Bitkisel Şifalı bitkiler Sedef Egzama Diyabet Şeker hastalığı Basur Alternatif tıp  kanser Migren Belfıtığı Gut Vitiligo
bitkisel  şifalı bitkiler alternatif tıp sedef egzama vitiligo diyabet şeker hastalığı mide ülseri reflü romatizma kanser migren bel fıtığı guatr gut

www.bitkisel.org   www.bitkisel.com.tr.tc

SORU VE SORUNLARINIZI BİZE YAZIN YARDIMCI OLALIM

ALP Şifalı Bitkiler  Küçük Minare Mah. (Nalbantlar Başı) Vaiz Ahmet Yılmaz Sokak Çağlayan Apt Altı          SİVAS

İRTİBAT:

0 346 221 09 60  Ahmet Öz GSM: 0 546 401 88 83 e-mail

ahmet_oz58@ hotmail.com

SORU VE SORUNLARINIZI  BİZE YAZIN YARDIMCI OLALIM

GELEN MESAJLARDAN BAZILARI

BAHARATIN ÖYKÜSÜ

Baharatlar, çiçek, yaprak veya kabukları kurutularak, dört mevsim lezzet ve şifa dağıtıyor. Bazen bir çiçeğin, bazen dev bir ağaç kabuğunun, bazen de bir orkide soğanının adı olan baharatlar, insanoğlunun çok eskilerden beri değişik amaçlarla kullandığı bitkilerdir.
Baharatın ilk kullanıldığı yer olarak, Uzak Doğu kabul edilir. Avrupa'da ilk tanınan baharatlar ise, Hint Karabiberidir. O yıllarda, birşeyin pahalı olduğunu ifade etmek için, "Karabiber gibi pahalı" denildiği de kayıtlarda yer almaktadır. Avrupalı'larca yağ ve merhem yapımında kullanılan tarçın, Hindistan ve Seylan gibi ülkelerden, kervanlarla İskenderiye'ye kadar getiriliyordu. Öyle ki, bir zamanlar tarçının, Arabistan'da yetiştirildiği zannediliyordu. İlk çağdan beri Çin ve Hindistan'da kullanılan zencefilin, Hindistan'dan geldiğini bilmeyen Dioskorides ve Plinius'a göre, bu baharat Yunanlılar'a Persliler tarafından tanıtıldı. Zencefil, Romalı'ların besin maddelerinde büyük rol oynamıştı.
Zencefilin Ortaçağ Avrupası'nda kullanımı, karabiber kadar yaygındı ve onun gibi pahalıydı. İlaç ve boya olarak kullanılan, Keşmir, İran ve Frigya'dan gelen safran, Romalılar tarafından biliniyor ve kullanılıyordu.
Baharatın Bizans İmparatorluğu yoluyla Avrupa'ya geçmesi, 9. yüzyıldan itibaren engellendi. Ama çok miktarda tüketilen etin muhafazası için, baharata duyulan ihtiyaç ve onun güzel tadı, zengin
sınıflarına baharatı unutturamadı.
Baharatın yıldızı Avrupa'da yeniden parladı ve safran, Fransa ile İtalya'da ekilmeye başladı. Doğu Akdeniz limanları (İskenderiye) Avrupalı tüccarlara yeniden açılınca, Venedikli'ler Avrupa piyasasında hemen hemen bir tekel kurdular.   
Orta çağın sonunda, Avrupa'da baharat tutkusu, aşırı derecede çoğalmıştı. Şatafatlı ziyafetlerde baharatlı yemekler yapmak modaydı. Alabildiğine zenginleşmiş olan baharat tüccarları, Floransa'da bu işi sanat haline getirdiler ve 19. yüzyılın başında  288 çeşit baharat sattılar. Venedik'in tekelinden kurtulmak için baharat sağlamaya çalışmak, büyük coğrafi keşiflerin önemli sebeplerinden biri oldu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Portekiz, İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi sömürgeci ülkeler, baharat ticaretinde sıkı bir yarışa girdiler.
İbni Sina'nın bahsettiği, Hindistanceveze ve Meksike vanilyası, 16. yüzyılın başında Avrupa'ya geldi. Atlantik limanlarına büyük miktarda gelen baharatlara, sayısız iyileştirici nitelikler atfediliyordu. 1560 yılına kadar, baharatın fiyatı Lizbon'da sürekli bir artış gösterdi. Bundan sonraki iki yüzyıl boyunca da, baharat sürekli değeri artan bir ürün oldu. Baharat yetiştiren yerlerin artması ve de yemek zevkinin değişmesi, 19. yüzyılın başlarında baharatın ticari önemini biraz olsun azalttı.
Baharat Anadolu'ya Afrika ülkelerinden yine kervanlarla getiriliyordu. Develerle güney illerimize gelen baharatlar, daha sonra oradan diğer illere ve İstanbul'a gönderiliyordu. Baharat çeşitlerinin Uzakdoğu'da da yetiştirilmeye başlamasıyla, buradan denizyoluyla İskenderun'a getirildi. Hem getirilmesinin zor olması, hem de ekonomik olmaması sebebiyle, zamanla birçok baharat da yurdumuz topraklarında yetiştirilmeye başladı. Fakat, Karabiber, Hindistancevizi gibi, iklim şartlarının müsait olmaması sebebiyle yetiştirilemeyen 5-6 çeşit halihazırda ülkemize başka yerlerden getiriliyor.
Baharatı günümüzde en çok Hintli'ler kullanıyor. Bunun yanısıra, Avrupa ve Amerika'da da baharat kullanımı çok yaygın. Bilhassa italyan ve Fransız mutfaklarında baharatın büyük bir önemi var. Türkiye de, en çok baharat kullanan ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle Güneydoğu illerimizde, acı biber tüketimi bir hayli fazla.

