10.06.2007
"Bor'da Ramazan"
KERİM EROĞLAN

BİR BAŞKADIR BOR'DA RAMAZAN

   Mübarek bir huzur mevsimine erişmiş bulunmaktayız. İnsanların huzura kavuştuğu, kardeşlik bağlarının geliştiği, insan olmanın hissedildiği etkileyici bir ay. Ele almak istediğim konu biraz Ramazan ayı biraz da Bor ile ilgili. Gerek özlediğimden gerekse bu yaşantıyı yeni nesillere aktarma gayesinden dolayı böyle bir harman yapma arzusundayım. Gelin şimdi birlikte Bor’un ramazan orucuna, iftar sofrasına konuk olalım.

   Bor’da Ramazanlar bir heyecan bir neşe ile kutlanırdı. Pide fırınlarının önü iftar vakti yaklaştıkça tıklım tıklım dolmaya başlar, birbirleriyle selamlaşan tanıdık sesleri sıcak ekmeğin kokusuna karıştıkça lezzet ortamı insanları mesh ederdi. Gündüz meydan kahvelerinde genellikle sitenin alt tarafında oturmuş insanlar yoldan geçenleri izler, satıcılar günlük telaşlarında açlıktan gözleri yiyeceklerde olan halkı cezp etmeye çalışırlardı…

   Dedim ya bir başkadır Bor’da Ramazan. Sanki bu ay gelince sokaklar daha bir cıvıl cıvıl olur. Adeta bir bayram havasında herkes sokaklara dökülür. Evde ne yapsın hemşerim. Çıkar dışarıya birkaç eş dost görür hem de vakit geçirir. Şimdi düşünüyorum da Ramazanı Bor’dan uzakta gurbette geçirmek üzücü oluyor. O atmosferi o heyecanı kendi yurdumdan uzakta pek tadamıyorum desem yalan olmaz. İçimde yine bir burukluk var. Her zamanki sokaklar, her zamanki kişiler de olsa insan o ortamın içinde bulunmayı sevgiliye nasıl özlem çekiliyorsa öyle istiyor. Bunu yalnız gurbettekiler anlar. Yıllardır Bor da kalmış biri aman napacan Bor’u Bor’da ne var yavv diyebilir. Ama hele bir gurbete gitsin bakalım arar mı aramaz mı o zaman görür. O zaman çekmek ister o toprağın kokusunu içeri. O samimi havayı duymak, yakalamak ister. Ama olmaz. Ve bu sayede tütmeye başlar içinde sılaya hasretin sönmek bilmeyen ateşi. Kışları daha bir tatlı olur Bor’da Ramazan. İnsanlar soğuktan ısınma ihtiyacı hissederler bunu da kaynaşmakta bulurlar. Ve arkadaşlık bağları daha da bir kuvvetlenir bu ayda.

   Sofralar her zamanki özeniyle süslenir ve kendisine aç insanları cezp etmek için olanca çekiciliğiyle kur yapmaya başlar. Ev gezmeleri daha bir sıklaşır bu ayda. Hemen her gün bir akrabaya, bir komşuya iftara gidilir. Tabi ki davet de edilir. İnsanlar arasında birlik ve beraberliğin doruk noktaya ulaştığı bu an işte Bor’da yaşamanın vermiş olduğu hazzı yaşatan ne mübarek bir andır. Birlikte teravih namazı kılmaya camilere akın edilir. Camiler tıklım tıklım dolar. Yine bildik, tanıdık insanlar vardır orda. Selamlaşmalar, konuşmalar, tebrikleşmeler. İnsanın bir tanıdığına rastlayıp yol ortasında veya camide konuşması kadar büyük bir haz var mıdır acaba. Şimdi özlüyorum. Şu an gurbetteyim ya camiye giriyorum, selam vereceğim diyorum, yabancı yabancı tanıdık kimse yok yine de selam vermek istiyorum. Dudaklarımdan cılız bir nida; “selamun aleykum amca”. Amca bakmıyor bile. Belki de duymamıştır diyorum kendi kendime. Zaten adam mayışmış köşesinde bir de benim selamıma mı kulak asacak diyorum kendi kendime. Akşamki yediği yemekten olacak karnı şişmiş, yüzü kızarmış biriydi. Zaten başkasına da selam vermedim. Zaten ağzımdan çıkan tek selamı da kendim cevaplayıp geri aldım. Birisi beni karşılamadı.. Ooo ne yaptın ya nasılsın. Nasıl gidiyor ramazan. Bir gün bize gelin… Gerçekten isterdim bir tanıdığa rastlamayı. Ama gurbette yoksunuz bundan ve aranmıyor değil bu samimiyet. İnsan istiyor tanıdık yüzü görmeyi. Belki de o yüzden memleketim daha samimi daha çekici geliyor bana. Mübarek Ramazan tüm heyecanıyla, orucuyla devam ederken Allah’a şükretme isteği doğuyor kalbimin derinliklerinde. Şükürler olsun rabbime. Hamdolsun verdiğin nimetlere. Rabbim memleketime kavuşmayı nasip et. Bizlere hayırlı nasipler ihsan eyle.

   Düşünceler farlı iklimlerde dolaşırken Ramazan ayının münasebetiyle biraz Bor’u özledim belki biraz da acıktım mı bilmem. Bu duygu ve düşüncelerde yaşıyorum gurbet iklimlerinde.

Kim bilir belki seneye Ramazanda Bor’da oruç tutuyor olurum.