|
Prizren Güzeli
Yeşiline kurban olduğum şehir,
Türkçe açan baharım
Prizren güzeli gibi nazlısın yine bu sabah,
dur biraz!
bu acelen ne?
bu telaş niye?
Gönül!
Bak görmüyor musun?
Ben bahar yorgunu
Sense deli divane,
yetişemem sana
kalp atışları
heyecanlanışlar
ve bilinmedik avare sevdalaşırlar
Allah aşkına dur biraz!
Politize etme beni,
Bak orda ırak yanıyor
Burada biz yanıyoruz,
Sende aşkınla yok edip kül etme
Zaten, sessiz kelimesiz kalmışız
Kaderimiz kumar masasında
Kazanmak, kaybetmek de var işin sonunda
Unutma!
Bir de sen bizi dilsiz
Nefes nefese bırakma,
Sabrımı taşırma
Kaçmak hüner değil Prizren güzeli
Dur Allah aşkına!
Tamam çıkalım kale burçlarına
Yavaş yavaş
Yeşille örtelim gölgeleri
Varsın narin toplukların ezsin siyahları utanma,
Endamın yeter,
Çirkinlikler asiliyetinin yanında sönük kalır utanma,
Şöyle bırak dalgalı saçlarını rüzgara
Yeşil gözlerinde
Sönük kalsın masmavi gökyüzü,
Alalım karşımıza Prizren ovasını
Ben kalp sesini işiteyim göğsünde
Sen nefesimi hisset kiraz dudağında
Utanma
Mevla aşkına
Senin aşkına
Seninim diyen dilinin aşkına
Yapma, etme
Sana her atışında "aşığım" diyen kalbimin aşkına
Gözünden akan mutluluk yaşına
Feda olayım
İnce beline, servi boyuna
Nisan yağmuru gibi ne olur kandırma...
Bak biraz sonra güneş yine açacak
Kokunun yanında sönük kalacak dağ çiçekleri
Mahvetme beni Prizren güzeli
İnanma artık şu papatya fallarına
Sevmiyorsam seni
Mecnun olayım
Nazınla yorma beni
Bak duygular yine bahar yorgunu...
Vallahi, billahi
Zambaktan da güzelsin,
Gel otur yanıma
Koyayım başımı omzuna
Seyredelim Şar dağlarının ardından güne elveda diyen güneşi
Kulağına fısıldayayım en sevdiğin şarkıları
Ve süzülelim şadırvana martılar gibi
Bir iki turlayalım
Bırak görsünler
Dedikodumuzu da yapsınlar
Yeter ki sen "olur, Allah'ın emri büyüktür" de,
Yaza yaparız bir düğün
Sonbahar, kışa da derleriz aşk bahçemizin ürününü
Dört mevsim demirleriz birlikte hayat duraklarında
Ağlarız, güleriz
Üzülürüz, severiz
Al sana kalbimi de vereyim nazlı ceylan
Nazınla artık etme beni perişan,
Gel,
Çıkalım kale burçlarına
Yeşille örtelim gölgeleri
Varsın narin topukların ezsin siyahları utanma!
Endamın yeter
Çirkinlikler asiliyetinin yanında sönük kalır utanma,
Şöyle bırak dalgalı saçlarını rüzgara
Yeşil gözlerinde sönük kalsın masmavi gökyüzü
Alalım karşımıza Prizren ovasını
Ben kalp sesini işiteyim göğsünde
Sen nefesimi hisset kiraz dudağında...
Taner Güçlütürk
Kosova, Nisan/Mayıs 2004
Güneşi Çizmek
bazen yaşamak ne güzel hayallerde
kış ayazında güneşi çizmek gökyüzüne ne güzel!
Umutları çiçeklendirmek
Yarınlara yelken açmak
Ve hızlı hızlı adımlamak ne güzel hayatı
dönüp bakmadan geriye...
Sıcak odada kestane kokusu
ve mahmur yüzünde annemin
tebessümünü paylaşmak ne güzel,
Yalın ayak yürümek buzullarda
Tir tir silkinerek
soğuk havayı çekmek ciğerlerine
Ve başını koymak bir baba omzuna ne güzel...