 

Linkler
http://www.sevginehri.net/
www.sevginehri.net/sifalibitkiler.asp
www.dermaneturk.com/sedef_sc.asp

 

 

 

Ahmet ÖZ: e-mail ve canlı danışma MSN: bitkibilgi@hotmail.com

  Bu gün şanslı gününüz çünkü bu sitedesiniz...
 Bitkisel Sitede Özellikle Avrupa, Amerika, Uzak Doğu ve Avustralya'da yıllardan beri kullanılan sedef egzama diyabet şeker hastalığı gibi hastalıklarda kullanılan tamamen doğal bitkilerle  tanışacaksınız ... Bitkisel
Bitkisel sitede  Amacımız: Doğadaki güzellikleri ve o güzelliklerin sadece göz zevkimize hitab etmediğini anlatabilmek.

Bu gün kırda çiğnediğiniz bir çiçek belki sizin de bir sağlık sorununuzdan kurtulmanıza sebep olacaktı.

Bitkisel sitede.çaresiz olarak düşündüğünüz bir hastalığınızdan dolayı bitkiler karşılığı binlerce dolar istenmiyor.   Amacımız insanların doğaya daha yakın ve doğanın nimeterlinden faydalanabilmeleri için yardımcı olmak... Bitkisel sitenin en önemli özelliği şifalı bitkiler konusundaki birikimleri insanlarla paylaşmak, yardımcı olmak.

MEZOPOTAMYA  UYGARLIĞI ve EGZAMA SEDEF

Sümer, Akkat ve Asur Uygarlıklarını kapsar. İsa’dan önce 3000  yıllarına kadar uzanmaktadır. Ninova Kitaplığında saklanmış olan tabletler ve diğer tabletlerin bulunup okunması sonucu tedavinin rahipler tarafından yapılmakta olduğu bilinmektedir.( 1-2-3 )İlaçların mühim bir kısmı bitkisel droglar ile hazırlanmaktadır.Lapa merhem,liniment,şurup  gibi şekillerde rastlanmaktadır.

