|
Teyo Fıkraları
Teyo yine bir gün heyecanla anlatmaktadır:
Rahmetli Atatürk, İsmet İnönü birde ben Suriye sınırına ava gettiğ, elimizde mavzerler var, birde ne görim havada bir bölük durna dönüp durir, hemen nişan aldığ ilkin Kemal Atatürk ateş etti, ama vuramadi, sonra İnöni atdi oda vuramadi, ben elime mavzeri alıp ya Allah Bismillah diyip tetige toğundum, birde bağdım bir bölik durna ayağımın dibine düşti, hemen Kemal Atatürk yanıma gelip sırtımı sıvazladi "Aferim Teyo eyi atıcıymışsan" dedi.
BACISI DAHA İYİ
Teyo Pehlivan bir gün kahvede oturur, TV de Michael Jackson şarkı söylemektedir. Kahvede oturanlar Teyo'nun açığını yakalamak onu tongaya düşürmek isterler. Bu yüzden de kasıtli olarak sorarlar:
-Teyo bu Maykılcaksın nasıl bir karıdır?
Teyo bu lafın altında kalır mı, hemen cevabı patlatır ve La Toya Jackson u kastederek:
-Vallahi bu bişey değil de bacısı daha eydir
BEN NE BİLİM
Teyo pehlivan, Hasankale’de düzenlenen resmi güreşe çıkar. Rakibi Maraş’lı biridir, Maraş’lı pehlivan bizimkini yener, hakem Hasankale’li olduğundan taraf tutar yenilgiyi saymaz.
Tekrar güreşirler Maraş’lı tekrar yener bu kez kule hakemleri kabul etmez. Maraş’lı pehlivan bu duruma kızar, güreş başlar başlamaz Maraşlı pehlivan bizimkini öyle bir yere çalar ki ,iki omuzu yerde olan Teyo pehlivanın göğsüne oturur ve derki:
-“Şimdide mi yenilmedin?”
Teyo gayet pişkin cevap verir:
-“Ben ne bilim onrara sor....”
BİDE VAPUR
Birgün gahvede oturiram,telefon çaldi.
-Pehlivan seni isdiller diye seslendiler.
Gahdım bahdım, ariyan bizim Kars Valisi:
-Pehlivan Sarıkamış’da denize bir cip düştü!
Biz uğraştık ama çıkaramadık.
Buradakiler de “ bu cipi denizden çıkarsa
Hasankale’li Teyo Pehlivan çıkarır.
“Allahını seversen gel bize yardım et” diye yalvardi.
Bunun üzerine gahdım bindim ata.
Gettim Sarigamış’a.
Atladım denize, suya bir dumdum,
cip suyun dibinde.
Bir goluma cipi tahdım, öteki golumunan da
gulaç atmaya başladım ve cipi sudan çığartdım.
Ama gardaş cip bene çok ağır geldi.
Tikkatli bahdım ne görim.
Megerse cipe bir de vapur tahılmış.
BOKSÖR TEYO
Teyo Pehlivan anlatmaya baslar.
-Daha Muhammet Ali müslüman olmamış! Bana dediler ki
“Teyo yensen yensen, bu adamı dünyada bir tek sen yenersen.. Bu adamla bir ringe çıh da, haddini bildir.” Gıramadım çocuğlari.. Gahdım taaa Amerika’ya geddım.
Attılar beni ringin ortasına, Nasi vuriram Muhammet Ali’ye...
Bağdım bir ara salavat getirir.
O sirada birisi merak edip sorar.
-Teyo dayı müslüman olmayan biri hiç salavat getirir mi?
Teyo ayaga kalkar...
-Ola o gedder yumruği yiyen de, din iman mi kalır... ?
CEHENNEME GİTTİLER
Teyo pehlivan,birgün hararetli hararetli anlatır:
-Ora bülirsiz geçer sere beş arhadaş birer yumurtasına behse girdik.
Etrafıhdakiler sorar:
Hayrola pehlivan ne bahsi?
Galanın tepesine çıhıpaşşagi atlayacahdıh.Kim ey atlarsa yumurtalri o alacakdi.
Dinleyenler merak eder:
Peki ya sonunda ne oldi?
Re olacah ber ey atladım da diğerleri tepe üstü düşüp öldüler. Berim sadece ayağım burhuldi orar da cehenneme getmişler.
Etrafındakiler hayretle sorarlar:
Yav sen ne bülirsen onların cehenneme gettiklerini?
Teyo istifini bozmadan cevabını verir:
Televizyorda gördüm..
ÇERMİYİN BÖYREKLERİ
Teyo Pehlivan yine bir gün kahvede sohbet ederken merakla onu dinleyen bir hemşehrisine takılır.
-Ola bilürsen,geçen gün çermiğin duvarına işerken iki tene böyrek (boru)gördüm.
Arkadaşı hayretle sorar:
-Ne borisi pehlivan?
Teyo istifini bozmadan cevaplandırır:
-Biri benzin, biride gaz yaği borusi. Buradan çıkıp Rusya'ya gidirler.
