|
Bor'da bir süredir biz dizi çaba ve çalışma ile ilçe sorunları gündeme taşınıyor. Sivil İnsiyatif adı ile oluşan hareket öncelikle ilçede geçmişe göre ekonomik gerilemeyi durdurma adına çaba ve çalışma yürütüyor
12 Eylül öncesi Belediye Başkanı avukat Yücel Türkben önderliğinde Bor Sanayi Ve Ticaret Odası Başkanı Ramazan İri, Terziler Odası Başkanı Bekir Binay, Kahveciler Odası Başkanı Mustafa Tutumlu, Şöferler Odası Başkanı Kenan Özer, Bakkallar Odası Başkanı Ali Önsoy, Demirciler Odası Başkanı Mahmut Oldaç, Marangoz ve Mobilyacılar Odası Başkanı Kani Demirbilek ve Celal Erat, çalışma önderleri olarak toplantıları organize ediyor.
Mart ayında başlatılan çalışmaların amacı ne yapabiliriz sorusuna yanıt bulmak. Bu konuda Kahveciler Odası Başkanı Mustafa Tutumlu ile konuşurken siyasi yönü olmayan, Bor ilçe sorunlarını çözüme yönelik böyle bir çabanın önemine değindik. Onun önerisi ile bir toplantıya katılmaya karar verdim. Bor Sanayi VE Ticaret Odası Başkanı Ramazan İri daveti ile de toplantıya gittim.
Oluşum grubu birden çok toplantı ile arayışlarını devam ettiriyor. Temmuz ayında yapılan toplantıda 150 kadar farklı kesimlerden katılımcı yer aldı. Milletvekili Mahmut Uğur Çetin, Bor Belediye Başkanı Yavuz Can, Bor Kaymakamı Şenol Bozacıoğlu, İl genel Meclis üyeleri, Muhtarlar, dernek başkanları,Avukat Hazım Mengi ve Özmen Balçık toplantıda idiler.
İnsiyatif grubu çalışmalarını Avukat Yücel Türkben açıkladı. Eğitim, çevre,ekonomi,sağlık ana başlıklarında konuların konuşulmasını isteyen Türkben Bor için ne yapabiliriz sorusunu gündeme taşırken tek amacımız ilçemizdeki durağanlığı aşmak diyordu.
Yücel Türkben ekonomik sorunların ve işsizliğin suç işlemeyide artırdığına dikkat çektiği konuşmasında "Bor'un kötüye gidişine" dur diyebilmek için ön yargılardan uzak bir araya geldiklerini ve herhangi bir makam beklentisi içinde olmadıklarına vurgu yaptı.
8 oda başkanı ile yola çıkan hareket Temmuz toplantısına kadar 4 ayrı toplantı yapmıştı. Toplantılarda gündeme taşınan sorunları ve önerileri anlatan Yücel Türkben sağlık sorunlarına karşın memleket için çaba ve çalışma yapmayı önemsiyordu ve "bir şeyler yapmaz isek yarın geç olur" diye düşünüyordu.
Umutları, düşünceleri, istekleri ile dünden gelen bilgi ve birikimlerini yapılacak bir ortak girişime yansıtma isteğini de dile getiren Yücel Türkben : "Bor'da daha önce üç girişimde bulundum. Üç girişim de yaşamadı. Bu kere deneyim ve tecrübe ile Bor için yararlı olacak ve mutlaka başarılacak bir çalışma içinde olacağız. Dünden deneyimliyiz." derken de geçmişinde özeleştirisini yapacak kadar açık sözlü davranıyordu. Sivil İnsiyatif adına Ramazan İri ve Yücel Türkben yanısıra Abdurrahman Yılmaz, Mehmet Şimşek, Özmen Balçık farklı konularda düşüncelerini açıklarken Milletvekili, Belediye Başkanı ve Kaymakam da konuşanlar arasındaydı.
Olgun bir havada geçen toplantıda konuşmacılar ve düşüncelerini de ayrı yazılarda konu edeceğiz. Bu arada Bor Şehri kitabı ile ilgili Yücel Türkben ve Milletvekili Mahmut Uğur Çetin'in takdir edici sözleri de benim için ayrı bir güzellikti.
Bor, 31.07.2006
Bor Sanayi ve Ticaret Odası 40.ncı yıl etkinliklerine hazırlanıyor.Dile kolay 40 yıl geride kalmış. Bor Ticaret ve Sanayi Odası 1968 yılında Kemal Demircigil, Bilal Börekçi, Sezai Çaycı, Hatem Yeğenoğlu,İsmet Atlı, Ziya Aksu tarafından kurulmuş ve Başkan olarak Babür Mengi, Ahmet Özoğul, Dinçer Atlı, Emin Atlı, Mahir Ekemen gibi tanınmış isimler de görev yapmışlar. Halen Başkanlığını Ramazan İri yapıyor.
Bor Sanayi ve Ticaret Odasımızı Sivil İnsiyatif toplantısı için Keçeciler Düğün Salonuna gittiğimizde ziyaret ettik. Başkan Ramazan İri Bor'da kuyumculuk mesleğini icra ediyor. Bunun yanında farklı hayır işlerinde de tanınan bir isim. Doğan Baran Caddesinden gidişte Kenan Evren Mahallesinde Son evlerin olduğu yola dönünde yeni bir cami inşaatı bitmek üzere. Ramazan İri'nin katkısı ile yapılan cami bölgede ibadet için önemli bir eser olacak. Ramazan İri, sakin, sessiz gibi duran kimliğine karşın bir kitle örgütü başkanı olacak kadar da müteşebbis ve faal.
Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Ramazan İri'nin, 40. yıl kutlamalarıyla ilgili "farklı etkinlikler yapma" düşüncesi var. Güzel bir organizasyon için çaba ve çalışma içinde olduğunu anlattı. Dileriz başarılı olur ve ilçemiz adına güzel bir kutlama gerçekleşir. Bor Sanayi ve Ticaret Odası ziyaret esnasında bizi bir bölüme götürdü ve açıkcası çok mutlu olduğum bir girişim başlatıldığını gördüm.
Bor'da dünde kalan mesleklerle ilgili ustaların kullandığı el aletlerini toplamaya ve düzenlemeye başlamıştı. Bazı araç gereçleri bulmakta sıkıntı yaşadıklarını anlattı.
Yıllardır yazarım. Bor ilçesinde dünde kalan meslekleri önemseyip onlar için bir müze kurulmalı derim. Umarım başkanın bu faaliyeti o noktaya kadar gider. Çünkü Bor el sanatları ile önemi bir merkezdi. Dünde kalan çok meslek var. Onların aletleri, araç gereçleri bulunabilenleri olsun korunması ne güzel bir girişim olur. Başkana bu yolda çaba ve çalışmalarda başarılar diliyorum.
Sivil insiyatif grubu toplantısında ilk sözü alanlardan biride Ramazan İri oldu. Güzel konulara değindi. İşsizlik sorunun varlığından Karma Organize Sanayi açılmasına, Fizik tedavi merkezinin faaliyete başlamasına, Dericilikte eleman sorunu giderilmesi için ortaöğrenimden sonra okul olmasına, Okçu suyu sorunun çözülmesinden otopark sorununa değin başkan konuları gündeme taşıdı. Yaylacılığın yeniden ele alınmasını isteyen Başkan Ramazan İri, "Diribağ Şenliklerinin" yaşatılmasından dolayı da mutluluklarını ifade etti.
Başkan konuşmasında Bor'daki mevcut sorunları güzel bir şekilde saptayarak, sıra ile anlattı. Akıcı ve gerçekçi bir sunuş yaptı. Bor sanayi ve Ticaret Odası Başkanı olarak söylenmesi gerekenleri, önerilmesi düşünülenleri ilk konuşmacı olarak tam isabetli olarak özetledi.
