berna.topuz.sitemynet.com
Kosova

Kosova'dan
Tebrikler
Kosova
Dilimiz
Edebiyat
Sevgi Seli
Tarih
Balkanlar
Araştırmalar
Haberler
Arnavutça
Tanıtım
Adresler
Siteler

Kosova'dan



Taner Güçlütürk

"SİYAH ÇELİŞKİLER"

Taner Güçlütürk

Üzeyir Lokman ÇAYCI'nın, "SİYAH ÇELİŞKİLER" isimli şiirini "Prizrenliler yahoo gurubunda" bundan çok uzun süre önce okumuştum ve kaydetmiştim. (Bilgisayarda arşivimde duruyor). Gerçekten çok güzel ve çok etkilendiğim bir şiir. Şair bu şiirinde insanın gündelik yaşamdaki hallerini, etrafında yaşanan olayları o kadar çok güzel resmetmiş ve o kadar çok güzel tavsiyelerle süslemiş ki hayran kaldım. Çok güzel bir üslup, çok sade bir Türkçe, çok yalın ve değerli anlamlar, çok akıcı mısralar...
Ne zamandan beri bu şairimizin duygularını mısraladığını merak ediyorum? Şiirlerini içeren herhangi yayınlanmış bir şiir kitabı var mı? Kendinden bize biraz bahseder ve tanıtırsa memnun olacacağım.

Memleket Haber  -  Siyah Çelişkiler!, Üzeyir Lokman ÇAYCI

Ben Taner Güçlütürk... Kosova'nın ikinci büyük, "Balkanların da Paris'i" olarak tanımlanan Türk şehri Prizren'de doğdum, orda yaşıyorum. Aslen Kosova Türklerindenim. Şu sıralar Kosova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde Yüksek Lisans yapıyorum. Ayrıca Kosovalı Türklerin ilk ve tek bağımsız gazetesi ve radyosunda gazetecilik ve sunuculuk yapıyorum. Yakında televizyonumuz da yayın hayatına başlıyor. Şiire çocukluk yıllarından itibaren, annemin öğrettiği şiirlerinden başlayarak, öğretmenimin ilk okuldaki sıralarındaki teşvikiyle sürdü... Lise yıllarına gelince şiirim daha romantikleşti. Üniversite yıllarıyla birlikte de sosyalleşti. Anlayacağınız yaşamın her döneminde şiirim değişik renkler kazandı. Size birkaç şiirimi gönderiyor, saygılarımı sunuyorum

Eylül Akşamlarında

Eylül sıcağında
yalnızlığımız
çoraklaşıyor bir başına
bir yakıp kavuruyor
bir soğuk sarmalıyor...
ve soğuk sarmalayan
çekirge nağmeli akşamlarda
aşkımız çaresiz,
gönül yine sensiz...
Söyle be güzelim!
şiir yazmamak elde mi?
demli çayın uyuşturduğu
dilin ucunda
türkümüzün nağmeleri nemli,
damağımızdaki mutlu günlerin
özlemi
tüterken,
eylül akşamlarında
biçare,
şiir yazmamak elde mi?

Hasta olup düşmüşüz şiir
mısralarına.

Taner Güçlütürk
Kosova, 8 Eylül 2001

Yarınlar Bizim Olacak,

Bu diyarlarda
güvercinler yuvaya,
sular kumlara kavuşmayı bekler,
rüzgârlarsa doğudan esmeyi
bekler durur,
bekler durur,
bu diyarlarda.

Ana,
sabret ana
söndür içindeki ateşini
yarınlar bizim olacak
yarınlar bizim,
bak bir tabur
bin orduya bedel
bak bir bayrak
uğrunda can feda edek
demedim mi?
hayaller gerçek olacak,
inan,
kavuşacak ana
kavuşacak inan
kardeşler doymamış sevgilisine
kavuşacak,
sil gözünün yaşını
baba sil
utansın
sen değil baba
kader utansın.

Bak ne güzel asker sesi işitilir tan ağartısında
demedim mi kara bulutlar göçecek
ufukta bahar var
bulanmayacak artık kan kırmızıya çiçekler
barut kokmayacak geleceğimiz
ha gayret
vatanım, insanım
ha gayret
sil anam, babam sil gözyaşını
yarınlar bizim olacak,
yarınlar bizim...