Arkadaşı üsteler:
-O zaman bene gösder de bir bahim, inanim, deyince pehlivan şöyle der:
-Ola birez sabret yahında benzin isdaysoni guriram. Türkiye'nin en böyük benzin isdaysori olacah. Böyrekleri sizin evin altından geçirip oraya bağliyacam. Sen de o zaman görürsen.
DEMİLLERKİ
Teyo Kore harbindedir. Gülle, top, mermi sesleri arasında ne olup bittiğini anlamak için kafasını siperden çıkarır çıkarmaz bir kursun "vızzz" diye kulağının dibinden geçince Teyo sinirlenir:
-Itoglitler demiller ki atar herifin gözüni kor ederih..!
DENK GELMİŞ
Kurtuluş Savaşı yılları.. Doğu cephesi ile telefon görüşmesi birden kesilir. Arıza ekibi Erzurum'dan yola çıkar kontrol ede ede Teyo'nun tarlasına bir gelirler ki yüz elli telefon direği yerde, Teyo hışımla ekin biçiyor.
- Pehlüvan kolay gelsin de.. Direkler?
- Ola oğul cepheye gidecağam dedim ambu tarlayi da biçim ele gidim. Ferğinde degilem demah tırpana denk gelmiş!
DUL KADIN
Birgün Teyo Pehlivan Dadaşlar Kıraathanesine girer ve ''gardaşlar ben yakında dul karı alacam'' diye kahve milletinin güzel insanlarına duyurur.
Aradan uzun zaman geçtikten sonra kahve milletinin meraklı insanları Teyo Pehlivana sorar : "Yaa... Teyo sen dul bi karı almayacakmıydın gardaş" Teyo Pehlivan hemen cevap verir
"Hele bi dur gardaş boşansın bi hemen alacam. Acelen nee"
ELİZABET BENİ ARADİ
Teyo pehlivan yine oturmuş döktürmektedir:
"Vola, Elizabet o gün beni aradı. Diyiremki bir at bulsamda getsem"
Sorarlar:
"Yav Teyo, heç Amerika'ya atla gidilir mi?"
Cevap verir: "Oğlum siz garıdaki güzelliği görsez anam avrad yayan gidersiz."
HOSTESLERİ DÜŞÜNMÜŞ
Hasankale’de çay bahçesinde koyu bir sohbet var. Teyo Pehlivan da masada. O sıralarda bir iş için uçakla Ankara’ya gidecek olan biri Teyo Pehlivan’a takılarak :
- “Pehlivan gel seni de uçakla götüreyim.”
Teyo alaycı bir ifadeyle cevap verir:
- “ Oğlum, sen daha anan garnındayken
ben uçağınan gezirdim.. Bak bir keresinde gine
uçağa binmişem ele elimi de camdan çıkarmışam, bir baktım bir gartal, hemen elimi uzattım, yakaladım aldım gartalı içeri. Ola bi baktım, hostesler nasıl cıvılir, nasıl cıvılir. Neyse bende gorkutmiyim zavallı gızları dedim ve bıraktım gartali, uçtu.”
İSTANBULDAN ERZURUMA YAYAN GELDİM
Bir tv programında sunucu Teyo Pehlivana sorar:
"İstanbul'a ilk kez mi geliyorsunuz?"
Teyo cevaplar:
"Yoh, ikinci gelişim. 5 Yıl önce bir arkadaşımla İstanbul'a goyun getirdig. Satıp Erzurum'a geri dönecektig. Ama arkadaşım beni ekti, gaşti. Erzurum'a gelecam cebimde beş guruş yoh. Neydim bende İstanbul'dan Erzurum'a geder o köy senin bu köy benim yaya gettim."
KARA KARGA
Teyo Pehlüvana takılmak için yol mu yok?
-Teyo bahasan bu Gargalar niye bele gara?
Teyo Pehlivan'ın cevabı cebinde:
-Güneşe yakın uçduhlari üçün.
KARASU
Teyo pehlivanın etrafına dizilmiş meraklılara nasıl balık avladığını anlatır.
-Ağama söylim , bir gün balık avlamak için Karasu ya gettim. Tekneye bindim birez kenara doğri açıldım. Bahdım ki balıhlar çok küçük. Birez daha uzağa gidim, daha böyük balıh buluram , diye düşündüm. Küreklere asıldım , birkaç yüz kilometre gettim. Bahdım ki etrafta köyler görünir. Birez daha uzahlaşim , dedim. Reyse , bir daga küreklere yüklendim .
Ele getmişem ki Allah sizi inandırsın etrafta heçbir şey görünmir. Bir de bahdım ki , arkada bir savaş gemisi. Üstünde Urus Bayraği asili. Geminin kaptani İgor beni görünce hemen tanidi:
-Pehlivan , pehlivan karasularımıza girdin, karasularımıza girdin , diye bağırdi.
Gafayi galdırdım İgor'a dedim ki ?
-Get ola gavat , ben zaten Karasu'dayım, sen reden bahsetisen?..
ORUÇLU
Teyo Pehlivana sormuşlar :
- Ola Teyo Pehlivan , Oruçlu Oruçlu Kaç Kadayıf dolması yersen. diye
O da demişki :
- Bir tane çünkü gerisini oruçsuz yersen.....
PEKİ KİM GÖTÜRDİ
Seferberlik zamanı 1000 koyunum var.
