boraataguler.sitemynet.com
BORA ATA GULER Dogum Hikayem Dogum Oncesi Dogum Gunum Gunlugum 12-24 AY (YANİ 1.YAŞIM) 0-3 Ay 3-6 Ay 6-9 Ay 9-12 Ay Hayranlarim Annemden Tavsiyeler

Dogum Hikayem

Annem ne uzun yazmış!

Annelik Essiz Duygu

9 yılı evli olmak üzere 13 yıllık beraberliğimizde hiç planlamamıştık bu kadar uzun zaman bir bebek sahibi olmamayı. Şartlar bizi bu kadar bekletmişti işte..

Daha 2001 yılında hamilelik eğitimlerine, bebek bakımı kurslarına gitmiştim. Her zaman anne olmayı çok istemiştim. Kursa giderken herkes hamileydi benim dışımda, her kurs günü onların karınlarını biraz daha büyürken görünce nasıl isterdim benim de öyle olsun. Ne kadar şanslılardı kurs arkadaşlarım, yakında anne olacaklardı..

Ben ne zaman anne olacaktım Allahım, şimdi çok iyi bildiğim o tarifsiz duyguları ne zaman yaşayacaktım? Ne çok hayalim vardı bebeğimle oysa..

Arkadaşlarımın çocuklarını kucaklayıp koklarken tek düşündüğüm, benim ne zaman böyle öpüp koklayacağım, ona şarkılar söyleyeceğim bir bebeğimin olacağıydı.

Bir defasında (sanırım 2002 yılı) -hamile olabilirim- şüphesine düşmüştüm. Rusya-Salekhardaydık o zaman. O bir ay ne güzel geçmişti. İhtimaline karşı bile bebeğime ne hikayeler yazmıştım..

Sonunda 2005 haziran ayında yurtdışından dönmemizle bebek sahibi olmaya karar verdik. Ağustos ayında da karnımın içindeki bebeğimle birlikte 3 kişilik bir aile olmuştuk. O kadar hazırdım ki anneliğe; her anının tadını çıkardım, her gününden zevk aldım. Hatta hiç bitmesin istedim.

Bebeğim de çok yardımcı oldu. Ne mide bulantıları, ne ağrı, ne aşerme, ne de bir şişme... O çok bilindik hamilelik belirtilerinden bir tane bile yoktu bende. Her ayki kontrolde görmesem unutacaktım hamileliğimi. Hatta karnım bile 6. ayımda şişmeye başladı. Belli olunca da hep hayal ettiğim gibi oldu. Hep sadece koca bir karnım olsun isterdim :))) Öyle de oldu...

Çok güzel bir hamilelik geçirdim. Zaten çok enerji dolu olan ben, daha da enerji dolmuştum sanki. Her şey bana çok güzel görünüyor, hayat artık bambaşka anlamlar taşıyordu. Bebeğim içimdeki kıpırdanışlarıyla beni keşfederken, ben de onunla yapacaklarımızı hayal ediyordum. Elimi karnıma koyduğumda, hissedip hemen oradan bana tepki vermesi ne özel duygulardı... Bana özel olan bu hareketleri kimseyle ne paylaşmak, ne de kaybetmek istiyordum. Hep içimde kalsaydı ne olurdu, ne kadar kısa bu hamilelik süresi gibi duygulara kapılıyordum.

Bebeğimin erkek olduğunu herkes gibi ben de hissetmiştim.15 Aralıkta öğrenmiştik cinsiyetini. Artık bir aşkım daha olmuştu. Ona günlükler tutuyor, her hissettiğimi bilmesini istiyordum.

Her kontrole elimde koca koca paket çikolatalarla giriyordum, bize o güzel yüzünü gösterip bir gülsün diye... Hani sevgilinizle buluşacağınız günler çok heyecanlanır devamlı saatleri sayarsınız ya; ben de kontrol günlerimizde öyle oluyor, o zamanları iple çekiyordum.

Artık 40. haftama gelmiştim ama oğlum doğmuyordu. O da benden ayrılmak istemiyordu sanırım. Hatta bebek şekerlerimizin üstüne otel mi sandın? yazdırmıştım sırf bu yüzden :))) 19 Mayısa kadar bekleyecektim normal doğum için, o gün bir bayram bebeği olarak doğsun istiyordum.

19 Mayısa gün aldık. Fakat hesaba katmadığım bir şey vardı. O gün tatil olduğu için nöbetçi ekipler vardı, doktorumuzun da beraber çalışmadığı kişiler olduğu için doğum günü olarak 18 Mayıs akşamını seçtik.

O gün eşimle güzel bir kahvaltı yaptık. Oğlum Bora içimdeyken son kez resimlerimizi çektik. Her şeyi tekrar kontrol ettik. Eksik yoktu, artık yola çıkabilirdik.

Erken çıktık evden. Oğlumla şehri içimdeyken son kez dolaştık. Bedenimden ayrılmasına çok az kalmıştı...

