICQ gibi
programlar ile), diğer insanlarla birlikte oyun oynamak
(tavla, satranç, okey gibi), resimler ve animasyonlar
içeren e-kart’lar göndermek İnternet kullanıcıları
arasında oldukça yaygındır.
İnternet ile ilgili sorularınızı bekliyoruz.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-2-
Geçen hafta tarayıcı (browser) programlarının
İnternet sayfalarına bakmak, e-posta’nın haberleşmek
için kullanıldığından sözetmiştik. Şimdi bu konuda
birkaç basit püf noktasından bahsedelim.
Tarayıcı programınızı tanıyın Değişik
platformlar için çok çeşitli tarayıcı programları
bulunuyor, sayısı 50 civarında. Bunlar içinde en çok
kullanılan iki tarayıcı ise Internet Explorer (IE) ve
Netscape Navigator (NN). Tarayıcı programınızı, ‘Help
-> About’ seçeneği ile tanıyabilirsiniz. Burada adı,
üreticisi ve sürüm numarası gibi bilgiler yer almakta.
‘http://’ kullanmayın Adres satırının
başındaki ‘http://’, yazacağınız adresin bir ‘sayfa’
adresi olduğunu belirtir (mesela dosya adreslerinde
‘ftp://’ kullanılır). Buraya bir şey yazmadan direkt
adres yazarsanız program başına otomatik olarak
‘http://’yi ekleyeceğinden bu harflerin silinmesinde ya
da yazılmamasında bir sakınca yoktur.
Adreslerinizi saklayın Tarayıcı
programlarının hemen hepsinde adresleri
saklayabilirsiniz. IE’de ‘Sık Kullanılanlar’ (Favorites)
NN’de ise ‘Bookmark’ olarak geçen özellik şu şekilde
çalışır: Sık sık uğradığınız ya da adresini unutmamanız
gereken önemli bir sayfaya girdiniz diyelim. Sayfa
ekrandayken tarayıcı programın ilgili seçeneğini seçerek
sayfanın adresini bir çeşit deftere kaydediyorsunuz.
NN’de ‘Bookmarks’ seçeneği altındaki ‘Add Bookmark’ ile
yapılan bu işlem IE’de ‘Sık Kullanılanlar’ (Favorites)
seçeneği altındaki ‘Sık Kullanılanlara Ekle’ (Add to
Favorites...) seçeneği ile yapılıyor. Diğer tarayıcı
programlarda da buna benzer seçenekler kullanılıyor. Bu
kısa işlemi yaptıktan sonra artık bu sayfanın adresini
her seferinde elle girmek zorunda değilsiniz. Artık
sayfanız ‘Bookmarks’ ya da ‘Sık Kullanılanlar’
(Favorites) altında kayıtlı ve bir fare basımı
uzaklıkta.
Pencereler açın Bazı durumlarda aynı anda
birden fazla İnternet sayfasına bakmanız gerekebilir.
Mesela ekranda star gazetesinin sayfası açık.
Güzel güzel okurken birden komşunuz çıkageldi ve
ÖSYM’den bir sınav sonucu öğrenmek istediğini söyledi.
Bu durumda ÖSYM’nin İnternet adresini girerek gazete
sayfasının ekrandan gitmesine yol açmak yerine, yeni bir
tarayıcı penceresi açıp ‘Dosya -> Yeni Pencere / File
-> New Window’ buradan ÖSYM’ye girebilirsiniz. ÖSYM
sayfası açılana kadar diğer sayfayı okuyabilir, işi
bitince de kapatıp sayfanıza geri dönebilirsiniz. Bir
çok yeni pencere açarak onlarca sayfaya aynı anda
bağlantı sağlamanız ve bunların arasında kolayca geçiş
yapmanız mümkün ancak verim de aynı oranda düşecektir
unutmayın.
Açılış sayfanızı belirleyin İnternet’e
bağlanma amacınız Hotmail benzeri yerlerden e-posta
gönderip almak ya da belli bir adresten hisse
senetlerini kontrol etmek mi? Ya da İnternet’e bağlanıp
tarayıcı programınızı açtıktan hemen sonra mutlaka
gazete sayfalarına mı göz atıyorsunuz? O zaman tarayıcı
programınıza küçük bir ayar yapmanızda yarar var. NN’de
‘Edit -> Preferences -> Navigator altında Home
Page -> Location’ satırı, IE’de ise ‘Araçlar (Tools)
->İnternet Seçenekleri (Internet Options) -> Genel
(General) altında Home Page -> Address’ satırı yer
alır. Bu satıra bir sayfanın adresini yazarsanız
tarayıcı program ilk açıldığında hemen bu adrese
bağlantı sağlar. Mesela buraya http://www.yahoo.com
yazarsanız, tarayıcı program ilk açıldığında Yahoo
sitesine girecektir. Tarayıcı programın üst kısmında yer
alan ve üzerinde ev resmi bulunan ‘Home’ düğmesi de bu
adrese dönülmesini sağlar.
E-posta’nızı ayarlayın Eğer sahip olduğunuz
e-posta ‘POP3’ ise, yani sadece İnternet sayfaları
üzerinden erişilmeyip, e-posta programları üzerinden
ulaşılabiliyorsa o zaman bir e-posta okuyucu program
bulup gerekli ayarlamaları yapmalısınız.
Okuyucu olarak IE’nin yanında gelen ‘Outlook
Express’ ya da ‘Netscape Communicator’ içinden NN ile
birlikte çıkan ‘Messenger’ programlarını
kullanabileceğiniz gibi, ‘Eudora’ gibi 3. parti
programlar da kullanabilirsiniz.
Programların ayarlar kısmına bakıldığında
girilecek bilgiler genelde aynıdır: İsim (name),
kullanıcı adı (login), şifre (password), Posta kutusu
(Incoming mail server POP3), Giden posta sunucusu
(Outgoing mail server SMTP). İsim kısmına,
mesajlarınızda gözükmesini istediğiniz bir şekilde
isminizi giriyorsunuz. Alıcılar bu şekilde mesajın
kimden geldiğini anlayabiliyorlar. Kullanıcı adınız,
e-posta adresinizdeki ‘@’ işaretinin solunda kalan
kısımdır. Şifre de e-posta sağlayan kuruluş tarafından
size bildirilmiş, sizin ya da onların belirlediği harf
ve rakamlar dizisidir. Posta kutusu genelde ‘mail’ ile
başlayan ve e-posta sağlayan kurumun adresini içeren bir
adrestir (mail.rt.net.tr gibi.) Bu adres, size gelen
mesajları barındıran posta kutunuzu içerir ve size
e-posta sağlayan kurum tarafından bildirilmelidir. Giden
posta sunucusu ise mesaj gönderme işini yapan sunucudur
ve mesaj alma işini yapan sunucudan (adres olarak aynı
da olsa) farklıdır. Buraya da posta kutusu kısmına
yazdığınız adresin aynısını yazabilirsiniz.
Artık e-posta alıp gönderebilirsiniz. Ancak
bilgisayar değiştirme durumunda ya da mesajları başka
bilgisayardan okuma durumunda bu ayarların yeni
bilgisayardaki programda tekrar yapılması gerekmektedir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-3-
Adresin doğruluğundan emin olun Dergilerde,
gazetelerde ya da telefondan alınarak yazılan İnternet
adreslerinin içinde mutlaka yanlış ya da eksik
yazılanlar çıkacaktır. Bunun sonucunda karşımıza bir
takım hata mesajları çıkar. Normalde böyle durumlarda
yapacak fazla bir şey yoktur. İnternet
sayfalarındaki adresleme mantığını biraz incelersek bazı
hataların üstesinden gelebiliriz. Dilerseniz en sık
karşılaşılan hatalara örneklerle göz atalım:
DNS (Domain Name Server) hatası ‘The server
does not have a DNS’ ya da ‘Cannot find server or DNS’
gibi bir mesajla karşılaşırsanız bunun iki sebebi
olabilir: 1-Yazılan adres yanlış. 2-Bilgisayarınızın ya
da ulaşmak istediğiniz sunucu bilgisayarın İnternet
bağlantısıyla ilgili problemleri var. Eğer başka yerlere
bağlanabiliyorsanız, adresi bir, iki kez daha deneyin.
Yine aynı hatayı alıyorsanız adresi kontrol edin.
Adresin içinde ‘ğ, ü, ş, ı, ö, ç’ harflerinin
geçmediğinden emin olun. Eğer adres uzunsa ‘/’
işaretinden sonraki kısmı yazmanıza gerek yok, çünkü bu
hata adresin ilk kısmını yani ana kısmı ilgilendiriyor.
Adresi küçük harflerle ve boşluksuz olarak yazın.
Noktaların doğru yerde olduğundan emin olun, adresin
sonuna nokta koymayın.
Adresin yapısı genellikle
‘altisim.isim.uzantı.ülke’ şeklindedir. ‘Altisim’ www,
oyun, mail gibi adlar alabilir. ‘İsim’ ise stargazete,
cnn, iett gibi adresin tescilli kısmıdır. Çoğunlukla
buradaki yanlışlık DNS hatasına sebep olur, çünkü böyle
bir isim (Domain Name) bulunamamıştır.
Uzantı kısmı ise Türkiye’deki siteler için com,
net, org, gen, gov, edu, mil, k12, nom, bbs olabilir.
Bunlardan biri değilse yanlış yazılmış olabilir, bunlara
en yakın olanı deneyin. Bazı ülkeler bu uzantıları hiç
kullanmaz, bazıları ise ‘com’ yerine ‘co’ şeklinde
kısaltarak kullanırlar.
Sondaki ülke kodu iki harflidir. ABD hariç tüm
ülkelerin adresleri bu iki harfli ülke imzasını taşır.
Türkiye (tr) gibi. Adresin buna uygunluğunu kontrol
ederek tekrar deneyin.
Hızlı mönüyü kullanın ‘Pop-up’ tabir edilen ve
ekranın istediğiniz yerinde açılabilen seçeneklerle
tarayıcı programınızı çok daha verimli
kullanabilirsiniz. Genelde sağ fare tuşuyla çıkan bu
seçenekler, tarayıcı programın değişik mönülerindeki
seçeneklerden en çok kullanılabilecek olanları kapsar.
Mesela tarayıcınızda açık olan sayfada bir çok link
(diğer sayfalara bağlantı) var diyelim. Normalde bu
bağlantılara tek tek girip çıkmak hem zahmetli hem de
zaman kaybettirici bir iş. Ama bağlantının üzerinde sağ
fare tuşuna basarsanız (fareniz tek tuşlu ise basılı
tutmayı deneyin), çabucak bir mönü açıldığını
görürsünüz. Bu sefer sol fare tuşuyla ‘open in new
window’ seçeneğini seçerek yeni bir tarayıcı penceresi
içinde istediğiniz sayfayı açtırmış olursunuz.
Hoşunuza giden sayfanın adres defterine nasıl
ekleneceğini geçen hafta görmüştük. Şimdi bu işlemin
daha da kolaylaşacağını göreceksiniz. Yine sağ fare tuşu
ile mönümüzü çağıralım. Buradaki ‘add to bookmark’ ya da
‘add to favorites’ seçenekleriyle sayfanın adresini
hemen kaydedebilirsiniz.
Aynı şekilde ileri (forward), geri (back) ve
tazeleme (refresh/reload) işlemlerini de bu mönü
yardımıyla gerçekleştirmeniz mümkün. Özellikle
çerçevelerle bölünmüş (frame’li) sayfalarda, eksik çıkan
çerçeveli kısmın yeniden gelmesi için bu mönüdeki
tazelemeyi kullanabilir, böylece tüm sayfayı yeniden
beklemekten kurtulabilirsiniz.
E-posta püf noktaları İnternet’te dolaşırken
çok hoşunuza giden bir resim, animasyon ya da sayfa
gördünüz. Bunu hemen arkadaşlarınıza gönderme isteği
kapladı içinizi. Evet arkadaşları anımsamak gerçekten
hoş ama ne kadar yüklü mesaj, o kadar veri aktarımı ve
işgal edilen bant genişliği, meşgul hatlar... Tabi sizin
şişen ‘giden’ kutunuzu ve bulunamayan adresler sonucu
aynen geri dönen mesajları söylemeye hiç gerek yok.
Sıkça yapılan bu hatanın asıl sebebi, çıkış
noktası. Bu türdeki bir mesajı ilk hazırlayıp gönderen
kişi, mesajın içine koyduğu büyük bilginin kendisini
değil de kaynağını (İnternet adresini) koysaydı, ne
kendisi ne de mesajı gönderdiği kişiler sıkıntı
çekerlerdi. Tabii bu bilgi (resim, film, yazı vs.)
İnternet üzerinde bir yerlerde olmak durumunda, kişinin
kendi yazıp çizdiği şeyler için bu örnek geçerli değil.
Örneğin star gazetesinin UEFA özel
bölümünde gezinirken video arşivi sayfasındaki bir gol
pozisyonunun filmi çok hoşunuza gitti. Çekip
seyrettikten sonra arkadaşlarınıza da göndermek
istediniz. Yeni bir mesaj sayfasına dosya ekleme (attach
file) seçip 500 KB uzunluğundaki film dosyasını eklemeyi
düşünüyorsunuz. Ancak onun yerine mesaja bir tek satır
yazmanız yeterli:
http://www.stargazete.com/ozelhaber/ucl99/arsiv/milanaway.mpeg
İstediğiniz bir bağlantının üzerinde (burada,
filmi seyretmek için tıkladığınız bağlantının üzerinde)
hızlı mönü açıp ‘copy link location’ ya da ‘copy
shortcut’ seçeneğini seçerseniz, mesajınızın içine bu
bağlantının yukarıdaki gibi tam adresini
yapıştırabilirsiniz.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-4-
TARAYICI PÜF NOKTALARI
Geçen haftaki DNS
hatasından sonra bu hafta da en sık karşılaşılan bir
başka hata ile devam ediyoruz:
404 NOT
FOUND Hayır tarayıcı programınız yapıştırıcı
aramıyor. Yalnızca istenen sayfa bulunamadı ve sunucu
bilgisayardan sayfa yerine 404 kodlu ‘sayfa bulunamadı’
hatası geri döndü.
Diyelim ki dergide yazılı uzun
bir İnternet adresini tarayıcıya girdiniz. Sonra sayfa
çıkacak diye beklerken bir baktınız ki ‘Page not found’
ya da ‘not exist’ mesajı içeren bir sayfa belirdi.
Yalnız dikkat, bu sayfalar genelde çok anlaşılır olsa da
bazı siteler özel ‘bulunamadı’ sayfası içeriyor ve süslü
tasarımıyla tıpkı normal bir içerik sayfası gibi
durabiliyor. Sonuçta böyle bir durumda;
1-
Dergideki adres yanlış olabilir, 2- Klavyeden
girerken yanlış harflere basılmış olabilir, 3- Böyle
bir sayfa yok ya da kaldırılmış olabilir.
Bu
durumda yapılabilecekler; 1- Basılı adres ile
yazdığınız adresi tekrar kontrol edin. 2- Basılı
adresler altı çizili olarak basılmışsa ve adresin içinde
boşluk geçiyorsa bu büyük ihtimalle orada alt çizgi ‘_’
karakterinin varolduğunu gösterir. Altı çizili satırda
‘_’ karakteri boşluk gibi algılanabiliyor. 3- Eğer
basılı adres tamamen küçük harflerden oluşmamışsa, tıpkı
basıldığı gibi (yani büyük harfleri büyük, küçük
harfleri küçük) yazmayı deneyin. 4- Yine olmazsa
adresi, en sağdan başlayarak sola doğru ‘/’ karakterine
kadar silin. Eğer bu şekilde bir sayfa açılıyorsa gelen
sayfadan girmek istediğiniz sayfanın linkini arayın.
Eğer bir sayfa açılmıyor ve aynı hata tekrar ediyorsa,
en sağdan başlayıp sola doğru tekrar ‘/’ karakterine
kadar silin. Bir sayfa açılıncaya kadar bunu
tekrarlayın. 5- Adresin kendisi açılıyor
(http://www.geocities.com gibi) ama alt sayfası hiçbir
şekilde açılmıyorsa
(http://www.geocities.com/SiliconValley/15668/icsayfa/sayfa_03.html)
ve ‘/’ karakterlerine kadar silerek denediğiniz halde
bir sonuç alamıyorsanız büyük ihtimalle ya o adres
yanlış alınmış veya basılmıştır ya da artık İnternet’te
yayınlanmıyordur.
Geçmişe sünger çekmek
Tarayıcı programlar girip çıktığınız sayfaların
adreslerini ve hatta o adreslerdeki sayfaları
resimleriyle birlikte bilgisayarınızın bir köşesinde
saklarlar. Bunun tek sebebi o sayfalara tekrar yapılan
erişimleri hızlandırmaktır.
Gizlilik hakkımızı
biraz zedeleyen bu uygulama doğal olarak bir çok insanı
rahatsız edebilir. Ama üzülmeyin, çaresi var. Netscape
kullanıyorsanız ‘Edit -> Preferences’ altından
‘Advanced -> Cache’ seçeneğine girip ‘Clear Disk
Cache’ düğmesine basarak bilgisayarın diskine
kaydedilmiş tüm sayfaları silebilirsiniz. ‘Preferences
-> Navigator’ altındaki ‘Clear History’ ile programın
aklında tuttuğu adresleri, ‘Clear Location Bar’
düğmesine basarak da adres satırına tıklandığında
listelenen adresleri silebilirsiniz.
Internet
Explorer kullanıcıları ise İnternet Seçenekleri
(Internet Options) altında yer alan geçici dosyaları
silme düğmesine, ‘Delete Files’ basarak bir köşede saklı
sayfaları silebilir, Hemen altındaki ‘Clear History’
düğmesi ile de kayıtlı adresleri
sıfırlayabilirler.
E-posta püf
noktaları Geçen sayımızda, gelen mesajların
başkalarına iletilmesinden bahsetmiştik. Şimdi de buna
başka örneklerle değinelim.
Size gönderilmiş bir
mesaj (bu bir duyuru ya da fıkra olabilir), eğer bir çok
kişiye gittikten sonra size gelmişse, mesajın baş kısmı
mesajı alan diğer kimselerin adresleri ile dolu
olacaktır. Bunun sebebi her iletide (‘forward’da)
mesajın nereden nereye gitmiş olduğunun mesajın başına
ekleniyor olmasıdır. Bu durumda hem mesajın kendisine
ulaşım zorlaşacak, hem de mesaj gereksiz yere
şişecektir. Eğer size iletilmiş bu mesajı siz de
başkalarına iletecekseniz, mesajdaki gereksiz kısımları
silebilirsiniz.
Dikkat edilmesi gereken bir
başka konu da dildir. Büyük harf kullanımı bir çok yerde
bağırmak olarak kabul edildiğinden yanlış anlamalara yol
açabilmektedir. Ayrıca İnternet üzerindeki yazışmaların
büyük bir çoğunluğu özensizdir ve de yazım hatalarıyla
doludur. Yazılan mesajın anlaşılabilir olması için
gönderilmeden önce bir kez daha okunmasında büyük yarar
vardır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-5-
Sanal sohbet
İnternet’in kullanım amaçlarından bir
tanesi de sohbet etmek. Bu tür sohbetlerin verdiği o
gizemli hava bambaşka.
SOHBETİN ADI:
IRC Eminim ki saatlerce yazışan iki insanın sohbeti
telefonda 5-10 dakika kadar sürer. İşin içine diğer
sohbet arkadaşları da katılınca, tam bir mecburiyet
oluyor İnternet üzerinden
sohbet...
AYARLAR Öncelikle bir IRC (Internet
Relay Chat İnternet Üzerinden Sohbet) programına ihtiyaç
var. Tarayıcı programlarla bazı siteler üzerinden sohbet
edilebilmesine karşın, sohbet üzerine kurulmuş
sunuculardan faydalanmak için bu programları kullanmak
gerekiyor. Windows için en bilinenleri mIRC (www.mirc.com) ve
PIRCH. Bunlar haricinde farklı işletim sistemleri için
çok çeşitli programlar da mevcut (http://www.shareware.com/).
Bazıları ücretsiz, bazıları 20$ gibi
kullandıktan sonra ödenebilen lisans ücretleri istiyor.
Programı kurduktan sonra ayarlarına (‘setup’ ya da
‘preferences’) girip bazı ayarlamalar yapmak gerekiyor.
PIRCH’de ise sol üstteki login düğmesine basmanız
yeterli. ‘Name’ ya da ‘Real name’ kısmına gerçek adınızı
(tabii istiyorsanız) giriyorsunuz. ‘User name’ ya da
‘e-mail’ kısmına ise bir e-posta adresi girmelisiniz.
‘Nick name’ kısmına, kullanmak istediğiniz takma adı
girin. Sohbet odalarında gerçek adını kullanan pek az
insana rastlanır. İki aynı takma ad
kullanılamayacağından ikinci bir takma ad daha
girmelisiniz. Bu işlemlerden sonra geriye bir tek sohbet
sunucusu seçmek kalıyor. Programların içinden bir çok
sunucunun listesi çıkıyor ancak bunların hepsi yabancı
ve çoğunda İngilizce konuşmak durumundasınız. Ayrıca
sunucu üzerinde binlerce sohbet odası olduğundan
performans da oldukça düşük. Bu yüzden mümkün olduğunca
yerli sunucuları kullanmakta fayda var. Sunucu girilmesi
gereken yere şu adreslerden birini girebilirsiniz:
irc.doruk.net, irc.fornet.net.tr, irc.gedik.net.tr,
irc.arkadas.com.
HERKESE MERHABA Bağlantıyı
tıkladıktan sonra tek yapmanız gereken beklemek. Bu
biraz (1 dakikaya kadar) zaman alabiliyor. Bağlantı
sağlandıktan sonra bir hoşgeldiniz mesajı ile
karşılanıyorsunuz. Bu ve diğer mesajlar geçtikten sonra
artık sohbet etmeye hazırsınız demektir. İlk yapmanız
gereken sohbet odaları ya da kanallarını (‘channel’)
listeleyip, kendinize uygun olanı seçmek. ‘List
Channels’ gibi bir seçenekle ekranın bir yerinde odalar
alfabetik olarak listelenmeye başlar. Odada kaç kişi
olduğu oda adının hemen yanında belirtilir. Onun yanında
ise konu (‘topic’) belirtilmiştir. Buradan odadakiler ya
da konuşulanlar hakkında fikir edinebilirsiniz. Odaya
fare ile çift tıklayarak girebilirsiniz. Ekranda odaya
özel bir pencere açılır. Bu pencerenin kenarında
odadakiler takma adlarıyla listelenir. Ortadaki büyük
alan konuşmaların (yani yazışmaların) geçtiği yerdir.
Alttaki satır ise sizin yazı yazdığınız kısımdır. Buraya
yazdıklarınız ‘Enter’ tuşuna basıldıktan hemen sonra
ortadaki kısımda belirecek ve odadaki herkes tarafından
görülecektir. Mesela odaya girer girmez buraya ‘herkese
merhaba’ yazabilirsiniz. Sohbetin geri kalanını yine
burayı kullanarak devam ettirebilirsiniz. Odadan çıkmak
için ise pencereyi kapatmanız yeterli olacaktır. Eğer
sohbet odalarından memnun değilseniz üzülmeyin, siz de
bir sohbet odası yaratabilirsiniz. Bunun için ‘Join
channel’ ile bir sohbet odasına girmek istediğinizi
belirtmeniz ve oda adı olarak da kullanılmayan
istediğiniz bir isim yazmanız yeterli. Böylece o isimde
bir oda yaratılacak ve siz de odanın içine gireceksiniz.
Artık insanların odanıza gelmelerini
bekleyebilirsiniz.
IRC konusundaki püf
noktalarına gelecek hafta devam edeceğiz. Buraya kadar
yapılanlarla ilgi problem yaşarsanız bana mesaj
atabilirsiniz.
