Bekdiklerin Gelenek,Görenek ve Kültürleri ile sosyal yaşamlarını bir kaç başlık altında ve bazı anlatılarla değinmeye çalışacağım .(Derleme:İzzet Kocadağ)

                    AİLE

 

          Bekdiklerde birinci,ikinci ve üçüncü kuşak bir arada yaşarlardı.Göçebe döneminde Ailenin ekonomik yapısına ve büyüklüğüne göre yeni evlenen erkek çocuk aynı obada kalmak şartıyla  yeni bir yurt(Çadır)kurardı. Yerleşik düzende ise yeni evlenen erkek çocuk için Aynı avlu içinde bir göz(Oda) ev yapılırdı.Bu sayı çocuk sayısına göre artardı.Yer müsait olmadığında evin en büyük oğlu baba evinden ayrılır yine aynı obada ayrı bir yurt yada ev kurardı. Erkek hiyerarşisinde Baba-Oğul-Torun sıralamasında Babaya saygı sonsuz olup kesinlikle sözünden çıkılmazdı.Baba izin vermeden konuşulmaz,Babanın yanında çocuk sevilmez(Hatta çocuklar bu nedenle bilmeden belli bir zaman dedelerine baba derler) Aile içi Kadın ve Erkek ilişkisi göçebe hayattan yerleşik düzene geçiş devrelerinde farklılık göstermektedir.Göçebe devresinde Kadın aile içinde Erkek kadar söz sahibi iken yerleşik düzene geçtikten sonra Aile içindeki yeri  erkek çocuktan sonra gelmektedir.Yemeklerini ayrı sofrada yerler,Sokakta erkeğin önünden geçmezler(Erkek geliyorsa beklerler,erkek geçtikten sonra geçerler-Erkek çocukta dahil)Gelin kızlar kayın babalarının ve akraba büyüklerinin yanında konuşamaz.Yaşı kendinden çok küçük olan kaynına ağa(Abi) der yada isminin yanına ağa (abi) sıfatını ekler.

           Topluluktada yaşlılara özel bir saygı gösterilir.Yaşlıların olduğu mahalde gençler sadece hizmet etmek maksadıyle bulunur ve kesinlikle onların sözlerine karışamazlar ve bir şey sorulmadıkçada konuşmazlardı. eğer çadırda yada odada iseler kapı ağzında ayaklarını uzatmadan dizlerinin üzerinde otururlardı.

 

                       DİNİ BAYRAMLAR


   
                     Sabah erkenden kalkılır.Yeni ve temiz kıyafetler giyildikten sonra erkekler abdest alarak camiye giderler.Bayram namazı kılındıktan sonra cemaat cami içinde bayramlaşır ve  imamla birlikte topluca köy mezarlığına gidilir  dualar edilerek ölenler anılır ve bu mezar ziyaretinden sonra topluca köyün en yaşlısının evine gidilir.(Köy büyükse mahallenin en yaşlısına gidilir)

                          Bu esnada bu eve köyün tüm evlerinden yemekler gelir ve topluca yemekler yenirdi.Burada yine yaşlı hiyerarşisi ön plandadır.Baş köşede en yaşlılar va kapıya doğru gençler oturur,en gençler hizmet eder,kişi sayısı fazla ve sofra sayısı azsa yine hiyerarşiye göre yemek yiyenler çekilir yemeyenler sofraya otururdu.Yemekden sonra yemek duası edilir bir müddet  sohbetten sonra kalkılır ve tekrar bayramlaşılarak evden ayrılınırdı.Daha sonra aileler kadınlı çocuklu eş dost  ve akraba ziyaretine giderlerdi.Bu ziyaretlerdede yine öncelik yaşlı olan ailelere  olurdu.
 

                      DÜĞÜN

                       Bekdik Düğünleri Tipik Anadolu Türkmen düğünleri gibidir.Evlenecek yaşa gelen Gençler evlenme isteklerini bazı geleneklerle ebeveynlerine iletirler.(Delikanlılarda Pilava kaşık saplama,Ayakkabısını ters çevirme gibi).Aile büyükleri önce kızı ve ailesini görmeye giderler bu ön görüşten sonra kız tarafına görücüye geleceklerini iletirler ve Aile büyüğünü alarak kız istemeye gidilir.Kız tarafıda razı ise Düğün tarihi,Çeyiz.Eşya vb detaylar karşılıklı konuşulur anlaşılır.Nişan yapılacaksa tarihi belirlenir.Genellikle nişan ve düğün tarihleri arası kısa olmasına özen gösterilir.Bu söz kesilmesine ,bazı yerlerdede nişana şerbet içme adı verilir.