Koyunlar Karkapazarı’nda otlir.
Bir sabah kalktım heç biri yok.
Ula bir araştırdım koyunları eşkiya götürmüş.
Dinleyenlerden biri sorar
-“ Pehlivan seferberlik zamanı eşkiya ne arirdi”
Teyo cevabı yapıştırır;
-“peki Ula o bizim koyunları kim götürmüş.”
POKER
İsmet Paşa ile Çörçil poker oynamaktadır. Seyircileri de Teyo Pehlüvan!
İsmet Paşa elindeki kartlara güvenerek:
-Türkiye, dedi
Teyo hemen atıldı:
-Paşa neyidirsen... Ya Erzürüm.. Ya Hasangalasi.. Ya bizim evler!
RANDIMAN ALAMADIM
Cuma vaktidir herkes bir teleşla Cumayı kılmağa gitmektedir.
Kahve müdayimleride cami yolunu tutarken, Teyyo istifini bozmadan oturmaktadır.
Biri sorar:
''Pehlivan sen camiye gelmir misen?''
Teyyo yanıt verir:
"Ula oğlum 40 sene gıldım bir randıman alamadım. Daha niye gılım ki"
SANKİ HEÇ GARİ GÖRMEMİŞLER
Teyyo yine kahvede anlatarak milleti kırıp geçirmektedir.
Türkan Şoray Gala' ya filim çevirmeğe gelmiş
Ozaman delikanlı çağım.
Bene tutuldi.
Sabah akşam birlihteyih 'Teyyo diyir başka bir şey demir.
Birgün Türkan golumda bizim eve dogri gidirih. Esnaf işini bırakmış bizi gollir.
Bir galalının gözi bizde. Ele süzirler ele süzirler gardaş sanki heç garı görmemişler
SENDE KİMSİN
Bir gün Teyo pehlivan manitasını bir resturanta götürmüş orda Orhan Gencebay’da varmış Teyo pehlivanın bütün sanatçılarla muhabbetti varmış ya manitası lavaboya gidince Teyo pehlivanda Orhan Gencabay’ın yanına gider derki :
-“Orhan abi kalktığın zaman benim masanın yanına gelip selam ver de manitaya havam olsun.”
Orhan Gencebay’da kıramaz Teyo pehlivanı ve kabul eder. Teyo pehlivanın manitası yanına gelir biraz muhabbet ettikten sonra Orhan Gencabay Teyo pehlivanın masasına gelir ve selam verir bizim Teyo pehlivan da hava atacak ya lafı hemen ağzın da
-“hani len dıllo sen de kimsin.”
(Bu olay gerçekten yaşanmıştır.)
TEMMUZDA BUZ
Hasankale’de her yıl Temmuz ayında
Karakucak güreşleri yapılır.
Teyo’ya güreşçilerden birisi yaklaşarak:
- Pehlivan senin güreşeceğin adamla
ben de güreşeceğim. Onu biraz yor, der. Teyo:
-Sen merak etme, der ve Teyo rakibi ile güreşe başlar. Ama güreş başlar başlamaz
rakibi Teyo’yu kaldırdığı gibi yere vurur.
Biraz önce Teyo’yu uyaran güreşçi Teyo’ya:
- Pehlüvan ne oldi, çabu pes etdin.
- Ne edim oğlum, ayağım buza geldi
gaydım.
TEYO PEHLİVANIN EVİ HARİÇ
İngiltere Cumhurbaşkanı Atatürk’ü ziyarete gelmiş Ankara’ya.
Erzurumlu Teyo Pehlivan da tesadüf, Mustafa Kemal’in yanındaymış. Erzurum’un bir meselesi varmış, kentin ileri gelenleri çok rica etmiş. “Ata seni kırmaz, n’olur şunu bi hallediver” demişler,
Teyo Pehlivan da bu nedenle Gazi’ye gelmiş. Bir ara Atatürk’le İngiliz Cumhurbaşkanı satranç oynamaya karar vermiş. Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı’na:
“Oynayalım ama, yenersem bana ne vereceksin?”
demiş. Bunun üzerine İngiliz:
“Yenersen Kuzey İrlanda’yı sana veririm. Ben yenersem sen ne vereceksin?”
demiş. Gazi biraz düşünmüş:
“Eğer ben yenilirsem sana Doğu Anadolu’yu veririm”
cevabını vermiş. Bunu duyan Teyyo Pehlivan hemen itiraz ederek:
“Oo, Paşam, bizim ev n’olacak o zaman?”
diye sitem etmiş. Atatürk:
“Doğru. Doğu Anadolu’yu veririm ama Teyyo’nun evi hariç”
Bu kez itiraz sırası İngiltere Cumhurbaşkanı’na gelmiş:
“Teyyo Pehlivan’ın evi yoksa ben Doğu Anadolu’yu ne yapayım”
demiş ve satranç oynamaktan vazgeçmişler.
UCHE ÇÖGENDERLİDİR
Anu Fenerbahçeli gara oğlan Uche varya herkes oni gavur sanir. Değil Oğlum.
Kendisi Hasankalalı Çöğender köyündendir.
Daha önce amburanın insanına benzirdi .