Kısayol
kullanın Windows kullanıcıları bir sayfaya çabuk
bağlanmak ya da e-posta ile birine hemen mesaj göndermek
için ‘kısayol’dan faydalanabilirler. Bunun için
masaüstüne sağ fare ile tıklayın. ‘Yeni’ (new) altından
‘kısayol’u (shortcut) seçin. Komut satırı sorulduğunda
tam adresi girin (www.ntvmsnbc.com gibi). ‘İleri’ (Next)
ile bir sonraki adıma geçin. Burada da ‘kısayol’unuza
bir isim girin. ‘Kısayol’unuz masaüstünde bu isimle yer
alacak. ‘Son’ (finish) ile işlemi tamamladığınızda,
masaüstünüzde tarayıcınızın logosunu taşıyan ve
köşesinde ok işareti bulunan bir ikon belirecek.
İnternet’e bağlandıktan sonra bu ikona fare ile çift
tıklamanız durumunda hemen tarayıcı programınız açılacak
ve kısayol yaratırken belirttiğiniz adrese girecek.
İnternet’e bağlanma sebebiniz bir iki adrese girmekse,
masaüstüne bu bir iki adresi kısayol olarak
koyabilirsiniz.
E-posta için de aynı yöntemi
kullanabilirsiniz. Komut satırı kısmına mailto:adres
(mailto:dturkmen@stargazete.com gibi) yazmanız yeterli.
Tabi bu ‘kısayol’un düzgün çalışması için bir e-posta
programının yüklü olması
gerekiyor.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-6-
Süslü e-posta mesajları
E-posta mesajlarınızın sevimsizliğinden
sıkıldınız mı? Hiç sorun değil...
Tıpkı bir
İnternet sayfası gibi rengarek ve içi resimli mesajlar
hazırlayabilirsiniz. E-posta programınızın HTML
destekliyor olması yeterli. Eğer IE ile beraber gelen
Outlook Express programını kullanıyorsanız yapmanız
gereken çok basit:
Yeni bir ileti (‘New
mail’) yaratıp, Biçim (‘Format’) mönüsü (1) altından
HTML (‘Rich Text’) biçimini seçmek. Artık bu mesajımızda
renkli yazılar ve resimleri kullanılabiliriz. Bunun için
mesaj yazdığımız bölümün hemen üzerindeki seçeneklerden
faydalanacağız.
Bu çubuktaki seçenekleri
kullanarak yazı tipini değiştirmek (2) ve boyunu
belirlemek (3) mümkün. Ya da hazır başlık boylarından
birini kullanabilirsiniz (4). Yazıyı kalın, yana yatık,
altı çizili yapabileceğiniz gibi istediğiniz bir renkte
de yapabilirsiniz (5). Bir liste yapmak için satır
başlarında sayı mı yoksa işaret mi olmasına karar
vermeniz yeterli (6). Yazdığınız satır fazla sağda ya da
solda kalmışsa hiç önemli değil basamak basamak
ayarlayabilirsiniz (7). Sağa dayama, sola dayama,
ortalama ya da iki yandan düzeltilmiş bir şekle de
sokabilirsiniz (8). Mesajınız içinde metni ayırmanın en
pratik yolu bir çizgi çekmektir (9). Yazdığınız bir
kelime ya da resme link verirseniz (10) mesajınızı
okuyan kişi için oldukça etkileşimli bir mesaj olabilir.
Tabi resminizi koyarken (11) fazla uzun olmamasına
dikkat edin. Eğer mümkünse bir grafik programında
küçültüp öyle gönderin.
Arkaplana bir renk ya da
resim seçmek için ise yine Biçim (1) mönüsünden
faydalanıyoruz. ‘Background’ için renk ve resim
kullanabileceğimiz gibi, programın yeni versiyonlarında
ses de kullanabiliyoruz. Ses kullanacaksanız az yer
kaplaması açısından ‘mid’ uzantılı müzikleri
kullanmanızı öneririm. Ama isterseniz ‘Wav’ ya da ‘ra’
formatında kaydedilmiş sesinizi mesajınızda kullanıp
arkadaşlarınızı
şaşırtabilirsiniz.
Outlook Express’de
durum böyle ama peki ya diğer programlar? Aslında diğer
programlar da pek farklı değil. Mesela Netscape’in
e-posta programında da benzer bir araç çubuğu var ve
üzerindeki düğmeler de hemen hemen Outlook Express ya da
başka bir yazı yazma programınkiyle büyük benzerlikler
gösteriyor. Sonuçta hepsi ‘yazma’ ile ilgili
fonksiyonlar ve çoğu program için standart.
Sohbete devam
Geçen hafta ilk kez sohbete dalıp da heyecan
içerisinde bir şeylerin ters gittiğini düşünenleriniz
olabilir. Bu gayet doğal. Deneyimli sohbetçilerin
arasında insan kendini bir kaos ortamındaymış gibi
hissedebiliyor. Ya da bunu bir oyun gibi algılayıp
karşısındakinin insan olduğunu unutuveriyor. Çömez
damgası yeyip sohbetlerin dışında kalmamanız için bir
kaç ufak ipucu:
Sohbet odaları içinde genelde
‘#beginner’ adında bir oda vardır. Ya da buna benzer
adlar taşıyan (‘#yeni’, ‘#mirc’, vb...) odalarda ‘IRC’
ile yeni tanışan insanların birbirleriyle bilgi
paylaşmasına siz de ortak olabilirsiniz. Yalnız bazı
‘#beginner’ odaları maalesef bazı suistimalciler
tarafından yönetilebilmektedir, yardım alamaz ya da
şüpheli bir hareketle karşılaşırsanız (mesela ‘al şu
dosyayı çalıştır’ demeleri gibi...) orada fazla zaman
kaybetmeden çıkabilirsiniz.
Durup dururken
kendinizi sohbet odasının dışında bulmuşsanız, odadan
atılmış (‘kick’) ya da tamamen kovulmuş (‘ban’)
olabilirsiniz. Chat programınızın açılışta gelen ilk
mesaj penceresine bakarak bunu anlayabilirsiniz (‘You
have been kicked’ ya da ‘banned’ gibi bir mesaj çıkar).
Bu da odadaki bazı insanları özellikle de ‘op’ denilen
ve takma adının yanında @ işareti taşıyanları kızdıracak
davranışlarda bulundunuz demektir. Sizin suçunuz
olmayabilir ama her insan bir değildir ve kafa yapısı
uyuşmayabilir. Kendinize uygun başka bir sohbet odası
seçmenizde fayda var.
Kısaltmalara ve işaretlere
dikkat edin. Sohbette bunlarla çok karşılaşılır. Sonuçta
yazılarak sohbet edilmesinden doğan bazı ihtiyaçlardır
bunlar. Mesela ‘slm’ aslında ‘Selam’ demektir. ‘asl’ ya
da ‘a/s/l’ ise ‘Age/Sex/Location’ yani
‘Yaş/Cinsiyet/Yer’ demektir. Yabancı kanallarda ise
‘brb’ (Birazdan geri döneceğim), ‘lol’ (Çok güldüm), cu’
(Görüşürüz) gibi kısaltmalar sıkça
kullanılmaktadır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-7-
İmzalı e-posta
Yazdığınız mesajların daha anlaşılır olması
ve daha kolay dikkate alınması için sonlarında birer
imzanızın bulunması çok faydalı olacaktır. Tabii ki bu
kalemle atılmış bir imza olmayacak, yalnızca adınızı,
soyadınızı, telefon ve adresinizi belirten basit bir
imza olacak. Tabii kimseye telefon ve adres vermek
zorunda değilsiniz ancak iş dünyasında bunlar bazen
gerekli olabilir. Bir ev kullanıcısı için ise cep
telefonu ya da ICQ numarası gibi bilgiler imza kısmında
yer alabilir.
Mesajınızı belirledikten sonra, bunu bir metin
yazma programında yazıp kaydetmeniz gerekiyor (her
mesajın sonuna imzanızı tekrar tekrar yazmak
istemezsiniz değil mi?). Diyelim şunun gibi bir imza
belirlediniz:
Deniz Türkmen Bilgisayar programcısı / Köşe
yazarı
startek
Bunu bir yazı programında (mesela 'NotePad'de)
yazıp sade metin olarak (txt) istediğiniz bir yere
kaydettiniz (Örneğin 'C:\imza.txt' olsun). Şimdi iş
e-posta programına bu dosyayı haber vermeye kaldı.
Outlook Express kullanıcıları Araçlar / Seçenekler
(Tools / Options) altından İmzalar (signatures) kısmına
girip, 'Yeni' (New) ile yeni bir imza yaratabilirler. Bu
imzanın ne olacağını ise alttaki 'Dosya' (File) kısmına
imza dosyamızı yazarak (C:\imza.txt) belirliyoruz.
Netscape kullanıcıları ise Edit / Preferences içinde
Mail & Newsgroups altındaki 'Idendity'e girerek en
alttaki 'signature' satırına imza dosyasını
girebilirler. Artık sizin de bir imzanız oldu. Güle güle
kullanın.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
TARAYICINIZI GENİŞ TUTUN Yüksek
çözünürlüklerde çalışacak kadar büyük bir monitörünüz
yoksa, üzülmeyin. Tarayıcı programınızı bir miktar
genişletebilirsiniz.
Internet Explorer'a şöyle bir baktığımızda,
ekranın üst kısmının düğmelerle, adres giriş satırıyla
ve kısayol çubuğuyla dolduğunu görürüz. Bunlardan biraz
fedakarlık ederek bir miktar yer kazanmak mümkün. Önce
'View / Toolbars' altından 'Links'i kaldırıyoruz (tabii
kullanmayacaksanız). Daha sonra 'View / Toolbars /
Customize' ile yukarıdaki düğmeleri istediğimiz gibi
ayarlayabileceğimiz kısma geliyoruz. Buradan düğme
çıkartabileceğiniz gibi, soldaki düğmelerden
istediğinizi de ekleyebilirsiniz (Add). Aşağıdaki
seçeneklerden 'No text labels' ile düğme altındaki
yazıları kaldırıyor, 'small icons' ile düğme boylarını
küçültüyoruz. Buradan çıktığımızda karşımıza
tarayıcımızın yeni hali geliyor. Ancak düğmelerin sağ
tarafı boş kaldı. Adres satırını buraya koyarak biraz
daha yer kazanabiliriz. Adres çubuğunu fare ile
sürükleyip (Adress yazan yeri sol fare tuşu ile basılı
tutup fare imlecini düğmelerin sağına kadar getirip)
bırakabilirsiniz. Artık tarayıcınıza birkaç satır daha
fazla sığacak. Daha da fazla görüntü için 'Full screen'
düğmesini kullanabilirsiniz. Böylece tüm ekranı
sayfalara ayırmış olursunuz. Düğmeleriniz siz sayfaya
bakarken kaybolacak, fare imlecini ekranın en üstüne
çıkardığınızda ise tekrar belirecektir. Mönüyü ya da
adres satırını çıkarmak içinse tekrar tam ekran
düğmesine basıp normale dönmelisiniz.
Netscape kullanıcısıysanız Edit / Preferences
altındaki 'Appearance' içinden 'Show Toolbars as
Pictures only' seçeneğini işaretleyip düğmelerin
altındaki yazıları yok edebilir, View / Hide Personal
Toolbar ile de kişisel bağlantılarınızın bulunduğu
çubuğu saklayabilirsiniz. Adres satırını düğmelerin
yanına maalesef taşıyamazsınız ancak istediğiniz zaman
düğmelerin ve adres giriş satırının solundaki ufak
anahtarlarla bunları kapatabilir ve daha geniş bir
görüntü alanı elde edebilirsiniz.
Windows kullanıyorsanız, ekranın altındaki görev
çubuğunun kapladığı alanı da kullanmanız mümkün. Görev
çubuğunun boş bir yerine farenin sağ tuşu ile basıp
'Özellikler'ine girin. 'Otomatik gizle' kutucuğunu
işaretleyip 'Tamam' derseniz, görev çubuğu ancak fare
imleci yaklaştığında görünür olacaktır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-8-
ICQ KILAVUZU
ICQ (I seek you) İnternet’ten
bilgisayarınıza yükleyebildiğiniz, listenizdeki
tanıdıklarınızla İnternet üzerinden haberleşmenize
yarayan çok kolay, kullanışlı bir program. ICQ
bilgisayarınız İnternete bağlandığı zaman aktif hale
geçerek listenizde bulunanlara sizin de İnternet’e bağlı
olduğunuzu gösteriyor, aynı zamanda da onları (online)
görmenizi sağlıyor. O sırada bağlı olmayan (offline)
kullanıcılara mesaj bırakabilir, bağlı olanlarla IRC
stili sohbet de (chat) edebilirsiniz. Tabii her iki
tarafın da makinelerinde bu programın olması gerekiyor.
http://www.mirabilis.com/
adresinden bilgisayarınıza uygun olan sürümü yükledikten
sonra kuruluma başlayacaksınız. Yalnız kurulum
işlemlerine başlamadan önce İnternet bağlantınızı
gerçekleştirin. Eğer İnternet’e bağlanmadan programı
bilgisayarınıza kurarsanız kurulum işlemi
tamamlanmayacaktır. Gerekli yerleri doldurup ‘nick’
olarak tabir ettiğimiz takma adınızı ve şifrenizi
belirledikten sonra ICQ sunucularından size bir ‘UIN’
kullanıcı kimlik numarası verilecek. Şimdilerde 9 haneli
olan bu numara sizin kalıcı ICQ numaranız olacak.
Bütün bu işlemler bittiğinde ‘system
tray’ yani Windows’unuzun sol alt köşesindeki program
ikonlarının olduğu yerde yeşil renkli bir çiçek
gözükecek. Yeşil renkte olması sizin ‘online’ yani
ICQ’ya bağlı olduğunuzu gösterir. İki kere tıkladığınız
zaman ICQ penceresi açılacaktır. Yeni kurduğunuz için
listeniz henüz boş olacaktır. ICQ kullanan
tanıdıklarınızın ‘UIN’ numaralarını öğrenip üzerinde
büyüteç resmi olan ‘Add’ butonuna klikleyin. Açılan
pencere sizin yeni arkadaşlar bulmanıza yarar.
Arkadaşınızın numarasını ‘ICQ Number’ yazan seçeneğin
yanına yazarak ‘Search’ butonuna tıklayın. Sunucu
üzerinde arama yaparak o numaranın kime ait olduğu
açılan yeni pencerede önünüze çıkacaktır. İki defa
kliklediğiniz zaman listenize kaydeder. Eğer
karşınızdaki kullanıcı listenize kayıt olmak için izin
isterse ‘Authorize’ butonunu klikleyin. Aynı şekilde siz
başkasını kaydetmek isterseniz ‘Request’ butonunu
tıklayarak izin isteyin. Ve şimdi listenizde eklediğiniz
arkadaşınızı mavi renkli göreceksiniz. Mavi renkli
olması karşınızda ki kullanıcının şu anda hatta olduğunu
gösterir. Nick’in üzerine tıklayarak gelen mönüden
‘message’ seçeneğini seçin ve mesajınızı yazıp ‘send’
butonuna klikleyin. Mesajınız aynı anda karşınızdakine
ulaşacaktır. Yine aynı listeden ‘Chat’, ‘File’ gibi
seçenekleri seçerek IRC ortamında gibi sohbet edebilir,
dosya transferleri yapabilirsiniz. Şimdilik bu kadar iyi
eğlenceler.
IRC'de Nasıl Kanal Açılır ?
Önceki haftalarda Miço Kursu’nda ele aldığımız
IRC konusuna kanal açma ile devam ediyoruz. Listede
olmayan yeni bir sohbet kanalı yaratmak istediniz
diyelim. Konusu ev hayvanları, adı da ‘#evhayvanlari’
olsun. Mönüden Join channel’i çağırıp kanal adını
girdiniz (ya da komut satırından ‘/Join #evhayvanlari’
girdiniz.) Kanalınız açıldı, takma adınız kanaldakiler
listesinde ve başında @ işareti ile belirdi. Bu işaretin
kanal operatörlerine verildiğini geçen sayılarımızda
belirtmiştik. Şimdi kanala birilerinin gelmesini
beklemeden önce bir iki kural koymakta fayda var.
Önce kanalın konusunu (topic) belirlemeliyiz.
Kanal listesinde de gözükecek bu kısa açıklama,
insanların kanala girip girmeme konusunda daha yardımcı
olacaktır. Kanalda sohbet edenler ise konuşmalarına yön
verebilirler. Pirch’da Topic düğmesine basarak, mIRC’da
ise kanal penceresine çift tıklayarak ayarlara
girebilir, konu satırını yazabilirsiniz: ‘Kedi ve köpek
severler, akvaryum meraklıları, kuş besleyenler...’.
Devamını ‘hepinizi bekliyoruz’ ya da ‘buyurun sohbete’
diye de getirebilirsiniz, ama bu haliyle de gayet açık
anlaşılıyor.
Kullandığınız IRC programında konu
belirlemek için kanal ayarlarına giremediyseniz mesaj
yazdığınız satıra şunu yazabilirsiniz: ‘/topic
#evhayvanlari Kedi ve köpek severler, akvaryum
meraklıları, kuş besleyenler...’
Komutlar
aslında bu şekilde sunucuya gönderilir. Ancak mIRC,
PIRCH gibi programlarda bunu kolaylaştırmak için
fazladan seçenekler eklenmiştir. Programın seçeneklerine
ulaşmak zor geliyorsa komutu elle yazarak da
uygulayabilirsiniz. Bu her IRC programında geçerlidir.
İsterseniz kanala girişleri sınırlayabilirsiniz
(limit channel members), böylece kanal fazla kalabalık
olmaz. ‘/mode #evhayvanlari +l 5’ komutunu girerseniz o
kanal altıncı bir kişiyi kabul etmeyecektir. ‘/mode
#evhayvanlari l’ ile kanalı tekrar eski durumuna
getirebilirsiniz.
Sizin istediklerinizin kanala
girmesini istiyorsanız kanalı ‘invite only’ yaparak
sadece davetlilere açabilirsiniz. Bunun için komut
satırına ya da mesaj yazdığınız satıra ‘/mode
#evhayvanlari +i’ yazmanız yeterli. Artık sizin davet
etmedikleriniz kanala giremezler. Davet etmek içinse
‘/invite TakmaAd #evhayvanlari’ yazmalısınız. Artık
yazdığınız takma adı taşıyan kişi kanalınıza
girebilir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-9-
HABER GRUPLARI
Haber gruplarını (Newsgroup) kabaca İnternet
kullanıcılarının hizmetine sunulmuş ve belirli haber
konularına göre düzenlenmiş, istediğinizde kolayca
ulaşıp gönderebileceğiniz bir çok dosya ve mesajlar
içeren İnternet alanları olarak tanımlayabiliriz.
Binlerce listeden oluşan haber gruplarının özelliği,
hobileriniz ya da ilginizi çeken konularda bilgiye
kolayca ulaşarak bu bilgileri benzer konulara ilgi duyan
diğer İnternet kullanıcıları ile paylaşabilmenizi
sağlamasıdır.
Haber gruplarının televizyon ve
gazetelerden takip ettiğimiz günlük haberlerle pek bir
ilgisi yok. Eğer bir e-posta kullanıcısı iseniz,
İnternet servis sağlayıcınızın (ISS) size sunduğu haber
gruplarından yararlanabilirsiniz. Her ISS binlerce
değişik haber grubundan farklı farklı haber gruplarına
erişim sağlar.
Örneğin siz tutkulu bir sinema
seversiniz, bu konuda bir birikiminiz de var diyelim.
Sizin gibi sinema severlerle fikir alışverişinde
bulunmak, bu sektördeki yenilikleri takip etmek ve bilgi
alışverişinde bulunmak istiyorsanız yapmanız gereken
İnternet servis sağlayıcınız vasıtasıyla sinema ile
ilgili çok sayıdaki haber grubundan birini bulmak ve o
haber grubuna postalanmış yüzlerce mesajı okuyarak bu
mesajlara kendi mesajınızı eklemek.
Bazı ISS’ler
haber gruplarının arşivleme politikalarına göre gelen
mesajları aylarca depolar. Fakat özellikle bazı geniş
haber grupları gelen mesajları belli bir süre muhafaza
edebilmekteler. Siz de ISS’nize bağlı olarak
ilgilendiğiniz haber grubuna gelen eski mesajları
okuyabilirsiniz. Bir haber grubuna gönderdiğiniz mesaj o
haber grubunu kullanan ve konuya ilgi duyan herkes
tarafından okunabilir.
NASIL ÜYE OLUNUR?
Eğer Internet Explorer kullanıcısı iseniz
tarayıcınızdaki standart butonlardaki ya da ‘Outlook
Express’deki haber oku (Read News) butonunu tıklayarak
ISS’nizin size sağladığı ilginizi çeken haber gruplarına
üye olabilirsiniz. Outlook Express’in Haber Oku (Read
News) düğmesine tıkladığınızda açılan Haber grupları
(Newsgroup) erişim listesinde soldaki sütunda haber
sunucuların isimleri görüntülenir. ISS’nizin belirlediği
haber sunucularından birinin üzerine tıkladığınızda
haber gruplarının listesine ulaşabilirsiniz. Eğer
belirli bir konuda haber grubu arıyorsanız ekrana gelen
‘Haber Grupları’ (Newsgroup) penceresinin üst
tarafındaki boşluğa ilgilendiğiniz konuyu girerek o
konuyu içeren haber gruplarını görüntüleyebilirsiniz.
Eğer Netscape Navigator kullanıcısı iseniz haber
gruplarına ulaşmak için ‘communicator’ butonundan
‘messanger’ı ve sonra da sol sütundan ‘news’ı tıklayarak
haber gruplarına ulaşabilirsiniz.
Haber grubu
kısaltmaları Haber grupları genelde bir takım
kısaltmalar taşır ve bu kısaltmalar haber gruplarının
yapısını ve içeriğini belirler. Haber gruplarının
isimlerinden haber gruplarının konusu hakkında bilgi
sahibi olabilirsiniz. Haber gruplarına üye olabilmek
için listede ilginizi çeken haber grubunun üzerine çift
tıklamanız yeterli olacaktır.
YENİ BAŞLAYANLAR
İÇİN İNTERNET Alt : Gayriresmi içeriğe izin veren ve
yaygın olmayan gruplar Biz : İş dünyası ile ilgili
haber grupları Comp : Bilgisayarla ilgili haber
grupları Misc : Çeşitli haber grupları Rec :
Dinlence ve spor haber grupları Sci : Bilimsel haber
grupları Soc : Sosyal konulardaki haber grupları
Talk : Tartışma içerikli haber grupları
İnternet’teki haber gruplarının gazete haberleriyle
pek ilgisi yok. Orada okuyucu da sizsiniz, haberci
de...
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-10-
POSTA KUTULARINA DÜZEN
Mesaj dosyalama Elektronik posta
kullanımı sağlayan programların tamamına yakını
mesajlarınızı istediğiniz zaman ulaşabileceğiniz şekilde
saklamanıza olanak verir. Yani size gelen ve sizin
yolladığınız tüm mesajları ve eklentilerini saklamak
için kullandığınız e-posta programına bağlı olarak
istediğiniz şekilde klasör yapıları oluşturabilirsiniz.
Fakat dosyalama yaparken dikkat etmeniz gereken birkaç
önemli husus var. Mesajlarınızı önem sırasına göre
dosyalayabileceğiniz gibi, konularına, başlıklarına ya
da isme göre dosyalayabilirsiniz. Bu şekilde örneğin
mesajlarınızı konularına göre saklamayı tercih
ediyorsanız alt konu başlıkları da oluşturabilirsiniz.
Böylece kullandığınız programların çoğunda bulunan "Bul"
(Find) komutu yardımıyla arama yapıp dosyalarınıza
ulaşabilir, ihtiyacınız olduğunda yeniden okumak
istediğiniz bir mesajı kolaylıkla
bulabilirsiniz.
En fazla kullanılan e-posta
programlarından biri olan Outlook Express kullanıcısı
iseniz mesajlarınızı depolamak için kolayca yeni bir
posta kutusu veya klasör yaratabilirsiniz. Bunun için
öncelikle mesajları saklayacağınız klasörün yerini
belirlemelisiniz. Örneğin yeni yaratacağınız klasörün
"Gelen kutusu" (inbox) içerisinde yer almasını
istiyorsanız gelen kutusu klasörünü işaretliyorsunuz.