                    Düğünden önce Kız ve ailesinden bir bayanla Pırtı çıkarlılır.Bu bir nevi Gelinlik.çeyiz vb unsurları içerir.(Kız tarafına alınacak giysiler, bazı eşyalar vb) Yine Düğün öncesi okuyucu çıkarılır.Okuyucu bir nevi düğün davetiyesi gibidir. Yakınlarına Okuyucu ile birlikte bazı hediyelerde gönderilir.  (Mintan, Havlu, Çorap, Mendil gibi) Buna Okuntu denir.Bu arada Düğün için hazırlıklar yapılr(Hayvanlar kesilir,Yemekler yapılır Müzik(Genellikle davul,zurna) ayarlanır)

                    Düğün evinin çatısına ayna ve elma bağlanmış direk üzerinde bayrak asılır.Düğünler genellikle Perşembe günü başlar Pazar günü biter.Asıl eğlence Cumartesi günü başlar.Kadınlar ve erkekler ayrı mahallerde eğlenirler.Kına gecesinden sonra Yani Pazar sabahı Gelin almaya gidilir.Burda seğmenler önemli rol oynarlar.At yarışları,Ciritler vb oyunlar düzenlenirdi.Birde Gelin başı düzenleme olayı vardır.Buda eli maharetli bir bayan Gelin başı süslerdi.Yine bilinen geleneklerle(Kız tarafı kapı açmama,çeyiz sandığı üzerine oturma vb adetler)Kız evinden gelin alınır(Eskiden bulgurlukta gelin giderken eşyası ile birlikte büyük bir aynada gönderilirdi),Düğün alayı seğmenlerin öncülüğünde Oğlan evine oyunlar ve eğlencelerle bayrakla getirilirdi.Gelin Oğlan evine girmeden dua okunur sonra kurban kesilir,ayağında su testisi kırılır ve eline yağ ve bal verilerek kapıya sürmesi beklenirdi.Damatta cebinden şeker,leblebi,üzüm(Zenginse bozuk para) yı kalabalığa fırlatır.Gelin kucağına erkek çocuk verilirdi

                Gelin damat evine girdikten sonra düğünün eğlence bölümü bitmiş olurdu.Bu arada damat sağdıçları ile birlikte bir yakının evinde Yemekler,kuru yemişler,tatlılarla kelimenin tam anlamıyla bakıma alınırdı.Yatsı namazından sonra imam nikahı kıyılır ve dualarla ve yumruklarla damat gerdek odasına alınırdı.Sabah gelin erken kalkarak bir havlu ve ibrikle yaşlıların eline su dökerdi.Sonra Fes bağlama işlemine geçilirdi saçın altına zilif olacak şekilde saç kesimi yapılır ,Altın sıralanmış fes giydirilir ve üzerinede al örtülürdü.Daha sonra komşulardan gelen yemekler ve kuru yemiş yenirdi.Yemekten sonra al örtü açılırdı.(Bulgurlukta gelin evden çıkarken fesine tüy ve ayna bağlanırdı).

                  OBA KÜLTÜRÜ

                  Bekdikler bir konar göçer toplum olması sebebiyle Oba yaşamı hayatlarının en önemli yerini tutuyordu.Önceleri yerleşik düzene geçmeden önce Yazın yüksek meralarda-Yaylalarda Kışın ise ılıman ovalarda hayvanlarını otladırdı.Buda bu göçer toplumun iktisadi hayatının tamamen hayvancılık üzerine kurulduğunu göstermekteydi

                    Yerleşik düzene geçtikten sonra ise Tarla ziraatide yaşamlarına girmiş ama hayvancılı yine ilk sırada yer almıştır.Özellikle Koç katımı onlar için bir nevi bayram günü gibi değerlendirilmesi onların hayvancılığa verdiği önemi göstermektedir.Burda Kızılca kasabasından  Adem ERTUĞRUL'un Oba yaşamına ait bir makelesini veriyorum.

