camlidere.sitemynet.com
ÇAMLIDERE GAZETEMİZ BELEDİYEMİZ SEMERKANDİ Hz

SEMERKANDİ Hz

image.gif

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ

Kabri Çamlıdere'de bulunan, Çamlıdere'ye çok emeği geçen, Çamlıdere'ye adını veren (resmi kayıtlara göre Osmanlı dönemindeki adı Şeyhler, bu isim halk arasında bazen Şıhlar şeklinde kullanılmakta), geçmişte adına eğitim kurumları yaptırılan, halen O'nun adını taşıyan bir öğrenci yurdu ve bir adet Yatılı Bölge Kur'an Kursu bulunan bu değerli şahsiyetin varlığı geçmişte olduğu gibi günümüzde de Çamlıdere için büyük önem taşımaktadır.

Ankara vilayetine bağlı Çamlıdere kazasının kabristanında mevcut bulunan türbesinde mütevellileri, halifeleri, müridanı ve gönüldaşları ile yatan Şeyh Ali Semerkandi Hicri 720 ve Miladi 1300 senesinde İsfahanda doğdu.Hz. Ömerül-Farukun dördüncü batından zuhur eden nesline mensup torunudur.Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallellahü aleyhi ve selleme ulaşan akrabalığı vardır. Babası muhterem Yahya efendidir.Küçük yaşlarda ömrünün tamamını Allah Teala Hazretlerinin yolunda geçirmek için varlığını bu mübarek yola adadı.Kendini tam yetiştirdi, pişti, kemale erdi ve veliler listesine girdi; manevi yönden ind-illahide yüksek mertebelere ulaştı, takdir topladı ve yetkililer (görevler) aldı.Mana ikliminin ve mana aleminin sultanlarından oldu.Mekkeye, Medineye teşrif etti, Peygamberimiz Hz. Muhammedin manen iltifatına mazhar oldu, onun manevi evladı olma şerefine erişti.Çin Hindine gitti, sonra ülkesine döndü, babası, annesi ve kardeşleri ile görüştü.Bahrul-Ulum adındaki tefsir kitabını yazdı.Her çeşit ilme vakıftı, her yerde ve İslam dünyasında tanınıp ün yaptı.İrşat için üzerine vazife yüklendi. Rum diyarı bulunan Anadoluya hicret etti.Konya ve Karamana geldi.Benzeri kentlere uğradı.Karaman beyi dahil devlet erkanına nasihat edip ders verdi.Pek çok ülkelere, kentlere sefer etti.Hatta karyelerde bulundu.Alanyaya ve Alanyaya yakın yerlere gitti, oralardan Örenşara (Eskipazara) geldi.Osmanlı imparatorluğu paytahlarından Bursaya götürüldü.Bursa padişahı, vüzerası, uleması ve ahalisi ile görüştü.Örenşara geri avdet etti, dünya ile ilgili makam ve metada gözünün olmadığını hissettirdi.Örenşardan Kızılcahamama bağlı Çatak karyesine geldi.Anadoluda mütevazi ve sade yaşayışı ile (halkın derdi ile hemdert) keramet ehlinden mübarek bir zat olarak bilindi: Gelip geçmiş bazı zevat gibi İslama ve insanlara yaptığı hizmetlerinin aşkı içinde dönüp dolaşırken müsait bir zaman ve zeminle karşılaşıp evlenemedi.Çamlıdereye geldi ve buraya ömrünün son bölümünü geçirmek üzere yerleşti.Çamlıderenin insanlarına iltifat etti, bunlarla beraber gönül gönüle yaşamak istedi.Çamlıderenin pak neslini manevi evladı (ehli) olarak ilan etti.BaştaŞifalı Mübarek Çekirge Suyunu başka bir deyimle Sığırcık Suyunu;İbret Dersi veren Saçayağını Keramet Emmarelerini ve Benzeri Hatıralarını bırakıp Hicri 862, Miladi 1442 senesinde 142 yaşında iken Çamlıderede irtihal etti.Bazı yerlerde bu zatın namını ve öyküsünü taşıyan türbelerde yatan zevat bu zatın namı ile yaşamış bulunan halifelerdir.Veya gelip geçmiş emsali (isim benzeri) bir başka mübarek zatlardır.Yahut sefer ettiği zamanlarda ikamet eylediği yerlerdeki makamatı türbeler temsili ile yadedilmektedir

Arifibillah Şeyh Ali Semerkandinin hayatı gerçekleri dile getiren olay ve harikalarla doludur.( Rahmettullahi aleyh).Bu kadar tanınması, bu kadar yerlerde isim yapması onun ne kadar büyük bir veli olduğunu ve onun ne kadar meşhur bir zat bulunduğunu sergiliyor.

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ;NİN BÜYÜK DEDESİ

Şeyh Ali Semerkandi;nin büyük dedesi Hz. Ömer Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamın ikinci halifesidir (4).Hz. Ömerin lakabına Faruk; derler (5).Hz. Ömer Müslüman olunca ilk defa olarak Kabede alenen namaz kılındı.O gün Kureyş reisleri: İşte kavmimiz ikiye bölündüdediler.Rasul-i Ekrem de Hz. Ömere Faruk; lakabını verdi.