Bir tarihte Arabistana iş aramağa gitti. Oğlan ondan sonra oldi
Bizim Uche Arapların yanında çok kalınca karardi celdi
YAN FİTES
Teyo pehlivan ihtilal döneminde başından geçen bir olayı kahvede anlatir" Ankarada kızılayda ferrarimle dolaşırken birden önüme solcular çıktı tam geri fitese taktım gaçacam voliyov sağcılarda arkadan gelir.
"Teyo abi sen neyittin "ğardaş baktım olacağı yok YAN FİTESE TAKTIM yan yan elemi ğaçiram
ERZURUMLU KADIN LAFIYLA İŞ YAPMAZ
Palandöken gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Şener anlatıyor:
Erzurum havaalanında yolcular uçağa binmişler. Kapılar kapanmış ve hostes "Sayın yolcular" demiş:
— Lütfen kemerlerinizi bağlayınız.
Kimse bağlamamış. Hostes "durumu" pilota anlatmış. Pilot, mikrofonu eline almış:
— Hele dadaşlar, kemerlerinizi bağlayın da havalanah.
Herkes bir anda kemerlerini bağlamış. Hostesin şaşkınlığını gören pilot şöyle demiş:
— Erzurumlu, ganayahli (kadın) lafiyla iş yapmaz.
SEFİYE KAPAT KAPAT
Erzurum’a radyonun yeni, yeni geldiği ve dinlenildiği dönemlerdi.
Sabah erken kalkılmış, ortalık silinip süpürülmüş, yenilmiş, içilmiş ve keyif çayları içiliyordu. Bir taraftan da yeni alınan radyo açılmış sabah programı dinleniliyor. O zaman sadece kısa dalga’dan, Erzurum TRT Radyosu yayını dinlenilebiliyordu. Ayrıca pek teferruatlı yayında yoktu. Paket yayın yapılıyordu. Erzurum TRT Halk Müziği korusu yayını başlamıştı. Ve Solist Mükerrem Kemertaş. Söylediği parça “Huma Kuşu, yükseklerden seslenir”. Askerde bulunan evin oğlunun çok sevdiği türkü çalınıyordu. Evin hanımı, Mugime ezenin sesi yankılanır birden. Nefesler tutulur, Mugime eze gelini Sefiye’ye:
—“Sefiye, kapat, kapat da Memmed Zeki geldiğinde o dinlesin.”
KÜLLİ MÜSLİMAN
Kış mevsiminde Arabistan’dan biri arkadaşını ziyaret amacıyla Erzurum’a gelir, ancak misafir camileri gezdikçe Erzurum'daki cemaatin azlığından şikayet ederek "la Müsliman, la müsliman" yani Müslümanlık az manasında sözler sarf eder.
Misafir olduğu arkadaşı Arap’a ders vermek amacıyla abdest almak için Şabakhane çeşmesine götürür.
Abdest almaya başlarlar, mevsim kış havada soğuk olunca Arap’ın çıplak olan ayakları buz tutmuş çeşmeye yapışınca Arap hem titrer hem de söylenir
"Vallahi bunlar Külli müsliman, külli müsliman"
AY GARDAŞ BURAKIN ONLAR SEVİNSİN
İran'da şah devrilmiş Humeyni başa geçmiştir. Şahın yakın korumalarından biri Türkiye’ye kaçar.
Gelir Erzurum'a Cumhuriyet caddesindeki bir otele yerleşir.
Ertesi gün 12 Mart'tır kar tipi soğuk ki maazallah donarsın.
Acem şaşırır kalır tedariksizdir, üzerinde yalnız bir ceket vardır. Eski hükümet konağının önüne gelir ki bir şenlik bir bayram. Dadaşlar oynuyor davullar çalıyor.
İranlı merak eder birini çevirip sorar;
“Eğeee siz neylersiz burda?”
Erzurumlu cevap verir;
“Bu gün bizim mutlu günümüz gardaş, Erzurum’u düşmandan kurtardığımızın günüdür.”
Soğuk iliklerine kadar işleyen İranlı Dadaşa bakar ve der:
“Ay gardaş siz neye sevinirsiz ki bırahın da onlar sevinsin”
BEN SENİ İNDİN SANDIM
Gullebi Turan uçakla İstanbul’a gitmektedir. Uçak havalanır ve uçmağa başlar. Bir ara cam kenarındaki koltuktaki adam kalkar tuvalete gider Gullebi de adamın yerine oturur. Bir müddet sonra koltuğun sahibi gelir ve:
Kardeşim burası benim yerim lütfen kalkar mısınız? Der.
Gullebi gayet sakin bir şekilde “valla ağabeyi ben seni demin indi sandım” der.
NET 50 KİLO
Erzurumlu avukat olmuş bir avukat hanımla evlenmiş
İstanbul'a yerleşmiş bir yazlık almış. Duymuş ki annesi romatizma olmuş. Telefon açmış demiş ki:
—Ana cel bizim yazlıhta ayahların kuma sohah romatizmalaran ey gelir.
Annesi de demiş ki,
—Oğlum zeten bende İlicede üzme öğrendim,celim hem de üzerem.
