|
|
|
|
Bor İlçesi : GENEL BİLGİLER |
|
Bor, İç Anadolu Bölgesi’nin güneyinde yer alır.Kuzeydoğuda ; Niğde (merkez),Kuzeyde ; Altunhisar,Aksaray, Batıda ; Ereğli ,Karapınar, Güneyde ; Ulukışla, Doğuda ; Çamardı ilçeleri ile çevrilidir.Yüzölçümü 1354 km 2 ‘dir ve Niğde iline bağlıdır.
Nüfusu yaklaşık 35.000 ‘dir.Niğde’nin 14 km güneyindeki Bor yaylasında yerleşmiştir.Merkezden sonra en büyük ilçedir.Niğde’ye 13 km uzaklıktadır.Hasan dağı, Melendiz dağı ve Torosların çevrelediği Bor,Doğuya doğru uzanan bir yayla , güneye ve batıya doğru genişleyip uzayan bir ova konumundadır. |
|
Osmanlı döneminde Niğde’nin kasabası olan Bor, 1923 yılında ilçe olmuştur.Bir çok savaş ve saldırı yaşayan bölge XVI yy.da Celali isyanlarında nasibini almıştır.Kah önemli bir merkez, kah bir savaş meydanı olan bölgede Bor merkezi Evliya Çelebi “Seyahatnamesi”nde de anlatılır.Kaleleri ,camileri ,Humam çayı üzerindeki değirmenleri ,okulları ,tekkeleri ,hanları , hamamları yazar ve her yönüyle övgüyle bahseder. |
|
1071 Malazgirt zaferinden sonra Kutalmış Oğlu Süleyman Şah tarafından fethedilmiştir.Fetihten sonra bölgeye Kayı Boyuna bağlı Bayat,Emen ve Badak aşiretleri yerleştirilmiştir.Yöreye ilk gelen Müslüman Türkler,şimdiki ilçe merkezinin Humam Çayı etrafındaki Çay,Kala ve Harım mahallelerinin bulunduğu sulak araziye yerleşmişler,Eski adı TYANA yahut TUANA olan şehir de zamanla Bor, Kemerhisar ve Bahçeli arasında yok olmuş , bölgede yaşayan gayrimüslim halk (çoğunluğu Rum) zaman içerisinde asimile olmayıp ilçeden göç etmişlerdir.Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşları sonrası yapılan mübadele ile Arnavutluk ve Yunanistan'dan göç eden Türklerin de ilçeye yerleşmesi ile bugünkü etnik yapı oluşmuştur |
|
Bor , Hitit İmparatorluğu zamanında Bor-Kemerhisar-Bahçeli üçgeni ortasındaki İftiyan mevkiinde kurulmuştur.Sırasıyla Frigya Devleti,İran İmparatorluğu,Makedonya İmparatorluğu derken Ms 395 yılında Doğu Roma İmparatorluğu yönetimine girmiştir.707 yılında Müslüman Araplar tarafından fethedilmiş ancak kısa bir süre sonra yeniden Roma İmparatorluğu tarafından geri alınmıştır. |
|
EVLİYA ÇELEBİ BOR’ U ANLATIYOR Bor şehri Kalesi: İzzettin İbn-i Mesut tarafından 569 H. Tarihinde Danişmentliler’ in yardımıyla Rumların elinden alınmıştır. Selçukluların duraklama devrinde bu kaleyi kafirler ele geçirip Bor’ u harap etmişlerdir. Sonra Hacı Bektaş-ı Veli’nin teşvikiyle Orhan Gazi burayı fethettiyse de fetihten sonra Karamanoğlu İbrahim Bey’ in eline geçti. Sonra Yıldırım Bayezid Han zamanında kuvvet ile ele geçirilerek Osmanlı ülkesine katılmıştır. Süleyman Han kaydı üzere, Konya eyaletinde Niğde Beyi sancağı hükmünde 150 akçe payeli şerif kazadır. Nahiyesinde 13 kadar köyü vardır. Padişah tarafından Valide Sultan’ a gider. Önceleri bu şehir içinden akan Hümam Çayı, üzerinde barut değirmenine has idi. Şimdi kaldırılmıştır. Kethüda yeri, serdarı, dizdarı, muhtesibi ve subaşısı vardır. Müftüsü ve nakıbüleşrafı yoktur. Niğde ve Aksaray uzak olduğundan Kayseri müftüsüne danışılır.