Hicret zamanında her Müslüman Mekkeden gizli gizli çıkarıldı.Yalnız Hz. Ömer alenen çıktı. Kılıcını kuşandı, yayını omzuna, oklarını eline aldı ve Kureyş ileri gelenleri Kabe;ye gitti.Kabeyi yedi defa dolaşarak ziyaret etti, iki rekat namaz kıldı, sonra da Kureyş ileri gelenlerine beddua etti ve yanlarından geçerken: Anasını ağlatmak, evladını yetim, karısını dul bırakmak isteyen varsa arkamdan gelsin; deyip Mekke;den çıktı.Arkasından gitmek şöyle dursun ağzını açan bile olmadı.Hz. Ömer hem cesur, hem yiğit, hem alim, hem akıllı ve hem tedbirli idi.Uzun boylu ve iri gövdeliydi.Gözlerinde biraz kırmızılık vardı (6).

Peygamberlerden sonra beşeriyetin efdalı Ebu Bekiris-Sıddık Hazretleridir.Hz. Ebu Bekirden sonra beşeriyetin efdalı Ömerül-Faruk Hazretleridir (7).Hz. Ömer Ciharyar-i Güzindendir.Yani Peygamberimiz Hz. Muhammedin başlıca seçkin dört dostundan biridir(8).

Hz. Ömer aynı zamanda ;Hulefa-i Raşidin dendir.Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali;ye ;Ciharyar-ı Güzin Hulefa-i Raşidin; ve Hulefa-i Erbaa denir (9).Bu dört kıymetli zevat efdaliyet sırasına göre Peygamber Efendimizin Hilafet Makamında bulunan değerli kimselerdir.Hulefa-i Raşid;in hilafet zamanları toplam olarak 30 (otuz) sene devam etmiştir (10).Zira Peygamber Efendimiz: ;Hilafet (-i adile) benden sonra 30 (otuz) sene devam ederbuyurmuştur (11).

Hz. Ömer hilafet zamanlarında adalet,emn ü eman, hayr hasene ve ihsan ile yeryüzünün döşenmesini temin ederek sayılmayacak kadar fütühat ve zaferleri ile İslam;ın gözünün ışık veren parlak lambası olmuştur.Bu bakımdan İslama hizmeti pek büyük bir yer kaplar.Ömerü;l-Farukun adil davranışları ve adil hükümleri bütün dünyayı hayran bırakmıştır.

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ;NİN BÜYÜK ATASININ ÖRNEK HAREKETLERİ

Hz. Ömer;in sireti, kerameti ve ahbarı çoktur.Bu zatı mübarek bilmek, onu adaletle anmak ve medhetmek gerekir.Bytü;l-maldan elini çekmiş idi.Bu konuda örnek hareketleri vardı.Az yemek yer, yamalı, sade fakat temiz elbise giyerdi.Bir oturuşta yedi veya dokuz lokmadan fazla yemek yememiştir.İnsanların derecelerine göre milyonlarca mal taksim ederken kendisi orta halli bir muhacir gibi kemali tasarruf ile geçinirdi.Hatta birgün hutbe okunurken gömleğinin on iki yerinde yama olduğu görülmüştür.

Hz. Emirü;l-Müminin her işe dikkat eder, ilgi gösterir ve bizzat ihtimam eylerdi.Emniyet ve asayişi muhafaza için sokaklarda gezerdi.On küsur yıl halifette (İslam Hükümetinde) kaldı, hergün ona bir müjde gelirdi.Gaza ederlerdi, zamanında fetihler devam ederdi.Mallar, ganimetler gelirdi.Sanki Cihan fetih ışığı altında idi.Hz. Ömer genel olarak kafirleri zelil etti, Arap ve Acem O;nun emerine itaatte bulundu.Hakkaniyetle hareket ederek toplanan mallarla şehirler bina etti, divan kurdu, malları, ganimetleri takdir edilen ölçüler içinde dağıttı.

Hz. Ömerin sevk ve idaresi altında kumanda edilen İslam ordusu kuzey cephesinde Ceyhun kenarına, Azerbeycan;a, Doğu cephesinde Hinde, Bahreyn cephesinde Umman;a, Şam cephesinde Rum haddine kadar vardı.Hz. Ömer bu kadar imkanlar karşısında zerre kadar halini değiştirmedi.Ne yemekte, ne giymekte ve ne söylemekte büyüklük taslamadı, kibirlilik etmedi, ibadetinde kavi, her işinde muhkem idi.

Peygamber Efendimiz: Hz. Ömer hayatta iken İslam’ın nurudur, dünyadan gidince Cennetin kandili olur buyurmuştur.Böyle bir yüce müjdeye mazhar olan Hz. Ömer;in şu sözü ne güzeldir: Din bilgisi olmayan bir kimse sakın bizim pazarımızda alış-veriş etmesin.Sonra yanlışlıklar eder, hesaba çekilip azar işitir demiştir.

Yemen yolu üzerinde içi ateşle dolu bir kuyu vardı.O kuyunun yanına varanlar yanıp telef olurlardı.Hz. Ömer bunu duydu.Gidip kuyunun başına vardı.Eline aldığı tokmağı kuyuya vurdu.Ve: Ey kuyu! Sen Hz. Ömerin tokmağından korkmazmısın.Ümmet-i Muhammedi ne diye yakarsın; dedi.Bunun üzerine kuyudaki ateş hemen kaybolup gitmiştir.

