berna.topuz.sitemynet.com
Kosova

Kosova'dan
Tebrikler
Kosova
Dilimiz
Edebiyat
Sevgi Seli
Tarih
Balkanlar
Araştırmalar
Haberler
Arnavutça
Tanıtım
Adresler
Siteler

Dilimiz



Dilim varolup olmama deminde

"Okuduğunuz bu yazı Kosova'da Türkçe'nin verdiği ölüm kalım mücadelesini
bir daha gözler önüne seriyor..."


Yer Priştine, Kosova Yargı Enstitüsü - Kosova Yazılı Medya Kurulu Ofisi, tarih 31 Ocak 2006, geçen yıl kurulan Kosova Yazılı Medya Kurulunun üçüncü oturumu. Yeni Dönem gazetesinin de üyesi olduğu ve Kosova Türk basınını temsilen yer aldığı kurulun gündeminde diğerleri arasında Kosova Yazılı Medya Kurulunun resmi logosunun seçimi var. Yeni yapılanmakta olan kurulda Arnavut, Sırp, Türk, Boşnak gazetelerinin editörleri ve temsilcileri bulunuyor. Son iki kurul toplantısında Yeni Dönem gazetesini temsilen ben varım.

Kurul, geçen toplantıda aldığı kararla günlük gazetelere logo dizaynı ilanı verdi. Sadece bir kişi 11 değişik önerisiyle katılırken, önerilerini göndereceğini vaat eden diğer iki kişinin logoları son ana kadar ulaşmadı. Toplantı başladı.

Önümüzdeki logo örnekleri, altlarında Arnavutça, İngilizce ve Sırpça yazılımlarıyla birlikte duruyor. Türk basınının da temsil edildiği bu resmi kuruluşta Türkçe yazımına neden yer verilmediği dikkatimi çekiyor. Gündem sıralamasına göre sıra logonun seçimi üzerine fikirlere ve önerilere geliyor.

Yönetim Kurulu Başkanı Willem Houwen'e ve yönetimdeki kurul üyelerine Kurulun Resmi Logosu altındaki yazılar arasında Türkçe'nin de eklenmesi gerektiğini öneriyorum. Aksi takdirde Kosova'da Türk basınını da temsil edecek kurulun örneklerdeki logoyla Türkçe'yi, Türk basınını ve Türk toplumunun temel haklarından birini ihlal edileceğini vurguluyorum. Tepkim üzerine Boşnakların "Alem" Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Nadira Avdiç Vlasi de sözü alıyor ve Boşnakça dili esaslarına göre "Savet" kelimesine "j" - ye harfinin eklenerek "Savjet" olması gerektiğini savunuyor.

İlk önce sessizlik, sonra yönetim kurulu başkanının mimiklerinde ifade değişikliği... Kendisi gibi yönetim kurulu üyelerinden biri de aynı anda "Kosova'da resmi dillerin Arnavutça, Sırpça ve İngilizce olduğu" hatırlatıyor.

"1989 yılına kadar Kosova'da diğer dillerle eşit haklı olarak Türkçe'nin de resmi bir dil olduğunu, aynı yıl Arnavutça'yla birlikte Türkçe'nin de resmiyetten alındığını ve süregelen sorunun savaştan sonra da (Türkçe'nin yerini İngilizce alarak) devam ettiğini; Bu ihlalin UNMIK'in 2000/45 sayılı düzenlemesiyle (kısmen de olsa) Türklerin yaşadığı belediyelerde ve yerlerde Türkçe'nin resmi bir dil olduğunu" dile getiriyorum. Arnavutça, Sırpça ve İngilizce'nin resmiyetini sağlayan şu anki yasanın net olarak Türkçe'nin kullanımına bir yasak getirip getirmediğini soruyorum. Cevap alamıyorum.

Yine "Kosova Meclisinin şu günlerde diller yasasını onaylayacağı" hatırlatılıyor. "O zaman resmi dillerle ilgili daha net bir tablonun ortaya çıkacağı, konunun siyasileştirilmemesi gerektiği" söyleniyor. Ve aynı anda tutumunu değiştiren Yönetim Kurulu Başkanı Willem Houwen, logonun altındaki yazıların ressam tarafından konduğunu, logoların sadece yazısız bir şekilde olacağını ve seçilip onaylanacağını öne sürüyor.

Kosova Yazılı Medya Kurulunu temsil eden logo, altında kurumun ismini taşıyan yazı olmadan seçilmesi kararlaştırıyor. Yani, Türkçe'si de yer almalı ısrarı üzerine Arnavutça, İngilizce ve Sırpça "Këshilli i Mediave te Shkruara të Kosoves-Press Council of Kosova-Savet Stampe Kosova" yazımından da vazgeçildi ve yazısız bir logoya (Türk basınının oyu dışında) oy çoğunluğuyla evet dendi.