Taner Güçlütürk
Kosova - 2 Şubat 2002

Yılın başarı ödüllerini dağıtan Finlandiya İnsan Hakları ve Kosova İnsan Hakları Radyoları Ağına göre :

Kosova'da Yılın en başarılı gazetecisi
"Taner Güçlütürk" Seçildi

Merkezi Priştine'de bulunan ve Kosova'da en çok dinlenen radyoların katılımıyla gerçekleştirilen İnsan Hakları Radyoları Ağı Priştine'de düzenlediği törenle yılın en başarılı radyo ve gazetecilerine "yılın başarı ödüllerini" dağıttı.

Törende, 2005 yılı boyunca gösterdiği performans, disiplin, ve bilhassa insan haklarıyla ilgili hazırlanan raporların tarafsızlığı ile konuların profesyonelce işleniş şekli bakımından yılın en başarılı gazetecisi ödülü "Yeni Dönem" Gazetecisi Taner Güçlütürk'e, İnsan Hakları Radyosu Ağının kurulmasında ve gerçekleştirilmesine başarılı emeği geçen Priştine'nin "Vala Rinore" Radyosuna da yılın en başarılı radyo ödülü verildi. Törende Kosova Ovası'ndan "Radyo K" gazetecisi Florent Maliçi ve Mitroviça'dan "Contact Plus" Radyosu gazetecisi Miryana Milutinoviç te gösterdiği aynı başarılar yüzünden ödüllendirildiler. Projede ayrıca desteğini esirgemeyen Finlandiya İnsan Hakları Kosova Temsilciliği Yerel Medya Uzmanı Remzie Şahini Hocay'a da takdir belgesi verildi.

Törende Taner Güçlütürk'ün ödülünü Finlandiya İnsan Hakları Kosova Temsilcisi Arta Rama takdim etti. Ödül ardından herkese teşekkürlerini ileten Güçlütürk, geride kalan 2005 yılının çok yoğun, fakat başarılı bir yıl olduğunu söyledi. Konuşmasını, "Bu başarılar arasında arada belki ufak eksikliklerimiz olduysa gelecek yıl bunları da gidermeye ve daha da başarılı olmaya çalışacağız. Ben bir daha bu ödülü bana layık gören tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum. Görev boyunca insan hakları ihlallerini yansıtmanın başarılı bir sesi olabilmişsek ne mutlu bizlere" sözleriyle sürdüren Güçlütürk, 2006 yılının Kosova için insan hakları açısından daha ilerlemiş bir yıl olmasını diledi.

İnsan Hakları Radyoları Ağı Koordinatörü ve "Vala Rinore" Radyosu Sahibi Dr. Ekrem Çitaku, böyle bir ödül verilirken başlıca amaçlarının Kosova'da haber peşinde koşturan ve işlerini gerçekten profesyonelce gerçekleştiren gazetecileri ödüllendirmek, yanı sıra başarılarını aynı şekilde sürdürmeleri için onlara manevi olarak ta teşvik sunmak olduğunu belirtti. Kosova'da dinlenme oranı yüksek olan radyoları kapsayan İnsan Hakları Radyoları Ağı yayınlarının Arnavutça, Türkçe ve Sırpça dillerinde hazırlandığının altını çizen Çitaku, düzenlenen anketlere göre söz konusu yayınların ilgiyle takip edildiğini vurguladı.

İnsan Hakları Radyoları Ağının 2006 yılında da çalışmalarını sürdüreceğini ve gereken desteği esirgemeyeceklerini belirten Finlandiya İnsan Hakları Kosova Temsilciliği Yerel Medya Uzmanı Remzie Şahini Hocay, bu ağın sadece insan haklarına değil insanlar arasındaki ilişkileri açısından da katkı ve ilerleme getirmesini diledi.