Bor kalesinin yapısı: Eski yapı bir kaledir. İç ilde olduğundan kaleye ihtiyacı olmayıp gözden uzak kalmış ve tamir olunmamıştır. Bu sağlam yapının esas yapısı düzlük bir yerde, kayalık üzerinde beşgen şeklinde yapılmış. Fakat günler geçtikçe harap olmuştur. Kalenin içinde elli adet fukara evi, İlyaslı Camii adında bir cami ve eski kale kapısı vardır.
|
|
Bor bir çok ünlü alimin araştırmalarına konu olmuş ve eserlerine değinilmiş bir yer olmuştur. Türk ve Müslüman alimlerin yanında yabancıların da dikkatlerini cezbeden Bor, hala muhteşem konumu ve iklimiyle ilgi odağı olmaya devam etmektedir. |
|
Bor , stratejik konumu itibarı ile Türkiye coğrafyasında önemli bir yere sahiptir. Bu önemli konumu nedeniyle zaman içerisinde dikkat çekmiş ve çok çeşitli uygarlıklara mesken olmuştur.Şimdi Bor ilçemizi nüfusundan , yüzölçümünden ,tarihinden vb. özelliklerinden başlayarak tanımaya çalışalım. |
|
Öyle güzel bir konumdadır ki Bor adeta bir merkez üstür.Bu yüzdendir ki eski imparatorluklar bu bölgeye çok değer vermiş ve ele geçirilmesi gereken bir merkez olarak görmüşlerdir. Hakim tepeleri ve doğal kale olabilecek oluşumlarıyla cezp edici niteliklere sahiptir. |
|
Gerçekten de bugünkü etnik yapı merak edilmektedir.Bu insanlar nasıl kaynaşmıştır nasıl bu kadar mutlu huzur içinde birliktelik içerisinde yaşamaktadırlar ?Hep söylerler macur (muhacir ) diye ama niye dediklerini hiç bilmezdik.Macurlar yani muhacirler demek ki Arnavutluk ve Yunanistan göçmeni olan Türk vatandaşlarımızdırlar.Yıllarca beraberce yaşamış olan bu halk kitlesi birbirleriyle iyice kaynaşmış ve bütünleşmiştir.
Dedem anlatıyor ; Eskiden Bor ‘da ki yerli halk ev ekmeği ( yufka ) yaparmış , göçmenler de macur çöreği diye kendilerine özel bir çörek yaparlarmış.İki taraf da birbirine imrenirmiş .Yani muhacirler ev ekmeğini yemek isterken bizimkilerde macur çöreği yemek istermiş.Ama göçmenler ev ekmeği yapmayı bilmez bizimkiler de çörek yapmayı.Dolayısıyla her iki taraf da birbirleriyle değiş tokuş yapar ekmeklerini paylaşırlarmış.Birisi yeni ekmek yaptığı zaman hemen bir kısmını komşularına dağıtırmış.İşte kardeşlik bağı ve sevginin gücü.Aslı Türk nesli Türk olanlar kalplerinde hoşgörüyü daima beslerler.Bunun en güzel örneği de Bor’da yaşanmıştır. |
|
Bor Osmanlı döneminde de çekiciliğini korumuştur. Evliya Çelebi Bor’da araştırmalarda bulunmuştur. Seyir ve gözlemlerini not etmiştir. |

|
Mustafa Kemal Atatürk ülke genelinde tarıma özel bir önem verdi.1 Mart 1922 tarihinde “Milletimiz Çiftçidir.Milletin çiftçilikteki çalışma imkanlarını, asri ve iktisadi tedbirlerle en yüksek seviyeye ulaştırmalıyız” demişti..Oysa günümüzde ilçe genelinde tarımdan bir soğuma gözlemlenmiştir.Çünkü çiftçi emeğinin karşılığını alamamaktan yakınmaktadır ve yeni çareler arama yoluna gitmişlerdir.Tüm Türkiye’nin olduğu gibi Bor’umuzun da ekonomi yönünden sıkıntısı vardır ama her şeye rağmen insanımız hayatını yaşama çabası içinde kendi yağlarında kavrulmaktadır. |
|
Genel bilgilerle ilgili bahsedilecek mevzu çoktur lakin biz şuan ki bilgilerimiz eşliğinde bunları paylaşıyoruz.Bor’u sevenler ve Bor’a gönül verenler için bizlere yazmak isteyenlere de daima kapımız açıktır.Sizde yazmak istediklerinizi “ borlu51@mynet.com” adresine yollayarak bizimle paylaşabilirsiniz. Eklenmesi gerektiğini düşündüğünüz bilgi ve yazıları bizlere göndererek yayınlanmalarını sağlayabilirsiniz. |
|
Şehir varoşunun yapısı:
