|
ANA SAYFA
|
|
Güncelleme: 17.01.2010
LÜTFEN SİTEDEN ALINTI YAPTIĞINIZDA KAYNAK OLARAK SİTEMİZİ GÖSTERİNİZ. UNUTMAYALIMKİ SİTENİN DAHA FAZLA KİTLELERE ULAŞMASI VE KÖYÜMÜZÜN TANITIMI ORTAK AMACIMIZDIR.
Saygı değer Büyük Gerdelli Köyü halkı, umarım siteyi beğenir ve beni desteklersiniz. Sizlerin desteği ile daha iyi ve güzele gitmeyi hedefliyorum. Her ne kadar bağımsız bir site olmasada (mynet tabanlı) köyümüzün tanıtımı ve uzaktaki hemşehrilerimizin, köyümüzün resimlerini görmesi, hasret gidermesi için böyle bir girişime kalkıştım. Hoşgörüleriniz için şimdiden TEŞEKKÜR EDERİM.
Administrator: Cevat ÇAKAR
BÜYÜK GERDELLİ KÖYÜ TARİHÇESİ
KÖYÜN TARİHÇESİ: Köyün adı; eskiden süt sağımında kullanılan galvanizden yapılmış süt kovalarına gerdel demelerinden kaynaklanmaktadır. Büyük denmesi de, üzerinde kurulduğu arazi büyük ve geniş olmasından dolayı Büyük Gerdelli denmiştir. Bizanslılar köyü ilk kuruluş yeri, şimdiki kuruluş yerinin 3 km kuzeyinde kaynaklar mevkiinin 500 metre güneyinde tahmini 200 dönümlük bir arazi üzerine kurmuştur. Bu tahminler çiftçilerin sulama mücadelesi sırasında bulunan, temeller, merdiven ayakları, büyük lağım kanalları, çeşitli süslü kavanozlar, erzak küpleri ve benzeri kalıntılardan anlaşılmıştır . Eski köyün merkezinde, kilise temelleri bulunmuştur. Bey çiftlikleri zamanında, Fatma bacı denen bir kadına tek varis olarak kalmıştır. Bu büyük çiftlikler 25 altına Fatma bacı tarafından Rumlara satılmıştır. Köy ilk defa Rumlar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Türkler tarafından alınmıştır. Köyün bu günkü halkını, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Anadolu dan gelen göçmenler oluşturmaktadır.
Köyün doğal durumu: köy yaklaşık 3 km kuzeyinde bir kaynak suyu ile beslenen derenin açtığı vadi üzerinde kurulmuştur. Deniz seviyesinden 140 m yükseklikte bulunmaktadır. Köy esas itibarı ile ergene ovasının Istranca dağları yönünde, ovanın bitiş sınırlarında kurulmuştur. Diğer bir deyişle köy, dağlık karakter taşıyan, Istranca dan bir step ve tarla ürünleri sahası olan Ergene havzasına geçiş yerinde bulunmaktadır. Ergene havzası umumi olarak 150/200 m. Yükseklikte step karakterlerinde bir ova olup, bu havza kuzey ve güneyden karışan dereler tarafından küçüklü büyüklü vadilerle birbirinden ayrılmıştır. Köy çevresinde Istrancadan kaynağını alan derelerin açtığı vadiler ve aşınımdan arda kalmış tepeler yer almaktadır ( Araptepe 197 m. Dikilitaş 193 m. ve Tavşan tepe 166 m.dir) Köy içinden geçen derenin açtığı vadi yüksekliği 160 ila 200 m. Civarında olan ve güneye doğru alçalan hafif dalgalı sırtlarla çevrilmiştir. Bu sırtlar üzerindeki düzlüklerde ve yamaçların da köyün merası ile tarım alanları bulunmaktadır. Köyün kuzeyinde kaynak suları çıkan ve köy içinden geçen dereden içme ve sulama amacı ile yararlanılmaktadır.
