canom59.sitemynet.com
isaret01.gif

ANASAYFA
RESIMLERIMIZ
RaDYO
SIIR
SIIR
SIIR
SIIR
FIKRALAR
Z.D

SIIR


Bazen ellimizden degildir ki?
Bir ask icin yapabileceginiz her seyi yaptigina inaniyorsan ve buna ragmen hala yalnizsan, icin rahat olsun bence..
Cünkü giden zaten gitmeyi kafasina koymustur ve yaptiklarin onun dudaginda hafif bir gülümseme yaratmaktan baska hicbir ise yaramayacaktir.
Sen kendini icten ve distan paralarken o her zaman bahaneler bulma pesindedir. Hani agzinla kus tutsan "Bu kusun kanadi neden beyaz degil?" diye bir soruyla bile karsilasabilirsin gibi..
iki ucu keskin bicaktir aslinda ASK dedikleri gecici maddenin.
Yaptiklarinla degil yapmadiklarinla yargilanirsin her zaman bu yolda. Üstelik bu mahkemede hafifletici hic bir sebepte yoktur.
Ýyi halin cezanda indirimde saglamaz, Idam edilenler gibi.
Sen, "Ama senin icin sunu yaptim" derken o, "sunu yapmadin" diye HEP cevap verecektir karsilikli olarak. Ve ne söylesen karsiliginda mutlaka baska bir iddiayla karsilasacaksindir. Üzülme ama, sen aski yasanmasi gerektigi gibi yasadin ya aslinda kendince. Bazen cok cok özledin, bazen ictin ve agladin, bazen gülüp belki tatli sarkilar söyledin icten ice, düsündün aylarca ugruna, siirler yazdin sayfa sayfa ve agitlar yaktin zaman zaman degil mi?
Peki sormazlar mi;"O ne yapti? diye..
Herkes kendinden sorumludur askta aslinda. Sen askini doya doya yürekten yasarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu olmalidir.
Birak artik; Bir insan eksik yasiyorsa ve bu eksikligi bildigi halde tamamlamak icin ugrasmiyorsa SEN ne yapabilirsin ki onun icin?
Hayati iskalama lüksümüz yok bizim degil mi?
Onun varsa, birak o lüksü sonuna kadar yasasin. Insanlar özgür degil mi ki???
Her zamanki gibi yasayacaksin yine sen, bu hayat oldugu müddetce degil yasayisin ama senin vaktin oldugu kadar tabi ki.
"Acilara tutunarak" yasamayi ögreneli cok oldu biz insanlarin. Hem ne olmus yani, yalnizlik dünyanin sonu hic olmadigi gibi o kadar da kötü bir sey degil yani.
Yeter ki Mutlulugu hicbir zaman ve ASLA bir tek kisiye baglamamayi ÖGRENELIM....
Kisaca; Epeydir eline almadigin kitaplar seni bekliyor RAFLARDA yine bence. Kitap okurken de mutlu oluyorduk degil mi, unuttuk mu yoksa?
AYRICA yasadigimiz bu Kentin hic görmedigimiz sokaklarinda gezip yeni yasamlara tanik olmak da keyif verecek yine. Yine iceceksin sarabini en derin gizli duygular icinde... Üstelik diledigin kadar sarhos olma özgürlügünde var SENIN!
Sen yüreginin sesini dinleyenlerdensen sayet, biliyorsun ki asolan yürektir. Yürek sesi ise ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acitsa da icini bazen, unutma; yasadigin sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru kendince yüregini ve yüreginde tasidigin gizemli sevda duygusunu. Elbet bitecek günese hasret günler.
Ve o zaman kutuplarda yetisen ciliz ve minik bitkiler degil, günesin cicekleri dolduracak yüregini inan yeniden...
Ve ben her zaman söylerim; Ask Bir Sonbahar Ýptalidir!
Anlamsiz yenildiginde; Peynir, karpuz ve ekmek kadar tadi yoktur ASLA!!!!
Halil

Seni sevmek

seni sevmek demek istanbul demek
içindeyken büyüklüğünden başı dönmek
dışındayken hemen özlemek
seni sevmek rakı demek
meze demek sohbet demek
seni sevmek çakır keyif olmak
bulutlanmak demek
seni sevmek senfoni demek
yükselip yükselip aniden kesilen
sonra delice yükselen
ve kulakları yırtan bir müzik
seni sevmek deniz demek
alabildiğince sonsuz
alabildiğince mavi
ve içine çeken çağıran
bağrına basan bir deniz
seni sevmek umut demek