Medine civarında bir ateş peyda oldu, halk korku içinde kaldı.Hz. Ömer bir saksı içine “Ey ateş! Allahın izni ile sakin ol!” yazıp saksıyı ateşin karşısına koydu ve ateş söndü.Halk korkunun verdiği dehşetten kurtuldu.

Medine-i Münevverede birbiri ardından zelzele olmuş idi.Bundan dolayı halk korku içinde kalmıştı.Hz. Ömer elindeki asası ile yere vurarak: Allahın izni ile dur” demiş ve zelzele durmuştur.

Hz. Ömere bir cahil kişi fena sözler söylemişti.Bu cahil kişi maymun şekline girmiştir(12).Hz. Ömerin nasıl bir zat olduğuu, Cenabı Allahın indinde ne büyük bir mertebede bulunduğunu kabul etmemek mümkün değildir.

Şeyh Ali Semerkandi işte Hz. Ömer gibi büyük bir zatın torunudur.Ali Semerkandi Hazretlerine imrenmemek mümkün mü?... Hz. Ömer az yemek yemekle, yamalı, sade fakat temiz elbise giymekle küçülmemiş, yok olup gitmemiş, Allah katında büyümüş, büyüklüğün zirvesine ulaşmıştır.Büyüklüğün çöp tenekesi gibi mide doldurmakta, tantanalı elbise giymekte olmadığını göstermiştir.

Üste başa bakma
İçindekine bak

ŞEYH ALİ SEMERKANDİNİN DOĞUP BÜYÜDÜĞÜ VE İRTİHAL ETTİĞİ YER

Şeyh Ali Semerkandi Hicri 720, Miladi 1300 tarihinde İsfahanda doğmuş (13), irtihalı ise Ankara vilayetine bağlı Çamlıdere kazasının Hicri 862, Miladi 1442 yılında vuku bulmuştur(14).Vefatı esnasında Şey Ali Semerkandi 142 yaşlarında idi.Bir zamanlar Karaman (Larende) halkının ilgilileri bu konuyu takip edenler Konyada mahkeme olmuş, mahkeme (heyet-i kuzat) tarafından Şeyh Ali Semerkandinin Ankara vilayetinin Çamlıdere kazasında yattığına dair karar verilmiştir (15).1225 tarihinde Berat da Ömerül-Faruk Hazretlerinin evladından Şeyh Ali Semerkandinin Çamlıdere (Şeyhler) de medfun olduğu kaydedilmiştir bulunmaktadır.Bundan böyle Şeyh Ali Semerkandinin Ankara vilayetinin Çamlıdere kazasında yattığına dair delil bir değil, pek çoktur, ve işaretler az değildir.

Arifibillah Şeyh Ali Semerkandinin türbesi Çamlıderenin kabristanını şereflendirmektedir. Bu mübarek zat İsfahanda doğup büyüdükten, Semerkant gibi ilim irfan membaından ve o civarlardan lazım olan tahsilini tamamladıktan sonra irşat için ülkeden ülkeye, beldeden beldeye gitmiş ve seferlerde bulunmuştur.Ömrünün hitamında Çamlıderede vefat eylemiştir.Kendisine bağlı mütevellileri, halifeleri ve müridanı ile (zatından hariç tamam on kişi olmak üzere) şahsına has türbesinde yatmaktadır.Bir tarafında yedi, bir tarafında üç bulunuyor.Bunlar üçler, yediler olarak vasıflandırılıyor.Kendisi ile beraber türbede toplam on bir kişidirler.

Çamlıdere dikkat ve ilgi çekici bir maziye sahip ve ünlü bir menkule maliktir.Zikri geçen veliyi bağrını açıp sinesinde taşımaktadır.Maddi ve manevi hallerin kucakladığı Çamlıdere, toplanıp derlenmesi gereken ve halka gerçek yönleri takdim edilmesi icab eden rivayetlerle dolup taşmaktadır.

Çamlıdere daha önceleri sıra ile “Kuzuören, şeyhler (şıhlar)isimlerini taşımış, ilçe olunca Çamlıdere ismi ile isimlendirilmiştir.Çamlıdere Anadolu;nun uzak ve yakın geçmişini temsilen ortaya koyabilecek evsaftadır.

ŞEYH ALİ SEMERKANDİNİN YAKINLARI

Şeyh Ali Semerkandi;nin kardeşlerinin olduğu biliniyor, iki veya üç erkek kardeş oldukları rivayet ediliyor (16).Hz. Ömer İsfahanın fütuhatında oğlunun birini oraya bırakmış, orada yerleşip kalan Hz. Ömerin oğlu İsfahanlı bir kız ile evlenmiş idi.Şeyh Ali Semerkandi bu sülaleden zuhur etti.

Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerinin kardeşlerinden birinin adı Kebir Ahmet (yani Seyyid Ahmed-i Kebir) idi.H. 720 tarihinde İsfahanda doğan Şeyh Ali Semerkandi kardeşi Ahmet ile hayata mukaddes bir gaye doğrultusunda bakıyordu.Annesi babası temiz pak bir nesilden gelmişler, çocuklarının Allah yolunda veli ve mürşid olduklarını görmüşlerdir.

Büyüyüp giden Şeyh Ali Semerkandi ermişlerin yolunda idi, ilahi aşk ile yanıp tutuşuyor ve çocuk çağını İsfahanda geçiriyordu.20 yaşına ulaşınca kendinde bir başkanlık hissetti.40 sene mağarada ibadet etti.Çilehaneye girdi, çilehane usulünü itaatle takip edip neticeye başarı ile vardı.Kemale erip olgunlaştı.Kendisine ilham gelmeye başladı.