Daha sonra ana mönüden Dosya (File) Yeni (New) Klasör'ü
(Folder) tıkladığınızda Yeni klasör yarat (Create New
Folder) penceresi açılacaktır. Pencerenin üstünde yer
alan boşluğa klasöre vermek istediğiniz ismi
yazıyorsunuz. Bu isim daha önce de bahsettiğimiz gibi
konu adı ya da eğer bu klasörde sadece belli bir kişinin
mesajlarını tutmak istiyorsanız o kişinin ismi olabilir.
Tamam (OK) düğmesini tıkladığınızda istediğiniz isimdeki
yeni klasörünüz belirttiğiniz konumda yaratılacaktır.
Artık yapmanız gereken yalnızca bu klasörde saklamak
istediğiniz mesajlarınızı tutarak klasörün içine
taşımak.
Eğer Netscape Messenger kullanıyorsanız,
Dosya'dan (File) Yeni klasör (New Folder) seçeneğini
işaretledikten sonra Alt klasör yarat (Create As
Subfolder) seçeneğinden bir klasör seçiyorsunuz ve bu
yeni yaratacağınız klasörün en üst seviyede yer almasını
istiyorsanız en üstte yer alan "Local Mail" adlı klasöre
tıklıyorsunuz. Aynı şekilde Netscape Messenger'da da
saklayacağınız mesajları tutup sürükleyebileceğiniz gibi
istediğiniz mesaja farenin sağ tuşunu tıklayıp Mesaj
taşı (Move Message) seçeneğini işaretledikten sonra
taşımak istediğiniz klasörü de seçebilirsiniz.
Sık kullandığınız adresleri
kaydetme Elektronik postayı sıkça kullanmaya
başladığınızda karşılaşacağınız problemlerden birisi de
mesajlarınızı göndereceğiniz adreslerin hatırlanması
olacaktır. Normal olarak bir çok adres ile
yazışıyorsanız bunların tümünü de aklınızda
tutamazsınız. Yaygın olarak kullanılan e-posta
programlarının çoğunda isimler ve adresler gibi
bilgileri saklayan ve istediğiniz zaman kolaylıkla
ulaşabileceğiniz adres defterleri bulunur. Yeni bir
mesaj hazırladığınızda adres defterindeki bir ismi
çağırarak mesajınızı bu kişinin adresine kolayca
gönderebilirsiniz.
Outlook Express'te adres
defterine yeni bir adres eklemenin en kolay yolu eklemek
istediğiniz adresten gelen bir mesajı kullanmaktır.
Bunun için mesajın adresine farenin sağ tuşu ile
tıklamanız ve sonra Kişisel Adres Defterine Ekle (Add To
Personel Adress Book) seçeneğini işaretlemeniz yeterli.
Adres defterine elle yeni eklentiler yapmak için ise
araç çubuğundaki Adres Defteri (Adress Book) butonuna
tıklayarak adres defterini açıyor ve ilk butona, (New
Contact) basarak çıkan pencereye yeni adresi, adres
sahibinin ismini giriyorsunuz. Tamam butonunu
tıkladığınızda adres, deftere kaydedilecektir. Yeni bir
mesaj göndereceğiniz zaman eğer adres defterindeki bir
adresi kullanacaksanız göndereceğiniz kişinin deftere
kaydettiğiniz ismini yazmanız yeterli olacaktır.
Netscape Messenger'da adres defterini kullanmak için
Communicator Adress Book seçeneğini işaretleyerek Adres
Defteri'ni açıyorsunuz. Buradaki ilk düğmeye (New Card)
tıklayarak girmek istediğiniz isimleri ve adresleri
girebilirsiniz.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-11-
GEREKSİZ POSTAYA KALKAN
Hayatımızı kolaylaştıran elektronik posta
maalesef tüm olumlu yanlarıyla birlikte bir takım
olumsuz özellikler de taşıyor. Aslında bu olumsuzluklar
e-posta programlarından değil, e-posta kullanıcılarından
kaynaklanıyor
. Önemli ya da önemsiz öyle çok
mesaj alıyoruz ki değil bunların tümünü klasörlemek
bazen okumaya bile vakit bulamıyoruz. Çok özel ve önemli
sayabileceğimiz mesajların yanı sıra, arkadaşlarımızdan
gelen çoğu daha açılıp okunmadan olduğu gibi yollanmış
mesajlar, abonesi olduğumuz posta listelerinden ve hatta
adını bile duymadığınız kişi ve kurumlardan gelen
mesajların yoğunluğu e-posta kullanımımızı sıkıcı bir
hale getirebilir. Öyle ki günlük hayatımızın bir parçası
haline gelen e-posta bir anda kabusa dönüşebilir.
E-postamızda görmek istemediğimiz mesajları
engellemenin en pratik yolu postaları filtrelemek.
Filtrelemeyi kısaca, gelen mesajları gelir gelmez farklı
posta kutularına ya da farklı klasörlere aktarma olarak
tanımlayabiliriz. Bu yöntemi kullanarak ‘Spam’ adı
verilen istenmeyen e-posta reklamlarının önüne
geçebileceğiniz gibi, bazı mesajlara otomatik olarak
standart cevaplar verebilmeniz de mümkün.
Yaygın
olarak kullanılan e-posta programlarının hemen hemen
hepsi mesajlarınızı filtrelemenizi sağlar. Filtreleme,
kullandığınız e-posta programının verdiğiniz direktifler
doğrultusunda gelen mesajların içeriklerini kontrol
ederek, örneğin önemli mesajlara öncelik tanıyıp diğer
mesajları daha sonra okumak üzere yine sizin
belirttiğiniz klasörlerde depolayarak çalışır.
Filtreleme yapmak için kendiniz birtakım kurallar
belirleyebilirsiniz. Mesela gelen mesajların
başlıklarını, mesajın içinde geçen bazı kelimeleri ya da
kişi adlarını baz almak en çok kullanılan yöntemlerdir.
Belirli adreslerden gelen mesajlara filitre uygulamak da
bilinen kolay bir yöntemdir.
BEŞ ADIMDA HUZUR
1- Eğer ‘Outlook 98’ ya da yeni versiyonunu
kullanıyorsanız mesajlarınızı filtrelemek için Ana
mönüden ‘Kural Yarat’ (Create Rule) seçimini
işaretleyerek Rules Wizard (kurallar sihirbazı)
penceresini açın.
2- Belirleyeceğiniz kriter
için bir isim tanımladıktan sonra ileri (next) butonuna
tıklayarak sonraki pencereye geçin.
3-
Filtreleme yapmak için bir kural tanımlamanız
gerektiğini söylemiştik. Bu kuralı tanımlamak için size
gelen bir mesajı kullanabilirsiniz. Açtığınız mesajda
belirlediğiniz özellikleri seçimlerinizin yanındaki
kutulara tıklayarak yapabilirsiniz.
4- Kuralları
belirledikten sonra ‘sihirbaz’ size bu kurallara
rastladığı mesajları ne yapması gerektiğini soracaktır.
Eğer bu mesajları belli bir klasörde depolamak
istiyorsanız ‘Gelen Klasörüne Taşı’ (Move It To The
Inbox Folder) seçeneğini işaretleyerek bir isim
bildirin. Kural dışında tutmak istediğiniz mesajlar
varsa bu aşamada bunları istisna olarak
tanımlayabilirsiniz.
5- Tanımladığınız kurala
bir isim verdikten sonra ‘Bitir’ (Finish) butonuya
işlemi sonlandırabilirsiniz. Artık e-postanız sizin
belirlediğiniz kurallar çerçevesinde mesajlarınızı
filtre edecektir.
Netscape Navigator kullanıcısı
iseniz ana mönüden Edit ‘Mesaj Filtreleri’ (Message
Filters) seçeneğini işaretleyerek mesaj filtreleri
penceresini açın. Eğer daha önce mesajlarınız için
filtre tanımlandıysa kuralların sağında belirlenen
kutular işaretlidir. Yeni bir filtre tanımlaması yapmak
için ‘Yeni’ (New) butonunu kullanarak ‘Filtre Kuralları’
(Filter Rules) penceresini açın. Yeni tanımlayacağınız
kuralların detayları için metin kutusunu kullanıp
filitreye bir isim verin.
E-posta programlarını
kullanarak başınızı ağrıtan mesajların önüne
geçebileceğiniz gibi yine belirleyeceğiniz bazı kurallar
yardımıyla programın birtakım mesajlara otomatik olarak
cevap vermesini de sağlayabilirsiniz. Bunu da gelecek
hafta anlatacağız.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-12-
MESAJLARA OTOMATİK CEVAP
Geçen haftaki yazımızda e-postanızdaki istenmeyen
mesajlarla baş etmenin yollarını anlatmıştık. Bu
mesajları eğer kullandığımız e-posta programı izin
veriyorsa otomatik olarak da cevaplayabiliriz. Mesajlar
belli yerlerden geldiği için hangi mesajlara cevap
verileceğini ve cevapların nasıl olacağını programa
belirtiriz.
Outlook Express’in yeni sürümlerinde
bu özellik bulunmaktadır. İşlem için Araçlar (Tools)
mönüsünden Out Of Office Assistant seçeneğine
tıklayınız. Kurallar Sihirbazı (Rules Wizard)
listesinden belli bir şablon kullanarak, Cevapla (Reply
Using A Specific Template) seçeneğini işaretleyerek
cevap göndermek istediğiniz mesajlar için kuralları
belirleyerek kaydedebilirsiniz. Artık e-postanız bu
kuralları baz alarak istediğiniz mesajları otomatik
olarak cevaplayacaktır.
WEB TABANLI
E-POSTA
Web tabanlı e-posta (web based e-mail),
genellikle ücretsiz olan ve İnternet kullanabildiğiniz
her yerden mesajlarınıza ulaşabilmenize olanak veren bir
hizmet. Eğer bir elektronik posta kullanıcısı iseniz
evinizde ya da ofisinizde bulunmadığınızda, örneğin
tatildeyken de gelen mesajları okumak ya da mesaj
göndermek isteyebilirsiniz. Web tabanlı e-posta ile
bunların hepsini yapabilirsiniz. Web Tabanlı e-postanın
tek rahatsız edici yanı, açtığınız hemen her sayfaya
eşlik edecek olan reklam afişlerine katlanmak zorunda
olmanız.
İnternet üzerinden iki türlü web tabanlı
elektronik posta hizmetine ulaşabilirsiniz. Tercih
edebileceğiniz birinci sistem, size kendi site adı
uzantısı ile ücretsiz bir e-posta kutusu veren fakat bu
posta kutusuna gelen mesajlara yalnızca bu site
üzerinden ulaşabileceğiniz sistem. Bunlara örnek olarak
en çok kullanılan sitelerden http://www.usa.net/ ve http://www.hotmail.com/’u
verebiliriz.
Diğer sistem ise elektronik
postalarınızın biriktirildiği İnternet ana
bilgisayarının (POP sunucusu), mesajlarınızı
okuyabilmeniz için gerek duyduğu şifrenizi, kullanıcı
adınızı ve isminizi girmenize olanak sağlamaktadır.
Kullandığınız site sizin mesajlarınızı POP sunucusundan
alarak kendi sayfaları üzerinden size sunar. Bu
servisleri kullandığınızda gerekli bilgileri girerek
gelen mesajları kişisel bilgisayarınızdan uzakta olsanız
dahi okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz. Örnek olarak http://www.rocketmail.com/,
mail.yahoo.com ve mail2web.com’u
verebiliriz.
TERİMLER VE KISALTMALAR
Eğer İnternet kullanmaya yeni başladıysanız hele
hele bilgisayarla tanışıklığınız çok yeni ise sık sık
karşılaştığınız kavram ve terimler karşısında eminim çok
zor anlar yaşıyorsunuzdur. Çoğu kullanıcı tarafından
gerçek anlamları irdelenmeden kabul edilen bir çok
kavram yeni kullanıcıların gözünü korkutur. Önümüzdeki
haftadan itibaren yeni kullanıcıların karşılaştıkları
birçok kavram kargaşasının önüne geçebilmek ve yeni
kullanıcılara İnternet’in anlaşılmaz ve yalnızca genç
işi olmadığını anlatmak için bu sayfalarda İnternet
kullanırken karşılaşabileceğiniz terimleri olabildiğince
kısa ama anlaşılabilir olarak açıklamaya
çalışacağız.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-13-
ADRESLER DEFTERE
Eğer e-posta kullanıcısı iseniz karşılaştığınız
en büyük problemlerden birisi çok sık yazışmadığınız
kişi ya da kurumların e-posta adreslerini bulmak olmalı.
Mesajı göndereceğiniz kişinin adresi aklınızda yoksa,
adresi bulmak için gelen mesajlara tek tek bakmak ya da
adresi yazdığınız yeri hatırlamaya çalışmak boşuna zaman
kaybı ve can sıkıcı bir durum.
Bir çok e-posta programının sunduğu
kolaylıklardan birisi de, programın istediğimiz zaman
kullanabileceğimiz bir adres defterini barındırması. Bu
sayede mesaj göndereceğiniz kişinin adresini ezberlemek
zorunda kalmadığınız gibi, aynı mesajı birden çok kişiye
göndereceğiniz durumlarda her bir adresi tek tek yazmak
zorunda kalmıyorsunuz. Mesajınızı yazdıktan sonra
yapmanız gereken, adres defterini açarak mesaj göndermek
istediğiniz kişilerin isimlerine iki kez tıklamak.
Eğer Outlook Express ya da Outlook 98 veya yeni
sürümlerini kullanıyorsanız sık kullandığınız adresleri
adres defterinde saklamanın en kolay yolu size gelen
mesajları kullanmaktır. İstediğiniz mesajı açarak
mesajın üstünde görünen adrese farenin sağ tuşu ile
tıklayarak açacağınız kısa yol mönüsünden ‘Kişisel adres
Defterine Ekle’ (Add To Personel Adress Book) komutunu
işaretleyin. Adres defterini kullanarak adresleri elle
girmek için ise araç çubuğundaki ‘Adres Defteri’ (Adress
Book) butonuna tıklayarak adres defterini açmalısınız.
Açılan adres defteri penceresi araç çubuğundaki ilk
butona (yeni kayıt new entry) tıklayarak adreslerinizi
ekleyebilirsiniz. İstediğiniz adresi deftere
kaydettikten sonra ‘tamam’ butonuna tıklarsanız yeni bir
pencere açılacak ve bu pencereye kaydettiğiniz adresin
sahibi hakkında bilgiler girebileceksiniz. Daha sonra
bir mesaj göndermek istediğinizde adres defterinizi
açarak buraya girdiğiniz bilgiler ışığında mesajınıza bu
adresi ekleyebilirsiniz.
Eğer Netscape Messanger kullanıyorsanız adres
defterine mesaj eklemek için yine gelen mesajları
kullanabilirsiniz. Adrese sağ tıklayarak kısa yol
mönüsünden ‘adres defterine ekle’ (Add Sender To Adress
Book) seçeneğine tıklayarak ya da mesajı alanların
tümünün adresini kaydetmek için ‘tümünü deftere ekle’
(Add All To Adress Book) seçeneğini tıklayabilirsiniz.
İNTERNET KAVRAMLARI Hipermetin Anlamlandırma
Dili-HTML (Hypertext Markup Language): HTML İnternet
üzerinde en yaygın olarak kullanılan evrensel bir dil ve
WWW’in içerdiği her türden milyonlarca bilgi sayfasının
oluşturulabilmesi için kullanılmakta. Çabuk ve büyük bir
kolaylıkla İnternet dökümanları oluşturabilmenize olanak
veren HTML sayesinde yarattığınız dökümanları geniş
kitlelere de sunabilmeniz mümkün olmaktadır.
Hipermetin Aktarım Protokolü-HTTP (Hypertext
Transfer Protocol): Birçok İnternet adresinin (URL)
başında yer alan ‘Web İletişim Dili’ ya da ‘Hipermetin
Aktarım Protokolü’ (HTTP), İnternet’teki bir dosyaya
(İmaj, ses, görüntü ya da text) ulaşabilmeniz için
kullanılan yöntemi gösterir. Bir başka deyişle HTTP bize
sayfanın bir WWW döküman olduğunu belirtir.
Java Javascript: Java, ‘applett’ adı verilen
küçük uygulamaların bilgisayarınızda çalışabilmesi için
kullanılan bir dildir. Javascript ise, İnternet
sayfalarına kodlar (Scripts) denen küçük programların
yerleştirilebilmesi için HTML’yi genişletebilen bir
programdır.
Bu küçük uygulamaların ve kodların ortak amacı
İnternet sayfalarının etkileşim hızlarını arttırmaktır.
Ayrıca Java ve Javascript animasyon yapmak
amacıyla da kullanılırlar. Bu durumda sunucu bilgisayar,
izlediğiniz sayfadaki animasyonları parçalar halinde
İnternet üzerinden yollamak yerine bilgisayarınızda
çalışan ve animasyonu oluşturan bir applet ya da kod
gönderir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-14-
İNTERNET KAVRAMLARI
Sunucu (Server) Sunucu Yazılımı (Server
software): Diğer bilgisayarların kullanımına yönelik
hizmet veren bilgisayarlara sunucu (server) adı verilir.
Bu hizmeti verebilmek için sunucu bilgisayarlar
tarafından kullanılan yazılıma ise sunucu yazılımı
(Server Software) denir. İnternet'teki bilgisayarların
büyük çoğunluğu bilgi almak için sunucuları kullanır.
Bilgisayarınız bir İnternet hesabına bağlandığında
e-posta programınız İnternet servis sağlayıcınızın
e-posta sunucusundan size gelen mesajları alır.
Sunucuları kabaca beş başlık altında toplayabiliriz.
Gelen ve giden posta trafiğini yöneten posta sunucuları,
İnternet sayfalarını depolayıp tarayıcılardan talep
geldiğinde bu sayfaları aktaran web sunucuları,
bilgisayarınıza ya da bilgisayarınızdan transfer
edeceğiniz dosyaları depolayan FTP sunucuları, okuyup
gönderebileceğiniz haber grupları makalelerini depolayan
haber sunucuları ve son olarak İnternet tabanlı 'online'
sohbetler için bir kontrol paneli görevini üstlenen IRC
sunucuları.
Ana Sayfa (Home Page): Bir İnternet sitesinde
diğer sayfalara olan bağları taşıyan tanıtıcı sayfaya
ana sayfa dendiği gibi, herhangi bir tarayıcıyı
kullanmaya başladığınızda ilk olarak açılan sayfaya da
ana sayfa adı verilir. Tarayıcınızı açtığınızda
görüntülenmesini istediğiniz sayfayı
belirleyebilirsiniz. İnternet Explorer kullanıyorsanız
tarayıcınızı açarak üst mönüden aletler (tools) butonuna
tıklayarak İnternet seçenekleri (Internet Options)
seçeneğini işaretleyin. Açılan penceredeki adres
boşluğuna tarayıcınızda her zaman ilk olarak
görüntülenmesini istediğiniz adresi yazın ve tamam (OK)
butonuna basın. Eğer Netscape kullanıyorsanız Navigator
başlangıç (Navigator Starts With) size başlangıç sayfası
için üç seçenek sunar. Bu, ana sayfa ile aynı sayfa, boş
bir sayfa ya da daha önce ziyaret ettiğiniz son sayfa
olabilir. Ana sayfayı değiştirmek için isterseniz konum
(location) satırına adresi yazabilirsiniz ya da
Navigator'un o anda açık olan sayfayı ana sayfa yapması
için 'şimdiki sayfayı kullan' (Use Current Page)
seçeneğini tıklayabilirsiniz. Bilgisayarınızdaki
herhangi bir sayfayı ana sayfa yapmak için ise 'browse'
seçeneğini tıklayarak dosya seçebilirsiniz.
Dosya İndirmek - Kopyalamak (Download): İnternet
üzerinden kendi bilgisayarınıza dosya kopyalamak. Bir
dosyayı indirmek için o dosyanın adına tıkladığınızda
tarayıcınız bu dosyayı hangi adla ve nereye kopyalamak
istediğinizi soracaktır. İsim ve yer belirterek 'tamam'
derseniz tarayıcınız bu dosyayı sizin istediğiniz yere
verdiğiniz adla kaydedecektir. Eğer bu dosya tarayıcınız
tarafından bilinen bir dosya ise tarayıcınız size isim
ve yer sormadan bu dosyayı kopyalayacak ve sonra size
gösterecektir.
Dosya Yüklemek - Göndermek ( Upload): Kendi
bilgisayarınızdan İnternet'teki başka bir bilgisayara
dosya kopyalamaya denilir. Bunun için genellikle bir FTP
programı kullanılır.
Dosya Aktarımı Protokolü - FTP (File Transfer
Protocol): Ağ üzerinde dosyaları bir bilgisayardan
diğerine aktarmak için kullanılan sistemdir. Dosya
aktarımı protokolü dosyaları çok sayıdaki kullanıcılara
dağıtmak için tasarlanmıştır. FTP, dosyaların merkezi
bir bilgisayarda saklandığı ve bu bilgisayar ile diğer
bilgisayarlar arasında aktarıldığı bir istemci sunucu
(client server) sistemi kullanır. Dosya transfer
protokolünü kullanırken, istemci bir dosyanın transfer
edilmesini ister ve sonra istemci ile sunucu arasında
veri değiş tokuşu başlar.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-15-
ESKİ ADRESLERE ULAŞMAK
Daha önce ziyaret ettiğiniz hoşunuza giden
siteleri yeniden ziyaret etmek istediğinizde karşınıza
çıkan en büyük problem bu sitelerin adreslerini
hatırlamaktır. Eğer sık ziyaret ettiğiniz adresler varsa
büyük ihtimalle bu adresleri 'sık kulllanılanlar'a
(favorites) eklemiş olmalısınız. Eğer sıkça girdiğiniz
ve hoşunuza giden bir site varsa ve bu sitenin adresini
listenize eklemediyseniz bu siteye her girmeye
çalıştığınızda sitenin adresini yeniden hatırlamaya
çalışacak ve adres satırına yeniden yazacaksınız. Bu
size zaman kaybettireceği gibi eğer adresi tam
hatırlamıyorsanız yanlış sitelere gitmenize de sebep
olacaktır. Bir adresi listenize eklemek için önce adresi
yazarak sayfayı çağırmalısınız. Daha sonra eğer Internet
Explorer kullanıyorsanız üst mönüden 'Sık Kullanılanlar'
(favorites) butonunu, Netscape Navigator kullanıyorsanız
' 'Bookmarks' butonunu kullanmalısınız. Explorer'da 'sık
kullanılanlara ekle' (Add to favorites) seçeneğini,
Netscape Navigator'da ise 'Add Bookmark' seçeneğini
işaretleyerek adresi kaydetmek istediğiniz klasörü
seçebilirsiniz.
Fakat sık kullanmadığınız için listeye
kaydetmediğiniz ve belki de sadece bir kez girdiğiniz
bir siteye yeniden ulaşmak istediğinizde bu sitenin
adresini hatırlamaya çalışmak sizin için hiç de kolay
olmayacaktır. Bu adrese yeniden ulaşmanın hiç bir yolunu
bulamıyorsanız bir kez de tarayıcınızdaki 'Tarih'
(History) butonunu deneyin. Bilgisayarlarımızdaki
tarayıcı programlar daha önce ziyaret ettiğimiz tüm
adresleri belli bir süre saklı tutarlar. Eskiden ziyaret
ettiğimiz bir adrese ulaşmak için Explorer'de 'Tarih'
(History) butonuna tıkladığınızda sol tarafta tarih
sırasına göre ziyaret ettiğiniz sayfaların bir dökümünü
bulacaksınız. Buradan adresi tarayabilirsiniz. Fakat
daha önce de söylediğimiz gibi tarayıcınız bu adresleri
sizin belirttiğiniz süre boyunca saklayacaklardır.
Yani ziyaret edilen adresler bilgisayarınızın
hafızasında 20 gün süreyle tutuluyorsa dört hafta önce
ziyaret ettiğiniz bir adrese bu şekilde ulaşamazsınız.
Bunu kontrol etmek için Explorer'de 'Aletler' (Tools)
buıtonunun altında 'İnternet seçenekleri'ni (Internet
Options) seçiyorsunuz. Altta 'Tarih' (History) kısmında
bilgisayarınızın ziyaret ettiğiniz adresleri kaç
gün süreyle muhafaza etmesini istediğiniz sorulmaktadır.