Sonra dalıp uzaklara
Bir çift hatırada buruk özlemini gidermek sevgililerin
Ve o sevgileri bir çift mısrayla harmanlamak ne güzel...
Ne güzel değil mi affetmek?!
Sigaranın dumanı gibi çekerek yarım kalan sevgileri
Bir yerlere itilen ihmali dostlukları
Elinle bıraktığın gibi bir yerlerde bulmak
Ve bu şiiri sizlerle paylaşmak ne güzel!
Temize çıkarmak mum ışığında yazdığın şiiri
Saati sabah yediye ayarlamak
Yastığa başını koyup dalmak rüyalara
Sıcak yorgan altında biraz daha demlenmek
Dışarıda kalan ayağının üşüdüğünü hissedip içeri çekmek
Kahvaltı sofrasında kıtır kıtır ekmeğini paylaşmak kardeşinle
Tavşan kanı gibi çayı yudumlamak beraberinde
Yüzüne çarpan soğuk suyu
Ve merhaba deyip yeni bir güne
Kalabalığa karışmak ne güzel!
Yaşamı sığdırmak mısralara
Ve mısraları aruzlara, vezinlere hapsetmemek ne güzel!
Sonunda bu şiiri böyle noktalamak ne güzel değil mi?
Ne güzel!
Taner Güçlütürk
Kosova, 07.02.2005
Bırakın
Rüzgar savurur yaprağın parlak yeşilini
masmavi gökyüzüne,
Ben, berraklığımı ve yükümü vurur sırtıma
çekilirim rıhtıma,
bırakın kalksın içi boş gemiler kalksın
ben insanımın sofrasına konan boş vaatleri yüklenir giderim
bırakın, kalksın içi boş gemiler kalksın!
Biter birer birer Rumeli'min Türkçe faslı
Son deminde lale devrini yaşar gafil bilmişim
Sükun sarmış muhalif şiirimin
durgunluğuna anlam veremem,
Baharımı da yazımı da
bırakın alsınlar öcünü de geçmişimden alsınlar,
Varlığım elbet yine yeşerir güz güneşinin aldatan sıcağında.
Ancak açınca çiçeğim, anlarım mevsimin yaz olmadığını
farkına varırım zamanda geç kaldığımın,
istasyonda oyalı mendil kalmamıştır arkamdan sallanacak
Tren çoktan kalkmıştır çoktan Kosova ovasından!
dev gibi gölgem toplayıp eteklerini tanımaz olmuştur gövdesini,
bırakın dokunmayın!
çekinsin yanıma yanaşmaktan çekinsin
ben küreklerimi çekerim alışılmış yalnızlığıma,
bırakın çekerim...
İkindi sonrasında yorgunluğumu giderecek
Tenha köşelere itilmiş eski bir dost ararım dilimden anlayacak,
Hiç olmazsa benliğimi yankılatacak
bir nota isterim kulağımda çınlasın,
"Eskidendi o, çok eskidendi" deme kunduracı Mehmet Usta!
Özlemin kalmasın dimağında
Bırak kepenklerini de indirme ne olur? İndirme!
ufuktan zaferler gelir, mert gelir, merhamet gelir
Son oyununu oynasın tüm sahte roller bırak,
Ben, berraklığımı ve yükümü vurur sırtıma
çekilirim rıhtıma,
korkudan değil Mehmet Usta
bırak, kalksın içi boş gemiler kalksın!
Taner Güçlütürk
Kosova, 08.05.2005
Sorular hapsedince
Oyunları nerde çocukluğumun?
Misketlerimi çalan zamandan
neden öç almaya kalkışırım bilir misiniz?
Zaman mıdır hırsızı sokağımızdan eğlencelerimizi alıp götüren?
Yoksa biz miyiz "oyunlarla" maceraperest hayallerimizi öldüren?
Şiirimi bir yığın soru işareti hapsedir
bu akşam,
İmgeler midir bizle dargın?
Biz miyiz bir şeyleri bir yerlerde yitiren?
Yaz yağmuru mudur tozu toprağı yetmeyen söndürmeye?
