02.06.2009
"Terazide Kişiliğimiz"
KERİM EROĞLAN

KİŞİLİK TARTIMI

Bir terazi olsa mesela adamlığı tartan, mihenk ne olurdu acaba? Kim ki bir düşünce barındırsa gönül ahırında en nadide çiçeği bitirdim sanır. Toz toprak içinde suallere gark olan bir kişi suali mi düşünür yoksa neden pislendiğini mi? Ve yahut hiç düşünmezde yerine şükreder ve bir böcek misali debelenmeye devam mı eder? Birikim aslında damlayarak çoğalan bir seldir. Bir gözden boşalan çisenti veya üzüntünün bir lütfu yağdıkça yeşerenlere can katan. Kişi kendini ağır sanırsa ağlayamaz elbet. Gurur müsaade etmez. Ama bilmez ki ağır olana yer çekimi en fazla etki eder, en büyük risk ondadır. Diğer bir yönden birçok kişi kendini bulut sanır verilen rüzgârla, belki iltifat belki de gazla, yükselir göklere. Oysa hem bulut olsa hem de ağırlığı taşısa içinde hem yere yakın, emin olur, hem de yağar nebata şifa olur. Tabi ki çok kişi ister en iyiyi ve iyisine niyet eder. Başlar bir işe amma çıkarı belli, çıkarımlarda bulunur durmadan, kaz gelecek yerden esirgemeyenin misali. Vuslat ne de uzaktır böylelerine… Açık bir kapı bulsa insan merak edilir niyeti, içinden ne geçirir. Oysa bu durum bir dükkân kapısından içeri sızan hayvanla eşdeğerdir. Onun niyeti açıktır, ya sığınma ya da sıvıştırma bir şeyleri. İşte seç hangisi benziyorsa sana. Gelmek zordur aslında, nereye geldiğin muammaysa. Ne ile karşılaşacağını bilmezse insan tedirgindir durmadan. Her an üzerine sıçramaya hazır bir kedi veya namluda bulunan kurşun tarif eder bu müşkülü. Ama geldiğinde görsen ki rahattır başlar rehavet balonu helyumlanmaya. Şiştikçe yumuşarsın ve akışa kendini bırakırsın, ölmüşçe, hatta otça. Sarp zannetsen de kendini aslında boşsundur, vurdukça ses çıkmadadır tenekenden. Veya öyle yumuşaksındır ki sakızdan oluşma bir balon gibi, rüzgâr bile tahrip etmeye yeter de artar cüsseni. Sorgulama olmalı ne zor olsa da yapılmalı bir özeleştiri. Kişi kendini saf saysa ve çekse sinesine okları, yine de refleks olarak kamburlaşır. Yani bir taraftan yerken bir tarafı havaya kalkmadadır hissedemez. Hissetse bile hırs ateşini yakar içine, ısınıyorum sanır. Oysa dumanlamadadır, karartır kalbini. Sonra bir isli cam ardından güneşe bakmak istese de net göremez. Artık aşikârdır ona tüm karanlıklar. Ama hala yarasalık taslamaya devam eder, uçuyorum der. Kör yaşamayı tercih eder aydın güneşe. Sen ki eğer böyle bir yarasa görsen, sanmazsın ki kördür. Cisim gözü açıksa da kalp gözü ölüdür. Sen ayık bildiysen onu bil ki sen de aynı cinstensin. Kim bilir belki körle yatan şaşı kalkar sözü zuhur etmiştir sende de. Dikkat ki yarasalığa soyunma, soyunu yarasalıkla doğurma…! Çık bugün duruşmaya ve sorgula yeniden hislerini, vicdan mahkemende as bugün hovardalığa ait düşlerini. Bir düşün sen toprak adamısın işin olmaz zifirlerde, islerde ve göklerde…