Ödül töreni verilen kokteylle sona ererken; aynı gün basına veda toplantısı düzenleyen Kosova Ombudsmanı Marek Antoni Nowicki, Kosova'dan insan hakları açısından endişeyle ayrıldığını vurguluyor, insan haklarının en fazla siyasi partiler ve Kosova'daki Birleşmiş Milletler yönetimi tarafından ihlal edildiğinin altını çiziyordu.

ANJELİKA AKBAR  : "Kosova olaylarında mahvoldum, ondan sonra beni etkiledi ve Kosova diye çok sevilen bir eser yaptım, şu anda son cd'mde "Çağrı" adıyla geçiyor."

Memleketten Haber Var

 TRT - Memleketten Haber Var, YÖNETMEN, YAPIMCI  :   Erol ARTEM

ÇARŞAMBA : Yurt Dışında Yaşayan Akraba Topluluklar
Çarşamba günleri, yurt dışında özellikle Balkanlar'da ve Kıbrıs'ta yaşayan soydaşlarımızla ülkemiz arasındaki kültürel ve sosyal bağları güçlendirmek amacıyla o coğrafyada yaşayan kültür, sanat, bilim dünyasında söz sahibi olan kişiler programa canlı yayın konuğu olarak davet ediliyor.

T.C. Dışişleri Bakanlığını göreve davet ediyoruz!

MAKEDONYA, VALANDOVA'DA NELER OLUYOR?!

Gazetemizi arayan ve endişelerini dile getiren Makedonya göçmenleri : "Valandova'da Türk'lere karşı zulüm var! Ne mahkeme dinliyorlar, ne haksızlıktan vazgeçiyorlar! Türkiye oradaki insanlarımıza sahip çıksın." diyorlar

İsmail İŞCAN

Frekans Gazetesi  - Özel Haber

Gazetemizi arayan çok sayıdaki Makedonya göçmeni, Valandova'da yaşayan Türk'lere karşı acımasızca bir zulmün ve haksızlığın uygulandığını bildirdiler.

TÜRK'LERİ YILDIRMAK İÇİN HER ŞEY DENENİYOR

Valandova'da Türk'lere ait buğday tarlalarında yıllardan beridir başaklar yeni açtığı halde sürülerek, zarara uğratıldığını, bunların ispatlanarak, çıkarılan mahkeme kararlarına karşılık, gereklerinin yerine getirilmediğini ve yaşanan sıkıntıların bitmek tükenmek bilmediğini ifade eden vatandaşlar : "Orada kapsamlı ve planlı bir zulüm var. Türk ve Müslümanlar yıldırılmak ve yerlerinden yurtlarından edilmek isteniyorlar. Kanun yok. Kanunları uygulayan veya dikkate alan yok." Dediler

TÜRKİYE BU DURUMA SEYİRCİ KALMASIN

Valandova'da yaşayan yakınlarının kendilerini arayıp, yardım istediklerini ve çaresizliklerini dile getirdiklerini belirten Makedonya göçmenleri : "Öncelikle devletimizden, Dışişleri Bakanlığımızdan ve Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinden yardım istiyoruz. Orada yaşananları biliyor, duyuyor ve görüyoruz ama elimizden bir şey gelmiyor. Türkiye'deki bir Ermeni'nin, Yahudi'nin, Rum'un burnu kanasa, muhatapları bizim devletimize katlarcasına ödetiyorlar ve soydaşlarına sahip çıkıyorlar. Biz Türkiye olarak, Balkanlarda yaşayan insanlarımıza karşı neden bu kadar tepkisiz kalıyor, onları sahipsiz bırakıyoruz?" dediler.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI TOPU ELÇİLİĞE ATTI

Daha önce 2 kez Dışişleri Bakanlığı'na durumlarını belgeleriyle bildirdiklerini dile getiren Makedonya göçmenleri "Bakanlık'tan gelen cevapta" : "Biz konuyu Makedonya'daki Elçiliğimize bildirdik. Onlar Makedonya yetkilileriyle görüşüp, gereğini yapacaklar" demişlerdi. Daha sonradan oradaki yakınlarımız aradılar. Makedonya yetkilileri onları çağırıp : "Türkiye'den yaptığınız şikayetleri öğrendik. Elinizden bir şey gelmez. Aranızda 100 bin Euro toparlayıp, getirin. O zaman belki bir şeyler yapabiliriz!" demişler. Bu nasıl iştir? Bizim oralardaki elçiliklerimiz, neden gereken ağırlıklarını koymuyorlar?" dediler.

