|
BOR DOĞUMLU
NİĞDE MİLLETVEKİLLERİ
Niğde siyasetinde Bor doğumlu politikacıların ayrı bir yeri olmuştur. Sivas Kongresi Niğde delegesi Halit Mengi İle Haydar Özalp, 20 yıl aşan milletvekilliği yapan isimlerdi. Halil Nuri Yurdakul, Vedat Mengi, Asım Eren, Mehmet Bıyık, Doğan Baran, Akın Gönen, Azmi Yavuzalp, Yılmaz Cemal Bor, Mahmut Uğur Çetin, Muarrem Candan Milletvekilleri oldular. Haydar Özalp, Doğan Baran, Akın Gönen, Cihat Baban bakanlıkta yaptılar. Kültür Bakanlığı da yapmış olan Cihat Baban Bor eşrafından Pirizadelerin Sadettin Paşa'nın torunudur.
HALİT MENGİ
21.8.1883 yılında Bor'da doğdu. Müftü zade Hacı Mahmut Şerif efendinin ikinci oğlu olan Hüsnü Efendi ile Sarı müderrislerden Abdülnafi Efendinin kızı Huriye Hanımın birinci çocuklarıdır. Niğde eşrafından İzzet Efendinin kızı Ulfiye Hanımla evlenmiştir. Bu evlilikten 8 çocukları olmuştur. Halit Mengi, 1900 yılından itibaren, Bor Hükümet Konağı İnşaat Katipliği, Belediye Katipliği, Tahrirat katipliği, Bozkır ilçesi Maliye Tahsil Müfettişliği, Ereğli ilçesi Tahsil Müfettişliği, Bor Varidat Memurluğu, Eğridir ilçesi Mal Müdürlüğü, Beyşehir İlçesi Mal Müdürlüğü, Antalya ili Vergi Memurluğu, İstanbul İstinye ilçesi Mal Müdürlüğü, İstanbul Şile Mal Müdürlüğü, İstanbul Defterdarlığı 2. Şube Teknik Memurluğu, İstanbul Hasköy İlçesi Maliye Tahakkuk 1. Memurluğu, Karaman Mal Müdürlüğü yapmıştır. Bor Belediye Başkanlığına ilk olarak 1914 yılında 200 kuruş maaşla tayin edilmiş, 1915 yılı sonlarında terfian Aksaray Kaymakamlığına atanmış, ardından Karaman Belediye Başkanı olmuşsa da istifa ederek ayrılıp ticaretle uğraşmış. 4 Eylül 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'nın Başkanlığında toplanan Sivas Kongresi'ne Niğde Delegesi olarak katılmıştır. 1920 yılında ikinci kez seçimle Bor Belediye Başkanlığını kazanmış ve 1923 yılında Milletvekilliği seçimine iki ay kalıncaya kadar bu görevini sürdürmüştür. 1923 Milletvekilliği seçimlerinde adaylığı Atatürk tarafından tensib edilerek, Cumhuriyet Halk Fırkasından Niğde milletvekili seçilerek fasılasız olarak 1950 yılına kadar milletvekilliği yapmıştır. 1950 yılında adaylığını koymayarak Bor'da yaşamına devam etmiştir. Siyasi hayattan çekildikten sonra Bor'da mütevazi bir hayat yaşamayı sürdürmüş, büyük şehirlerin gösterişli hayatına Bor'u tercih etmiştir. Hayatını Bor için vakfetmiş bütün hayatı boyunca Bor'a olan aşkından hiçbir şey kaybetmemiştir. Eline geçen çok büyük imkanları Bor uğruna tereddüt etmeden reddetmiştir. Siyasi hayattan çekildikten sonra bile, Bor'da münzevi bir hayat yaşamayı büyük şehirlerin gösterişli hayatına tercih etmiştir.
Vedat Mengi, derlediği kızı Ayşegül Mengi'den aldığım notlarda : "Halit Mengi, siyasetten çekildikten sonra dahi, bu müddet zarfında gene, bütün derdini Bor'un kalkınması ilerlemesi teşkil etmiştir. Bütün arzusu Bor'un iktisadi kalkınması ilerlemesi , turistik bir şehir olması, halkının rahat ve refaha kavuşması idi. İnzivaya çekildikten sonra bile bu hususta yeni, yeni şeyler düşünmüştür. Halen notlar arasında elimizde bulunan Bor ve köylerinin kalkınması hakkında hazırladığı, Bor Kaymakamlığında muhayyel bir toplantıya ait hakikaten Bor için çok kıymetli fikirleri ihtiva eden eski harflerle 50 sayfalık düşünceleri vardır. Bugün iller Bankasının "Belediyeler Bankası" olarak kurulması fikrini de zamanın İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'ya gene böyle hazırladığı muhayyel bir raporla vermiştir. Şükrü Kaya'nın kendilerine teşekkürüne dair mektubu vardı. Halit Hami Bey, Kuvay-ı Milli örgütlenmesinde bölgedeki öncü isimlerdendir".
Kızı Müftela Soyer, Eşeğin üzerinde halı atarak "halı tüccarı", diye babasının Sivas'a gittiğini söylerken yolda yakalanma riski nedeniyle kadın çarşafları ile yolculuk yaptıklarını torunu Cengiz Mengi anlattı. Niğde için önemli hizmetlerde bulunan ve sık olarak sorunları yerinde dinlemek için Niğde ve Bor'a gelen Halit Mengi, 5 Ekim 1958 yılında Bor'da vefat etti. Bor'un gelişmesi ve ilk şehircilik hareketlerinin başlamasında önemli hizmetleri oldu. Milli Mücadelede önderlerinden Halit Mengi hizmet üreten, eriştiği makam ve mevkilere göre mütevazı, halktan biri gibi davranan kimliği ile sevgi kazanmıştır.
Halit Mengi'nin vefatından önce hazırlamış olduğu vedası.
"Bismillahirrahmanirrahim. Cenabı rabbil taalanın şan ve azametine sığınarak, hayatı fani emin hitama ermekte olması münasebetiyle, sevgili oğlum Vedat Mengi ve bütün efradı aileme bazı vesayadan sonra, iş bu veda namemiz tastır ve tevdi kılınmıştır."
1- Müddeti hayatımda hısım, akraba ve ödamla, efradı aileme karşı elimden geldiği mertebe iyilik yapmayı şiar edinmiş, saadetleri hususu mümkün mertebe temine çalışılmıştır. Bu cihetten etna endişem yoktur.
