|
TURUNÇ
Turunç rengi düşlerimdi... akıp giden,
Durduramadığım zamanın derinliklerinde.
Ayaklarımın altında zaptedemediğim yollar!
Ömrümden kopup geçen yıllardı aslında.
Ertelediğim sevdaların yükü omuzlarımda,
Taşıp gidiyorum içimdeki sağanaklar eşliğinde.
Bir ses çınlıyor kulaklarımda; sana dair,
Uzatıyorum ellerimi,avuçlarımda kuruttuğun güller!
Son bir nefes sigaramdan... ciğerlerime süzülen,
Sen gibi... gözlerin gibi... bakışların gibi.
Kanıyorum içten içe, ne gören , ne de duyan var oysa!
Kızıla saplanıp kalıyor, turunç rengi düşlerim.
Düşlerime düştüğün yalancı fecrlerde...
Ama; bir türlü uyanamıyorum, sabahın aydınlıklarına
GECELERİM.
Beni ilk kucaklıyan onlar oldu!
Yüzüstü bıraktığın yerden alıp.
Karanlıklarıyla sarıp sarmaladılar!
Kızlca kanayan yaramı sol yanımda,
Örttüler üşüyen yüreğimi...
Silerek yada gizleyerek gözyaşlarımı,
Şimdi geceler bana dost, ben gecelere.
Beni ilk teselli eden onlar oldu!
Sevgimi kaldırıp attığında ayaklarının dibine.
Sensizliğin sessizliğinde fırtınalarımı dindirip,
Tüm yıldızları avuçlarıma verdiler,avunmam için!
Göğsüme dolunay yerleşti başının yerine, gümüş rengiyle,
Şimdi geceler bana dost, ben gecelere.
Beni ilk geceler sevdi, gerçekten seven onlar oldu!
Kusurlarımı gizleyip sevdamı güneş gibi ortaya çıkartarak.
Yokluğunu hissettirmemek için fonların en karasına bürünerek,
Duymadığım şarkılar, söylenmemiş şiirler sundular...
Ve rüzgarın en güzelini dudaklarıma estirdiler, hıçkırmamam için,
Şimdi geceler bana dost, ben gecelere.
DEMEK GİDİYORSUN HA!
Demek gidiyorsun ha!
Nehir yataklarına sığmayan suların akışında.
Çer-çöp gibi sürükleyerek duygularımı; bilinmezlere,
Düşünmeden ne olacağımı! nasıl da kahrolacağımı.
Demek çekip gideceksin ha!
Bedenimi sokaklara, ruhumu ateşlere atarak,
Zoraki gelip kolayca giden kış güneşi gibi.
Isıtırken üşüten sahte ışıklar misali,
Demek gidiyorsun ha!
Kanatlarımı kırarak, yüreğimi vurarak;
Gözyaşı ve kanı bir mektupa yazarak.
BU GECE...
Bu gece kollarında ölmek istiyorum sevgilim,
Hırpalanmış saatlerin yorgun düştüğü denizlerde!
Katre katre süzülmeliyim iliklerimle; iliklerinde,
Bastırılmamış duygularımın doruklarından inerken;
Ve... bir tek sen olmalısın iniltilerimi duyan.
Bu gece dudaklarında ölmek istiyorum sevgilim,
Çilek tadı öpüşlerin yayıldığında tüm hücrelerime!
Sağanaklar halinde sana akmalıyım zevklerin zirvesinden,
Kan-ter içindeyken vuslatın; hırslanmış bedenlerimizle;
Ve... bir tek sen olmalısın çığlıklarımı susturan.
Bu gece gözlerinde ölmek istiyorum sevgilim,
Kör kurşunlar gibi vurulmalıyım ateşli bakışlarında.
Sarı saçlarında asılmalı! soluklarımın herbiri,
Kesilmeli nefesim, çekilmeli canım canımdan arzularla;
Ve... bir tek sen olmalısın yanımda, ölüme gülümserken.