Toplantıda, görüşülmekte olan diller yasasının ikinci defa meclisten geçeceğini ve mutlaka daha net bir tablonun çıkacağından emin olduğumuzu belirtirken; Türk basınını da çatısı altına alan Kosova Basın Kurulunun resmi logosuna Türkçe yazılımını da eklenmeyi neden istemediğini ve "Eklenmesinin kurul için ne gibi mahsuru olacağını" soruyorum. Aksine bağımsız, demokratik, eşit haklı ve hoşgörü ilkeleri esas alınarak toplumun önde gelenlerinden oluşan bu kurulun, Türkçe yazımına böyle bir itirazla Türkçe'ye ayrımcılık yaptığını, dolayısıyla Türk basını olarak bu kurulda yer alamayacağımızı ve bundan böyle çalışmalarına katılmayacağımızı ifade ediyorum. Dile getirdiğim öneri ve tepkiden sonra logonun yazısız seçilmesinin kararlaştırıldığını ve o anki karar değişikliğine dikkat çekiyorum.

Olayın tekrar siyasileştirilmemesi ve bu kadar büyütülmemesi gerektiğini, sadece logonun seçiminin söz konusu olduğunu belirten Kurul Başkanı Willem Houwen, kurulun tüzüğüne göre resmi dillerin Arnavutça, İngilizce, Sırpça olduğunu belirtiyor.

"Kosova Türk Toplumu ve Türk basınının Türk dilinin resmiyeti konusunda hassas ve bir o kadar kesin kararlı olduğunu, bu konuda taviz verilemeyeceğini" vurgularken; Öneri üzerine, yönetim kurulunun da onayıyla tüzükte değişiklik yapılabileceğini hatırlatıyorum.

Ve sevgili okurlar sonuçta, itiraz ve ısrar üzerine gelecek ay yapılacak toplantıda Kosova Yazılı Medya Konseyinin gündeminde tüzükteki dillerle ilgili noktada düzenleme yapılması ve kurulun resmi yazılarında Türkçe dilinin de kullanımının görüşülmesi kararlaştırıldı. Kosova Yazılı Medya Kurulunda diğer dillerle birlikte Türkçe'nin de resmi olarak eşit haklı kullanılmasını garantilemede ısrarlıyız. Gazamız mübarek ola!

Kimilerinin insafına, kimilerinin de vicdanına kalan Türkçe'm, Kosova'da on yedi yıldır sancılı bir dönem geçiriyor. Bu hakkı alan ilk önce Miloşeviç rejimi oldu, sonra da (kısmi düzenlemeyle) yaptığı hatanın farkına varan UNMIK (Birleşmiş Milletler Kosova Misyonu) yönetimi. Resmi dil olarak Türkçe'nin yerini İngilizce aldı. Bu kurulda olduğu gibi, bu ve benzeri resmi kurumlarda da tepki verilmezse, dikkat çeken ve ısrarla üzerine giden, mücadelesini veren birileri olmazsa Türkçe'nin ihlali almış başını gidiyor. İster yerel, ister merkezi düzeyde. Her şey dönüp dolaşıp anayasa çerçevesine, anayasa düzeyindeki garantiye takılıyor. İlerde yine her şey Türkçe'nin anayasa yada yasayla diğer dillerle birlikte eşit haklı kullanımının garantisine bağlı olacak. Yoksa bu böyle sürüp gidecek. Nereye kadar? Var olmanın son demine kadar. Son demlerse "Belki yarın, belki yarından da yakın..."

Bu örnek savaş öncesinde de, savaş sonrasında yaşanan benzeri olaylardan sadece biri daha. Savaştan sonra Prizren Radyosunda, ardından Yeni Dönem Kosova Türk Medyasında gazeteci olarak haber peşinde koştururken daha sık yüzleşir olduk bu tür sorunlarla. Hala yüzleşiyoruz... Sadece biz gazeteciler olarak değil, memuru işçisi, politikacısı eğitimcisi, sanat emektarı sıradan vatandaşı, genci ihtiyarı... Türkçe diyor, dilin resmi değil senin diyorlar. Dile getirmeye çalışıyorsun dilsiz bırakılıyorsun! Düşünceni başka bir dilde getirmeye mecbur kalıyorsun. Dilsiz kalınca sesin soluğun çıkmıyor, çıkmayınca da ha varsın, ha yoksun. Bir kukla gibi duruyorsun bir köşede. Varlığınla yokluğun bir. "Birilerinin" amacı o değil mi zaten?

Dilimi yad eller almış... "Tamamen değil!" diyecekler. Sembolik, göz boyama, Türkçe’si bozuk kimi tabelaları gösterecekler. "Al işte!" diyecekler... Yarı çıplak eğitimi, az da olsa kültürle yüreklere su serpmek isteyen derneklerimizi gösterip "Yeter daha ne istiyorsunuz?" diye soracaklar.

