bozkurtlarulkesi.sitemynet.com
trkdevletlernn9.gif

Anasayfa
Bursa
Kişisel sayfam
Kur'an-ı kerim
Peygamber Efendimiz
Başbuğ
Dokuz ışık
Yusuf imamoğlu
Ülkücü yemini
Türk devletleri
Kitaplar
Videolar
Ziyaretçi defteri
Bağlantılar
Destekleyenler

Kitaplar


Yusuf ziya arpacık

96969.jpg

Azerbaycan Türkleri'nin Soylu Duruşu ve Barış Tahripçisi Ermeniler

Bir nefeste okuyup bitirdim. Yıllardır belleklerimize işlenmiş Ermeni hikayelerini yaşanmış tecrübelerle adeta belgeleriyle resimleriyle insanların beyinlerine işliyor Yusuf Hoca. Sadece tarihsel gerçekleri anlatmakla kalmıyor, tarihi yeniden yaşatıyor. Hocalı Katliamı ekseninde Ermeni meselesini izaha ve Türk Milletine yeniden ve bir daha hatırlatmaya çalışıyor. Özenle seçilmiş kelimelerle ve yaşanılan gerçeklerin olağan üstülüğü karşısında hayret etmemek mümkün değil. Bir roman hafifliğinde, ama belgsel tadında olağanüstü bir kitap.

Abdullah ağar

zbk333673ia725_250.jpg

"...Teğmen hedefe girmenin hazırlığında... Sözde onurlarının kırılacağı, dahası hedefe girenin onur bulacağı yerdir burası... Ve girilen çatışmanın en doruğudur. Anlarla, durumla, mekanla, içgüdülerle, dürtülerle, tehlikelerle ve benlikle yarışılır burada... Ve karşıda olanın çok önemi yoktur aslında... Hedefe girme anı gelip çatmışsa eğer, bütün kökler kopartılıp atılmıştır zaten...
Ve o an, hedefe yürümek üzere ayağını yerden kesebildiğin andır Göz gözü tanımaz o zaman... Varlığının tohumuna para saymış olsan bile tanımazsın benliğini... Zaman, mekan, dünya, ifrit, benlik saygı duruşuna geçiverir zaten... Mehmetçiğin yakarış anıdır bu... Dahası anış... Ve ruh bütün yaratılmışlara kafa diker ya, bir secde anındadır aslında... Kendisini Yaratana... Kendisini yaratılmışlar içinde en şerefli kılana... Artık bütün varlığın seyre koyulduğu, bir haykırış anıdır. Askerin her şeye karşı olan ve aslında sadece bir tek şeye karşı yaptığı haykırışı... Allah...deyişi...
Ya Allah...
Gürüldeyerek, gümbürdeyerek hedefin içine akan askerler...
Mehmetçik...
Türklerin, Türküm diyenlerin, Türk inançlıların, kutsal anı...
Şerefin, namusun, imanın bedenleştiği, bayraklaştığı an...
Burası Kuzey Irakta gelecek arayıp da, bulduğumuz yerdir..."




Haluk kırcı

105427.jpg

Haluk Kırcı, yeniden geçmişi sorguluyor!...Kamuoyunun çok yakından tanıdığı isimlerle, medya ve siyaset dünyası hakkındaki yorumlan ve kendisinin de yeni edinmiş olduğu bilgileri, okuyucusuyla buluşturuyor.Mehmet Ali Birand'a ne dedi? Metin Uca'ya neden kızdı? Devlet Bahçeli ve Faruk Bal'a içerlemesinin sebebi neydi? Başbuğ, neden "Sen, en iyisi bir süreliğine yurtdışına çık... Evladım Fransa'ya git! Arkadaşlar orada sana yardımcı olurlar" dedi? Bahçelievler'de ölenlerden ikisi, D.İ.E' de mi çalışıyordu ve devletin takibinde miydiler?Yine Bahçelievler'de "SABATAYİST" bir ailenin çocuğu da mı ölmüştü?Dündar Kılıç, devletle barışamamasının sebebini, neden SABATAYİSTLER'e bağlıyordu?"Mehmet Ali Ağca ve Haluk Kırcı isminin unutturulmayışının sebebi, yine ONLAR! mıydı?"Ve, Ukrayna'ya kaçış planlarını, yolda ve orada yaşadıklarını, Sovyet yönetiminin bıraktığı izlerin, Ukrayna Cezaevleri'ndeki insanlık dışı uygulamalarını, yakın tarihin en önemli simalarından biri olan yazarın, 105 günlük mahkumluk macerasını, heyecanlı bir film seyrediyormuş gibi okuyacaksınız.

