canom59.sitemynet.com
isaret01.gif

ANASAYFA
RESIMLERIMIZ
RaDYO
SIIR
SIIR
SIIR
SIIR
FIKRALAR
Z.D

ANASAYFA


MERHABA DOSTLAR KENDIMCE SIZLER ICIN BIR SEYLER YAPMAYA CALISTIM UMARIM BEGENIRSINIZ. ÖNERILERINIZ VE FIKIRLERINIZI ZIYARETCI DEFTERIME AKTARIRSANIZ SEVINIRIM SAYGILARIMLA

atey.jpg

Gazete

Kapat Gözlerini

Şu an nerdeyim biliyor musun?
Gözlerini kapat.
Bulunduğun yeri, bulunduğun anı unut.
Kulağına gelen seslere sağırlaş.
Gördüklerini unut.
Sadece hayal et.
Sonsuzluğu düşün.
Düşüncelerin ıpıssız bir çöle dönüşsün.
O çöle bir baraka kur.
Kapısını aç, korkma!
Yerde oturup saz çalan birini görüyor musun?
Onun yanına diz çöküp otur,
Bana benzemediğine aldırmadan.
Gözlerini hiç ayırma, gözlerinden.
Başını yasla onun omuzuna,
Tereddüt etme.
Ne çaldığını duyuyor musun?
Ne çalarsa çalsın, boşver.
Sadece derin bir sessizlikle dinle.
Müziğin ritmine ver kendini,
O sonsuz çölde, o küçüçük barakada.
Önündeki kedinin sana doğru gelip
Kucağına oturuşuna aldırış etme.
Penceredeki kuşu da unut.
O da senin gibi müziğin ritminde.
Ben olduğumu sanıp
Hareket etme,
Kapıdan gireni görünce.
Çamurlu ayakkabılarına bak.
Ama sorma ona,
O kadar çamurun nerden geldiğini.
Arkasındaki çoçuğu gördün mü?
Gözleri ağlamaklı sana bakıyor.
Sen ona bakarken; gülümse.
Gülümse ki bilsin senin mutlu olduğunu.
Bilsin ki içeride huzur var.
Bilsin ki gelsin içeriye, korkmasın.
Hatırlıyor musun,
Sen de onun gibi korkuyordun,
İçeri girerken.
Başını hafifçe sağa doğru çevirirsen
Görebilirsin yanındaki yaşlı teyzeyi.
O yaşlı teyzenin gözlerine bak.
O gözlerde bilgelik ve olgunluk göreceksin,
Umut bulacaksın.
O gözlerde bir ömür göreceksin,
Sevgilerini ve korkularını yıllarca içinde saklamış.
Şimdi yavaş yavaş gözlerini aç.
"Eee sen bunun neresindesin?" diyeceksin.
Ben, gördüğün bütün o insanların,
Kedi ve kuşun hepsiyim.
Sen, benim sensizken kalbimde
Barındırdığım sevgimi gördün.
Sen, benim sana beslediğim sevginin
Hepsini gördün.
Şimdi o çöl bir yaylaya,
O baraka da bir saraya dönüştü.
Çünkü bir sen eksiktin orda.
Sen de geldin,
Herşey tamam oldu.

HESABIMIZ MAHŞERE KALDI

Mahşere kaldı hesabımız...
Alıp götürdüklerini isteyeceğim senden.
Bir kalp,biraz gurur,bir de ruhum var zulanda...
Hesabımız mahşere kaldı..
Ben;senden beni isteyeceğim.
Kanunsuzluğunun,cinayetinin ipuçları yüreğimde;
Sakladım...
Düşlerim hala çeyiz sandığında...
Bir kapı açıldı şimdi uzaklardan...
Sana geliyorum bensiz.
Ben şimdi oradayım ama sensiz...
Hesabı sorulur elbet biliyorum..
Bir gün sende geleceksin biliyorum...
Hesabımız mahşere kaldı.

OSMAN GELEŞ

KARA TOPRAK

Ey yâr kıskanırdım seni ben neredeyse bile teninden.
Nedense hep seni dilendim ben zat-ı rahman'ür rahimden.
Eriyipte kül oldum ben ve ağlıyorum sırf aczimden.
Sevipte sevilmemek ne kadar acıymış yaşlar düşünüyor gözlerimden.

Elemle acılar birleşip deldiler tâ kalbimi derinden.
Neredeyse ölüp gideceğim ben sensizlikten ve derdimden.
Eriyorum her geçen gün ama fayda etmiyor feryad-ı figan.
Sebepsiz sevmiştim ben seni ve güzelliğin değildi beni etkileyen.

Ebedi bir ıstırap bu gel gör ki ben sensiz neyleyem.
Nasıl anlatsam ki benim gözümde sıfırdı Aslı ile Kerem.
Emr-i ilahidir belki bu iştiyak ve sana kavuşamamak.
Sevmek sanki bir yanar ateş ayrılık ise kara toprak.