Annesi İstanbul’a gitmiş plajda oğlu ile gelini üstlerini değiştirirken,annesi hemen mayosunu giymiş denize girmiş.Oğlu birde ne görsün annesinin mayosunun önünde ERZURUM ŞEKER FABRİKASI yazmaz mı?
Oğlu anasına derki,
—Ana ayıp, arkan dön, arka dön, der.
Kadıncağız hemen arkasını döner, döner de.Oğlu bir de ne görsün arkasında da, kocaman puntolarla NET 50 KG
ALTIMA İŞİREM
Gullebi Turan'la Tilki Mevlüt çok içmişler. Sarhoş olmuşlar.
Bir duvarın dibine ikiside def'i hac-et etmek için yaslanmışlar.
Turan, Tilki Mevlüd'e demişki,
—Ola Mevlüt elimde bişe görirmisen, o da demişki;
—Yooooğ bişey oğlum demiş.
Turan derki,
—Eleyse yandım oğlum,altıma işirem!
DADAŞ NE DİYİSEN
Bizim dadaslar, toplanmis Kars otobüsünü bekliyorlarmis;
Demislerki otobusu durdurup onlara soru soraciyih bulmurseler vuracagih. Neyse otobüs gelmiş dadaş sormus şöföre demis
- "ola söyle bahim islamin şarti kactir?"
Şöför demis 5 tir soruyu soran dadaş dönmüş arkadaslarına
-"ola Dadaş 5 diyir ne diyirsin"
-"Yedi diyene gadar vurun"
GAVAT
Erzurum-Kars çekismesi malum. Bir Erzurumlu ile bir Karslı, şehirlerininin üstünlügünü ispatlamaya çalışırken Dadaşım dayanamadi:
-Di get ola Kars neçi, Erzürüm de Kars'in nüfüsi geder gavat var!
OTÖBÜS VİTESİ
Hayatında hiç otobüse binmeyen Tortumlu birgün istanbul'da işi çıkar ve istanbula gitmek için bilet alır hemde en önden. Otobüs tam Esenler otogarına girerken vitesi kırılır. Tortumlu dayanamaz ve şöförün yanına giderek:
- Gardaş bir şey demiremde, onun başına bir hal geleceği belliydi . Taaa Erzurumdan başladın buraya kadar oynadın.
ADIN NE
Bir zamanlar yol vergisi vardı. Ya yol vergisi vereceksin ya da yol işinde çalışacaksın. İki Tortumlu hem vergi verememiş hem de işten kaçmışlardı ki yolda jandarmayla karşılaştılar.
-Dipkoçanızi verin bahim!
-Yohdur.
-Adın ne?
Tortumlu, arkadaşının gözlerine bakıp bir işaret verdi. Adlarını da söylemezlerse kurtulacaklardı.
-Ola benüm adım neydi Memmed?
-Ben ne bülim Ehmed!
BERBER NAİM
Naim Hoca bir gün vaaz ederken cemaatta sürekli olarak söyledikleri hakkında gülüşmeler olunca dayanamaz
-"Gülün oğlum gülün, Berber Naim'den Hoca sizden de cemaat olursa daha çok gülersiz"
GÜLLEBİ TURAN FIKRALARI
ARKADAN BİN
Gullabi Turan Erzurumda paytonculuk yapan bir gariptir.
Birgün durakta beklerken yanına şişmanmı şişman bir adam gelir ve
"Beni şu yokuşun başına kadar çıkarıver" der. Gullabi bir şişman adama bakar birde cılızmı cılız atlara ve eğilir adamın kulağına yavaşca
"Ağabey atlara görünmeden arkadan bin "
BAŞKA MÜSLÜMAN YOĞMİ
Gullebi yine arkadaşları ile zil zurna sarhoş taksi ile mahallenin ucunda bırakırlar. Tabi Gullebi yalpalaya yalpalaya eve giderken sokağın ortasındaki belediye çukuruna düşer. Oradan bir türlü çıkamaz. Sabaha kadar bağırır ama nafile. Hiç kimse duymaz. Sabah namazı için camiye giden cami imamı bu iniltiye kulak verir. Çukura kadar tedirgin birşekilde yaklaşır birde ne görsün bu Gullebi değil mi. İmam
-“ula ne işin var senin burada”
-“Heç düştüm hocam bi zehmet çıhart beni buradan”
-“Tamam çıhartırım ama bi şartım var. Bundan sonra bi daha zıkkımlanmayacaksan tamam mı?
Gullebi bir sağa bakmış bir sola bakmış, sonra ağlayarah
-“Yav başga müslüman yohmi beni çıhardacah”
diye bağırmış.
BEN SENİN ANAN DEĞİL
Gullebi Turan Numune Hastanesi civarında dolaşırken bir arkadaşına rastlar, arkadaşı biraz telaşlıdır. Turan arkadaşına hal hatır sorarken, arkadaşının annesinin hastanede yattığını öğrenir ve birlikte arkadaşının annesini ziyaret için Numune Hastanesine giderler. Hal hatır sorduktan sonra Turan yaşlı kadına sorar;
-Eze beni tanirmisan?
Yaşlı kadın cevap verir;
-Yoğ oğul tanımiram.