2- Bor'u ve Bor'lu komşularımı; Kalben ve bütün mevcudiyetimle pek sever, hürmet besler, itibar ile elime geçen güna gün fırsatlardan istifade ihsirasa sapmayarak Bor'un inkişaf ve ümranına hasrı mesai eylemiş ve iktisaden yükselmesine sarfı gayret olunarak cümlenin malumu olduğu üzere muvaffak olunmuştur. Bu yönden de müsterih kalbim.
3- Bor'un ve Bor'lu hemşehrilerimin eseri teveccüh ve muhabbeti olarak uhdeme tevdi buyurdukları hizmetlerden Milli Sivas Kongresi mümessilliğini ve devam eden 27 senelik meb'usluk ve milletvekilliği hayatımı memleketim namına tarihi bir şeref olarak kayıt ederim.
4- Bor havalesinde teşebbüsümüzle meydana getirdilen meyvecilik ve bilhassa Amasya elmacılığı halkımızın refahına büyük çapta yardım edeceği ve etmekte olduğu cihetle çok bahtiyarım. Devamını dilerim.
5- Bütün Bor'lu Aziz hemşehrilerime, çoluk çocuk dahil cümlesine muhabbet ve selamlarımı ıhta ile beni arasıra yad etmelerini niyaz ve arzı veda ederim. (18 Ekim 1958). Halit Mengi'nin Milletvekilliği Dönemini
Halit Mengi'nin, Vedat Mengi derlediği Milletvekilliği döneminde yaptığı çalışmalardan satırbaşları:
1 - Aksaray - Bor yolu, Aksaray Valisi Ziya beyle Niğde Valisi Hüseyin Bey, Çopurzade Mahmut Bilgin, Metkavaktaki bağına davet edilerek ikna sureti ile yapıldı.
2 - Ankara-Adana yolunun Bor'dan geçmesi için Bakanlar kurulundan karar çıkarılmıştır. (Bilahare 1950'den sonra bu karar iptal edilmiştir.)
3 - Kütüphane binası : Halil Nuri Bey kütüphanesi olarak kullanılan bina yerine harap ve kullanılmaz bir mescit varken burası Kaymakam Faik bey zamanında vaki teşebbüsle Özel İdareye yaptırılmıştır.
4 - Silo : Toprak Mahsulleri Ofisi kurulduğu sırada Bor'da bir silo yapılması için yaptığı teşebbüsler neticesi bu silo inşaaya kararlaşmış iken, sonradan aynı silo Niğde'ye yapılmıştır.
5 - Halkevi Binası : Vaki teşebbüs üzerine Vali Faik Üstün, zamanında hususi muhasebeden alınan yardımla başlanmış merkezden temin edilen 25. 000 lira ile tamamlanmıştır.
6 - Belediye Parkı: Vali Faik Üstün, nezdinde yapılan devamlı teşebbüs üzerine yaptırılmıştır.
7 - Tren: Ulukışla'dan Niğde'ye geçecek tren, Kemerhisar üstünden dağ eteğinden geçmesi kararlaştırılmış iken, bu işi etüt eden mühendislere Bor'da ikna ve Ankara’da devamlı takipler neticesinde Bor'dan geçmesi temin edilmiştir. (Bu hususta Baran Bey'inde büyük yardımları olmuştur.)
8 - Bor Zürra ve Tüccar Bankası : Büyük mesai ve teşvik ile kurulmuş, aynı şekilde Niğde ve Nevşehirde'de birer banka kurulmuştur.
9 - Kışla : Bor kalkınmasında büyük rolü olacak, Askeri birlik getirilmesi maksadı ile Niğde Tümen Kumandanı Ziya Ekinci'nin yardımı ile Ordu Kumandanı İzzettin Çalışırlar ve Mareşal Fevzi Çakmak ikna sureti ile verilen emirler üzerine Borluların yardımı ile yapılmıştır.
10 - Dipsiz suyu: Bor'un su derdine hal için Nevşehir'den celp olunan Derviş Usta vasıtası ile durum tetkik ettirilmiş ve bu suyun menbaa bol olduğu anlaşılması üzerine belediye ve halkımızın yardımı ile su Bor'a faydalı hale getirilmiştir.
11 - Toros dağlarındaki göller : Torosların çevresinde, beş saat süren büyük gölle, diğer ufak göllerin suyunun Bor ovasına akıtmak için Bayındırlık Bakanlığından temin edilen mühendisle, Bor Belediye Fen Memuru Abdurrahman Usta göller mıntıkasına gönderilmiş, tetkikat yaptırılmış, fakat o zaman imkanları ile yapılması mümkün olmamıştır.
12 - Elmacılık: Borda elma yetişmez propagandasını İlaldı'da ki Niğde yolu üzerinde tarlamıza elma diktirmek sureti ile yanlış olduğunu ispat edilmiş ve eşe dosta ve hemşehrilerimize acı ve tatlı telkin vesilerle bu işe başlamış ve bugünkü mesut neticeye ermiştir.
13 - Elma Fidanlığı: İstanbul'da meşhur meyveci Petraki'nin yanında yetişmiş, Ahmet isminde bir şahısı ikna ederek Bor'a getirilmiş. İlaldı'da şimdi Ekebaşlarda bulunan Değirmen yanındaki Bahçe ve evin bu şahsa tahsisi ederek belediyeye teşvik ve tazyik etmek sureti ile Belediye fidanlığı tesis ettirilmiştir. (İzzet Can Belediye başkanlığı zamanı)
14 - Akçivaran Köyü : Evvelce Hasandağ eteğinde bulunan ve hiç su olmayan bu köye İskan Umum Müdürlüğü ikna edilmek sureti ile bugünkü kuyuların başına indirilmiştir.
15 - Elma Deresi : Halaç köyünün elma deresi mevkiinde bulunan su, çıktıktan sonra kumlar arasından kayıp oluyordu. İstifade edilemediği bu sular toplatılarak aşağı indirilmesi dolayısıyla Karamahmutlu, Sazala, Bahçeli, Kemerhisar'ın su derdinin halli için etütler yaptırılmış, o zaman için bu işin yapılması iktisadi şartlar elvermediği için yapılamamıştır.
Not : Vedat Mengi olarak, Bu mevzuda bende Milletvekili iken uğraştım ve 1959 yılı programına 1. 250. 000 lira tahsisatında koydurdum,ihaleye çıkacağı sırada bu iş durduruldu.
16 - Bahçeli Köşk suyu : Bu suyun artırılması için Nafıa Vekaleti nezdinde yapılan teşebbüs neticesinde menbaa temizlenerek su artırılmıştır.