Bor için sorunlar genelde belli idi. Bu anlamda yapılması gereken dayanışma içinde olmak, siyasi parti ayrımı yapmadan ele ele vermekti. Bu anlamda başlatılan çalışmalarda görülen o ki bir dayanışma sağlanmış bulunuyor. Bor için yapılacakları gündeme taşıma, çözüm üretme adına olanları desteklemek ve sahiplenmek lazım. Ne olacak demek yerine olması gerekenler için destek vermenin tam zamanıdır.
Bor, 31.07.2006
Bor Sanayi ve Ticaret Odası 40 yılına hazırlanırken oda için bir toplantı salonu düşüncesi de Başkan Ramazan İri zihninde şekillenmiş. Bu konuyu bizimle de paylaştı. İlçede var olan sorunlar her kes tarafından biliniyor. Genel sorunların dışında birde ayrıntı gibi dursa da Bor ilçemizin ihtiyaçlarının giderilmesi gerekiyor.. Bunların başında düzenli bir toplantı salonumuz yok.
Bor Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Ramazan İri ile sorunları konuşurken toplantı salonu konusuna da değindik. Başkan'ın daha önceden bu konuda düşüncesi vardı. Konuyu Belediye Başkanı Yavuz Can'a da iletmişti. Sanayi ve Ticaret Odası yanında bulunan Keçeciler Düğün salonu toplantı yeri olarak tanzim ve düzenleme ile Sanayi Ticaret Odasına kazandırılmak isteniliyordu. Bunun için de girişimleri vardı. Hatta Sivil İnsiyatif Grubu toplantısı için bizler normal düğün salonundan geçip toplantı salonuna girerken Başkan Yavuz Can, Sanayi ve Ticaret Odasından Keçeciler düğün salonuna açılan kapıdan içeri alındı ve espri de yapılarak "kapı da direk odaya açılıyormuş" denildi.
Görünen Bor Sanayi ve Ticaret Odasının bir toplantı salonuna acil ihtiyacı olduğudur. Bu yolla tanzim edilecek salon Bor'da farklı etkinlikler için de kullanılabilir. Bor Sanayi ve ticaret Odası 40. yıl etkinliklerine hazırlanırken böylesi bir salonun tanzimi ve düzenlenmesi de büyük bir jest olacaktır. Bor Belediye Başkanı Yavuz Can bu konuyu ele alır ve gereken düzenlemeyi yaparak Bor Sanayi ve Ticaret Odasının isteğini gerçekleştirse, Bor, güzel bir toplantı mekanına kavuşacaktır.
Bu girişim gerçekleşirse Başkan Ramazan İri'den bizim isteğimiz de bu salonun büyük kent normlarında tanzimi ve düzenlenmesidir. Yerleri halı, koltukları kaliteli, ışıklandırma ve ses düzeni eksiksiz olarak yapılacak bir toplantı ve konferans salonu önemli boşluk dolduracaktır.
Başkan Ramazan İri derlemeye başladığı farklı meslek gruplarının el aletleri ile eski sanatkar resimleri de bu salonun bir köşesinde tanzim edilerek toplantıya gelenlerin ilgi odağı olarak sergilenmesi de sağlanabilir.
Bor Sanayi ve Ticaret Odası 40. yıl etkinliklerine bu salonun yetişmesi için hemen sorunun halli gerekiyor. Bu konuda Belediye Başkanı Yavuz Can gereğini yapacağını düşünüyorum. Bor için böylesi bir salonun düzenlenmesi farklı bir renk yaratacaktır.
Bor'da "Keçeciler düğün salonunun" yaz boyunca düğünleri var. İlçemizde düzenli bir düğün salonu da yok sayılır. Plastik sandalyelerde düğün katılımcıları oturuyorlar. Esasında her sorun ekonomi ile ilgili. Halkın gelir düzeyi düşük olunca, maliyeti ucuz olana yöneliş başlıyor. Bor'da iyi bir düğün salonuna ihtiyaç olduğu da bu şartlarda ne yazık ki gizlenilemiyor.
Bor için gelişimlerin önünü açacak önemli bir olgu da toplantı ve konferans gibi etkinlikler için gerekli düzenlemeleri sağlayacak mekanlardır. Bor'da Şeker Fabrikası sosyal tesislerinden ayrışıp farklı etkinlikler için Sanayi Odası salonuna ermek ayrı bir yüz yaratacaktır.
Bor, 31.07.2006
YÜCEL TÜRKBEN VE OLUŞUM GRUBU
Yücel Türkben 1963 yılında hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra farklı ilçelerde kaymakamlıklar yaptı. 1977 yılında AP'den Bor Belediye Başkanı seçildi
12 Eylül sonrası yeniden siyasette yer aldı.Son yıllarda ise Yücel Türkben siyasette geçmişe göre daha durağandı. Müteşebbis bir yönü vardı. Bor Gençlik Derneği Başkanlığından Yeşil Bor Gazetesi bir dönem çıkarma deneyimine değin uzanan dünden gelen heyecanlarını sağlık sorunlarına karşın yaşama geçirme çabası içinde idi.
Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı ve Siyaset döneminde edindiği deneyim, bilgi, birikimini ilçemizde yaşama geçirme yönünde çaba ve çalışma içinde bulunuyor.
Bor'da sivil İnsiyatif hareketi oluşumuna katkı sağlayan ve hareketin önderlerinden olan Yücel Türkben ilçemiz sorunlarını da yakından bilenlerden.
Demokratik kitle örgütlerinden 8'inin başkanı ile başlattığı yeni bir girişim çabası devam ediyor. Bor Sanayi Ve Ticaret Odası Başkanı Ramazan İri, Terziler Odası Başkanı Bekir Binay, Kahveciler Odası Başkanı Mustafa Tutumlu, Şöferler Odası Başkanı Kenan Özer, Bakkallar Odası Başkanı Ali Önsoy, Demirciler Odası Başkanı Mahmut Oldaç, Marangoz ve Mobilyacılar Odası Başkanı Kani Demirbilek ile çalışmalarda bulunuyor. Sonucu ne olursa olsun Bor için böylesi girişim doğru olandır.
Yücel Türkben'i Temmuz ayında yapılan toplantıda dinlerken yaptığı konuşmadaki tespitleri bizimde yıllardır yazdığımız konularla örtüşüyordu. Yücel Türkben Konuşmasında özetle şu konulara değindi. "Ekonomik sıkıntı işsizlik yaratıyor. Suç işleme oranı atıyor. Kişisel olarak duyarsız kalmak istemiyorum. Mart 2006'da 8 oda başkanı ile toplantı yaptık ve ardından 4 toplantıda ilçe sorunlarını ne yapabileceğimizi konuştuk. Bizim bir kişisel beklentimiz yok. Bir yere adayda değilim. Bor'un kötüye gidişine dur diyebilmek için kişisel önyargılardan uzak bir araya geldik. Taşın altına elimizi koyalım istedik. Hastane konusu var. Üniversiteden daha fazla yararlanma isteğimiz var. Teknik Eğitim Fakültesi açılmasını bekliyoruz. Çevre Kirliliği konusu ele almamız gerekiyor. Deri sanayi sorunları önemli, Çevresel kirliliğin çiftçiye zarar verecek boyuta erdiğini görüyoruz. Trafik sorunu düzenlenmeli. Bor yeniden ticarette çekim merkezi olmalı. Farklı yerlere alış veriş için gidiş durmalı. Üniversitemiz ile işbirliği yaparak esnaflarımıza bir konferans verilmesi düşüncemizdir. Bor için yeni bir şirketleşme ile yatırıma yönelip istihdam yaratmak çabası içindeyiz" dedi.