Bitki örtüsü : Ergene havzasında olduğu gibi B. Gerdelli köyü ve çevresinde tarla açma ve yakacak amacı ile doğal bitki örtüsü ile Süloğlu arasında sık ağaçlı doğal orman örtüsünün bulunduğu belirtilmektedir. Oysa bu gün aynı yol üzerinde yolculuk yaptığımızda değil orman örtüsü geride kalan ağaçlardan bir bakışta sayabileceğimiz kadardır(şimdi ağaçlandırılmıştır) Bilindiği gibi ormanların tahribi makinelere makinelerin tahribi de steplere dönüşen doğal bir yok oluştur. B. Gerdelli köyü ve çevresindeki ormanların tahribi daha çok tarla açmak amacı ile olmuştur. Köydeki doğal bitki örtüsü gevenler ile çeşitli otsuların hakim olduğu steplerden oluşmaktadır. Dere boyunda taban suyunun ve sulamaların uygun olduğu düz alanlarda ticari amaçla yetiştirilen kavak ağaçları rüzgarlara karışan uğultusu bu gün yeşilden kalan son şarkılar gibidir.
B. Gerdelli köyü ve kültür durumu: köyde ilk okul 1923 yılında Rumlardan kalan 2 katlı bir binanın üst ve alt katları okul haline getirilerek eski yazı ile eğitime geçilmiştir. Okulun ilk öğretmeni Kaşif efendidir. 1926 yılında gerçekleştirilen harf devrimi ile yeni tip öğretime başlanmıştır. Köyde 1976 yılında orta okul açılmış, 3 sınıf ile eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam etmiştir. 2000 li yıllara girdiğimizde, 8 yıllık zorunlu eğitime geçtikten sonra eski ilk okul binasının olduğu yere yeni ve modern bir ilk öğretim binası yapılarak 8 yıllık eğitime devam edilmektedir.
Köyde eğitim, öğretim görüp mesleğe atılan kişiler: Öğretmen 22, Doktor 2, Ebe hemşire 24, sağlık memuru 6, Polis 9, Subay 6, Mühendis 3, Memur 33, Özel sektörde yönetici 5, Zanaatkar 9, kişi olmak üzere 119 kişidir.
Köyün başlıca geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Köyde tarım modern ve makinelerle yapılmaktadır. Tarım ürünlerinden buğday, ayçiçeği, arpa, şekerpancarı, çekirdek kabağı, mısır ve çeltik(yaklaşık 25 yıldır ekilmiyor) yetiştirilmektedir. İlk bahar yaz ve son bahar mevsimlerinde tarlalar işlenir. Meralarda küçük baş hayvan, evlerde ki ağırlarda büyük baş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır. Kırklareli kayalıköy barajının yapılması ile köyün 13560 dekar arazisi sulanır duruma gelmiştir. Bunun neticesinde dekar başına alınan verin 2 hatta 3 katına çıkmıştır. Bu da ekonomik yönden çok büyük gelişmeler sağlamıştır.KAYNAK: SÜLOĞLU REHBERİ YAZAN :EROL ATİK (Süloğlu Belediye Başkanı)
CUMHURİYETİN İLANINDAN SONRA KÖYDE MUHTARLIK YAPANLAR
ADI SOYADI-GÖREVE BAŞLAMA-GÖREVDEN AYRILMA
1 - OSMAN EFENDİ İlk muhtar
2 - Abdullah efendi:--- ---
3 - Ömer ağa :--- ---
4 - Hüseyin Erbay :--- ---
5- Veli çetin :--- ---
6- Mehmetali Ünal:--- ---
7- Selim Ökten :--- ---
8- Hamdi Dilek :--- ---
9- Selami Ökten :--- ---
10- Selami Meriç :--- 1960
11- Raif Özkan :--- 1960
12- Ali Bahşi :1961-1963
13- Hasan Mantaş :1964-1968
14- Hasan Mantaş :1968-1973
15- Hasan Mantaş :1973-1977
16- Mahmut Toker :1977-1984
17- Rafet Bağdu :1984-1989
18- Rafet Bağdu :1989-1994
19- Cemal Zogo :1994-1999
20- Cemal Zogo :1999-2004
21- Necdet Toker :2004-2005(sağlık nedeni ile İstifa)
22- Şezai Candemir:2005-Devam ediyor
|
|
KIRKPINAR BAŞ PEHLİVANLARINDAN HİMMET PEHLİVAN
HİMMET PEHLİVAN
(HİMMET ÖKTEN)
Büyük Gerdelli Köyü'nden olan, Himmet Pehlivan Kırkpınar'da baş güreşmiş fakat baş pehlivan olamamıştır
Devlet Demir yollarında ve öğretmen okulunda üç yıl kadar çalışmıştır. Çoban Mehmet'le çetin güreşleri vardır.