17 - Altunhisar Bayat Suları : Bu suların akıtılması için merkezden Mühendis Sadık bey vazifelendirilmiş, tetkik neticesinde müspet rapor üzerine tahsisat ayrılmışsa da bilahare durdurulmuştur.
18 - Bor'da eğitim ile ilgili çalışmalarına destek verilmiştir.
19 - Çiftehan'ın Atatürk'ün ziyareti ile önemli bir kaplıca olması konusunda öncülük edilmiştir.
20 - 1946 yılında Hükümet binası yapılmasını için destek verilmiştir.
21 - Göçmenlerin Bor'da iskanı konusunda destek sağlanmıştır.
22 - Esnafların sorunlarının çözümü ile tarımsal çaba ve çalışmalar ile bölgedeki sorunların giderilmesi için çalışılmıştır.
Halit Mengi, yaşadığı evreleri eski yazı ile derlediği gibi Niğde Tarihi Kitabının yazarı Albert'e de verdiği bilinmektedir. Esasen Bor için önemli bu bilgiler ile Halit Mengi yaşamı ayrı bir çalışma olarak yayınlanmasının yararlı olacağına inanıyorum.
ÖLME EMRİ HALİT MENGİ SİVAS KONGRESİNE GİDERKEN EŞİ'NE BİR EL BOMBASI TESLİM EDİYOR VE EŞİNE BOMBA NASIL PATLATACAĞINI GÖSTERİP RUM VE EREMENİ ÇETELER OLAKİ BAŞARMAZ İSEK KAPIMIZA DAYNDIĞINDA KAPIYI KİTLE KAPI ARKASINA ÇOCUKLARI TOPLA KIRACAKLARINI ANLADIĞINDA BOMBAYI PATLAT SEN VE ÇOCUKLARIM ÖLÜREKEN ONLARDANDA BİR KAÇINI TEMZİLEMİŞ OLUN DER. OLAYI AVUKAT HAZIM MENGİ BABASI FUAT MENGİDEN DİNLEDİĞİNİ BU KONUDA EL YAZISI İLE NOTLARINDA OLDUĞUNU ANLATMIŞTI.
VEDAT MENGİ
1917 yılında Bor'da doğdu. Babası Halit Mengi, Annesi Ülfiye Mengi'dir. İlkokul sonrası Galatasaray ve İstanbul Erkek lisesi ile İstanbul Hukuk Fakültesinde mezun oldu. Bor'da Avukatlık, Ankara Ticaret Mahkemesi, Ağır Ceza Mahkemesi Hakimliği, İzmir Ticaret Mahkemesi Hakimliği, görevlerinde bulundu. XI dönem Niğde Milletvekili olarak mecliste girdi. Niğde ili sorunlarının çözümü sulama ve elmacılığın kooperatifleşmesi yönünde çaba verdi. Yeşil Bor gazetesinde yayınladığı makalesinde de elmanın değer bulmasının bölge için önemine dikkat çekti. Halaç Köyü Elma deresi suyunun verimli kılınması girişimlerinde de bulundu. İlçenin sorunlarına, babasının çözümüne emek verdiği konulara eğildi.. Fransızca bilen Vedat Mengi iki çocuğundan oğlu 11 yaşında bir trafik kazası ile vefat etti... Kızı Ayşegül Mengi , Ankara'da yaşamaktadır. Vedat Mengi 1982 yılında vefat etti.
HALİL NURİ YURDAKUL
Halil Nuri Yurdakul'u kızı Leyla Doğan(Yurdakul)anlattı : Babam Halil Nuri Yurdakul, Annesi Sivas'lı Ayşe Hanım, Babası Bor'lu Mazlumoğullarından, Kolağası Halil Bey'in oğlu olarak 1898 yılında Bitlis'te doğmuş. O zaman nüfus cüzdanına Van olarak yazmışlar. Bir de ağabeyi varmış. İki erkek kardeş, çocuk yaştayken, babaları ölmüş öksüz kalmışlar. Anneleri büyütmüş. Ağabeyi Çanakkale Savaşında şehit olmuş. Babamı, babasının bir arkadaşı Askeri Okula kayıt ettirmiş. İhtiyat Zabit (subay) talimgahında öğretmenlik yapıyorken harp çıkmış. Yurdun her tarafını düşman sarmış. Bir taraftan Yunanlılar diğer taraftan İngilizler Yurdumuzu paylaşmaya başlamışlar. Halk çaresizlikten ne yapacağını şaşırmış, ellerindeki kuvvet bitmiş, rast gele kaçışıyorlarmış. Yunanlılar karşısında çarpışan kuvvetlerimiz bitmiş, çaresiz kalınmış. Bozüyük'e gelen 70. inci alay Kumandanı Halit Bey'i, Atatürk kompartımanına çağırmış, yanında yaveri olarak Babamda varmış. Atatürk Halit Bey'den durum hakkında bilgi aldıktan sonra;
"Halit Bey, durumumuz çok vahim Memleketimiz çok kötü anlar yaşamaktadır, bir an önce askerlerimizi toplayıp Karaköy mevkiine gidiniz" emrini verir. Halit Bey dışarı çıkınca, Babam, Atatürk'ün yanına gelerek selam verir ve;
"Paşam ben günlerden beri Bozüyük ve Pazarcık'ta faaliyetteyim, buralardan kuvvet toplayacağım. Emir veriniz" deyince. Atatürk, Babamı baştan aşağı süzer ve sonra :
-Oğlum, biraz evvel dinlediniz, size vereceğimiz bir tek kuvvetimiz yok, yalnız başınıza ne yapabilirsiniz? deyince, buna cevap olarak babam :
"Paşa Hazretleri ben düşmanı Nazif Paşa hattında durdurmak için hazırlık yaptım", diye cevap verir.
Atatürk, hayretle ve müşfik bir gözle Babamı süzer,
- Çocuk, isminiz ?
-Halil Nuri,
- Tek başınıza bu iş nasıl olacak.
- Ben her şeyi hazırladım, Paşam siz emir veriniz.
- Ali Fuat Paşa ile temasa geçtiniz mi? der
- Hayır Paşam.
- Öyle ise acele edin çocuk, Paşa ile temasa geçin, der. Ve Babam selam vererek yanından ayrılır.