FREKANS GAZETESİ OLARAK
VALANDOVA OLAYLARINI MERCEK ALTINA ALDIK

Öte yandan; Makedonya Valandova'da yaşanan bu haksızlık ve sıkıntılarla ilgili olarak bir araştırma başlattık. Okurlarımıza sesleniyor ve bu konularla ilgili bilgi, belge ve duyumları olanların, gazetemize mail veya telefonlarla ulaşarak, bizimle paylaşmalarını istiyoruz. Gelecek her türlü müracaatı yayınlayacağız.

İsmail İŞCAN
ismailiscan@yahoo.com
Frekans Gazetesi
Makedonya - Çarşamba, 12 Temmuz 2006 17:22

RAHMİ KOÇ VE HADRIAN ÖDÜLÜ...

Özcan Pehlivanoğlu

Bildiğiniz üzere Rahmi Koç'a bir süre önce, açık bir mektup yazarak, Ayvalık'ta bir şapelin(küçük kilise) restorasyonuna verdiği desteğin bir benzerini de Balkanlarda bulunan Osmanlı-Türk eserlerinden birine vermesini istemiştim. Böyle bir düşüncenin başta Rahmi Koç olmak üzere Koç Ailesi tarafından hayata geçirileceğinden hala ümidliyim.
Ancak yeni bir haber beni yeniden Rahmi Koç'la ilgili bir yazı yazmaya mecbur bıraktı. Koç Ailesi,ülkemizin kültür ve sanat yaşamının gelişmesinde öncü rol üstlenmesi ile Türkiye'nin kültür mirasına yaptığı katkılar nedeniyle Dünya Anıtlar Vakfı (World Monuments Fund) tarafından Hadrian ödülüne layık görüldü.