Turan yine sorar
-Eze geçen sene güzün gelip oğlunla bağçadaçi odunlari kırdığ, sende bize çay yaptın içtiğ;
Yaşlı kadın;Yoğ oğul seni hetirlemedim. Deyince Turan dayanamaz, arkadaşını dürtükleyerek;
-Oğlum gah gidağ, bu hatun senin anan degil, senin anan olaydi beni tanırdi der
CAFER AĞA
Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Aga'nın bu gayretkesliğini ödüllendirmek için Ankara'ya gidecek heyete onu da yazmışlar. Cafer Aga bu haberden çok memnun olmuş.
Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adını yazarlar mı?
Cafer Aga o aksam eve her günkünden farklı bir havayla gelince hanımı merak edip sormuş:
-Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüs, mosolun asmıssan, bişeye mi sinirlendin?
-Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bihdim usandım. Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Aga, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Aga. Sindi de Engere'de hökümatin isi bozulmus, gel Cefer Aga!
FATİHA GİDİRDE
Gullebi Turan sinirlidir ve küfretmeye başlar...
Arkadasi sorar...
-Niye küfrediyorsun?
-Niye küfretmiyim abi! Adam bene borcuni vermeden geddi.
-Adama küfrediyorsun da, adam burda yok.
Geçen hafta öldü.
Hem ettiğin küfürler kendisine gitmez ki!O kadar küfür et dur ki...
Iyice kizar Gullebi...
-Niye, der
-Fatiha oğirığ gidiiiir !?
ILICA RAMPASI
Gullebi Turan'ı dostları sık sık alıp uçakla Ankara'ya İstanbul'a götürürler. O yıllarda uçağa binip yolculuk yapmak önemli bir ayrıcalıktır. Uçak biletleri çok pahalıdır. Bu nedenle uçakla yolculuk yapan Gullebi sağda solda hava atar.
Arkadaşlarından biri sorar:
Ola Turan, sen uçaknanele çok gezirsen, heç yorilmirmisan?
Turan, havasına devam ederek cevap verir:
Yoh gardaş yoh. Ee uçak ele güzel araba ki, yiyir içirsen. Güzel hoşgezler (hostes) var onnar sene ele ey bahirlarçi. Gah diyirsen su, guh diyirsen bişey getirirler. Yanlız uçak İlice ( Ilıca ) rampasına doğri yanaşırken benim nefesim birez daralir
REKTÖRDE NEKİ
Gullebi Turan bir gün Üniversitenin öğrenci işlerinde otururken içeriye Üniversite Rektörü girer ve doğal olarak herkes ayağa kalkar, tabi Turanda ayağa kalkar. Rektör orada bulunanlarla selamlaşır ve oturmalarını söyleyerek oradan ayrılır, Turan orada bulunanlara sorar;
-Uşağlar bu kimidi.
Orada bulunanlar Rektör olduğunu söyleyince,
Turan: Torpağ başşıza oğlum, ben zanettimçi Müdür celdide ayaği ğahdız, Rectörde çimimiş.
NAİM HOCA FIKRALARI
ABU SAYFAYİ ÇEVİRİM
Naim hoca bir gun cuma namazinda hutbe verirken hep erkeklere taş attar.
Cemaat dan birisi : Hocam o kitap ta karılara birsey yohmi dedi
Hoca : dur ahan bu sayfayi cevürum onlarin da ......
Bennen Yatip Bennen Gahacahsiz
Teravih namazı sırasında gürültü yapan ve hocadan evvel veya sonra secdeye varan; caminin mahfel denilen üst kısmındaki kadınları şöyle uyarır Naim Hoca:
-Mahfildeki garılar. Ele tek tek yatıp galhmak yok. Bundan sonra bennen yatıp, bennen bereber
galhacahsız!
» Beymuratlarada Yahışir
Naim hoca bi gün cuma namazında vaaz veriyor konusu giyim. Hoca başlamış anlatmaya annalarınıza, bacılarınıza, anlatın söleyin hepsi bilsin öle daracık etekler daracık pantolonlar giymek günahtır diye giriş yapmış ve cemaate verip veriştiriyormuş. Cemaaten biri artık dayanamayıp hocaya cevap vermiş:
-"Hoca... Hoca geçenlerde senin yegeni gördüm çarşıda giymiş olduğu şeyler hiç de iç açıcı değildi" demiş.
Hoca bi duraklamış gecikmeden cevap vermiş
-"Beymuratlarada yahışir ama"
Buyrun Cenaze Namazına...
Zamanın Diyanet İşleri Başkanı Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Erzurum'a gelmişken okuduğu medreseyi de ziyaret etmek ister ve Şeyhler medresesine gider.O sıralarda da Naim Hoca hem Şeyhler Camiinde müezzinlik yapmaktadır hem de yanındaki medresede talebe okutmaktadır. Uzun ağızlığına cıgarasını takmış, bir ayağını uzatmış, Hocanın verdiği selamı "elesine" almıştır. Gelen başında biraz bekleyince:
-Gurban adın bağışla, der Naim Hoca.
Başında bekleyen:
-Ömer Nasuhi
Naim Hoca'da jeton düşer gibi olur.
-Bülmeni de var mi?
-Evet. Naim Hoca yerinden fırlar ve Ömer Nasuhi Hocanın eline uzanırken:
-Buyrun Cenaze Namazına , der..