Recep şükrü apuhan

89120.jpg

Tek vücut haline gelmiş bir milletin, vatanı istila etmek isteyen düşmana
karşı bağımsızlığını, onurunu ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini
bütün dünyaya gösterdiği Çanakkale destanı kitaplaştı. Araştırmacı Yazar
Recep Şükrü Apuhan, 'olmak ya da olmamak' arasında gidip gelen, düşmanlar
tarafından yazılmaya çalışılan kaderini değiştiren Türk Milletinin destansı
mücadelesini kaleme aldı.
Recep Şükrü Apuhan, 'tarih' denen büyük öğretmeni bu defa Çanakkale
Savaşı'nı anlatması için kürsüye çıkarıyor. Bu derste gerçek yiğitlik,
fedakârlık ve insanlık öyküleri var. Çanakkale Savaşı'nı her yönüyle ele
alan bu kitabı; heyecan, gurur, hüzün ve zevkle okuyacaksınız.
Harita ve fotoğraflarla desteklenen Çanakale Geçilmez, titiz bir çalışmanın
ürünü. Kitapta, 'Bu vatan ya senindir ya da hiç kimsenin! ' şiarıyla
kazanılan Çanakkale Savaşı'nın sebepleri, sonuçları, düşman kuvvetlerin
sahip olduğu muazzam silah gücü, savaşta yaşanan duygulu anlar, Anadolu
insanının cesareti, fedakârlığı, vatan sevgisi ve sabrı tüm canlılığı ile
satırlara yansıtılıyor.
Çanakale Geçilmez, bir yandan vatanını canı pahasına koruyan, düşmanı
Boğazlar'dan geçirmemek için her şeyini ortaya koyan Mehmetçiğin acı dolu
hikâyesini anlatırken, diğer yandan ülkelerinden binlerce kilometre uzakta
ne için savaştıklarını dahi bilmeyen Anzakların, Müslümanlara silah
çektiklerini duydukları ezan sesiyle fark eden Hintli ve Senegalli
askerlerin öykülerini gözler önüne seriyor.

Abdülhakim yüce

2180_b.jpg

Hayatını çok hassas yaşayan, fani ömrünün bütününü rıza-yı ilâhî yörüngesine oturtan bir rehber. Evet, bu rehber şüphesiz ki "en güzel örnek" olarak Allah'ın içimizden seçtiği en örnek kul Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) dir. Efendiler Efendisi gününü nasıl yaşadı? 24 saatini neye göre tanzim etti? Günlük hayatında olmazsa olmaz olan şeyler ne idi? Gecesini nasıl değerlendirirdi? Allah'la olan irtibatına ne kadar zaman ayırır, ailesine ne kadar vakit tahsis ederdi? Bütün hayatını Allah hesabına işleten ve Allah rızası istikametinde en tatlı hayatı yaşayan İnsanlığın en seçkin kulunun günlük hayatı Efendimiz'in Bir Günü adlı bu eserde tahlil edilmeye çalışılmış ve zamanı en iyi değerlendirmenin örnekleri takdim edilmiştir.


