camlikoz_koyu.sitemynet.com
foto-0155.jpg

ANA SAYFA
ÇAMLIKOZ KÖYÜ RESİMLER ARŞİVİ
BİZLER AHBUNUSLUYUZ..
BAYBURT TARİHİ
HİCRANİ BABA

HİCRANİ BABA


HAYATI

Hicrani baba 1908 (1324) yılında Bayburt un Çamlıkoz (Ahpunus) Köyünde doğmuştur.Asıl adı Hacı Taştan dır.Babasının adı İlyas annesinin adı Peruza dır.

Hicrani baba 1931 yılında Akçaabat Zevane (Salıhan)Köyü nde çalışırken dinlenme esnasında rüyasında aşka düşmüş HİCRANİ mahlası olarak bu tarihten sonra ölünceye kadar halk edebiyatı tarzında deyişler söylemiştir.Şiirindeki incelik ve dini derinlikler sayesindedir ki haklı bir şöhret sahibi olmuştur.Şiirleri gibi anlaşılırbir Türkçe ile söylenmiş yurdun bir çok vilayetini de gezmiştir.Hicrani baba saz çalmamış saz çalan aşıklara karşı da tepki göstermiştir.

Hicrani baba hakkında bir çok kitap,makale,inceleme yapılmıştır.Bunlardan Kayseri Erciyes Matbaası Erzurum lu Hicrani-İlhan yardımcı nın yayınlamış olduğu Bayburt lu Hicrani-Sabri Özcan San ın yayınlamış olduğu Kültür bakanlığı yayını HİCRANİ Mahmut Kırtan-Nevzat Kararoğlu-Cemal Aydın ın uzun yıllar toplamış oldukları 765 şiirden oluşan bütütn şiirleriyle Bayburt lu Hicrani bulunmaktadır.

Ayrıca Bayburt postası Gazetesi, Bayburt konulu dergilerde muhtelif sayılarında şiirleri ve hayatı hakkında incelemeler yapmıştır.

Hicrani 1956 yılında Bayburt un merkezine nakil etmiş önce Veysel mahallesine daha sonra Tuzcuzade mahallesine (Esentepe) naklederek ölüm tarihi olan 22 Şubat 1969 gününe kadar çileler ve yoksullular içerisinde hayatını doldurdu.Geriye birbirinden güzel çok sayıda şiirlerini bıraktı.Mezarı Bayburt garipler mezarlığındadır.

HİCRANİ BABA

Aşkın ezelinden var mı haberin
Bu düş var halimi sormazsan Hocam
Seni tabip derler hani dermanın
El atıp yaremi sarmazsan Hocam

Aslın Zadegandır buldu şerafet
Varis-i Embiya oldu işaret
Mürüvvet babında eyle merhamet
Derdime bir derman vermezsen Hocam

Dediler Hicrani sevdasız yarsız
Erkan öğrenmemiş edepsiz arsız
Cahile elçiyem Kamil e hırsız
Sen bizim esrarı bilmezsen Hocam...

Seherde baş eğmiş biçare bülbül
Ne lisan döker güle göresen.
Şadolur bülbüller açınca sünbül
Sünbül eş olur mu güle göresin...

Nerden aldın bülbül ah-u sedayı
gülde mi görersin meşk-ı gıdayı
Kaç esmada buldun ilm-i Hüdayı
Okuyup kuş dili bili göresen...

Nazar kılsa kul-a rah'a bağlatır
Ciğerlerin ateşlere dağlatır
Bülbül seni güllermi ağlatır
Hak seni güldüre güle göresen...

Aşık maşuğunu görür seherde
Şirindir arada bulunan perde
Can çıkar cesetten ten kalır yerde
Hayatta ölüm var öle göresen...

Dünyada bulunur ahiret yolu
Şüphesiz bulacak arayan kulu
Boş değil alem, var ile dolu
Hak seni doldura dola göresen...