Saat 18:00 gibi Hizmet Hastanesinde olduk. Odamıza çıkar çıkmaz balonlarımızı, şekerlerimizi, kapı süslerimizi yerleştirdik. Hemşireler benim hazırlıklarımı yaptı. Son kez NST de oğlumun kalp atışlarını dinledik. Kağan beyin gelmesiyle artık tamamen hazırdık. Ben hariç etrafımdaki herkes çok heyecanlı ve telaşlıydı. Ben de ise bebeğimin içimden ayrılışının burukluğunun yanında, ona sarılıp koklamak için çok az kalmasının sevinci vardı.

Eşim Yücel in heyecanı beni ürkütüyordu. Hastane fobisi vardı. Devamlı ağlıyor ve ellerimi öpüyordu. Ben de aşkım bak az kaldı bebeğimize kavuşmamıza diyordum.

Ameliyathane kapısına kadar hep beraber geldik. Herkese el salladım. Şimdi videoyu seyrettiğimde çok gülüyorum.

Ve artık ameliyathanedeydim. Kağan bey güzel bir müzik koydu. Bilseydim müzik dinleyebileceğimizi istediğim gibi bir CD yapardım. Anestezi uzmanı Özlem hanım bir yandan epiduralimi yaparken, bir yandan da sırasıyla şimdi şunu hissedeceksin, şimdi bunu şeklinde anlatıyordu. Uyuşmamı beklerken Kağan beyle sohbet ettik. Hatta ona şu meşhur kadın doktoru fıkrası vardır ya onu anlattım. O da bir fıkra anlattı ama şimdi hatırlayamadım :)))

Uyuşma gerçekleşmişti artık. Yüzeysel olarak her şeyi hissedeceğimi ama acı duymayacağımı söylemişlerdi. Öyle de oldu. Çok az zaman kalmıştı doğmasına, ben bu sırada dua ediyordum oğlum ve sevdiğim herkes için. Kağan bey, doğuma girip doğum fotoğraflarımızı çekecek canım ablam (ona sadece abla demek bile az geliyor, tüm hamileliğimde elim ayağım, her şeyim oldu) Hatice ablayı içeri almalarını söyledi.

İçeri girmesiyle çığlık atması bir oldu. Boram doğuyordu! Kağan beyin -koca kafalı tosun gel buraya- demesiyle, bebeğim ağlamaya başlamış, ben de gülmeye başlamıştım..

Hep ağlayacağımı düşünüyordum o an. Oysa gülüyordum, onu gülerek karşılamıştım.

Kağan bey kontrollerde ilk dayağı benden derdi, şakalaşırdık. Boram dışarı çıkmak istemediği için -hemen geri sokun beni- diye vurmaya gerek kalmadan ağlamaya başlamıştı :)))

Bebeğim temizlenirken bir yandan da görmeye çalışıyordum. Tek dediğim -görmek istiyorum, görmek istiyorum-du. Ve bebeğimi gösterdiler..

Allahım bembeyazdı, ne kadar güzeldi.. Benimdi o... Ne kadar muhteşem bir duyguydu. Annelik buydu işte. Bakmaya doyamıyordum, şimdi olduğu gibi.. Ama bebek odasına gitmesi gerekiyordu. Bir an önce ona kavuşmak istiyordum. Yukarıya, odama çıkarıldım.

Resimlerimize, videoya bakıyorum; hep gülüyormuşum. Etrafımdakilere devamlı anlatıp duruyorum. Ne bitmek bilmeyen enerjim varmış.

Bebeğimi getirdiler öptüm kokladım, artık kollarımdaydı. İfade edemem ki o an neler hissettiğimi. Ömrüm boyunca tatmadığım muhteşem bir duygu. Şu an bile hatırlarken gözlerim doluyor. İnanın bilsek böyle güzel bir şey olduğunu bu kadar zaman asla beklemezdik.

2. gün çıktık hastaneden, evimize bebeğimizle geldik. Tüm evi gezdirdim Bora ya. Bugün 25 gün olmuş, nasıl geçti bilmiyorum. Bu sabah eşim işe zor gitti Bora dan ayrılıp..

Uyurken onu seyretmek çok güzel. Dayanamayıp uyandırdığımız bile oldu sarılıp öpmek için. Ona bakıp bakıp -bu bizim- diyoruz. Artık hayat çok daha güzel bizim için. Eşimle ona bakıp birbirimize sımsıkı sarılıyoruz. Gözlerim doluyor hep. Allaha şükrediyorum bize bu duyguları yaşattığı için ve tüm isteyenlere nasip etsin bu güzellikleri yaşamayı diye dua ediyorum.

Sevgilerimle...

Dilek ve 25 günlük güzel dudaklı, annesinin bir tanesi Bora Ata sı.

anneme ilk sarıldığım an..oysa 45 dakika once icindeydim..

nazarlardan_koru.jpg

dilek_guler@hotmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın