|
22/09/2007
cansu sürücü
ÖĞRETMEN
Toplumun ebedi harcı öğretmen,
Yaralı beynin ilacı öğretmen,
Örerken medeniyet duvarını ,
Sanırsın usta duvarcı öğretmen.
Sanatı en kutsal sanatkardır o,
Çekse sefalet kanaatkardır o,
Kesseler çeşmelerin sularını ,
Tükenmez arzusuyla akardır o.
Öğretmen ufku gören bir çift gözdür,
Kabuğu dökülmüş sıhhatli özdür ,
Tutarken cehaletin yularını ,
Söylenen en doğru en güzel sözdür.
Havasız mekanın hazasıdır o,
Gayesiz yüreğin devasıdır o,
Birleştirir vatanın yollarını,
Bütün gurbetlerin sılasıdır o.
selin kanber
31/12/2008 19:55
ÖZLENEN ÖĞRETMENE MEKTUP
Bir dünya kurmuştuk belki
Dört köşe bir oda içinde biz,
En güzel anılarımızı orada yazmıştık defterlerimize,
Hayatta en hakiki mürşidin
ilim ve fen olduğunu sizden öğrenmiştik ilk önce,
Sıralarca dizilip
sürelerce sizi dinleyişimizde bir maksadımız vardı elbet,
Biz bilmiyorduk belki..
Adınızı pek söyleyemedim ama
Öğretmenim demek daha hoş geliyordu
“öğretmenim”
garip şimdi
“belki” dediğim maksatlarımızı,
Yavaş yavaş anlamaya başladım belki.
Öğretmenim dediğim sırdaşım,
Kimi zaman arkadaşım ve senelerce
Konuştuğum, yazdığım
ya da okuduğum her yazıda
Her adımımda varolduğumu anımsadığım
öğretmenim.
Sizden öğrendim kitap okumayı ,
Yazmayı sizden öğrendim,
Sizden öğrendim işte belki dediğim maksatlarımı
yaşamayı.
İlk önce okuduğum kitapla
son yazdığım şiir arasında kalan zamanımda
İnsan olmayı.
Türk olup, Türk yaşamayı,
Atatürk olup, hür yaşatmayı
Gülmeyi, ağlamayı belki yine evlat olmayı,
Öğrenmeyi ve öğretmeyi sizden öğrendim.
Hayata en güzel objektiflerden bakıyorum,
Bu arada objektif demeyi de öğrendim öğretmenim.
Okuyabilme arzusuyla çıktığımız bu yolda
Seçim haklarımızı saydığınız o günlerimizde
Hala belki diye takıldığımız kelimecikleri
Öğrenmeye çalışmayı bıraktım artık.
Elime bir kağıt geçtiğinde karalamak yırtmak yerine
her boşluğuna bir harf yazmayı hevesle istemenin
Hangi belkilerimize ışık tutacağını sonradan öğrenecektik işte.
Öğrenebildik öğretmenim
Okul yokuşunu çıkarken
ardımızdan gelen yorgun nefesi
Yıllar sonra ensemde hissettiğimde
Gözlerimdeki ince bir ıslaklığın sebebini.
Ya da her zilin çalışında
ısrarla cümlelerinizi bitirmeye çalışırken
Müsaade etmenizi beklemeden tenefüse
çıkmaya çalışan öğrencilere
Umutsuzca bakarken gözlerinizde beliren ifadeyi.
Ve her seferinde yağmurda ıslanırken kafamın üstünde
Beliren şefkat unsuru şemsiyenizin
Üzerime düşmesini engellediğiniz
yağmur damlalarından birinin
yıllar sonra üzerine düşeceği bir öğrenciye ve yine yıllar sonra
İki öğrencimle otururken kulağını çınlattığımız
Siz saygıdeğer öğretmenlerimizin
Belkilerimiz ve maksatlarımızı
Bize öğrettiğinizi öğretmeyi öğrendik.
Evet, okutmayı seçtim öğretmenim.
Taa ki benim için de şiir yazan
Bir öğrencim oluncaya kadar,
Taa ki o şiiri yazacak bir öğrenci yetiştirinceye kadar..
Temelini attığınız binayım ben,
Özlemini kurduğumuz geleceğimiz benim.
Cumhuriyeti kuran ellerden,
Yaşatacak ellere kadar elleriniz benim.
Yaşamaya dair maksadım , sevincimdiniz belki
Ellerinizden öpüyorum
Cansu Sürücü 10/02/2007 15:52
SAKARYA TÜRKÜSÜ
Insan bu, su misali, kivrim kivrim akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya,
Su iner yokuslardan, hep basamak basamak;
Benimse alin yazim, yokuslarda susamak.
Her sey akar, su, tarih, yildiz, insan ve fikir;
Oluklar cift; birinden nur akar, birinden kir.
Akista demetlenmis, büyük, kücük, kainat;
Su cikan buluta bak, bu inen suya inat!.
Fakat Sakarya baska, yokus mu cikiyor ne,
Kursundan bir yük binmis, köpükten gövdesine;
Catliyor, yirtiniyor yokusu sökmek icin,
Hey Sakarya, kim demis suya vurulmaz percin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sirtina Sakarya'nin, Türk tarihi kurulur.
Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mi düstü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne agir imtihandir, basindaki Sakarya!
Binbir basli kartali nasil tasir kanarya?
Insandir saniyordum mukaddes yüke hamal:
Hamallik ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalniz aci bir lokma, zehirle pismis astan;
Ve ayrilik..
Anneden, vatandan, arkadastan,
Simdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkesanlara kacmis eski günesleri an!
Hani Yunus Emre ki, kiyinda geziyordu;
Hani ardinda cil cil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeslerin, cömert Nil, yesil Tuna;
Giden sanli akinci, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzinda hala carpar mi tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayi: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabina es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vataninda parya!
Insan üc bes damla kan, irmak üc bes damla su;
Bir hayata cattik ki; hayata kurmus pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gercek;
Siz, hayat süren lesler, sizi kim diriltecek?
Kafdagini assalar, belki ceker de bir kil!
Bu ifritten sualin, kilini cekmez akil!
Sakarya, saf cocugu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldik Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyasiyle islanmis hamurdaniz;
Rengimize baksinlar, kandan ve camurdaniz!
Akrebin kiskacinda yogurmus bizi kader;
Aldirma, böyle gelmis, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kivril, ben gideyim. Son Peygamber Kilavuz!
Yol onun, varlik onun, gerisi hep angarya;
Yüz üstü cok süründün, ayaga kalk,
Sakarya...
NECİP FAZIL KISAKÜREK
|