Bitkilerin Şifasına İnanın Pek çok kişi, kendilerini kurtarabilecek şifalı bitkiler bulunduğu halde, çesitli hastalıklardan acı çekmeye devam ediyor. Eğer şifalı bitkilerimize karsı daha anlayışlı olabilseydik, ne kadar sağlıklı ve yaşama sevinciyle dolu olabilirdik. Bitkilerle ilgilenmeye başlayın, yavaş yavaş çoğu şikayetinizin sona erdiğini göreceksiniz

GUATR BİTKİLERLE 3 AYDA TAMAMEN İYİLEŞİYOR

Kimse yeni birşey bulmuş değil. Bitkisel tedavi zaten asırlardır Nusret Efendi "Ma Habar Risalesi", İbn-i Sina "et-Tezkere", İbn-i Kayyum "Edviyye", Zürkani "Şerhul Muvatta", gibi eserlerde  bu tedavi metodlarını uygulamış ve başarı elde etmişler..   Bunlar sadece birkaçı daha yüzlerce isim sayabiliriz.  Bu durumda birileri çıkıp ben şu bitkisel tedaviyi icat ettim derse yalan söyler. Her "attar" zaten bilgi birikimini geçmişte yaşamış bitki ve tıp bilimcilerinden alır. Sonra bunları bu günün şartlarında sentezler ve uygular...

Günde bir bardak ıhlamur için.  Kış soğuklarına direnciniz artsın.
BİTKİLERİN ŞİFASINA İNANIN
Yıllardır yapılan  çalışmalar sonuçlarında elde edilen bitkisel terkipleri ile bugün bir çok insan faydalanmaktadır.
Bu gerçekten küçümsenmeyecek boyuttadır ve  yüzlerce çeşit hastalıklardan şifa bulan  insanlar vardır. Hepside..bilinçli bir şekilde yıllarca yapılan çalışmaların sonucu olan özel bitkisel terkipler ve bunlarla sağlanan benzersiz  tedaviler...  
 
Günde bir bardak papatya çayı.  Sizi sakinleştirir.
Tıp asırlardır gelişen teknolji ve bilimle kendisini sürekli geliştiren  bir bilim dalı.
Şu anda teşhis edilemeyen, bilinmeyen hastalık yok. Sıkıntı onları tedavi edecek Tedavi Maddelerinde. İşte asırlar öncesinden atalarımız tarafından kullanılan ve şu anda gelişmiş avrupa ülkelrinin tamamında, doğal olduğu için kabul gören bitkisel çaylar, macunlar bu noktada yasrdımcı olmaktadır.
 
HAYDİ SİZDE KENDİNİZE BİR İYİLİK YAPIN VE BİTKİLERİN DÜNYASINA BİR ADIM  ATIN
 
Yıllardır kırlarda, dağlarda bitki ve çiçeklerin güzelliklerine ve kokularına hayran hayran bakarız. Allahu Zülcelal bu bitkileri sadece dağları ve ovaları süslesin diye yaratmamıştır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir çok hadisinde bir çok bitkinin faydalı olduğu hastalıklardan bahsetmiştir.

DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

 

Bitkileri hastalandıktan sonra kullanmaktan çok sağlığımızı korumak maksatlı kullanmak en doğrusudur.