Bu ödülün verilmesi için düzenlenen törende, Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin, Rahmi Koç ve Semahat Arsel'i ödülü almak için kürsüye davet ederken: Ödülün Türk halkı için çok önemli olduğunu, Türkiye'deki Koç Ailesi isminin; çok çalışma,kendini önemli amaçlara adama,vatanseverlik,yardımseverlik ,cömertlikle eş anlamlar taşıdığını ve Koç Ailesinin başarısının Türkiye'de "Türk Mucizesi" olarak görüldüğünü söylemiş. Yani neredeyse Büyükelçi'nin iki lafından biri "Türk" olmuş.
Koç Ailesi, bu iltifatların tamamına layık olabilir. Ancak Koç Ailesinin bu iltifatlara ve övgü dolu sözlere mazhar olmasında, benim gibi evinde ve hayatının bir çok yerinde "KOÇ" markalı ürün kullanan Türk insanının büyük bir payı vardır. Büyükelçi İlkin, konuşurken benimde acizane vatandaşı olmakla gurur duyduğum devletim adına yani
dolaylı olarak benim adıma konuşmuş olmaktadır. Herkes bilir ki; bazı şeylerin kerameti kendiliğinden oluşmaz. Onun için Koç Ailesinin başarısında Türk Milletinin varlığı tartışmasız en önemli faktördür. Hatta tek nedendir diyebiliriz.
Rahmi Koç'ta ailesi adına verilen bu ödülü alırken yaptığı konuşmada ; Türkiye'de kültür mirasını korumaya çalışırken , dar ve sığ anlayışları ve kemikleşmiş milli ön yargıları geride bırakmanın önem taşıdığını, Türkiye'deki Grek ve Roma kültür mirasının tanınmasını sağlama ve bu alanlardaki bilinç ve farkındalık düzeyini artırmada bir ölçüde payının olmasından mutluluk ve gurur duyduğunu söylüyor. Devamında Demre'deki Aya Nikola Kilisesi ve Sagalassos'taki Antonin Çeşmesi'nin restarosyonuna mali destek verdiğini belirtiyor. Hani nerede varlığın ve zenginliğin ana nedeni olan, Türk Milletinin Kültür Mirasına verilen destek?
Konuşmasının bundan sonra ki bölümü de oldukça ilginç. Hadrianus,sıra dışı denecek kadar eklektik bir zevk yelpazesi olan, son derece kayda değer bir imparatordu. Roma İmparatorları içinde en fazla Grek özelliğine sahip olan ve modern Türkiye'nin yer aldığı topraklara aşık bir insandı. Hadrianus ,eski ve yeni Roma organizasyon yeteneğiyle Grek kültürü ve klasik dinler ile Doğu inanışları arasındaki dengeyi temsil ediyordu. Son derece akıllı bir hükümdar olan Hadrianus,dünyanın o zamanlar en güçlü imparatorluğu olan Roma İmparatorluğu'nu barış ve istikrar ile refahın doruk noktasına ulaştırmıştı. Dünyanın bu günkü liderlerinin de onu "izlemesini dilerim" Anlaşılan o ki; Sayın Koç, Grek ve Roma kültür mirası korunmasına, ilgi ve desteğini sürdürecek. Herhalde başarısında mazlum Türk insanının payının pek fazla olduğunu düşünmüyor.
Liderlere de göstere göstere eklektik zevk anlayışına sahip Hadrianus'u izlemelerini tavsiye ediyor. Eklektik anlayışı bilmeyenlere sözlükten aynen aktaralım. Eklektik; belirli bir inanca sahip olmayan,çeşitli üslup ve fikirler arasından kendine uygun olanı seçen,formları ve cinsleri melezleştiren, farklı kültürlerde veya zaman periyotlarındaki tarzları bir araya getiren, öğretilerin alındığı sistemi benimsemeyen, tutarsızlığı nedeniyle eleştirilebilen,tür ayrımı gözetmeksizin bir çok biçimsel ögeyi birlikte kullanan, seçme yaparken zamanı öne çıkarmadan,tarihsel boyutunu dışlayarak, mekansallık ya da yerelliğin ön planda olduğu bir anlayıştır.
Rahmi Koç'un tavsiyesini kim tutar bilmem ama Türk milletine liderlik iddiasında olan Hiçbir kimsenin bu yolu izlemesini şahsen ben tavsiye etmem.

Günümüzde üzülerek müşahede etmekteyiz ki; Türk Milletinin hamuruna aykırı tutum ve davranışlar ile beyanlar Haçlı Dünyası tarafından ödüllendirilmektedir. Oysa ki görüş ve tavır sahipleri ,Türk Milletinin varlığı ile varlık bulmuşlardır. Kendi başlarına öyle pek fazla bir değer ifade etmezler. Asıl güç ve zenginlik millete aittir, bu nedenle milletin menfaatleri ve hayatiyeti sürdürmesinin dışında bu varlıklar gelişi güzel bir şekilde kullanılamazlar.
Koç Ailesi, Büyükelçi Baki İlkin'in de vurguladığı gibi, Türk Milletinin bağrından çıkmıştır. Bu sebeple doğal olarak öncelikle, Türk Kültür Mirası'nın korunmasına önem vermelidirler. Rahmi Koç'un; Türk Kültür Mirası'na sahip çıkmasını ve Türk'ün milli anlayışına uygun fikirleri topluma sunarak önderlik yapmasını bekliyorum. İnşallah Grek ve Roma kültür mirasına yaptıkları kadar, Türk Kültür Mirasına ve düşün hayatına olumlu çalışmalar yapar. Bunun içinde halen Türk vatanı olmak için müthiş bir direnç gösteren Balkanlar, Koç Ailesinden ilgi bekliyor. Rahmi Koç'un Türk Balkanına çevireceği bakışı; ona ve Türk milletine eşsiz heyecanlar yaşatacaktır.. Ve Rahmi Koç'un bu çerçevede neler düşündüğünü çok merak ediyorum. Umarım ben yanlış anlıyorumdur...

Özcan Pehlivanoğlu
Rumeli Balkan Türkleri Federasyonu Genel Başkanı
o.pehlivanoglu@superonline.com
05.02.2008

site düzenleme : ceyda berksoy