Genelde değindiği konular Bor için bilinen ama yıllardır çözüm bulmayan önemli konu başlıkları idi. Yücel Türkben Yaşamının olgunluk döneminde dünde yaşadıklarını irdeleyerek yeni bir heyecanla çaba ve çalışma içinde yer alıyordu. Herkesime, her siyasi düşünceye kapıları açık fikir olan gelsin söylesin bakışı ile doğan sivil insiyatif hareketi Bor adına en azından bir yeniden sorunları gündeme taşıma işlevini bu aşamada başarmıştı. Bundan sonra yapılacaklarda saptanıyordu. Bu bağlamda Yücel Türkben tecrübesi bilgisi ve iyiniyeti ile bu çalışmalara katılması olumlu bir olaydı. Bir görev olmadan da bir şeyler başlatılabileceği konusunun güzel bir örneği bu girişimdi.
USTALARI ANMAK VE ÖDÜL
Bor Sivil İnsiyatif toplantısına katıldım. Kısa bir konuşmada yaparak yıllardır yazdığım Bor sorunlarından bir bölümünü yeniden sözlü aktarma şansım oldu. Öncelikle ilçemiz önde gelen isimleri yer aldığı toplantı oldun bir havada geçti. Güzel düşünceler dile geldi. Kırmadan dökmeden bazı konuların konuşulabileceği bir kez daha görüldü.
Toplantıda konuşmamda Ömer Fethi Gürer olarak Salt Bor değil Niğde içinde yararı olacak Fizik Tedavi Merkezi Tıp Fakültesi olarak açılmasını, Bor ve Niğde Yayla Treninin tekrar faaliyete geçmesini, Niğde ve Bor'a geçmişte gelen ama günümüzde uğrak vermeyen trenlerin tekrar geçer kılınmasını, Niğde ve Bor'da yaylacıların gelmesi için çalışmalarda bulunulmasını, Su fabrikası kurulması yönünde çalışmada yapılması, Dünde kalan mesleklerin yeniden yaşatılıp Çarşı kurulmasını, Kültürel kimliğe sahip çıkılarak Kültür evi açılmasını, bağ bahçelere önem verilmesini, seracılığın düşünülmesini, çevre sorunlarının önemsenmesini anlattım. Şeker Fabrikasının Özelleşmemesini ama özelleşirse de bir yıldan fazla kapalı kalması durumunda tekrar devlete geçecek bir maddenin sözleşmede yer almasını önerdim.
Bölge için en önemli konulardan birinin sevgi, dayanışma olduğunu ve siyaset ayrımı yapmadan memleket için bir ve beraber olunması gerektiğini söyledim. Niğde ve Bor olarak ortak dayanışma ile gelişme sağlanabileceğine vurgu yaptım.
Bütün önerilerim bu güzel ilçemizin mutluluğu ve güzelliği için olması gerekenlerdi. Bir konuyu daha gündeme taşıdım. Sivil İnsiyatif hareketi Bor'da eski meslek ustalarını saptayarak bunları plaketle ödüllendirmesi ve gündeme taşıyarak gençlere örnek kılması isteği idi. Hareket sözcüsü Yücel Türkben konuyu beğeni ile karşılayarak bu konuda gereğini yapılması yönünde not aldıklarını söyledi.
Umarım ve dilerim ki Bölge için sembol olmuş her mesleğin en yaşlı ustaları bir ödül töreni için bir araya toplanır ve her meslekte en kıdemli olan kişilere plakete verilerek geleceğe de onlardan kalan önemli bir miras yaratılır.
Her gün sayıları azalan Niğde ve Bor ilçesinin yakın dününün el beceri ve yetenek ustaları böylesi bir ödülü çoktan hak ettiler.
Ayrıca doğum yeri Niğde ve Bor olan Profesör ve bilim adamları ile ustaların adları sokaklarda yaşatılmalıdır.
Ustalar konusunda itiraz olmasa da Bölge hiç uğramayan katkı vermeyen öğretim görevlilerinin adı sokağa verilmesine Mahir Ekemen, Celal Erat gibi deneyimli tecrübeli abilerimizin itirazları var. Onlar bu memlekete katkısı olmadığı için tepkileri var. Haklı oldukları nokta Bölgeye katkılarının olmaması ama doğum yerleri Niğde-Bor yazdığı için en azından başarıları ile beraber doğum yerleri de özgeçmişlerinde yer alıyor. Bu dahi Niğde-Bor için önemlidir.
Biz onların adını verelim onlar Niğde- Bor için ne yaptı kı düşünsünler daha güzel olmaz mı?
Bor yaşamda olan en yaşlı ustalar ile Bor'da sembolleşmiş usta ve meslek sahiplerinin aillerine verilecek ödül ve taktir töreni belki Bor sanayi ve Ticaret Odası 40 yıl kutlamalarına denk gelir ve çağrılırsak, şartlarımız uygun olur ise bizde gider bu güzel insanları alkışlarız.
MİLLETVEKİLİ KONUŞURKEN
Bor Sivil İnsiyatif grubu toplantısından günler geçsede söylenenler önemli olduğu için gündemde olmasında geç olsa da yarar var. Niğde Milletvekili Mahmut Uğur Çetin toplantıda Bor için altı çizilecek konularda bilgiler verdi. Bu tür toplantılarda konuşulanlar önemlidir. Mahallede, köyde siyasi parti toplantılarında kimi konuları açıklamakla, geniş katılımlı ve takipçi olacak bir kitle önünde açıklamada bulunmanın farklılığı vardır. O nedenle söylenenleri önemsiyoruz.
Mahmut Uğur Çetin Bor Karma Organize Sanayi alt yapı sorunların çözümü için ödenek ayrıldığını,ayrıca artıma ile ilgili sorununda çözümü noktasına gelindiğini söyledi. Nerde ise 20 yıla erecek olan Bor Karma Organize Sanayi Bölgesi sorunlarını aşılamadı.
10 yıl önce Arıtma konusunu yazmıştım. O dönemde Milletvekili Akın Gönen yazımız üzerine bu konuda yaptığı çalışmaları bize fakslamıştı. Milletvekili Akın Gönen Arıtma konusunu önemsiyor ve girişimlerini anlatıyordu. halen sorunun varlığı gerçekten Bor adına düşündürücü ve üzücü bir konudur.
Akın Gönen konu ile ilgili Ciddi çaba ve çalışmaları vardı. Kredi bulunması,arıtma yapılması konularında girişimlerini, belgeleri görmüştük. Aradan yıllar geçti, sorun halen devam ediyor.
Milletvekilimiz Mahmut Çetin konuşmasında bu kere oldukça umut verici açıklamalarda bulundu. Bor'da Karma Organize Sanayi Bölgesine her gittiğimde dünden çok farklı görmediğim için alt yapı çalışmalarının görünürde çok yol aldığını söylemeyeceğim ama Alt yapı tamamlanması sonunda bölgeye dericilerin taşınması yönünde çabanında olduğunu biliyorum. Acıgöl'de dericilerde alt yapısı tamamlanan bölgeye gitmemeleri için bir neden yok. Milletvekili Çetin konuşmasında bu konuya değindi ve sorunu olmayan bölgeye kısa sürede taşınma olur dedi. Ayrıca Bor Akkaya Barajı altına bir arıtma tesisi gerekliliğine değindi. Organize Tarım bölgeleri ile ilgilide çok önemli detaylarıda gündeme taşıyan Çetin, Amasya ilinin pilot bölge olduğunu, Bor'da benzer bir sürece geçilmesi için çalışmaların devam ettiğini anlattı.
Fizik Tedavi Merkezi ile ilgili sona gelindiğine değindi. 11 yıldır devam eden inşaatın 100 yataklı iken 300 yataklı hale taşındığını ve Kayseri'ye bağlı Nöroloji Hastanesi olması çabalarının bulunduğunu vurguladı.
135 dönüm arazide Bor ilçemize olimpik bir yüzme Havuzu inşaası başlayacağını bu konuda tüm çalışmaların tamam olduğunu ve Belediye ile uyumlu bir çalışma ile hizmetin kısa sürede Bor'a kazandırılacağına değindi.
