|
Yusuf ziya arpacık
Azerbaycan Türkleri'nin Soylu Duruşu ve Barış Tahripçisi Ermeniler
Bir nefeste okuyup bitirdim. Yıllardır belleklerimize işlenmiş Ermeni hikayelerini yaşanmış tecrübelerle adeta belgeleriyle resimleriyle insanların beyinlerine işliyor Yusuf Hoca. Sadece tarihsel gerçekleri anlatmakla kalmıyor, tarihi yeniden yaşatıyor. Hocalı Katliamı ekseninde Ermeni meselesini izaha ve Türk Milletine yeniden ve bir daha hatırlatmaya çalışıyor. Özenle seçilmiş kelimelerle ve yaşanılan gerçeklerin olağan üstülüğü karşısında hayret etmemek mümkün değil. Bir roman hafifliğinde, ama belgsel tadında olağanüstü bir kitap.
Abdullah ağar
"...Teğmen hedefe girmenin hazırlığında... Sözde onurlarının kırılacağı, dahası hedefe girenin onur bulacağı yerdir burası... Ve girilen çatışmanın en doruğudur. Anlarla, durumla, mekanla, içgüdülerle, dürtülerle, tehlikelerle ve benlikle yarışılır burada... Ve karşıda olanın çok önemi yoktur aslında... Hedefe girme anı gelip çatmışsa eğer, bütün kökler kopartılıp atılmıştır zaten...
Ve o an, hedefe yürümek üzere ayağını yerden kesebildiğin andır Göz gözü tanımaz o zaman... Varlığının tohumuna para saymış olsan bile tanımazsın benliğini... Zaman, mekan, dünya, ifrit, benlik saygı duruşuna geçiverir zaten... Mehmetçiğin yakarış anıdır bu... Dahası anış... Ve ruh bütün yaratılmışlara kafa diker ya, bir secde anındadır aslında... Kendisini Yaratana... Kendisini yaratılmışlar içinde en şerefli kılana... Artık bütün varlığın seyre koyulduğu, bir haykırış anıdır. Askerin her şeye karşı olan ve aslında sadece bir tek şeye karşı yaptığı haykırışı... Allah...deyişi...
Ya Allah...
Gürüldeyerek, gümbürdeyerek hedefin içine akan askerler...
Mehmetçik...
Türklerin, Türküm diyenlerin, Türk inançlıların, kutsal anı...
Şerefin, namusun, imanın bedenleştiği, bayraklaştığı an...
Burası Kuzey Irakta gelecek arayıp da, bulduğumuz yerdir..."
Haluk kırcı
Haluk Kırcı, yeniden geçmişi sorguluyor!...Kamuoyunun çok yakından tanıdığı isimlerle, medya ve siyaset dünyası hakkındaki yorumlan ve kendisinin de yeni edinmiş olduğu bilgileri, okuyucusuyla buluşturuyor.Mehmet Ali Birand'a ne dedi? Metin Uca'ya neden kızdı? Devlet Bahçeli ve Faruk Bal'a içerlemesinin sebebi neydi? Başbuğ, neden "Sen, en iyisi bir süreliğine yurtdışına çık... Evladım Fransa'ya git! Arkadaşlar orada sana yardımcı olurlar" dedi? Bahçelievler'de ölenlerden ikisi, D.İ.E' de mi çalışıyordu ve devletin takibinde miydiler?Yine Bahçelievler'de "SABATAYİST" bir ailenin çocuğu da mı ölmüştü?Dündar Kılıç, devletle barışamamasının sebebini, neden SABATAYİSTLER'e bağlıyordu?"Mehmet Ali Ağca ve Haluk Kırcı isminin unutturulmayışının sebebi, yine ONLAR! mıydı?"Ve, Ukrayna'ya kaçış planlarını, yolda ve orada yaşadıklarını, Sovyet yönetiminin bıraktığı izlerin, Ukrayna Cezaevleri'ndeki insanlık dışı uygulamalarını, yakın tarihin en önemli simalarından biri olan yazarın, 105 günlük mahkumluk macerasını, heyecanlı bir film seyrediyormuş gibi okuyacaksınız.