"Vakit nakittir." atasözünde veciz bir şekilde dile getirilen zaman kavramının daha da önem kazandığı günümüzde, Efendimizin bir gününü nasıl geçirdiğini tespit etmeye çalışmak çok önemli. Zira peygamberlik gibi çok ağır bir mükellefiyetinin yanında o Yüce İnsan; derin bir ibadet hayatı yaşadı, hemen her iş, yer ve aktivite için ayrı dualar etti, hemen her işini kendisi gördü, eğlenmeye varıncaya kadar ailesinin hiçbir şeyini ihmal etmedi, ashabının iş, çocuk, aile, sağlık, dâhil bütün İşleriyle yakından ilgilendi, dışarıdan gelen heyetleri en güzel şekliyle ağırladı, ve mecbur kaldığında hak ve hakikat düşmanlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı...
Evet, bu insan, titizlik ve dikkat isteyen bunca işi, en mükemmel şekilde nasıl gerçekleştirdi? İşte elinizdeki çalışma En Güzel İnsan'ın zamanını nasıl en güzel kullandığını keşfetmeye çalıştı.


Yusuf ziya arpacık

80988.jpg

İşte Gardiyan Muzo'nun cevabıyla beraber bana uzattığı bu alev alev yanan gazete kağıdı, hayatımın her noktasına ışık tutacak bir enerji kaynağı olmuştu sanki. Ben hücrede özgür, gardiyan dışarıda esirdi. O dışarda korkudan titrerken, ben içerde zafer kazanmış orduların mağrur askeri gibi bir ileri, bir geri yürüyordum. Meşale gibi tuttuğum gazete kağıdı yanarak, ateşi elime dayanmıştı. Kalan parçayı bir hamlede hücra kapısından dışarıya fırlattım.
Artık özgürdüm. Esaret bedende değil, ruhta yaşanırdı. Dışarıda dolaşan milyonlarca esiri düşündüm. Kimi akşam sofrasına koyacağı bir rakı şişesinin, kimi bir çift yeşil gözün, kimi de bir arabanın. Maddeye esir olmuş ruh mahkumları için yandı yüreğim. Acıdım... Onlar için duyduğum endişe bütün duygularımı bastırdı. Çıkış yolu bulunmayan bir esaret halkası kuşatmıştı insanoğlunu. Özgür esirler... Kafamda kıvılcım gibi çıkan kavramlar mana itibarı ile yine allak bullak olmuştu.


Abdullah ağar

100735.jpg

'Vatan, millet, devlet... Bayrak, sancak, asker... Onur, şeref, namus... Dil, sanat, edebiyat... Din, iman, inanç... İdeoloji, kültür, medeniyet... bizim dokunulmazlarımızdır. Ve aslında 'asla ve asla' terk edemeyeceğimiz mevzilerimizdir. Eğer bu mevzilerimizi boş bırakır ya da terk edersek, o mevzilere düşman girer. Ve oralardan ateşe boğar bizleri.... Bir milletin olmazsa olmazıdır, dokunulmazlar. Ve bunlara dokundurtmayarak ayakta kalınır, ancak...
Direnç ancak böyle üretilebilir... '
O halde hangi kesimden olusak olalim, 'teslim olmamak' için, biraraya gelmek, ortak bir direnişe yönelmek, millet olarak uyanmak zorundayız.
Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve savunmak kararlılığında olan herkes için, Atilla İlhan'ın yönetiminde hazırlanan 'Bir Millet Uyanuyor' dizisinin yedinci kitabı olan Ölüm Dağları Bekler 'Cudi Dağı', Türk Silahlı Kuvvetleri'nin acı ile onur yazan 1'inci ve 2'nci Komando Tugaylarında, Özel Kuvvetlerinde komutanlıklar yapmış ve Kuzey Irak'ta adı bilinmez bir dağın başında soğuk bir ekim gecesinin son demlerinde yaralanmış Abdullah Ağar tarafından kaleme alındı.


Recep küçükizsiz

90255.jpg

Dün onlar kutlu bir sevdaya tutulmuşlardı.Ülkücülüktü sevdaları.yazılmamış destanların kahramanları oldular

Ahmet şafak

116482.jpg

Hayali ve gerçek kişilerin birbirine karıştığı muhteşem bir kurmaca olan Kan Meclisi: 1915, günümüze kadar ulaşan etnik sorunların yumaklaştığı 1915 yılına indirilen hassas bir neşter.