Zaman ilerliyor, seneler geçiyordu.Şeyh Ali mana aleminin sultanlarına karıştı, sahib-i keramet oldu ve velayet yetkisini aldı.Onun için artık bütün rahmet ve bütün imkan kapıları açılmış oluyordu.Zaman geldi, gün oldu Mekke ve Medineye gitti, Rasül-ü Ekreme (manen) hizmet etti, onun türbedarı oldu, hatta Efendimiz tarafından manevi evlatlığa kabul edildi(17).

Velileri için keramet yetkisi vardır, ve kerametin sınırı yoktur.Bu bakımdan Şeyh Ali Semerkandinin keramet yetkisi altında çok şeylere mazhar olmuş bulunacağı yolundaki rivayetlerini inkarla değil imanla karşılamak icab eder.

Enbiya güneştir, veliler kamer
Manzume-yi alem bunlarla döner
Kamili bulmakmış alemde hüner
Andan gafil olan bigane düşmüş (18).

ŞEYH ALİ SEMERKANDİ İLE İLGİLİ İSİM, MAKAM VE HAL BENZERLİĞİ

Yeryüzüne gelen insanların isim bakımından olsun, türlü tutum ve davranış bakımından olsun, hatta makam ve mevki bakımından olsun, kişilerin görüş ihtilafları ve açık, kesin bürhan yokluğu sebebi ile zaman zaman birbirlerine zan ve tahmin açısından benzetildikleri vaki olan bir durumdur.Bundan böyle Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerinin ismine benzer ismi taşıyan zatlar muhtelif beldelerde ikamet edip yaşamış olabilirler.Aynı hal ile de hallenmiş bulunabilirler.Bu arada bazı yerlerde bu zata izafe edilen kabir ve türbeler bu zatın makamı, yahut bu zatın halifelerinin medfun bulunduğu yer olmaktadır.

Şunu açıkça belirtmek gerekir ki Şeyh Ali Semerkandinin ismi Türkiyenin yani Anadolu;nun bazı yerlerinde bazı türbelere ve bazı makamlara yöneltilerek yadedilir.Hatta İslam aleminin birçok yerlerinde de geçer.Yalnız muhtelif yerlerde Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerinin ismini taşıyan türbelerde yatan zatlar bu zatın halifeleridirler.Öteden beri bu zatın ismi altında hatırlana gelmişlerdir. Şeyh Ali Semerkandi muhtelif ülkelere kendi adına iş gören, hareket eden halifeler tayin etmiş, onlara manen direktifler vermiştir.Onlar bu zatın namı ile yaşamışlardır.Yahut aynı isim tahtında başka bir veli aynı hal ile hallenerek oralardan gelip geçmiştir ne malum (19).

Şeyh Ali Semerkandi sağlığında Babaresül adında bir zatı kendisi adına faaliyet göstermesi için halife tayin edip Zeyne; beldesine gönderiyor.Zeyne Osmanlı İmparatorluğu döneminde Konya
ya bağlı idi.Sonraki dönemde kentlerin idari şekli değişmiş, bugün
Zeyne
;Sütlüce adını alıp kasaba olmuş ve Mersin vilayetinin kazası bulunan Gülnar’a bağlanmıştır.Elan Zeyne karyesinde yatan zat, Şeyh Ali Semerkandinin kendisi değil, zikri geçen halifedir, Evliyaullahtan olup mübarek büyük zatlardan biridir.Yanında belirli birtakım yatırlar bulunmaktadır.Zeyne bölgesinde Evliyaullah;tan Babaresül ile ilgili değişik hayli pek çok zuhur eden kerametler anılmakta, öyküsü dillerde dolaşmakta ve manzume halinde hikayeleri nakledilmektedir. Şeyh Ali Semerkandi;nin manen familyesine dahil olmasından ileri geliyor.Bundan böyle Çamlıdere kazasında medfun Şeyh Ali Semerkandi ile Zeyne;de medfun Babaresül arasında kesin olarak bir benzerlik bulunmamaktadır. Şeyh Ali Semerkandi
;nin Çamlıdere
;deki öyküsü başka, Babaresülün Zeyne
;deki öyküsü başkadır.

Babaresül Zeyne
;de evlenmiştir, çocuk sahibi olmuş, annesi yanında yatıyor, Anadolu;da doğmuştur.Hatta Anadolu;dan şarka gitmiş, Mısır;a kadar seyahat etmiştir.Aksine Şeyh Ali Semerkandi Şark;tan Anadolu;ya gelmiş, hiç evlenmemeiş, evladı yoktur ve daha başka halleri ile Zeyne;deki yatan zata hiç benzememektedir.Fakat bazı menkıbelerin Çamlıdere;den Zeyne;ye götürülüp getirilmesi, araya fasılaların girmesi ile iki zatın hayat öyküsünün bazı yönleri ihtilata uğramıştır.