Ali Fuat Paşa ile temasa geçer. O sırada Milli Savunmadan bir yazı gelir, gönüllü çalışmak isteyen subaylar aranıyordur. Babam hemen müracaat ederek, köylü kıyafetine girer, Yunanca bilen bir subay ve muhabereden de bir subay alarak üç köylü kıyafetindeki subay, bir eşekle satıcılık yapıyormuş gibi, Yunanlıların işgal ettikleri bölgeye girerek telefon hattına bağlanıp aldıkları bilgiyi toplayarak Milli Savunmaya bildirmişlerdir. Bir müddet sonra üç Türk subayının, köylü kıyafeti ile Yunanlıların işgal ettiği sınırda olduklarını bildiren konuşmayı öğrenirler ve bulundukları yeri terk ederek, Anadolu'ya geçerler.
Muzaffer Kılıç, diyor ki: Atatürk'ü bu kadar müteessir ve ümitsiz görmemiştim hiçbir yerde duramıyor, devamlı kompartımanında dolaşıyordu. Halil Nuri'den gelen raporu aldığı zaman alaka ile okudu çok memnun olarak bana döndü : "Çocuk, bir sigara ver. Bu çocuk vaziyeti kurtardı." dedi.
Babam , Kandıra'da toplanmış olan Milli kuvvetlerimizin iaşesi ve idaresi ile meşgul olur. Çete reisleri buna kızarak Halil Nuri'yi öldürmeye karar verirler. Tam bu sırada bir İngiliz subayı Eskişehir'de yakalanır; Eskişehir Kumandanı, Kaymakam(Yarbay) Atıf Bey idareyi ele alarak İngiliz subayı ile Babamı değiştirerek ölümden kurtarmış olur. Babamın çalışması devam etmektedir. Bozüyük'te bir mehter takımı kurar , mahalle, mahalle dolaşarak halkı galeyana getirir, Milli marşlar çalarlar. Geyveli Hafız Şevket'in davudi ve gür sesi ile okuduğu milli şiirlerle halk coşmuştur. Çoluk çocuk, büyük küçük mehter takımının peşine düşmüş, korkuyu unutmuşlardır. Gönüllüler göğüslerine taktıkları (müstakimimiz Hasreti Allah'tır, utandırmaz bizi) yazılı şeritlerle mehterin peşinden gidiyorlardı. (Bu şeritlerden birkaçı Bozüyük Belediyesinde saklıdır) Bozüyük Kaymakamlık binasına gelince siyah bir bez üzerine yazılı bayrağı bir masaya diker üzerinde (Müslümanlar beklediğiniz kıyamet bu günlerdir birleşelim kurtuluruz) yazılıdır. Halk coşmuş düşman üstüne tekbir getirerek hiç korkmadan yürümüş ve düşmanı Vatanımızdan kovmayı başarmıştır. Birkaç kere yaralanan ve tedaviden sonra tekrar düşman karşısına çıkan Babam, ayak kemiğindeki kurşunu ölünceye kadar taşımıştır. Babamın yaptığı bu çalışmaların II. İnönü Savaşının kazanılmasında büyük rolü olmuştur. Harp sonrası Atatürk Babama takdirname ve İstiklal Madalyası verir. Köylü kıyafetli 3 fotoğrafının Askeri Müzede teşhir edilmesini emreder. Babamdan bahsedilen eserlerden birkaçı; Milli Mücadele Hatıraları(General Ali Fuat Cebesoy), Tarih Dünyası(Necdet Rüştü Efe), Garp Cephesi Nasıl Kurtuldu(Rahmi Apak), Yurdakul'un Masalı(Aka Gündüz), Gerilla Tarihi(Enver Behnan Şapolyo), Büyük Doğu(Cevat Rıfat Atilhan), Onlardan Biri(Necmi Nurettin), (Milli Mücadelede Yeşil Ordu Efsanesi)(Cemal Kutay), Büyük Cihat(Cevat Rıfat Atilhan, Babam, Ankara'da Arkeoloji müzesini, Eskişehir'de İnkılap Müzesini kurmuştur.
Harp bittikten sonra Bor'da bulunan Annesine ve Kayınpederi olan Sadi Bey’e mektup yazarak sözlü olduğu Fehime'nin(Yeğenoğlu ailesi) evlenme muamelesini yaptırarak İstanbul'a getirilmesini yazar. İşlemler yapılır aile arasında yapılan bir düğünle Fehime babası, Sadi Bey ve Kayınvalidesi Ayşe Hanımla beraber uzun bir yolculuktan sonra İstanbul'a gelir. Böylece Halil Nuri, evlenmiş olur.
Atatürk'ün muhafız alayında Genel Sekreter olarak yıllarca çalışmıştır, bu arada subay okulunda öğretmenlik yapmış ve birkaç eser yazmıştır. (Neferin Defteri, Selam, Bomba)
1933 yılında Atatürk, Babamı Almanya'ya gönderdi. Görevinin ne olduğunu hiçbir zaman söylemedi, 6-7 ay sonra Bor'a döndü. Gelirken ilkokul öğrencilerine gösterilmek üzere pek çok oyuncak ve ders araçları getirdi. Cumhuriyet ilkokul Müdürlüğüne teslim etti. (Bu oyuncaklar arasında hiç unutmadığım bir oyuncak vardı. O da buharla çalışan trendi.) Ayrıca bandoda kullanılan enstrümanları getirerek Bor'da bando takımını kurdu.
Bor'a ilk gramofonu getiren Babamdır. Bir kutudan şarkı söylüyorlar diyerek herkes dinlemeye gelirdi. Bisikleti de Bor'a ilk getiren Babam olmuştur. (Demir eşek) diyerek çoluk çocuk peşinden koşmuştur. Bor'da kütüphane kurmuş daha sonra Milli Eğitim Bakanlığına hediye etmiştir Bakanlık bu kütüphaneye Babamın ismini vermiştir.(Halil Nuri Bey Kitaplığı), yoksul çocuklara sünnet düğünü yaptırmıştır. Ayrıca görevli olarak kaldığımız pek çok yerde Çocuk bahçesi, kütüphane , sünnet düğünü yaptırmıştır. Niğde'den sonra Şark hizmeti olarak Erciş Askeri Şube Reisi olarak atandı. Oralarda da okullarda izci takımı kurdu.Çocuk bahçesi yaptırdı, fotoğrafçı yoktu. fotoğraf makinesi alarak fotoğrafçı dükkanı açtırttı.