A.Semih İşevi
----------------------------------------

MUTLUMUYUM

Bana mutlumusn diye sormayın
Bakın gözlerime onlar anlatır size
Eğer mutlu isem gülücükler dağıtır her kese
Kederli isen takılır kalır saatlerce bir yere

Kalbim seninle yine bu gece
Arıyorum seni ilk gördüğüm yerde
Deli divane oldum mecnun gibi çöllerde
Resmine Bakıpta ağlıyorum her gece

Tekiner SONKURT
------------------------------------------

Sen Gittin

Zindanıma hasretin çöktü sen gittin.
Duvarlardan kan sızar her gece.
Ay ışığı silmez oldu gözlerimin yaşını,
Yatağıma özlemin çöktü,sen gittin.

Yangınlar doğdu zeytin yapraklarından.
Genizim dumanın,gözlerim alevin aşinası.
Karanlıklar yakından tanır şarkılarımı,
Sözlerimi yakan gözlerin yoktu,sen gittin.

Yokluğun kalbimde filizlendiğinden beri
Ceylanlar nazlı küskünü ülkemin.
Sonsuzluğu beklerim bir yerdesin elbet,
gelmedin yokluğun yaktı,sen gittin.

İpek tenli bir yaz akşamıydı sevdan.
Saçların bir öksüzün hayata tutunuşu.
Senin için bin kez bozdum yeminimi inan,
Yüreğimi narin ellerin söktü,sen gittin.

Dudağından damıttığım ateş kırmızısı.
Yıldızlar çevreler bulutsuz rüyalarımı.
Yağmur asırlardır yağmaz oldu.
Hayalin uzaktan baktı,sen gittin.

Zambak beyazı umutlarım tutuştu ansızın.
Bir tırtıl kozasına büründü ruhum.
Çekingen kelebekliğimi ararım ötelerde,
Kanatlarımı çarmıha aşkın çaktı ,sen gittin.

Sinan Emiralp
-----------------------------------------------

AKLIMDASIN

Bir Tanem
Gün Doğar
Öğlen Olur
Gün Kocar
Ve Ölür Güneş
Bir Ömür Demektir
Yirmi Dört Saatlik
Ben Se Hep Seni Bekler
Gelmezlerinde Ölüp Ölüp,Dirilirim
Ben Seni Bir Günlük Sevmedim ki
Hem Bu Dünya Hem Ahiretlik Sevgim
Ve Seni Çok Çok Çok Özledim Bitanem
Bunuda Aklından Sakın Yabana Atma
En Kısa Zamanda Sende Bana Yazsana

KAMİL SÖYLEMEZ
---------------------------------------------

AĞLAYI AĞLAYI VARDIM PINARA

Ağlayı ağlayı vardım pınara
Kirli yağlığımı yuvermediler
Herkes destisini doldurdu çıktı
Bana da bi damla su vermediler

Elimde bir kadeh vardım kurnaya
Hücum eylediler bana vurmaya
Elimdeki kadehimi kırmaya
Tuttular bir kaçı koyvermediler

Al bu kadehini kaldır dediler
Gözünün yaşıyle doldur dediler
Bir fincan su verdik bildir dediler
Sanki ya verdiler ya vermediler

Çalıştım kadehim dolduramadım
Kimseye halimi bildiremedim
Gönlümün arzusunu aldıramadım
Dileğim hekime deyvermediler

Veysel bu sitemler canımı yaktı
Güzellerde eda yoktur naz kalktı
Herkes üç beşini aldı bıraktı
Beni de bir kere evermediler

AŞIK VEYSEL
---------------------------------------------

DÜNYA GENİŞ İDİ ŞİMDİ DARALDI

Dünya geniş idi şimdi daraldı
Çıkıp gideceğin yer belli değil
Yetmiş altı yıldır alır satarım
Bakmadım deftere kar belli değil

Seyrettim alemi dünya dar dedim
Ay dünya, arası sanki bir adım
Denizi karayı ölçtüm aradım
Adalar içinde var belli değil

Avrupa Asya ayrı bir kıta
Bir yıllık yol idi deveye ata
Uçaklar sığdırdı beş on saata
Daha neler çıkar dur belli değil

Hırsızlar çalardı at ile para
Şimdi çalıyorlar uçak-tayyare
Bekar kalsam dünür olsam dullara
İstenecek başlık ver belli değil

Evlattan uşaktan fayda bekleme
Binde bir bulunur o da tekleme
Cahil insan gül ise de koklama
Ayvası turuncu nar belli değil