Çamlıderede Şeyh Ali Semerkandi Külliyesinde mevcut belgeler Şeyh Ali Semerkandinin Çamlıdere
;de medfun bulunduğunu kesinlikle ilan ediyor.Şunu belirtelim ki Zeyne
;de yatan zatın ismi de Ali olabilir, Semerkant
sefer etmiş, orada tahsil görmüş, ve birtakım yerlere sefer etmiş ve kerametleri görülmüş olabilir.Hatta veliler arasındaki hal ve keramet benzerliği de cereyan etmiş bulunabilir.Lakin Zeyne
;deki yatan Ali, Çamlıdere
;deki yatan Ali değildir.Karaman
da Anadolu
;nun ve Türkiye
;nin bazı kentlerindeki, İslam aleminin bazı ülkelerindeki medfun nice nice adı Ali olan veliler arasındaki benzerlik böyle bir yorum, böyle bir izah ve böyle bir hüsnüzandan vabeste değildir.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletten (Hazine-i Hassadan) Çamlıdere’ye 45 (kırkbeş) bin kuruş gelir.30 (otuz) bin kuruşu Çamlıdere;de sarfedilir, 15 (on beş) bin kuruşu Zeyneye gönderildi.Hatta Sığırcık Suyu nun bulunduğu yerlerden tahsil edilen vergiler Çamlıdere
;ye sevkedilirdi.Buna benzer icraat harfiyen tatbik edilirdi.


Şeyh Ali Semerkandi;nin Çamlıdere;de tefsiri, memkıbeleri ve benzeri kayıtları vardı. Vaktile bu eserler o devrin Osmanlı padişahına götürülmüş, padişah memnun kalıp ilgi göstermiş ve eserleri kendine takdim edenlere ikram ve izzette bulunmuştur.Padişahın etrafındaki devlet erkanı ve o günün Şeyhü;l-İslam makamında bulunan İslam alimi ve öbür ülema yakınlık duyup Şeyh Ali Semerkandi;nin Çamlıdere;de yattığını tasdik ederek kayıtlara intikal ettirmişlerdir.

Padişahlıkça gönderilen tahsisat H. 1330 senesine kadar Çamlıdere;ye gelmiştir.Umumi harp çıkıp seferberlik ilan edilince herşey sona erdi, tahsisat kesildi.Bundan sonra Osmanlı İmparatorluğu belini doğrultamadı, olanlar oldu, ülkenin çehresi değişti, eserler olsun, kayıtlar olsun bilinmezlik içinde tarihin meçhul sayfalarına gömülüp gitti.

Şeyh Ali Semerkandi ile ilgili Barül-Ulüm; adında gayri matbu tefsir vardır.Hatta zatına has menakıbı var idi, belirli zevat tarafından görülüp okunmuştur.Fakat M. 1926 tarihinde büyük bir yangın çıkıp birkaç ev hariç Çamlıdereyi yer ile bir etti.Yangın karşısında herşeyini (kül olup) savrulmaya terkeden Çamlıdere Şeyh Ali Semerkandi hakkındaki eserleri ve kayıtları da (birkaçı hariç) ateşler içinde kül olup gitmekten kurtaramamıştır.Onun için deniliyor ki zikri geçen kıymetli zatın yazılı ve kıymetli belgeleri, menkıbeleri evlerle birlikte yanmış ve kaybolmuştur (20).Lakin eldeki belgeler yeteri kadar tatmin edicidir.Kendi sülalesinden olan ve halen çamlıderede yaşayan Ömer seyit oğullarından(Gürsoylar sülalesi) alınan belgelerde bu yönde dir

Yeryüzünün çeşitli yerlerinde Enbiyanın ve Evliyanın, bu arada birçok zevatın kendi adlarına atfen anılan makamların olduğu şüphesizdir.Evliyadan Şeyh Ali Semerkandinin Çamlıderedeki türbesi makamı değil, asıl kabridir.Bu türbede bizzat kendi zatı (naşı) bulunmaktadır.İlgili resmi belgede Çamlıdere (yani Şeyhler karyesin) de medfun olduğu kaydedilmektedir (21).Yanında bulunan ve kendisine komşuluk eden diğer on kişi ile berzah alemine buradan katılmış bulunmaktadır.

Yeryüzünde aynı isim ve aynı ünvanı taşıyan binlerce insan gelip geçmekte, bu insan kitlelerinin içinde pek çok meşhur zatlar bulunduğu ve bunların hatıralardan çıkarılmadığı için yerleri, yurtları ve kabirleri belli sınırlar içinde muhafaza edilmektedir.Aksine Peygamberlerin ekserisi dahil bazı meşhur zatların hayatlarının tamamı, nerede yattıkları ve nüfus hüviyetleri bilinmektedir.

Arifibillah Şeyh Ali Semerkandi’nin bir hayli kerameti zahir olup elan bilinmekte ve muhtelif rivayetlerle nakledilmektedir. Bu zattan bahseden ve bahsettiği memul bulunan eserler mevcuttur.Tefsiri, Mübarek Suyu, saçayağı ve emsali nakiller, menkıbeler, belgeler meydandadır.Mahalli halkın arasında Şeyh Ali Semerkandi ile ilgili kayıtlar yapanlar, bilgileri zaptedenler olmuş, bizzat gerçeği ifade eden olaylara (kerameti yansıtan harikalara) şahit olanlar bulunmuştur.Bu eşhası yakinen görmek suretile ellerindeki ne dillerindeki dökümanlardan gerekli nakilleri yapmak her zaman mümkündür.Yani günümüzde Şeyh Ali Semerkandi ile aranan bilgiler mahalli halk arasında canlı ve taze olarak yaşamakta, bazı emareler tevatüren ortada görülmektedir.

