|
Bazen ellimizden degildir ki?
Bir ask icin yapabileceginiz her seyi yaptigina inaniyorsan ve buna ragmen hala yalnizsan, icin rahat olsun bence..
Cünkü giden zaten gitmeyi kafasina koymustur ve yaptiklarin onun dudaginda hafif bir gülümseme yaratmaktan baska hicbir ise yaramayacaktir.
Sen kendini icten ve distan paralarken o her zaman bahaneler bulma pesindedir. Hani agzinla kus tutsan "Bu kusun kanadi neden beyaz degil?" diye bir soruyla bile karsilasabilirsin gibi..
iki ucu keskin bicaktir aslinda ASK dedikleri gecici maddenin.
Yaptiklarinla degil yapmadiklarinla yargilanirsin her zaman bu yolda. Üstelik bu mahkemede hafifletici hic bir sebepte yoktur.
Ýyi halin cezanda indirimde saglamaz, Idam edilenler gibi.
Sen, "Ama senin icin sunu yaptim" derken o, "sunu yapmadin" diye HEP cevap verecektir karsilikli olarak. Ve ne söylesen karsiliginda mutlaka baska bir iddiayla karsilasacaksindir. Üzülme ama, sen aski yasanmasi gerektigi gibi yasadin ya aslinda kendince. Bazen cok cok özledin, bazen ictin ve agladin, bazen gülüp belki tatli sarkilar söyledin icten ice, düsündün aylarca ugruna, siirler yazdin sayfa sayfa ve agitlar yaktin zaman zaman degil mi?
Peki sormazlar mi;"O ne yapti? diye..
Herkes kendinden sorumludur askta aslinda. Sen askini doya doya yürekten yasarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu olmalidir.
Birak artik; Bir insan eksik yasiyorsa ve bu eksikligi bildigi halde tamamlamak icin ugrasmiyorsa SEN ne yapabilirsin ki onun icin?
Hayati iskalama lüksümüz yok bizim degil mi?
Onun varsa, birak o lüksü sonuna kadar yasasin. Insanlar özgür degil mi ki???
Her zamanki gibi yasayacaksin yine sen, bu hayat oldugu müddetce degil yasayisin ama senin vaktin oldugu kadar tabi ki.
"Acilara tutunarak" yasamayi ögreneli cok oldu biz insanlarin. Hem ne olmus yani, yalnizlik dünyanin sonu hic olmadigi gibi o kadar da kötü bir sey degil yani.
Yeter ki Mutlulugu hicbir zaman ve ASLA bir tek kisiye baglamamayi ÖGRENELIM....
Kisaca; Epeydir eline almadigin kitaplar seni bekliyor RAFLARDA yine bence. Kitap okurken de mutlu oluyorduk degil mi, unuttuk mu yoksa?
AYRICA yasadigimiz bu Kentin hic görmedigimiz sokaklarinda gezip yeni yasamlara tanik olmak da keyif verecek yine. Yine iceceksin sarabini en derin gizli duygular icinde... Üstelik diledigin kadar sarhos olma özgürlügünde var SENIN!
Sen yüreginin sesini dinleyenlerdensen sayet, biliyorsun ki asolan yürektir. Yürek sesi ise ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acitsa da icini bazen, unutma; yasadigin sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru kendince yüregini ve yüreginde tasidigin gizemli sevda duygusunu. Elbet bitecek günese hasret günler.
Ve o zaman kutuplarda yetisen ciliz ve minik bitkiler degil, günesin cicekleri dolduracak yüregini inan yeniden...
Ve ben her zaman söylerim; Ask Bir Sonbahar Ýptalidir!
Anlamsiz yenildiginde; Peynir, karpuz ve ekmek kadar tadi yoktur ASLA!!!!
Halil
Seni sevmek
seni sevmek demek istanbul demek
içindeyken büyüklüğünden başı dönmek
dışındayken hemen özlemek
seni sevmek rakı demek
meze demek sohbet demek
seni sevmek çakır keyif olmak
bulutlanmak demek
seni sevmek senfoni demek
yükselip yükselip aniden kesilen
sonra delice yükselen
ve kulakları yırtan bir müzik
seni sevmek deniz demek
alabildiğince sonsuz
alabildiğince mavi
ve içine çeken çağıran
bağrına basan bir deniz
seni sevmek umut demek
A.Semih İşevi
----------------------------------------
MUTLUMUYUM
Bana mutlumusn diye sormayın
Bakın gözlerime onlar anlatır size
Eğer mutlu isem gülücükler dağıtır her kese
Kederli isen takılır kalır saatlerce bir yere
Kalbim seninle yine bu gece
Arıyorum seni ilk gördüğüm yerde
Deli divane oldum mecnun gibi çöllerde
Resmine Bakıpta ağlıyorum her gece
Tekiner SONKURT
------------------------------------------
Sen Gittin
Zindanıma hasretin çöktü sen gittin.
Duvarlardan kan sızar her gece.
Ay ışığı silmez oldu gözlerimin yaşını,
Yatağıma özlemin çöktü,sen gittin.
Yangınlar doğdu zeytin yapraklarından.
Genizim dumanın,gözlerim alevin aşinası.
Karanlıklar yakından tanır şarkılarımı,
Sözlerimi yakan gözlerin yoktu,sen gittin.
Yokluğun kalbimde filizlendiğinden beri
Ceylanlar nazlı küskünü ülkemin.
Sonsuzluğu beklerim bir yerdesin elbet,
gelmedin yokluğun yaktı,sen gittin.
İpek tenli bir yaz akşamıydı sevdan.
Saçların bir öksüzün hayata tutunuşu.
