10.06.2007
"Açsın biliyorum"
KERİM EROĞLAN

AÇSIN BİLİYORUM

   Zaman od olup yaksa sinemi. Aksa gözümden içimin temizlenmeyen kiri. Söylemekten dilim kurusa, dilim dilim kesilse bedenim, tıkansam soluklarında ıssız bir seherin… Kan kırmızısı ufuklarda evlerim olsa. Her daim kızarsam kendime, kızsam kendi kendime, sorgulasam. Kan denizlerinde yüzsem, kızarmışlığımı hissetsem yanarken… Köz olmak hoştur gölgede, sen gel sor onu güneşte yanmış bir kefene. Kefere yaşamak. Nimetsiz ölmek sensiz bir şehirde ve tufansız bir kıyamette çığlıklara sevk olmak… Ara! Konuş ama sus. Sözler çıksın kınından. Kessin en çetin duruşlarımı. Kımıldayamasam, donakalsam sonra. Bir bilinmezlik deryasında, uzakta, hem de yalnız. Dünyanın gergefinde ben yol alsam, bulutlar dönse tepemde. Güneş nerede bulamasam. Anlayamasam ne tarafta durduğumu. Sersemliği yaşasam. Gözlerim körlerden daha kara, kulaklarım sağırdan daha kapalı olsa. Dişlerim et yerine toprak çekse içine. Vücut toprağına kavuşsa. Bitkileşse beden ve ansa o anı her zaman. Sorgularım olsa güpegündüz, geceyi beklemeden assam kendimi. Yanlışsız olsam, yanlışım olsan, yanılışım olsan. Tövbe edişlerim cana yakın olsa, yüreğim dağlansa her söz ağzımdan çıktığında. Bir fitil yansa kalbimin surlarında, naralar atsa çelimsiz kabadayılar, beli bükülse yirmilik delikanlı çağımın. Sonbahar tadını alabilsem yaz akşamlarında. Hüzünlü bir kapanış başlasa yaşam perdemin sahnelerinde. Sessizce… Sensizce… Bitse artık yok oluşum. Alev sarsa dört yanımı, yaktığım kibritlerim aydınlatsa odamı, bitmelerim olmasa, kükürtsüz yaşasam her anı. Odalara kapanalı, unuttum zaten yaşadığımı. Bir an ürksem ve titresem, o zavallı fareye bir delik, bir peynir göstersem. Kıvrandırmasam zehirlerle. Doyursam gözümü, nefsimi şişirsem. Balonsuz uçmanın tadına varabilsem. Patlamaları da sonra yaşasam, ders aldığımda utansam. Yüzümü kızartsam yine. Kızartmalardan beter olsam. Yağlar içinde kavrulmaya alışsam. Ama yağ çıkaran olmasam. Kupkuru olsam. Sade. Sadece ben olayım diye. Ben öleyim yine.