ENES KİLECİ

KADINLAR SONBAHAR

Kadınlar sonbahar yapraklarını dökmeye başlar
Titrek dudaklarında sarışın bir keder
Nabız kaybolur kan susar dolaşım yavaşlar
Sisli bir nebuloz gökte yazılmamış şiirler

Dargın sevgililer yalnızlıklarına uzaklaşıyor
Anlaşılmaz çocukluğun ortaokullarından ders zilleri
Kilitli defterlerde kurutulmuş menekşeler
Tehlikeli yolculukların kanat çırpan mendilleri

Sazdan saza azalan hicranlı köçekçeler
Dünkü delikanlıları yaşlılığa taşıyor
Eylül şehirleri yağmurlu gürültülerle alır yerlerini
Deniz kahvelerinde son kadehlerde bulutlar biriki

Ilık bir aydınlıkla yıkayıp yorgun ellerini
Görgülü ihtiyarlar bir bir ortalıktan çekilir
Yaşlandıkça insan dünya başkalaşıyor.

ATTİLA İLHAN

AYIŞIĞI

Ay ışığı kutsal sevgilim
Fısıltıların yumuşak toprakta
Ayak izlerime doluyor
Sen de terkedip gitme
Sularla oynaşmaya
Doğur beni ışığınla
Lekeli yüzüne
Bulaşmış gibi yeni bir iz
Şarkımızı çalıyor dağlar
Haydi dans edelim özlemle
Çakışsın bedenlerimizdeki giz
Mırıl mırıl büyüsün başaklar
Barış içinde çoğalsın sevgimiz.

A. KADİR BİLGİN

ÖLMEDİK EMMİ

Kanı bozuklara üç-beş lâfım var
Bu ülkeyi yolda bulmadık emmi!
Ardan nasibini almamış davar
Meydanı boş sanma,ölmedik emmi!

Başlarım şovenist edalarına
Söyle bana hazır mısın yarına?
Evvelâ söz geçir evde karına
Geçmişi süngerle silmedik emmi!

Yerin bataklıktır bil sivrisinek
Ne çabuk unuttun ceddini dönek
Pantolonu çıkar giy bari etek
Dimdik ayaktayız yılmadık emmi!

Biz ak dedik,sizler kara dediniz
Maneviyat dedik,para dediniz
Sükûnete karşı nârâ dediniz
Sâyenizde biz de gülmedik emmi!

Üryan üryan gezmek değil marifet
İnsan olmanın gereğidir iffet
Boynumuzu asla bükemez külfet
Bir paçavra gibi solmadık emmi!

Namus kavramına demode dedin
Helâle ,harama bakmadan yedin
Bırak bu inadı,terbiye edin
Ter döktük,sen gibi çalmadık emmi!

Alnımız ak, başımız dik yaşadık
Ecnebi kültürü dünden boşadık
Ayyıldızı başımızda taşıdık
Sizin gibi uşak olmadık emmi!

Milliye düşman,milliyetten yoksun
O kızıl beynini yılanlar soksun
Maddeye kul olmuş devrimci tosun
Menzil yakın,yolda kalmadık emmi!..

BİR SEVDA TÜRKÜSÜ

Sokul yanıma,
çığlıklar dolarken kentin sokaklarına
yirmidört ayar yankılar düşer dağlardan.
Üşürüm kar giyinmiş ağaçlar gibi
sımsıkı tut ellerimi
ki,
bir kır çiçeği
korkusuzluğuna ulaşayım.
Tuz ekmek ve şarap kadar kutsal,
okunması düşlenen bir kitabın
el değmemiş koyakları kadar gizemli,
sevdaya ait ne varsa içimde
sırtımda taşıyorum akşamları.
Rüzgarın baştan çıkarıcı çağrısına kapılıp
ipini koparan uçurtma gibi
çılgın olmak istiyorum,
bu yüzden,
görmüyor musun kollarım
sana uzanıyor savaş alanının
tam ortasından
Peşimde kanıma susamış canavarlar var,
gecenin sabaha yakın olan kısmında
çalı ol
yapraklarının arasına al beni,
dikenlerin batmasın ama.
Çocuklar kadar berrak pınarlar
olsun avuçlarında,
bir yudum içtiğimde
ay kanatlarını tak
gözlerime gözlerinle
yak beni yüreğindeki ateşle.
Karınca gölgesi olsan bir öğle üstü,
uyusam uykuların en derininde,
mermer yontular görsem düşümde,
kılıfından çıkarsam ölümü
rasgele öpsem ağustos gibi yanan göğsünden,
uyandığımda sen yoksan
haykırsam, haykırsam, haykırsam...

A. KADİR BİLGİN

YENİDEN AŞK

Aşktan korkar olmuştum görene kadar seni
Aşık olmam diyordum artık, yanılmışım besbelli
Bir mucize karşıma çıkardı seni
Kırmızılar içinde güldün bana ve yaşamım yine değişti

Aşk değilmiydi zaten hayatımdaki daha önceden?
O aşk denilen şey değilmiydi bana en güzel günlerimi veren
Ve o lanet aşk değilmiydi ki hayatımı cehenneme çeviren?
Birkez daha başlıyor herşey aşık oluyorum yeniden

Sonunda acı çekeceğim kesin, hem de eskisinden de beter
Sonunda yanacağımı bilerek seviyorum, bu sefer
Dünya'da görülmemiş bir acı da olsa sonunda karşılaşacağım,
Dudaklarından bir defa öpmek bütün acılara değer

Bulunduğum hiçbiryerin hiçbir önemi yoktu
Bu lanet odadan çıkmak bile çok zordu
Şimdi bir de şu halime bak sevgilim
Sen varsın diye okul bile bana cennet oldu.