Cuma Günü Kabir Azabı Yoktur!!
Naim Hocaya gelir bir adam."Hocam" der.
"Benim babam Cuma günü öldü. Diyorlar ki Cuma günü ölene kabir azabı yoktur. Doğru mu?"
Naim hoca doğru olduğunu, ölenin kabir azabı çekmeyeceğini söyler. Adam devam eder:
"Ama hocam, benim babam üçkağıtçının tekiydi. Milleti dolandırıp dururdu. İçki, kadın ne dersin hepsi vardı!"
Hoca şöyle der:
"Doğrudur!Cuma günü kabir azabı olmaz ama hele bir Cumartesi olsun, onun anasından emdiği sütü burnundan fitil fitil getirirler"
» Denize Girmek...
Naim hocaya sorarlar:
-Denize girsek orucumuz bozulur mu?
Hoca cevap verir:
-Ula uşah, Remazanda siz denize girersez orucuz bozulmaz. Amma deniz size girerse orucuz bozilir. Ona göre...
Radar
Bir gün cemaat Naim hocaya gelir
-Hocam namazı hızlı kıldırda Erzurum spor maçına kavuşalım der.
Hoca;
-Tamam
Der namaza başlarlar Naim hoca öyle hızlı kıldırırki dua falan okumaz sadece yat kalk sağa selam verir sıra sola gelir selamı öyle bir uzatır ki cemaat dayanamaz sorar.
-Hocam ne oldi niye bele uzattın...
-Ula uşah susun radara yakalandıh (Solda müftüyü görür)
Sevap
Naim hoca sevabı anlatıyor..
Tamam işte o bankamatik var ya, ona gidir bir kart sohirsan. Sonra birgaç numara yazirsan. Eğer daha önce para yatırmışsan maçina hemen istediğin parayı verir. Yoh daha önce para yatirmamişsan maçina sana deyir ki:
-Ula gavat, sen ne parasi yatırdın ki şimdi benden isdirsen?
İşte sevap da buna benzer. Eğer bu dünyada sevap yaparsan, öbür dünyada garşan gelir. Yapmazsan, heç bir şey bekleme...
KARS FIKRALARI
Ağa Kaşığı Bağa Ver
Erzurumlu dağda koyun otlatırken, Karslı yoldan geçiyormuş. Çobanı görünce selam sabahtan sonra
Erzurumlu:
-"Yanımda biraz ekmek, bir tas ayran bir de kaşığım var. Bunu beraber yiyelim"
demiş.
Karslı:
-"Nasıl yiyeceğiz?"
diye sorunca Erzurumlu çoban:
-"Kolayı var. Sen kendi memleketinden köy isimleri say, o arada ben yiyeyim. Sonra ben yakın köylerimizin isimlerini sayarken de sen yersin"
demiş. Karslı başlamış yavaş yavaş köy isimlerini saymaya. Bu arada bizim Erzurumlu ayranın yarısını içmiş. Kaşığı Karslıya verip:
-"Şimdide ben sayacağım, sen ye"
demiş. Karslı kaşığı alıp tasa daldırır daldırmaz bizim Erzurumlu başlamış hızlı bir şekilde köy isimlerini saymaya:
-"Horum Horum* Horasan, Saclığ ile Pirasan. Ağaver, Vağaver... Ağa kaşığı bağa ver"
demiş ve Karslı daha bir kaşık ayran içmeden kaşığı elinden kapmış...
*(Aşağı Horum, Yukarı Horum)
Ecep Davara Zarar Verir?!...
Bizim Erzurumlu ve Karslı Kurban Bayramında koyunlarını satmak için İstanbula giderler o sırada ezan okunmaya başlar. Karslı hayretle Erzurumluya;
- Dadaş bu neki!
- Olum Ezan ohunir da
- Ecep davara zarar verir
- Yoğ yoğ
- Ey... ozaman ohunsun
Karslı
Erzurum ve Kars çekişmesinin şiddetli olduğu zamanlarda Karslının birini Erzurumlular yakalar ve vurmaya başlarlar Karslı iyice dayak yerken uzaktan yaşlı bir amcanın hızla geldiğin fark eder ve sevinir.Çünkü yaşlı amca
-Ola uşağlar durun.diye seslenmektedir.Karslı içinden amca yetişsede beni kurtarsa demektedir.Yaklaşan yaşlı amca kalabalığı dağıtarak
-Ola durun bu itoğlite bir teymikte ben atim.der
Koministem Demir!..
Kars ile Erzurum arasında sağ-sol çatışmaları vardır. 80 darbesinden sonra Karslı hastasını getirmek üzere Erzurum'a gelir. Hastasını hastaneye yatırdıktan sonra bir kahveye geçip oturur. İçerdekiler yabancı olduğunu anlamışlardır...
Biri sorar:
-Gardaş nerelisen?
-Karslıyam!..
-Gavat! Komünistem, demir!
TORTUM FIKRALARI
Balık Bilmezse Hâlık Bilir.
Zamanın birinde Tortum Gölüne bir vatandaş düşer fakat kimse cesaret edip çıkaramaz. Bizim cesur tortumlu atlar göle ve büyük uğraşlardan sonra adamı kurtarır ve kıyıya çeker fakat oda ne kurtardığı adamı göle geri atmazmı. Adam boğulur niye böyle yaptığını soranlara gururla cevapverir.