Yan taraftaki boşluğa gerekli bilgiyi girebilirsiniz.
Eğer daha önce ziyaret ettiğiniz tüm adresleri
bilgisayarınızdan yok etmek isterseniz 'Tarihi Temizle'
(Clear History) seçeneğini işaretleyebilirsiniz. Bu
arada unutmamanız gereken ise bilgisayarınızın
hafızasında ne kadar fazla yer kaplarsanız
bilgisayarınızın o ölçüde randıman kaybedeceğidir. Eğer
Netscape Navigator kullanıyorsanız aynı işlemleri 'Edit'
butonunun altında 'Seçenekler' (Preferences) seçeneğine
tıklayarak gerçekleştirebilirsiniz.
İNTERNET KAVRAMLARI
Hardware (Donanım): Adı üzerinde donanım ana
kartlar, ekran kartları, işlemciler, CD/DVD sürücüler
gibi bilgisayar yapılarını oluşturan ve aynı zamanda
İnternet ağını paylaşmamızı sağlayan tüm ekipmanlara
verilen isimdir.
Software (Yazılım): Bilgisayarların belli işleri
yapabilmeleri için yazılmış programlara 'Yazılım'
(software) adı verilir.
Freeware (Ücretsiz yazılım): Yazılım firmaları
tarafından üretilerek ücretsiz olarak kullanıma sunulan
yazılımlardır. Bu tür yazılımların çoğuna İnternet
üzerinden ulaşmak mümkündür.
İnternet aktarma sohbeti - Internet Relay Chat
(IRC): IRC için iletişim sistemlerinin gerçek zaman
uygulamasıdır diyebiliriz. Her kullanıcının girdisini,
konuya ilgisi olan ve konu başlığına ya da listesine üye
olan diğer kullanıcılara yayınlayan bir konferans
sistemidir. Liste güncel politik olaylar, profesyonel
uğraşlar ya da haber paylaşımı gibi konulardan
olunabilir.
Sanal gerçeklik modelleme dİlİ (Virtual Reality
Modelling Language VRML): Web üzerinde, 3 boyutlu
ortamlar içinde gezinmemizi ve bilgilere ulaşmamızı
sağlayan bir dildir. VRML içeren sayfalara
bağlandığınızda, bir linkten ötekine giderek değişik
sayfalara ulaşmak yerine, 3 boyutlu bir ortamda, odadan
odaya gezinebilirsiniz. VRML'nin kullanımı, görsel
olarak İnternet''i daha farklı bir hale getirmektedir.
VRML sayfaları ancak bu dili destekleyen bir web
listeleyicisi ile görülebilir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-16-
E-POSTADIR KİŞİNİN AYNASI
Elektronik posta kullanırken hem İnternet ahlâkı
açısından hem de mesajlaştığımız kişileri doğru
bilgilendirmek ve zamanlarını almamak için belli
kurallara uymalıyız.
Özellikle dikkat etmeniz gereken bir husus
gönderilen mesajların başlık kısımlarını boş bırakmamak.
Bu kısma yazacağınız kelimeler anahtar kelimelerdir ve
mesajınızı okuyacak kişilere mesaj hakkında önemli
bilgiler verir. Eğer mesajınızı bir haber grubuna ya da
listesine gönderiyorsanız mesajın başlığına göre
insanlar mesajınızı okuyup okumamaya karar verecektir.
Ya da bir arkadaşınıza gönderilen mesajda, arkadaşınız
mesajın başlığına bakarak eğer önemli bulursa bu mesajı
açacak, ya da vakti dar ise mesajı daha sonra açmak için
bekleyecektir.
Eğer özel mesajlarınız için bir takma isim
kullanmıyorsanız dikkat etmeniz gereken bir başka husus
e-posta gönderirken mutlaka gerçek isminizi
kullanmanızdır. İnternet ahlâkı açısından büyük önem
taşıyan bu kurala uymadığınız takdirde mimlenebilir ve
daha sonraki bir çok mesajınızda dikkate
alınmayabilirsiniz.
İnternet ahlâkı konusunda söyleyebileceğimiz
baŞka bir Şey ise yazdığınız mesajlarda kullandığınız
üslup ve hitap şekli. Arkadaşınıza göndereceğiniz bir
mesaj ile resmi bir kuruma göndereceğiniz mesajın
üslupları aynı olmayacaktır. Fakat mesaj yazarken
belirleyeceğiniz hitap şekli mesajın içeriği hakkında
insanlara fikir verebileceği gibi mesajınızın dikkate
alınıp alınmamasını da neden olabilir.
İNTERNET KAVRAMLARI Bİlgİsayar Ağı: Farklı
yerlerdeki bilgisayar sistemlerini birbirine bağlayan
veri iletişim sistemlerine bilgisayar ağı adı verilir.
Bir ağ WAN (Wide Area Network) ve LAN'ların (Local Area
Network) değişik birleşimlerinden oluşabilir. Bilgisayar
ağını, temel olarak yerel alan ağı (Local Area Network),
geniş alan ağı (Wide Area Network), ağlararası ağ
(İnternet) olarak üçe ayırabiliriz.
Yerel Alan Ağı: (LAN) Lokal olarak örneğin bir
binalar kompleksi içinde oluşturulan bilgisayar ağına
Yerel Alan Ağı (Local Area Network) denilir.Aynı zamanda
'LAN', kişisel bilgisayarların, terminallerin, ve
ilişkili cihazların bilgi dosyaları alışverişinde
kullanımlarını sağlayan bir cihazdır.
Geniş Alan Ağı: (WAN) Birbirleri arasında oldukça
uzak mesafe olan ve genelde PTT altyapısı kullanılarak
oluşturulan bilgisayar ağına geniş alan ağı denilir.
Aynı zamanda 'WAN', ses dosya tiplerinden bazılarında
kullanılan bir dosya uzantısıdır.
Site Mimarı: (Webmaster) Bir İnternet sitesinin
editörlüğünü üstlenen kişiye 'Site Mimarı' (Webmaster)
adı verilir. Site mimarının görevi, İnternet sitesinin
tasarımını yapmak ve 'çarpıcılığını' koruyarak gerekli
zamanlarda güncellemektir. Günümüzde bu işi tek bir
kişinin yapması çok zor. Bunun için genelde bir İnternet
sitesini birden çok kişi 'takım' ruhuyla ayakta tutar.
Veri tabanı: (Database) Bir bilgisayar sistemi
içinde saklı ve erişilebilir verilerin tümüne veri
tabanı adı verilir. Bunlar değişik kullanıcıların aynı
bilgilere erişebilmesi ve gereksiz tekrar ve
fazlalıkları önlemek amacıyla büyük bir kütük şeklinde
hazırlanabilir. Bu düzen veri saklama alanında daha az
yer kapladığı gibi erişim süresini de hızlandırır. Veri
tabanında depolanan bilgilere izni olmayan kişilerin
ulaşarak kullanmasını, başkalarına ait verilerle
karışmasını veya bunların bozulmasını önlemek için
oluşturulan bu bilgi kütüğüne parolalar ve kullanıcı
alanları konulabilir.
Liman: (Port) Diğer çevre birim elemanları ile
haberleşmeyi sağlamak için kullanılan giriş-çıkış
bağlantı noktası ya da kanalıdır. Bunlar seri veya
paralel kanallar halinde olabilirler. Aynı zamanda bir
eletronik devreye Şebekeye ve sisteme giriş noktası da
aynı isimle anılır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-17-
'CC' Mİ İSTERDİNİZ YOKSA 'BCC'
Mİ?
E-posta programlarını kullanırken 'From, To,
Subject, Cc, Bcc, Forward to' gibi yabancı kavramlarla
sık sık karşılaşırız. Eğer yeni bir e-posta kullanıcısı
iseniz bu en basit kavramlar bile kafanızı
karıştırabilir.
'Subject' gönderilecek bir postaya yazılacak
başlığı ifade eder. Bu alana yazılan kelimelerin mesajı
alan kişi ya da kişiler için ne kadar önemli olduğunu
daha önceki yazılarımızda anlatmıştık. E-posta
programlarındaki 'From' alanı e-postayı gönderen kişinin
adresini, adını ve soyadını barındırır. Böylece
mesajınızı alan kişi bu mesajın kimden geldiğini
anlayabilir. 'To' alanına ise mesajı göndermek
istediğiniz kişinin adresi yazılır. Eğer birden fazla
insana aynı mesajı gönderiyorsanız adreslerin arasına
virgül koymanız yeterli olacaktır.
Karbon kopya (Carbon Copy) anlamına gelen 'Cc'
boşluğuna gönderilecek mesajın daha az önem ifade ettiği
kişilerin adresleri yazılır. 'Bcc' ise Görünmeyen Karbon
Kopya (Blind Carbon Copy) anlamına gelir ve bu alana
adresleri yazılan kişiler mesajları aldıkları zaman 'To'
ve 'Cc' alanlarındaki adresleri görebilmelerine rağmen
bu alana yazılan bilgileri göremezler. Bazı durumlarda
ise size gelen bir mesajı hiç bir yerine dokunmadan
olduğu gibi başka birisine göndermeniz gerekebilir.
'Forward' butonu size bu kolaylığı sağlar ve bu butonu
kullanarak yolladığınız mesajlar hiç bir değişikliğe
uğramadan olduğu gibi gönderilir.
Geri dönen postalar Bazı durumlarda
gönderdiğiniz bir e-postanın adresine ulaşmadan posta
kutunuza geri geldiğini görürsünüz. Hele gönderdiğiniz
mesaj önemli ise canınız bir hayli sıkılabilir. Bu
durumla karşılaşmanızın bir kaç sebebi olabilir.
Yapılabilecek en basit hata mesajı göndermek istediğiniz
kişinin adresini yanlış girmenizdir. Bu durumda size
geri dönen mesajda 'Kullanıcı bilinmiyor' (user unknown)
ya da (No such local user) ibaresini görürsünüz. Doğru
adresi yazarak mesajı yeniden gönderirseniz postanız
yerine ulaşacaktır.
Bazı durumlarda ise mesajlar, e-posta
gönderdiğiniz kişinin kullanıcı numarası kapandığı için
geri döner. Eğer kullanıcı numarasının kapanmadığından
eminseniz ve geri dönen mesajda 'Ev sahibi bilinmiyor'
(host unknown) gibi bir ibare var ise büyük ihtimalle
e-posta adresindeki '@' işaretinden sonraki kısmı yanlış
girmişsinizdir. Size geri dönen mesajlarda mesajın
ilgili adrese gönderilemediği fakat bir süre sonra
otomatik olarak gönderileceği yazıyor olabilir. Bu
durumda problemin İSS 'İnternet Servis Sağlayıcı'nızdan
kaynaklanıyor olması muhtemeldir.
İnternet Kavramları Veri tabanı (Database):
Bilginin çok sayıda kullanıcının yararlanacağı şekilde
saklanması ve bir bilgisayar sistemi içinde saklı ve
erişilebilir verilerin tümüne veri tabanı adı verilir.
Bunlar değişik kullanıcıların aynı bilgilere
erişebilmesi ve gereksiz tekrar ve fazlalıkları önlemek
amacıyla büyük bir kütük şeklinde hazırlanabilir. Bu
düzen veri saklama alanında daha az yer kapladığı gibi
erişim süresini de hızlandırır. İzni olmayan kişilerin
kullanmasını ve başkalarına ait verilerle karışımı veya
bunların bozulmasını önlemek için bu kütüğe parolalar ve
kullanıcı alanları konulabilir.
Çevirmeli Bağlantı (Dial-up): İki makine arasında
telefon hattı üzerinden arama yapılarak sağlanan geçici
bağlantıya verilen isme çevirmeli bağlantı adı verilir.
Elektronik Magazin (E-zine): İnternet üzerinde
periyodik sürelerle yayınlanan dergilere elektronik
magazin 'e-zin' adı verilir. Bu dergilerin bazıları
ücretli olup, birçoğu değişik ilgi alanlarında
çıkmaktadır. Elektronik magazinlerle ilgili daha geniş
bilgiyi http://www.%20stargazete.com/tartek/bilgidenizi/2000/01/07
adresinden bulabilirsiniz.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-18-
TEHLİKELİ E-POSTALAR
Ne yazık ki e-posta kullanmanın risklerinden
birisi de e-postalara eklenen bir takım dosyalarla
bilgisayar sistemimizi etkileyen virüslerdir. Her ne
kadar gelişen e-posta programları ve protokoller
sayesinde bu tür problemlerle daha az karşılaşıyor olsak
da tedbirli davranmanın bilgisayarımız için daha hayırlı
olacağı bir gerçektir.
Bilgisayarımıza ve programlarımıza zarar vermek
amacıyla yazılan bu tür programlar daha ziyade
e-postalara eklenen dosyalar sayesinde bulaşırlar.
Genelde bir eklenti içermeyen düz yazı şeklindeki
mesajlar virüs açısından daha tehlikesizdir. Bir
e-postaya eklenmiş ve virüs içeren bir dosya ile karşı
karşıya olsanız bile bu eklentiyi açmadığınız ve ekteki
programı çalıştırmadığınız sürece virus sisteminiz için
bir tehlike oluşturmayacaktır. Eğer bu eklentiyi açar ve
ekteki programı çalıştırırsanız o zaman sisteminiz için
risk faktörü başlıyor demektir.
Bilgisayarınızı etkileyecek ve canınızı sıkacak
bu tür olumsuzlukların önüne geçmenin en kolay yolu
tanımadığınız kişilerden gelen ve özellikle ne olduğunu
bilmediğiniz eklentilere sahip mesajları (merak etseniz
bile) açmaktan kaçınmaktır. Böylece belirsiz mesajları
açmayarak daha sonra büyük problemler yaşamaktan
kurtulabilirsiniz.
Karakter problemi E-posta kullanırken en sık
karşılaştığımız problemlerden birisi de karakter sorunu.
Tüm dünyada İnternet için kullanılan ortak bir kod
sistemi standartlaşmadığı için ya da bir başka deyişle
birçok dil kendine has özel karakterler barındırdığı
için özellikle yurtdışı kaynaklı mesajlarda sık sık
bozuk ve anlamı bir türlü anlaşılmayan kelimelerle
karşılaşmaktayız. Dediğimiz gibi bunun en büyük sebebi
bir çok dilin kendine ait karakterlere sahip olmasıdır.
Dolayısıyla yazışmalarınızda kullandığınız dilin özel
karakterleri, farklı bir sistem tarafından
tanınmayabilir. Örneğin Türkçe bir döküman hazırladınız.
Bu dökümanı yazarken de tüm Türkçe alfabenin harflerini
kullandınız. Mesajı gönderdiğiniz kişinin sistemi
mesajınızdaki özel karakterleri algılamıyorsa mesajınız
büyük ihtimalle ekranda doğru dürüst anlaşılmayacak bir
şekilde görünecektir. Bu tür olumsuzlukların önüne
geçmek için, hiç olmazsa sisteminin bizim sistemimiz ile
uyumlu olduğuna emin olduğumuz kişiler dışındaki
kimselere e-posta ile bir mesaj gönderirken özel
karakterler kullanmaktan kaçınmaya özen göstermeliyiz.
İnternet kavramları Virüs: Zarar vermek
amacıyla yazılmış, kendini bilgisayardaki diğer
programlara kopyalayabilen ve bu programlarla ilişki
kuran, sistemdeki diğer programlara da yamanarak
yayılabilen program ya da programcıklara virüs adı
verilir.
Karakter (Character): Bilgisayar sistemleri
tarafından yazılıp okunabilen ve depolanan herhangi tek
alfabetik, nümerik, noktalama veya değer işaretlerinden
her birine verilen isme karakter denir.
Protokol (Protocol): Protokol, iki bilgisayarın
birbirlerine veri yollarken izledikleri daha önceden
kararlaştırılmış biçime, veri aktarma formuna verilen
isimdir. Protokoller bilgisayara alt düzey kodlar
yollayarak iki makina arasındaki iletişimi sağlar.
POP Posta Ofis Protokolü (Post Office Protocol):
Posta Ofisi Protokolü anlamına gelen POP, postanızı
atmak için e-posta programınızı kullanmanızı sağlar. Bir
POP hesabınız olması için genellikle bir SLIP yada PPP
bağlantınız olması gerekir.
SLIP - Seri Hat İnternet Protokolü (Serial Line
IP): Seri Hat Üzerinden sağlanan Internet Protokolü' ne
denilir. TCP/IP'ye göre modası geçmiş bir iletişim
protokolüdür. Protokolün amacı modem aracılığıyla, bir
ağ ortamına tıpkı ağda bir kullanıcıymış gibi
bağlanmaktadır. Bu protokolün yerini fonksiyonları
bakımından bir farkı olmayan fakat daha hızlı olan PPP
protokolü almıştır.
PPP: Noktalar arası protokol anlamına gelir. Seri
bir hat üzerinden (örneğin bir telefon hattı) iki
noktayı birbirine bağlama işlemini tanımlar. Modem
aracılığıyla seri bağlantılar gerçekleştirmede
kullanılan PPP, SLIP protokolüne göre hata düzeltme ve
sıkıştırma özellikleri daha gelişmiş olduğundan bu
protokolden yüzde 5-10 daha hızlıdır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-19-
DÜNYA ÇAPINDA AĞ: WWW
Bu hafta kısaca "Dünya Çapında Ağ"ın (World Wide
Web-www) ne olduğundan ve bizlere sunduğu kolaylıklardan
bahsedeceğiz.
Yazı, resim, ses, film, animasyon gibi pek çok
farklı yapıdaki bilgilere kolayca ulaşmamızı sağlayan
"Dünya Çapında Ağ" aslında çoklu bir hiper ortam
sistemi. Hiper ortam tanımlamasıyla, bir döküman
sayesinde bir başka dökümanı çağırabilmek ve bu çağrılan
dökümandan başka dökümanlara ulaşmak kastediliyor. Yani
söz konusu olan birbirinin içine geçen ve sürekli
etkileşimli bir çok dökümandan oluşan bir sistem. Böyle
bir ortamda bilgiye linkler sayesinde ulaşabiliyoruz.
Bir döküman çağırdığımızda bu dökümanın içindeki bir
link aynı dökümandan bir veriyi çağırabileceği gibi
İnternet üzerinden çok farklı bir yerdeki veriyi de
çağırabilir. Çağırılan bu bilgiler bilgisayarlarımıza
kurduğumuz tarayıcılar (browser) tarafından
görüntülenir.
Örneğin İnternet üzerinden ntv ana sayfasını
(www.ntvmsnbc.com) çağırdınız. Bu sayfada bir çok link
göreceksiniz. Bu linklerden birisine, örneğin
"Uluslararası Film Festivali"ne tıkladığınızı
varsayalım. Böylece belirli bir dökümandan başka bir
dökümana ulaşırsınız. Bu dökümandan da başka linklere
tıklayarak farklı dökümanlara ulaşabilirsiniz.
İnternet üzerinden bir çok bilgi kaynağına
kolayca ulaşabilmemizi sağlayan ve yapı olarak bir
işletim sistemine ya da belli bir bilgisayara bağlı
olmadığı için açık bir sistem olarak kullanımı çok geniş
bir alana yayılan "Dünya Çapında Ağ" aynı zamanda
İnternet uygulamalarının geliştirilmesi ve geniş
kitleler tarafından kullanılmasının kolaylığı ile de
giderek yaygınlaşmakta. İnternet uygulamalarını
kullanabilmek için uzman olmaya ya da "Dünya Çapında Ağ"
hakkında çok büyük bilgi deneyimine sahip olmaya da
gerek yok.
"Dünya Çapındaki Ağ"ın kullanım kolaylığı ve
basitliği daha önceki yazılarımızda da bahsettiğimiz
gibi "Hipermetin Aktarım Protokolü" (HTTP) denilen ve
İnternet üzerinde iletişim kurallarını belirleyen bir
protokol sayesinde gerçekleşmektedir. İnternet üzerinde
bir bağlantı sağladığımız zaman kullandığımız tarayıcı
ya da istemci programınız ilgili bilginin bulunduğu
İnternet servisine bağlanır. Bu servislere HTTP
servisleri adı da verilir. Bu aşamada tarayıcı ya da
istemci programınız HTTP servisine istediği veriyi
bildirir. Bu istek "http", "ftp", ya da "e-posta" gibi
protokol kurallarından birinin belirlenmesini sağlar.
HTTP servisinin verdiği cevap istemci programımız
tarafından görüntülenir. Tüm bu işlemler basit olarak
"Hipermetin Anlamlandırma Dili" (HTML Hyper Text Markup
Language) adı verilen bir programlama dili ile yapılır.
İNTERNET KAVRAMLARI
Hiperlink (Hyperlink): İnternet sayfalarında bir
bilgi parçası ile diğer bilgiler arasındaki bağlantıya
hiperlink adı verilir.
İnternet Protokolü (IP): IP, İnternetin temel
işletme protokolüdür ve sistemler arasında bilgi
geçişini tanımlar.
İnternet Servis Sağlayıcı İSS (Internet Access
Provider): Kendi servisleri üzerinden başka
kullanıcıları İnternet'e bağlayan ve genellikle ticari
amaçlı kuruluşlara denilir.
IP Adresi (IP Address): İSS'lerin kullanıcılara
kendi servisleri üzerinden İnternet'i kullanabilmeleri
için verdikleri numaraya IP numarası denilir. İnternet
üzerindeki her makine sadece bir tane IP numarasına
sahip olabilir. İnternet üzerindeki her makinenin bir
adet IP numarası bulunmasına karşılık kullanıcıların
servis isimlerini daha rahat hatırlamaları için
makinelere bir ya da daha fazla "Alan Adı" (Domain Name)
atanabilir. IP adresi noktalarla bölünmüş dört sayıdan
oluşur. (Örnek: 195.174.183.106 Buradaki ilk iki rakam
aynı telefon sisteminde kullanıldığı gibi ülkelerin alan
kodlarını ifade etmektedir. Türkiyenin alan kodu
"195.174"dür. Bunun gibi her ülkenin ayrı alan kodu
bulunur ve bu sayede bir makineye verilen adresin başka
bir makinaya verilmesi engellenir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-20-
SUNUCU, İSTEMCİ, TARAYICI
Bu haftaki yazımızda da "Dünya Çapındaki Ağ"
hakkında kısa bilgiler vermeye devam edeceğiz.
İnternet ortamında yayınlanmış bir döküman
bilgisayarlarımızda bulunan tarayıcı programlar
tarafından görüntülenir. WWW üzerinden bu dökümanlara
ulaşmak için URL (Uniform Resource Locators) adı verilen
ve bu dökümanların İnternet'te bulundukları yeri
gösteren adresler kullanılmaktadır.
URL adresinden, istenilen dosyaya ulaşabilmek
için bilgisayarın kullandığı yöntem olan transfer
protokolünü, sunucunun adını (Host Name), dosyanın
içinde bulunduğu dizini ve sunucunun bulunduğu ülkeyi
öğrenebiliriz. Bir çok İnternet sayfasına, İnternet
adreslerinin "http://" ile (https:// ve shttp:// de
sıkça kullanılan versiyonlardır) başlamasını sağlayan
"Hipermetin Aktarım Protokolü" (Hypertext Transfer
Protocol) ile erişim sağlanır. İnternet adreslerinin baş
kısmında yer alan "http://" o kadar geneldir ki bir
adres yazacağımızda çoğu kez bu kısmı yazmamıza gerek
kalmaz. Tarayıcıların büyük bir kısmı "http://"yi
adresin başına otomatik olarak ekler.
İnternet'te yayımlanan dosyaların depolandığı,
taşındığı ve dağıtıldığı İnternet ağına bağlı
bilgisayarlara sunucu bilgisayarlar adı verilir.
İnternet'te yayımlanmış dosyalara erişmemizi ve bunları
izlememizi sağlayan bilgisayarlara istemci
bilgisayarlar, programlara ise tarayıcı ya da istemci
programlar adı verilir. Bir bilgisayar İnternet'teki
dosyalardan birisine ulaşmak istediğinde ağ, o dosyadan
sorumlu olan web sunucusuna bu isteği belirtir. Sunucu
böylece tutulduğu ortamda o dosyaya erişir ve bu dosyayı
istemci bilgisayara gönderir. Bulunan bu dosya istemci
bilgisayara geldiğinde bilgisayardaki tarayıcı
programlar tarafından görüntülenir.