Madem ki tek şansım, görmek için dünyayı, bu
ve son şansım doyurmuk için aşkınla ruhumu
Sonunda acı olsa ne farkeder ki sevgilim
Yüzüme bir defa gülüşün için göze aldım en acı sonu

Seninkiler gibi parlayan gözler yok bende
Sesim büyülemiyor, kimse etkilenmiyor gülüşümle
Sana güzellik vaat etmiyorum çünkü güzellik yok yüzümde
Eğer istersen seni sonsuza dek sevecek bir kalp var bende

Bilmiyorum bu benimki bir rüyadır belki de
Gerçek olup olmaması ise senin ellerinde
Seni seviyorum dersen yanacağız ikimiz de
Sevmezsen de ben yanarım ama aşkım devam eder içimde.

LYSANDER

YALNIZ ŞEHİRLERİN SAKİNİ

Yalnız şehirlerin sakiniyiz
Ne yerimiz belli ne de varlığımız
Kendi içimizde yaşayıp gidiyoruz
Şu anlaşılması güç dünyamızda
Aynalarla çevrili etrafımız
Daima gerçekleri gösterenlerle
Sevgimiz de sahici düşlerimiz de
Yalanlardan kurtulmuşuz
Tek başınayız umutlarımızla
Hayat bizle dalgasını geçse de
Beklemekten vazgeçmemişiz hayallerimizi
Bazen susmuş yüreğimiz
Kelimelerimizin tükendiği gibi
Bazen de ağlamaktan yorulmuşuz
Ayrılıkların üzerine çöktüğü günlerimizde
Sevmişiz sevilmekten öte
Yalansız yalın ve çıkarsız
Sevilmeyi ümit etmişiz
Gözyaşlarımız yanaklarımızda kuruyarak
Yalnız şehirlerin sakiniyiz
Ne yerimiz belli ne de varlığımız
Olmamış arayıp soranımız
Şu kurtulması güç dünyamızda
Kendi düşlerimizde yaşayıp kayboluyoruz
Belki de sadece yalnızlığımızın
Mahkumuyuz...

SABRİ KURBAN

UNUTULMAZ

örüyor nakış nakış bir deli yokluk yüreğimin çizgilerine
bu hasretin
neresi olduğunu bilmediğim
bir yerdeyim
senden uzak hasrete yakın
kimse duymuyor bu çığlığı
korkuyorum tüm bakışlardan
korkuyorum
yeniden dirilecek her şeyden...
unutulmaz bu keder bu acı
her şey hatırlatırken seni
unutulmaz
bu deli yokluğunun
yüreğimi kanatan yalnızlığı.

NEDİM KARDAŞ

UNUTULMAZ

örüyor nakış nakış bir deli yokluk yüreğimin çizgilerine
bu hasretin
neresi olduğunu bilmediğim
bir yerdeyim
senden uzak hasrete yakın
kimse duymuyor bu çığlığı
korkuyorum tüm bakışlardan
korkuyorum
yeniden dirilecek her şeyden...
unutulmaz bu keder bu acı
her şey hatırlatırken seni
unutulmaz
bu deli yokluğunun
yüreğimi kanatan yalnızlığı.

NEDİM KARDAŞ

SARHOŞUM SANA

Sarhoşum
İstanbul sarhoş
Bu sabah
Kızkulesi sarhoş gözlerim
Boynum eyri
Eyfel kulesi
Tüm çılğınlıklar ellerim
galata kulesinden
Dideme dir seslenişim
Yada sude ye
Sivastır Meskeni
Üniversite
Ne işe yarar
İşsizliğim yaralarken beni
Çalarken inceden narinleri
Gelmeyişlerindir ölmek
Acı nedir
Çekmek yada
Şamandıra gibi yürek
Ağlıyorken sana
Yokluğun
Sarhoş
Tepelerken beni
İstanbul sokaklarında
Ellerim arasında başım
Ve sarhoşluğum
Kanatıyorken
Sen yine yoksun
Ama hep aklım başımdasın
Dün daha dün
Öldüm istanbul sırtımda
Ahhhhhhhh Sevdam ahhhhhhh
Devrimlerim bıçaklasın beni
Sivas tapraklarında

KAMİL SÖYLEMEZ

VARDI YA

Akşamlarla vurulurdu gönlüme;
Zulmetin,kara dişli kıskaçların deli damgası.
Güneş toplayıp eteklerini,
Salıvermişken dünyanın ipini karanlıklara,
Duvarlarda kanayan çilenin gölgeleri
Ve dilsiz tavanlar şahidimdir,
İnleyen namelerle yakılan ağıtlara.

Ne hazanlar biteceğe benzer,sonbaharlarda;
Ne tükenen umutlarla biçare yıllar.
Sayısını şaştığım gecelerin nazlı sabahlarına,
Elim elinde, başım omuzlarında uyanmak vardı ya...

Vardı ya; Sebebini bilmediğim sevinç tohumları ekmek toprağa,
Umudu katık etmek bir lokma ekmeğe
Ve ölüp ölüp dirilmek
Girdabında yittiğim gözlerinde...
Bir kez daha, binlerce defa ve sonsuza dek...