HİCRANİ aşk ile oldu mu şadan
Dalgalar taşarmış derin deryadan
Gece karanlıkta bütün eşyadan
Yar sesi içerden gele göresen...

BÜLBÜL

Al yeşil renk aldı şu karşı dağlar
Yine kadem bastı ovaya bülbül
Seni irşad etmez bezenen bağlar
Tarık bul gidesin Mevlâ'ya bülbül.

Güz gelende solar gülün penahı
Derç eyle amelin, sildir günahı
Bir gün vaki olur emr-i ilâhî
İsterler Divan-ı Kübra'ya bülbül

Bulursan şerefi şânı baharın
Alırsan taksimi vakti seherin
Nedir bu müşkülün nedir efkârın
Düşmüşsün gül ile dâvaya bülbül

Hicrân hançerinden vücûdum yare
Arayıp bulmalı derde bir çâre
Yarın mahşer günü Perverdigâr'e
Var mı götürecek hedaye bülbül...


ESERLERİ

Ben gönlümün gülşenini
Bir yara kıdım müptela
Gör beni bu aşk neyledi
Başıma çıktı bin bela

Yanıma geldi bir hoş er
Tabib-i aşk imiş meğer
Elinde ateşten neşter
Vurdu sinemdeki gala

Aldı sinemdeki galı
Basiretten açtı halı
Baş gösterdi hikmet gülü
Bezendirdi sağa sola

Anda gönlüm birçok eri
Yeşil sarıklı herbiri
Zat-ı melek Hüsnü huri
Kalkıp durdum istikbala

Merhaba dediler bize
Şerefli aşk olsun bize
Set çektiler önümüze
Çar etrafın gamdan kala

Mahlasımız Hicrani dir
Bu da pirimin şanıdır
Cümle derdin dermanıdır
Aldanmam her kalmalaka

Dokuz yüz otuz bir yeni tarihte
Çektiler koluma bağ göre göre
Rem ile birleşti mızrağı sevda,
Vurdu bedenime dağ göre göre.

On beşimde nev-civanlık varıdım,
Yaşım yirmi dörtte ber-güzarıdım
Yirmi beşte bir od düştü eridim,
Sızdı yüreğimden yağ göre göre.

Sırrımı söylesem korkam yad duyar,
Sevda kasap oldu derimi soyar,
Kaçırdık gençliği düştüm ihtiyar
Karıştı saçıma ağ göre göre.

Hicrânî'yem sevda şahı başımda.
Almış kemendimi gezer peşimde
Oturup kalkmamda her duruşunda
Tedbil olmaktadır sağ göre göre.

ARŞI SEYRAN

Hazret-i Adem gelmezden evvel
Arşı seyran etti soyumuz bizim
Ölçüldü, biçildi sır tezgâhında
Endazeden geçti boyumuz bizim

Üç harf, beş noktanın sed yapısında
Bir hazine buldum Mim kapısında
Edepte, hayada, yol tapısında
Ezelden ses verdi neyimiz bizim

Hicrânî'yem varlığımı itirsem
Bir sırr-ı vahdete girsem otursam
Arı olsam yüz bin çiçek getirsem
Herkese acıdır balımız bizim


ARZUM YOK

Arzum yok zenginin baklavasında
Aslım arpa aşı içenlerdeniz
Ne börek, ne çörek, ne tavasında
İğne iplik ile uçanlardanız

Ne servet, ne varlık, ne aldım devlet
Ne âlim, ne ilim gördüm icâzet
Çoban çeşmesinden içtiğim şerbet
Varlıktan bir kenar geçenlerdeniz

Otuz yıl aşk ile kaldığım kadar
Dünyâ bize zindan oldu mukadder
Eyyüp derdi ile oldum kafadar
Derdi tabibine açanlardanız

Âlemde Hûda'nın lütfu pazarı
Sarrafına gösteririz pazarı
Aşkın tezgâhında sevdâ hızarı
Hicrân hançeriyle biçenlerdeniz...