Erciş'ten sonra Niğde'ye 3. ncü Tabur Kumandanı olarak geldi. Bor'lu fakir çocuklara okul gereçlerini almaları için bir kitapçı dükkanını gösterdi. Veresiye olarak öğrenciler ihtiyaçlarını oradan alıyorlardı daha sonra Babam onların aldıkları eşyaların parasını ödüyordu. O sene Annemin Babası öldüğü için biz Bor'da kaldık, Babam Niğde'deydi. Tatil günlerinde Babam atla Bor'a gelirdi. (her saatte araba bulunmazdı). O yıllarda Bor'da elektrik yoktu , her evde bir gaz lambası olur ve bütün çocuklar o lambanın etrafına toplanır, ders çalışırdı. Büyük evlerde lüks denilen gazla çalışan pompalı lambalar vardı. Onun ışığı diğer lambalardan çok fazla idi. Çocuklar ders çalışırken diğer bir oda da misafir kabul edilir, ev sahibinin ikramları ile (ortaya kocaman bir sini gelir üzerinde çeşit, çeşit yemişler olurdu. Bunların arasında köfterin ve cevizli sucuğun yeri başkaydı) koyu sohbetler başlardı. Babam, Bor'da yaptığı gibi Niğde'de de okuyan durumu bozuk öğrenciler için Kitapçı Tahsin Bey'in dükkanını gösterir, ihtiyaçlarını oradan karşılarlar, babam daha sonra onların harcamalarını öderdi. Babamın okuyanlara yardım ettiğini bilen Tarih Coğrafya Öğretmeni İsmail Erol Bey bir gün babama gelir ve "Ağabey çok üzgünüm askere gidiyorum, yanımda okuyan bir kız kardeşim var, Onu köye göndermek mecburiyetindeyim" der. "Gelsin bizde kalsın, Kızlarla beraber okula giderler." Babamın bu teklifini memnuniyetle karşılayan İsmail Bey, ertesi günü kardeşi Fatma'yı bize getirir. O sene bizde kalan Fatma, daha sonra Tıp Fakültesini bitirerek Doktor olmuş, bir araba kazasında yanarak ölmüştür.
Niğde'den sonra 1940 yıllarında Kayseri Zincidere köyünde olan Astsubay Okuluna Dahiliye Müdürü olarak atandı (Yarbay). Orada da çocuk bahçesi yaptırdı. Köyün eksiklerini tamamlayarak örnek köy olmasını sağladı. (Bütün gazetelerde örnek köy olarak bahsedildi.) Bando teşkilatını kurdu. 19 Mayıs'ta Kayseri'de gösteri yapan Astsubay öğrencileri bando eşliğinde ritmik hareketler yaptılar. (Bu Kayseri'de ilk defa oluyordu, halk hayranlık ve hayretle seyrediyordu.) Kayseri'den sonra Maraş Alay Kumandanlığına tayin oldu. Orada Maraş kahramanlarının büstlerini yaptırarak uygun olan bir bahçede devamlı teşhirini sağladı, hamam yaptırdı. Bir sene sonra alayın Dörtyol'a tayini ile Adana'ya geldik. Erkek kardeşlerim lisede okuyorlardı. Biz Adana'da kaldık. Babamda Dörtyol'da subayların misafirhanesinde kalıyor, tatil günlerinde Adana'ya geliyordu. Bu arada ben Kayseri Kız Enstitüsünü bitirmiştim. Bor'da öğretmene ihtiyaç olduğunu öğrenince vekil öğretmenliğe müracaat ettim. Ve Cumhuriyet İlkokuluna vekil öğretmen olarak atandım. Anneannem ve Teyzem Bor'da yaşıyorlardı, Bende onlarla beraber olmaktan mutluydum. Öğretmenlik çok hoşuma gitmişti, ikinci sınıfı okutuyordum , çok sevdiğim çocukların çocuksu halleri ve sefalet içinde yaşayan mahzun bakışları, duygusallıkları benim ilham kaynağım olmuşlardı. Ev Kadın dergisinde açılan yarışmada üçüncülük alan şiirimi ve aynı derginin hikaye yarışmasında altıncılık alan bir hikayemi size gönderiyorum. Bir yılın sonunda bende Adana'ya ailemin yanına gittim. Babam bir gün eve geldiğinde, "size çok kıymetli bir misafir getireceğim bakalım tanıyacakmısınız?", dedi. Hazırlığımızı yaptık gelmesini beklediğimiz gün gelmişti. Hepimiz heyecanla misafirimizi bekliyorduk. Kapı çaldı ve misafirimiz görünür görünmez hepimizde bir heyecan ve hayret vardı. Çünkü gelen misafir Atatürk'ün kız kardeşi Makbule hanımefendiydi. Ve tıpkı Atatürk'e benziyordu. Dörtyol'a Atatürk'ün portakal bahçesine gelmiş, orada kışı geçirecekmiş. Babam Atatürk'ün (Muhafız alayı) genel sekreteriyken tanıdığı için görüşmek kolay olmuş. O da bizi çok sevdiğini söyledi. Kısa bir zamanda bir aile gibi olduk. Bu ilk gelişinde 5 gün kaldı. Ondan sonra birçok defalar o Adana'ya geldi. Bizde Dörtyol'a gittik, onun misafiri olduk. Adana'da talebeler öğretmenleriyle beraber ziyarete geldiler ve Atatürk'e ait bazı sorular sordular. Atatürk'e benzeyen keskin bir bakışı vardı. Şişman güzel bir hanımdı. Atatürk'ün bindiği zırhlı bir arabası vardı şoförü kullanıyordu. Bizimle Bor'a geldi ve orada misafirimiz oldu. Yazlık evimiz müsait olmadığı için Sayın Baran Ailesinin evinde misafir olarak kaldı.
1950 seçimlerinde halkın isteği üzerine Babam istifasını vererek Demokratik Partiden adaylığını koydu ve Milletvekili seçildi. Ailece Ankara'ya yerleştik. Babam bir gazete çıkartarak, Mecliste olup bitenleri Bor'lulara ve köylülere duyuruyordu. Eşekle köy köy dolaşıp kitap dağıtan bir ekip kurmuştu, bununla kitap isteyen köylülere ulaşıyordu. (Gezici bir kütüphane kurmuş oluyordu.) Mecliste Halk eğitimi emekli maaşlarının artırılması , eski eserlerin korunması, İskan kanunu subay ve askeri memurlara ait bazı kanunlar teklif etmiştir.
Bir dönem Milletvekilliği sona erdikten sonra Emekli Sandığı Yönetim Kurulu üyesi oldu. 28-2-1970 yılında yaşama veda eden Babam öldüğü güne kadar bugünkü adı MİT olan teşkilatta çalışmıştır. (Bu teşkilattaki son görevi olarak Hacca gitmiş ve geldiğinin ertesi günü vefat etmiştir. Oradan getirdiği pek çok kitap MİT Müsteşarlığına teslim edilmiştir.)
