|
YAZILI TARİH
HITITLER : Iç Batı Karadeniz ile Çankırı yöresinde 1947 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılan kazı ve araştırmalarda IÖ 2000 ile tarihlenen Orta Tunç Çağı ve Son Tunç Çağı yerleşmeleri ortaya çıkarıldı. Bölge de rastlanan ilk büyük Höyük ILGAZ da Kastamonu-Çankırı Tosya ve Kurşunlu yollarının (Ilgaz Dörtyol) kesiştiği noktadaki SALMAN Höyüktür. Aynı yörede bir başka höyük C.C.BURNEY in adını verdiği Höyüktür. Salman Höyük ün doğusundaki bu höyük de de aynı dönem ORTA TUNÇ ve SON TUNÇ ÇAG çanak çömlekler bulunmuştur. Bu iki höyük dışında ÇANKIRI nin batısında DÜMELI höyügü de aynı dönemle tarihlenmektedir.
I. Mursil (IÖ 1620-1590) tarihinde ilk kez ANADOLU BIRLIGI ni kuran Hitit kralıdır. Bu dönemde Devrez Çayı (KUMMESMAHA) yöresinin en önemli yerleşme merkezlerinden biri TILIURAU dir. Bu kent ortaya çıkarılamamıştır. Ama KARACAVIRAN- Kurşunlu yakınlarında bulunduğu sanılmaktadır. TILIURA, Mursilden sonra kral olan HANTILIS döneminde terkedilmiştir. Bu durumu HITIT IMPARATORLUGU (Yeni Hitit Devleti) dönemi krallarından III. Hattusil den kalma bir tablet şöyle dile getiriyor. TILIURA Kenti Hantilli nin gününden beri boştu. Babam Mursil, onu yeniden yaptırdı, ama oraya iyice yerleşme sağlayamadı. Oraya silah ile yendiği NAMRA ları yerleştirdi. Sonradan (Çiftçi olan) Tiliura nin eski sakinlerini çekip aldım ve ben majeste onları geri getirdim ve onları yeniden TILIURA ya yerleştirdi, III. Hattusil döneminde Hitit Devletinin kuzeyinde oturan ve sürekli akınlarıyla tedirginlik yaratan KASKALAR la HITIT-KASKA sınırında yer alan TILIURA kentinde anlaşma yapıldı. Bu anlaşmada yer alan maddeler ÇORUM- Bogazköyde ortaya çıkarılan bir tabletten öğrenilmiştir. III. Hattusil, Tiliura ve sınır bölgesinin çevre yerleşmeleriyle yaptığı bu anlaşmada HANTILIS ın eski krallık döneminde KASKA lar için bazı yasaklar koyduğundan söz eder, Buna göre; Kaskalar devrez çayını geçmeyeceklerdir. Daha öncede belirtildiği gibi, Mürsil döneminde yeniden kurulmuş olan ama yerleşmenin tam sağlanamadığı bu kent Kaskalar ile yapılan bu anlaşmadan sonra yeniden canlandı. Anlaşma Hitit halkinin buraya yeniden yerleşme koşullarını içermekteydi. HIÇBIR KASKA LI ASKERIN YA DA YURTTASIN BU KENTE GIREMEYECEGI, GIRERSE SUÇ ISLEMIS SAYILACAGI VE CEZALANDIRILACAGI belirtilmekteydi. HITIT HALKINDAN BIR KISI, KASKA ÜLKESINDEN BIR ESIR ALIRSA, BU KENTE GETIRMEDEN KENT DISINDA KÖLE OLARAK ÇALISTIRILABILECEKTI. ÇOBAN, ÇIFTÇI VE KÖYLÜLERIN KASKA HALKIYLA GIZLI BIR ANLASMA YAPTIKLARI TESBIT EDILIRSE, CEZALANDIRILACAKLARI DA belirtilmekteydi.
IÖ 1200 lerde Yunanistanın kuzeyinden gelerek TRAKYA dan geçen ve MISIR kaynaklarında Deniz Kavimleri
olarak adlandırılan EGE GÖÇ KAVIMLERI Hitit devletinin yıkılmasına neden oldu.