Bir başka hususu dahi hatırlatmak gerekir ki Şeyh Ali Semerkandi Hazretlerinin Çamlıderede medfun bulunduğuna dair mahalli ve mübarek suyun bulunduğu yeri çevreleyen bölgede yaşayan Müslümanlar arasında kesin ittifak vardır.

Şeyh Ali Semerkandi Hazretleri Beni Adem’den mübarek bir zattır.Doğup büyümüş, yaşamış, uzunca bir ömür sürmüş, dünyanın çilesini çekmiş, takdir buyrulan ömrünü tamamladıktan sonra Çamlıderede vefat eylemiştir.O da bir insan idi, fakat seçkin insanlardan idi.Yer, içer, gezer, yatıp uyur ve istirahat ederdi.Şüphesiz Cenab-ı Allahın sevgili kullarının listesinde yer alıyordu.Evliyaullahtan olarak bu alemde gözükmüş, sofi ve derviş kıyafetinde İslamiyetin yayılmasına candan ve derun-i dilden hizmet etmiştir.

Sırtına alıp dünyanın altında ezilen insanları sık sık görmek mümkün, lakin Şeyh Ali Semerkandi ne dünyayı sırtına sarmış, ne de dünyanın altında kalıp ezilmiştir.Dünya hayatını manalı olarak değerlendirmiş, daima alçak gönüllü bulunmuş, dünyanın maddi zenginliği ile övünmemiş, işe yaramayan bütün isteklerini yenmiş, nefsine hakim olmuş ve mütevazı insanların hayat seyrini takip etmiştir.

Şeyh Ali Semerkandi dünyanın üstüne binip onu binek yapmamış, dünyaya Şeytanı sevdiren, nefisleri azıtan hizmetlerde bulunmamış, dünya ona meşru istikamette hizmet etmiştir.Onun için Cenabı Allahın pek kıymetli kulu Şeyh Ali Semerkandi Hazretleri çekinmeden, büyük bir cesaret şevki ile herşeyini Hak yolunda cömertçe feda edip harcamıştır.

Şeyh Ali Semerkandi (Kaddesallahü Sirrahü) uzun boylu, iri yarı idi.Nurani yüzlüydü.Buğday renkliydi.Kırmızı benizliydi.Elleri büyükçe olup bıyıklı ve ak sakallıydı.Beyaz sakalı ve beyaz elbisesi ile şeklen ve manen efrad-ı beşer için ne güzel bir nümune idi.Elini öpmek isteyenler onun eline kapanmaya kalkarlar, fakat O Büyük Veli Şeyh Ali Semerkandi Hazretleri elini geri çekerdi.Nurani yüzü, buğday renkli benzi ve ak sakalı ile inananlara iltifat eder, tanışmak için ziyaretine gelenleri yanında bulunanlara takdim ederdi.Dostça gelenlere ilgi gösterip muhabbetle bakardı.Uzun boy üzerinde nurani yüzlü, buğday renkli ve ak sakallı Şeyh Ali Semerkandi inananların hayalinde ve gönlünde her zaman dolaşmakta, bundan böyle ünü dünyaya yayıldığı için unutulmamaktadır (22).

İslamı bihakkın yaşayarak, ilahı aşk ile yani Adem atamızdan miras olarak kalan aşk ile hayatını manevi cihazla renklendiren Şeyh Ali Semerkandi tavazu babında yükseklerin yükseğine çıkmış, kemale ulaşmış, iman nuru ile coşmuş, herkesin imdadına koşmuş ve rabbimizkatında alem-i İsalmın yakından tanıdığı büyük bir veli olarak Kainatta iz yapmıştır.Kavlini, fiilini ve halini Peygamberimiz, Efendimiz iki cihanın fahri, sultanı Muhammed Mustafa sallellahü aleyhi vesellemin sünnetlerine tıpatıp tabi kılan Şeyh Ali Semerkandi Rasül-i Ekrem’den her kulun erişemeyeceği kıymetli yakınlık görmüştür.Bu durum Şeyh Ali Semerkandi için rütbelerin en büyüğüdür.

Şeyh Ali Semerkandi Hazretleri bugün manevi evlatlarım diye tanımladığı Çamlıdere insanının kendisi için yaptırdığı türbesinde yatmaktadır. Mübarek zatın adına 13.05.1996 yılında Çamlıderede Şeyh Ali Semerkandi Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur.

Ankaranın bu şirin ilçesine hem otobandan hem de E5ten ulaşım mevcuttur.Otoban-Çamlıdere bağlantısı 10 km, E5-Çamlıdere bağlantısı ise 16 kmdir ve tüm bu bağlantılar asfalttır.Çamlıdere-Ankara arası her iki yoldan da ortalama 100 kmdir.