ÖZNUR KARAYUMAK

YOKSUN

Sebepli,sebepsiz yanıyor yüreğim
Yaralarımı sarmak için koşmuyorsun
Sevdiğim diyorum sana,
Duymuyorsun
Deli Divaneyim
Anlamıyorsun
Nefesim,nefesini arıyorken,
Halim nedir,sormuyorsun
Git şimdi
Hakettin mi tek bir hıçkırığı?
Hakettin mi ömrümün elimden alınmasını?
Sana verdim ömrümün yarısını
En güzel sabahımda,
Uyanırken sana aldığım gülümü
Koklamayı hakettin mi?
Uyanmadan dahi seni görmeyi,
Hayalinde bile sana koşmayı diledim
Damlalar yağmur gibiyken yine,
Koşmayı,sevmeyi,sevilmeyi diledim
Kuruyan çiçeklerimde dahi,
Açmayı diledim
Sen gelince açacak,
Toprağa karışacaktım
Döndüm,dolaştım
Sen görmedin
Sen yoktun nefeslerimde,
Sen yoktun attığım adımlarda,
Sen yoktun ağladığımda,
Konuştuğumda,
Güldüğümde,Haykırdığımda,
İçim yandığında sen yoktun
Yoktun işte!
Öldüğümde olacak mıydın,onu bile bilmiyorum
Sen,seni yaşarken,
Suyumda,Aşımda,
Kalbimin derinlerinde,
Hayalini kurduğum cennetimizde,
Savaştığım benliğimdeyken dahi,
Yanımda yoktun
Yoksun,bıçak gibi saplanan,
Kalbimi acıtan bir oksun
Ama yoksun,Nafile herşey
Gölgem de bile sen,Sesim de,
Yüzüm de,Gözlerim de,
Canım da,Düşümdesin
Ama yoksun,Taştan bir kalbin olsa,
Yine de gelirdin,Ama o da yok
Sadece yaşaman için bir kalp bağışlanmış
Ama sevmek için yürek gerek
Sende yürek olsa ne yazar?
Kim bilir belki o da yoktur
Sen hayalini kurduğum gemi gibisin
Gittikçe batıyor,
Battıkça adeta kalbime saplanıyorsun
Sen sadece busun,Hançer gibisin
Ama sana sözüm,
Genç ömrümün kaitli dahi olsan,
Ruhumu asla satın alamayacaksın
Bedenim meleklerle gittiği zaman,
Sen bu dünya da bensiz kalacak,
Nefessiz,susuz kalacaksın
Fakat zamana karşı direnemeyeceksin
Ben göçtüm ama,
Sen ölmeden yenik düşeceksin..

DİLARA AKSOY

GELECEĞİM!

Duydum ki sıkılmışsın,ağlamışsın
Duydum ki yaşam daraltmış seni,
Duydum ki yalnız kalmışsın kurtlar sofrasında,
Duyuyor musun sensizken ölüyorum...
Yüreğimden kan damlıyor,
Yalnızlığımda çaresizliğim
Uzattığım ellerim,
Öylesi sıcak,
Öylesi yakın ,bir o kadar da uzaksın ki.
Koşacağım caddelerde ,
Koşacağım rüzgarına karşı,
Ensene kadar yaklaşan kurtların uğultusundan korkma,
Geleceğim!!!
Sen dardaysan ben dardayım,
Sen ağlıyorsan ben ırmak olmuşum,
Sen nefes alamıyorsan ben ölmüşüm
Bir rüzgarla geleceğim,
Bulutlarını dağıtıp gidecek.
Sevgim içimde gizli
Rüzgarlarda sesin,
Gözlerimde ışığın,
Hiç kaybetmemiştim seni
Yollarındayım
Senin için geleceğim,
Korkma çiçeğim karanlıkta kalamazsın
Aydınlığın olurum yollarında,
Bakma zayıfım,bakma çelimsizim
Aslan olur demirden olurum,
Kurtların sofrasında komam seni,
Saçının her teline öleceğim sevdiceğim,
Yüzler ölürüm ama içimde öldüremem seni
Ne zaman ki hoş kahkahalarında sen olacaksın,
Ne zaman ki kırlarda yine koşacaksın deli gibi,
Ne zaman ki gözlerindeki yeşil ışık yeniden parlayacak,
Biliyorum
Bir güvercin gibi uçacaksın ellerim arasından,
Ben yine seni seven olacağım,
Yine bekleyen,
Sonun sonuna kadar.....

ADNAN ELTEZ

HER ŞEYİMİ GERİ VER

Şehrin ışıkları aydınlatıyor her yeri
Herşey benimle sanki
Bir şeyin dışında
Gözlerin,
Ellerin,
Kalbin,
Ve Kalbim

Unutma sen çalmıştın
Çalıp gitmiştin
Şimdi alamıyorum kalbimi
Alamayınca rahat nefes alamıyorum

Gülüp,ağlayamıyorum
Aldın elimden bir kalem de herşeyi
Gülleri koklayınca dikensiz olanları seçiyorum
Fakat yine de batıyor bir şeyler
Elime değil,
Kalbime

Şehrimde birtek şey çarpıyor gözüme
Kalpler elbet buluşuyor bir yerlerde
Merak ediyorum
Benim,bizim kalbimizde buluşur mu?
Duacıyım

Tek çare bu
Ya kalbimi bana geri ver,
Ya da sen gel
Ya ellerini uzat tutayım,
Ya da bana beni geri ver,
Eski benliğime kavuşayım

