Bekdiklerde birinci,ikinci ve üçüncü kuşak bir arada
yaşarlardı.Göçebe döneminde Ailenin ekonomik yapısına ve büyüklüğüne
göre yeni evlenen erkek çocuk aynı obada kalmak şartıyla yeni bir
yurt(Çadır)kurardı. Yerleşik düzende ise yeni evlenen erkek çocuk
için Aynı avlu içinde bir göz(Oda) ev yapılırdı.Bu sayı çocuk
sayısına göre artardı.Yer müsait olmadığında evin en büyük oğlu baba
evinden ayrılır yine aynı obada ayrı bir yurt yada ev kurardı. Erkek
hiyerarşisinde Baba-Oğul-Torun sıralamasında Babaya saygı sonsuz
olup kesinlikle sözünden çıkılmazdı.Baba izin vermeden
konuşulmaz,Babanın yanında çocuk sevilmez(Hatta çocuklar bu nedenle
bilmeden belli bir zaman dedelerine baba derler) Aile içi Kadın ve
Erkek ilişkisi göçebe hayattan yerleşik düzene geçiş devrelerinde
farklılık göstermektedir.Göçebe devresinde Kadın aile içinde Erkek
kadar söz sahibi iken yerleşik düzene geçtikten sonra Aile içindeki
yeri erkek çocuktan sonra gelmektedir.Yemeklerini ayrı sofrada
yerler,Sokakta erkeğin önünden geçmezler(Erkek geliyorsa
beklerler,erkek geçtikten sonra geçerler-Erkek çocukta dahil)Gelin
kızlar kayın babalarının ve akraba büyüklerinin yanında
konuşamaz.Yaşı kendinden çok küçük olan kaynına ağa(Abi) der yada
isminin yanına ağa (abi) sıfatını ekler.
Topluluktada yaşlılara özel bir saygı
gösterilir.Yaşlıların olduğu mahalde gençler sadece hizmet etmek
maksadıyle bulunur ve kesinlikle onların sözlerine karışamazlar ve
bir şey sorulmadıkçada konuşmazlardı. eğer çadırda yada odada iseler
kapı ağzında ayaklarını uzatmadan dizlerinin üzerinde otururlardı.
DİNİ BAYRAMLAR
Sabah erkenden kalkılır.Yeni ve temiz kıyafetler giyildikten sonra
erkekler abdest alarak camiye giderler.Bayram namazı kılındıktan
sonra cemaat cami içinde bayramlaşır ve imamla birlikte topluca köy
mezarlığına gidilir dualar edilerek ölenler anılır ve bu mezar
ziyaretinden sonra topluca köyün en yaşlısının evine gidilir.(Köy
büyükse mahallenin en yaşlısına gidilir)
Bu esnada bu eve köyün tüm evlerinden yemekler gelir ve topluca
yemekler yenirdi.Burada yine yaşlı hiyerarşisi ön plandadır.Baş
köşede en yaşlılar va kapıya doğru gençler oturur,en gençler hizmet
eder,kişi sayısı fazla ve sofra sayısı azsa yine hiyerarşiye göre
yemek yiyenler çekilir yemeyenler sofraya otururdu.Yemekden sonra
yemek duası edilir bir müddet sohbetten sonra kalkılır ve tekrar
bayramlaşılarak evden ayrılınırdı.Daha sonra aileler kadınlı çocuklu
eş dost ve akraba ziyaretine giderlerdi.Bu ziyaretlerdede yine
öncelik yaşlı olan ailelere olurdu.
DÜĞÜN
Bekdik Düğünleri Tipik Anadolu Türkmen düğünleri gibidir.Evlenecek
yaşa gelen Gençler evlenme isteklerini bazı geleneklerle
ebeveynlerine iletirler.(Delikanlılarda Pilava kaşık
saplama,Ayakkabısını ters çevirme gibi).Aile büyükleri önce kızı ve
ailesini görmeye giderler bu ön görüşten sonra kız tarafına görücüye
geleceklerini iletirler ve Aile büyüğünü alarak kız istemeye
gidilir.Kız tarafıda razı ise Düğün tarihi,Çeyiz.Eşya vb detaylar
karşılıklı konuşulur anlaşılır.Nişan yapılacaksa tarihi
belirlenir.Genellikle nişan ve düğün tarihleri arası kısa olmasına
özen gösterilir.Bu söz kesilmesine ,bazı yerlerdede nişana şerbet
içme adı verilir.