BİR FOTOĞRAFIN SESİ!!!
Avuç içi kadar bir fotoğrafta resmedilmiş!
Yaşanmış farzedilen yaşanmamış yıllarım,
İyisiyle kötüsüyle bana mal edilen bir hayat.
Kendi gözümle gördüm kendimi! naturel ve tarafsız!
Alnımdaki çizgilerde hissettim felaketlerimin boyutlarını,
Her bir çizgide yarım kalan bir sevda, bir ayrılık öyküsü.
Hızla geçip giden zaman, yok etmiş gamzelerimi...
Gümüş teller şakaklarımı aşmış, dört bir yanımı sarmış,
Gözlerimi süzdüm gözlerimle! ne kadarda buğulanmış?
Halbuki; baktığında delip geçerdi bir zamanlar,kurşun gibi,
Ya vururdu... ya da vurulurdu sevda adına savaşlarımda.
Dudaklarımda bir burukluk,bir bıkkınlık,kaybetmiş heyecanını,
Oysa; ne öpüşlere imzalar atılmıştı,kan rengi dokunuşlarda!
*
**
*
Avuç içi kadar bir fotoğrafta resmedilmiş!
Renkli gibi görüntülenmiş siyah beyaz yıllarım,
Mağdur ama mağrur... mağlup ama onurlu bir hayat.
Yokluğun çok, varlığın yok denecek kadar az olduğu!
Kırıkda olsa, yorgunda olsa, sevmeye adanmış bir yürek.
Ertelenmiş umutlarım ve düşürülmüş düşlerim!
Yapamadıklarım... yaşayamadıklarım hep aksetmiş resmime,
Bu ben miyim? dedirtecek kadar uzaktım kendime ilk kez!
Ben bana baktım! herkesin gözüyle naturel ve tarafsız.
Onlarca yılın günahı sevabı yüklüydü fotoğrafımda,
Cevapsız sorular çercevesiydi resmimim etrafını saran!
Öylece bakakaldım; titreyen parmaklarımın tuttuğu hayatıma.
BİR SEVSEN BENİ
Aşmaz mıyım/uzakları/engel tanımadan,
Zaman mekan kavramlarını/umursamadan.
Gelmez miyim/kapına/sen/istemesende,
Dağları omuzlayıp/ovaları sererek/ayaklarına.
Uzatmaz mıyım/ellerimi/düşünmeden sonunu,
Avuçlarımdaki yüreğimi/avuçlarına bırakmaya.
Bakmaz mıyım/gözlerine/yalvaran bakışlarla,
Kirpiklerimden süzülen/özlem dolu damlalarla.
Demez miyim/sana/seni seviyorummmmmmm/diye!
Dizlerimin üstünde/haykırarak/çağıl çağıl.
Ölmez miyim/sevincimden/söylediğinde/beni sevdiğini,
Gururumu/eşiğine serecek kadar/çıldırarak.
ÖYLE DEĞİL BE GÜLÜM...
Ben senden vazgeçmedim gülüm...
Vazgeçtiğim, sendeki bendi aslında!
Gözlerime yasakladığım ilkbaharlar,
Sonbaharımın seni üşütmemesi içindi.
Dünüme geri dönüşüm,kaçışım değil gülüm...
Bilirim ki senle olmakda, sensiz olmakda ölüm.
Ardımdan sürükleyip getirdiğim bakışların,
Tek kişilik hücresi bundan sonra,özgürlüğümün.
Ben senden vazgeçmedim gülüm...
Güneşine bulut olmaktandı vazgeçtiğim,
Sevdamı aramızdaki uçurumlara gömdüm!
Bilesin ki,yüreğimdir; üzerinde yaşadığın gezegen.
Ben seni öldürmedim gülüm...
Seni yaşatmak için,kendimdi öldürdüğüm!
Mutsuzluğum, gülüşlerine esir artık,
Bende can arama boşuna,canım yürekte değil;
Gözbebeklerinde can çekişmekte,sen yaşıyasın diye.
|