|
SENİ SEVİYORUM........
Bir dal sigaranın içimi kadar derin,
Bulutsuz bir gökyüzü berraklığınca ferahlık.
Günün güneşe ram olduğu vakitler kadar aydınlık,
Dalından koparılan bir meyva tazeliği... olur ya hani!
Seni sevmek; işte öyle bir şey be gülüm.
Bir çocuk gülüşündeki coşku kadar hayat dolu,
Dağ başlarında tek başına açmış yaban meneklerince özgür.
Yamaçlara inen sis denizindeki gizemler kadar sırlı!
Karalara ulaşmış yağmurkuşlarının hafifliği..olur ya hani!
Seni sevmek; işte öyle bir şey be gülüm.
Sahralara düşen bulut kaçığı yağmurlar gibi,
Annesine kavuşmuş yavru kuş çığlıklarınca coşkulu.
Ya da gökkuşağının renklerinde dilek tutmak,gözü kapalı,
Ve o dileklerde sevdiğini dilemek tanrıdan...olur ya hani!
Seni sevmek; işte öyle bir şey be gülüm.
EY SEVGİLİ
Yine uykusuz bir gece daha,
Hasretine çıban çıban gözlerimde.
Karabasanlar çöreklenir durur,
Yastığımdaki kokuna, tenimdeki sıcaklığına.
Birbirimizden koptuğumuz o günden beri,
Dün gibi !aklımda oysa;
Ardından boynumu büküşüm.
Hiç eksilmiyor it ulumaları...baykuş ötüşleri.
Bölük börçük kaldı dimağımda düşlerim,
hayalini bile kuramaz oldum;
Çekmecemde bir kaç mektubun,
Satırları sararmış, uçları yanık.
Veda mektubunu hala açmadığımı
Açıp da okumadığımı bilmezsin bile,ey yar!
Duvardaki resminle konuştuğumu,
Gül çehrene şiirler okuduğumu hisseder misin?
Hissedermisin?ayın küskün hallerini
Bulutların koşuşturmalarını!
Bir ben bilirim,
Yıldızların sana döktüğü gözyaşlarını.
Bir ben bilirim,
Kangren olmuş sevdaların sancılarını.
İşte böyle, ey sevgili ...
Ben hala gelme umutlarının nöbetçisiyim.
Bir zamanlar sesine soluğuna, şimdi ise yokluğuna!
Ne zaman bitecek? diye sorarsan; beklemelerim,
Vallahi bende bilmiyorum!
Ama sormak gerek; bu ayrılığı yazana,
Ne zaman silinecek? diye.
HER ŞEYE RAĞMEN...
Gözbebeklerin buğulanmasın, boncuk boncuk,
Gülsün yine ışıl ışıl,eskiden olduğu gibi.
Farzetki! bir yaz yağmuruydu birlikteliğimiz,
Ya da ansızın boşalan bir bulut kaçığıydı!
Yağdı ve duruldu; duygularımızın harmanında,
Yaşanmışlıklar güzeldi...herşeye rağmen.
Yüreğin burkulmasın, sızım sızım!
Pür-neşe dolsun yine eskiden olduğu gibi.
Farzetki! bir yıldız kaydı semadan,koparak;
Berrak bir gecede, lacivert saatlerin kucağından.
Gökyüzünde ne eksik? kim bilebilir ki bizden başka!
Ne kadar yarım kalsada mutluluğumuz; doyamasakda,
Yaşanmışlıklar güzeldi... herşeye rağmen.
Yarınlar ürkütmesin seni, acabalarla belkilerle!
Adımların sağlam ve güvenli bassın ileriye.
Farzetki! takvimlerde geçmiş günler yoktu...
Ya da okunup atılmış bir yaprak say, o anları!
Yaşananları kim bilebilir ki? yaşayanlardan başka.
Kim? yarın yok diyebilir ki, kıyametler kopmadan!
Yaşanmışlıklar güzeldi... herşeye rağmen.
KARINCAYIM DENİZİNE DÜŞEN!
Sen, benden uzaklarda olacaksın hep,
Sevmenin yüreğinden ırak olduğu gibi.
Bense; sana senden yakın olacağım
Damarlarında kan, ciğerlerinde nefes gibi
Sen, okyanus olacaksın duygularımda
Sevdamın enginliğindeki erişilmezlik gibi
Bense; dalgalarına meydan okuyacağım hep
Kıyılara varabilmek için çırpınan karınca gibi
Sen, benden başkalarını seveceksin,biliyorum!
Bense; sana hep aşık kalacağım sıdkımla
Bir kölenin,bir kapıya, ömrünce itaatı kadar
Ve ... sen, hiç bilmeyeceksin ölümüne sevdiğimi
Gecenin şafağın koynunda gizlenmesi gibi
Bense; bıkmayacağım sevdamı yüreğimde taşımaktan,
Göğsümdeki acıların bahtımı izlemesi gibi
KÜSMÜŞ HER ŞEY...
Rüzgar esmiyor artık,
Fujiyamanın doruklarından.
Esip de, kokunu taşımıyor yanık bağrıma.
Etna"nın öfkesi,vezüv"ün kızgınlığı
Neden sanıyorsun?
Sarmıyorsa artık bedenimi ,
Ganj nehrinin kutsal ruhları!
Sevdamın lirik küskünlüğünü aşamamış belliki.
Olimpos"da kekikler... güneşten yüz çevirmiş!