Düğünden önce Kız ve ailesinden bir bayanla Pırtı çıkarlılır.Bu bir
nevi Gelinlik.çeyiz vb unsurları içerir.(Kız tarafına alınacak
giysiler, bazı eşyalar vb) Yine Düğün öncesi okuyucu
çıkarılır.Okuyucu bir nevi düğün davetiyesi gibidir. Yakınlarına
Okuyucu ile birlikte bazı hediyelerde gönderilir. (Mintan,
Havlu, Çorap, Mendil gibi) Buna Okuntu denir.Bu arada Düğün için
hazırlıklar yapılr(Hayvanlar kesilir,Yemekler yapılır
Müzik(Genellikle davul,zurna) ayarlanır)
Düğün evinin çatısına ayna ve elma bağlanmış direk üzerinde bayrak
asılır.Düğünler genellikle Perşembe günü başlar Pazar günü
biter.Asıl eğlence Cumartesi günü başlar.Kadınlar ve erkekler ayrı
mahallerde eğlenirler.Kına gecesinden sonra Yani Pazar sabahı Gelin
almaya gidilir.Burda seğmenler önemli rol oynarlar.At
yarışları,Ciritler vb oyunlar düzenlenirdi.Birde Gelin başı
düzenleme olayı vardır.Buda eli maharetli bir bayan Gelin başı
süslerdi.Yine bilinen geleneklerle(Kız tarafı kapı açmama,çeyiz
sandığı üzerine oturma vb adetler)Kız evinden gelin alınır(Eskiden
bulgurlukta gelin giderken eşyası ile birlikte büyük bir aynada
gönderilirdi),Düğün alayı seğmenlerin öncülüğünde Oğlan evine
oyunlar ve eğlencelerle bayrakla getirilirdi.Gelin Oğlan evine
girmeden dua okunur sonra kurban kesilir,ayağında su testisi kırılır
ve eline yağ ve bal verilerek kapıya sürmesi beklenirdi.Damatta
cebinden şeker,leblebi,üzüm(Zenginse bozuk para) yı kalabalığa
fırlatır.Gelin kucağına erkek çocuk verilirdi
Gelin damat evine girdikten sonra düğünün eğlence bölümü bitmiş
olurdu.Bu arada damat sağdıçları ile birlikte bir yakının evinde
Yemekler,kuru yemişler,tatlılarla kelimenin tam anlamıyla bakıma
alınırdı.Yatsı namazından sonra imam nikahı kıyılır ve dualarla ve
yumruklarla damat gerdek odasına alınırdı.Sabah gelin erken kalkarak
bir havlu ve ibrikle yaşlıların eline su dökerdi.Sonra Fes bağlama
işlemine geçilirdi saçın altına zilif olacak şekilde saç kesimi
yapılır ,Altın sıralanmış fes giydirilir ve üzerinede al
örtülürdü.Daha sonra komşulardan gelen yemekler ve kuru yemiş
yenirdi.Yemekten sonra al örtü açılırdı.(Bulgurlukta gelin evden
çıkarken fesine tüy ve ayna bağlanırdı).
OBA KÜLTÜRÜ
Bekdikler bir konar göçer toplum olması sebebiyle
Oba yaşamı hayatlarının en önemli yerini tutuyordu.Önceleri yerleşik düzene geçmeden önce Yazın yüksek meralarda-Yaylalarda
Kışın ise ılıman ovalarda hayvanlarını otladırdı.Buda bu göçer
toplumun iktisadi hayatının tamamen hayvancılık üzerine kurulduğunu
göstermekteydi
Yerleşik düzene geçtikten sonra ise
Tarla ziraatide yaşamlarına girmiş ama hayvancılı yine ilk sırada
yer almıştır.Özellikle Koç katımı onlar için bir nevi bayram günü
gibi değerlendirilmesi onların hayvancılığa verdiği önemi
göstermektedir.Burda Kızılca kasabasından Adem ERTUĞRUL'un Oba
yaşamına ait bir makelesini veriyorum.