Bor için girişim grubuna tıp malzemeleri konusunda yatırım yapılmasını önerdi. Bor'da Ahmet Bilgin Evi onarıma başlayacağını, Kültür evi olarak bu yapının kazanılması yönünde proje aşamasına gelindiğini anlatan Çetin Teşvik konusu doğru alanlarda değerlendirilmesi gerektiğine de değindi. Ankara - Adana arasında demiryolu düzenleme çalışmalarına geçileceğine ve bu anlamda trenle ulaşımın hızlanacağına da değinen Çetin Bor için dayanışma gösterme konusunda kendisinin her zaman hazır olduğunu da söyledi.
Toplantıda ilk ve son sözü de Mahmut Uğur Çetine veren sivil insiyatif bu bağlamda milletvekili düşüncelerini toplantıda detayları ile sunma olanağı tanıdı.
Mahmut Uğur Çetin Bor'da şirketleşme ile yapılacak yeni yatırımın iyi irdelenmesi ve bir kez daha sorun yaşanmaması önerisini de sözlerine ekledi.
Milletvekili Mahmut Uğur Çetin toplantıda gündeme taşıdığı Karma Organize Sorunları çözümü, Tarım Organize Bölgesi, Olimpik Yüzme Havuzu ve bir türlü bitmeyen Fizik Tedavi Merkezi ve Ahmet Bilgin Evi ile ilgili söylediklerini bundan sonra dikkatle izleyeceğiz. Umalım ve dileyelim ki bu Bor İçin önemli işler kısa sürede tamamlansın.
BAŞKAN YAVUZ CAN VE OTOPARK
Bor'da yapılan sivil insiyatif toplantısı konuşmacılarından Bor Belediye Başkanı Yavuz Can da önemli ayrıntılara dikkat çekti. Başkan Can Sosyal ve Ahlaki yapının bozulduğuna dikkat çekerek Bor ilçesinde pazarların düne göre özelliğinin yittiğini, bunun yeniden kazanılması gerektiğini söyledi. Köy düğünleri için altının Bor'dan alındığını öğretmenlik günlerindeki yaşadığı örneklerle aktaran belediye başkanı Niğde'de ağzının tadını bilenin dahi Bor'a geldiği yılları anımsattı. Bu bağlamda Bor'da yapılması gerekenlerin olduğunu söyledi. Eski pazarları "nasıl yeniden canlandırmalıyız, düşünmeliyiz" dedi. Bor Olimpik Yüzme Havuzu konusunda Milletvekili Mahmut Uğur Çetin girişimleri ile Belediye olarak bu konuya yaklaşım ve katkılarına da konuşmasında değinen Başkan Can "Bor için birşeyler yapanlara teşekkür edip yapılması gerekenler için de dayanışmada bulunmalıyız" diye konuştu.
İlçe sorunlarını da kısa başlıklarla değinen Yavuz Can Bor için çok önemli hale gelen Otopark konusunda da önemli değerlendirmelerde bulundu
Öncelikle belirterlim ki bu konuda 1975 yılından beri Ömer Fethi Gürer olarak yazılarımız var. 1975 yılında otopark sorunu yazarken önerdiklerimiz bunca yıl geçmesine karşın halen gündemde. Niğde'de ve Bor'da da otopark sorunu önemli boyuta erdi. Araç park edilen yerde trafik konum dahi düşünülmüyor. Anahtarı kontaktan çeken olduğu yere bırakıp gidiyor. Niğde ve Bor için ciddi sorun olan bu konuda farklı düşüncelerde oluşuyor.
Bu konuda onca yazı yazdım. Niğde Ve Bor'da Pazar yerlerinin Pazar kurulduğu günler dışında otopark kılınmasını öneri ise çok kere yazdım.. Bu anlamda ciddi bir çalışma olmadı.
Bu kere Bor Sivil İnsiyatif toplantısında Bor Belediye Başkanı Yavuz Can konuya yaklaşımının bu yönde olduğunu görmek açıkcası umudumu artırdı.
Başkan Yavuz Can Sali günleri hariç tüm araçların sebze pazarında park etmesini, bu konuda esnafların öncü olmasını istediği konuşmasında kimi yerde iki araç yan yana park ederek artık trafiği tıkar boyuta gediğini vurguladı. Görevlilerin uyarılarına karşın kimi zaman tepki gördüklerine değinen başkan esnaf işyeri önüne kendi aracını koyarak müşteri aracının da park yapma olanağını ortadan kaldırması ile sıkıntının o yönlüde boyutlu olduğuna değindi Bor'da salı pazarı sebze pazarı olarak kullanımı dışında otopark olması ve tüm araçların bu yörede park etmelerinin de sağlanması ile Bor ilçemizdeki sorunlar kısmen de olsa ortadan kalkacaktır. Eski Hükümet Meydanı köy garajına dönmesi de belki bu yolla sağlanabilir. Başkan önerisi yerinde ve doğru bir öneri. Umalım dileyelim uygulansın.
Sivil İnsiyatif toplantısında Abdurrahman Yılmaz, Özmen Balçık, Mehmet Şimşek söz alanlardandı. İl Genel Meclisi Üyesi Mehmet Şimşek "Yayla trenlerinin hizmete tekrar sunulması, Ayakkabı Fabrikasının kurulması ilçe sorunlarının çözümü için dayanışma içinde olunması gerektiği konularına değindi. Ve dericiliğin varlığına karşın ayakkabı imalatında neden yokuz sorusunu gündeme taşıdı.
AVUKAT VE ÇEVRE
Niğde ve Bor ile ilgili çevre konusunda çok sayıda yazımız oldu. Akkaya Barajından Deri sanayine, Karaağaç kurumalarından yer altı su kirlenmelerine değin yazdık yazdık. Bu önemli konu gereken ilgiliyi bulduğunu söylersek yanlış olur. Kimsenin konu çokta umurunda değil gibi davranılıyor. Oysa çok önemli insan yaşamı doğanın geleceği için kimyasaların yoğun kullanıldığı günümüzde önemsenmesi şart konulardan. Sivil toplum örgütleri de konuya çok sıcak olduğunu söylersek abartmış oluruz. Birkaç kişinin bu alanda çabası var o kadar. Bu kere Bor'da yapılan toplantıda Avukat Özmen Balçık çevre konusuna detayları ile değinmesi hoşuma gitti. Bende konuşmamda konuyu bir cümle ile olsada anmıştım ama Avukat Balçık meselenin vahametini daha detayları ile gündeme taşıdı. Umarım bu konuşmada verilen mesajlar alınmış olur.
Bor Sivil İnsiyatif toplantısında Avukat Halit Özmen Balçık çevre konusunda önemli ayrıntılara değinerek felaketin geleceğinden haber verdi. Çevre sorunlarının "yarın için geç kalmış olabiliriz" dedi.
Özmen Balçık ilçemizde faaliyet gösteren deri işletmelerinin atık suları ve atıklarının organik maddeler ihtiva etmesi nedeniyle insan ve çevre sağlığına zararlı olmasından dolayı insan haklarına ters düştüğü yönünde düşünce oluşturan bir komisyonda da yer almıştı. 11.01.2002 tarihinde Sağlık Grup Başkanı Dr. Ertaç Esirgen, Niğde Üniversitesi Bor Meslek Yüksek Okulu Sağlık Programları Başkanı Yrd Doç. Dr Ramazan Konuş ve Niğde Barosu Avukatlarından Bor'da Serbest Avukat Halit Özden Balçık oluşan komisyon bölgede çevresel sorunları yerinde tespiti yoluna gitmişti. O tecrübe ve deneyimi ile konuşan Avukat Özmen Balçık "Çevre konusunun çok çok önemsenmesine değinerek gelecek için bunu yapmamız şart" dedi.
