bizimsinif99.sitemynet.com
Giriş : İlk Sayfa... SUNUŞ Ön Söz Gençliğe Hitabe Hoş Sayfa Öğrenci yazıları... Haberler Rehberlik - 1 Rehberlik - 2 Özlü Sözler Resimler1(3-E) Resimler2(3-E) (4 -E) Resimleri (5 -E) Resimleri ARŞİV
Linkler(Siteler)

Hoş Sayfa

MEVLANA'NIN YEDİ ÖĞÜDÜ

1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol...
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol...
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol...
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol...
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol...
6. Hoşgörülükte deniz gibi ol...
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin,
Ya nice okumaktır.
Yunus Emre

--- ZOR VE KOLAYLAR ---

Hayatta zor işler, kolay işler var,
Bunları ayırabilmek zor.

Konuşmak bilgiçlik taslamak, kolay;
Az ve öz konuşup susan olmak zor.

Akıl vermek kolay, bozmak kolay;
Çalışıp onaran olmak zor.

Niyet etmek de, başlamak da kolay,
Fakat bir işi bitirmek zor.

Alan el olmak kolay,
Veren el olmak zor.

Benlik, bencillik kolay
Tevazu ve diğergamlık zor.

Merak kolay, seyretmek kolay;
Bakan olmak değil, gören olmak zor.

Kazanç kolay, servet, zenginlik kolay;
Hem vicdanlı namuslu hem varlıklı olmak zor.

Yoksulu kandırmak, azdırmak kolay;
Açları doyuran insan olmak zor.

Yemin etmek kolay, söz vermek kolay;
Verdiği sözde duran olmak zor.

Seçilmek, yükselmek, baş olmak kolay;
Dürüst ve adil olmak zor.

Hile, yalan, riya, kalleşlik kolay;
Doğru olmak, içten olmak zor.

Kan akıtmak kolay, acıtmak kolay,
Sızlayan yarayı saran olmak zor.

Nefse uymak kolay, hırslanmak kolay;
Nefsini, hırsını yenen olmak zor.

Evlenmek, yuva kurmak kolay;
Huzurlu bir aile olmak zor.

Doğmak kolay, yaşamak kolay,
İnsan olmak, insan ölmek çok zor.

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE


Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ''bu: bir Avrupalı''
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bir göğüslerse Huda'nın edebi serhaddi;
''O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme'' dedi.
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
''Gömelim gel seni tarihe''desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
''Bu, taşındır'' diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.


MEHMET AKİF ERSOY

Çalışmadan, üretmeden, rahat yaşamayı alışkanlık haline getirmiş toplumlar,
önce haysiyetlerini; sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybederler.
M. Kemal Atatürk

HER GÜNÜN LİSTESİ

Bir ölçü 'günaydın'
İki ölçek 'iyi günler'
Birazcık 'ilgi'
Bir tutam 'anlayış'
Kararınca 'nezaket'
Bir tatlı kaşığı 'hoşgörü'
Bütün malzemeler içinde mevcut
Hepsi taze ve temiz
Gönül teknenizde iyice yoğurun
Akıl fırınınızda pişirdikten sonra
Kokusu her yanınıza sinince
İçine duygu şerbeti ekleyip biraz bekletin
Sonra onu hayatın üzerine yavaşça boşaltın
Üstünü sevgi tatlısı ile süsleyip
Gökkuşağından parçalar serpiştirin
Ve gün boyunca afiyetle yiyin
Fakat sadece kendiniz yemeyin
Herkese verin...

EN İYİSİ

Dağ tepesinde bir çam olamazsan,
Vade bir çalı ol; fakat,
Dere kenarındaki en büyük çalı sen olmalısın.
Ağaç olamazsan çalı ol,
Çalı olamazsan bir ot parçası ol;
Bir yola neşe ver.
Bir mis çiçeği olamazsan, bir saz ol;
Fakat gölün içindeki içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz laptan olamayız,
Çoğumuz tayfa olmaya mecburuz;
Burada hepimiz için bir şeyler var.
Yapacak büyük işler var, küçük işler var.
Yapacağımız iş, bize yakın olan iştir.
Cadde olamazsan patika ol,
Güneş olamazsan yıldız ol.
Kazanmak yahut kaybetmek,
Büyüklük ve küçüklükle değildir.
Sen her neysen onun en iyisi olmalısın.



ZAMAN AYIR

Çalışmak için zaman ayır;
Bu, başarının bedelidir.
Düşünmek için zaman ayır;
Bu, kudret ve kuvvetin kaynağıdır.
Eğlenmek için zaman ayır;
Bu, genç kalmanın sırrıdır.
Okumak için zaman ayır;
Bu, bilginin temelidir.
İbadet için zaman ayır,
Bu, yücelmenin yoludur.
Arkadaşlarına zaman ayır;
Bu, mutluluğun kaynağıdır.
Sevmek için zaman ayır;
Bu, hayatın anlamıdır.
Gülmek için zaman ayır;
Bu, hayatın yükünü hafifletir.
Plan yapmak için zaman ayır;
Bu, sana zaman kazandırır.

GENÇLİK MARŞI

(DAĞ BAŞINI DUMAN ALMIŞ)

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
Sert adımlarla her yer inlesin.

Bu gök, deniz nerede var,
Nerede bu dağlar taşlar.
Bu ağaçlar, güzel kuşlar,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
Sert adımlarla her yer inlesin.

Her geceyi güneş boğar,
Ülkemizin günü doğar.
Yol uzun da olsa ne var,
Yürüyelim arkadaşlar.

Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
Sert adımlarla her yer inlesin