Halil Nuri Yurdakul'un 5 çocuğu vardır: Leyla Doğan (Merkez Bankasından Emekli), Lemi Yurdakul (iç hastalıkları mütehassısı 40 yıldır Amerika'da yaşamakta), Yurdanur Oral (ev kadını), Yurdakul Yurdakul (Kalp Damar ve Göğüs Hast. Prof.), Özer Yurdakul (İstanbul'da serbest Diş Hekimi) olarak görev yapmaktadır.
Leyla Doğan babası Halil Nuri Yurdakul için anlattıklarına ek olarak ilk sinema filmini getiren ve 21 Aralık 1949 tarihinde okullara Atatürk ve İnönü büstlerini hediye edeninde Yurdakul olduğunu yazalım.
28 Şubat 1970 yılında vefat eden ve Bor Acıgöl Asri Mezarlıktaki mezar taşında Prof.Dr. Feridun Nazif Uzluk'un kişiliği ve emeklerini anlattığı bir yazısı da yer alan Halil Nuri Yurdakul'un ABD'de yaşayan oğlu Prof.Dr. Halil Lemi Yurdakul ilçede bulunan mal varlığını 3 Temmuz 2000 tarihinde Bor Belediyesine bağışladı. Niğde Üniversitesi Bor Kampüsüne 2004 yılında Halil Nuri Yurdakul adı verildi
ASIM EREN
Niğde için önemli hizmetler veren örnek insan Asım Eren'i, Dedem Aşkı Gürer ve Babam Lütfi Gürer yakın tanırlardı. Çocukluğumda evde hep övgü ile anılan Asım Eren'le bir kez de kısa da olsa sohbet olanağım oldu. Keşke onların anılarını yazabilse idim. Asım Eren, ile ilgili ilk makalemi 1976 yılında Yeşil Bor gazetesinde yazdım.
Asım Eren: Çeneli ve Turşucuoğullarındandı. 1 Şubat 1901 yılında babası Trablusgarp'te muallim iken doğdu.
Babası Muallim Hacı Hafız Mahmut Rıza Efendi, Annesi Hacı Nefise hanımdır. Büyük dedesi Şair Çenelizade Hafız Mehmet Şani Efendidir. Dedesi ise Orta Mahallede çok alim ve fazıl bir zat olan mahalle İmamı Şeraffetin Efendi'dir. Babası Hacı Mahmut Rıza Efendi, Şeraffettin Efendi'nin beş oğlundan biridir ve 1275 H. doğmuş ve Bor'da muallimlik yapmıştır, sonrası İstanbul'da, Trablus'ta, Yemen'de muallimlik yapıp, İstanbul'a yerleşmiştir. 1928 yılında vefat etmiştir.
Oğlu Asım Eren'de, 1913 yılında Kuleliyi üstün başarı ile bitirmiş ve 1. Dünya Savaşı ile başlayan işgal üzerine İstanbul'dan 18-6-1919 yılında Bursa'ya geçerek 17. Piyade Alayına gönüllü katılmıştır. İnönü ve Sakarya Şavaşlarına cephede savaşan Asım Eren, iki kere yaralanmış, Harp ve İstiklal madalyası sahibidir. 1950 yılında Kore'ye gidecek 241 Piyade Alayında görevli iken Kore'ye tüm ısrarlarına karşın gönderilemeyince üzülerek Kurmay Albay olarak bulunduğu ordudan kendi isteği ile emekli olmuştur. İller Bankasında çalışan ve Hukuk Fakültesini bitirerek Avukat olan Asım Eren, 1957 yılında CHP'den Milletvekili seçilmiş ve Asım Eren İlkokulu ve ŞNP orta kısım derslikleri ile lise yapılmasında maddi ve manevi destek vermiştir. Bor'daki mülklerini okul yapımı için bağışladığı gibi Milletvekili maaşlarını öğrencilere burs, eğitim hizmetlerine katkı amacı ile kullanmıştır. 14 Ocak 1959 yılında yapılan XIV. CHP Kurultayında 509 oy ile Parti Meclis Üyeliğine de seçilmiş ve milletvekilliği döneminde, Niğde il genelinde sağlık, eğitim, sulama suyu ve içme suyu ile konularında aktif çalışmalarda bulunmuştur. Ayrıca. maddi destek vermiştir. Askeri Levazım Fabrikası ve Akkaya barajının yapılmasında büyük emek verdiği gibi Bor'da El sanatları ile halıcılığın gelişimi İle elmacılığın sorunlarına yönelik çalışmalarda da bulunmuştur. İki dönem milletvekilliği sonrası seçim kaybedince politikadan kopmuş ve 5 Mayıs 1967 yılında siyaseti bırakmıştır. Ankara'daki apartmanını Çocuk Esirgeme Kurumuna bağışlayan ve Türk Eğitim Vakfına katkıda bulunan Asım Eren İki kız öğrenciyi okutmuş ve iki ayrı dairesini de bunlara bağışlamıştır. Milletvekilliğinden sonra İzmir'e yerleşen Asım Eren Bor'a gelmiş, kısa süre de olsa görüşmüştük. Hakkında yazdıklarımdan duygulandığını söylemişti. Bayram kartlarına teşekkür yazısı eklerdi.
Asım Eren, adına yaptığı Asım Eren İlkokulu, Askeri Fabrika, Akkaya barajı, ŞNP derslikleri, öğrencilere verdiği burs, sağladığı destek, Turizm,Tyana, halıcılık, sulama suyu,köy sorunları ve elma konusunda yaptığı çalışmalar, milletvekili iken aldığı maaşını yardım olarak dağıtması politikayı bırakıp çekilmesinden sonra anlaşılabildi.
20 Ekim 1975 tarihli Asım Eren el yazısı ile gönderdiği bayram kartına "Bor'umuza ışık, hız ve ses veren değerli yazılarınızı daima derin sevgi ve hazla izlerken başarınız dualarımla Ramazan Bayramınızı kutlarım. Mutluluk dileklerimi katar, sevgi ve en iyi yıllarınızı tanrıdan niyaz ederim" diyordu. 5 Ocak 1988 günü vefat etti. Çalışkan, dürüst, memleket sever insandı. Çocuğu olmayan Asım Eren iki kız çocuğunu evlatlık alıp tüm eğitim masraflarını da üstlenip okutmuştu. Yaşamında elde ettiği her varlığı hayır ve hizmet için harcayan Asım Eren eserlerinde adı yaşıyor.