Hazırlanan raporda atık suların ve katı maddelerin herhangi bir işleme tabi tutulmadan Acıgöl'de oluşan Körenez Çayına deşarj edilmesi ve bunun Emen Köyü dışına kadar ilerleyen sulama sahası içerisinde sulu tarım yapılması nedeniyle her türlü organik ve kimyasal maddeleri içeren suyun yer üstü ve yer altı sularına ulaşması neticesinde çevre sağlığı ve insan haklarına büyük etki yaratacağı için arıtma tesisi bir an önce kurulması gereğine değindiklerini dikkat çekti. Geçen sürede bu konuda ciddi çalışmaların olmamasını ve konun gündemde tutulmamasını bölge için önemli eksiklik olduğunu vurguladı.
Akkaya barajının bölge için sorun oluşuna dikkat çeken Özmen Balçık bu konuda geç kalınmadan çalışma yapılmasının şart dedi..
RIZVAN İMANÇ VE SANATI
Rızvan İmanç Bor'da farklı etkinlikleri ile tanınan bilinen bir isim, Öğretmenlik sonrası siyasi yaşamda da yer aldı. Halende kuyumcu olarak faaliyetine devam ediyor.
Bor Sivil İnsiyatif toplantısı sonrası işyerine davet etti. Gittim. Altınların içinde farklı altınların yer aldığı şirin dükkanına girince oldukça etkilendim. Beni etkilyen dükkandaki altınlar değil bence farklı altınlardı.Onlar el emeği göz nuru ürettiği ağaç oymalar ve dünden gelen önemli el aletlerinden topladıkları idi. Küçük bir otantik müze gibi işyerine ilgi ile bakındım. Sert ağaç Ceviz oyma ile yapılmış güzel çalışmalar vardı. 1985 yılında ilk sergisini açtığını anlattı. Dedesi takunya, kaşık gibi ağaç işleri yaparmış, belki de genlerden gelen beceri bu kez daha detaylı bir sanat üretimi olarak açığa çıktı, kimbilir.
Rahmetli Mithat Atalay işyerinde ağaç oyma işleri yapar şekerlik, kuş kafesi, resimlik gibi çalışmalar yapardı. Rızvan İmanç farklı yönü sert ağaç üzerinde çalışması idi.
Bor ilçemiz ile ilgili Bor şehri kitabını yazarken Bor ile ilgili o kadar çok yetenekli isim saptamıştım ki bu ilçede toprağında bir sanatsal güç var diye düşünmeden edemedim. Bu kere Rızvan İnanç ile konuşurken o anlamda yeteneklerini dinlemek öğrenmekte beni mutlu etti.
Bor şehri kitabı ilk baskısı dolabında idi. 2 baskı kitabım daha detaylı oldu ama bir o kadar daha bilgi elimde duruyor. Yaz yaz bitmiyor. Çok başarılı isimler var. Belki bir gün Bor Sanayi ve Ticaret Odası bu konuda meslekler isimler başarılar öyküler diye kitap hazırlar ve her detayda bu kitapta yer alır.
Rızvan İmanç iş yerinde hayvan figürleri, tarihi para kolleksiyonu, ispirto ocakları, kahve ocakları, el kantarı, sini, lengeri, pilav lengerisi, baston, farklı tabancalar, lambalar, kamalar, havanlar, Osmanlı kilesi ve daha farklı ayrıntılardan oluşan yakın zamanında önemli alet edavatları ile güzel bir derleme yapmış, El sanatı yanında tarihi dünde günümüzde çok kişi anımsamadığı yada görmediği eserlerle güzel bir doku yaratmış. Beğeni ile iş yerinde bulundum.
Rızvan İmanç Bor dışında yeni bir sergi hazırlığında söz etti. Yapmış olduğu bazı çalışmalar hakkında detay bilgi verince becerisini daha iyi gözlemleme şansımda oldu. Atılmış yok olacak kimi bulgular onun elinde sanat eseri olmuş. Bunca başarılı çalışmasına karşın Rızvan İmanç'ı bir öğretmen sonrası politikacı olarak tanımış olmamım eksikliğini bu ziyarette gidermiş oldum. Sağolsun davet ederek çalışmalarını paylaştı.
Çok yazdım söyledim. Dünü olmayanın yarını olmaz. Dünde değer olanları yarına taşımakta bizim görevimiz. Yaşananlar ve yaşamda olanlar taşındıkça değer bulur. Rızvan İmanç sanatkar yönü yanında tarihte kalan eserleri en azından koruma altına alması güzel bir girişim olarak alkışlıyoruz. Ayrıca bu değerlerin yapıtları yanında öğreticiliklerinden de yararlanmalıyız. Bor'da bu konuda kurs düzenlenip yeni istekli gençlere öncülük edilmesi de gerekli. Rızvan İmanç gibi eğitimci kimliği de olan bir isimde bu yönden yararlanmak en azından mesleği gelişimi ve yaşaması açısıdan da önemlidir.
Bor mesleklerinde başarılı isimlerin varlığına karşın bunları tanıtıp sahiplenmede yeterince faal olduğunu söylersek yanlış olur Çünkü Mustafa Hızır da el sanatlarında becerisi yanında yaptığı ev ile çok önemli bir işlev gördü ama ne kadar ilgili ve yetkiliden destek gördü . O noktada bakınca sanatçı yönleri ile Mustafa Hızır'ların, Rızvan İmanç'ların çoğalması dileğimizidir.
TIP FAKÜLTESİ'NİN TESİSİ İÇİN ÇALIŞILMALIDIR
Bor'da sivil insiyatif toplantısında yaptığım konuşmada Bor Fizik Tedavi Merkezi İle Niğde Çocuk Hastanesi Tıp Fakültesi olarak açılmasını önerdim. Avukat Yücel Türkben bu öneriyi olumlu karşıladı ve Benzer konuda Vali Lütfi Tuncel önerisi olduğunu anımsattı. Milletvekili Mahmut Uğur Çetin mevcut koşullarda bu isteğin olmasının zorluğuna değinip, olursa iyi olur dedi.
Bor ilçemizde geriye gidişin olduğunu herkes görüyor ve söylüyor. Bu konuda bir tek iyimser Kaymakam Şenol Bozacıoğlu, Bor ilçesi sorunlarının önemli ölçüde çözüldüğünü ve gereken desteği Bor ilçesinin aldığını düşünüyor. Bor için karamsar olunmaması gerektiği ve Bor'da hizmetler yönünden eksik olmadığını vurguluyor. Biz aynı görüşte değiliz. Bor kan kaybediyor. Bunda mevcut yöneticilerin yada siyasilerin tek başına sorumluluğu yok. Son 20 yılda yapılanlar olmasına karşı hızla bir geriye gidişte özellikle ekonomik alanda var. Buna yok diyemeyiz. Çünkü Bor çekim alanı değil ve göç veriyor. Nufusu bunun kanıtıdır.
Bu gidişi durması için çok önemli bir girişim Tıp Fakültesi olacaktır. Bu bağlamda Rektör Hamza Uygun ile yaptığım görüşmede Tıp Fakültesi için alt yapı oluşursa ben hazırım dedi. En azından bölgede doğmuş beş altı önemli branşta profesör gelmeyi kabul ederse yani Adana- Kayseri ile rekabet edemese dahi oralara gerek kalmayacak biçimde bir eğitim ve bilgi varlığı sağlanırsa Rektör bey Tıp Fakültesinden yanadır. Onun değişi ile kalite ve bilgi sağlandığında Tıp Fakültesi istemeyen Üniversite olamaz diyor.
Yeni 4 yerde Tıp Fakültesi oluştu. Niğde Üniversitesi Aksaray ayrılması ile küçüldü. Aksaray Üniversitesi Tıp Fakültesi birkaç yıla kadar açarsa Niğde için bu alanda girişim şansıda ortadan kalkar. Niğde ve Bor bu konuda mutlaka girişimlerini artırarak Tıp Fakültesi bölgeye açılması sağlanmalıdır.
