|
DiNLER ARASI DIYALOGDAN KASIT NEDIR?
RAHiP SAMUEL ZWEMER'iN SOZLERI:
1911 yilinda kafir rahip samuel, islam ulkelerinde girisilecek hristiyanlastirma faaliyetlerinde gozonunde bulundurulmasi gereken noktalari soyle ozetliyordu: Muslumanlari dinlerinden uzaklastirmak adeta imkansiz denecek kadar zor bir istir. Muslumanlari vaftiz etmek icin bos yere cabalayp durmayalim, baska yollar, baska careler deneyelim.
- islam memleketlerinde girisecegimiz faalliyetlerde onlara once hristiyan adetlerini, hristiyan bayramlarini, hristiyan kulturunu , hristiyan ahlakini asilayalim.
- Girisecegimiz faaliyetlerde muslumanlari o hale getirelim ki, isimleri Musluman oldugu halde, giyinisleriyle, darvranislariyla, akil ve hisleriyle tamamen bir hristiyana benzesinler.
boyle yaptigimiz zaman gerisi kolaydir. gunu geldiginde ONLARI TOPTAN VAFTIZ EDERIZ. (ISLAM MEC. I, 21.)
HRISTIYAN OLMAYANLAR SEKRETERYASI BASKANINDAN:
Papa 6/paulun vizyonu gerceklesmektedir. cunku dinlerarasi diyalog, kilise misyonunun normal bir parcasidir.
(BULLETIN, 59/XX-2, 1985, 124, HRISTIYAN OLMAYANLAR SEKRETERYASI BASKANI KARDiNAL FRANCIS ARINZE)
HRISTIYAN OLMAYANLAR SEKRETERYASI SEKRETERINDEN:
Diyalogdan soz ettigimizde, aciktir ki bu faaliyeti, kilis sartlari cercevesinde misyoner ve incili ogreten bir cemaat olarak yapiyoruz. Kilisenin butun faaliyetleri, uzerinde tasidigi seyleri yani mesihin sevgisini ve mesihin sozlerini nakletmeye yoneliktir. Bu sebeple diyalog, kilisenin incili yayma amacli misyonunun cercevesi icinde yer alir. Kilisenin henuz bulunmadigi yerlerde tesis edilmesi icin yapilan bir faaliyet olarak anlasilan misyon, artik diyalog olmadan basariya ulasamaz.
(HRISTIYAN OLMAYAN SEKRETARYASI SEKRETERI PiETRO ROSSANO, 1973)
DiNLERARASI DiYALOG FiKRiNiN BABASI LOUiS MASSiGNON'DAN:
Muslumanlarin herseylerini tahrif ettik. inanclari, dinleri mahvoldu. Artik hicbir seye tam inanmiyorlar. Derin bir bosluga dustuler. intahar ve anarsi icin olgun hale geldiler.
MISYONERLIK KARAR BASKANLARINDAN M:WATT'TAN:
BENiM DiNiM SON DiNDiR " inancindan vazgecmektir: "Dinlerin karsilastirilmasi, yani ustunluk ve asagilik acisindan herhangi bir degerlendirmeye gitmemektir. Objektif anlamda gecerli olmadigi icin gercek diyalog anlayisi, bu cesit karsilastirmalardan vazgecmeyi icab ettirir. Taraflardan biri " BENiM DiNiM SON DiNDiR " derse bu olmaz; cunku buradaki " SON " kelimesi diger dinlerden ustun olma veya diger dinleri gecersiz kilma anlamina gelir. Bunun icin, benim dinim digerlerinkinden daha ustundur inancinin terk edilmesi gerekir.
(DiNLERARASI DiYALOG MIMARLARINDAN M.WATT, MODERN DUNYADA ISLAM VAHYi)
MISYONER AYAKCILARINDAN R. ARNALDEZ'DEN:
Ehl-i sunnet bir Musluman dinlerarasi diyalogu kabul ettirmenin pratikte imkansiz oldugunu, bu inancin tahrip edilmesi gerektigini soyledikten sonra, islami esaslari, nakil ve akil ile degil, akil ile anlamayi bir metod haline donusturmus VEHHABi, SELEFi anlayisinin temsilcisi olan "ABDUH EKOLU"nun hakim kilinmasi halinde, dinlerarasi diyaloguin oldukca kolaylasacagini ifade etmektedir.