Kolu kırıldıktan sonra güreşi bırakmıştır. Ağabeyi Selim Pehlivan da Kırkpınar'da güreşmiştir ve köy muhtarlığı yapmıştır. Ölünceye kadar Kırkpınar'a gelmiş daima ilgi görmüştür.
|
|
KÖYÜMÜZDE YAŞAYAN ETNİK KÖKENLER
1: Pomaklar
2: Dağlılar
3: Arnavutlar
4: Tatarlar
5: Kürtler
6: Romanlar
7: Uyvanlılar
POMAKLAR
Kayıp(edilen) Kimlik POMAKLAR
Pomaklar en genel tanımıyla pomakça konuşan, slav kökenli Balkanların beş ülkesine(Bulgaristan-Yunanistan-Türkiye-Makedonya-Arnavutluk) yayılmış müslüman bir azınlıktır.
Balkan tarihinin karışıklığınında mirası olarak Pomakların kesin ve uzlaşılan bir köken tespiti her ne kadar yapılamamışsa da (slav kökenli olmaları konusunda bir fikir birliği mevcuttur), tarih kitapları arasında geçen ve gözden kaçırılan bir gerçeklik vardır. Bu da yıllardır söylenen (Türk resmi söylemi) Pomakların Peçenek-Uz-Kuman Türklerinin devamı olduğunu boşa çıkarmaktadır .Bu da daha Balkanlara Türk göçü (10.asırdaki) yaşanmadan önceki büyük Slav göçüdür. Bu göçler esnasında balkanlara Bulgar kavimleriyle birlikte ve akraba olan bir başka kavim Ekslavonlar yerleşmiştir ve yerleştikleri bölge yıllar sonra Pomaklar adıyla çıkan gurubun anavatanı sayılan Rodoplar bölgesidir. Ekslavonlar incelendiğinde günümüzdeki Pomaklarla dil,kültür,fiziksel özellik bakımından tıpatıp aynıdırlar. Ekslavonların adının hiç geçmemesinin sebebi balkanlara geldikleri gibi Bizansa karşı savaş yürütmüş olmalarından kaynaklanıyor.Daha sonraki süreçlerde dinsel olarakta ortodosk hıristiyanlardan uzak bir inanış içerisine (bogomolizm) girmiş olmalarından kaynaklı kendi soydaşlarınca bile düşman ve yok edilmesi gereken bir kavim olarak görülmüştür.Bunların sonucunda da tarih kitaplarına hiç geçirilmemiş adeta yok sayılarak yok edilmek istenmistir.Taki Osmanlının bölgeye gelmesine kadar bu süreç böyle geçmiştir. Bu süreç içerisinde Bulgarlaşma sürecine girilmiştir. Fakat eksik kalmaktadır ve bu süreç krize girdiğinde Osmanlının balkanlara gelmesiyle daha da derinleşerek kırılma noktası oluşmuş oldu.