Tıp Fakültesi bir fabrikadan fazla bölge gelişimine destek olur. Çok yönlü fayda sağlar. Sağlık yanında iç turizm açısından da çekiciliği yaratır.
Niğde Tıp Fakültesi için mevcut bina alt yapısına sahiptir. Öğretim elemanı konusu çözüm bulduğunda iş siyasi iktidara kalmaktadır. 15 Yeni Üniversite 4 Tıp Fakültesi açan hükümet Niğde için ciddi bir girişim yapacaksa bu Tıp Fakültesi olmalıdır.
Niğde'de yapılanlar Türkiye'de olanlardır. Farklı olacak olan Tıp Fakültesidir. Bu anlamda dayanışma ve çaba ile sorun olumlu kılınabilir. Fizik Tedavi merkezi açılması da bu sayede olursa tesis daha verimli ve doğru bir işte kullanılmış olacaktır. Umutla bu konuyu yazıyor ve girişimlerin Niğde ve Bor ortak dayanışması ile devamını diliyorum.
ASAYİŞ BERKEMAL Mİ?
Bor'da sivil insiyatif toplantısında konuşmacıların üzerinde durduğu bir konuda asayiş sorunu oldu. Milletvekili Mahmut Uğur Çetin konuşmacıların asayiş ile ilgili sorunları aktarmalarından sonra özetle "Asayiş konusunda vatandaş ne söylerse az söyler. Yapılacak ne varsa desteğiz." dedi.
Bor ilçemizde asayiş ile ilgili şikayetlerin temelinde yeterli güvenlik birimi olmaması, ekip ve araç desteği eksikliği gibi konularda çözüm bekleniyor. Hırsızlık, Silah Kullanma, Trafik kurallarına uymama gibi konularda sorunların varlığı herkesçe biliniyor. Ayrıca kurallara uygun davranmamak giderek moda oluyor.
Emniyet teşkilatı görevini yapmaya çalışıyor. Geçen haftalarda bir gün beş kez görevli emniyet aracı anons yaparak geçti. Araçlarınıza ceza uygulanacak diye söylemesine karşın daha o plakasını okurken araç park ediyordu.
İlçe ve köylerde kazıcılarda oldukça tahribat yapar hale gelmişler. Kaçak kazı almış başını gidiyor. Kimi tarihi eserlerin içi dışı oyulmuş. Halk bu konuda artık gülüyor söylenti üretiyor.
Asayiş tek başına Emniyet ile sağlanacak bir olgu değil, her kesim bu anlamda dikkatli olmalı. Ahlaki değerlerden uzaklaşan toplumsal dayanışmadan kopan, sevgiden ayrışan her yapının sıkıntısı artar.
İlçede Asayiş ile ilgili konularda alınması gereken emniyet tedbirlerinden öte her kesiminde eğitici olması lazım. Camide vaaz veren hoca, okulda eğitim veren öğretmen, sivil örgütler her kesimin yapacağı var.
Bu konu tek başına emniyetle aşılamaz, Bir kent o konuda sahiplenenler ile ayakta kalır. Komşusu evi soyulurken görmezden gelmek,
Düğün ve eğlencede silah sıkmayı marifet sanmak gibi yanlış yollara yönelirsek sıkıntılarımızda artar.
Daha önceleri mahalle bekçileri vardı. Sonradan nedense kalktı. Günümüzde ise gerekli oldukları açıkca görülüyor. Geceleri gece bekçisi düdüğü dahi bir güven verici idi. Geceleri daha huzurlu olmasında gece bekçisinin çok yararı olduğu olmadıkları dönemlerde daha iyi anlaşıldı.
Turgut Özal döneminde silah serbest kaldı. Ama ne kadar yanlış olduğu açıkca anlaşıldı. Bu nedenle silah konusu ülkemizinde ciddi sorunu haline geldi. Kafası kızan silaha sarılıyor. Bununda bir çaresi olmalı.
Bor'da asayiş ile ilgili sorun ve çözüm için geniş bir katılımlı toplantı ile meselelerin ele alınmasında yarar var. Kimse sorunu başkasına yıkmaya çalışmadan her kesiminde katılacağı bir toplantıda neler yapılabiliri konuşmak doğru olandır.
Bor, 31.07.2006
Ramazan ayı geldi, gidiyor, Bir yıl beklenen bir ayda ise gelişinden hızlı giden "ramazan" her yönü ile farklı ve güzel bir ay. Yoksulun düşünüldüğü,yokluğun bilindiği, her alanda daha hoşgörü ve anlayışın egemen olduğu Ramazan ayının kendine özgü yönleri de var. Sahur gibi, iftar gibi aileyi bir arada bulunduran o arada konu komşuyu anımsatan Ramazan ayı bizim çocukluğumuzdaki anılarımızda ayrı bir yeri vardı.İlk Ramazan ayı aklım erdiğinde sahur, davulcu, iftar, iftar topu, belediye sireni, sahurdan öğleye kadar oruç tutma alıştırması ve ilk oruç, teravih, sela ve bayram usumda dünde çok dolu dolu kalan güzelliklerdi. Ramazan gelmeden başlayan bir heyecan vardı. Ramazan ayına kadar özellikle son günlerde her evde bir hazırlık telaşı yaşanırdı. Fırınlarda ramazan boyunca özel küncülü ramazan pidesi ve tahinli ekmekler çıkarılırdı, günümüzde yine var ama o eski "ramazan" pidelerinin de tahinlilerinin de tadı halen damaklarda duruyor.
Pide fırınları meşhurdu.Ayrıca Bahçeli Kahve'nin önünde tere, maydanoz, pide, tahinli ekmek satanların varlığı bir klasikti. İftar ve sahura ayrı özen gösterilirdi. Annelerimiz sahura kadar uyumaz, çörekler, çiğ börekler, açmalar yapardı. Esnafta teravih ile sahur arası çalışırdı. Demirci, Terzi gibi mesleklerin gece çalışmaları "ramazanda" yoğundu. Davulcu sokak sokak gezer, uyanmayanı yani evlerinde ışığı yanmayanları davulu ile uyandırıncaya kadar çalardı. Dink Mahallesinde Muharrem Silav, Ali Eke, Hacı Coşkun tanınan isimlerdi. Davulcu geleceği zaman mutlaka uyandırılmış olmak isterdik. Buğulu camdan davulcuya bakardık. Köroğlu Deplekçi Mustafa ve Ramazan, Zeyneloğlu, Damayakan Mehmet, Süllü Ali Baştuğ, Kör Hasan, kar kış aldırmadan davulu saatinde çalan isimlerdi. Ramazan süresince davulculara şakalar yapmakta âdettendi. Sokak aydınlatmasının olmadığı, hoparlörle ezan okunmadığı, 1930'lu yıllarda sahurda davulcunun sesi ile uyanılırdı. Kış gecelerinde kar diz boyu idi. Başıboş köpeklerde sokaklarda davulcuların başına bela olurdu. Davulcu davul çalar, mani okur ve halkı sahura kaldırır. Mahalleli de sahurda yaptığı böreklerden davulculara verirdi. Şaka her alanda vardı. Davulcuya da muziplik olsun diye çörtenden buzu kırıp yufka ekmek arasına koyup verirlermiş. Yufka dürümü ısıran davulcu dişleri gıcırdamış, canı yanmış ve manisini patlatmış,
Dürümüme koydun buzu
Dişlerine girsin sızı
Ethem Ağanın deli kızı
Bu hikâyeyi farklı biçimde anlatanlar da var.
