|
O ZAMANLAR...
Sen düştüğünde aklıma...
Bir çığ düşer sanki, hasret dağlarından.
Ezer geçer sevda yamaçlarımı; durduramam,
Sevi çiçeklerim büker boynunu,üşüyerek yokluğuna;
Harabeye döner gönül bahçem,avutmaz olur hayalin.
*
Sen düştüğünde aklıma...
Bir yıldırım düşer sanki,özlem yüklü bulutlardan.
Söner tüm ışıkları bu şehrin,karanlığa gömülür,
Ardından çakan şimşeklerde içimdeki çocuk ağlar;
Ebrulenir gökyüzüm, kızıla döner denizlerim,sensizliğinde.
*
Sen düştüğünde aklıma...
Bir güvercin düşer gözbebeklerime, can çekişerek.
Çırpınır bencileyin, dipsiz dehlizlerin kucağında!
Yüreğime sıkılı kör kurşunlar gibi sevdan,
Alır götürür beni bir başka aleme; dualarımda adın ile.
ŞÜKÜRLER OLSUN...
Seni ilk gördüğümde,
ilk defa şükretmiştim tanrıya.
seni bana verdi diye!
...
...
...
ve...
ne zaman ki terkedip gittin,
ondan sonra hep şükreder oldum,tanrıya;
beni senden kurtardı diye!
TAPILACAK KADIN!
Gel de gör yaptıklarını ey vefasız,
Hüzün rengi şimdi gözbebeklerm!
Ardından yaşadığım kırılganlıklarda.
Ayaklarımın altında, mayın döşeli hasretlerin!
Korktuklarım başımda, çaresizlilklerim avuçlarımda,
Ne maziye dönebiliyorum, ne de yarına gidişim var!
Gel de gör ettiklerini hayırsız,
Kör kurşunlar gibi vurulduğum yalanlarını!
Ömrümden ömür çalan senli anlarımı.
Ruhumda yaşattığın depremler ve sonrası,
Neden ben? diye cevaplıyamadığım sorular.
Eserin değil midir? bu yıkılışım, bu kahroluşum,
Vazgeçtim... kahpe sevdandan, kalleş yüreğinden!
Geçte olsa öğrendim... herşeyinle yalancısın,
Sen; tapılacak değil, yakılacak kadınsın.
ANLA ARTIK GÖNLÜM...
Kelebek ömürlü sevdalara,
Tuz basılan dermansız yaralara;
Gidenin ardından ağlayanlara,
İsyanım var gönül...anlasana.
Gülerken sokan yılanlara,
Yüzüme söylenen yalanlara;
Avucumda tutamadığım yıllara,
İsyanım var gönül... anlasana.
Sırtımdan hançerleyen ellere,
Ellere yar olan kahpe güllere!
Seni sevmiyorum diyen dillere,
İsyanım var gönül... anlasana.
UNUT BENİ NE OLUR...
Okyanus diplerinde...kaderine terkedilen,
Batıklar olur ya hani! boyutları meçhul.
Aranılmayan, sorulmayan değer verilmeyen,
Geçmişin dehlizlerinde bir yitik gibi;
işte, sende beni böyle unut... unut ne olur.
Günebakan çiçeklerinin kısır döngülerindeki,
Güneşe olan sevdası, geceye küskünlüğü gibi.
Şefkati yağmurun, bulutun arza öfkesi
Çöllerin kum tanelerince yalnızlığı gibi,
İşte, sende beni öyle unut... unut ne olur.
Irmakların sürüklediği çer-çöp acizliğinde,
Ya da akan suların geri dönemeyişinde.
Dünün, bugüne; bugünün, yarına gebeliğinde!
Kelebekler tarafından unutulmuş kozalar gibi,
İşte, sende beni öyle unut... unut ne olur.
Yaşanması gereken ne kadar yaşanmamışlık varsa!
Hatırlaması imkansız acı-tatlı tüm anılar.
Kurumuş gözyaşlarına, tanık olan soluk yüzler,
Ve... toprak olmuş onca can-dostları gibi;
İşte, sende beni öyle unut... unut ne olur.