Zeus çaresiz! tanrıçaların ihanetine karşı,
Himaylara yağdırıpda dindirmediği karlar ;
Sebepsiz mi sanıyorsun?
Gülüşün yok artık,
Jupiterin başdöndüren dönüşlerinde!
Samanyoluna küsmüş venüs besbelli.
Yıldızların yağmura özenip akması,
Akıpda; nar çiçeği gibi yanarak düşmesi;
Boşuna mı sanıyorsun?
Küsmüş her şey...
Kış la -bahar, suyla-ateş misali.
Kopamasalarda birbirlerinden! birleşmeleri imkansız,
Senle-ben, ölümle -doğum gibi.
Dünya yine dönüyor...dönüyor ama,
O da yüreğim gibi kendine küs dönüyor!
Sen gittin gideli.................
BİLİRSİN BELKİ?
Bilirsin belki?
Kavurucu sıcakların bunalttığı ovalarda,
Hani!samyeli eser de, bir ateş basar ya!
Başakların yeşili vurgun yer...sararır,
Yitirir can rengini tüm nebatlar; çıkmaz yarına.
Kimi çer-çöp, kimi sap-saman olurda biter ömürleri,
İşte böyle güzelim... senin bendeki tükenişin.
*
Görmüşsündür belki!
Ay ışığını saldığında katre katre yeryüzüne!
Deryalarda bir bayram sevinci oluşur; görürsün.
Şımarır dalgalar! nazlanır yakamozlar geceye,
Sonra birdenbire, dev bir gemi geçerde; bozulur büyü.
Yitirir efsununu ışıltılar, gömüldüğü köpüklerde,
İşte böyle güzelim... nefretimin sevdamı yok edişi.
*
İşitmişsindir belki!
Çok uzaklardan gelen bir melodiyi.
Kimin söylediğini, ne söylediğini anlıyamazsın ya!
Yinede kulağına hoş gelirde, birşeyler anımsatır.
Dalar gidersin anılarına,biraz pişmanlık birazda...
Sonra, kesiliverir sesi şarkının; bitmiştir o hoş seda,
İşte böyle güzelim... ikimize ait öykünün bitişi.
*
Anlamışsındır belki!
Anlatmak istediklerimi ve anlatamadıklarımı.
Seni görmek, sesini duymak,elini tutmak istemediğimi,
Geçmişi unuttuğumu,geleceğimde sana yer olmadığını.
Umarım anlamışsındır... diri diri gömüldüğünü!
Ve sana yazdığım bu şiirin son şiirim olduğunu,
İşte böyle güzelim... ben sildim seni, sıra sende!
İZABEL...
Seni ve senle yaşadıklarımı
Hiç unutmadım...unutamadım... izabel...
Yosun kokulu yaz akşamlarında,
Sahil boylarında buluşmalarımızı.
Gözlerimin içine bakarak şarkılar söylemeni,
Ellerimi avuçlarında sıkarken,duyduğum heyecanı.
Hele hele ilk kez öptüğünde, tenimdeki titreyişleri,
Unutmadım...unutamadım...izabel.
Cumbalı evinizin pencerelerine asılı bakışlarımı,
Görürüm umuduyla. bir günde,binlerce kez geçişimi;
Arnavut kaldırımlı sokağınızda, gönüllü yaverliğimi!
Camdan attığın mektupları cansiperhane alışımı,
Babanla her karşılaştığımda duyduğum korkuyu;
Unutmadım.. unutamadım ...izabel.
Gece karanlığında dalgalarla yarışmalarımızı,
Rüzgarın ıslığında kurduğumuz hayalleri,
Okuldan kaçışlarımızı, hayata attığımız çalımları;
Unutmak bir yana!!! daha dün gibi hatırlarım...
İlk tutkum, ilk maceram, delikanlılığa ilk adımım,
Unutmadım... unutamadım...izabel.
HATIRLAR MISIN?
Buralarda...
Güneş/doğmaz oldu be gülüm!
Varlığından mahrum/yokluğundan mahsun.
Caddeler/sokaklara/sokaklar/evlere küskün!
Kaldırımlarda/adımların yok artık...biliyorum.
Oysa/ne savaş gördü/ne de deprem gördü/bu şehir!
Sadece gidişini/giderkende/alaycı/gülüşünü gördü,
Viranelik/irsi artık!yüreğimden sıçradı/bu kente.
Buralarda...
Rüzgarlar/yanık kokulu esiyor/be gülüm!
Yuva yapmaz oldu artık/ebabiller/ saçaklarda,
Sardunyalar/sen açmıyor/pencere önlerinde!
Çekilmez oldu bu şehir... sen/gittin gideli.
Oralarda...
Sen/mutlu musun? benden/çok uzaklarda,
Aklına/gelir miyim? ara sırada/olsa!
Adımı/dudaklarında/hayalimi/anılarda yad ediyormusun?
Seninde gönlüne/kor ateşler düşer mi? bencileyin.
Oralarda...
Bahar/hiç bitmezmi? bitipde kış gelmezmi/be gülüm,
Yağmurlarda ıslandığında/ağladığımı hissedermisin?
Hissettiğinde/sızlarmı yüreğin...dolarmı/ gözlerin.
Bana/uyku haramken; sen/hala rüyalardamısın/be gülüm?
Nerede/olursan ol, kiminle/olursan ol/boşverdim artık!
Seni/özlediğimi...seni/sevdiğimi...bilmezmisin? be gülüm.
|