Ekler :
(1) Bakara suresi, ayet: 221
(2) Rum suresi, ayet: 50
(3) Makasıdü’t-Talibin, s. 170, ist-1306
(4) Berat (ilamat-i Şer’iyye), Yabanabat-1225.“Çamlıdere’de Şeyh Ali Semerkandi Külliyesinde mahfuzdur”.
(5) Tarih-i Tabei, c. 3 s. 146, İsatnbul-1328.
(6) Menakıb-ı Ciharyar-ı Güzin, s. 190-191, İst-1966.
(7) Kenzül-Akaid, s. 94, İstanbul-1316.
(8) Mirkat-i Akanid, s. 59, İstanbul-1333.
(9) Akaidü’l-İslam, s. 81, İstanbul-1300.
(10) Şerh-i Akanid, s. 27, İstanbul (bilatarih).
(11) Akanid;l-İslam, s. 81, İstanbul-1300.
(12) Menakıb-ı Ciharyar-i Güzin, Tarih-i Taberi, Kısas-ı Enbiya ve Tevar-i Hülefa.
(13) Şeyh Ali Semerkandi (K.S.) Hazretlerinin Manzume ile Menkıbesi (Çamlıderede Şeyh Ali Semerkandi Külliyesinde).Bekir Sıdkı Ertekin.
(14) Kuran Tarih, s. 213, İstanbul. Tefsir Dersleri ;1967-1968; ders dönemi, s. 359, (İstanbul-Yüksek İslam Enstitüsü).Müderris: Mehmet Sofuoğlu.
(15) Merhum Halim Baki Kunter’in elindeki belgeden nakil: Çamlıdere halkından ibrahim oğlu Necati İlhan.
(16) Merhum Hilmi Kayadan nakil: Kızılcahamam;da meskun, Hüseyin oğlu Raşit Ayhan.
(17) Şeyh Ali Semerkandi (K.S.) Hazretlerinin Manzume ile Menkıbesi (Çamlıderede Şeyh Ali Semerkandi Külliyatında Mahfuz). BEkir Sıdkı Ertekin.
(18) Divan-i Kemali, s. 165, İstanbul-1957.
(19) Merhum dedesi Karakaşoğlu İsmail Efendiden nakil: Çamlıdere’de Sakin Emin oğlu Ali Kaya.
(20) Nakil: Çamlıdere’de Sakin Ahmet oğlu Hasan Fazlı (pederi merhum Ahmedi Bircan’dan naklen).
(21) İlamat-i Şeriyye (Berat) 1225, Yabanabat Kadılığı (Çamlıderede Şeyh Ali Semerkandi Külliyesinde Mahfuz).
(22) Alem-i nevmden nakilun: Çamlıdereden Eşref oğlu Hacı Hasan Hüseyin Erşahin, Halil oğlu ibrahim Gürsoy, Buğralardan Musa oğlu Zuhuri Aşçı.




002.jpg

OSMANLI ARŞİVLERİNDEN
OSMANLI ARŞİV BELGELERİNDEN

vilayete bağlı Yabanabad kazası köylerinden Şeyhler köyünde defnedilmiş şeyh Ali es-Semerkandi hazretleri evladından olanların emlâk vesaire vergisiyle koyun ve keçi gibi hayvanlardan alınan vergi ve mahsulattan alınan vergiler karşılığı olarak otuz bin kuruş tahsis edildiği gibi bu defterde yazılmış emlâk ve arazinin kayda göre vergisi olan bin altı yüz elli altı kuruştan yalnız bin beş yüz yirmi iki kuruşa karşılık yine bu miktar ayrılan bedel olan ve her sene bu bedelin alınması ve geri kalanının kendilerinden sorulması ve ödetilmesiyle beraber çelebilerin emlâk ve kayıtlı araziden başka sonradan satın alınmış emlâk ve arazileri var ise onlardan ve bundan böyle satın alacakları arazi ve evlerden kıymet, ve içlerinde sanayi ve ticaretle meşgul olanlardan kazançlarının vergisinin alınması kurallara ve örfe uygun bulunmuştur. Bu sebeple gereğinin yerine getirilmesi, adı geçen Şûrânın uygun görmesiyle bu sonucun padişah emrine de uygunluğu gösterilmiş ve bunun kabul olduğu ve desteklenebilir olduğu görünmüştür. Bu durumun padişah emri ve izni ile olduğu ve gereğinin yapılmasının da Maliye Bakanlığına ve ilgili vilayete ve bu konudaki bilginin de İçişleri Bakanlığına gönderilmesi karalaştırıldı. Bu hususta emir ve ferman Padişah Hazretlerinindir.
Fi 4 Rebiülevvel Sene 1896
Fi 27 Ağustos Sene 1894
Dahiliye Dairesi Reisi Akif Bey (mühür)
Azadan Şerif Abdülrüşd/AzadanLütfiEfendi/AzadanRıza Bey
/AzadanMacid Bey/Azadan Sami Efendi
/AzadanKeçecizade Yahya Reşad/Azadan Aziz Bey
/Azadan İlyas/Azadan Abdullah Beşe/Azadan
İbrahim Behçet Bin Macid/Azadan Mansur Beşe
/Azadan Nureddin Bey