Basit olarak "Dünya Çapında Ağ"ın nasıl
işlediğinden bahsettikten sonra şimdi de İnternet
üzerinde aranan bir veriye en kolay ulaşma yollarından
bahsedelim. İnternet üzerinde bilgi kaynaklarını ya da
bir başka değişle web sayfalarını otomatik bir şekilde
tarayan arama sistemleri bulunmaktadır. Bu tür
sistemlere "arama makinesi" adı verilir ve bu sistemler
arama yapmak için belli anahtar kelimeleri baz alarak
elde ettikleri verileri bir indeks halinde sunarlar.
Arama makineleri sayesinde önce konu başlıklarına ve
daha sonra da alt başlıklara ulaşmamız mümkün olur. En
yaygın olarak kullanılan arama makinelerine,
Altavista.com ( http://www.altavista.com
), Yahoo.com ve ( http://www.yahoo.com),
Excite.com ( http://www.excite.com)
verilebilir. Search.com ( http://www.search.com)
gibi bazı arama makineleri ise bir çok arama makinesi
servisini kendi içinde barındırır ve arama yaptığınız
konuya en uygun arama makinesini seçerek, arama için bu
servisi kullanmanızı sağlar.
İnternet kavramları URL: (Uniform Resource
Locator) Web üzerinde ulaştığınız yerin adresidir ve
aynı zamanda bu adresin kimliğini belirler.
Tarayıcı: (Browser) World Wide Web üzerinde
dökümanların transfer edilip görüntülenmesini sağlayan,
grafik etkileşimli arabirime sahip uygulama yazılımına
"browser" adı verilir. web tarayıcıların Netscape, MS,
Internet Explorer ve Mosaic'le sınırlı olduğunu
düşünmemek gerekir. İnternet uygulamalarını
görüntülemeyi sağlayan bir çok çeşit tarayıcı
bulunmaktadır.
MOSAIC: NCSA tarafından tasarlanan Machintosh,
Windows ve Unix ortamlarının tümünde birden çalışabilen
ilk web tarayıcısıdır.
Sunucu Bilgisayar: (Host) İnternet
kullanıcılarının diğer iletişim ana sistemleriyle
haberleşmesini sağlayan bilgisayara denilir. KiŞiler
haberleŞmeyi elektronik posta, Telnet ve FTP gibi
programlar vasıtasıyla yaparlar.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-21-
RESİMLERİ NET'TEN TOPLAYIN
İnternet'te dolaşırken farklı sayfalara girdikçe
bir çok resimle karşılaşırız. Bu resimlerden ilgimizi
çekenleri kendi bilgisayarımıza kaydedebiliriz.
Bunu yapmak çok basit bir işlemi gerektirir ve
İnternet ortamından aldığımız bu resimleri daha sonra
istediğimiz gibi kullanabiliriz. Örneğin resme karşı
ilgi duyuyorsunuz ve bir resim galerisine girdiniz.
Yapmanız gereken sadece fareyi kullanarak hoşlandığınız
bir resmin üzerine gelmek. Bu durumdayken farenin sağ
tuşunu kullanarak çıkan kısa yol menüsünden ilgili
komutu seçerek, resmi bilgisayarınızda istediğiniz bir
yere kaydedebilirsiniz. Eğer İnternet Explorer
kullanıyorsanız resmin üzerine gelip sağ klik
yaptığınızda çıkan menüden "save picture as" (resmi
farklı bir adla kaydet), Netscape Navigator
kullanıyorsanız "save image as" seçeneğini işaretlemeniz
yeterli. Tarayıcınız bu aşamada size bu resmi nereye
kaydetmek istediğinizi soracaktır. Bir yer belirleyip
"tamam" butonuna tıklarsanız resim bilgisayarınızda
sizin belirttiğiniz bir yere ve sizin koyduğunuz isimle
kaydedilecektir.
Bu resimlerin İnternet ortamında kullanılışları
konusunda da biraz bilgi vermek gerekirse, İnternet
uygulayıcıları bu ortamdaki resimleri amaçlarına göre
farklı formatlarda kullanmaktadır. Bunlar İnternet
ortamında değişik alanlar kaplarlar ve farklı
çözünürlükte farklı ağırlıklara sahiptirler. En çok
kullanılan resim formatları "gif", "jpeg", "bmp" "pcx"
ve "tif" dir. Bunların hepsi örnek "bitmap"
formatlarıdır.
Bitmap: Bitmap, bilgisayar ekranında (display
space) bir resmi görüntülemek için kullanılan tüm renk
bilgilerini ve ekranı oluşturan piksel yapısı için
gerekli renk bilgilerinin verildiği resim formatlarına
verilen genel addır. Bitmap dosyaları ekranda görebilmek
ve yazıcılardan bastırabilmek için "Photo Shop",
"Xview", "ACDSee" vb. gibi özel bazı programlar gerekir.
Bitmap formatları, resmin çözünürlülüğüne bağlı sabit
bir tanımlama ile resmi oluştururlar. Bu haliyle, eğer
resmi ölçeklendirirsek (küçültme/büyütme) bir çok
ayrıntıyı kaybedebiliriz.
Piksel: Ekran çözünürlüğü dahilinde,
adreslenebilir en küçük resim parçasına piksel adı
verilir.
Bmp: En temel resim formatı BMP'dir. Bu formatta
resmin içindeki renk sayısı değil, resmin büyüklüğu
önemlidir.
Gif: BMP çok hızlı bir format olmasına karşın,
oldukça fazla yer kapladığı için pek tercih
edilmemektedir. 256 renkten fazlasını içermeyen
dosyalarda "gif" kullanmak çözünürlük ve ağırlık
açısından İnternet ortamında daha iyi sonuç vermektedir.
Jpeg: Çok renkle (256 renkten fazla) uğraştığınız
zaman "gif" formatını kullanmanız mümkün olmamaktadır.
Eğer "bmp" yi kullanmayı tercih ederseniz çok büyük bir
alan işgal olacağı için randıman alamazsınız. Böyle
yüksek renk sayısı içeren durumlarda "jpeg" formatı
tercih edilmektedir.
İnternet Kavramları Favoriler (Favorites
Bookmark): Şu anda kullanılmakta olan İnternet
tarayıcılarının çok büyük bir kısmında bulunan bir
özellik olan "bookmark" ya da "favoriler", sık olarak
bağlandığımız servislere ait adres satırlarını
saklamamızı ve ihtiyaç duyduğumuzda çok pratik bir
şekilde bu adreslere ulaşmamızı sağlar. Bazı İnternet
adresleri aklımızda tutamayacağımız kadar uzun
olabilmektedir. Ya da bir kısım adresleri not alıp daha
sonra bu sayfalara girmek istediğimizde bu uzun
adresleri yazmak can sıkıcı bir süreç gerektirmektedir.
Tüm bu olumsuzlukların önüne geçmek için tarayıcınızda
bulunan "Bookmark" ya da "Favoriler"i kullanabilirsiniz.
Sık olarak kullandığınız ve adresini kaydetmek
istediğiniz bir sayfayı tarayıcınızda görüntüledikten
sonra, kullandığınız tarayıcıya bağlı olarak eğer
İnternet Explorer kullanıyorsanız üst menüdeki
"Favoriler"den (Favorites), Netscape Navigator
kullanıyorsanız "Bookmarks" seçeneğinden bu adresi
kaydedebilirsiniz. Bu adresi listeye eklerken eğer
isterseniz konulara gore kategoriler yaratır ve belli
konulardaki adresleri ayırabilirsiniz. Sık kullandığınız
adresleri İnternet'e bağlı değilken ya da adresini
alacağınız sayfa tarayıcınızda görüntülenmediği
durumlarda da bu listelere ekleyebilirsiniz.
Tarayıcınızın bu özelliğini kullanarak birçok külfetten
kurtulmanız mümkün olacaktır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-22-
GÖRÜNTÜLER VE SESLER
İnternet sayfalarında resimlerin yanı sıra
sayfaların göze daha hoş görünmelerini sağlayan görsel
ve işitsel animasyonlar da sıkça kullanılmaktadır. Bu
tür görüntü ya da seslerin kullanılmasıyla sayfada
vurgulanmak istenen şeyler ön plana çıkarılabilir.
Örneğin bir İnternet sitesinde küçük bir alanda önemli
bir organizasyon tanıtılacak diyelim. Bu durumda küçük
ama vurucu bir animasyon ile istediğiniz bilgiyi
verebilirsiniz. Üstelik web için kullanılan birtakım
formatlar yardımıyla bu tür animasyonların sayfaya artı
yük getirmeleri de önlenebilir.
Bu tür animasyonlarda kullanılan uygulama
şekillerinden biri hareketli GIF'lerdir. Hareketli
GIF'ler tek bir GIF dosyası içinde birden çok ve belli
bir sıra öngörülerek konulmuş GIF'lerden (ya da
sahnelerden) oluşur. Bu şekilde oluşturulan GIF
dosyaları tarayıcılar tarafından hareketli şekilde
görüntülenir.
Sayfalara dinamizm ve görsellik katmak için sıkça
kullanılan bir başka uygulama ise MPEG, AVI, Quick Time
ve c gibi hareketli görüntü (video) ve ses
formatlarıdır. Hareketli görüntü formatları, sahneleri
arka arkaya (sinema filmi gibi) sürekli gösterebilen
formatlardır. Örneğin Real Audio, İnternet üzerinden
sürekli ses iletimini sağlayan bir teknolojidir. Bu
format ses verilerini oldukça küçük birimlere
sıkıştırabilmesi sayesinde özellikle 'WAW' ya da 'AU'
gibi çok fazla yer kaplayan ses formatlarına nazaran
daha fazla tercih edilmektedir. Real Audio formatı
sayesinde 14 k modem hızında bile gerçek zamanlı sürekli
müzik yayını dinlemek mümkün olmaktadır ve genellikle
İnternet ortamında canlı yayın yapan radyo istasyonları
tarafından sıklıkla kullanılmaktadır.
Bir başka örnek de bir MPEG ses sıkıştırma
formatı ve standartı olan MP3'dür. Bu format sayesinde
CD kalitesindeki şarkıları yaklaşık 12/1 oranında
sıkıştırmak mümkün olmaktadır. Yani kabaca bir CD'deki
şarkının beş dakika olduğunu ve de 60 MB yer kapladığını
düşünürsek, sıkıştırma için bu formatı kullandığımızda
şarkının ağırlığını yaklaşık 5 MB'a kadar düşürürüz.
Günümüzde bilgisayar kullanıcıları arasında çok popüler
ve sık kullanılan bir format olan MP3'ü dinleyebilmek
için bir deMP3 çalıcıya ihtiyaç bulunmaktadır. Bir çok
sürümü de bulunan 'WinAmp' bu çalıcılar arasında en
yaygın olanıdır.
İNTERNET KAVRAMLARI
ANİMASYON: Grafiklerin belli bir senaryo
doğrultusunda canlandırılması işlemine animasyon adı
verilir. Hareket her zaman insanların ilgisini çeker ve
eğlendirir fakat animasyonun işlevi eğlendirmekten
ibaret değildir. İçinde yoğun mesajlar taşıyabilir,
tasarımı ilginç kılar ve özgün bir nitelik kazandırır.
Animasyonun tüm bu görevleri yerine getirebilmesi;
kullanıldığı yere, miktara ve en önemlisi kalitesine
bağlıdır.
MPEG: (Video Pictures Extended Group) Bir
hareketli görüntü (video) ve ses (audio) sıkıştırma
standartıdır ve video, CD vb. gibi ortamlarda hareketli
görüntülerin saklanması ve iletilmesini temin eder.
Sıkıştırma oranları 1:50'lere kadar çıkmaktadır. MPEG,
İnternet tarayıcıları için neredeyse standart bir format
haline gelmiştir.
AVI: Microsoft'un geliştirdiği bir video
formatıdır. 24 bit true color, platformunuzun
desteklediği tüm ekran çözünürlülükleri ve ses bu format
ile verilebilir.
Quick Time: Apple'in geliştirdiği bir hareketli
görüntü formatıdır. Quick Time da AVI'dekine benzer
özellikler taşır. Pek çok platformda bu formatın
destekleniyor olması Quick Time'ın, AVI'ye göre en büyük
avantajıdır.
FLI: Yaygın bir animasyon formatıdır. İlk olarak
Autodesk tarafından kullanılmaya başlanılan bu format
günümüzde bir çok grafik yazılımında uygulanmaktadır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-22-
Sizin de İnternet'te bir sayfanız
olsun Geçtiğimiz haftalar boyunca basit olarak
İnternet ve kullanımı konusunda bilgi vermeye çalıştık.
Hergün biraz daha yaygınlaşan İnternet kullanımı sonucu
pek çok insan da sanal ortamda kendi sayfalarını
oluşturmakta ve bu sayfaları yayınlamakta. Birçok
insanın düşündüğünün aksine İnternet ortamında basit
yayınlar yaratmak hiç de zor bir uğraş değildir. Çok
fazla detaya kaçmadan, teknik olarak basit kurallar
çerçevesinde İnternet ortamına biraz aşina olmuş
herkesin kendine ait sayfaları olabilir.
Önce 'sunucular' İnternet ortamında
yaratacağınız bir sayfayı yayınlayabilmek için öncelikle
bir sunucuya ihtiyacınız olacaktır. Özel programlar
barındıran ve 'Sunucu' adını verdiğimiz bu bilgisayarlar
sayesinde diğer insanlar kendi istemcilerini kullanarak
yayınlayacağınız sayfaları görebileceklerdir. İnternet
bağlantılarını sağlayan İSS ler (İnternet Servis
sağlayıcılar) genelde kendi kullanıcılarına verdikleri
hizmet çerçevesinde onlara kendi İnternet sayfalarını
yaratabilme olanağı sunmaktadırlar ve yaratacağınız
sayfalar bu İSS'nin sunucularında ayrı bir dizin altında
toplanmaktadır.
HTML web sayfalarının 'abc'sidir İnternet
ortamında yayınlanan sayfalar HTML adı verilen özel bir
formatlama dili kullanılarak hazırlanır. Daha önceki
yazılarımızda da anlattığımız gibi HTML, ya da
Hipermetin Anlamlandırma Dili (Hypertext Markup
Language), sayfalara yazacağınız yazı rekleri,
büyüklükleri, paragraf biçimleri gibi bilgilerin
formatlarını ve sayfalar arasındaki geçiş bağlantılarını
verebileceğiniz birçok komutu içerir. Basit HTML
kodlarını kullanarak sayfalarınızda
gerçekleştirebileceğiniz uygulamaların bazıları
şunlardır; Örneğin kullanacağınız yazıların
karakterlerini, koyu ya da italik gibi seçenekleri,
büyüklüklerini ve renklerini seçebilirsiniz.
Sayfalarınızda tablolar ve listeler oluşturabilir,
değişik resimler, ses ve geçen hafta bahsettiğimiz
animasyon uygulamalarını kullanabilirsiniz. Ayrıca eğer
isterseniz sayfalarınızı birtakım yardımcı yazılımlarla
da destekleyebilirsiniz.
Bir sayfa tasarlarken ilk önce tasarlayacağınız
sayfada bulunmasını istediğiniz içeriğe karar
vermelisiniz. Çünkü bir sayfa içeriğe göre tasarlanmaya
başlanır ve eğer içerik oluşmadan sayfa tasarlamaya
başlarsanız sonradan çok pişman olabilirsiniz. İçeriğe
göre tasarım yapmanın yanısıra, elinizde tüm veriler
oluştuktan sonra bile bir süre İnternet'te dolaşmanızı
öneririz. Çünkü böylece yapacağınız sayfanın yapısı
konusundaki bilgiler kafanızda daha net bir şekilde
belirginleşecektir. Ayrıca gördüğünüz sayfalar
karşısında şaşırıp yılgınlığa düşmemelisiniz. Çünkü
basit olanlarının yanısıra bu sayfaların birçoğu da
profesyonel tasarım ekipleri tarafından hazırlanmış ve
içlerinde birçok değişik programlar da kullanılmıştır.
Siz en iyi tasarımın olabildiğince basit ve kullanıcıya
olabildiğince kolay ve çok bilgi veren tasarım olduğunu
düşünün ve bu konuda umutsuzluğa düşmeyin.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-23-
Başarı ayrıntılarda gizlidir Bu haftaki
yazımızda da HTML kullanarak İnternet ortamında
hazırlayıp yayınlayacağımız sayfaların inşası sırasında
karşılaşacağınız problemler ve pratik önerileri yazmaya
devam edeceğiz.
Bir İnternet sayfası hazırlarken İnternet'e bağlı
kullanıcıların bu sayfaya olabildiğince kolay ulaşıp bu
sayfayı ziyaret ettikleri sürece problemlerle
karşılaşmamaları için öncelikle dikkat etmeniz gereken
bazı temel kurallar bulunmaktadır.
Birinde değil, hepsinde tara İlk dikkat
etmeniz gerekenlerden birisi hazırlayacağınız sayfaların
tüm tarayıcılar tarafından algılanıp okunabilmesi ve
sayfalar arasında tarayıcıdan tarayıcıya farklılıkların
bulunmamasıdır. Bu gerçekten önemlidir ve baştan dikkat
etmezseniz sayfanız birçok kullanıcının tarayıcısı
tarafından okunmayacaktır. Çok güzel, içerik yönünden
çok zengin bir sayfa hazırlamış olabilirsiniz ama,
maalesef emeklerinizin çoğu bu tur durumlarda boşa
gidebilir. Şöyle düşünebilirsiniz: Bir arkadaşınızdan
çok güzel ve zengin, içerik olarak da tam size hitap
edecek bir sitenin adresini aldınız. Fakat arkadaşınızın
kullandığı tarayıcıda görüntülenebilen bu site maalesef
sizin tarayıcınızda görüntülenemiyor. Dolayısıyla belki
bir kaç denemeden sonra bir daha bu siteye ulaşmaya
çabalamayacaksınızdır. Sonuç olarak bu site hitap ettiği
kullanıcılardan birisini kaybetmiş demektir. Siz de bu
can sıkıcı durumla karşılaşmamak için sayfalarınızı
hazırlarken en azından en popüler internet
tarayıcılarında ayrı ayrı sayfalarınızı kontrol etmeli
ve sayfalar arasında gördüğünüz hataları ya da
farklılıkları gidermelisiniz.
Eğer birçok tarayıcıda kontrol etme şansınız
yoksa ve sayfalarınızın uyumlu olduğunu bildiğiniz belli
tarayıcılar var ise bunları sayfalarınızda belirtmeye
özen göstermelisiniz. Bu sizin kullanıcılara ne derece
kolaylıklar sağladığınızın bir göstergesi olacaktır.
Modası geçti demeyin Dikkat etmeniz gereken
bir başka konu ise HTML sayfaları oluştururken en
yaygınlaşmış ve çoğu eski versiyon tarayıcılar
tarafından da algılanabilen 'tag' leri kullanmanızdır.
Hiper Metin Anlamlandırma Dili adını verdiğimiz HTML
(Hiper Text Markup Language) birçok koddan oluşur ve bu
kodlar zaman içerisinde zenginleştirilmektedir. Bunun
iyi yanı olduğu gibi bir de kötü yanı vardır. HTML
tag'larının zaman içinde zenginleşmelerine karşın bir
çok kullanıcı tarayıcıların yeni versiyonlarını
kullanmaktan kaçınırlar ya da bununla uğraşmazlar. Sonuç
olarak eski versiyon tarayıcıların bir çoğu yeni
oluşturulan HTML kodlarını algılamayacaklardır.
Dediğimiz gibi sayfa hazırlarken dikkat etmeniz gereken
kurallardan birisi de çok yeni HTML 'Tag'lari yerine
daha eski fakat yaygınlaşmış ve birçok tarayıcı
tarafından algılanabilen 'Tag' leri tercih etmenizdir.
Sayfa boyutuna aman dikkat Sayfalarınızı
tasarlerken kullanıcıların ekran çözünürlüklerini de
hesaba katmalısınız. Her kullanıcı sizin sayfalarınızı
tasarlarken kullandığınız çözünürlüğü kullanmaz ve
sayfalarınız birçok kullanıcının ekranında düzgün bir
şekilde gözükmez. Ekranında sayfanın enlemesine yanlızca
yarısını gören bir kullanıcı doğal olarak bundan
rahatsızlık duyacak ve sayfanın kalan kısmını görebilmek
için 'scroll bar'a ihtiyaç duyacaktır. Bunun için
sayfalarınızı tasarlerken 800x600 piksellik çözünürlüğü
baz almalısınız. Bu durumda yüksek çözünürlüğe sahip
ekran kullanan kullanıcılar bile sayfanın tamamını
ekranlarında görüntüleyebileceklerdir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-24-
HTML sırları Geçen haftaki yazımızda HTML
ile İnternet sayfaları hazırlarken dikkat etmeniz
gereken püf noktalarını anlatmaya başlamıştık. Bu hafta
da sizler için pratik öneriler getirmeyi sürdüreceğiz.
Bahsettiğimiz tüm bu öneriler ile temel bir HTML
bilgisine sahip olan ya da çok az HTML bilgisi olmasına
rağmen birtakım görsel HTML Editörleri kullanabilen
herkesin, sayfalarını İnternet'de yayınladıkları zaman
karşılaştıkları birçok problemin önüne geçebilmeyi
amaçlamaktayız.
En basit önerilerden birisi sayfaları
oluştururken seçeceğiniz yazı ve zemin renkleri
arasındaki uyum ve kontrastdır. Burada bahsettiğimiz
uyum aynı renklerin yakın tonlarını kullanmak olarak
algılanmamalıdır. Çünkü bu durumda sayfanız baştan kötü
bir yola girecektir. Örneğin beyaz bir zemin üzerinde
açık sarı ya da buz mavisi renginde yazı kullandığınızı
düşünün. Kullanıcı sizin sayfalarınızı okuyabilmek için
ekrana olabildiğince yaklaşmak zorunda kalacak ve kısa
bir süre sonra da sabrının sonuna gelerek sayfalarınızı
terk edecektir. Böyle açık bir zemin üzerinde renklerin
koyu tonlarını kullanmak zorundasınız. Eğer tam tersine
çok koyu bir zemin, örneğin siyah üzerinde
çalışıyor-sanız, bu takdirde çok açık renk tonlarında
yazılar seçmelisiniz. Bu arada sayfanızda kullandığınız
animasyon ve resimlerin renklerini de gözönüne
almalısınız. Büyük boyutlarda yazacağı-nız bir başlığın
rengi ile çevresindeki resim ya da grafiklerin
renklerinin uyum içinde olması gerekir. Ayrıca renk
seçimi sırasında sayfanızda kullanacağınız linkleri de
düşünmelisiniz. Aktif hale gelen ya da ziyaret edilen
linklerin renklerini farklı yapacaksanız eğer, yine bu
renk uyumlarına dikkat etmelisiniz.
Başarı ayrıntılarda gizlidir Sayfalarınızda
olabildiğince az sayıda animasyon ve Java Applet
kullanmanızı tavsiye ederiz. Çok fazla renk ve
birbirleri ile bağdaşmayan animasyonlar içeren bir sayfa
kullanıcıya sizin acemi olduğunuzu düşündürecektir. Bu
tür animasyon ya da Java Applet uygulamaları, kararında
ve yerinde kullanıldığında sayfaya ayrı bir lezzet
katar. Fakat burada ince bir çizgi bulunur ve eğer siz
bu çizgiyi aşıp 'ne kadar çok bu türden uygulama
kullanırsam o kadar zengin bir sayfa oluştururum' gibi
bir düşünceye kapılırsanız, hatalı bir yolda
yürüyorsunuz demektir. Çok fazla hareketli ve rengarenk
sayfalar belli bazı konular için tercih edilebilir.
Örneğin küçük çocuklar için bir İnternet Sitesi
hazırlıyorsanız onların ilgilerini çekecek ölçüde bu
uygulamaları kullanabilirsiniz. Fakat daha ciddi bir
içeriğe sahip sayfalarda aynı şeyi yapmaya kalktığınızda
sayfalarınız ciddiyetten uzaklaşacaktır.