Abdurrahman Efendi, Bor'un sayılan isimlerindendir. Ancak o yıllarda âdet olduğu üzere bir gün davulcu Kör Hasan'a bir şaka yaparlar. Çünkü davulcular manilerini de bu şakalar üzerine kurmaktadır ki çoğu davulcu "davul çalmak", kadar mani üretmekte de yeteneklidir. Abdurrahman Efendi, evinden Davulcu Kör Hasan'a peynirli, kıymalı börek verilmesi âdettir. Bu kere bir yufka ekmek arasına tuz, bir yufka ekmek arasına çam dürüm yapılıp verilir. Kör Hasan, her gün gibi "yine iyi bir nevale geldi", diye birinci ekmeği ısırır, ağzı tuz dolar, ikincisini dener ki; çam ile dişleri sızlar maniyi patlatır;
"Dürümüme dürdün tuzu
Dizlerine insin sızı
Bu bana yapılır mı?
Abdurrahman Efendi'min kızı..."
der. Sonrasında yine peynirli, kıymalı börek gelir, ama bu olay dilden dile dolaşır.
Günümüzde kimi ilçelerde kaymakamlar davulu yasakladı. Uyanmak için farklı yöntemler var deniyor ama davul bir Ramazan klasiği idi.
Ramazan ayı boyunca iftar beklenen ve son saati bir yerde evler için telaşın olduğu süreçti. Oruçlu olanların oruç açma saati bizlerin çocukluğunda Üstün Park'ta patlayan top ile olurdu. Sonraları belediye sireni ve ardından da camilerdeki şerefe ışıkları ile oruç açma zamanı bilinir oldu. Kimi evlerde ise Radyo vardı. Radyo ile oruç açma saati bilinirdi. Günümüzdeki gibi yaygın haberleşme olanağı yoktu. O nedenle çocuklar iftar vakti yaklaştığında top sesi dinlemek için kapı önlerinde olur evlerde sessizlik ile iftar saati beklenirdi. Ezan hoparlör ile okunmaya başlayınca saat bekleme ortadan kalktı. Üstün Parkta top ise oradan kaldırıldı.
Oruç hurma,zeytin,su ile açılır önce çorba, ardından diğer yiyeceklere geçilirdi. Beklide iftarda değişmeyen tek bu uygulama kaldı. Konu komşu iftara birbirine davet olunurdu. Fakirlere iftar öncesi pişen yemeklerden götürülmesi adetti. İftar sonrası ise Teravih ile adeta Ramazan boyunca ayrı bir süreç yaşanırdı. Televizyon gibi esir kutusu olmadığından kent Teravihe kadar yoğun bir canlılık içinde olurdu. Teravi namazına kadın, erkek, çocuk ailece gidilirdi. Çocuklar için özelliklede benim gibi gece çıkmasına izin verilmeyenler için Ramazan Teravih süreci ayrı bir güzellikti. Mahalle çocukları ile Camide şerefeye çıkar "Sala" okurduk. Karanlık, dar, yüksek merdivenleri inmek te, çıkmak ta, zordu. Ancak, zevkle koşarak minareye çıkardık "Sala", hoparlör olmadığı için koro olarak okunurdu. Mahallemizde Kör İsmail Cami kalabalık olurdu. Namazda ise çocuklar en arka sırada olurdu.
Camide merdivenle çıkılan asma katta kadınlar içindi ve siyah örtü ile aşağıdan görülmeleri engellenmişti. Namaz süresi uzun olduğu için çocuklar rahat durmazdı. çocuklardan biri güler, diğerlerini güldürürdü. İğne batıran, itekleyen olurdu. En arkadakine rükuda iken kaşkol düğüm yapılıp, sırtına vurup, kaçanlar olurdu. Çocuklarda sessiz olmaları istenirdi sonraları çözüm olarak aralara dağıtılmaya başlandı ama çocuklar namaz başladıktan sonra camiye girerek en arkada kalıp kendilerince davranmaya devam ederdi. Ancak önce giren aralara alındığı için arkadaki gülünce onlarda güler "tokat da yerlerdi."
Kör İsmail Camii'nde, Kara kilit (Rasim Çoşkun) düzeni sağlardı.
Cami de kadınlarında bilezikleri şangırtısı dedikodu malzemesi olurdu. Kadınların camiye gelip, gelmemeleri tartışılırdı. Kocası teravihde kimi kadınlar evlerinde kalırdı. Camiden erken çıkan çocuklar da "Şaka olsun" diye gider kapıyı hızla vurup kaçarlardı. Kadınlarda korkardı.
Ramazan dönemi yaz mevsiminde ise teravih namazı bahanesi ile evden çıkan çocuklar İstasyonun ötesindeki bağ bahçelere de gece gidip meyve yolan da olurdu. Nedim Binyıldırım bostanı, meyvesi ile hedefti. Bu gibi davranışlar oyun sayılırdı. Ramazan ibadet yanında sohbet, görüşme, konuşma ile geçerdi. Akraba ve komşulara iftar yemekleri verilirdi. Teravih sonrası ayak üstü sohbetler yapılırdı. Sigara tiryakileri gündüz içemedikleri sigarayı tüttürürdü.
Kısacası Ramazan ibadetin yanında çocuklar için daha çok oyun fırsatı buldukları bir dönemdi bekli de. Ramazandaki hoşgörü bu yolla doruğa eriyordu.
Ramazan için Arife günü hüzün ile sevincin bir arada olduğu dönemdi. İbadet yapanlar için Ramazan ayının bitiyor olması gelecek Ramazana kadar bir vedalaşma iken çocuklar içinde bayramının gelişi ayrı bir neşe verirdi.
Ramazan son günleri çocukların oruç tutmaya özendirildiği günlerdi. Arife günü "kuşlar dahi oruç tutar",denirdi. O nedenle çocuk için oruç özel bir ilgi ile istenirdi. Arife günü bedenende ev hali ile de temizlik günü idi.Önce berberlere gidilirdi. Berberlerde o gün sıra olurdu ve genelde özel bayram tıraşı sonrası banyo süreci başlardı. Kadınlar ev temizliği yanında mutlaka da Arife gününde "yıkanan boyu uzun olur",denilerek çocukların yıkanması da adettendi. Erkekler genelde hamama giderdi. Eski Hamam ve Yeni hamamın en kalabalık olduğu dönem bayram öncesi idi. Kadınlar ise bayram telaşı nedeni ile Çocukları genelde evde yıkarlardı. Yaz aylarında bahçede, koridorda leğende kışın odalarda varsa banyo yoksa tuvaletlerde yıkanmak olurdu. Her evde banyo yoktu. Kimi evlerde abdestlik vardı. Kışın soba da sular ısınması da, odaların hazırlanması da zor işti. Daracık yerlerde banyo kışın zordu.
Arife günü hemen hemen her evde temizlik telaşı da yoğun yaşanırdı.Bayram sabahına kadar devam eden ev temizlikleri yapılır, her oda ayrı ayrı elden geçer,camlar silinir, kiminde badana yapanlarda olurdu. El dokuma halılar, halı kaplı ot yastıklar divan ve koltuklar yeniden düzenlenirdi. Kış koşullarında temizlik yinede ihmal edilmezdi. Misafir odaları ise bayramda kullanıma açılırdı. Misafir odası özel günlerde kullanıldığı için eşyaları temiz ve düzenli dururdu ama tozu mutlaka alınırdı. Baş köşe büyüklerin yeri olan misafir odaları genelde bayram ve özel günlerde kullanılan yerdi. Evde her alanda temizlik yaşanırken el yapımı tatlılarda tepsilerde hazırlanırdı. Ev baklavası, kadayıf gözde tatlılardı.
1960'larda yamalıklı elbise giymek ayıp değildi. Ancak Bayramlarda takım elbise dikildiği için bayram ayrı bir bekleyişin de vesilesi olurdu. Bayramdan bayrama takım elbise ve ayakkabı alınması nedeni ile de bayramlıkla bayrama girmekte farklı bir duygu idi. Çocuk için "Ayağı büyüyecek, seneye de giyer" diye büyük ayakkabı seçilirdi. Yeni ayakkabı nedense önemli idi ve çocuklar birbirine ayakkabılarını göstererek mutlu olurdu. Takım elbise dikilirken de babaların dediği biçimde elbise yapılırdı. Ramazanın son günü ve bayram içinde yaşanan telaş nedeni ile çarşı - pazar hareketli olurdu. Pazar yerleri kurulur, özellikle şeker çeşitleri ile yollarda ayrı bir görünüm oluşurdu. Bayramlıklar çoğunlukla dikiş olduğu için bayram sabahına kadar terzilerin çalıştığı olurdu.