Şehrin ışıkları birbir yanıyor
Herkes mutlu mu?
Yoksa onlar da bir şeyler bekliyorlar mı?
Tek çarem,
Kalbimi geri istemek
Ya da senin gözlerinin gözlerime bakacağı,
Yüzünün hayallerimden daha da güzel görüneceği,
Ellerinin ellerimi tutacağı günü beklemek

Derbeder Oldum
Son nefesler bunlar
Ya bu diyardan göçmek,
Ya da seni senden istemek

Bana beni,
Bana seni,
Bana kalbini,
Bana kalbimi ver
Yoksa yaşamak sandığın kadar kolay değil

Bir tebessümün bile diken gibi battığı,
Bir kadehin bile içimi rahatlatamadığı,
Kendimi aradığım dünyada,
Bana her şeyimi geri ver
Yoksa inan,yaşayamam...

DİLARA AKSOY

3eca12zjowca5ocdv6cai85j75ca6yy95ycacplec6cant0umncainerm7caha73ctcaukrz5ucakv26isca26l9eica24uiq4ca4j8q09casbsdu6cajem59ecal0dmfycas8aest.jpg

Sendeki Ben

"Seni seviyorum." dedim,
Duymadın.
"Seni özlüyorum." dedim,
Aldırmadın.
"Herşeyimsin." dedim,
"Olamaz." dedin.
"Seni unutamıyorum." dedim,
İnanmadın.
Güldün.Günler geçti.
Sevgim soldu.
Unuttum seni ve sendeki beni.
Bir yaz günü karşılaştık.
Bir çırpıda süzdüm seni, gözlerimle.
Gözlerimiz kavuştu,
Anlamsız bakışlarla.
Bakışların beni titretmiyordu artık.
Tek nefeste büyük bir iştahla
Kendinden emin her zamanki tavrınla
Kurdun cümleni;
"Beni özledin mi?"
Hiç tereddütsüz;"Hayır" dedim.
"Ama ben ..." dedin.
Durakladın, gözlerin doldu.
Pişman oldun eski günleri düşündükçe.
Ne çok şey söyleyecekti dudakların,
'Evet' deseydim.
Bekledim gerisi gelir diye.
Ansızın, isteksizce o kelimeyi,
Fısıldar gibi söyledin;
"Hoşçakal,"19 Mart'ta,
Seni evine bıraktığım akşam geldi aklıma.
Gözlerim ışıl ışıl, yüreğim sevgi dolu.
Tüm sevecenliğimle,
"Hoşçakal bitanem" dediğim akşam.
O zaman herşey farklıydı.
En farklısı ise sevgimdi.
Değişmişti çünkü.
Seninle, sözlerinle, umursamaz tavırlarınla.
Değişen ne çok şey vardı, sen bana hoşçakal derken.
Düşündüm, karşılığım ne olmalı diye.
Anladım ki tek kelime yetermiş,
Bendeki sevgini anlatmaya.
Sen giderken, fazladan her kelimeyle,
Hem seni kandırıyordum.
Hem de bu aşk kokan kalbimi.
Düşüncelerimden sıyrıldım bana dokunmanla.
"Hoşçakal" dedim, gerisini bekledin.
Ama sen beklerken,
Aramıza koca bir yıldız sığardı.
Onun kadar uzaktın ama
Onun gibi parlamıyordun artık.
Çünkü çok geç anladım,
Sendeki parıltının,
Yüreğimin yansıması olduğunu.
Ben yanlışı; seni sevmekle değil,
Bendeki sevgiyi, sende aramakla yaptım.

SABAHSIZ GECELER

Bu ıssız,aşksız bir gecede
Gözyaşlarımla beraber hayal kuruyorum
Güneş çoktan batmış,
Yıldızlar bir bir gökyüzünden kaymakta
Uykularım kaçıyor geceleri
Kapanıp yatağıma sessizce ağlıyorum
Girmez penceremden,
Süzülmez perdemin arasından hiçbir aydınlık
Sürekli benliğimi böyle yaşarım
Bazen kalbim bir şeyler söylemeye çalışır
Ama bitkin,
Ama yorgun,
Ama çaresiz
Eski günleri hatırlar mazilere dalarım
Tüm aşkları bir kirli çorap gibi atasım geliyor
Birde bütün vücudumu saran o korkunç geceleri
Hayat,bir su misali gibi akmakta
Neyin var,neyin yok her şeyi alıp sürüklüyor
Sanki gülerken ağlamaya benziyor
Bulursun kaybedersin,
Seversin sevilmezsin
Gündüzüm geceme karışırken
Kadehler bir türlü bitmek bilmiyor
Sabahsız geceler bana kan kusturuyor

BERKECAN ÖZDEMİR

NE ÇIKAR

Kapattım yüreğimin perdelerini,
Seni mısralara anlattım.
Şimdi mutluyum gecenin kuytusunda,
Seni karanlıkla aldattım.

Ne çıkar sanki sözler olmasa,
Ne çıkar artık güllerim solmasa,
Ne çıkar aydınlığım gelmese,
Yıldızlar sensiz de parlak ne çıkar?

Güneşim yine doğuyor, yine doğacak.
Kışım uzun geçse de bir gün bitecek.
Göç eylese de bülbüller geri dönecek.
Artık sen dönmesen ne çıkar?