Daha önce söylediğimiz gibi sayfalarınızı değerli
kılan diğer bir konu da görsel güzelliğin yanısıra
içerik ve sayfalarınızın ağırlığıdır. Toplam ağırlığı ne
kadar düşük sayfalar yaparsanız o kadar iyidir.
İnternet'de yıllardır yayınlanan bir çok ünlü siteye göz
atarsanız, bu sitelerin ana sayfalarında olabildiğince
az sayıda imaj kullanıldığını, animasyonların ve hele
Java Applet'lerin ise hiç kullanılmadığını görürüz.
Animasyon ve Java Applet gibi uygulamalarla dolu bir
sayfanın İnternet ortamında, hele de düşük hızlı
modemler ile yüklenmesi oldukça zordur ve bu sayfaları
herkes göremeyeceği için emekleriniz boşa gidebilir.
İNTERNET KAVRAMLARI Piksel: Bir bilgisayar
ekranında yaratılabilen en ufak noktacıktır. Piksel aynı
zamanda resim elemanları için kullanılan bir kısaltmadır
ve monitor üzerinde belirtilebilen tek bir bilgi
noktasını ifade eder.
Tag: Html'de kullanılan ve İnternet sayfalarına
biçim verebilmek için kullanılan etiketlere 'Tag'
denilir. 'Tag'ler her zaman '<' ve '>' işaretleri
arasında yazıldıkları için tarayıcılar tarafından
algılanabilirler. HTML 'Tag'lerinin zaman içerisinde
çeşitlilikleri arttırılmakta ve böylece İnternet
sayfalarındaki uygulamalarda sayfaların
zenginleştirilmeleri gerçekleşebilmektedir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-26-
Grafiklerinizi sıkıştırın Geçen
haftalarda bahsettiğimiz gibi İnternet yayıncılığında en
önemli olgulardan birisi sayfaların ağırlığıdır.
Sayfalarınız ne kadar az yer kaplarsa İnternet
üzerindeki kullanılabilirliği o ölçüde artacaktır.
Resimler ve animasyonlar gibi grafikleri olabildiğince
az ve yerinde kullanmak gerektiğini daha önce yazmıştık.
Ufak ve sade ya da başka bir deyişle az renk içeren
grafikler kullanmak her zaman avantajlıdır.
Kullandığınız grafikler belli formatlarda ve renk
sayısında olacaktır. Örneğin siyah beyaz bir imaj çok
renkli mesela 256 renk bir imaja göre çok daha az yer
kaplayacaktır. Belki çok renkli, kocaman grafikler
kullanmak birtakım İnternet kullanıcılarının hoşuna
gidecektir. Ama size tavsiyemiz, sayfa hazırlarken
sayfalarınızı gerçekten görmek isteyecek, fakat düşük
hızlı bir modeme sahip olduğu için bunu başaramayacak
insanları da düşünmelisiniz.
Ayrıca grafiklerinizin ağırlığını, bu tür grafik
ve imajları İnternet ortamında kullanmak için
hazırlanmış bulunan bazı sıkıştırma programlarını
kullanarak düşürebilirsiniz. Bu sıkıştırma programlarını
İnternet yayıncılığında kullanmak, sayfalar için çok
büyük avantajlar sağlamaktadır. 'Advanced GIF Optimizer'
yada 'Ulead Smart Saver' gibi programlar kolay
kullanımları ile de bu alanda en çok tercih edilen
programlar arasında yer almaktadır. Daha sonraki
yazılarımızda bu programları daha ayrıntılı olarak
tanıtacağız.
İşin kolayına kaçmayın Size tavsiye
edeceğimiz bir başka konuysa kendi ses, grafik ve
resimlerinizi ve hatta kullanabiliyorsanız kendi
yazdığınız applet'leri kullanmanız olacaktır. Çünkü ne
kadar büyük bir özgürlükler ortamı olsa bile, tüm
yayıncılık türleri gibi İnternet yayıncılığının da
kendine ait bir etik ahlâk anlayışı bulunmaktadır.
'Copyright' sistemi İnternet yayıncılığında da
bulunmakta, fakat bilhassa amatör siteler arasında
takibi yapılamamaktadır. Sonuç olarak birçok insanın
sayfa tasarlarken kullandığı kolay yöntem İnternet'te
dolaşırken hoşlarına giden resim yada grafikleri
toplamak ve sonra bu imajları kendi sayfalarında
kullanmaktır. Bu yönteme başvurmak her şeyden önce
profesyonel yada amatör uğraşlar içerisindeki bir takım
insanların çabalarını, emeklerini hiçe saymak ve onlara
saygısızlık etmek anlamına gelmektedir. Halbuki bu tür
imajları kullanmak için mutlaka para ödemek zorunda
değilsiniz. İnternet üzerinden bulabileceğiniz grafik
çalışmaların bir kısmı zaten ücretsizdir. Bir kısmında
ise isim belirtmeniz gerekir. 'Copyright'lı çalışmalar
için ise kopyalamak yada çalma yoluna gitmemelisiniz.
Ayrıca sayfalarınızda kendi hazırladığınız
grafikleri kullandığınızda kendi hazırladığınız sayfalar
gözünüze daha hoş gözükecektir.
Uzun metinleri parçalayın Eğer sayfalarınızda
çok az sayıda resim, grafik yada animasyon
kullanacaksanız ve ağırlıklı olarak içinde metin olan
sayfalar hazırlayacaksanız, belki sayfalarınız
kullanıcıların tarayıcıları tarafından daha kolaylıkla
görüntülenecektir ama bu kez de dikkat etmeniz gereken
başka bir konu ortaya çıkmaktadır. Tüm metinleri sonu
gelmeyen bir sayfa halinde alt alta sıralamamanız
gerekir. Sayfalara bu şekilde girilen metinler
kullanıcıyı çabuk yorar yada dikkatini çabuk dağıtır. Bu
durumda yapılması gereken metni gerektiği gibi
parçalayarak ayrıntıları farklı farklı sayfalarda
kullanıcıya sunmaktır. Bu hem okuyuculara kullanım
kolaylığı sağlayacaktır hem de sayfanızda kullanacağınız
linkler ile sayfanıza renk katmanıza olanak verecektir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-27-
Karakterinizi kendiniz belirleyin
İnternet yayıncılığının en önemli yanlarından birisi
görselliktir. Fakat birçoklarının yanlış düşündüğü gibi
bu görsellik yalnızca resim ve animasyonlardan
oluşmamaktadır. Sayfalarınızda kullanacağınız fontlar ve
yazı karakterleriyle de bir görsellik yaratabilirsiniz.
Maalesef yazılı basında kullanılan yüzlerce
değişik yazı karakterini İnternet ortamında yaygın
olarak kullanamamaktayız. Bunun sebebi de herkesin
bilgisayarında bütün bu fontların bulunmamasıdır.
Örneğin sizin hazırladığınız sayfalarda çok severek
kullandığınız bir font eğer kullanıcının bilgisayarında
bulunmuyorsa yazılar bilgisayardaki bir başka yazı
karakteri ile görüntülenecektir. Örneğin sizin
belirlediğiniz karakterler görüntülenemediği için tüm
sayfalarınız uyumlarını kaybedecek ve belki de bozuk
görüntülenecektir. Dikkat etmeniz gereken nokta, özel ve
yaygınlaşmamış karakterler yerine İnternet ortamında
daha sık kullanılan, yaygınlaşmış karakterleri tercih
etmeniz olacaktır. Ayrıca belirtmeliyiz ki yazı
karakterlerinin yanısıra yazılarda ve özellikle de
başlıklarda kullanacağınız yazı büyüklüklerine de dikkat
etmelisiniz. Bir süre İnternet yayıncılığı ile
uğraştığınızda göreceksiniz ki, çok iri ve görselliği
zedeleyen yazılar kullanmaktansa ana başlıklarda daha
iri, ara başlıklarda ya da tablolarda daha ufak yazılar
kullanmak her zaman olumlu sonuç vermektedir
Şimdi biraz da yazı karakterleri ve bu
karakterleri nereden bulabileceğiniz konusuna gelelim.
Her ne kadar fazla yaygınlaşmamış yazı karakterlerini
kullanmaktan kaçınmalıysanız da zaman zaman bu tür
karakterlere de ihtiyaç duyabilirsiniz. Bilhassa bazı
grafik programlarında bu karakterleri kullanarak değişik
ve etkileyici durumlar yaratabilirsiniz. Bu gibi
durumlarda yazıları imaj yani resim olarak
kaydedeceğiniz için kullanıcıların bilgisayarlarında bu
yazı karakterleri bulunmasa bile bir problem olmayacak
ve oluşturduğunuz imajlardaki karakterler aynen
korunacaktır. İhtiyaç duyduğunuz yazı karakterlerine
ulaşabileceğiniz en büyük kaynak yine İnternet'tir.
İnternet üzerinde ücretsiz tasarım hizmeti veren siteler
veya özellikle yazı karakterleri konusunda hizmet veren
bazı siteler bu konudaki sıkıntımıza çare olur.
Yeni karakterlerimizi bilgisayarımıza tanıtalım
Biraz da İnternet ortamından alacağınız bu yazı
karakterlerini bilgisayarınızda nasıl kullanmanız
gerektiğinden bahsedelimÖ Beğendiğiniz yazı karakterini
öncellikle bilgisayarınıza kaydetmeniz gerekiyor. Bu
işlemi gerçekleştirdikten sonra bilgisayarınıza
yüklediğiniz bu yazı karakterlerini bilgisayarınızdaki
yazı karakterlerinin bulunduğu bölüme tanıtmalısınız. Bu
işlemi yaparken öncelikle bilgisayarınızın
'Başlat-Ayarlar-Denetim Masası' (Start-Settings-Control
Panel) bölümüne gitmelisiniz. Daha sonra yeni açılan
pencerede 'Karakterler' (Fonts) ikonuna çift tıklayıp,
bilgisayarınızda varolan yazı karakterlerinin listesini
ya da ikonlarını göreceksiniz. Bu pencerenin üst
tarafında yazan 'Dosya' (File) mönüsünden 'Yeni Karakter
Ekle ' (Install A New Font) seçeneğini seçmeniz gerekli.
Bu aşamada çıkan pencerenin alt sol tarafında
dosya ikonları göreceksiniz. Buradan bilgisayarınıza
kaydettiğiniz dosyayı seçip, işaretleyip sonra da
'Hepsini Seç' (Select All) butonunu tıklamalısınız. Bu
şekilde yeni fontları sol üst taraftaki boş kısımda
göreceksiniz. Bu işlemden sonra 'Tamam' tuşuna basmak
yeterli. Bütün bu işlemler bittiğinde artık yeni yazı
karakterlerinizi başarıyla bilgisayarınıza tanıttınız
demektir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-28-
Kim korkar HTML'den İnternet
yayıncılığına yeni merak salanlar için, kişisel ya da
amatör İnternet sayfaları tasarlarken dikkat etmeleri
gerekenleri anlatmaya çalışıyoruz. Bu haftadan
başlayarak da bu konuya yeni yeni merak salanlar için
basit HTML (Hyper Text Markup Language) kodlarını
göstermeye ve bu kodları kullanırken nelere dikkat
edilmesi gerektiğini örneklerle anlatacağız.
HTML'ye başlangıç yapalım Bütün HTML
dokümanları "tag" ya da "im" adı verilen ve her biri
ayrı bir komutu içeren elemanlardan oluşmuştur. HTML' de
büyük harf ya da küçük harf ayrımı olmadığı için
dokümanda kullanacağınız "tag" leri her iki halde de
yazabilirsiniz. Her bir "tag" değişik komutlar
içerebileceği gibi kendi alt elemanlarını da
barındırabilir ve komut içeren "tag" ların büyük bir
kısmı ise sonlandırma "tag"i ne sahiptir.
Örnek; <font face="arial" size="2"
color="black"><i><b>Yeni Başlayanlar
İçin</b></i></font>
Bir HTML dokümanında yukarıdaki gibi gözüken bir
kısım, İnternet'de yayınlandığında kullanıcıların
tarayıcıları tarafından
Yeni Başlayanlar
İçin
şeklinde görüntülenecektir. Burada
<font> "tag"i kendi içinde yazılacak yazının
karakteri, büyüklüğü ve rengi gibi bilgileri
bulundurabildiği gibi, sonlandırma "tag"inden
(</font>) önce yazının italik olacağını gösteren
<i> ve yazının kalın olacağını gösteren <b>
"tag"i gibi ayrı "tag"leri de kapsayabilir. Yukarıdaki
örnekte görüldüğü üzere "<font>" "<i>"
"<b>" tag'larının birer de sonlandırma "tag" ları
(</font>, </i>, </b>) yazılmıştır. Siz
HTML dokümanını yaratırken hangi karakter ve büyüklükte
yazı kullanırsanız kullanın, o doküman İnternet
ortamında yayınlandığında tarayıcılar tarafından, sizin
"taglar" yardımıyla verdiğiniz komutlara göre
görüntülenecektir. Örneğin siz yazıyı yazarken 10 piksel
büyüklük ve "Geneva" yazı karakteri kullandınız, fakat
HTML kodları ile de bu dokümanın "arial" yazı
karakterinde "kalın" ve "italik" olarak görüntülenmesi
gerektiğini yazdınız. O halde bu yazı İnternet ortamında
sizin istediğiniz gibi "arial, kalın ve italik" olarak
görüntülenecektir.
Bütün HTML dokümanları <HTML> ile başlar ve
</HTML> ile son bulur. <HTML> "tag"i
hazırlanan sayfa hakkında bilgilerin yer aldığı
<HEAD> ve esas sayfanın içerisinde inşa edildiği
<BODY> ve bunların sonlandırma "tag"larını kapsar.
Kabaca bir HTML dokümanının çatısı şu şekilde olur.
<HTML> <HEAD>
</HEAD>
<BODY>
</BODY> </HTML>
HTML Kodları Yukarıdaki genel çatının üzerine
inşa edilecek sayfanın yapımı ile ilgili bilgiler daha
ayrıntılı olarak gelecek haftalarda vereceğiz. Şimdi en
basit, fakat basit olduğu kadar da önemli ve sık
kullanılan HTML kodlarından bazılarını tanıtmaya
başlayalım.
<B>Metinde başlangıç ve sonlandırma
"tag"leri arasına yazılan bu alan "kalın" olarak
görüntülenir.</B>
<I>Metinde başlangıç ve sonlandırma
"tag"leri arasına yazılan bu alan " italik" olarak
görüntülenir.</I>
<U> Metinde başlangıç ve sonlandırma
"tag"leri arasına yazılan bu alan "altıçizili" olarak
görüntülenir.</U>
<BR> (Break) "tag"i metni herhangi bir
yerden kesip bir alt satırdan devam etmesini sağlar.
Arka arkaya koyduğunuz her bir <BR> "tag"i o
sayıda satır atlatır.
Örneğin; "Bu bir deneme<BR> yazısıdır"
yazarsanız, bu tarayıcılar tarafından
"Bu bir
deneme yazısıdır"
şeklinde görüntülenecektir.
Fakat eğer bir <BR> daha ekleyerek "Bu bir
deneme<BR><BR> yazısıdır" yazacak olursanız,
bu kez tarayıcılar bu metni
"Bu bir
deneme
yazısıdır"
şeklinde
görüntüleyeceklerdir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-29-
Geçen haftaki yazımızda İnternet sayfaları
oluşturmak için geliştirilen ve İnternet ortamının temel
dillerinden birisi olan HTML'ye bir giriş yapmıştık.
Şimdi de, daha önce bahsettiğimiz gibi HTML sayfalarında
bulunması gereken temel öğeleri inceleyeceğiz.
Bütün HTML sayfaları <HTML> elemanı ile
başlar ve </HTML> sonlandırma elemanı ile son
bulur. Bu eleman ise iki ana kısma ayrılır. Birincisi
<HEAD> elemanıdır ve bunun sonlandırma elemanı ise
</HEAD> dır. Daha sonra <BODY> elemanı gelir
ve bu da </BODY> ile son bulur. Yaratılan bir
İnternet Sayfasındaki görüntülenecek tüm bilgiler bu
kısımda yer alır. Dokümanda kullanılacak tüm HTML
tagları bu iki ana elemanın kapsayacağı şekilde yazılır.
<HEAD> elemanının kapsayacağı şekilde
yazılan kodlardan bazıları <TITLE> ve <META>
dır. Bu kodların sonlandırmaları yoktur ve belirleyici
özellikleri kodun içinde verilir. Fakat <TITLE>
elemanı <HEAD> içinde yer aldığı halde
sonlandırması </TITLE> vardır.
<B>Örnek: </B>
<head>
<title> Miço kursu</title>
<meta http-equiv='Content-Type'
content='text/html; charset=ISO-8859-9'>
<meta name='Author' content='Star'>
<meta name='Keywords' content='bilgisayar,
bilişim, gazete, haber, medya, star, news, newspaper,
press, turkish, türkçe, turkce, ekonomi, magazin, spor,
kültür, kultur, sanat, bilim, teknoloji, internet,
yazar, köşe yazarları, kose yazarlari, derin haber'>
</head>
Bu örnekte ikinci satırda yazılan <TITLE>
(daha önce söylediğimiz gibi HTML'de küçük harf-büyük
harf ayrımı yoktur.) elemanı sayfanızın adını belirler
ve sayfa bir tarayıcı tarafından görüntülendiğinde bu
elemanların arasına yazdığınız kelime ya da kelimeler
tarayıcıda sayfanın adı olarak gösterilirler. Yukarıdaki
örnekte Miço Kursu tarayıcılar tarafından sayfanın ismi
olarak algılanmaktadır.
Karakter setleri Bir sonraki satırda
dokümanın karakter seti belirtilir. Bir İnternet sayfası
hazırlarken karakter seti tanımlamak çok önemlidir.
Tarayıcılar sayfayı görüntülerken sizin kullandığınız
karakter setini baz alarak tanımlama yapabilirler. Aksi
takdirde sayfa tarayıcılar tarafından yanlış ya da bozuk
olarak görüntülenecektir. En çok kullanılan karakter
setleri ISO-8859-1 (Latin1) ve ISO 8859-9'dur (Türkçe).
Karakter setlerinin ne işe yaradığı ve nasıl
kullanıldıklarını ilerki haftalarda daha kapsamlı olarak
inceleyeceğiz.
Dördüncü satırdaki<META NAME=Author
content=Startek> ile dokümanı yapan kişi ya da kurum
belirtilir.
Anahtar kelimeler Beşinci satır İnternet
üzerinde arama motorları yardımıyla arama yapan
kişilerin sizin sayfalarınıza ulaşabilmeleri için
girmeleri gereken anahtar kelimeleri belirtir. Bu alan
önemlidir. Çünkü buraya yazacağınız kelimeler sayesinde,
gerçekten sizin sayfalarınızda yer alan konulara ilgi
duyan insanlar bu sayfalara ulaşabileceklerdir.
Dökümanınızı tanımlayan anahtar kelimeleri yazarken
dikkatli olmalı ve gerçekten sayfalarınızı tanımlayan
kısa ama öz kelimeler girmelisiniz. Yukarıdaki örnekte
Miço Kursu sayfasını ve bu sayfanın bağlı olduğu esas
sayfayı tanımlayan kelimeler girilmiŞtir.
<HEAD> elemanının içerdiği bilgiler
girildikten sonra sonlandırma tagı ile dokümanın bu
kısmı kapatılır. Bu bölümün içerdiği bilgiler tarayıcı
tarafından algılanır fakat görüntülenmezler. Bunlar daha
çok dokümanın kendisiyle ilgili bilgileri kapsar.
Kaynağa ulaşmak HTML çalışmaları yaparken
kolaylık olsun diye tarayıcınızda bir İnternet sayfasını
görüntüleyebilir ve üst menüden görünüm (view) den
kaynak (source) seçeneğini tıklayarak sayfanın HTML
kodlarına ulaşabilirsiniz. Bu şekilde çalışarak değişik
sayfaların yazılımlarını inceleyebilir ve kıyaslamalar
yapabilirsiniz. Yanlız başlangıçta bazı karmaşık
kodlarla karşılaşma olasılığınız olabilir. Bunun için
biraz kodlarla haşır neşir olana dek bizim de bu
yazımızda örnek olarak incelediğimiz http://www.stargazete.com/startek/micokursu/2000/06/30/sayfasının
kaynağına bakmanızı tavsiye ederiz.
Haftaya <BODY> elemanını, kullanımını ve
içerdiği diğer elemanları incelemeye başlayacağız.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-30-
Bu hafta İnternet üzerinde HTML kullanarak
bir sayfa oluştururken kullanılan kodların en
önemlilerinden biri olan <BODY> elemanını ve bu
elemanın kapsadığı diğer başlıca kodları incelemeye
başlayacağız.
Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi
<BODY> elemanı sayfaya girilecek ve sayfa
kullanıcıların tarayıcıları tarafından görüntülendiğinde
gözükecek tüm bilgileri kapsayan bir elemandır.
<BODY> ve bu elemanın sonlandırması olan
</BODY> arasına girilecek tüm HTML kodları ile
görsel ve içerik olarak sayfanızı oluşturabilirsiniz.
İngilizce 'body' vücut-gövde anlamına gelir. Adından da
anlaşılacağı üzere sayfanın esas yapısı bu eleman
yardımı ile kurulur.
Artık planlamasını yaptığınız sayfayı hayata
geçirmeye başlayabilirsiniz. Önce yapmanız gereken
sayfanın ana yapısını yani özelliklerini tanımlamak.
Bunun için ilk önce <BODY> elemanını yani sayfanın
gövdesini tanımlamalısınız. Sayfanın arka rengini,
sayfada kullanılacak yazıların renkleri, linklerin
renkleri, ziyaret edilen linklerin renkleri, sayfanın
arka planında resim kullanıp kullanmayacağınız,
oluşturacağınız dökümanın sayfanın üst ve sol yanlarına
uzaklığı gibi genel özellikleri <BODY> elemanının
içinde tanımlamalısınız. Örneğin;
<body text='#000000' bgcolor='#FFFFFF'
link='blue' vlink='navy' alink='Red' topmargin='0'
leftmargin='0' background='back.jpg'>
şeklinde belirtilen özellikler sayfanın
gövdesinde kullanılan yazıların renginin siyah
(#000000), arka planın beyaz (#FFFFFF), linklerin mavi
(blue), ziyaret edilen renklerin lacivert (navy), aktif
linklerin kırmızı (red) olduğunu, sayfada kullanılan
alanın üst ve sol kenara boşluğunun olmadığı
(topmargin='0' leftmargin='0') ve sayfanın arka planında
'back.jpg' isimli resmin (resmin adı 'back' ve formatı
ise 'jpg' dir. Resmin adının arkasına bir nokta
koyularak resmin formatı belirtilmiştir. Bkz.
(http://www.stargazete.com/startek/micokursu/2000/04/28/
) Miço Kursu -21-) kullanılacağını belirtir. Bu
unsurlardan kullanacaklarınızı sıralarken belli bir sıra
izlemeniz ya da daha önce söylediğimiz gibi büyük-küçük
harf ayrımı yapmanız gerekmemektedir. Ayrıca bir öz
niteliği ya da alt elemanı belirlerken her seferinde
<BODY> elemanını yazmanız gerekmez. Açılan bir tag
dan sonra bir kez 'BODY' yazmanız ve sonra özellikleri
birer boşluk bırakarak sıralamanız yeterlidir. Yani
<BODY TEXT='#000000' BODY BGCOLOR='#FFFFFF' BODY
LINK='BLUE' ......> yazmak yerine <BODY
TEXT='#000000' BGCOLOR='#FFFFFF' LINK='BLUE' ......>
yazabilirsiniz.
Şimdi gövdenin özelliklerini belirleyen ve
<BODY> elemanının içinde kullanılan unsurlara tek
tek bakalım.
TEXT='#000000' </B>Text ifadesi sayfada
kullanılacak yazının rengini gösterir. Diez (#)
işaretinden sonra gösterilen rakamlar renk kodlarıdır.
Örnekte verilen '#000000' kodu siyah rengi tanımlar.
HTML kodlarına her geçen gün yeni renkler katılmaktadır.