Arife günü akşamı teravih bittiği için bu kere bayram namazı telaşı başlardı. Namazı kaçırmamak için sabah namazı ile uyanmaya çalışanlarda olurdu.
Arife günü çocuklar bir gün sonra toplayacağı şekerden paraya kafalarında olacakların hayallerini kurarlardı.
Ramazan gelirken yaşanan heyecanlı uğraş bu kere bayram ile farklı biçimde Arife gününde olurdu.
Bayram öncesi yine en çok analarımız kadınlarımız koşturmaca içinde idi. Hazırlıklarda çabalayan çalışan olurlardı. Becerikli yetenekli ve her işi başarı ile yapan insanlardı. Bulaşık makinesi, Çamaşır makinesi, Halı Yıkama makinesi, Buzdolabı gibi makinelerin dünü 40 yılı geçmez. Temizlikçi ise 20 yılda yaygınlaştı. Kadınların Her sabah kadın programı izleyecek kadar vakitleri de yoktu. Çünkü onlar her alanda her güzelliği yaratma adına en yoğun uğraş verdikleri dönemlerde her işi elleri bedenleri ile yapanlardı.
Mübarek Ramazan ayının sonunda Ramazan Bayramına eriyoruz. Ramazan Bayramı için Şeker Bayramı da denir. Oruç tutanlar için bir ay sonunda yaşanan bayramın "ramazan bayramı", bol şeker ikramı nedeni ile de çocukların "şeker bayramı" olarak tanımlansa da bir sorun yok. Sonuçta bayram hoşgörü, sevgi ve içtenliğin adıdır. Bayramların önemi ve özelliği onun hissedilmesi ile anlamlıdır. Milli ve dini bayramlarda duygu yoğunluğu artar. İyi ki bayramlarımız var.
Ramazan Bayramı gibi dini duyguların yanında paylaşımın, sevginin,dayanışmanın yoğunlaştığı bu dönemden sonra 29 Ekim bayramı gibi milli duyguların yoğunlaştığı bayramı aynı süreçte yaşayacağız. O nedenle bayramlarımızın önemi ve özelliğini peşi sıra hissedeceğimiz günlerdeyiz. Dini bayramlarda sevgi, hoşgörü ve yardımlaşma doruğa çıkarken milli bayramlar için de bulunduğumuz koşullarda daha da anlamlı oldu. Özellikle bağımsızlığımıza yönelik dış saldırılar karşısında vatanın işgalcilerden temizlendiği günler ve önemli değişimlerin yaşandığı süreçler ayrı bir özelliğe erdi ve değer kazandı. Milli Bayramlarda başarmanın ve güçlükleri aşmanın verdiği gurur yanında dünde olanları unutmadan anmalı ve bize bu vatanı emanet edenleri saygı ile bir kez daha selamlamalıyız. Dünde Milli Bayramlara 7'den 70'e her yaşta heyecan ile koşardık. Yine o heyecanla milli bayramlarımızı kucaklamaya devam etmeliyiz.
Dini Bayramlarımız ise yılda iki kez yaşadığımız güzelliklerden. Bayramlarımız Bayram namazı ile başlar. Yaşlı genç camilere koşar. 2 rekat bayram namazı ilgi ile kılınır. Bayram namazında kimileri bayramlıklar giyse de çocuklar yeni ayakkabılarını "çalınır" korkusu ile o an giymezlerdi. Namazdan sonra cami önünde bayramlaşmalar olur. Ve bölgede bulunan kamyon, otobüs, minibüs gibi vasıtalarla ücretsiz cemaatler mezarlığa taşınırlardı. Ziyaretler başlar başlamaz, sıra ile aile büyüklerinin mezarları ziyaret edilir, dualar okunurdu.
Eve dönüşte bayramdan bayrama giyilen ya da satın alınan "bayramlıkların giyilme süreci" yaşanır. Ayna karşısında ayrı bir bakışla bayramlıklar giyilir. Giyim sonrası ise önce aile içi bayramlaşmalar yaşanır. Çocuklara bayram harçlığını önce anneleri ve babaları verirlerdi. Kahvaltı sonrasında bayram kutlamaya ve bahşiş almaya mahalle davulcuları da aile fertlerine övgü ifade eden maniler okuyarak gelirlerdi. Büyüklerden başlayarak bayram ziyaretleri yapılırdı. Bayram yemeklerinde etli yemekler, yaz ise meyve ve tatlı, kışın tatlı ve kurutulmuş meyveler ile köfter hevenk , üzüm turşusu da sunulurdu. Akrabalar bayram boyunca birbirine takılırdı. "Hısım yemek varsa, Tatlı hazırsa gelelim, tatlılar bitti mi?" soruları da yollarda karşılaşma anlarında bir yarenlik olarak sorulurdu. Tatlıların yapılışı ve kıvamı bayram boyunca ağız tadıyla konuşulurdu.
Ramazan bayramlarında dünden bugüne kalan uygulamalardan biri de tepsilerle yapılan ikramlardı. Tepsilerde şeker, lokum, sigara, kolonya, olurdu. Kırmızı ve fıstıklı lokum özel olarak alınırdı. Lokumun pudrası tepsiye vurularak çırpılırdı. Eğer çocuklar tepsiyle şekeri ikram ediyorlarsa, büyükler avuçla alırlardı. Onların tepkilerine bakar, tekrar şekerleri tabağa koyarlardı. Çocuklara mendil, çorap hediye olarak verilirdi. Harçlıklar mendile sarılırdı. Bayram harçlığı verenler çocukların ilgisini çekerdi. Çocuklar büyüklere "kaç liram olmuş" diye saydırırlardı. Bayramın bitişinde paralar kumbaralara atılırdı. O zamanlar bankaların demir kumbaraları vardı.
Mahallede mendil ve on kuruş veren ailelerin kapılarını da mahallenin çocukları aşındırırlardı. Çocuklar kadar büyükler de bayramlarda kurulan lunaparklara ilgi gösterir, son gün lunaparklar dolup taşardı.
Bayrama birkaç gün kala lunapark, Salı Pazarı ya da Zaire(Buğday) Pazarı arkasına kurulurdu. Hayvanlar ile gösteri ekibinin yer aldığı sirk yanında, pano üzerine dizili sigaralara halka geçirmek, hedefe ateş edip patlatmak, top çevirip para basıp şans denemek, yumruk ile güç denemek, "bul karayı al parayı", gibi oyunlar da oynanırdı. 1960’lı yıllarda sihirbazlar ve cambazlar da vardı. Cambaz Muhittin'in oğlu Ali Belendi, kardeşi Hasan Hüseyin ile ip üzerinde ayaklarına ekledikleri su dolu tenekelerle yürürlerdi. Gösteri anında kalabalıklar onları tezahüratlarla karşılarlardı.
Bayram ile sevgiler yoğunlaşır akrabalıklar anımsanır her güzellik doya doya yaşanırdı.
BAYRAMINIZI İÇTENLİKLE KUTLUYOR. NİCE GÜZEL BAYRAMLARA AİLENİZLE MUTLULUK İÇİNDE ERMENİZİ DİLİYORUM. SEVGİ, SAYGI, HOŞGÖRÜ VE YARDIMLAŞMA DOLU GÜNLERİN SÜREKLİ OLMASI VE İNSANCA BİR YAŞAM TEMENNİ EDİYORUM.
Ömer Fethi GÜRER
Bor - 10.10.2006
borbir@mynet.com
|