Ana kütle olarak Ekslavon kavmi olmak üzere bir Pomak grubu ortaya çıkmaya başladı. Böylesi süreçler kartopu gibidir. Küçük bir çekirdek yuvarlandıkça büyür gayrı memnunları da yanına çeker., Gayrımemnuniyet eskiden gelebileceği gibi bazıları için çok sonralarıda ortaya çıkar. Osmanlı döneminde islamlaşmanın avantajları Bulgarlık açısından yeni bir gayrımemnuniyet zeminidir. Hazırda zaten yeni ismiyle bir Pomak(Ekslavon kavmi) oluşumu vardır ve bu yeni gayrımemnuniyetsiz kesimi de içerisine çekerek büyür.Özellikle Lofça yöresi Pomakları buna en gözel örnektir kanımca. Çünkü yaşayışları ve dilleri farklı, hayvancı olmaktan çok tarımcıdırlar. Kuzey Bulgaristandaki köyleri dere yataklarındaki verimli arazilerde çok önceden beri tarım yapıyorlardı. Bundan dolayı hayvancı Rodop halkından farklıdırlar.İşte bu kartopu gibi yuvarlanış, büyüme ve balkanlardaki bütün gayrımemnuniyetsizlerin bir Pomak kütlesi etrafında birleşmesi günümüzde yapılan köken tartışmalarını da çıkmaza sokmaktadır.Nedeni ise her kesimin(Bulgar-Türk ve Yunan) pomakların içine baktığında kendine dayanak çıkartacak malzemeler bulabilmesidir. Bir de buna devletler arası politik entrikalarının da girmesiyle daha da karmaşık hal almıştır. Bir Bulgar yazarı rahatlıkla Pomaklar içinde eriyen müslüman Bulgarlardan yola çıkarak tüm Pomak kütlesine Bulgar damgası vurmaktan rahatsızlık duymaz. Yine Yunanlılar, Pomakların içinde erimiş olma ihtimali yüksek olan eski trakların varlığından yola çıkarak Yunan kökenli sayabilmektedir ve Türk tarihçileri ilk önce bulgarlaşan fakat Osmanlının gelmesiyle bundan sıyrılıp Pomak kütlesine katılan Peçenek-Kuman-Uz kütlesine dayanarak PomakTürkleri diyebilmektedir. Bu kısa girişten sonra günümüzde neler dendiğine bir göz atmak gerekiyor ,ama yukarıdaki yaptığım kısa açıklama doğrultusunda yorumlayarak...
Şimdi Pomaklar kimdir sorusuna çeşitli kaynakların verdiği cevaplara bir göz atmak gerekirse:
1-İngiliz Balkan azınlıklar uzmanı Hugh Poulton:Bulgar Müslümanlarının dini bir azınlık olduğunu,ana dil olarak Bulgarcayı konuşan, fakat islami geleneklere bağlı Slavik Bulgarlar olduklarını yazmaktadır.
2-F.Kanitz Pomak sözcüğünün Slavca pomoçi (yardım etmek)fiilinin pomagaçi (yardımcı) biçiminden geldiğini ve Pomakların Osmanlı akıncı beylerine yerel savaşlarda ve fütühatlarında devamlı olarak yardımcılık yaptıkları için bu adı aldıklarını ileri sürüyor. Pomagaçi, Balkan lehçesinde ,daha sonra Pomak şeklini almıştır.
3-Ischirkoff ve F. Bayraktareviç: Pomakların yoğun yaşadığı Rodoplarda halkın,kendisini Achiryani veya Agaryani diye adlandırdıklarını yazıyor.(Türkiyede de Trakya bölgesinde Agren Pomak ları adıyla anılan bir pomak kesimi mevcut). Bu sözcüklerin Bulgarcada hiçbir anlamı yok. Ama Milattan üç-dört yüzyıl önce eski Yunanistanda yaşayan bir etnik grup Grek Agriyani olabilir. Pomakçadaki sözcüklerin yalnızca yüzde 5 i Yunancayı içeriyor.
4-Bulgar edebiyatında önemli bir yeri olan Veda Slavena adlı aserlerdeki öykülerin birçoğu, Rodoplar havzasında geçiyor ve Pomakların eski Trak kavimlerinden geldikleri,inançları,gelenekleri anlatılıyor. Trakyaya adını veren Traklar, MÖ 2000-3000 yıllarında bu bölgede kabileler halinde yaşıyorlardı.
5-Genel Türk resmi tarhihçileri ve milliyetçi görüşler pomakların XI . ve XII . yüzyılda Ukrayna ve Romanya üzerinden Balkanlara inen Kuman ve Peçenek Türklerinin soyundan günümüze uzanan bir geçmişi olduğu savunulur. Günümüzdede yazılarında Pomak Türkleri adlandırması kullanılır.