Fakat maalesef bu yeni renk kodları bazı eski tarayıcı
programlar tarafından algılanamamaktadır. Bunun için biz
size olabildiğince ara renkler yerine daha eskiden
tanımlanmış ve tüm tarayıcılar tarafından algılanabilen
ana renkleri kullanmanızı tavsiye ederiz. Kaldı ki bu
ana renkler sayıların yanısıra İngilizce karşılıkları
ile de (000000=black, FFFFFF=white gibi)
tanımlanmışlardır. Renkler konusunu ileriki haftalarda
daha ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
BGCOLOR='#FFFFFF' Bgcolor özniteliği sayfanın
arka planının hangi renkte olacağını tanımlar. Örnekte
sayfanın arka planı beyaz olarak tanımlanmıştır.
LINK='#0000FF' Link özniteliği sayfada olan
linklerin hangi renkte görüntüleneceğini belirtir.
Örnekte sayfadaki linkler mavi olarak tanımlanmışlardır.
VLINK='#FF0000' Sayfanızda bulunan ve daha önce
ziyaret edilen linklerin hangi renkte görüntüleneceğini
gösteren bir öznitelikdir. Buradaki örnekte kırmızı
olarak gösterilmiştir.
ALINK='#FFFF00' Sayfada o anda aktif olan linkin
renginin ne olacağını belirtir. Burada 'alink' sarı
olarak verilmiştir.
TOPMARGIN='10' Oluşturacağınız dökümanın sayfanın
üst kenarı ile olan uzaklığını belirtir. Buraya
yazacağınız değer 'piksel' cinsindendir. Örnekte
sayfanın üst yanında 10 piksellik bir alan
belirtilmiştir.
LEFTMARGIN='5' Sayfanın sol kenarında bırakılacak
boşluğu tanımlar. Burada bu boşluk 5 piksel olarak
verilmiştir.
Haftaya <BODY> elemanını kaldığımız yerden
anlatmaya devam edeceğiz.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-31-
Geçen hafta İnternet sayfası hazırlarken
kullanılan HTML kodlarından <BODY> elemanını
anlatmaya başlamıştık. Şimdi kaldığımız yerden devam
edelim.
BACKGROUND=arkaplan.jpg Background özniteliği
sayfanın arka planına yerleştirilecek resim ya da imajı
tanımlar. Buradaki örnekte arkaplan.jpg sayfanın
arkasında bir fon oluşturacak şekilde
yerleştirilecektir.
BGPROPERTIES=fixed' Bgproperties özniteliği
sayfanın arka planına yerleştirilen resmin durumunu
belirtir. Burada fixed komutu ile resmin sabit durması
sağlanmıştır. Yani sayfanızda tek ekrana sığmayacak
denli uzun bir metin kullandığınızda arka plandaki resim
sabit olarak duracak ve siz yazının devamını okumak
istediğinizde yazılar resmin üzerinde akıyor görüntüsü
verecektir.
Önce sadelik Sayfanın genel özelliklerini
belirledikten sonra artık tasarladığımız sayfayı
oluşturmaya başlayabiliriz. Bir süre sonra fark
edeceksiniz ki İnternet'te sayfa hazırlarken
yapabilecekleriniz, yapmak istediklerinizden ya da
tahmin ettiklerinizden çok daha fazla. Kendinizi
sınırlamamak ve daha rahat çalışmak için baştan iki
konuda sizleri uyaralım. Birincisi hep dediğimiz gibi
sadeliği hiç bir zaman unutmamanız. İkincisi ise, bu
aşamadan sonra sayfalarınızı hazırlarken yalnızca
İnternet Explorer ya da Netscape Navigator
kullanmamanız, her iki tarayıcıyı (mümkünse eski
versiyonları dahil) ve hatta Opera gibi farklı
tarayıcıları da kullanarak sayfalarınızı test etmeniz.
Çünkü birçok tarayıcı İnternet'deki sayfaları
görüntülerken farklı farklı özellikler gösterebilir. Ya
da bir tarayıcının yeni versiyonu ile eski versiyonu
arasında da farklılıklar gözleyebilirsiniz. Fakat
genelde eski versiyon bir tarayıcıda görüntülenen
sayfalar yeni versiyonda da aynı şekilde
görüntülenmektedir.
http://winfiles.cnet.com/apps/98/browsers.html adresinde
bir çok farklı tarayıcıyı bir arada bulabilirsiniz.
Yazı karakterleri Sayfanızda kullanacağınız
yazıların renklerini <BODY> elemanını içerisinde
belirttiğimizi söylemiştik. Fakat sayfaya metni
yerleştirirken de istediğimiz kısımları değişik renk,
karakter ve büyüklüklerde yazabiliriz. Bunu
gerçekleştirmek için kullanacağınız tag <FONT> ve
sonlandırması </FONT> dur.
<BODY> elemanında olduğu gibi yazılacak
yazıların nasıl olacağı da <FONT> elemanının
içerisine girilen özniteliklerle belirlenir. Mesela;
<font size=1 face=Arial,helvetica,Geneva
color= #000000>Bu bir deneme yazısı</font>
örneğinde, yazı büyüklüğü 1, karakteri Arial,
helvetica,Geneva ve rengi de siyah olarak verilmiştir.
HTML'de yazı büyüklükleri piksel ölçüsü baz
alınarak 0 dan başlayarak - ya da + olarak 7 ye kadar
yazılabilir.
<font size=1> Bu bir deneme
yazısı</font>
sayfada
'Bu bir deneme yazısı '
şeklinde, <B><font size=7> Bu bir
deneme yazısı</font></B> ise sayfada
Bu bir deneme yazısı
şeklinde gözükecektir.
<FONT FACE=...> komutu ile yazının
karakteri belirlenir. Daha önceki haftalarda da
söylediğimiz gibi karakter seçerken daha çok yaygın
olarak kullanılan karakterleri seçmeye özen
göstermelisiniz. Yukarıdaki örnekte olduğu gibi bir kaç
farklı karakterin bir vürgül ile ayrılarak ayrı ayrı
yazılmasının sebebi bu karakterlerden herhangi birisinin
kullanıcının tarayıcısı tarafından algılanmadığı
durumlarda bir sonraki karakteri tanımlayabilmesidir.
<FONT COLOR=...> ile de yine daha önceki
yazılarımızda bahsettiğimiz gibi yazı rengi belirlenir.
HTML kullanırken başlık büyüklüklerini belirleyen
bir tag dan de yararlanabilirsiniz. Bu tag büyüklükleri
kararlaştırılmış yazılarla başlıklara müdahale etmenizi
sağlar. Bir başlığın baş kısmına yazdığınız <H1>,
ve sonuna yazdığınız </H1> tag ları ile başlığın
boyutlarını belirleyebilirsiniz. Altı ayrı başlık
büyüklüğünü tanımlayan bu kodun en büyüğü
<H6>.....</H6> dır.
Ayrıca yine geçen haftalarda söylediğimiz gibi
yazıları <b>...</b> ile kalın,
<i>...</i> ile italik,
<u>...</u> ile altı çizili,
<tt>...</tt> ile harf araları açık,
<sub>...</sub> ile satır altına bloklu,
<sup>...</sup> ile satır üstüne bloklu,
<s>...</s> ya da
<strike>...</strike> ile de üstü çizili
yazılar yazabilirsiniz.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-32-
Geçen haftaki yazımızda <BODY>
elemanının içerisinde kullanarak sayfanın genel yapısını
oluşturacağımız HTML tag larını anlatmaya başlamıştık.
Şimdi kaldığımız yerden devam edelim.
Sayfamıza nasıl yazı yerleştireceğimizi ve bu
yazıların karakter, büyüklük ve renkleri ile nasıl
oynayacağımızı öğrendik. Sayfaya yerleştireceğimiz
yazıların sayfadaki yerleşimlerine de bir takım HTML
tagları yardımıyla komuta edebiliriz. Yani yazımızın bir
kısmının sağa bloklu, bir kısmının sola bloklu ve bir
kısmının ise sayfanın merkezinde gözükmesini
sağlayabiliriz. Yazıların sayfaya yerleştirilirken
konumlarının belirlenmesini anlatmadan önce hemen şunu
belirtmeliyiz ki, aynı sayfada değişik yerlere bloklu
yazılar sayfayı çirkinleştirir. Bazı durumlarda, örneğin
iki yada daha fazla kolon kullanıldığında yazıların bir
kısmını farklı yere bloklamak iyi sonuç verse de (ve
hatta bazen bu gerekli olsa da) özellikle yazıların tek
bir kolonda girildiği sayfalardaki tüm yazıların aynı
tarafa bloklanması daha iyi sonuç vermektedir.
<P ALIGN=.....> komutu ile sayfaya
yerleştireceğiniz metinlerin ne tarafa bloklu olmasını
istediğinizi seçebilirsiniz. Bu tag ı kullandığınızda
... kısmına right yazarak metni sağa, left yazarak metni
sola ve center yazarak metni ortaya alabilirsiniz.
Metnin sonuna sonlandırma tag ı olan </P> yi de
eklemelisiniz. Örneğin; <P ALIGN=right><font
face=’Arial’ size=’2’ color=’#000000’><b>Deneme
Yazısı</font></p> yazısı sayfada;
Deneme Yazısı
şeklinde görüntülenecektir.
<P ALIGN=center><font face=’Arial’
size=’2’ color=’#000000’>Deneme
Yazısı</font>
yazısı ise sayfada;
Deneme Yazısı
şeklinde görüntülenecektir.
HTML ile sayfa hazırlarken tablolar kullanmak
sayfayı zenginleştirmek için iyi bir yöntemdir.
Tablolarda hücrecikler tanımlayarak metinlerinizi bu
hücreciklerin içerisine yerleştirdiğinizde metinlerin
konumlarını belirlemek için başka komutlar da
verebilirsiniz. Bu konuyu daha detaylı olarak tabloları
anlatırken vereceğiz. Sayfalara Yatay Çizgiler
Yerleştirmek <HR> komutunu kullanarak
sayfalarınızda, isterseniz metinler arasında değişik
kalınlıklarda ve değişik uzunluklarda yatay çizgiler
oluşturmanız mümkündür. Yanlızca <HR> komutunu
yazdığınızda sayfa boyunca uzanan ince bir çizgi
oluştuğunu görürsünüz. Fakat <HR> elemanının
özniteliklerini belirlediğinizde istediğiniz boyut ve
renklerde çizgi ve alanlar oluşturabilirsiniz. Bu tag
için bir sonlandırma elemanı tanımlanmamıştır.<HR>
için tanımlayabileceğiniz özniteliklerden başlıcaları
şunlardır;
<HR SIZE=400> Çizginin uzunluğunu belirler.
Örnekte çizgi uzunluğu 400 piksel olarak belirlenmiştir.
Çizgi uzunluğunu yüzde olarak da girebilirsiniz. Bu
durumda sayfa uzunluğu baz alınarak sizin belirlediğiniz
yüzde kadar bir çizgi görüntülenir. Mesela <hr
size=50%> yazarsanız sayfa uzunluğunun yarısı kadar
bir çizgi elde edersiniz.
<HR WIDTH=5> Çizginin kalınlığını belirler.
Örnekte çizgi kalınlığı 5 piksel olarak verilmiştir.
<HR ALIGN=left> Çizginin sayfa içerisindeki
konumunu belirler. Örnekte çizgi sola bloklanmıştır.
<HR COLOR=#000000> Çizginin rengini
belirler. Örnekte çizgi rengi olarak siyah seçilmiştir.
Örnek 2: <hr> bu örnek sayfada;
_______________________________________________________________
şeklinde gözükecektir.
Örnek 2: <hr align=’left’ size=’5’ color=’red’
width=’250’> bu örnek sayfada;
____________________________________________________________________
şeklinde gözükecektir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-32-
İnternet Bu hafta HTML ile sayfa hazırlarken
en fazla kullanılan özelliklerden birisi olan tabloları
anlatmaya başlayacağız. Bir HTML dokümanında tablolar
kullanarak dokümanınızı olabildiğince
zenginleştirebilirsiniz. Tabloları kullanmak başta size
zormuş gibi gelebilirse de tablo yapısını kavradıktan
bir süre sonra rahatça tablolarınızı yaratabilirsiniz.
HTML dokümanlarında tablo kullanmak, her hangi bir metni
tablo yapısı içerisinde vermek olarak anlaşılmamalıdır.
Tablolar ile sayfalarınızı bir ya da daha çok parçalara
bölebilir ve oluşturacağınız yatay ve dikey tablolarla
sayfanızda daha fazla hareket elde edebilirsiniz. HTML
yapısı içerisinde oluşturacağınız tabloların sayfada
görüntülenmesi zorunlu değildir. Örneğin yalnızca
sayfada belli alanlar oluşturarak ve bu alanların kenar
çizgilerini 0, rengini gövde rengi ile aynı vererek
dokümana yerleştirmek istediğiniz metinleri, resimleri
ve diğer elemanları bu tablonun hücreciklerine
yerleştirebilirsiniz. Bu size her hücreye ayrı ayrı
müdahale edebilme olanağı tanıyacaktır. Şimdi tablo
yapısı oluşturmaya biraz daha detaylı olarak bakalım.
Tablolara merhaba Tablo oluştururken
kullanacağımız tag<TABLE>’dır. Tablo için
kullanacağımız bütün tagların bir sonlandırması bulunur.
<TABLE>’in sonlandırma tagi </TABLE>’dır.
Tabloların içerisinde oluşturacağınız yatay hücreler
<TR>, dikey hücreler ise <TD> ile
oluşturulur. Bu tag’ların da sonlandırmaları vardır.
Şimdi bir kaç örnek verelim;
<TABLO> (1)* <TR>
(2)* <TD></TD>
(3)* <TD></TD> (3)* </TR>
(2)* </TABLO> (1)* Bu örnekte tablonun (1)
içerisinde bir yatay kolon (2) ve bu kolonun içerisinde
de iki adet hücrecik (3) tanımlanmıştır. Bu şekilde
yazılan bir tabloda tablonun özellikleri belirtilmediği
için tablo aslında oluştuğu ve tarayıcı bunu algıladığı
halde sayfada hiç bir şey göremezsiniz. Şimdi bu
tablonun özelliklerini belirleyelim.
<TABLO ALIGN=’left’ BGCOLOR=’#FFFFFF’
BORDER=’1’ BORDERCOLOR=’#000000’ CELLPADDİNG=’5’
CELLSPACİNG=’5’ width=’200’> (1)*
<TR> (2)* <TD></TD>
(3)* <TD></TD> (3)* </TR>
(2)* </TABLO> (1)* Bu kez aynı tabloda
tablonun özellikleri belirtilmiştir. Tablo sayfanın sol
yanına bloklu, fon rengi beyaz, kenar çizgisi 1 piksel,
çizgi rengi siyah, tablonun genişliği 200 piksel olarak
tanımlanmış ve hücreciklerin tablo sınırına 5 piksel
uzaklıkta olması tanımlanmıştır.
Tablolarda kullanacağınız kolonları ya da
hücrecikleri istediğiniz kadar arttırabilirsiniz. Şimdi
tablo oluştururken kullanılan tagların özelliklerini
belirleyen öznitelikleri tek tek inceleyelim.
ALIGN: Tablonun, yatay yada dikey hücreciklerin
konumunun belirtmek için kullanılır. Bu özniteliğin
değerleri, center, right ve left dir.
Örnek: <TABLE ALIGN=right> ,<TR
ALIGN=right> ya da <TD ALIGN=right>
BACKGROUND: Background özniteliği tablonun arka
fonuna bir imaj yerleştirilmek istendiğinde kullanılır.
Örnek: <TABLE BACKGROUND=back1.jpg>
BGCOLOR: Tablonun ya da tek tek hücreciklerin
renklerini belirlemek için kullanılır.
Örnek: <TABLE BGCOLOR=red>, <TR
BGCOLOR=red> ya da <TD BGCOLOR=red>
BORDER: Tablonun çerçeve kalınlığını border
özniteliği ile belirlersiniz. Kullanılan birim
pikseldir.
Örneğin: <TABLE BORDER=2>
BORDERCOLOR: Tablonun ya da hücreciklerin çerçeve
renklerini belirlemek için kullanılır.
Örneğin: <TABLE BORDERCOLOR=gray>, <TR
BORDERCOLOR=gray> ya da <TD BORDERCOLOR=gray>
CELLPADDING: Hücre içlerinde kullandığınız tüm
dokümanın hücrelerin sınırına olan uzaklığı belirler.
Örnek: <TABLE CELLPADDING=5> CELLSPACING:
Hücrelerin tablo çerçevesine olan uzaklığını belirler.
Örneğin: <TABLE CELLSPACING=5>
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-33-
Geçen hafta anlatmaya başladığımız tablolar
konusuna devam ediyoruz. Tablo oluştururken
kullandığımız 'tag' ların özelliklerini belirleyen
özniteliklerin diğerleri şunlardır;
VALIGN (vertical alignment): Valign ile
hücrelerin içerisine yerleştireceğiniz elemanların
hücrenin yukarısına mı, ortasına mı, yoksa altına mı
bloklu olacağını belirleyebilirsiniz.
Örnek: <TR VALİGN='bottom'> ya da <TD
VALİGN='bottom'> Burada 'valign' özniteliğinin
değişkenleri 'bottom', 'middle', 'top' ve 'baseline'dır.
'Bottom' hücreye yerleştirdiğiniz içeriği hücrenin alt
kenarına, 'middle' hücrenin ortasına, 'top' hücrenin üst
kenarına bloklar.
COLSPAN: Bir tabloda belirli bir satırdaki hücre
sayısına bu özniteliği kullanarak müdahale
edebilirsiniz.
ROWSPAN: Bir tabloda belirli bir sütundaki hücre
sayısına da 'rowspan' özniteliğini kullanarak müdahale
edebilirsiniz.
Örnek: <table border='1' width='300'
cellpadding='1' cellspacing='1' bgcolor='#E9E9E9'
align='left'> <tr valign='middle'> <td
align='center' colspan='2' height='50'>(1)</td>
<td align='center' td width='100' rowspan='2'
height='50'>(2)</td> </tr> <tr>
<td align='center' width='100'
height='50'>(3)</td> <td align='center'
width='100' height='50'>(4)</td> </tr>
</table>
Yukarıdaki örnekte (1) no.lu kutucuk colspan='2'
komutu ile iki adet sütunu kapsamıştır. Benzer biçimde
rowspan='2' komutu ile de (2) no'lu kutucuğun iki kolonu
kapsaması sağlanmıştır. Tablonun genişliği 'width'
komutu ile 300 piksel olarak verilmiş, 2.,3. ve 4.
hücrelerin genişlikleri ise 100 piksel olarak
tanımlanmıştır. Bu durumda (1) no'lu kutucuğun genişliği
doğal olarak 200 piksel olmalıdır. Aynı şekilde
hücreciklerin yükseklikleri 'height' komutu ile 50
piksel olarak verilmiştir. Bu durumda da (2) no'lu
kutucuk iki kolonu kapsadığı için 100 piksel
yüksekliğinde olacaktır.
Ayrıca tablonun kenar kalınlığı (table border) 1
piksel olarak verilmiş, kutucukların birbirlerinden
uzaklıkları ve kutucukların içine girilen materyallerin
kutucukların kenarlarından uzaklıkları da yine 1 piksel
olarak verilmiştir. <tr valign='middle'> komutu
ile bu meteryallerin kolonların ortasında bulunmaları ve
<td align='center'> komutu ile de yine
hücreciklerin merkezine bloklanacakları belirtilmiştir.
Tablonun rengi ise (bgcolor='#E9E9E9') komutu ile açık
gri yapılmıştır.
HTML sayfalarında tablo kullanımını daha iyi
kavrayabilmek için olabildiğince fazla örnek
yapmalısınız. Çünkü aslında basit olan bu 'tag' ları
kullanmak yeni başlayanlara zor ve içinden çıkılmaz gibi
gelebilir. Dediğimiz gibi size tavsiyemiz olabildiğince
çok örnek yapmanız ve İnternet'te yayınlanan örnekleri
incelemenizdir.
<table border='0' width='300' cellpadding='1'
cellspacing='5' bgcolor='#E9E9E9' align='left'>
<tr valign='top'> <td align='center'
colspan='2' height='50' bgcolor='#FF0000'>(1) Birinci
Kutucuk</td> <td align='center' valign='middle'
td width='100' rowspan='2' height='50'
bgcolor='#00FFFF'>(2) İkinci Kutucuk</td> </tr> <tr> <td
align='left' width='100' height='50'
bgcolor='#00FF00'>(3) Üçüncü Kutucuk</td>
<td align='center' valign='bottom' width='100'
height='50' bgcolor='#FFFF00'>(4) <font size='1'
face='Tahoma' color='#000FFF'>Dördüncü
Kutucuk</td> </tr> </table>
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-34-
İnternet Geçen hafta basit olarak tabloların
ana yapısını incelmiş ve HTML sayfalarında tablo
oluştururken nelere dikkat etmemiz gerektiğinden
bahsetmiştik. Daha önce de söylediğimiz gibi tablolara
hakim olabilmek için olabildiğince çok araştırma yapmalı
ve İnternet’te bulduğunuz örnekleri incelemelisiniz.
İnternet’te yayınlanan ve henüz anlatmadığımız
konuları içermeyen kısmen basit sayfaların görünüş
(View) mönüsünden kaynaklarını açarak
inceleyebilirsiniz. Tablo yaparken karşılaşacağınız
problemlere ve gelişmiş tablolar yapmayı ileriki
haftalarda detaylı olarak anlatacağız. Şimdi tablo
hazırlarken kullanılan HTML kodlarını toplu olarak
verelim.
Tablo hazırlarken kullanılan tag’ler Tablo
Tanımlamak: <TABLE></TABLE> Tablo
Renginin Belirlenmesi: <TABLE
BGCOLOR=’#xxxxxx’> Tablo Çerçevesi: <table
border=X></TABLE> Hücre Boşluğu: <TABLE
CELLSPACING=X>(Bu değer verilirken piksel ölçüsü baz
alınır) Hücre Aralıkları: <TABLE
CELLPADDING=X>(Piksel olarak) Tablo için İstenen
Genişlik: <TABLE WIDTH=X> (Piksel olarak) Tablo
için İstenen Genişlik Yüzdesi: <TABLE WIDTH=’%’>
(Tüm sayfanın kapladığı genişliğin yüzde değeri Kabul
edilir) Tablonun Konumunu Belirtmek İçin: <TABLE
ALIGN=LEFT, RIGHT yada CENTER> Tablo Satırını
belirlemek için: <TR></TR> Tablo
Satırının Konumunu Belirlemek İçin: <TR ALIGN=LEFT,
RIGHT, CENTER, MIDDLE yada BOTTOM> Tablo Hücresi:
<TD></TD> (Bu tag mutlaka tablo satırının
içinde yer almalı) Satır Başının Olmaması İçin: <TD
NOWRAP> Tablo Hücrelerinin Kaç Kolonu Kapsayacağı:
<TD COLSPAN=X> Tablo Hücrelerinin Kaç Satırı
Kapsayacağı: <TD ROWSPAN=X> Tablo Hücrelerinin
Genişliği: <TD WIDTH=X> Tablo Hücreleri İçin
Genişlik Yüzdesi: <TD WIDTH=’%’> Hücre Rengi:
<TD BGCOLOR=’#XXXXXX’>< Tablo Başlığı:
<TH></TH> Tablo Başlığının Ayarları:
<TH ALIGN=LEFT, RIGHT, CENTER, MIDDLE yada BOTTOM>
Satır Başının Olmaması İçin: <TH NOWRAP> Hücre
Rengini Belirlemek İçin:<TH
BGCOLOR=’#xxxxxx’> Manşet:
<CAPTION></CAPTION>
Başka bir siteye link vermek İnternet’in temel
özelliklerinden biri URL (Uniform Resource Locators) adı
verilen evrensel kaynak belirleyici kodlama sistemidir.
URL dünyanın neresinde olursa olsun size başka bir
sunucu üzerinde başka bir dokümana veya dizine
kolaylıkla erişmenizi sağlar. Bu kaynaklar sadece WWW
diye bilinen ve adresleri http:// (hyper text transfer
protocol) ile başlayan web ile sınırlı değildir.
İnternet üzerindeki herhangi bir başka sayfa yada
dokümana ulaşabilmek için kullanılan URL HTML kodu içine
yerleştirilirken bazı özelliklere dikkat edilmelidir.