AZMİ YAVUZALP
Azmi Yavuzalp, 17 Mart 1926 yılında Bor'da doğdu. Babası Semerkant Sancaktar başı Hacı Hasan Efendi oğlu Bor ilk Belediye Reislerinden Asım Yavuzalp'tir. İlk, orta öğrenimini Bor'da Liseyi Mersin'de okudu. İstanbul Hukuk Fakültesini mezun oldu. 1949 yılında Bor Gençlik Derneği kurulması ve Yeşil Bor gazetesinin yayınlanmasında görev aldı. Yeşil Bor gazetesinin ilk Yazı İşleri Müdürlerindendir. İstanbul Niğde derneklerinde çalıştı. İstanbul Niğde Yurdu açılmasında emek verdi. 1963 yılında Türkiye İlaç Katoloğunu ve Eczacılıkla ilgili Kanuni mevzuat el kitabı çıkardı. Anayurt Ansiklopedisi 8. cilt hazırlanmasında görev aldı ve adı Ansiklopedide yazıldı. 1968 yılında CHP Bor Belediye Başkan adayı oldu. Parti oyunu artırmasına karşın seçilemedi. 1973 seçimlerinde ise Milletvekili seçildi. 1975-1976 yılı CHP Parti Meclis Üyesi ve değişik komisyonlarda görev aldı. 8 köy Öğretmen evinin programa alınmasını sağladı.Mahrumiyet köylerinin sorunlarının çözümü için uğraştı. Okul sorunları ile ilgilendi.Niğde Stadının yapılması ve Bor Kapalı Salonun yapılması için çalışmalarda bulundu. 1986 yılında plana alınmasına karşın yapılamayan Pratik Sanat Okulu için Kaymakam Vekili Mehmet Çelik'in mektubu üzerine 1975 yılında faaliyete geçebilmesi için 6 milyon liralık ödeneğin ayrılmasını sağladı. Temel Eğitim Okulu açılması çalışmalarında bulundu. 1978-80 yılları arasında Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyeliğini yaptı. Niğde'de yeni şubeler yanında banka kanalı ile destek ve katkılarda bulundu. 1980 sonrası avukat iken Motorlu Ticaret A. Ş Genel Müdürü oldu. 1992 yılına kadar bu görevini sürdürdü. 1991 seçimlerinde SHP'de ön seçimi kazanıp liste başı oldu ise de kazanamadı.. 22 Mart 2004 tarihinde vefat etti.
HAYDAR ÖZALP
Bor'da siyasi süreçte en çok konuşulan ve yer alan isimlerdendi. 1924 yılında doğdu. 1946 yılında Ziraat Fakültesinden mezun oldu. 21 Haziran 1951 yılında Zirai Mücadele Teknisyeni iken Baş Teknisyen oldu. Bor Gençlik Derneği kurucularında ve Yeşil Bor gazetesinin yayınlanmasında yer aldı. 1958 yılında Bağımsız Belediye Başkanı seçildi, sonrasında DP katıldı. Çocuk Esirgeme Kurumu, Kızılay, DP ilçe Teşkilat Başkanlığı, Niğde il İdare Kurulu üyeliğinde bulundu.
Enes Hoca Cami ve altındaki dükkanlar yapımını sağladı. Eğitim, sağlık, su konusunda çalışmalarda bulundu. 1960 ihtilali ile bir hafta göz altına alındı. Serbest kalınca kurban kesip politikayı bıraktı ise de (Konya Ereğli'de zirai mücadele dükkanı açtı), 1961 yılında yeniden politikaya döndü. Delege seçimi ile üçüncü sırada milletvekili adayı oldu.Halk oyu ile Tercihli sistemde ilk sırada seçilerek, T. B. M. M girmeyi başardı. 1970 yılında Nihat Erim ve Ferit Melen Hükümetlerinde Gümrük Tekel Bakanı oldu. 1977 yapılan önseçimi kaybetti ve milletvekili olamadı. 12 Eylül sonrası 1983 seçimlerinde bu kez ANAP'tan Meclise girdi. Mecliste, "Haydar Ağası" olarak tecrübesi ile ilgi buldu. Değişik kademelerde görev yaptı. Turgut Özal ile yıldızı barışmadı. 36 yıl politikadan 1990 sonrası politikadan kendi isteği ile çekildi. Niğde'de yerel çok sorunla ilgilendi. Özellikle Tekel Bakanı iken çok hemşehrimize iş sağladı.
Haydar Özalp ile gazeteci olarakta çok anılarımız oldu. Bor Sanat Okulu 1975 yılında Bor Meslek Lisesi olması istendiğinin haberini yapmıştım. Hürriyet gazetesinde haber çıktı. Çağırdı. Olmayacak şeyleri yazıp kafa bulandırmayın'dedi. Nüfus olarak Bor'a Meslek lisesi açılamayacağını belirtti. Ancak okul girişimler sonucu Meslek lisesi olarak açıldı.
1977 seçimlerin de ön seçimi kaybetti. Hürriyet muhabiri idim. Eski Hükümet Binası önünde Haydar Özalp, İsmet Atlı, Salih Bor ve Yavuz Can'ın birlikte resmini çektim. Şeçim sonuçları için "Haydar Ağa delege oyununa geldim dedi." başlığı ile haber çıktı. Elinde sigarası, düzenli saçları ve eli cebinde resim altında kısaca yaşadıklarını ve yaptıklarını anlattı.Bor'da olduğu sürece Hükümet meydanında esnafların iş yerlerinde olurdu.
MEHMET BIYIK
Mehmet Bıyık Ereğli'de Bor'a göç eden Bıyıkzadelerdendir. Politikaya tek parti döneminde CHP İlçe Yönetim Kurulu Üyesi olarak başladı. O Yıllarda kurulan derneklerde görev aldı. Çok partili dönem ile Demokrat Partiye geçti. 1950 yılında Bor Belediye Başkanlığı yaptı. Akaryakıt ve lastik ticareti ile uğraştı. Cami, okul, sağlık ile ilgili konularda yapılan çalışmalara katkıda bulundu. Belediye Başkanlığı dönemini Başkanlık kısmında yazdım. Aralık 1974 yılında Ankara'dan Bor'a Tren ile gelirken geçirdiği kaza ile vefat etti.