Görüleceği üzere çok karmaşık bir hal alan Pomakların köken tartışmaları uzun sürecek bir konudur.Burda asıl dikkat edilmesi gereken tek bir konu vardır aslında Pomakların binlerce yıl önceki kökenlerini araştırılırken günümüzde Pomaklık ve de Pomakça dili bu tartışmalar çerçevesinde kaybolmakta ve hatta bilinçli olarak kaybedilmeye çalışılmaktadır. Elbetteki bu türlü çabalar sonuç almayacağı gün gibi ortadadır, günümüzde Pomaklar diye bir grup vede Pomakça diye konuşan birileri var mı buna bakmak bunu esas almak gerekir. Dil ve yaşadığı coğrafya bakıldığında vede fiziksel özelliklerden tutun da gelenek göreneklerin çoğunluğu slavik özellikler taşıdığı görülecektir.
Bu çerçevede şu tür yaklaşımlarda mevcuttur: Pomaklar slav asıllıdır" iddiasını kabul etmeden önce çok daha fazla bilgiye ve kanıta ihtiyacımız var deyimi tamamen ters.
İşin gerçeği şu(Türkiye de) bazı Pan-Türkist milliyetçi yazarların iddiaları bir yana; bölgedeki ülkelerin tamamı ve Türkiyedeki akademik kaynaklar başta olmak üzere dünyanın bütün ileri gelen akademik kaynakları Pomakların Slav asıllı müslümanlaşmış bir grup olduğunu peşinen kabul ettiği halde,süreç tam tersine ilerliyor. Pomakların slav asıllı,balkanlı bir topluluk olduğuna ilişkin deliller süratle ortadan kayboluyor,kaybediliyor.
KAYNAK: http://pomaktarihi.blogspot.com/2007/04/kaypedilen-kimlik-pomaklar.html
DAĞLILAR
Yazan: Süleyman TİRFİL
Edirne´nin hemen yanı başındaki Kırcalı, Bulgaristan´da yönetim bölgesidir. Bölge, Rodop dağlarının doğusunda yer alır ve hemen tamamen dağlıktır. Nitekim, Osmanlı devrinde buraya Cebel denmiştir. Bu söz Arapçada dağ veyâ dağlık demek olur. Bugün orada zâten Cebel diye bir yerleşim yeri vardır. Bölge insanına, Rodoplardan dolayı Dağlı denmiştir ve hâlen de denmektedir. Kırcali bölgesi dağlık olmakla, diğer alanlar kadar tarıma elverişli değildir. Hiç olmazsa geniş çapta tarım yapılamamaktadır. Bundan olsa gerektir ki, Dağlılar ticâreti iyi başarmışlar, bu konuda; Aksekili, Dârendeli veyâ Kayserili gibi öne çıkmışlardır. Dağlının bulunduğu yerde Yahudî barınamaz, anlamındaki sözün esası buradadır. Dağlılar da, Evlâd-ı Fatihan´dandırlar. Altı Yörük ve iki de Tatar öbeği burada karışıp-kaynaşmışlardır. Dağlılar, Yörük veyâ Tatar olarak özlerini bilememekte, sâdece Türklüklerinin bilincindedirler. Bugünkü Yunanistan´da Karamanlı diye bir etnik toplum yaşar. Ortodoks-Hıristiyan Karamanlılar, Lozan anlaşmasının nüfus değişimi hükümleri uyarınca, Rumlarla birlikte Orta-Anadolu´dan Yunanistan´a gönderilmişlerdir. Meselâ, Yunan eski cumhurbaşkanı Karamanlis bunlardandır. Göçmen Karamanlılardan bugün kaçı yaşamaktadır, bunu bilemeyiz. Ancak, Türk olduklarını pekalâ bilen Karamanlıların çocukları acaba ne düşünmektedirler?
(Süleyman TİRFİL' e yazısından dolayı Teşekkür ederiz. Admin)
|
|
|
|
gerdelli22@hotmail.com
|
|