Karanlıklarımızı kafalarımız mıdır engel aydınlatmaya?
Geleceğimi görmek isterim
Sisler neden kalkmaz artık yollarımızdan?
Belirsizliğimizi alıp götürsünler
Ya uykular bitmeli artık,
Ya da kaderimiz alınmalı yabancı ellerden...
Ne güzeldi değil mi çocukluk şiirlerimiz,
İçinde renkli renkli umutlarımız vardı
O mısraları nedir alıp götüren bizden?
Çocukluk mudur her şeyi büyülü gösteren?
Yoksa boşa feda edilen bir gençlik midir her şeyi zehir eden?
Zavallı karamsar şiirim benim,
Kahrolan ben miyim
Yoksa üzülen sen misin bu akşam?
Ya yeniden başlamalı her şey
Yada son bulmadan bitmeli sorularla şiirimin hesaplaşması...
Taner Güçlütürk
Kosova, 4 Ağustos 2005
Bağımsız Kosova?
Nazif MANDACI
Merhabalar,
Genç ve de ateşli beyinlerin (aslında sadece Bilgin'i tanıyorum galiba onu da belirteyim) tartışmalarını ilgiyle izliyorum. Ama yine de bazı kavram karmaşası yaşandığını söylemem gerekiyor galiba.
bu kadar hayati gelişmelerin bir parçası olan bir toplulukta bağımsızlık, ulus devlet vs tartışmasının yaşanması çok normal tabii. Ama yine de olayın içinde olanların daha genel, ya da kuşbakışı diye nitelenebilecek bir perspektiften olayları görmelerinin zor olduğunu da teslim etmek gerekiyor. Bana göre burada tartışan insanların her türlü şartlara rağmen doğru bir biçimde ele aldıkları ve de çözümlemeye çalıştıkları konular gerçekten de problemli konular.
Birincisi, Kosova'nın bağımsızlığının bizim literatürde postmodern zamanlar denilen bir dilime denk gelmesi biraz durumu karmaşıklaştırıyor galiba. Ama burada postmodernizmin uçuk bakış açısından biraz daha uzak, daha realist bir görüşe ihtiyacımız var. Kosova bağımsız olur mu olmaz mı sorusundan evvel sanırım bu dünya üzerinde dört başı mamur egemen ve de bağımsız devlet olup olmadığı sorusunu cevaplamak gerekiyor. Bu konu uluslararası ilişkiler teorisi çerçevesindeki tartışmalarda da çok önemli bi yere sahip. Yani otonominin dereceleri meselesi.
Şöyle ki, devletler ne derece dış etkilerden bağımsız karar verebiliyorlar; ikincisi; hangi alanlarda, egemenlik haklarına dayanarak, kadri mutlak gücü, yani karar verme yetkisini elinde bulunduruyorlar. Teorik olarak, devletlerin egemenlik güçlerinin ve de dolayısıyla ulusun iradesinin yansıtıldığı ve de hayata geçirilmesinde bir araç olan devlet mekanizmasının ne kadar dışarıdakilerden ve de içeridekilerden bağımsız bir biçimde işletildiği sorgu altında. Görüldüğü gibi, devletin iradesinin dışarıdan hatta bazen de içeriden kısıtlanmasının bir demokrasi sorunu da yansıttığı söylenebilir. Kosova'lıların bunu daha iyi anlayabildiğini sanıyorum. Kosova devletinin bağımsızlığı konusunun sadece Kosova'daki çoğunluğa (demokratik anlamda) bırakılmış değil, aynı zamanda, bağımsızlık isteyen çoğunluğun iradesi, yine belirli kriterler altında azınlık tarafından engellenebilmektedir.
Diğer uluslar açısından da durum pek farklı değildir. Sadece AB'nin müktesebatının ve de koşulluluk politikasının ulusların kendi siyasal kültürleri, gereksinimleri ve beklentileri ve hatta endişeleri doğrultusunda geliştirmiş oldukları siyasal kurumları, hukuk düzenini nasıl etkilediğine bir bakın. Kosova tam bu yönde bir trendin tepe noktasına ulaştığı bir dönemde bağımsızlığına kavuşuyor. Ama Kosova açısından bakıldığında durum daha da çetrefilleşiyor, çünkü Kosova Batı dünyasının Bosna gibi siyasal laboratuvara dönüştürmüş olduğu coğrafyalardan biri. Böylelikle Kosova'nın tamamıyla çoğunluk iradesini yansıtır bir biçimde, arzu edilen şartlar altında bağımsız olmasına zaten izin verilmiyor. Tabii ki içerideki siyasal kurumlar, merkeziyetçiliğin derecesi, Sırp azınlığa ne derece otonomi, ve Sırbistan'la ne derece özel ilişkiler kuracağı meseleleri, hukuk düzeni, ekonomik düzen, sivil toplumun akacağı yol vs. hepsi dışarıdan dikte edilen, ama çoğunluğun iradesini yansıtır olması için de belirli süreçlerin işletildiği baştan kurgulanmış bir stratejinin parçası.
Peki bu kötü bir şey midir? Bana göre değildir. Nedenine gelince bu konudaki kararlar her ne kadar toplumsal dinamiklerden uzak da olsa sonuçta evrenselliği tartışılmaz bazı sorunlara dair tecrübe ve birikime göre şekillendirilmektedir. Kosova'nın Batının siyasal labaratuarına dönüştürüldüğünü söylerken kastettiğim de tam olarak budur. Bu konunun başka bir boyutu, çoğunluğun iradesine göre şekillendirilecek Kosova siyasal varlığının sonunda serpilmesi ve de kendini geliştirmesi için angaje olması gereken Batı, özellikle de AB olduğundan eninde sonunda aynı süreci, belki birazcık daha rezerv koyma imkanlarıyla birlikte (ki bu ülke ne kadar küçükse o kadar zor olmaktadır her zaman) yaşamak zorunda kalacaktır. Bu bakımdan, Kosovalıların bunun ne kadar tam bağımsızlık olduğunu tartışmalarından ziyade, ülkelerini Batı standartlarında siyasal, sosyal ekonomik ve kültürel kurumları sağlıklı işletebilme olgunluğuna eriştimek için ne yapmaları gerektiğini tartışmaları daha doğru olur diye düşünüyorum.
Bu arada tartışmaya göbekten daldığım için belki de daha evvel söylenmiş olan şeyleri de söylemiş olabilirim. Herkese sevgiler
Nazif MANDACI
Kostunica, Rice ile görüştü : Kosova'nın bağımsızlığına karşıtlığını yineledi
Sırbistan Başbakanı ABD Dişişleri Bakanı Condoleezza Rice'a, Hükümetin, Kosova'nın bağımsızlığına karşı olduğunu fakat bunun yerine "gerçek özerkliği" kabul edeceğini söyledi.
Sırbistan Başbakanı Vojislav Kostunica, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ile 11 Temmuz Salı günü Washington'da bir araya geldi.
Belgrad basınında çıkan haberlere göre, Kostunica Rice'a Sırbistan'ın Kosova eyaletinin bağımsizlığına ve statü konusundaki her türlü dayatmacı çözüme karşı olduğunu söyledi.
Başbakan, Rice ile görüşmesi sonrasında Washington'da Sırp gazetecilere verdiği demeçte, "Kosova'nın bağımsızlığı bölgede ciddi istikrarsızlığa neden olacaktır. Ülke topraklarının yüzde 15'ini almak yalnızca demokrasi çiğnemekle mümkün olabilir." dedi.
Kostunica ayrıca, Rice'a Sırbistan'ın Kosova icin bağımsızlığa alternatif olarak "gerçek özerkliği" öne sürdüğü öneriyi de ayrıntılı şekilde anlattığını söyledi. Belgrad'daki yetkililer Kosova'nın statu mûzakerelerine sınır konmasına da karşı çıkarken, hem ABD hem de AB özel elçisi Martti Ahtisaari kararın bu yıl sonuna kadar verilmesi gerektiğini söylediler.
Kostunica ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nicholas Burns ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley ile de bir araya geldi.
