|
|
|
|
Geçti Bor’un Pazarı sür eşşeğini Niğde’ye |

|
Nereden gelmiştir ? |
|
Geçti Bor’un pazarı çok kullanılan bir deyimdir.Fakat çoğu bölgelerimizde bu deyim farklı kullanılmaktadır.Özellikle Trabzon’da karşılaşmış olduğum hemen hemen herkes bu deyimi yanlış bilmekteydi.Ayrıca bazı okullarda girmiş olduğum sınıflarda bile öğrenciler birbirlerine bu deyimi söylüyorlardı.Ama yanlış söylüyorlardı.Kullandıkları deyim geçti Bolu’nun pazarı sür eşeğini Niğde’ye idi.Onlara deyimin manasını sorduğumda tam anlamıyla ifade ediyorlardı fakat Bolu ile Niğde arasında ne alaka var ki dediğimde cevap veremiyorlardı.İşte dışarıda yanlış tanınan belki bizim de biraz eksik bildiğimiz “ GEÇTİ BOR’UN PAZARI SÜR EŞŞEĞİNİ NİĞDE’YE ” nin manası ; |
|
Bor, Niğde’ye çok yakın bir kasabadır.Bor köylülerinden biri, bahçesinden topladığı meyveleri, sebzeleri, kümesinden aldığı yumurtaları bir sabah eşeğine yükleyerek Bor pazarında satmak üzere yola koyulur.Yolda köylünün karnı acıkır : “ Şurada birkaç lokma kuşluk yiyeyim.” diyerek bir pınarın başında durur.Hayvanını bir ağaca bağlar.Eşek kendi kendine otlarken,köylü de çıkınındaki yiyeceklerden yemeye başlar.Adamın karnı doyduktan sonra bir ağırlık, bir uykudur bastırır : -Daha erken şurada biraz kestireyim, sonra giderim pazara ! der ve bir ağacın gölgesine uzanır.Aradan saatler geçer , adam bir türlü uyanmaz.Nihayet gözlerini açtığı zaman öğle çoktan olmuştur bile.Hemen eşeğine atlar , pazarın yolunu tutar.Yolda, köylerine dönen kimselere rastlar : - Hemşerim, nerden böyle ? - Pazardan. - Sen nereye ? - Pazara. - Oh, oh ! Çok geç kaldın hemşerim.Pazar çoktan dağıldı. “Geçti Bor’un pazarı , sür eşeğini Niğde’ye.”
( yıllar önce bizim Türkçe ders kitabımızda yazılmış olan bir metin)
|
|
Yine internette bazı sözlüklerde de bizim deyimimize yer verilmiştir.Manası enteresan bir dille aktarılmıştır.İnanın okuyunca hem güldüm hem çok şaşırdım.Çünkü öyle mizahi bir dille ele almışlar ki soluksuzca okuyorsunuz ve devamında ne olacak acaba diye heyecanlanıyorsunuz.Ama emin olun bizim köylü böyle bir olayla karşılaşmamıştır. |
|
Geleneksel olarak bor pazarının kurulacağı günden bir gün önce, yani bildiğimiz pazartesi günü pazar esnafı, tüccarlar ve de ürettiği mahsulü satmak isteyen köylüler Bor'a gelir ve ertesi gün için hazırlıklara başlarlar imiş. velhasıl-i pazartesi aksamı tezgahlar kurulur, pazar gününün bereketi niyetine aksam siftahlarını yaparlar imiş. |


|
Öykünün aslı şöyledir: Bor’un pazarı Salı günleridir.Bir gün önceki Pazartesi günü hazırlık günü olup,yöresel deyimle “DERİ PAZARI” dır.Asıl Pazar gününe de ULUPAZAR denir.
Deri pazarı günü,otuz kırk kilometre uzaktan gelecekler ve Salı günü pazara yetiştireceklerin hazırlık günüdür.İlçeye,bu deri günü gelenler,ertesi günün yoğun işlerinden bir kısmını görürler.
Bu hazırlık günü çalışmaları,yaz ve kış mevsimine göre değişiklik gösterirdi. Sonbaharın yazdan kalma bir günü,erken saatlerde,kırk kilometre uzaktaki köyünden çıkmış bir pazarcı, Bor’un bağlarına girdiğinde,geçmiş ikindi zamanıdır.Molayı,yıkılmış kerpiç duvarın içeri girdiği Pınarbaşı mevkiindeki Tütüncü Hasan’ın bağında verir.Eşeğini de dinlendirmek için indirdiği yüke sırtını dayayıp da pazardan alacaklarının hesabını yaparken,içi geçer.Derin bir uykuya dalar.
Eşşeği önündeki yiyecekleri çoktan bitirmiş,bağlı bulunduğu ağacın kabuklarını kemirmeye başlamıştır.Deri pazarı gününün ikindi zamanı başlayan uyku gece de sürdüğü gibi Ulupazar gününün,yani Salı gününün ikindisine uzanır.Yirmi beş saatlik bir uykudan uyanan pazarcı,halinde bir değişiklik hissetmeden şehrin yolunu tutar.Tutar amma,yollarda bir başkalık var,pazara gidenlere rastlayacağı yerde pazardan dönenleri görür.Dönen bir pazarcıya merakla sorar;
Neden Ulupazarını almadan dönüyorsunuz? Pazarcı ertesi günün Niğde pazarını işaretle; “ Geçti Bor ‘un pazarı, sür eşşeğini Niğde’ye babalık” der. |