Yaşarken ölmeler doldursa mısraları,
Geri getirmez yaşanılan en güzel anları,
Aşk adamı öldürür deseler de bazıları,
Bir kurşun sıksam kafama ne çıkar?

Yağmurlar gözyaşım olsa,
Rüzgarlar feryadımı duyursa,
Bu ayrılık ne kadar da koysa,
Bir hiçsin gözüme şimdi ne çıkar?

OSMAN GELEŞ

Gözlerin Gözlerime

Sahildeydim yine bu akşam,
Mecnun'a döndüm ben bu aşktan.
Upuzun sahil yolunda,
Hayalin aklıma geldiği zaman,
Titredim ve bir nefes daha aldım ayrılıktan.

Gözlerin gözlerime değdiği zaman,
Hayat duruyor sanki; içimde bir hicran.
Ne acım diniyor, ne hayat bitiyor,
Yalnızlık almış başını gidiyor.

Sarı saçlarına gönlümü doladığım,
Gözlerinin yeşiline yandığım,
Bir gülüşüne canımdan caydığım,
Sensiz geçen günlerime yanarım.

Ne yana baksam seni arar gözlerim,
Bitkinim, güçsüzüm çünkü hala sensizim,
Bu kalleş dünyada ölü gibi yaşarım,
Uğrunda ağaran saçlarıma yanarım

YALNIZ KADIN

Gün ışığından güzel kadın
renklerin koynunda
çiçeklenmiş duruyorsun terasta,
kızıl saçlarını sallıyor
çapkın bakışların
Hırsız gözleri yakalayan karanlık
sana sessizce dokunuyor
çitle çevirdiğin bahçende,
Adonis bu yıllardır beklediğin ışık
yitik sandığın ülke ve ezberlediğin
koku, aryalarla parlayan ay
çıplaklığına vuruyor leke.
Bir yudum daha al kadehinden
alevlensin kanın papatyalar gibi
bir aklaşsın bir sararsın yüzün
sar bırak,sar bırak avuçların ıslanarak,
kasıklarındaki yükü koparıp at
gece yorulsun koşturmaktan
uyku gözlerinden aksın,
Büyük Sahranın kumlarına baksın
sevişmelerini saymak isteyen
boşalıyor teninden
Erosun sunduğu kadınlığın.

A. KADİR BİLGİN

GİTTİN İÇİMDE KALDI AYRILIK

Gittin
Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
Gittin. İçimde
Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
Sözcükler beynimin köşelerinden
Çıkıp korkuttular gecelerimi
Peşimden geldi gölgeler
Aynalara bakamaz oldum
Hiçbir oyun avutmadı beni
Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
İçimde. Kaldı
Yeni bir kent işkenceye hazır
Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
Belleğimi silkeleyip anılardan
Tik tak çaldın uzun zaman
Alışamadım yarımlığa
Düşlerimde intihar tutkuları
Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
Kaldı. Ayrılık
Çoğalarak giriyor günlerime
Senden başka kim bilebilir
Geçmişin dökümünü yaptığımı
Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
Artık konuk beklemeyen gözlerim
Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı

A. KADİR BİLGİN

SON SABAH

Son sabahımı yaşıyorum
yalnızlığımın alacakaranlığında
alacakaranlığı
yüreğimin zindanlarında yaşıyorum
Bir sabaha bakıyorumbirde
gökyüzünü yalnızlığa terkeden
yıldızlara bakıyorumkalakalıyorum
öylece,öylece bakakalıyorum
sensizliğin soğuk sokaklarına
öylesine mahsunöylesine suskun
duruşun varya.Hani bazen
yanar ya yüreği insanın
bazen kanar bazen ağlar ya hani
bugün gökyüzü ağlıyor
Nisanın ortasında
gökyüzü yanıyor iki gözüm
ve gözlerimde
bir nisan yağmuru başlıyor
sağnak olup yağıyor
sensizlikten çöle dönen yüreğimin
zulasına son yanışım bu
Bu son kanışım
Bu son aldanışım
Bu son yalvarışım son sabaha
Son sabahın son yağmuru bu
ve Nisanın son ağlayışı bu

ADEM BALCALI


SEVDİĞİM DİYOR Kİ

Gel diyorsun
Gel
Ah keşke mümkün olsa
Uçarak gelirdim sana bitanem
Kısmet
Kim bilir
Belki esen rüzgar bir gün
Beni sahillerine bırakır
Ne dersin
Rüzgar beraberinde neleri getirmez ki
Yanında yoksam sakın korkma
Çünkü gözlerinin daldığı yerde
Savrulan yapraktayım
Ama şunu unutma
Sahilde iken
Gök yüzüne bak
Yıldızlar içinde en parlağıyım
Sana bakıyorum unutma bunu
Yani yalnız deilsin bitanem
Esen yelde
Yıldızların içinde
Dalgaların sesinde
Bazan da yakamoz içinde
Ama şunu unutma ben hep seninleyim
Ben aklına geldiğinde bir yıldız tut
Gün bitince say yıldızları
Göreceksin çok yıldızın olucak
Diyordu Sevdiğim
Koynumda Şimdi Yıldızlarım Çoğaldı