Geniş bir düzlüktür, bağlı bahçeli gelişmiş bir varoştur. Kale dibinden akan ve esasen Niğde Hümam tarafından gelen Hümam Çayı 22 göz su değirmenini döndürür. Sonra nahiye ve köylere uğrayarak Ereğli sazlığına karışır. Şehrin evleri hep toprak ile örtülüdür. Elli üç mihrap camii vardır. Çarşı yakınında olan (Cami-i Atik) Sultan Alaeddin’ indir. Bütün camilerin büyüğüdür, fakat minaresizdir. Gözlüzade Camii Ramazanoğlu vakfıdır. Asıl Kale Camii namıyla meşhur bir nurlu cami vardır. Şehit Mehmed Paşa Sokollu Vezir Camii çarşı içinde fevkani nurlu bir camidir. Altında altmış adet arasta dükkânı, kurşunlu aydınlık camîdir. Çayırlı Camii Hacı Mahmud Mahallesi’ nde bir minareli camidir. Orta Mahalle Camii minarelidir. Sofyan Camii minaresizdir. Bundan başka 46 adet mescid vardır. Her camide medrese, hadis öğreten medrese ve Kur’ an öğreten medrese bulunur. 40 adet ilkokul, 10 adet derviş tekkesi vardır. Kale içinde Gözlü Sultan Tekkesi, yine kale içinde Kisbi Mustafa Efendi Tekkesi şeyhi Himmet Efendi mübarek azizlerdendir. Eski mezarlıkta Sarı Saltuk Tekkesi Bektaşi tekkesidir. Çarşı içinde Sokollu Mehmed Paşa Hamamı en ferah olan hamamdır. Üç adet hanı vardır. Biri kervansaray, biri kapan hanı, diğeri de bekâr hanıdır. Süslü iki başı demir kapılı 60 adet dükkan bulunan ve camî altında, 70 adet arasta dükkânlı bedesteni olan bu yer Sokollu binasıdır. Suyu, havası lâtif, halkı gayet temiz, ahalisi ve ileri gelenleri fukara dostudur. Bağ ve bahçelerinde mesirelik çoktur. Çeşitli sulu üzümlerinden başka kişniş namıyla meşhur olan kuş üzümü ve köfteri, armut kakı, kayısı ve güherçilesi, siyah barutu meşhurdur. İç kalede Gözlü, Eski Mezar’ da Sarı Saltuk ziyaretleri vardır. Bunun doğusunda Niğde yarı konaklıktır ki Bor Camii minaresinden Niğde apaçık görünür. |

|
KÂTİP ÇELEBİ’ NİN “CİHANNÜMA” İSİMLİ ESERİNDE BOR Bor, Niğde yolu üzerinde Konya’ dan dört saatte gidilebilen bir kasabadır. Zemini yabis yerlerdir. Anda miri barut işlenir, azim baruthanesi vardır ki 100 adet dibeği vardır. Suyu bol Niğde önünden geçen sudur. Barut için güherçileyi Kemerhisar’ dan eski kalanın yıkıntılarından cem ederler. Bu Kilise Hisar, Bor yanında bir harabe kaladır ki anda mermer sütunlar ve azim taşlardan bina olunmuş kemerler vardır. Sultan Alâeddin Konya Kal’ asını bina ettirdikte taşları buradan alıp naklettirmiştir. Kâla bir kale-i mamuredir.
ŞEMSEDDİN SAMİ XIX. YÜZYILDA BOR’ U ŞÖYLE ANLATIYOR Konya vilayetinin Niğde Sancağına bağlı kaza merkezi bir kasabadır. Kaza, Sücaeddin, Anduğu, Kemerhisar nahiyeleri ile birlikte 51 köye sahipdir. Nüfusu 30.000’ e yakındır. 30 cami 37 mescid, bir rüşdiye, 12 sıbyan mektebi ve 10 medrese vardır.
PROF. DR. HERMAN JANSEN’ IN BOR İÇİN YAZDIKLARI Bor bir cennet olabilecek her şeraiti haizdir; iyi su, çok muntazam bir muhit, iyi hava. İşte bunun içindir ki en iyi yeşillik dünyası. Çok yüksek sıhhat ve saadet. İşte bunun içindir ki memnun ve yurdunu seven iptidai ve bekareketini muhafaza ederek neşvü nema bulan bir halk. Suni ve zorla meydana gelen bir büyük şehir halkı da değil. Eğer onlar seleflerinden Semiramis ki, asil bir dul kadın bir vakit çok yüksek bir arzu ile Bor’ da saadete kavuşmuştu. İşte bu günün zayıf erkek nesli de burada saadete erer, mesud olur. Eğer o nesil bu kadar kolaylıkla tabiatın bahşişlerinden istifade etmeyi anlarsa “Halil Nuri Bey Kütüphanesi Hatıra Defteri, 19 Ekim 1934) |
|
EKONOMİK YAPI |