Ah benim mağrur, hoşgörülü, hayal kırıklığına uğratılmış, kendi derdine düşmüş insanım ah! Uyan, silkin ve gel kendine artık. Çınarsın, kumsun, tarihsin sen. Dilini çiğnemişse denizler, alacaksın onu tekrar geriye. Daha önce tanınan hakkımızı tekrar iade etmelerini beklemek değil, mücadele edip almak yakışır sana. Tarihler senin üzerine yazılmış. Tarihini yine kendin çizeceksin. Uyan ve dön bak bir etrafına. Bilirim fasıllar, ezgiler, türküler, oyun havaları avutur, su serper yüreklere... Yaşatır kimliğimizi, kültürümüzü... Her şeye rağmen bir tokat gibi indirir varlığımızı bu topraklara, inadına. Bilirim geçim derdi, ekonomik sıkıntılar büker hepimizin belini. Ancak var olup olmamanın demindeyiz dostlar.

Önemli ve tarihi gelişmelere gebe bu yıl. Yakında ikinci defa Kosova meclisine çıkacak diller yasası. Nihai statü görüşmeleri, sayımlar ve sonra belediye seçimleri... Uyan, silkin ve kendine gel! Bunun sorumluluğunu kolay kolay yükleyemezsin bir iki kişinin eline. Milletvekili seçip meclise, kenarda durmak ve susmak yakışmaz sana. Kalbini kırdılar diye sineye yok artık çekmek haksızlıkları. Bu bizim mücadelemiz. Taban, toplum hissettirmeli artık ağırlığını. Mustafa Kemal Atatürk, "Ey Türk Gençliği! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur" der gençliğe yaptığı hitabesinin son dizelerinde. Birlikte var olacağız, birlikte değiştireceğiz gidişatı... Aksi halde kaderimiz, varlığımız, dilimiz hep böyle kalacak başkalarının insafına. Sivil toplum kuruluşlarımıza çok büyük sorumluluklar düşüyor bu mücadelede. Sazlar, darbukalar rafa kaldırılmalı bu yıl... Zaman fasıl, eğlence, matine zamanı değil. Kalemler öyküleri, romanları değil, gerçekleri yazmalı bu yıl. Kalemler toplumunun kaderini çizilmeli, kalemler imza atmalı haklarımızın garantisine...

Yazımın sonlarına yaklaşırken, son dizelerimi toplantı dönüşü Prizren seferini yapan otobüste noktalıyorum. Dula tepesindeyiz, müthiş bir manzara karşımda. Gökyüzünde yükselen hilal, Şar dağlarının ardında yorgun bir güne elveda diyen güneş renk renk... Biri batıyor, biri doğuyor aynı anda. Otuz birinci günüyle Ocak ayını uğurluyor, birinci günüyle Muharrem ayına ve Hicri takvime göre yeni bir yıla, yeni 1427 yılına hoş geldin diyoruz. Bir gün, bir ay ve bir yılın son bulması gibi yeni bir yıla, yeni bir başlangıca doğru adımlıyoruz. Yorgunluğumu, sabırsızlıkla beklediğim Şubat ayı toplantısı daha şimdiden alıp götürüyor.

Bir ara Türkçe'min resmiyetiyle var olup olmamasının buz gibi tedirginliğini hissederken şah damarlarımda, sonun ve başlangıcın demlerinde karamsar başlamak istemiyorum yeni yıla. 2 Şubat 2002 tarihli bir şiirimin son mısralarında şöyle demiştim :
"Bak ne güzel asker sesi işitilir tan ağartısında
demedim mi kara bulutlar göçecek
ufukta bahar var,
bulanmayacak artık kan kırmızıya çiçekler
barut kokmayacak geleceğimiz
ha gayret vatanım insanım, ha gayret!
sil anam babam, sil gözyaşını
yarınlar bizim olacak, yarınlar bizim...".
Ve biraz daha umutlanıyorum. Yeni yılınız umutlu ve kutlu olsun!

Samanyolu Tlevizyonu  -  4.Türkçe Olimpiyatı

4. Türkçe olimpiyatında bir araya gelen 84 ülkeden 355 öğrenci
Türkçe'nin tıpkı İngilizce veya Fransızca gibi bir dünya dili haline gelebileceği yönünde ümit veriyor.

4. Uluslararası Türkçe Olimpiyatında

Kosova'lı Ebru Mehmet 3.Oldu

4. Uluslararası Türkçe Olimpiyadında "TÜRKİYE TÜRKÇESİ" dalında 3. olan Kosova'lı kardeşimiz Sevgili Ebru Mehmeti'yi tebrik ederiz. Başarılarının devamını dileriz.
Saygılarımızla,

Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yardımlaşma Derneği
Yönetim Kurulu

Kosova Prizrenliler Kültür Ve Yardımlaşma Derneği