Cöbül Obasın da bir gün
Bektik obasında yeni gün Gün ağarmaya başlarken başlar .İlk iş olarak
kadınlar bastırık örtülerini ayazlatmak için gölgeye sererler o
örtüler güneş doğmaya başlayıncaya kadar orada durur.bu arada
kadınlar inekleri sağmak için yatan ineğin böğrüne tekme atarak
ineği ayağa kaldırılar ve buzağıyıda bağlı olduğu şişten bırakarak
ineği sağma işini tamalarlar.sağımı yapılan inekler o sırada oluşan
sığır hergelesine sürülür bu arada ineklerin pislikleri de
kıymetlidir dönüşte onlar toplanarak eve gelinir v e diğerleri ile
birlikte toplanır" lappa" yapmak için hazırlanır.Güneş doğmaya
başlamıştır.Artık bastırığın örtülmesi gerekir ayazlamış yani
soğutulmuş olan örtüler büyük bir itina ile bastırık
örtülür.bastırığın örtülmesi esnasında öğlen yenecek olan karpuz ,
yoğurt,sebze ve meyveler bastırığın üst kısmına konurdu.bu iş
bittikten sonra sıra tarla ve harmanda çalışanlara azık hazırlamaya
gelir hazırlanan sulu yemekler çömleklere
doldurulur.ekmek(yufka)sulanır onun üzerine meyve veya sebzeler
konur akşamdan çalınan yoğurt la birlikte azık bohçası hazırlanır.bu
arada harmana azığı götürecek eşeği yakalamak ayrı bir olay neyse
eşek yakalanıp palanı üzerine konduktan sonra zavallı hayvanın
karnına bağlanan o ip okadar sıkolurdu ki hayvancağız iki büklüm
olurdu.Azığı harmana götürecek çocuk eşeğe bindirildikten sonra.evin
önünden kimin tandırı yakmış ekmek yapmak üzere hazırlandığı
gözlenir evde ekmek yoksa hemen hamur yoğrularak otandırın başında
biran evvel yerini almaya gayret gösterilir bu anda acele etmek
gerekir zira başkalarından önce yerin kapılması lazım aksi durumda
kendisinin yeni bir tandır yakması gerekecektir.Bu tandırın başına
enaz üç veya dört adet tahta kurularak ekmek yapılmaya
başlanır.Ekmekler biraz yapılmaya başlandıktan sonra börek çörek
faslı başlar ve sabah kahvaltısı bu börek ve çöreklerle yapılmış
olurdu.Tandırda işi olmayanlar sabahleyin topladıkları hayvan
pisliklerini lappa yapmak üzere lappanın harcını yaparak lappalarını
yaparlardı.Bu sırada saat 07,70-8.00 gelmiş olurdu ki koyun sürüsüde
kuyuya gelmek üzeredir.Obanın ağası koyun sürüsünün suyunu iyi
alması (içmesi) için sürünün bölünmesi için oba halkını kuyu başına
çağırır.(bu çağırıya herkes katılmak zorundadır) (Koyun çobanın
geliş adeta zafer kazanmış komutan edasında olurdu.)Koyunlar
sulandıktan ve koyun sürüsü yatağına yattıktan sonra emlikler
emzirilir hasta koyunlar kontol edilir hasatalara iğne yapılır ve
bir taraftanda koyunlar kırkılmaya başlanır.Bu arada obanın ağasına
koyun çobanı o gün koyunları nerede otlattığı ve sürünün genel
durumu üzerine brifing verir.(çoban doğruyu söylemek zorundadır
çünkü koyunların su içmesinden ve yatmasından hatta pislemesinden
ağa sürünün o gün iyi yayılıp yayılmadığını anlardı).