BELGE NO: 2
KİMDEN : Şeyh Hüseyin Efendiden
KİME: Padişaha
KONU : Şeyh Hüseyinin eskiden olduğu gibi resmi yazışmalarda vakıf mührünü kullanmasına ilişkin padişaha sunduğu dilekçedir.
BELGE: Başbakanlık Arşivi Genel Müdürlüğü-İstanbul
Cevdet Tasnif İktisat No: 1938
DEVLETLÜ İNAYETLÜ MERHAMETLÜ HAZRETLERİ SAĞ OLSUN
Arz-ı bendeleridir ki,
Kankri Sancağında Yabanabâd kazasına tâbî ŞEYHLER nam karyede medfun KutbüArifîn Şeyh Ali Kuddise Sırruhul-Azîzin evlatlarından Sığırcık Suyuna memur Şeyh Hüseyin Efendi dâileri işbu arz-ı hâli mefhuktere ötedenberi vakf-ı mezburun zaviyedâr ve mütevellisi olanların gerek vezâif-i cihanı mahlullerinde ve gerek kasr-ı yedi zuhurlarında vakf-ı mezkur mütevellilerinin kaleminde mahfuz olan mühürlerine mutabık arzlarına olagelmişken bazı kimesnelerin hilaf-ı inha iştigallerine binâen zaviyedârlarının mühürlerine itibar olunmayıp zaviye-i mezkurun umûr-u hususu kadı arziyle rü’yet olunmak üzere ber-takrib isdar ittirilen emr-i şerifin kaydı terkin ve mukeddema tatbik içün hıfz olunan mührüne amel ve itibar olunmak üzere emr-i şerif sudurunu tahrir ve istida ider zaviyedarlık mezkur vazife-i muinesiyle mûma ileyh Hüseyn Efendinin üzerinde olduğu ve vakf-ı mezkurun mürtezika ve aziz müşarün ileyhin sâir evlatlarının iştikalarına binâen merkumun arzına amel ve itibar olunmak içün izzetlü reisül-küttâb efendi kullarının lamı mûcibince işbu sene-i mübareke Rebiülâhirinde virilen emr-i şerif kaydı badel-ihrac muktezası sual olundukta evlad-ı aziz müşarünileyhden sahib-i arz-ı hâl merkum Şeyh Hüseyin Efendinin ber vechi muharrer zaviye-i mezburun umûr ve hususu kadı arziyle rüyet olunmak üzere ahd-ı karîbte Anadolu muhasebesinden virilen emrin kaydı terkin ve mukaddem tatbik içün hıfz olunan mühre amel ve itibar olunmak istidasının tanzimi emr-i âliye menut idügi mevkufattan der kenar olmuştur. Malum-u devletleri buyuruldukta emr-i ferman devletlü saadetlü sultanım hazretlerinindir. Sene 12 C. 1191(1777).

METNİN ÖZETİ
12 Cemaziül-Ahir sene 1191/1777 yılı
223 yıl önce, Padişah I. Abdülhamit dönemi.
Çankırı Sancağına bağlı ŞEYHLER adındaki köyde medfun Şeyh Ali evlatlarından SIĞIRCIK SUYUna memur Şeyh Hüseyinin verdiği dilekçede:

Yukarıda adı geçen zaviye ve vakıfta zaviyedar ve mütevelli olanlar görev yaparken gerek varissiz vefat edip gerekse bu işten el çekmeleri halinde mütevelliler kaleminde muhafaza edilen mühürler kullanılarak yüksek makama yazışma yaparak, bazı kişilerin şikayeti üzerine bu yazışmalarda Kadının aracılığı istenmesi üzerine sadır olan irade-yi seniyye ve 1191 yılı Rebiü-ahir ayında Reisül-Küttab(Başkatip) tarafından verilen lamın silinip geçersiz olması isteği üzerine : Şeyh Hüseyin Efendinin adı geçen zaviye ve vakfın zaviyedar ve mütevellisi olduğu, eskiden olduğu gibi mütevelliler kaleminde muhafaza edilen mühürlere itibar edilip yazışmalarda kullanılması uygun görüldüğü, mevkufattan derkenar olduğu padişah hazretlerinin buyruklarından olmakla bu hususta gereğinin yapılması arz olunmaktadır.
13 C. Ahir 1191/1777de gerekli irade-yi seniyye verilmiştir.

METNİN ÇEVİRİSİ
Siz, devletli, inayetli, merhametli padişah hazretlerine bu dilekçeyi sunan kişi, Yabanâbâd ilçesine bağlı ŞEYHLER isimli köyde yatan: Kırklar (İlk kırk müslüman olan kişi)ın başkanı, Peygamberimizin ikinci Halifesi, Hz. Ömer (R.A.)ın evlatlarından, âriflerin kutbu, evliyanın büyüklerinden Şeyh Ali Hazretlerinin evlatlarından SIĞIRCIK SUYUna memur olup bu evliyaya ikram olarak merhameten padişah tarafından bütün vergilerden ve yükümlülüklerden bu Şeyh Ali Hazretlerinin tüm evlatları bağışlandığı gibi yukarıda adı geçen vakıf işleriyle de görevlidirler. Yüksek makamlarla yapılan yazışmalarda vakıfta muhafaza edilen mühür kullanılıyordu. Fakat bazı bozguncu kişiler fesat çıkarmak için bu mühre itibar edilmeyip, yazışmaların Kadı aracılığı ile yapılması için Anadolu Muhasebesine başvurarak oradan istedikleri yazıyı elde ittiler, onların böyle yapması benim zararıma oldu, beni mağdur ettiler. Halime acıyarak Anadolu Muhasebesinden alınan yazının geçersiz sayılıp kaydının silinmesi ve bu Ali kullarını sevindirmeniz için yüce padişah Hazretlerinin buyruklarından olmakla bu hususta gereği yapılarak elime bir berat-ı âlişan verilmesini istirham ederim.
Sığırcık Suyu Şeyhi :Hüseyin

NOT : 9 C. Sene 1191/1777de padişah tarafından gereği yapılsın emri ile bu dilek yerine getirilmiştir.