Recep şükrü apuhan
Tek vücut haline gelmiş bir milletin, vatanı istila etmek isteyen düşmana
karşı bağımsızlığını, onurunu ve bayrağını korumak için neler yapabileceğini
bütün dünyaya gösterdiği Çanakkale destanı kitaplaştı. Araştırmacı Yazar
Recep Şükrü Apuhan, 'olmak ya da olmamak' arasında gidip gelen, düşmanlar
tarafından yazılmaya çalışılan kaderini değiştiren Türk Milletinin destansı
mücadelesini kaleme aldı.
Recep Şükrü Apuhan, 'tarih' denen büyük öğretmeni bu defa Çanakkale
Savaşı'nı anlatması için kürsüye çıkarıyor. Bu derste gerçek yiğitlik,
fedakârlık ve insanlık öyküleri var. Çanakkale Savaşı'nı her yönüyle ele
alan bu kitabı; heyecan, gurur, hüzün ve zevkle okuyacaksınız.
Harita ve fotoğraflarla desteklenen Çanakale Geçilmez, titiz bir çalışmanın
ürünü. Kitapta, 'Bu vatan ya senindir ya da hiç kimsenin! ' şiarıyla
kazanılan Çanakkale Savaşı'nın sebepleri, sonuçları, düşman kuvvetlerin
sahip olduğu muazzam silah gücü, savaşta yaşanan duygulu anlar, Anadolu
insanının cesareti, fedakârlığı, vatan sevgisi ve sabrı tüm canlılığı ile
satırlara yansıtılıyor.
Çanakale Geçilmez, bir yandan vatanını canı pahasına koruyan, düşmanı
Boğazlar'dan geçirmemek için her şeyini ortaya koyan Mehmetçiğin acı dolu
hikâyesini anlatırken, diğer yandan ülkelerinden binlerce kilometre uzakta
ne için savaştıklarını dahi bilmeyen Anzakların, Müslümanlara silah
çektiklerini duydukları ezan sesiyle fark eden Hintli ve Senegalli
askerlerin öykülerini gözler önüne seriyor.
Abdülhakim yüce
Hayatını çok hassas yaşayan, fani ömrünün bütününü rıza-yı ilâhî yörüngesine oturtan bir rehber. Evet, bu rehber şüphesiz ki "en güzel örnek" olarak Allah'ın içimizden seçtiği en örnek kul Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) dir. Efendiler Efendisi gününü nasıl yaşadı? 24 saatini neye göre tanzim etti? Günlük hayatında olmazsa olmaz olan şeyler ne idi? Gecesini nasıl değerlendirirdi? Allah'la olan irtibatına ne kadar zaman ayırır, ailesine ne kadar vakit tahsis ederdi? Bütün hayatını Allah hesabına işleten ve Allah rızası istikametinde en tatlı hayatı yaşayan İnsanlığın en seçkin kulunun günlük hayatı Efendimiz'in Bir Günü adlı bu eserde tahlil edilmeye çalışılmış ve zamanı en iyi değerlendirmenin örnekleri takdim edilmiştir.
"Vakit nakittir." atasözünde veciz bir şekilde dile getirilen zaman kavramının daha da önem kazandığı günümüzde, Efendimizin bir gününü nasıl geçirdiğini tespit etmeye çalışmak çok önemli. Zira peygamberlik gibi çok ağır bir mükellefiyetinin yanında o Yüce İnsan; derin bir ibadet hayatı yaşadı, hemen her iş, yer ve aktivite için ayrı dualar etti, hemen her işini kendisi gördü, eğlenmeye varıncaya kadar ailesinin hiçbir şeyini ihmal etmedi, ashabının iş, çocuk, aile, sağlık, dâhil bütün İşleriyle yakından ilgilendi, dışarıdan gelen heyetleri en güzel şekliyle ağırladı, ve mecbur kaldığında hak ve hakikat düşmanlarıyla mücadele etmek zorunda kaldı...
Evet, bu insan, titizlik ve dikkat isteyen bunca işi, en mükemmel şekilde nasıl gerçekleştirdi? İşte elinizdeki çalışma En Güzel İnsan'ın zamanını nasıl en güzel kullandığını keşfetmeye çalıştı.
|