Saatin 11.00-12.30 olduğu sıralarda kadınlar buldukları yere başının
altına kirmanını koyarak uykuya yatarlar bir kısmıda kirman eğermeye
veya evin diğer ufak defek işleriyle meşgul olur.koyun sürüsü saat
13.00 -16.00 kadar tekrar otlamaya gider.Diğer taraftan kuzu
sürüsüde koyun sürüsünden yarım saat sonra suya gelir ve yarım saat
sonra tekrar otlamaya gider.saat 13.00-16.00 arası tam bir dinlenme
ve sohbet saatidir kadınlar topak evlerde toplanır evin gözenek
pencerelerini açarlar ve ev okadar serin olurdu ki bu evdeki sohbete
de doyum olmaz (genelde konu dedi kodu olurdu)saat 16.00da koyunun
tekrar gelmesi büyük bir iş telaşının başlaması demektir.saat 14.00
da obaya gelen koyunların sağmal olanları ile yoz kısmı birbirinden
seçilir seçilen sağmallar teker teker sağılır sağım işi bittikten
sonra oradaki şapkalı birisi şapkasını havaya kaldırarak kuzu
çobanına işaret verir (Zaten kuzu çobanı hep bu işareti
gözlemektedir) koyunla kuzu birbirine karışır ki ne güzel bir
manzara . İç güdüsü ile anne ve kuzu hemen buluşur. azami 10 dakika
emişmenin ardından tekrar seçimleri yapılır koyun ve kuzu sürüsü o
gece otlamak üzere obadan ayrılır.bu iş bittikten sonra sığır
hergelesi gelmek üzeredir.derhal buzağalar bulunup şişe bağlanır ve
inekler sağılmaya başlanır.süt sağım işi bittikten sonra süt çekme
makinaları kurulur ve sütler yağından ayırılarak kremalar(Banım)
tereyağı olması, Yağsız sütte peynir olması için mayalanır peynir
olan bu sütler salı günü Bor pazarında satılmak üzere bastırıkta
depolanır.Akşam yemeğinin yenmesinden sonra akşam sohbetlerinin
yapılması için herhangi bir evde toplanılır.Yatsı Ezanının
okunmasından sonra herkes evlerine dağılarak istirahata
çekilirler.Bu saatte sessizliği obadan ve diğer obalardan gelen
köpek havlamaları bozardı.
Lappa:kışın yakılmak üzere hayvan pisliğinden yapılan yakacak
Bastırık:süt,yağ,peynir gibi yiyeceklerin saklandığı yer
Çömlek:sulu yemeklerin içerisine konduğu topraktan yapılmış kap
Cöbül obasından selamlar.
Bura bazı hayvancılık terimlerini vermek istiyorum
Koç katımı,Koç salımı,Kuzu en'i,Davar yatağı,Tuz taşı,Su
yalağı,Tol,Kırkım,Kuzu emiştirme,Demek
YEMEK KÜLTÜRÜ
Ekmek bekdiklerde beslenme zincirinin ana ögesidir.Bu nedenle kutsal
sayılır. Ekmek ufağına(kırıntılarına) basmak günahtır. (Şeytan
çarpar derler) Bu nedenle ekmek ufakları insan ayağı basmayacağı vede
kuşların yiyebilieceği yerlere dökülür.Yolda giden birisi bir ekmek
parçası bulduğunda eğilir yerden alır,ekmeği öper alnına değdirir ve
yine insanın basmayacağı bir yere koyar.Sofra kurulduğunda
meleklerin(Bekdikler Melaike der)sofrayı beklediğine bu nedenle
yemek biter bitmez sofranın kaldırılması gerektiğine inanılır.Ekmek
çeşidi olarak hamurun oklava ile açılarak saçta pişirilmesi sonucu
yufka adını verdiğimiz şekli
kullanılmaktadır.
Bekdikler göçebeliğin getirmiş olduğu kısıtlamalar nedeniyle
fazla çeşit gösteren mutfak araç ve gereçleri kullanmamaktadır.Büyük
kaplar genellikle Hayvancılıktan elde edilen ürünlerin saklanmasında
kullanılmaktadır.metal yada ağaç sini,sinit gibi unsurlar yoktur.Tüm
aile Sofra bezinin etrafına oturur,Ortaya konan yemek bir kapta
beraberce yenilirdi.Kaşık ve çatal olmadığından(Yemek pişirmede
tahta kaşık olurdu) sulu yemekler yufka ekmeğin sokum tutulması ile
yenilirdi.
Sabah ve Akşam yemekleri Tüm ailenin beraberce yemek
yediği ana öğünlerdir.Sabah yemeği gün ağarırken yenir ve
genellikle süt,çorba ve sıkma yenirdi. Akşam yemekleri ise hava
kararmadan (Gün ışığından yararlanmak maksadıyle) dışarıda sekme
,balkon yada avluda yenirdi.
Bekdikler yerleşik düzene geçtikten sonra tamamen erkek
hakimiyeti tesisli Ata erkil bir aile düzeni nedeniyle özellikle
kalabalık ailelerde Önce erkekler yemeklerini yer daha sonra kadın
ve çocuklar yerdi.Yada 2 ayrı sofra kurulurdu.Bekdiklerin bazı yemek
çeşitleri şunlardır:
-Ekmek aşı(Kuymak)
-Bulgur pilavı
-Bulgur aşı(Çorbası)
-İncir sütlüsü
-Üzümlü yemeği
-Kaysılı
-Bozbaş(Bozsulu)
-Arabaşı
-sıkma
-Tirit
-Bulamaç
-Övelemeç
-Sündürme
Burda normal herkesin bildiği yemekleri yazmadım.Bekdikler bundan
başka bir şey yemiyor diye yanlış bir görüş olmasın :-)
Mesela sırınsı(Güneşte kurutulmuş et) ile yapılan kuru fasulyenin
tadına doyum olmaz.