Tıp asırlardır gelişen teknolji ve bilimle kendisini sürekli geliştiren bir bilim dalı. Şu anda teşhis edilemeyen, bilinmeyen hastalık yok. Sıkıntı onları tedavi edecek Tedavi Maddelerinde. İşte asırlar öncesinden atalarımız tarafından kullanılan ve şu anda gelişmiş avrupa ülkelrinin tamamında, risksiz ve doğal olduğu için kabul gören bitkisel droglar bu noktada yasrdımcı olmaktadır.:
Bu sitedeki bilgiler  bir fikir  açıklamasıdır.  Doğruluğu  Bilimsel tıp veya Modern tıp olarak da adlandırılan tıbbi anlayış doğrultusunda kanıtlanmış bilgiler değildir.  Mevcut yasalarımızca, yasal tanım içinde ilaç vasfı taşımayan maddelerin tedavi amaçlı olarak kullanılması ve kullandırılması yasaktır. Ayrıca, tıp hekimlerince oluşturulan kurallara göre böylesi uygulamalar etik  değildir.  
Buradan hareketle,  yasal  prosedürlerde belirtilen ilaç ve yöntemler dışındaki tedavi yöntemlerini uygulamanız  kesinlikle bu sitede önerilmez.   Bitkisel prepatların kullanımı neredeyse insanlık tarihi kadar eski.Bitkilerin büyük bir kısmı yüz yıllardır, bilinen kullanılan ve bilinçli kullanıldığında yan etkileri çok daha az olan kaynaklardır.Burada sizlere hangi rahatsızlıkta, hangi bitkiyi kullanabileceğinizden bahsediyoruz. Bitkileri kullanırken unutulmaması gereken husus, onları tamamen tedavi edici olarak görmekten çok tedaviye yardımcı prepatlar olarak görmektir.
Bitkileri hastalandıktan sonra kullanmaktan çok sağlığımızı korumak maksatlı kullanmak en doğrusudur. Ve bitkileri kullanırken hangi hastalık amaçlanırsa amaçlansın doktor kontrolü ve tavsiyeleri göz ardı edilmemelidir.Şifalı bitkiler bilimi insanlık tarihi ile başlar. M.Ö. 3000 yıllarında Sümerler, Akadlar ve Asurlular'a ait medeniyetlerde eskiçağ hekimleri tarafından hastalarda bitkisel karışımlar kullanılmaya başlanmıştır. 19.-20. yüzyıllarda Kimya ve Biyokimya bilimlerinin gelişmesiyle sentetik ilaçlar üretilip kullanılmaya başlanmıştır.
Günümüzde ilaçların yarattığı reaksiyonlar belli bir ölçüde bitkisel tedaviyi tekrar gündeme getirmiştir.Bitkiler içeriklerinde hastalığı tedavi etmeye yönelik etkili maddelerden başka toksik bileşiklerde barındırırlar. Bitkisel terkipler hazırlarken bitki içeriğindeki maddeleri çok iyi taınmak gerekir, kullanılacak ölçüler, hangi bitkinin bir diğeriyle iyi etkileşim veya ters etki yapabileceği çok önemlidir. Bu nedenlerden dolayı evde kendi başınıza veya bilinçsiz kişilerce kulaktan dolma bilgilerle hazırlanan terkipler  zararlı olabilir. Bu sebeple bitkisel terkipler kullanmak istiyorsanız mutlaka eğitimli ve deneyimli kişilerce hazırlanmalıdır .Bu sitede bahsedilen ürünlerr satılması kanunlarca izin verilen ve "Tarım Ürünleri Satıcılığı Belgesi" olan kişi ve kurumların satabildiği şifalı Bitkiler altında katagorilendirilen baharat ve bitkilerdir.  
Bu hazırlanan bitkisel  terkipler için faydalınlan bazı eserler şunlardır: Nusret Efendinin Miladi 1794 de kaleme aldığı "Ma Habar Risalesi", İbn-i Sina nın  "et-Tezkere", İbn-i Kayyum "Edviyye", Zürkani "Şerhul Muvatta", Osman Hayri Efendi "Kenzül Sihhat-i El-Ebdaniye, Hüseyin Eşref el Rzavi "Nusret Efendi Risalesinden Derleme",   Arif Pamuk "Şifalı  Bitkiler ansiklopedisi, Y Stoyanov " Şifalı  Bitkiler", Orman BakanlığıOrman  Dregisi " Sayı:8-10 Yıl 1992", Nuri Ergene "Ev laiçları" Tahsin Palaz  "Anahtar Bitkiler"  Dr. Stefhen  Dovis Dr Allen Stewart  "Sağlılklı Yaşam"Michaell Hılman  "Gençliğin ve uzun yaşamanın sırları  Susanne Köhler " Tanrının Eczanesi"  gibi eserlerden faydalanılarak oralarda tavsiye edilen bitkiler birbirleriyle karıştırılarak hazırlanmıştır. Hazırlanan ürünler  müşterilerin isteklerine göre açık olarak satılmaktadır. İlaç olarak kullanımı tavsiye edilmez.. Bitki ve baharat olarak verilir.. Bitkisel
 

BİTKİLERİN TARİHİ

       MEZOPOTAMYA  UYGARLIĞI
Sümer, Akkat ve Asur Uygarlıklarını kapsar. İsa’dan önce 3000  yıllarına kadar uzanmaktadır. Ninova Kitaplığında saklanmış olan tabletler ve diğer tabletlerin bulunup okunması sonucu tedavinin rahipler tarafından yapılmakta olduğu bilinmektedir.( 1-2-3 )İlaçların mühim bir kısmı bitkisel droglar ile hazırlanmaktadır.Lapa merhem,liniment,şurup
gibi şekillerde rastlanmaktadır.
 
