|
Dokuz yüz otuz bir yeni tarihte
Çektiler koluma bağ göre göre
Rem ile birleşti mızrağı sevda,
Vurdu bedenime dağ göre göre.
On beşimde nev-civanlık varıdım,
Yaşım yirmi dörtte ber-güzarıdım
Yirmi beşte bir od düştü eridim,
Sızdı yüreğimden yağ göre göre.
Sırrımı söylesem korkam yad duyar,
Sevda kasap oldu derimi soyar,
Kaçırdık gençliği düştüm ihtiyar
Karıştı saçıma ağ göre göre.
Hicrânî'yem sevda şahı başımda.
Almış kemendimi gezer peşimde
Oturup kalkmamda her duruşunda
Tedbil olmaktadır sağ göre göre.
ARŞI SEYRAN
Hazret-i Adem gelmezden evvel
Arşı seyran etti soyumuz bizim
Ölçüldü, biçildi sır tezgâhında
Endazeden geçti boyumuz bizim
Üç harf, beş noktanın sed yapısında
Bir hazine buldum Mim kapısında
Edepte, hayada, yol tapısında
Ezelden ses verdi neyimiz bizim
Hicrânî'yem varlığımı itirsem
Bir sırr-ı vahdete girsem otursam
Arı olsam yüz bin çiçek getirsem
Herkese acıdır balımız bizim
ARZUM YOK
Arzum yok zenginin baklavasında
Aslım arpa aşı içenlerdeniz
Ne börek, ne çörek, ne tavasında
İğne iplik ile uçanlardanız
Ne servet, ne varlık, ne aldım devlet
Ne âlim, ne ilim gördüm icâzet
Çoban çeşmesinden içtiğim şerbet
Varlıktan bir kenar geçenlerdeniz
Otuz yıl aşk ile kaldığım kadar
Dünyâ bize zindan oldu mukadder
Eyyüp derdi ile oldum kafadar
Derdi tabibine açanlardanız
Âlemde Hûda'nın lütfu pazarı
Sarrafına gösteririz pazarı
Aşkın tezgâhında sevdâ hızarı
Hicrân hançeriyle biçenlerdeniz...
|