- Eee atalarımaz nedemiş "İyilik yap denize at. Balık bilmezse Halık bilir."
Bizi Eşşek Sansınlar
Üç Tortumlu gece mezarlığın yanından geçerken birisi korkmuş:
- Ula biz buradan geçerken ölüler hortlarsa ne ederük?
- Diğeri elhemi bilirmüsen
- Olabilürdim ama korkudan unuttum
- Ele ise ne edek
- Eneyisi elerimizi yere koyup yürüyek,bizi eşşek sanıp bir şey etmesinler !
Ehmed
Bir zamanlar yol vergisi vardı. Ya yol vergisi vereceksin ya da yol işinde çalışacaksın. İki Tortumlu hem vergi verememiş hem de işten kaçmışlardı ki yolda jandarmayla karşılaştılar.
-Dipkoçanızi verin bahim!
-Yohdur.
-Adın ne?
Tortumlu, arkadaşının gözlerine bakıp bir işaret verdi. Adlarını da söylemezlerse kurtulacaklardı.
-Ola benüm adım neydi Memmed?
-Ben ne bülim Ehmed!
Endürdüüüüüz? (İndirdiz mi?)
Tortum köylerinden birinde yatsı namazını on rekat kılıyorlarmış. Bağ bahçe işlerinde yorulduklarından bu bile fazla geldiğinden on rekatı daha aşağı indirmek için Müftüye bir heyet gönderirler. Köylüler derdini anlatır ama Müftünün cevabı açıktır:
-On rekattan başka üç rekat da vitr-i vacip kılacaksınız. Aşağısı hiç olmaz.
Heyet köye dönerken köylüler de hayırlı bir haber almak için mezalığın yanına kadar gelmişlerdir. İçlerinden biri heyet uzaktan bağırı:
-Endürdüüüüüz?!
-P.. endürdüh, üçde fıtrifıcır kılacayuh!
Eşşegi Bülirsen
Her yıl dünyanın bir bölgesini gezmeyi adet edinen Tortumlu, dönüşünde de gördüklerini etrafına anlatırdı.
-Memmet, bu sene nereye getdün?
-Efrikiye.
-Eeee?
-Orada safari yapduh.
-Ula safari nedür?
-Çeşüt çeşüt yaban hayvani vurduh da!
-Ya sen ne vurdun?
-Zürafa vurdum.
-Ula zürafa nedür?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Onun ayahlari iki metre, boyni iki metre olani.
-Başga?
-Kergedan vurdum.
-Ula o nedir?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Ondan üç teneyi birleşdirirsin burnuna da bir tikinti yapirsin, o.
-Başga?
-Piton vurdum.
-Piton ne ki?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Kuyruğuni de bülirsin?
-Helbe.
-Onun dört metre olani. Ama Eşşeg yoh!
Havada Bulut Yok
Horasanın Kırık köyüne meyvesini satmak için bir Tortumlu gelir, mevsim yaz ve harman zamanıdır. Tortumlu köylünün birine misafir olur ve ev sahibinede kendisi için dışarıda yatak yapmalarını ister, vakit gece olduğundan yatağa girer ve tam uyuyacakken köyün muzip gençlerinden Elbeyi çıkıp gelir ve Tortumluya, kendisine meyve vermesini babasının uyumasından sonra karşılık olarak buğday getireceğini söyler. Tortumluda yaşı küçük olduğundan Elbeyi'ye inanmaz ve onu yanından kovar. Ancak Elbeyi'nin bunu kabullenmeye niyeti yoktur,saklanarak Tortumlunun uyumasını bekler, biraz sonra Tortumlu uyur. Elbeyi yavaşça yaklaşır ve Tortumlunun yanına konmuş olan ibriği alarak adamı bir güzel ıslatır ve karanlık olduğundan oradan sıvışır, ancak biraz sonra hiç bir şey olmamış gibi oraya gelir, Tortumlu söylenmektedir.
-Hele gelün gardaşum, havada bulut yoğ, bu ne kafurluğtur.
Odur oooo!
Narman'lı iki acemi avcı uzakta bir tavşan görüp ateş ettiler. Vakit akşam üzeriydi, alacakaranlıktı. Aleleacele soyup ateşte kızarttı bir güzel yediler. Üstüne de birer cıgara tellendirmişlerdi ki yanlarına biri yaklaşıp selam verdi. Gelen, kızılcık satmaktan dönen bir Tortumlu idi.
-Ağalar sabah giderken eşşegüm buralarda guzlamuş(yavrulamıştı) idi, heş gördüüüüz?
İki avcı birden gözgöze geldiler. İçlerinden biri mırıldanıyordu:
-"Odur oooo!"
Üç Hokka Gızılcuk
Tortumlu Mığdat ağa istanbul da eğlenceye gider. Dansöz sahnede dans ederken müşterilerde dansöze para yapıştırmaktadırlar. Mığdat ağada para yoktur ama çok keyiflenmiştir, hem alkışlar hemde dansöze;
-Dön anam dön üç hokka gızulcuh da benden
|