KENDİNE AĞLA!!!
Bana ağlama gülüm...kendine ağla!
Sevdam beni yaksada; küllerimde sen olacaksın.
Pişmanlıklar sarıp sarmaladığında tüm benliğini,
Döktüğün gözyaşlarında tek başına boğulacaksın.
Bana acıma gülüm... kendine acı!
Gözlerimde doğdun! beddualarımda öleceksin.
Çöller kadar susuz,cesedler kadar ruhsuz,
Yalnızlığınla,yarattığın dağların altında kalacaksın.
Bana gülme gülüm...kendi haline gül!
Sen küçük görsende,aşkım dünyadan büyük.
Ayaklarının altına aldığın gururum değil bilesin,
Öldürmeye çalıştığın; seni yaşatan sevgimdir aslında.
|
|
O BEN DEĞİLİM Kİ!
Ben bende değilim ki! o günden beri,
Ne ayaklarım yere basar oldu, ne de ellerim tutar.
Süngüsü düşmüş savaşçı gibiyim! bakışlarının büyüsünde,
Teslim oluşum, çaresiz kalışım, böylesine yanışım.
Erişilmez sevdamın, aşılmaz tutkularımın esaretidir içimde,
Dudaklarına sıkıştırdığın soluklarımın, ruhumda çırpınışıdır!
Yüreğime sığmayan aşkımın beni bende bitirmesidir yaşadığım.
Ben bende değilim ki! o günden beri,
Kör kalışım dünyaya; senden başkasını göremiyişim.
Esmesini durduramadığım başımdaki kavak yelleri,
Deliliğim; meydan okuyuşum... yeldeğirmenlerine!
Kahroluşum,sensiz anlarıma, dokunamadığıma, duyamadığıma.
Tarifsiz sevgimin benliğimi, hücrelerime hapsetmesi,
Aşk zehirinin bal gibi yüreğime zerkidir; sana ait tattığım.
İNANMALISIN...
İnan!
Sendin hep aradığım...
Nihavent şarkıların nakaratlarında.
İnceden inceye mırıldanan pişmanlıklarda,
Mızrapın tellere dokunuşlarındaki titremelerde.
Yudumlanan meyin boğazda düğümlenmesinde,
Ayağı kırık masada, küllükte kendini yakan sigarada;
Yükselen dumanların arasındaki şekillerde aradığım,
Arayıpda bulamadığım... ama ümidimi yitirmediğimsin inan.
İnan!
Sendin hep aradığım...
Gün batımlarının derin sessizliklerinde,
Karanlıkların üzerime sensizliği yıkışında.
Akıttığım ve akıtacağım her damla gözyaşımda,
İçimdeki küskünlüklerde, zoraki gülümsemelerimde.
Gönül vadimdeki uçsuz bucaksız sevda sarmaşıklarında,
Dudağımdaki hıçkırıklarda, tanrıya yakarışlarda istediğim;
İsteyipde kavuşamadığım...ama ümidimi kaybetmediğimsin inan.
ADINA AŞK DENİLİR MİŞ!
İçi boş bir şişenin,denizde yüzmesi kadar,
Anlamsız...
Bir karıncanın dev fillerle savaşması kadar,
Saçma...
Yerdeki sarmaşığın,gökteki yıldızlara erişme isteğince,
Ümitsiz...
Koca bir yalanmış meğer; adına aşk dedikleri kelime!
Bir delinin güneşle tokalaşması kadar!
Ateşli...
Gece uykularını bölüp,dondurma yemek kadar,
Soğuk...
Güvenilen dağların fare doğurması kadar,
Acizlik...
Koca bir yalanmış meğer;adına aşk dedikleri kelime.
Uçsuz bucaksız okyanuslarda iğne arayıp bulmak gibi,
İmkansız...
Bir çift kahpe bakışın ardından,kendinden vazgeçecek kadar,
Aptalca...
Doğru olmadığını bile bile,yaldızlı sözlere inanancak kadar,
Zavallılık...
Koca bir yalanmış meğer; adına aşk dedikleri kelime.
|