Öte yandan ilçemizinde bulunduğu bölgenin kuzeyinde oturan KASKALAR da doğuya çekilerek mezepotamya nin
kuzeyindeki dağlık yörelere yerleştiler. IÖ 1100 lerde PAFLAGONLAR,
IÖ 650 lerde KIMMERLER-LIDYALILAR IÖ 546 larda PERSLER IÖ 126 larda PONTUSLAR IS 5 yilinda ROMALILAR Ve Roma topraklarının doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasından sonra ilçemiz Dogu Roma (Bizans) topraklarının içinde ve egemenliğinde kalmıştır. Bölgemizin Bizans dönemindeki tarihi oldukça karanlıktır. Ancak 1082 de TÜRKLER in bölgemize gelmesiyle Bizans etkinliklerinin kırılmaya başladığı görülür. Türklerin bölgeye gelmeden önceki Bizans devrinden siyasal yönden bilgimiz olmasa da yazıtlardan ve basılan sikkelerden bilgimiz olabilmektedir. IS 1082 de SELÇUKLULAR IS 1200 lerde ÇOBANOGULLARI IS 1310 da CANDAROGULLARI IS 1464 lü yıllarda da OSMANLI YÖNETIMI ne giren ilçemiz ve yöremizin Osmanlının dönemine ait geçiş döneminden bazı bilgiler vermek istiyoruz. XVI. Yüzyılın ortalarında bozulmaya başlayan Ekonomik yapı ile birlikte artan toplumsal devinimler ANADOLU nun öbür kentleri gibi ÇANKIRI yi da etkilemiştir. XVI. Yüzyılın ikinci yarasında ortaya çıkan bir başka önemli sorunda besin maddelerinin darlığı olmuştur. Bu darlık nedeniyle özellikle 1574, 1575 ve 1576 yıllarında büyük sorunlar ortaya çıkmıştır. 1574 de Anadolu nun çesitli kentlerine ZAHIRE MÜBASIRLERI yollandı. Bunlar beylerbeyleri ve sancak beyleri ile birlikte zahire satın almakla görevlendirilmişlerdi. Halkın tohumluk ve yiyecek gereksiniminden fazlası o günkü fiyat üzerinden toplanacaktı ama bu yöntem etkili olmadı. Genellikle halkın elindeki alınırken yörede etkili kişilerin zahirelerine dokunulmuyordu. Ayrıca RÜSVET, önemli bir sorun olarak ortaya çıkmıştı. Bu dönemle ilgili bir belgede ÇANKIRI SANCAGI nda Kadıların, Naiplerin ve Zahire Mübaşiri olan Çavuş un halktan zahire yerine rüşvet topladığı bildiriliyordu. Bu dönemde toplumsal açıdan önemli bir olayda devlet görevlilerinin devlete karşı çıkarak, etkili oldukları yörelerde başına buyruk bir yönetim kurmalarıdır. Bunlarin basinda timarli sipahiler geliyordu. Örnegin; Çankırı Sancağına bağlı KURŞUNLU kazasında baba oğul her ikisi de Tımarlı Sipahi olan Mehmet ve Murat adlı kişiler, Tımarlı olmalarına karşın rüşvetle SUBASI olmuşlardır. Bu kişiler yasal olmayan bir biçimde halktan para topluyorlardı. Bu durum karşısında dayanma gücü kalmayan halk durumu ISTANBUL a bildirmiş, ayrıca öbür kazalardan da kurullar yollanmıştı. Verilen emirde Sancak Beyi;nin, MILAS, KURSUNLU ve ÇERKES kadıları ile birlikte bu iki zorbayı denetlemesi istenmiştir. Yollanan emir gereği üç kadı ile Çankırı Sancakbeyi, Kurşunlu da tımarlı sipahi Mehmet ve Muratı yargılamaya başladılar. Bu tür davalarda, çevreye davası olan gelsin denilerek haber vermek gelenekti. Bu haber üzerine kalabalık bir şikayetçi topluluğu Kurşunlu ya geldi. Bu arada olayı duyan diğer Tımarlı Sipahilerde toplanmışlardı. Bunlar davacılara saldırarak, Mahkemeyi bastılarsa da büyük bir tepki ile karşılaşınca Kurşunlu dan kaçarak canlarını kurtarabildiler. Sancak Beyi, Kadıları da razı ederek davayı açtırmadı. Bunun üzerine ISTANBUL bu önemli davanın görülmesi için ANKARA ve SIVRIHISAR kadılarını görevlendirmek zorunda kaldı. 1647 yılında SARAY ın icraatına karşı çıkan ALI PASA önce KÖPRÜLÜ MEHMET PASA ve daha sonraları da IPSIR PASA ile KURSUNLU-Atkaracalar arasında ve ÇERKES in Bedil köyünde savaşmışlar. ALI PASA savaşta aldığı yaralar sonucu ölmüş, kafası kesilerek saraya gönderilmiştir. XVIII. Yüzyılda Osmanlı Imparatorluğu idarecileri zevk ve sefaya düşerler. Anadolu da çapulcular türemiş, şehirleri yakıp yıkmış ve eşkiyalık yapmışlardı. Bu eşkiyalar, bölgemizdeki Ilgaz, Isıkdağı ve Ovacık tarafını sığınma yeri olarak kullanmışlar. Bu eşkiyalardan biri olan EGRI AHMET Ovacık ilçesi Ordu köyünden bir ağanın oğlu olup savastan kaçmış ve üç sene müddetle ÇERKES ile KURSUNLU köylerine baskınlar düzenlemiş, Jandarma ve köylülerin canlarına kıymıştır. Eşkiyalığı 1924 yılına kadar devam etmiştir. Bir çatışma esnasında KURSUNLU nun Köpürlü köyünde yaralanmış ve aldığı yaralar neticesi geldiği Orta ilçesi Kalınca yaylasında hainliğinin bedelini canıyla ödemiştir. UNUTMAYALIMKI 1914 ÇANAKKALE SAVASINDA 38 inci Alayın hemen hemen hepsi ÇANKIRI li ve KURSUNLU luydu. Bu vesile ile VATAN UGRUNA SEHIT düşen ve bu gün hayatta olmayan Gazilerimizi de rahmetle anıyoruz. Ilçemiz kuzey deprem fay hattında bulundugundan, zaman zaman meydana gelen depremler neticesi toprak üstü eserler bozularak toprak altına gömülmüş, doğal etkenler ise Hitit ve Roma eserlerinin bu güne kadar ayakta kalmasını önlemiştir. Ancak ilimiz merkez ve çevresinin tarihi eserlerinin toprak altında yatmakta oldugu bir gerçektir.
Başlık Buraya Gelecek
Bu bölüme, kendi belirlediginiz konuyla ilgili bir yazı girin.
|