YILMAZ CEMAL BOR
1934 yılında Bahçeli'de doğdu. Bahçeli Zafer mahallesinden Kurt Ömerlerdendir. Babası Mustafa bey, annesi Kiraz Hanımdır. İlkokulu Bahçeli'de Orta Okulu Bor ve Sarıyer'de okudu. Lise eğitimi sonrası 1961 yılında Siyasal Bilgilerden mezun oldu. Kaymakamlık ve Emniyet teşkilatında üst düzey görev yaptı. 1977 yılında CHP'den Milletvekili seçildi. Milletvekilliği sonrası Türk İdareciler Derneği Genel Başkanlığında bulundu. Milletvekilliği döneminde köy ve kasaba sorunları ile yakından ilgilendi.
DOĞAN BARAN
1929 yılında Van'da doğdu. 1946 yılında Kabataş Erkek Lisesini 1952 yılında Ankara Tıp Fakültesini bitirdi. 1958 yılında Niğde'de Doktorluğa başladı. Vali Baran Baran'ın oğlu Hazine Avukatı Ayhan Baran kardeşidir. 1952 yılında Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1954 yılında Ankara Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesinde İhtisasa başladı. 1958 yılında Niğde Devlet hastanesi, Kadın Doğum Klinik Şefi olarak atandı. Ana Çocuk Sağlığı Merkezi, Baş tabiplik, Sağlık Koleji Müdürlüğü yaptı. 1978 yılında AP İl Başkanı ve 1980 sonrası DYP kuruluşu ile bu partiye geçip il Başkanlığıda oldu. 1987 yılında DYP'de milletvekili, 1994 yılında Sağlık Sosyal Yardım Bakanı oldu. Doğan Baran, Bakanlığı döneminde Niğde ve Bor'da çok sayıda sağlık tesisinin açılmasını sağladı. Niğde'nin Sağlık sorunlarını önemli ölçüde çözdü. Bor Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi yapılması ve Bor Hastanenin gelişimini sağladı. Plan Bütçe Komisyonu ve çevre araştırma Komisyonunda da görev yapan Doğan Baran hizmetlerini kardeşi Ayhan Baran, şöyle anlattı. Kardeşim Dr. Doğan Baran'ın Sağlık Bakanlığı sırasında evvelce dernek tarafından yaptırılan Devlet Hastanesi ek bir bina ile genişletilmiş ve en son teknolojik cihazlarla donatılmıştır. ISO 9000 kalite belgeli bu hastane yıllar önce yalnız bir operatör ve bir dahiliyeci ile hizmet verirken şimdi değişik konularda ihtisas görmüş doktorlar çalışmaktadır. Bor'un bütün mahalleleri ve köyleri birer Sağlık Ocağına, Kemerhisar ve Altunhisar hastaneye kavuşmuştur. Doğan Baran tarafından temeli atılan Bor'un Okçu Dağı eteğindeki dünya çapında büyük Fizik Tedavi Hastanesinin kara yapısı bitirilmiş, iktidar değişikliği nedeniyle yardım alamadığından bu hastane yarım kalmıştır. Hastanenin bulunduğu caddeye Doğan Baran Caddesi adı verilmiştir.
AKIN GÖNEN
1942 yılında Bor'da doğdu. Babası Kazım bey, annesi Sahide hanımdır. Cumhuriyet mahallesi nüfusuna kayıtlı Gönen, İlk , orta okulu Bor'da liseyi Niğde'de okudu. İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Devlet Lisan Okulu, Fransızca bölümünü bitirdi. Gazi Üniversitesinde master yaptı. Kaymakamlık ve İç işleri Bakanlığı Personel Genel Müd. Yrd. lığı görevlerinde bulundu. 1980 Urfa Valisi, 1984 Çankırı Valisi oldu. 17. Dönem Niğde, 18. Dönem İzmir, 19. Dönem Manisa Milletvekili oldu. Adalet ve KİT Komisyon üyeliği ile ANAP Genel Sekreterliği görevlerinde de bulundu. 1989 yılında DYP'ye geçti, sonra tekrar ANAP'a döndü. 20 Kasım 1991 tarihinde kurulan Hükümette Devlet Bakanı oldu. Hükümet Sözcülüğü yaptı. Bor Organize Sanayi ve Niğde Üniversite konusunda çalışmalarda bulundu. Anadolu Lisesi açılışını sağladı. Bölge sorunlarının çözümü için uğraştı. Milletvekilliğinden sonra özel bir TV kanalında program yaptı. 2002 seçimlerinde ANAP'tan liste başı olmasına karşın seçilemedi. Avukat olan Akın Gönen politika ile aktif ilgisini devam ettiriyor. Gönen, Niğde Üniversitesi kararının alındığı dönemde Bakanlar Kurulunda Devlet Bakanı olduğunu, Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'nün katıldığı toplantıda konunun tartışıldığını, Niğde ilinin ilk tasarıda adı olmamasına karşın ısrarı ve Prof. Dr. Erdal İnönü'nün de destek vermesi gündeme girdiğini, uğraşları sonucu olumlu sonucun doğduğunu ve Üniversitenin 49.TC hükümetinin kolektif ürünü olarak açıldığını Niğde'miz dergisinde yazdı. Akın Gönen Ecemiş Projesi, Bor Organize Sanayi, Otaban yol içinde emek vererek olması için çabaladı.
MAHMUT UĞUR ÇETİN
1965 yılında Bor'da doğdu. Babası Osman ve Annesi İnayet Hanımdır. İlk ve orta öğrenimini Bor'da tamamladıktan sonra Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezun oldu. Deri imalatı ve ticareti üzerine çalıştı. 2002 seçimlerinde AKP'den Niğde Milletvekili oldu. Evli ve 3 çocuk babası. Milletvekili olarak ilçenin sorunları ile ilgilenen Çetin, Bor'da 10 yıldır yapımı tamamlanamayan Fizik Tedavi Merkezi açılması, Deri Sanayi sorunları,Kent Ormanı oluşumu, köy sorunları,Eğitim ile ilgili konularda çalışmalarda bulundu.2005 yılında danışmanlığını da İktisat Mezunu Hemşehrimiz Özcan Çarçur yapıyordu. Mahmut Uğur Çetin bu dönemde Bor ilçesi sorunları çözümü için her alanda çaba ve çalışma içinde olduklarını ve herkesin vekili olarak çalışmak için uğraş verdiğini belirtip Bora emek verenlerinde Bor sokak ve caddelerde adı yaşatılmasınında doğru olacağını ifade ediyor
MUAMMER CANDAN
Bor Balcı Köyünde doğdu. Yüksek okul mezunu, Özel Sektörde yöneticilik yaptı. AKP Konya Milletvekili olarak TBMM girdi.
|