İstanbul'un orta yerinde müthiş bir kovalamacaya sebep olan Ermeni terö-ristlerce Berlin'de şehit edilen Bahaattin Şakir'le Adli Tıp Hekimi Ahmet Kemal'in hafiyelikleri, İstanbul Üniversitesi nin ağırbaşlı sosyologu Ziya Gökalp'in genç bir polise atılan iftirayı araştırmak için verdiği amansız mü-cadele, Enver Paşa'yı Ermeni tehcir yasasına götüren sebepler ve Doğu Demiryolu Projesini gerçekleştirme hayalleri Kan Meclisi: 1915 te!

Ahmet Şafak, kitabında okudukça gözünüzün önünde bir film şeridi gibi canlanacak kimi zaman hüzünlü, kimi zaman gerilimli, kimi zaman da sarsıcı bir hikâyeyi anlatıyor ve savaşın içinde direnen bir İstanbul portresi çıkarıyor ortaya. Aynı zamanda şaşırtıcı bir hayal gücüyle yakın tarihin kırılma noktalarından olan 1915 yılına doğru
okuyucuyu sürüklüyor.
Kan Meclisi:1915, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini de etkileyen olaylar zincirine projeksiyon çevirerek sadece edebiyat alanında değil tarihi ger-çekliklere de sadık kalarak farklı bir bakış açısı sergiliyor. Aynı zamanda Türkiyedeki Adli Tıp hekimliğinin başlangıcına da ışık tutuyor.


Etem karaüzüm

catl_.jpg

Elleri ve ayakları zincirlerle bağlanarak, Paris'ten İsviçre Basel zindanına getirildi.

İlk Sorusu Şöyleydi:
"-Buradan kaçma imkanı yok mu?"
-Papa suikasti ile çarpıcı açıklamaları....
-Fransa'da tutukluyken İsviçre Devleti Çatlı'yı niçin istemişti?...
-Bu devlet Çatlı'ya nasıl bir son hazırlıyordu?
-Çatlı'nın İsviçre'de serbest bırakılması için İsviçre Adalet Bakanı ile Kim hangi yollarla temas kurdu?
-İsviçre gazeteleri Çatlı için neler yazmıştı?

-Çatlı, firar etme imkanı olmayan bir ceza evinden (Bostadel) Nasıl Kaçtı?

Grup gökçen

gokcence.jpg

Bu kitabı elinize aldığınızda içinizi bir ürperme kapladıysa hayallerimize ortak olmuşsunuz demektir! Hayalleriniz Gökçence Olsun..." 2000 yılından bu yana Türkiyenin dört bir köşesinde yüzlerce konser vererek müzik tarzıyla gençliğin büyük beğenisini toplayan Grup Gökçen geçtiğimiz yıl piyasaya çıkardığı Deli Kurt isimli albümünden sonra şimdi de Gökçence Sevdalar isimli bir şiir kitabıyla sevenlerinin karşısına çıkıyor!... Kitabın yazarları Gökçen in iki yeni ismi olan Metin Yalmaç ve Silvan Alpoğuz ikilisi oldu. İkili aynı zamanda şarkı sözü yazarlığı ve senaristlik alanında Gökçen adına çalışmalarını sürdürmekte. Müzik dışındaki projelerinden ilki olan bu kitapta vatan sevgisinden, beşeri ve ilahi aşka, toplumsal yozlaşmadan Kerkükteki acılarımıza kadar uzanan geniş yelpazede bir konu dağılımı var. Kitapta Türk şiirinin günümüzde barındırdığı bütün tarzları görmek mümkün. Gökçence Sevdalar ın hedefi yıllarca sanatın birçok dalını olduğu gibi şiiri de ellerinde bulundurarak birçok gence adeta vatan hainliği aşılayanlara yepyeni bir tarzla cevap vermek diye özetliyor grup.