Senin için bin kez bozdum yeminimi inan,
Yüreğimi narin ellerin söktü,sen gittin.
Dudağından damıttığım ateş kırmızısı.
Yıldızlar çevreler bulutsuz rüyalarımı.
Yağmur asırlardır yağmaz oldu.
Hayalin uzaktan baktı,sen gittin.
Zambak beyazı umutlarım tutuştu ansızın.
Bir tırtıl kozasına büründü ruhum.
Çekingen kelebekliğimi ararım ötelerde,
Kanatlarımı çarmıha aşkın çaktı ,sen gittin.
Sinan Emiralp
-----------------------------------------------
AKLIMDASIN
Bir Tanem
Gün Doğar
Öğlen Olur
Gün Kocar
Ve Ölür Güneş
Bir Ömür Demektir
Yirmi Dört Saatlik
Ben Se Hep Seni Bekler
Gelmezlerinde Ölüp Ölüp,Dirilirim
Ben Seni Bir Günlük Sevmedim ki
Hem Bu Dünya Hem Ahiretlik Sevgim
Ve Seni Çok Çok Çok Özledim Bitanem
Bunuda Aklından Sakın Yabana Atma
En Kısa Zamanda Sende Bana Yazsana
KAMİL SÖYLEMEZ
---------------------------------------------
AĞLAYI AĞLAYI VARDIM PINARA
Ağlayı ağlayı vardım pınara
Kirli yağlığımı yuvermediler
Herkes destisini doldurdu çıktı
Bana da bi damla su vermediler
Elimde bir kadeh vardım kurnaya
Hücum eylediler bana vurmaya
Elimdeki kadehimi kırmaya
Tuttular bir kaçı koyvermediler
Al bu kadehini kaldır dediler
Gözünün yaşıyle doldur dediler
Bir fincan su verdik bildir dediler
Sanki ya verdiler ya vermediler
Çalıştım kadehim dolduramadım
Kimseye halimi bildiremedim
Gönlümün arzusunu aldıramadım
Dileğim hekime deyvermediler
Veysel bu sitemler canımı yaktı
Güzellerde eda yoktur naz kalktı
Herkes üç beşini aldı bıraktı
Beni de bir kere evermediler
AŞIK VEYSEL
---------------------------------------------
DÜNYA GENİŞ İDİ ŞİMDİ DARALDI
Dünya geniş idi şimdi daraldı
Çıkıp gideceğin yer belli değil
Yetmiş altı yıldır alır satarım
Bakmadım deftere kar belli değil
Seyrettim alemi dünya dar dedim
Ay dünya, arası sanki bir adım
Denizi karayı ölçtüm aradım
Adalar içinde var belli değil
Avrupa Asya ayrı bir kıta
Bir yıllık yol idi deveye ata
Uçaklar sığdırdı beş on saata
Daha neler çıkar dur belli değil
Hırsızlar çalardı at ile para
Şimdi çalıyorlar uçak-tayyare
Bekar kalsam dünür olsam dullara
İstenecek başlık ver belli değil
Evlattan uşaktan fayda bekleme
Binde bir bulunur o da tekleme
Cahil insan gül ise de koklama
Ayvası turuncu nar belli değil
Ne oğluna güven ne de kızına
Doğru söylen kulak vermez sözüne
Yalvar yakar getiremen izine
İçimde bir ateş kor belli değil
Bu kahpe dünyanın sonu vefasız
Beş günlük ömrünü geçir kavgasız
Diyorlar Veysel'e sersem kafasız
Başımda duman var kar belli değil
AŞIK VEYSEL
------------------------------------------
ASLINDA BU DENLİ GÜZEL KOKMAZ
Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil,
Onda seni kokladığımdan bunca güzel.
Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer,
Orda seni öptüğümden bunca güzel.
Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya,
Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel.
Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen,
Sevince seni delilik bile bak ne güzel.
Aslında sen dünya güzeli değilsin,
Sevdiğim için dünyada tek güzelsin...
AZİZ NESİN
------------------------------------------
BOĞULAN ŞAİR
Senin seyircilerin düşman
Senin yargıcıların düşman
Öylesine yenmek zorundasın ki
Kıl payı bırakmadan
Sayısız genlerle donatmalısın
İmgeden kristallerini
Ki kamaşsın gözleri
Yüreğinden yansıyan ışıltılardan
Elmasını öyle yontmalısın ki sözcüklerden
Bakırı kükürdü çevirip altına
Ki gözlerini alsınlar da kör olsunlar
Kanının akkora kesmiş parıltılarından
Her şair gibi değilsin sen
İşin zor ki ne zor
Yargıcıların bakışlarında parlıyor
Keskin dişleri köpekbalıklarının
Her şairin bir çalgısı var
Senin tek çalgından duyulmalı orkestralar
Her şair senin gibi değil
İşin zor ki ne zor
Seyircilerin tırnakları sende
Yargıcıların dişleri sende
Her şairin bir sesi var
Senin sesinden haykırmalı korolar
Yine de yenik sayarlarsa
Yok sayarlarsa yine de
Öylesine yok olmalısın
Taksınlar nişan diye cinayetlerini
Şiirin koynundayken suç üstünde
Seni boğdukları zaman
AZİZ NESİN
------------------------------
ACININ DUVARI AŞILINCA
Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Asmışım sinirini mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum.
AZİZ NESİN
---------------------------------------
CEVİZ AĞACI
Başım köpük köpük bulut,
içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, Istanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında
NAZIM HİKMET
---------------------------------------------
GÖZLERİN
Gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
Antalya tarafında ekinler seher vakti.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat İstanbul.
Gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.
NAZIM HİKMET
DOSTLUK
Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın
NAZIM HİKMET
|