  Cöbül Obasın da bir gün
  Bektik obasında yeni gün Gün ağarmaya başlarken başlar .İlk iş olarak kadınlar bastırık örtülerini ayazlatmak için gölgeye sererler o örtüler güneş doğmaya başlayıncaya kadar orada durur.bu arada kadınlar inekleri sağmak için yatan ineğin böğrüne tekme atarak ineği ayağa kaldırılar ve buzağıyıda bağlı olduğu şişten bırakarak ineği sağma işini tamalarlar.sağımı yapılan inekler o sırada oluşan sığır hergelesine sürülür bu arada ineklerin pislikleri de kıymetlidir dönüşte onlar toplanarak eve gelinir v e diğerleri ile birlikte toplanır" lappa" yapmak için hazırlanır.Güneş doğmaya başlamıştır.Artık bastırığın örtülmesi gerekir ayazlamış yani soğutulmuş olan örtüler büyük bir itina ile bastırık örtülür.bastırığın örtülmesi esnasında öğlen yenecek olan karpuz , yoğurt,sebze ve meyveler bastırığın üst kısmına konurdu.bu iş bittikten sonra sıra tarla ve harmanda çalışanlara azık hazırlamaya gelir hazırlanan sulu yemekler çömleklere doldurulur.ekmek(yufka)sulanır onun üzerine meyve veya sebzeler konur akşamdan çalınan yoğurt la birlikte azık bohçası hazırlanır.bu arada harmana azığı götürecek eşeği yakalamak ayrı bir olay neyse eşek yakalanıp palanı üzerine konduktan sonra zavallı hayvanın karnına bağlanan o ip okadar sıkolurdu ki hayvancağız iki büklüm olurdu.Azığı harmana götürecek çocuk eşeğe bindirildikten sonra.evin önünden kimin tandırı yakmış ekmek yapmak üzere hazırlandığı gözlenir evde ekmek yoksa hemen hamur yoğrularak otandırın başında biran evvel yerini almaya gayret gösterilir bu anda acele etmek gerekir zira başkalarından önce yerin kapılması lazım aksi durumda kendisinin yeni bir tandır yakması gerekecektir.Bu tandırın başına enaz üç veya dört adet tahta kurularak ekmek yapılmaya başlanır.Ekmekler biraz yapılmaya başlandıktan sonra börek çörek faslı başlar ve sabah kahvaltısı bu börek ve çöreklerle yapılmış olurdu.Tandırda işi olmayanlar sabahleyin topladıkları hayvan pisliklerini lappa yapmak üzere lappanın harcını yaparak lappalarını yaparlardı.Bu sırada saat 07,70-8.00 gelmiş olurdu ki koyun sürüsüde kuyuya gelmek üzeredir.Obanın ağası koyun sürüsünün suyunu iyi alması (içmesi) için sürünün bölünmesi için oba halkını kuyu başına çağırır.(bu çağırıya herkes katılmak zorundadır) (Koyun çobanın geliş adeta zafer kazanmış komutan edasında olurdu.)Koyunlar sulandıktan ve koyun sürüsü yatağına yattıktan sonra emlikler emzirilir hasta koyunlar kontol edilir hasatalara iğne yapılır ve bir taraftanda koyunlar kırkılmaya başlanır.Bu arada obanın ağasına koyun çobanı o gün koyunları nerede otlattığı ve sürünün genel durumu üzerine brifing verir.(çoban doğruyu söylemek zorundadır çünkü koyunların su içmesinden ve yatmasından hatta pislemesinden ağa sürünün o gün iyi yayılıp yayılmadığını anlardı).
Saatin 11.00-12.30 olduğu sıralarda kadınlar buldukları yere başının altına kirmanını koyarak uykuya yatarlar bir kısmıda kirman eğermeye veya evin diğer ufak defek işleriyle meşgul olur.koyun sürüsü saat 13.00 -16.00 kadar tekrar otlamaya gider.Diğer taraftan kuzu sürüsüde koyun sürüsünden yarım saat sonra suya gelir ve yarım saat sonra tekrar otlamaya gider.saat 13.00-16.00 arası tam bir dinlenme ve sohbet saatidir kadınlar topak evlerde toplanır evin gözenek pencerelerini açarlar ve ev okadar serin olurdu ki bu evdeki sohbete de doyum olmaz (genelde konu dedi kodu olurdu)saat 16.00da koyunun tekrar gelmesi büyük bir iş telaşının başlaması demektir.saat 14.00 da obaya gelen koyunların sağmal olanları ile yoz kısmı birbirinden seçilir seçilen sağmallar teker teker sağılır sağım işi bittikten sonra oradaki şapkalı birisi şapkasını havaya kaldırarak kuzu çobanına işaret verir (Zaten kuzu çobanı hep bu işareti gözlemektedir) koyunla kuzu birbirine karışır ki ne güzel bir manzara . İç güdüsü ile anne ve kuzu hemen buluşur. azami 10 dakika emişmenin ardından tekrar seçimleri yapılır koyun ve kuzu sürüsü o gece otlamak üzere obadan ayrılır.bu iş bittikten sonra sığır hergelesi gelmek üzeredir.derhal buzağalar bulunup şişe bağlanır ve inekler sağılmaya başlanır.süt sağım işi bittikten sonra süt çekme makinaları kurulur ve sütler yağından ayırılarak kremalar(Banım) tereyağı olması, Yağsız sütte peynir olması için mayalanır peynir olan bu sütler salı günü Bor pazarında satılmak üzere bastırıkta depolanır.Akşam yemeğinin yenmesinden sonra akşam sohbetlerinin yapılması için herhangi bir evde toplanılır.Yatsı Ezanının okunmasından sonra herkes evlerine dağılarak istirahata çekilirler.Bu saatte sessizliği obadan ve diğer obalardan gelen köpek havlamaları bozardı.
Lappa:kışın yakılmak üzere hayvan pisliğinden yapılan yakacak
Bastırık:süt,yağ,peynir gibi yiyeceklerin saklandığı yer
Çömlek:sulu yemeklerin içerisine konduğu topraktan yapılmış kap