KAMİL SÖYLEMEZ

MAVİ DÜŞLERİMİN KELEBEĞİ

Yüreğimi parçaladım
Böldüm belirsiz yarınlara
Payı sen oldun yalnızlığımın
Paydası umutsuzluğum
Her bir parçasını savurdum
Gözlerinin kıyısına
Yosun tutmuştur belki
Hayallerim gibi
Görmedin çaresizliğimi
Dalgalara yansıyan
Bitkinliğimi
Belki de görmezden geldin
Ben neydim senin için?
Bilmeyi çok isterdim
Oysa sen benim
Gecelerimi aydınlatan
Umutlarımı sarmalayan
Yüreğimdeki acıları unutturan
Mavi düşlerimin kelebeğiydin
Ömrü çok kısa olan
Bir anda uçup gittin uzaklara
Parmaklarımın ucundan
Bekledim geri gelmeni
Kaderimle yüzleşmelerimde
Aynalarda sorguladım kendimi
Cevabını hiç bulamadım
Neydi beni sana bağlayan
Kalbimi böylesine
Acıtan..

SABRİ KURBAN

AĞLAMAYI BİLE

Ben ağlamayı bile beceremedim.
Ne gözümden bir damla yaş düştü,
Ne de içimden bir parça acı yok oldu.
Ağlamak istiyorum
Dakikalarca, saatlerce....
Unutmak istiyorum her şeyi.
Yeniden kendim olmak istiyorum.
O gözyaşları acılarımın ıslak hali.
Atmalıyım artık içimden bu acıları.
Ama ben ağlamayı bile beceremiyorum ki.

EYÜP GOKSEL ÇAKAR

HER SABAH, YANILMAK !..

sabah olmak her gece kolay mı sanırsınız
bulutları dağıtıp güneş olarak doğmak
denizle gök arasında çiy yorgunu şehre
kurşun kubbeleri buğulu minareleri ıslak
soğuk bir trenden inmiştiniz / yalnızdınız
bilmem kaçıncı defadır / yine yanılmıştınız
hiç uyumamıştınız / gözleriniz yanıyordu
yolculuk sanki bitmemişti / birdenbire
kendinizi vagonda unuttuğunuzu sandınız
sanki katar soluk soluğa tırmanıyordu
dumanlı rampaları / bir kılıç gibi çıplak
tiz çığlıklarıyla aydınlığı doğrayarak
bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız
jilet mavisi bir kadın elinde purosu
değdiği yer açılıyor çok fena keskin
kim olduğunu bilen yok / işin doğrusu
yüzünü kaybetmiş aynalarda arıyordu
amerikan bara tünemiş sek vodka içiyor
geçmişinden rusça bir şarkı arayarak
sarhoş olmamak en büyük korkusu
bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız
elbet en kötüsü sokaklarda tutuklanmak
hani bir kere iki yanınızda iki sivil polis
beyoğlu'ndan çekilip nasıl koparılmıştınız
nabız gibi vuran o kötü ve karanlık his
yakanızı hala bırakmadı asla bırakmayacak
bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız

ATTİLA İLHAN

MUM GİBİ

Mum gibi eriyorum,alevim sensin.
Gece yüzün verir.
Her an seni düşünür,
Seni ararım.
Söndü yine ısıklar, sensiz kuytudayım...
Acı nefesim,
Acı şarkılar...
Su acı,duman acı,
Bir gelsen de kurtulsam bu hasretten.
Sensin gönlümün ilacı...
Rüzgarlar getirir her gece feryadını...
Hasretin çığlık çığlığa,
Hasretim seninle aydınlığa,
Kesilsin en mühim damar,
Kopsun başım gövdemden,
Yaşatmayacaksa beni şarkılar,
Artık ne gelir ki elimden!
Avuçlarımda son bir duasın;gözümde fersin.
Mum gibi eriyorum, alevim sensin.

OSMAN GELEŞ

SEN VE BEN

Söyle bendeki bu aşırı gurur niye
Istırap mı tatlı geliyor bana söyle
Sorduğunda nasılsın diye
İyi sen demek geçerken dilimin ucundan
Dudaklarımdan dökülen o sözler niye
Sessiz geçen bu zaman dilimi mi
Dönüştürdü gururumu sensizliğe
Mantığım doğru yaptığın derken
Söyle neden kalbim hala seninle
Neden bekler şu avare,biçare yürek
Bir ses, bir haber senden
Gelmeyeceğini bildiği halde.
Olmuyor geri dönmek istesem de geriye
Zamanı döndürmek istesem de nafile
Hangisi zor sensizliğe olan mahkumiyetim mi
Söylediğim sözlerin pişmanlığı mı
Yazılamadan bitmesi mi
Kaderin sayfalarına sen ve ben kelimesi söyle

SİBEL ÇAN

ÖZLEDİM

Özledim
Özledim dedin başlarken konuşmaya
Bense ben de diyemedim
Oysa neler eklemek isterdim
Duymazdan geldim
Hüner değilmiş ki saklamak duyguları
Bütün olabilmek önemli
Geç öğrendim
Rest çekebilmek kolaymış da
Sürdürmek çok zor
Sensizliğinde fark ettim.