Washington'daki yetkililer görüşmelerden sonra açıklamada bulunmadılar. Ancak ABD Büyükelçisi Michael Polt, Sırp hükümetini Kosova'nın bağımsızlığı için "kabul edilemez" terimini kullandığı için eleştirdi.
Belgrad'da düzenlenen "ABD'nin Balkanlar'daki Dış Politikasının Öncelikleri" başlıklı panel tartışmasında Polt, "Bu tutum iyi değildir." dedi. Elci, Washington'un illa Kosova'nin bağımsızlığını desteklememekle birlikte, bunu olasılıklardan biri olarak kabul ettiğini belirtti.
Polt, Sırp hükümetinin yalnızca Kosova konusunda değil genel anlamda siyasete daha gerçekçi bir yaklaşık benimsemesi gerektiğini söyledi. Elci, ABD için Kosova'nın statüsünün eyalette yaşayanların yasam kalitesi kadar önemli olmadığını da sözlerine ekledi.
Bu arada AP tarafından aktarılan bir haberde, Dışişleri Bakanlığının salı günü Sırp makamlarını savaş suçu zanlılarını eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne teslim etmeye çağırdığı bildirildi. Sözcü Sean McCormack, söz konusu çağrıyı Kostunica'nin Rice ile görüşmesi öncesinde yayınladı.
McCormack, "Bizler, Avrupalı dostlarımız ve müttefiklerimizle birlikte, Sırp hükümetini bu kişilerin Lahey'de adalet önüne çıkarılmasını sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çağırdık." dedi.
Kostunica ABD ziyareti sırasında Çarşamba günü ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney ile de bir görüşme yaptı. Ertesi gün, Başbakan BM Güvenlik Konseyi'nin Kosova konulu toplantısına katılacak.
Kosova - 13.07.2006
Kosova'nın Gençleri Ada Sahillerindeydi...
Bülent Fidan
Kosova Demokratik Türk Partisi Gençlik Kolları grubunun, İstanbul Adalar gezisi 10 Temmuz 2006 tarihinde, Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yardımlaşma Derneği Gençlik Kolunun organizasyonu ile gerçekleştirildi. Gün boyu Büyük Ada Gezisi yapan grup öğle ve akşam yemeklerinde birlik ve beraberlik mesajlar verdiler.
Dernek Başkanımız Sn. Nezih Liman yaptığı konuşmada, Kosova'nın geleceğinin gençlerin elinde olduğunu Türk, Arnavut, Boşnak ve tüm halkların Kosova'da birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları içerisinde yaşamaları gerektiğini belirtmiş, sergilenen bu kardeşlik tablosunun gelecekte de devam edeceğini söylemiştir.
Başkan Yardımcımız Sn. Bülent Fidan ise Kosova Prizrenliler Kültür ve Yardımlaşma Derneğinin faaliyetlerinden kısaca bahsetmiş, özellikle Prizrenliler Mail Grubu ve web sayfası konusunda bilgi vermiştir. Ayrıca programın akşam yemeği kısmını üstlenen Rumeli Eğitim Vakfı Başkanı Sn. Lütfü Türkkan'ın sevgi dolu selamları tüm konuklara iletmiştir.
Programa katılan Kosovalı Öğretmen Sn. Liriye Dişo Ülkü ve grup temsilcisi Salih Sala'da çok güzel bir gün geçirdiklerini söylemiş, organizasyonu düzenleyen ve destek verenlere teşekkürlerini ve saygılarını sunmuşlardır.
Grubun ziyaret ettiği Adalar Kaymakamı Sn. Mevlüt Kurban gezi esnasında destek ve ilgisini eksik etmemiştir.
Bizlerde Adalar Kaymakamı Sn. Mevlüt Kurban'a, Rumeli Eğitim Vakfı Başkanı Sn. Lütfü Türkkan'a ve Derneğimiz Gençlik Koluna verdikleri destek ve yardımlardan dolayı şükranlarımızı sunarız.
Bülent Fidan
Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yardımlaşma Derneği
Atatürk Bulvarı No:166/2 Aksaray, İstanbul
14.07.2006
|