Cöbül obasından selamlar.

  Bura bazı hayvancılık terimlerini vermek istiyorum

  Koç katımı,Koç salımı,Kuzu en'i,Davar yatağı,Tuz taşı,Su yalağı,Tol,Kırkım,Kuzu emiştirme,Demek

              

             YEMEK KÜLTÜRÜ

             Ekmek bekdiklerde beslenme zincirinin ana ögesidir.Bu nedenle kutsal sayılır. Ekmek ufağına(kırıntılarına) basmak günahtır. (Şeytan çarpar derler) Bu nedenle ekmek ufakları insan ayağı basmayacağı  vede kuşların yiyebilieceği yerlere dökülür.Yolda giden birisi bir ekmek parçası bulduğunda eğilir yerden alır,ekmeği öper alnına değdirir ve yine insanın basmayacağı bir yere koyar.Sofra kurulduğunda meleklerin(Bekdikler Melaike der)sofrayı beklediğine bu nedenle yemek biter bitmez sofranın kaldırılması  gerektiğine inanılır.Ekmek çeşidi olarak hamurun oklava ile açılarak saçta pişirilmesi sonucu yufka adını verdiğimiz şekli kullanılmaktadır.                           

              Bekdikler göçebeliğin getirmiş olduğu kısıtlamalar nedeniyle fazla çeşit gösteren mutfak araç ve gereçleri kullanmamaktadır.Büyük kaplar genellikle Hayvancılıktan elde edilen ürünlerin saklanmasında kullanılmaktadır.metal yada ağaç sini,sinit gibi unsurlar yoktur.Tüm aile Sofra bezinin etrafına oturur,Ortaya konan yemek bir kapta beraberce yenilirdi.Kaşık ve çatal olmadığından(Yemek pişirmede tahta kaşık olurdu) sulu yemekler yufka ekmeğin sokum tutulması ile yenilirdi.


       Sabah ve Akşam yemekleri Tüm ailenin beraberce yemek yediği ana öğünlerdir.Sabah yemeği gün ağarırken yenir ve  genellikle süt,çorba ve sıkma yenirdi. Akşam yemekleri ise hava kararmadan (Gün ışığından yararlanmak maksadıyle) dışarıda sekme ,balkon yada avluda  yenirdi.


        Bekdikler yerleşik düzene geçtikten sonra tamamen erkek hakimiyeti tesisli Ata erkil bir aile düzeni nedeniyle özellikle kalabalık ailelerde Önce erkekler yemeklerini yer daha sonra kadın ve çocuklar yerdi.Yada 2 ayrı sofra kurulurdu.Bekdiklerin bazı yemek çeşitleri şunlardır:
 
   -Ekmek aşı(Kuymak)
   -Bulgur pilavı
   -Bulgur aşı(Çorbası)
   -İncir sütlüsü
   -Üzümlü yemeği

   -Kaysılı
   -Bozbaş(Bozsulu)
   -Arabaşı
   -sıkma
   -Tirit
   -Bulamaç
   -Övelemeç
   -Sündürme
 
               Burda normal herkesin bildiği yemekleri yazmadım.Bekdikler bundan başka bir şey yemiyor diye yanlış bir görüş olmasın :-)
              Mesela sırınsı(Güneşte kurutulmuş et) ile yapılan kuru fasulyenin tadına doyum olmaz.