Bunun için <A HREF=Ö..URLÖ.> tagı kullanılır. Bu
kodun kullanımını anlatmadan önce URL’nin yapısına bir
göz atalım.
Örneğin,
http://benimwebsitem.sitemynet.com/index.html
Adresinin bölümleri şöyledir; 1) http:// (Hyper
Text Transfer Protocol) Protokol veya veri kaynağını
ifade eder. Benzer şekilde;
ftp://yükleme yapılabilir bir dosyayı belirtir.
mailto://-posta yollamak için kullanılacak
uygulamaya bağlanır.
file://lokal bir dosyayı işaret eder
2) www.hayati.diyari.com
www: ‘Dünya Çapında Ağ’ (World Wide Web)
demektir.
Stargazete.com ise alan adını (domain name) ifade
eder. Bu bağlanılmak istenen sunucunun İnternet
üzerindeki ismidir. Bir alan isminin uzantısı (.com)
genellikle onun tipini de belirler:
3) startek/micokursu/2000/08/04/ ulaşmak
istediğimiz sayfa yada dokümanın içinde bulunduğu dizini
belirtir.
4) index.html ulaşmak istediğimiz sayfa yada
dokümanı belirtir.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-35-
İnternet Kendi hazırladığınız bir sayfadan bu
diğer sayfa ya da dokümanlara gönderme yapmak için
kullanacağınız HTML tag ı <A> dır. İngilizce'de
demir atmak, bağlamak anlamına gelen anchor kelimesinden
türeyen bu tagın sonlandırma elemanı olarak da
</A> kullanılır.
Bu tag web üzerinde herhangi bir belgeye,
grafiğe, ya da başka bir dosyaya, kullanıldığı sayfadan
bağlantı sağlamaya yarar. Bağlantıyı sayfanın herhangi
bir yerindeki bir metne verebileceğiniz gibi, bir
animasyona, bir grafiğe, hatta grafiğin belirli bir
bölümüne de verebilirsiniz. tag ının bazı öz nitelikleri
vardır ve bunları kullanarak bağlantının özelliklerini
tanımlayabilirsiniz. Bu öznitelikler şunlardır;
1) <A HREF=‘URL’> HREF özniteliğinden ve
eşittir işaretinden sonra, çift tırnak içinde
yazacağınız adrese, belgeye ya da dosyaya olan
bağlantıyı belirler.
Örnek: Kodun içine link vermek istediğiniz yere
<a href=" http://hayati.web.tr.tc>Net Eğitim
yazdığımızı varsayalım. Bu durumda Net Eğitim yazısına
tıklanıldığında http://hayati.web.tr.tc
adresindeki sayfa çağrılacaktır. Genellikle link
verilmiş kelimeler sayfada altı çizili olarak
görüntülenir. Eğer kullanıcı ayarları değiştirilmişse ya
da sayfanın kodu yazılırken değişik biçimlendirmeler
verildiyse bu durumda link olan kelime farklı renkte ve
biçimlerde de görüntülenebilir. Değişmeyen bu linklerin
üzerine farenin imleci ile geldiğinizde imlecin bir el
şekline dönüşüyor olmasıdır.
2) <A NAME=‘Anahtar Kelime’> NAME ile sizin
belirlediğiniz bir isme, belgenin başka bir satırından,
başka bir belgeden ya da başka bir adresten bağlantı
verebilirsiniz. Bunu yapmak için bağlantı yapacağınız
sayfada URL'nin sonuna # işaretiyle anahtar kelimeyi ve
sonra çağırılacak sayfada metnin görüntülenmesini
istediğiniz kısmına özniteliğini yazarsanız bağlantı
sonunda görüntülenecek sayfa sizin istediğiniz yerden ya
da diğer bir deyişle anahtar kelimeyi girdiğiniz yerden
başlayacaktır.
Örnek: Bağlantının yapıldığı sayfada;
<ahref="http://www.stargazete.com/startek/micokursu/
2000/09/01/#bulunacak kelime">Deneme</a> ve
bağlantı yapılacak sayfada ise
<a name=bulunacakkelime> yazıldığını
varsayalım. Yazılan adrese (yani Deneme kelimesine)
tıklandığında, yeni gelecek sayfa, sayfanın en başından
itibaren değil, kodun içine özniteliğinin yazıldığı
yerden itibaren görüntülenmeye başlar.
3) <A HREF=URL TARGET=_.....> URL'nin
sonuna ekleyeceğiniz target özniteliği ile çağrılan
sayfanın görüntüleneceği çerçeveyi belirlersiniz. Örnek:
<a href="http://www.stargazete.com/startek/micokursu/
2000/09/01/" target=_blank>Deneme yazılarak bu sayfa
çağrıldığında, gelecek sayfa yeni bir pencerede
görüntülenecektir.
Objelere link bağlama Sayfalarınızı tasarlarken
eğer isterseniz herhangi bir resim ya da animasyon
kullanarak İnternet'teki diğer site ya da dokümanlara
bağlantı sağlayabilirsiniz. Bunu yapmak için bağlantıyı
sağladığınız <A HREF=..URL..> ve </A>nın
arasına daha önceki yazılarımızda anlattığımız gibi
(http://www.stargazete.com/startek/micokursu/2000/05/05/)
<İMG> ile başlayan bir resim ya da animasyon
yerleştirmeniz yeterli olacaktır. Sayfaya
yerleştirdiğiniz bu imajın üzerine farenin imleci ile
geldiğinizde, burası bir başka yere bağlantı yapılmış
bir alan olduğu için imleç el şekline dönüşecek ve
tıkladığınızda çağrılan sayfa görüntülenecektir.
Örnek: <a href="
http://hayati.web.tr.tc/net.jpg> Yukarıdaki örnekte
resimler adlı bir klasörün içinde yer alan Net Eğitim
adında, jpg formatında bir resim kullanılmıştır.
Çağrılmak istenen adres http://hayati.web.tr.tc
adresidir ve bu resmin üzerine gelip tıklandığında
bahsedilen adresteki sayfa görüntülenecektir.
Bu hafta HTML ile hazırlanan sayfalarda listeler
hazırlamayı anlatmaya devam ediyoruz. Geçen hafta
bahsettiğimiz gibi İnternet'te yayınlayacağınız
sayfalarda listeler oluşturmak kullanıcıların
sayfalarınızda bulunan içeriği daha rahat takip
edebilmeleri için iyi bir yoldur. Listeleri sıralı
listeler, sırasız listeler ve alt maddeleri olan
listeler şeklinde oluşturmak mümkündür. Geçen haftaki
yazımızda sırasız listeleri incelemiştik. Şimdi ise
sıralı listeleri anlatarak yazımıza devam edelim.
Sıralı listeler oluşturmak Dokümanlarınızda
sıralı listeler oluşturmak için kullanacağınız tag
<OL> ve</OL> şeklindedir. Ayrıca yine
sırasız listeler oluştururken kullandığınız gibi her
maddenin başında o maddenin liste maddesi olduğunu
belirten <LI> tagı kullanılır. Bu şekilde
oluşturacağınız listelerde madde başlarına gelecek imi
sayı, harf ya da roma rakamı olarak seçebilirsiniz.
Bunun için <OL> tagının içerisinde bu imin nasıl
olacağını type özniteliği ile belirtmelisiniz.
Listelemeyi harf olarak yapmak istiyorsanız type
özniteliğine a ya da A değerini (type=a, type=A),
listelemeyi roma rakamı olarak yapmak istiyorsanız type
özniteliğine I yada i değerini (type=I, type=i)
vermelisiniz. Eğer type için hiç bir değer
belirtmezseniz otomatik olarak 1,2,3,4,... gibi modern
rakamlar listelemeye dahil edilecektir.
Örnek: <ol> <li>Birinci
Madde <li>İkinci Madde <li>Üçüncü
Madde <li>Dördüncü Madde </ol>
yazıldığında sayfada;
1. Birinci Madde 2. İkinci Madde 3.
Üçüncü Madde 4. Dördüncü Madde
şeklinde gözükecektir. Eğer <OL> elementine
bir öznitelik tanımlamak (örneğin roma rakamı)
isterseniz type=i şeklinde yazmalısınız.
<ol type=i>
<li>Birinci Madde <li>İkinci
Madde <li>Üçüncü Madde <li>Dördüncü
Madde </ol> bu yazılım da sayfada
i. Birinci Madde ii. İkinci Madde iii.
Üçüncü Madde iv. Dördüncü Madde Şeklinde
gözükecektir.
Alt maddesi olan listeler yaratmak Alt
maddeleri olan listeler oluşturmak için yapmanız
gereken, sıralı ve sırasız listeler oluştururken
kullandığınız tagları ve öznitelikleri iç içe
kullanmaktır. Aslında karışık gibi gözükse de bir kaç
örnek yaptığınızda karışık olmadığını göreceksiniz. Bu
şekilde listeler oluştururken aynı önemdeki maddeler
için farklı renkler tanımlarsanız, sayfada daha iyi bir
etki oluşturabilirsiniz.
Örnek: <ul> <li><font
color="Red" size="+2">Birinci Madde</font>
<ol type="i">
<li>Birinci Alt Başlık
<li>İkinci Alt Başlık
<li>Üçüncü Alt Başlık
<li>Dördüncü Alt Başlık
</ol> </ul>
Bu şekilde bir liste oluşturduğunuzda sayfadaki
görüntü;
ç Birinci Madde i. Birinci Alt Başlık ii.
İkinci Alt Başlık iii. Üçüncü Alt Başlık iv.
Dördüncü Alt Başlık
şeklinde olacaktır. Görüldüğü gibi ana başlıklara
ayrı bir renk ve boyut tanımlanarak, bunlar alt
başlıklara nazaran vurgulanmıştır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-37-
İnternet Bu haftaki yazımızda site mimarları
tarafından sık sık kullanımına başvurulan, fakat
yararlarının yanısıra sayfaya ayrı bir yük de bindiren
çerçeveleri ya da yaygın İngilizce kullanımıyla
Frameleri incelemeye çalışacağız. Çerçeveler çoğu zaman
sayfada bize büyük kolaylıklar sağlar. Kısaca aynı
pencerenin içerisinde iki ya da daha fazla ayrı sayfayı
aynı anda görüntülememizi sağlayan yapılardır. Sayfa
tasarlarken çerçeveler kullanarak çok değişik ve renkli
tasarımlar ortaya çıkarabilmek mümkündür. Fakat bir kez
daha yineleyelim ki, kullanımı büyük dikkat ister ve
aşırılığa kaçmamak her zaman yerinde olur. Ayrıca
çerçeveler ile hazırladığınız sayfaların kontrollerini
mutlaka bir kaç farklı tarayıcıda test etmenizi
öneririz. Çünkü bazı tarayıcılar sizin çerçeveler
kullanarak hazırladığınız sayfaları desteklemiyor
olabilir.
İlkönce bir örnekle bir çerçeve setinde ne tür
elemanların bulunduğunu görelim.
<frameset rows="100,400" bordercolor="#000000"
framespacing="0" border="0">
<frame name="ustframe" src="ustframe.html"
marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"
frameborder="0" noresize>
<frameset cols="200,300,*" frameborder="0"
framespacing="0" border="0">
<frame name="solframe" src="solframe.html"
marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"
frameborder="0" noresize>
<frame name="ortaframe" src="ortaframe.html"
marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="yes"
frameborder="1" noresize>
<frame name="sagframe" src="sagframe.html"
marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"
frameborder="0" noresize>
</frameset> </frameset>
Bu örnekte de görüldüğü gibi ve komutları ile
ilkönce pencere yatay ve dikey alanlara bölünmüş ve daha
sonra komutları ile bu bölünen alanların öznitelikleri
tanımlanmıştır.
<FRAMESET> için tanımlayabileceğimiz
öznitelikler şunlardır.
border="X" Çerçeveler için tanımlanan sütun ya da
kolonların çerçeve kalınlığını belirtir.
bordercolor="X" Çerçeveler için tanımlanan sütun
ya da kolonların çerçeve rengini tanımlar.
framespacing="X" Sütun ya da kolonlardaki
çerçevelerin birbirleri arasındaki uzaklığı belirtir.
için tanımlayabileceğimiz öznitelikler ise
şunlardır.
name="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan
çerçevenin adını belirtir.
src="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan
çerçevenin adresini belirtir.
marginwidth="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan
çerçevenin kenar uzaklığını belirtir.
scrolling="X" Sütun ya da kolonlarda tanımlanan
çerçevede scroll olup olmayacağını belirler.
frameborder="X" Çerçevelerin kenar kalınlıklarını
belirtir.
Yukarıdaki öznitelikler için tanımlanacak ölçüler
piksel cinsindendir. Yanlızca scrolling için yes ya da
no tanımlaması yapılabilir.
Kolonlar ve Sütunlar İnternet ortamında
yayınlanmak üzere hazırladığınız sayfalarda eğer
çerçevelerden (frame) yararlanıyorsanız, bu çerçevelerde
kolon ve sütunları nasıl kullanacağınızı bilmelisiniz.
Bir çerçeve oluştururken COLS ya da ROWS
parametrelerinden birisini mutlaka kullanmalısınız.
Kolon ya da sütunlarda bölümler oluştururken
kullanacağınız ölçüleri piksel ya da % cinsinden
verebilirsiniz. Bu bölünme yapılırken kullanılan *
işareti özel bir anlam taşır. Bu işareti bir bölüm için
kullandığınızda tarayıcı ilgili sayfada önce piksel ya
da% olarak tanımlanmış alanları baz alır. Kalan alanı da
* işaretli yer için kullanır. Bu işareti çerçeveleri
tanımlarken birden fazla kullanabilirsiniz.
Örnek:
<FRAMESET ROWS=10%, 500, *>
Yukarıdaki örneğin 800x600 piksel çözünürlükteki
bir ekranda tasarlandığını varsayarsak, tarayıcımız
birinci, yani en üstteki çerçeve için ekran genişliğinin
yüzde 10'unu, ikinci yani bir alttaki çerçeve için 500
piksel ve son çerçeve için de kalan kısmı ayıracaktır.
<FRAMESET ROWS=1*, 10%, 500, 10%, 3*> Bu
örnekte ise tarayıcı çerçeveler için tanımlanan alanları
belirlerken ilk önce yüzde 10, 500 piksel ve yine yüzde
10'luk alanları ayırdıktan sonra kalan alanı birinci
çerçeve için 4/1, beşinci çerçeve için 4/3 oranında
kullanır.
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-38-
Bu haftaki yazımızda geçen hafta ilk bölümünü
yayınladığımız, site mimarları tarafından sık sık
kullanımına başvurulan, fakat yararlarının yanısıra
sayfaya ayrı bir yük de bindiren çerçeveleri yada yaygın
İngilizce kullanımıyla Frame leri incelemeye devam
edeceğiz. Çerçeveler, dediğimiz gibi, çoğu zaman sayfada
bize büyük kolaylıklar sağlar. Kısaca aynı pencerenin
içerisinde iki ya da daha fazla ayrı sayfayı aynı anda
görüntülememizi sağlayan yapılardır. Sayfa tasarlarken
çerçeveler kullanarak çok değişik ve renkli tasarımlar
ortaya çıkarabilmek mümkündür.
COLS ve ROWS ile rameset'inizi nasıl böleceğinizi
belirlersiniz. Bu parametrelerin ikisinden birini
vermeniz zorunludur. Bölümlemeyi yaparken değerleri
piksel cinsinden (x) veya yüzde cinsinden (x%)
verebilirsiniz. * işareti ise özel bir anlam taşır. *
verdiğiniz zaman, tarayıcı önce x veya x% olarak
verdiğiniz değerlere bakar ve bunlara gereken boşluğu
ayarlar. Daha sonra kalan boşluk ise * işaretiyle
belirtilen yerlere ayrılır. Örneğin, ekranımız 800x600
genişliğinde olsun ve biz de kullanmış olalım. Tarayıcı
en üstteki frame'e 800x10%=80 piksel, bir altındakine
500 piksel ve en alttakine de kalan 800-(80+500)=220
piksellik alanı ayırır. * işaretini birden fazla kere
kullanabilirsiniz, örneğin aşağıdakilerin hepsi geçerli
tanımlamalardır:
<FRAMESET ROWS=*, 10%, 500, *>
<FRAMESET ROWS=*, *>
<FRAMESET ROWS=1*, 10%, 500, 10%, 3*>
Yukarıdaki 1* ve 3* kullandığımız zaman taryıcı,
2. sıradaki 10%'i, 3. sıradaki 500 piksel'i ve 4.
sıradaki 10%'i ayırdıktan sonra kalan boşluğu 4 eşit
parçaya ayırıp en üstteki frame'e 1, en alttaki frame'e
de 3 birimlik yer ayırır.
Tipik bir frameset tanımlaması şöyledir:
<HTML>
<HEAD>
<TITLE>Frameset denemesi</TITLE>
</HEAD>
<FRAMESET COLS="20%,80%" BORDER="0"
FRAMESPACING="0">
< FRAME SRC="sol.html" NAME="sol"
SCROLLING="NO" MARGINWIDTH="5" MARGINHEIGHT="5"
NORESIZE>
<FRAME SRC="sag.html" NAME="sag"
MARGINWIDTH="0" MARGINHEIGHT="0" RESIZE>
</FRAMESET>
<NOFRAMES>
<BODY TEXT="#333333" BGCOLOR="#FFFBF0"
LINK="#000099" VLINK="#006600" ALINK="#009999">
Tarayıcınız frame'leri desteklemiyor.
<A
HREF="http://home.netscape.com/download/">Netscape
Navigator'ı yüklemek için buraya basınız
</BODY>
</NOFRAMES>
</HTML>
NOT: Yukarıda BODY kısmı olmasına rağmen bir çok
frameset tanımlamasında bu blok hiç yoktur.
<FRAMESET>'le yeni bir frameset'i
tanımladık, ama parametresiz hiçbir işe yaramaz.
Alabildiği parametreler:
COLS=x|x%|*|x*, x|x%|*|x*....
ROWS=x|x%|*|x*, x|x%|*|x*....
BORDER=x
FRAMESPACING=x
<NOFRAMES></NOFRAMES> ikilisiyle de
tarayıcısı frameset'leri desteklemeyen kullanıcılarda
görülecek olan metni girebilirsiniz.
NOT: <NOFRAMES></NOFRAMES> ikilisini
vermeden BODY bloğu açarsanız, frameset'iniz yerine bu
BODY bloğu görülecektir.
Ayrıca, Netscape Navigator'a özel olarak
BORDERCOLOR=Ayraç_Çizgisi_Rengi ve FRAMEBORDER=YES|NO
parametrelerini de verebilirsiniz. FRAMEBORDER
sanıldığından biraz farklı olarak, aradaki çizginin 3D
etkisinin olup olmayacağını verir.
Frameset'ler içiçe gömülebilir, yani bir
<FRAMESET></FRAMESET> ikilisi arasında bir
tane daha <FRAMESET></FRAMESET>
tanımlayabilirsiniz. Örneğin:
<FRAMESET ROWS=100, 500, *>
<FRAME SRC=ENUST.HTML>
<FRAMESET COLS=150, *>
<FRAME SRC=TOC.HTML>
<FRAME SRC=CONTENTS.HTML>
</FRAMESET>
<FRAMESET COLS=150, 200, *>
<FRAME SRC=SOLALT.HTML>
<FRAME SRC=ORTAALT.HTML>
<FRAME SRC=SAGALT.HTML>
</FRAMESET>
</FRAMESET>
YENİ BAŞLAYANLAR İÇİN İNTERNET
-39-
İnternet'de HTML ile sayfa hazırlarken
sayfalarınızda ses dosyaları kullanabilirsiniz.
Hazırladığınız sayfalar kullanıcıların tarayıcılarında
görüntülenirken kullandığınız ses dosyaları da çalışır
ve kullanıcı sayfayı takip ederken ses dosyasını da
dinleyebilir. Fakat tabii ki bu tür sayfalardaki ses
dosyalarını dinleyebilmeniz için bilgisayarınızda ses
kartı olmalıdır.
Sayfa hazırlarken ses dosyaları kullanmak her
zaman iyi sonuçlar vermeyebilir. Sayfa ile uyumlu ses ya
da müzik dosyaları kullanmak ve bu dosyaların çok yüklü,
ağır dosyalar olmamasına dikkat etmelisiniz. Eğer
İnternet'te sık sık sörf yapıyorsanız ve
bilgisayarınızda ses kartı da varsa mutlaka sesli
sayfalara rastlamışsınızdır. Bu sayfaların bir kısmı
mutlaka hoşunuza gitmiştir. Bir kısmı ise aşırı
gürültülü, sayfa ile uyumsuz bir müzik olduğu için ya da
sayfa çok yavaş görüntülendiği için sizi rahatsız
etmiştir. Söylediğimiz gibi ses dosyalarını
hazırladığınız sayfalarda çok dikkatli kullanmalı ve
sayfanın bütünlüğünün bozulmamasına dikkat etmelisiniz.
Sayfalara kulak verin Sesli HTML sayfaları
hazırlamak için öncelikle kullanacağınız ses dosyasını
hazırlamalı ya da bulmalısınız. Bunun için yine
İnternet'i kullanabilirsiniz. İnternet'te bu konuda
sınırsız alternatifiniz olacaktır. Bazı yardımcı
programları da kullanarak bu ses ya da müzik dosyalarını
bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz. Ses dosyaları
seçerken ağırlık açısından MIDI uzantılı dosyalar
seçmenizi tavsiye ederiz. En uzak durmanız gereken
format ise WAV olacaktır. Gerektiğinde MPG, MOV veya AVI
de kullanabilirsiniz. Sayfanızda kullanmak için uygun
bulduğunuz ses dosyalarını elde ettikten sonra sıra bu
dosyaları sayfaya nasıl yerleştireceğinizi anlatmaya
geliyor. Bunu yapabilmek için kullanacağınız takı
<EMBED> dir.
Bu takının da kendi öznitelikleri vardır ve bu
öznitelikleri kullanarak ses dosyasının sayfada ne
şekilde kullanılacağını belirleyebilirsiniz. Şimdi
kısaca bu öznitelikleri açıklayalım.
Autostart=true Bu öznitelik sayfa kullanıcıların
tarayıcılarına tamamen yüklendiğinde ses dosyasının
çalışmaya başlayacağını belirtir.
Autostart=false Sayfanın yüklenmesinden sonra
ses dosyasının otomatik olarak çalışmaya başlamasını
istemiyorsanız bu özniteliği kullanmalısınız. Bu durumda
kullanıcı ses dosyasını çalıştırıp çalıştırmamaya
kendisi karar verecektir.
Hidden=true Ses dosyasına komuta eden
butonların sayfada görüntülenmesini engelleyen bir
özniteliktir.
Hidden=false Ses dosyasına komuta eden
butonların sayfada görüntülenmesini bu öznitelik
gerçekleştirir.
<EMBED> takısını sayfada elemanının içinde
kullanmalısınız. Aşağıdaki örnekte <EMBED>
takısının HTML kodu içine nasıl yerleştirildiğini
görebilirsiniz.
<html>
<title>Örnek: EMBED takısının
kullanılması</title>
</head>
<body>
<embed autostart=true hidden=true
src=sesdosyalari/deneme.mid>
<font face=arial size=2 color= #FF0F0F>Şu
anda deneme isimli ses dosyasını
dinliyorsunuz
</body>
</html>
Örnekte deneme.mid isimli ses dosyası
kullanılmıştır. Görüldüğü gibi bu bir MIDI dosyasıdır ve
diğer formattaki dosyalardan daha az yer tutacağı için
tercih edilmiştir. Autostart özniteliğine true değeri
verilmiş ve ses dosyasının sayfa görüntülendiği zaman
otomatik olarak çalışmaya başlaması sağlanmıştır. Ayrıca
yine hidden özniteliğine de true değeri verilmiş ve
butonların sayfada görüntülenmesi engellenmiştir. SRC
özniteliği dosyanın bulunduğu yeri yani adresi gösterir.
Örnekte deneme.mid isimli ses dosyası sesdosyalari
ismindeki klasörün içinde bulunmaktadır.
Katkılarından dolayı : Deniz TÜRKMEN’e
Teşekkürlerimizle .
Copyright : Deniz TÜRKMEN star gazete mico
eğitimi bölümü
|