MISIR UYGARLIĞI
   Eski Mısır tebletleri ve ilaçları hakkındaki bilgilerimiz ilgilere dayalı kalmıştır ( 4 ) ilaçlar ve tedavi ile ilgili papirusların en  önemlisi i.ö.1550 yıllarında yazdığı tahmin edilen ebers papirusu’dur. Bu belge Alman Egiptologo G.Ebers tarafından teb’de elassaifin mezarında bir mumyanın bacaklarında bulumuştur. (5) Bu belge 110 sayfa 700 kadar bitkisel ve madensel durog ve 800’den fazlz reçete taşımaktadır. Acımarol,Adasoğanı,Ardıç meyvesi,Hardal,İncir,Kişmiş ve Nar kabuğu vs.
  • 1.Halen bu tabletlerin bir kısmı Amerika’da Pansilvanya üniversitesinde, İngiltere’de  British Museume’da , İstanbul  arkeloji müzesinde bulunmaktadır.
  • 2.Conteneo,G: Lamedecide en Assyrie et en babylınie, Paris 1938
  • 3.Mısırlarda ve Mezopotamyalılarda Matematik,Astronomi ve Tıp 411 ANKARA
  • 4.Herodotos:Herodot tarihi ( Türkçesi M.Ökmen ) 129,131 İSTANBUL
  • 5.Halen Leipzik üniversitesi kitaplığındadır.
 
HİTİT UYGARLIĞI
        Hititler İ.Ö 2000 yıllarında Orta Anadolu’ya yerleşerek bir uygarlık kurmuşlardır.Hitit tıbbi ve ilaçları hakkında bilgilerimiz  Hitit devletinin baş şehri olan, Boğazköy ( Hattuşaş ) da bulunmuş olan Hitit arşivindeki tabletlere dayanmaktadır. Genel kanı Mezopotamya tababetinde  kayıtlı reçetelerde adamotu,alıç,arpa,badem banotu,buğday,defne,dişotu,hardal, haşhaş,üzümvs.) Reçetelerde bir çok bitkisel drog bir arada kullanılmaktadır.Madensel maddelere az rastlanmaktadır.Her reçetenin sonuna ¨ böylece hasta iyi olacaktır ¨ cümlesi ile tamamlanır.
 
GREK UYGARLIĞI
       Akdeniz’in doğu kıyıları ve adalarda oluşmuş bir uygarlıktır. Mezopotamya ve eski  Mısır ile yakın ilişkileri bulunduğu anlaşılır. Bu dönemde tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler yazılmıştır. Yüzlerce yıl Avrupa ve İslam Tebabetini etkilemiştir. O dönemde Hippocrate ( İ.Ö.460 – 377 ) Thephasraste ( İ.Ö.370 – 287 ) Eserleri İstanbul ve Paris’te bulunmaktadır. ( 3 - 4 )
  • Bunların Miktarı 3000 civarında olup İstanbul arkeoloji müze
  • Güterbock, H.G: Hitit’e Medicine - Bull. Medicine 36 : 109 ( 1962 )
  • Ünver.S : Tıp tarihi 50, İstanbul l943
  • Littrc,E : Ocuvres completes d’ Hippocrate, Paris 1881
      Theophaşraste : Botainiğin babası olarak tanınır. 240 Eseri olduğu tespit adilmiştir.
 
Bitkisel
       ROMA VE BİZANS UYGARLIĞI
            Roma ve Bizans uygarlık dönemlerindeki tıp ve kullanılan bitkiler hakkında oldukça geniş bilgilere sahip olmaktayız.Roma – Bizans dönemlerinde bitkisel duroqları toplayan satan ve bunlardan ilaç veya kozmetik pireperatlar hazırlayan bir çok meslek grupları bulunuyordu.Roma – Bizans döneminin tanınmış hekim eczacıları pek çoktur.Paris’te 17.yüzyılda eczacılık okulunda özel bir tören ile tiryak hazırlayan eczacılara dağıtılır.O dönemde yaşayan bir çok eczacıların eserleri bir çok müzelerde bulunmaktadır.
 