BASTIRIK VE SÜTLÜK
Bekdik
kültüründe önemli bir yer tutatn Bastırık ve Sütlüktende kısaca
değinelim.
Bastırık ve Sütlük
Hayvanlardan elde edilen genellikle süt ürünleri(Yağ yoğurt peynir
çökelek) nin saklanıp korunduğu unsurdur.Bu ürünlere evde bulunan
Çul,Örtü ne varsa üzeri örtülür.Kenarları Kamıştan örülmüş
çığlarla(Hayvanlardan korumak için) çevrilirdi.Kuşlukta çullar
açılır kapların ağzı açılarak sabahın serin havasını alması sağlanan
ürünler hava ısınmadan tekrar örtülerek bütün bir gün serin kalması
yani bozulmadan korunması sağlanırdı.
ÇOCUK OYUNLARI
-Sütlü kemik
-Çötürüm eşek
-Yarı yolu
-Aşşık oyunu(Büyüklerde
oynardı)
-Çelik
-Kık oyunu
-Tura
-Fincan
-el el üstünde
-Billi
-Kuş tuzağı
GİYSİLER
Kadın giysisi: Miğdane yada Kadife
işlik,Şalvar,Bele kuşak,Fes ve üzerine yağlık ayakta çarık
Erkek giyisi: İşlik,Kocadon(Şalvar tipi),Bele
kuşak,Başa sarık,İşlik üzeri sakı ve ayakta çarık
Erkek ve kadın yaz kış yün çorap giyerdi.Kadınlarda Fes önemli bir
yer tutmaktaydı.Başa kısa kenarlı fes giyilir. Fesin kenarı önde
altınlar çevreler. Bu altınlar, iki yandan (yanlardan) ortaya doğru
değer açısından simetrik bir düzen içinde yer alır. Bu altınların
cinslerini yanlardan ortaya doğru sırasıyla Beşli, Beşli yarısı,
Gazi, Gazi yarısı, Reşadiye, Reşadiye yarısı, Sandıklı ve sandıklı
yarısı altınları oluşturur. Kadınların sosyo-ekonomik güvencesini
sağlayan bu altınlar eskiden beri süre gelen bir özelliktir. Ayrıca
fesin üzerine El gazi, sarı lira ve Reşat Altını takılır.
Fes çevresine genellikle kırmızı ve yeşil renklerde bir kaç örtü
sarılır. Bu örtülere yörede “kıvrak” adı verilir. Kıvraklardan
birisi fesi çevreledikten sonra fesin üzerine çene altını da
kapsayacak biçimde kenarları boncuk oyalı, yörede “çıt” diye
adlandırılan yazma ve benzeri örtüler bağlanır. Genç kadınlarda
oyalı çitlerin renkleri canlı, gözalıcı, yaşlı kadınların
kullandıkları çit renkleri ise çoğu kez siyahtır.
HALK
SAĞLIĞI VE BAZI İNANÇLAR
-Gece tırnak kesmek
-Küllükte oynamak
-Küllüğe işemek
-Gece ıslık çalmak
-Ay tutulmasında teneke çalmak,silah atmak
- Yılancık taşı ve yılancık ocağı
-Hasta çocukların özellikle ensesini jiletle
çizmek
-Boğaz sıvamak
-Bebekleri toprakla belemek(Çüklük)
-Şişe vurdurmak
-Travmalara Hamur,çiğ et bağlamak
-Ağır travmalarda yeni kesilmiş hayvan
derisine sarmak
-Sınıkçı
-Nazar için üzerlik tütsüsü ve Kurşun
dökmek
-Karnı ağrıyanın karnını sıvazlamak
BEDDUA VE OCAK KÜLTÜ
-Okuntulu olmak
-Ocağı batasıca
-Ocaktan ırak
-Ocağın yansın
-Ocaktan ateş
sıçraması
-Böğrüne kara tavuk
sarılsın
( Derleme: İzzet Kocadağ)