(R.ARNALDEZ: CONTiDiONS DUN AVEE iSLAM)
SEN PIETRO KiLiSESiNDEN:
Kilise ile diger dinler arasindaki diyaloga evet. Ama ayni zamanda tek kurtaricinin isa oldugunu ilan etmek gerekiyor. (25.06.2000 PAZAR, 2. JEAN PAUL, SEN PiETRO KiLiSESi)
Hıristiyanlık Dışı Dinler Sekreteryası Başkanı Kardinal Arinze 13 Mayıs 1987 de ülkemize gelmiş, diyaloğun kitlesel ayağını oluşturmak üzere kendilerine yakın bulduğu azınlık temsilcileri ve bazı Müslüman din bilginleriyle görüşmelerde bulunmuştur. Bu görüşmelerden alınan kararlardan birkaç maddesini yayınlıyoruz. Çünkü yakın bir tarihte bu yazılanlar uygulamaya dökülecektir.
1-) * Kuran-ı Kerimin metin yönünden ele alınıp sadece bazı tarihsel beyanlarının açığa çıkarılacak.
2-) * Türk milletince muharref olarak kabul edilen İncil ve Tevratın hükümleri geçerli ilahi kitaplar olduğu iddiası ortaya atılacak.
3-) * Anadoludaki yerleşik kanaatin aksine Yahudi ve Hıristiyanların da cennetlik olduğu iddiası ortaya atılacak.
4-) * Tek Allah inancının yeterli, Hz. Muhammedi kabul ve tasdik etmenin ise bir kemal mertebesi olduğu iddiası ortaya atılacak.
5-) * İncil ve Tevratın bazı bölümlerinin namazda okunabileceği iddiası ortaya atılacak.
6-) * İbrahimi dinlerin uzlaşmasının mümkün olduğu şeklinde Vatikan kaynaklı muharref anlayışlar bir kısım akademisyenlerimiz tarafından ısrarla milletimizin gündemine sokulup " İBRAHİMİ DİNLER ADI ALTINDA SEMPOZYUMLAR " düzenlenecek.
DİNLERARASI DİYALOG DÖNEMİ VE NİÇİN YAPILDIĞI
Misyonerlik ve oryantalizm faaliyetleri birbirinin devamı ve tamamlayıcısı durumnda idiler. Diyalog ise; misyon faaliyetleriyle İslam ülkelerinin başta hadisler ve sünnet müessesi olmak üzere pek çok konuda kafası bulanmış ve şüphelerle dolmuş halklarını kilisenin kurtarıcısı (!) eline teslim edebilme gayretlerinin adıdır. Nitekim Dinlerarası Diyalog fikrinin babası olan, İslam tasavvufu ve bilhassa Hallac-ı Mansur üzerine çalışması bulunan Louıs Massignon, onların (Müslümanların) her şeylerini tahrif ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. İntihar ve anarşi için olgun hale geldiler demektedir. Hayatını İslamın içinde olduğunu düşündüğü Hıristiyanlık unsurlarını bulmaya adayan ve çalışmalarını hep bu maksatla yapan bu şahsın ortaya attığı diyalog fikri günümüzde uygulamaya konmuştur.
PAPALIK DİNLERARASI DİYALOG İLE NEYİ AMAÇLIYOR
Diyalog dönemine geçmeden önce bu süreci başlatan Papalağın diyalogdan ne anladığına ve nasıl baktığına bir göz atalım.
DİYALOG MİSYONERLİĞİN BİR TÜRÜDÜR
Katolikliğin bir nevi ilmihal kitabı olan ve Papanın imzasını taşıyan Cathecismde diyalog şöyle tanımlanıyor: Misyonerlik görevi İncili daha henüz kabul etmemiş olanlarla saygıya dayalı bir diyaloğu öngörür. ( Cathecims, s. 227, madde 856) burada geçen henüz İncille tanışmamış olanlar kimlerdir? Sorusunun cevabı 359. maddede şöyle veriliyor: Aziz Paul derki; insan soyu iki erkekten kaynaklanır. Bir tanesi Adem, bir tanesi Mesihtir. Ama Mesih, Ademi yaratırken kendi suretini de ona vermiştir. buradan ortaya şu çıkıyor: henüz İncille tanışmayanlar, Ademi de Mesihin yarattığını henüz bilmeyenlerdir. Burada açıkca bir şirk vardır. Ve kilise kimi çevrelerin iddia ettiği gibi diyalog yolu ile İslama yönelmek yerine şirke çağırmaktadır.