             BASTIRIK VE SÜTLÜK

             Bekdik kültüründe önemli bir yer tutatn Bastırık ve Sütlüktende kısaca değinelim.
           Bastırık ve Sütlük Hayvanlardan elde edilen genellikle süt ürünleri(Yağ yoğurt peynir çökelek) nin saklanıp korunduğu unsurdur.Bu ürünlere evde bulunan Çul,Örtü ne varsa üzeri örtülür.Kenarları Kamıştan örülmüş çığlarla(Hayvanlardan korumak için) çevrilirdi.Kuşlukta çullar açılır kapların ağzı açılarak sabahın serin havasını alması sağlanan ürünler hava ısınmadan tekrar örtülerek bütün bir gün serin kalması yani bozulmadan korunması sağlanırdı.

                ÇOCUK OYUNLARI
         -Sütlü kemik
         -Çötürüm eşek
         -Yarı yolu
         -Aşşık oyunu(Büyüklerde oynardı)
         -Çelik
         -Kık oyunu
         -Tura
        -Fincan
        -el el üstünde
        -Billi
        -Kuş tuzağı


               GİYSİLER

      Kadın giysisi: Miğdane yada Kadife işlik,Şalvar,Bele kuşak,Fes ve üzerine yağlık ayakta çarık
      Erkek giyisi: İşlik,Kocadon(Şalvar tipi),Bele kuşak,Başa sarık,İşlik üzeri sakı ve ayakta çarık
 

                  Erkek ve kadın yaz kış yün çorap giyerdi.Kadınlarda Fes önemli bir yer tutmaktaydı.Başa kısa kenarlı fes giyilir. Fesin kenarı önde altınlar çevreler. Bu altınlar, iki yandan (yanlardan) ortaya doğru değer açısından simetrik bir düzen içinde yer alır. Bu altınların cinslerini yanlardan ortaya doğru sırasıyla Beşli, Beşli yarısı, Gazi, Gazi yarısı, Reşadiye, Reşadiye yarısı, Sandıklı ve sandıklı yarısı altınları oluşturur. Kadınların sosyo-ekonomik güvencesini sağlayan bu altınlar eskiden beri süre gelen bir özelliktir. Ayrıca fesin üzerine El gazi, sarı lira ve Reşat Altını takılır.
                 Fes çevresine genellikle kırmızı ve yeşil renklerde bir kaç örtü sarılır. Bu örtülere yörede “kıvrak” adı verilir. Kıvraklardan birisi fesi çevreledikten sonra fesin üzerine çene altını da kapsayacak biçimde kenarları boncuk oyalı, yörede “çıt” diye adlandırılan yazma ve benzeri örtüler bağlanır. Genç kadınlarda oyalı çitlerin renkleri canlı, gözalıcı, yaşlı kadınların kullandıkları çit renkleri ise çoğu kez siyahtır.


          HALK SAĞLIĞI VE BAZI İNANÇLAR
 

     -Gece tırnak kesmek
     -Küllükte oynamak
     -Küllüğe işemek
     -Gece ıslık çalmak
     -Ay tutulmasında teneke çalmak,silah atmak


      - Yılancık taşı ve yılancık ocağı
      -Hasta çocukların özellikle ensesini jiletle çizmek
      -Boğaz sıvamak
      -Bebekleri toprakla belemek(Çüklük)
      -Şişe vurdurmak
      -Travmalara Hamur,çiğ et bağlamak
       -Ağır travmalarda yeni kesilmiş hayvan derisine sarmak
       -Sınıkçı
       -Nazar için üzerlik tütsüsü ve Kurşun dökmek

       -Karnı ağrıyanın karnını sıvazlamak

           BEDDUA VE OCAK KÜLTÜ

          -Okuntulu olmak
          -Ocağı batasıca
           -Ocaktan ırak
           -Ocağın yansın
           -Ocaktan ateş sıçraması
           -Böğrüne kara tavuk sarılsın

         ( Derleme: İzzet Kocadağ)