SİBEL ÇAN

SENSİZ GECELER

Sensiz geceler ekliyorum gecelere
Günlere geçiyor geceleri
Sensiz geceler garip..
Sensiz geceler acı
Geceler hüzün,geceler uzun
Başımı kaldırıp baksam
Gökte sen..Ay'da sen..Yıldızlarda sen
Her yer senle dolu,seninle dolu
Sevgiyle dolu
Ve düşünmek için geceler
Kendini düşünme ama en çokta
Seni düşünmek için
Dünü ve bugünü düşünmek için
Dahası birlikte yarını düşünmek için geceler
Sevmek için bir de geceler
Seni sevmek için..Daha çok sevmek için..
Sebep aramadan sevmek için..
Şiir yazmak içinde geceler
Dilin döndüğünce,aklın erdiğince
Bir kaç satır veya bir kaç mısra
Ama en önemlisi sen yazmak için geceler
Sana yazmak için
Rüyalara dalmak için de geceler
Tatlı rüyalara..Gerçekleşmek bilmeyen rüyalara
Aslında seni görmek,sana dalmak için geceler
Sen olduğun için geceler...

ERTUGRUL SERDAROGLU

ÖLDÜREN AYRILIK

Seni bırakıp gittiğim gün,
Hüzün mesken tutacak yüreğimi
Ölümü özlediğim gün
Gözlerin kesecek önümü

Bitmez dedim,bitmeyecek
Bu yürek hep seni sevecek
Gülümse derdin ya hep
Göz yaşlarım senin için gülecek

Son sözüm çınlayacak kulaklarında
Son gülüşün miras sana
Yüreğim sende kalacak ama
Gözlerin gözlerimde ağlayacak

Vuracak gözyaşlarım ıssız sahillere
Yürek dolusu sevgiler sende kalacak
Ölümümsün sen benim
Gitmek isteyip gidemediğim

Nefeslerimi,kalp atışlarımı sana bırakacağım
Ben sensiz zaten ölmüşüm
Hangi güzellik için soluk alacağım
Yada hangi hayata çarpacak kalbim

Seni,seni bende görsün herkes
Denizlerin suyu çekilse,güneş yeryüzüne düşse de
Ben yok olmayacağım;
Sen bende yaşıyorsun diye

Ölmem desem de ölüyorum günden güne
Kocaman yüreğime rağmen karşı koyamadım sensizliğe
Bu ölüm bildiğin gibi değil BAHAR GÖZLÜM
Bensizlikte sen;sensizlikte ben öldüm!!!

YAĞMUR MELEĞİ

ÇOCUKLUĞUM

iznik çarşısı dardı iki deresi vardı
geçmişten geleceğe akardı çocukluğum
kör melek ud çalardı hep eski şarkılardı
o eski şarkılara ağlardı çocukluğum
dışı çamur sıvalı çivit mavi boyalı
iki katlı sofalı evlerdi çocukluğum
çarşıda iki dere kapatıldı akmıyor
kör melek göçüp gitti artık udlar çalmıyor
evlerim çivit mavi boyanmıyor ne oldu
şehrin sokaklarında çocukluğum kayboldu...

BÜLENT GÜLER

SENSİZ GECELER

Sensiz geceler ekliyorum gecelere
Günlere geçiyor geceleri
Sensiz geceler garip..
Sensiz geceler acı
Geceler hüzün,geceler uzun
Başımı kaldırıp baksam
Gökte sen..Ay'da sen..Yıldızlarda sen
Her yer senle dolu,seninle dolu
Sevgiyle dolu
Ve düşünmek için geceler
Kendini düşünme ama en çokta
Seni düşünmek için
Dünü ve bugünü düşünmek için
Dahası birlikte yarını düşünmek için geceler
Sevmek için bir de geceler
Seni sevmek için..Daha çok sevmek için..
Sebep aramadan sevmek için..
Şiir yazmak içinde geceler
Dilin döndüğünce,aklın erdiğince
Bir kaç satır veya bir kaç mısra
Ama en önemlisi sen yazmak için geceler
Sana yazmak için
Rüyalara dalmak için de geceler
Tatlı rüyalara..Gerçekleşmek bilmeyen rüyalara
Aslında seni görmek,sana dalmak için geceler
Sen olduğun için geceler...

ERTUGRUL SERDAROGLU

İKİ YÜZLÜ MELEKLER

sayende sayeban olduk İstanbul şehri
sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk
yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda
ve yaktı perişan eyledi sine-i sad-paremizi
saplanıp hançer misali bir hilal
sokaklar serseri biz serseri
yüksek kaldırımda
bir cezayir şarkısını dile getirdi plaklar
cadde-i kebir: bütün ışıklarını yakmış bir gemidir
sinemalar nerdeyse boşalacaklar

vay anam vay
sen ne dersin İstanbul
sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin
kimin gücü yeterse kahretsin pazarlığı
sefalet akıyor gürül gürül sokaklardan
yol üstünde bir şehvet çarşısı tıklım tıklım
yol üstünde sevda pazarlığı aşk pazarlığı
kurtulmadık gitti bu denlü kepaze hayattan
hep böyle gecelerin koynunda yaşadık
geceler serseri biz serseri
karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz
gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri
kırılmış kavala dönmüşüz

sen söyle serseriler kıralı İstanbul
sen söyle iki gözüm
hangi merhem çaredir şu bizim yaramıza
yel üfürdü su götürdü gençliğimizi
elimiz boşa geldi meydanlarda kaldık
meydanlar serseri biz serseri
sağımız sefalet solumuz ölüm
işte geldik gidiyoruz
kahrolasın
kahrolasın İstanbul şehri

ATTİLA İLHAN