DİYALOG, KİLİSEYE DÖNDÜRME AMAÇLI MİSYONUN BİR PARÇASIDIR
Şimdiki Papa II. J. Paule göre Dinlerarası diyalog Kilisenin insanları Kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. ( Joun Paul II, Redemptoris Missio, Libreria Editrice Vaticana, Roma 1991, s. 55) Papaya göre bu durum Hıristiyanlığın tabiatından kaynaklanır ve amaç başkalarına İncilin mesajını öğretmektir: Diyalog bir ve üç olan Tanrının kendi kendi hayatına dayanır Böylece diyalog Kilisenin kurtarıcı misyonunun bir parçasıdır; gerçekten bu kurtuluş diyaloğudur. Çünkü böyle hakiki bir diyalog bir Hıristiyan için inandığını pratiğe dökmektir, saygı göstermek ve dinlemek suretiyle başkalarına İncilin mesajını öğretmektir. ( Podgorski, F. R., Tawars A Catolic Theolojy of Misyonary Dialogue And Dialogical Mission With Other Religions, Roma 1987, s. 142 vd.)
DİYALOĞA RAĞMEN, PAPALIĞA GÖRE YEGANE GERÇEK DİN HIRİSTİYANLIKTIR
Diyalog kavramını II. Vatikan Konsoline öneren Papa VI. Paul diyaloğa rağmen yegane gerçek din vardır, oda Hıristiyanlıktır: Biz her ne kadar Hıristiyan olmayan dinlerin manevi ve ahlaki değerlerini tanıyor, saygı gösteriyor, onlarla diyaloğa hazırlanıyor ve din hüviyetini savunmak, insanlık kardeşliğini tesis etmek, kültür, sosyal refah ve sivil iradeyi oluşturmak gibi hususlarda diyaloğa girmek istiyorsak da dürüstlük bizi gerçek kanaatimizi açıkca ilan etmeye mecbur etmektedir; yegane gerçek din vardır. Oda Hıristiyanlıktır. ( Catholic Official Teachings, VIII: Clergy and Laity, Edited by Odile m. Leibhard, Wilmington 1978, s. 13 vd.)
PAPAYA GÖRE TEK KURTULUŞ YOLU HIRİSTİYANLAKTIR
Papa I. Jean Paulun 20 yıllık dostu ve
Papanın Düşüncesi kitabının yazarı Buttiglione bu düşünceleri şöyle açıyor: Hıristiyanlar İsanın Mesih olduğuna ve insanın onun sayesinde kurtulduğuna inanır. Tanrıya götüren başka bir yol yoktur. Bu önerme Hıristiyanlığı bir ahlak felsefesinde ve İsayı bir tür ahlak hocasına indirgeyen belirli bir çağdaş eğilime karşı tepkidir. (8230) Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasındaki siyasi sorunlar, onla kurtuluş sunma gibi bir misyonerlik sorunundan tümüyle ayrı tutulmalıdır. Hıristiyanlık bu kurtuluşu, sömürgecilik veya Haçlı Seferleri ile değil, İsadan geçen bir diyalogla sunmaktadır. ( NPQ; Cilt: 1, Yaz 1991.)