      İSLAM UYGARLIĞI
            Arap veya acem dili ile yazan Müslüman  toplulukların meydana getiren eserler 800 -1100 yılları arasında en yüksek  noktasına erişmiş. Müslümanlar tarafından ilk  hastane Elvelit Bin Abdülmelik tarafından 706  ( 88 Hicri ) Şam’da kurulmuştur.Sonradan Mısır,Suriye,Irak  ve Anadoluda bir çok  hastane kurulup çalışmaya açılmıştır.İslam tababeti geniş bir biçimde grek ve Hint hekimliğine dayanmaktadır.İslam hekimlileri bilhassa Glenus’un kitaplarından yaralanmıştır.İslam hekimleri bitkisel droglar ile tedaviye çok önem vermişlerdir.İslam uygarlığı geldikten sonra Ebu Buruni,İbni Sina,İbni Baytar,El Gafiki,Davut Al-Antaki gibi büyük hekimler vardır.
 
       SELÇUK UYGARLIĞI
            Anadolu Selçuk uygarlık dönemi 1071 – 1308 yılları arasında  iki yüzyıl sürmüştür.Bu kadar kısa sürede Anadolu’da büyük şehirlerde sağlık tesisi (Bimaristan,Maristan,Darülafiye ve Darülşif-a) kurmuşlardır.Bu sağlık kuruluşları sağlam binaları, yeterli hekim, eczacı ve sağlık kadrosu olan tam teşekküllü hastaneler durumunda idiler.Selçuklular  döneminde kullanılan bitkisel droglar ve ilaçlar hakkında özel araştırmalar bulunmaktadır.
 
       OSMANLI UYGARLIĞI
            Osmanlı tababeti genellikle Selçuklu ve İslam tababeti bir devamıdır.Osmanlı uygarlığı ilk dönemlerinde tıbbi bitkilerle ilgili en mühim kaynak İbni Baytar’ın eserinde Türkçe çevrileri yaparak sonradan Calinos,İbni Sina,İbni Baytar ve Razi gibi yazarların eserlerinden yararlanılarak Türkçe kitaplar önam kazanmıştır.Osmanlı padişahları bu işe çok önem verirmiş ve bu dönemde yaşayan Evliya Çelebi gibi kişilerden faydalanılmıştır.1909 yılında İstanbul Tıp Fakültesine bağlı olarak kurulan eczacılık okulunun öğretim programına bitkisel drogları öğretmek amacıyla “Farmekognozi” ismi altında bir ders konulmuştur.Hekimlerin kontrolü altında çalışan personel vakfiyelerde ¨ Taba – 1 Eşribe ¨  “ Aşşab “ gibi isimler verilir. İlaç hazırlamak kullanılan droglar ise aktar veya aktart denilen esnaf sınıfı tarafından satılmaktadır. XVIIII .y.y.’ da bunların sayısı yalnız İstanbul’da beş yüz olduğu bilinmektedir.Bunlardan bir örneği Mısır çarşısında çok geniş bir şekilde yer almakta idiler.
 
        Dünya harbi sıralarında kontroller belediye ve sağlık müdürlüğü tarafından sıklaştırılmış mısır çarşısı gibi ilaç pazarları niteliğini tamamen kaybetmiş baharat çarşıları haline gelmişler.

     İlaç yapımında  hayvansal kökenli
droglar, bitkisel kökenli olanlara oranla daha az kullanılmaktadır.Bu nedenle hayvansal droglar hakkında bilgi veren yayınlar çok azdır.Osmanlı İmparatorluğu döneminde insan sağlığı için kullanılan droğlar, ilaçlar, aletler ve kitaplara ait örnekler ise 1962 yılında  İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi bünyesinde kurulmuş olan “ Türk Eczacılık Müzesi’nde bulunmaktadır.

 

 

Amerika Şifalı Bitki Satıcıları Derneği www.americanherbalistsguild.com/

Türkiyenin en büyük medya portali...! iyi.gen.tr Türkiye'nin en iyi siteleri ARAMA.CC   Neoobe - Arama ve Bulma ŞeysiSitenizi Ekleyin!

© Copyright Bitkisel Tedavi 2005
Bitkisel.org  ALP Şifalı Bitkiler  Kuruluşudur

Telefon: (346) 221 09 60 (pbx)
İletişim ahmet_oz58@hotmail.com