DİYALOGDAN AMAÇ MİSYONERLİĞE YARDIMCI OLMAKTIR
Vatikanın Dinlerarası Diyalog Sekreteryasının ilk başkanı Kardinal Marella Konsil Babalarına gönderdiği bir mektupta diyalog sekreteryasının amacını, doğrudan misyonerliğe yardımcı olmak şeklinde açıklamıştır: Faaliyetlerimizle, Kilisenin misyoner faaliyetlerini yürüten S. Cogregation de Propaganda Fide teşkilatının çalışmalarına, misyonerlik faaliyetlerinin kanunen mümkün olmadığı yerlerde yardımcı olmaya ve boşluğu doldurmaya çalışacağız. ( Rosanna, P., The Secretariat For Non-Cristian Religions From the Begginings to the Present Day: History, Ideas, Problems, Bulletin XIV/2-3, Roma 1979, s. 91)
DİYALOG KİLİSENİN İNCİLİ YAYMA AMAÇLI MİSYONUNUN İÇİNDE YER ALIR
1973 te Sekreterliğe seçilen Rosanno, Hıristiyan olmayanlarla diyalog ile neyi kastettiklerini şöyle açıklamakta Diyalogdan söz ettiğimizde açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları ve çerçevesinde misyoner ve İncili öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilisenin bütün faaliyetleri gibi diyalog da. Kilisenin üzerinde taşıdığı Tanrı Mesihin sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog Kilisenin İncili yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır. (Rosanno, aynı makale, s.100)
DİYALOĞUN AMACI
II. Vatikan Konsilinin diyalog taktiğini yeni çağın bir metodu olarak benimsemesiyle birlikte kilise gözlerini Anadaluya çevirmiş ve Anadolu ile diyaloğa girmenin yollarını aramıştır. Zira gerek Türkiyenin tarihi, kültürel, siyasi potansiyeli ve stratejik konumu, gerekse Hıristiyanlarca kutsal sayılan hac bölgesinin Anadolu topraklarında bulunuşu, ülkemizi dinlerarası diyalog faaliyetlerinin odak noktası durumuna getirmiştir. 1987 yılından bu yana Türkiye üzerindeki faaliyetler hızlanmıştır. Hıristiyanlık Dışı Dinler Sekreteryası Başkanı Kardinal Arinze 13 Mayıs 1987 de ülkemize gelmiş, diyaloğun kitlesel ayağını oluşturmak üzere kendilerine yakın bulduğu azınlık temsilcileri ve bazı Müslüman din bilginleriyle görüşmelerde bulunmuştur. Bu adımın bir uzantısı olarak 1998 de ÜLKEMİZDEN GÜYA İSLAMİYETİ TEMSİLEN BAZI DİN NAMINA Papalık misyonunun bir parçası olmak üzere Vatikana Papa ile görüşmeye gitmiştir.
Diyaloğun akademik ayağını oluşturmak üzere Papaz Thomas Michael 1987 de Türkiyeye gelmiş Ankara İlahiyat fakültesinde bir dönem Hıristiyanlık dersleri ve seminerleri vermiş, 1988 de İzmir de, 1989 da Konya da ilahiyat fakültelerinde derslerine devam etmiştir.
Papaz Michael Efendi Türkiyede kaldığı süre zarfında bir akademik kadro yetiştirmiş kendisinin seslendirmesi halinde aşırı tepkiler doğurması muhtemel bazı itikadi görüşleri bu akademik kadro vasıtasıyla, onların ağzından Anadolu insanına pompalamıştır. Bu tahrif edici itikadi görüşler şunlardır:
· Kuran-ı Kerimin metin yönünden ele alınıp bazı tarihsel beyanlarının açığa çıkarılması.
· Türk milletince muharref olarak kabul edilen İncil ve Tevratın hükümleri geçerli ilahi kitaplar olduğu iddiası.
· Anadoludaki yerleşik kanaatin aksine Yahudi ve Hıristiyanların da cennetlik olduğu iddiası.
· Tek Allah inancının yeterli, Hz. Muhammedi kabul ve tasdik etmenin ise bir kemal mertebesi olduğu iddiası.
· İncil ve Tevratın bazı bölümlerinin namazda okunabileceği iddiası.
· İbrahimi dinlerin uzlaşmasının mümkün olduğu şeklinde Vatikan kaynaklı muharref anlayışlar bir kısım akademisyenlerimiz tarafından ısrarla milletimizin gündemine sokulmaya çalışılmıştır.
Türkiyede diyalogun akademik ayağını oluşturmakla görevli kilise sekreteryası bu işlerin İslama sadakatle bağlı geleneksel Müslümanlarla olamayacağını gayet iyi bildiğinden, gevşek vahiy inancını kabullenmiş, gerektiğinde Kuran-ı Kerimi sorgulayabilecek akademik çevrelerle çok yakın temas kurulmasının şart olduğunu düşünmektedir. R Arnaldez normal bir Müslümana diyalogu kabul ettirmenin pratikte imkansız olduğunu söyledikten sonra İslami esasları modern akılla silkelemeyi bir metot haline dönüştürmüş Vehhabi anlayışının ve Abduhçu ekolün görüşlerinin galip gelmesi halinde, dinlerarası diyalogun oldukça kolaylaşacağını ifade etmektedir.( R. Arnaldez: Contidions dun avee İslam)
|