Ne oğluna güven ne de kızına
Doğru söylen kulak vermez sözüne
Yalvar yakar getiremen izine
İçimde bir ateş kor belli değil

Bu kahpe dünyanın sonu vefasız
Beş günlük ömrünü geçir kavgasız
Diyorlar Veysel'e sersem kafasız
Başımda duman var kar belli değil

AŞIK VEYSEL
------------------------------------------

ASLINDA BU DENLİ GÜZEL KOKMAZ

Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil,
Onda seni kokladığımdan bunca güzel.
Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer,
Orda seni öptüğümden bunca güzel.
Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya,
Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel.
Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen,
Sevince seni delilik bile bak ne güzel.
Aslında sen dünya güzeli değilsin,
Sevdiğim için dünyada tek güzelsin...

AZİZ NESİN
------------------------------------------

BOĞULAN ŞAİR

Senin seyircilerin düşman
Senin yargıcıların düşman
Öylesine yenmek zorundasın ki
Kıl payı bırakmadan
Sayısız genlerle donatmalısın
İmgeden kristallerini
Ki kamaşsın gözleri
Yüreğinden yansıyan ışıltılardan
Elmasını öyle yontmalısın ki sözcüklerden
Bakırı kükürdü çevirip altına
Ki gözlerini alsınlar da kör olsunlar
Kanının akkora kesmiş parıltılarından
Her şair gibi değilsin sen
İşin zor ki ne zor
Yargıcıların bakışlarında parlıyor
Keskin dişleri köpekbalıklarının
Her şairin bir çalgısı var
Senin tek çalgından duyulmalı orkestralar
Her şair senin gibi değil
İşin zor ki ne zor
Seyircilerin tırnakları sende
Yargıcıların dişleri sende
Her şairin bir sesi var
Senin sesinden haykırmalı korolar
Yine de yenik sayarlarsa
Yok sayarlarsa yine de
Öylesine yok olmalısın
Taksınlar nişan diye cinayetlerini
Şiirin koynundayken suç üstünde
Seni boğdukları zaman

AZİZ NESİN
------------------------------

ACININ DUVARI AŞILINCA

Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum
Asmışım sinirini mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum
Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum
Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum.

AZİZ NESİN
---------------------------------------

CEVİZ AĞACI

Başım köpük köpük bulut,
içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl.
Yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril.
Koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil
Yapraklarım ellerimdir tam yüz bin elim var,
Yüz bin elle dokunurum sana, Istanbul'a.
Yapraklarım gözlerimdir.Şaşarak bakarım.
Yüz bin gözle seyrederim seni, Istanbul'u.
Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarım.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında

NAZIM HİKMET
---------------------------------------------

GÖZLERİN

Gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
Antalya tarafında ekinler seher vakti.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,
fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
gözlerin bir mahmurlaşmayagörsün
sevinçli bahtiyar
alabildiğine akıllı ve mükemmel
dillere destan bir şeyler olur dünyaya sevdası insanın.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
sonbaharda öyledir işte kestanelikleri Bursa'nın
ve yaz yağmurundan sonra yapraklar
ve her mevsim ve her saat İstanbul.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
gün gelecek gülüm, gün gelecek,
kardeş insanlar birbirine
senin gözlerinle bakacaklar gülüm,
senin gözlerinle bakacaklar.

NAZIM HİKMET

DOSTLUK

Biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
Gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.

Namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
O gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanı başımızda kalırsın

NAZIM HİKMET

Bahar Gözlüm

Bütün duygularımın son durağı sensin
Aşk ölümse eğer varsında senden gelsin
Haykıramasamda seni sevdiğimi mavi göklere
Ayın etrafındaki yıldızlara fısıldıyorum
Rüzgarın önüne bıraktım kendimi bir yaprak misali uçuyorum
Gözlerine takılıyorum her seferinde
Özlediğim bir sıcaklığı buluyorum gözlerinde
Zaman su gibi akıp geçiyor bahar yeşili gözlerine bakarken
Layık değilmi bir insan sevilmeye ölümüne severken
Ümit dolu bir aşk istiyorum senden Bahar Gözlüm
Mevsimlerden hep baharın yaşandığı bir aşk istiyorum

Sevdalı
--------------------------------

Dostum

Kursun atmaz gönlüm sana,
Kaymasın sakın kem gözler dostuma.
Ağlarım ben o gulsun diye,
Susmasın konuşsun diye.
Kursun atmaz gönlüm dünyaya,
Yeter ki kimse göz koymasın hakkına.
Bir dağ gölgesidir güveni,
Korkutmaz hiçbir düşüncesi güvercini,
Ben cekerim onun derdini.
Odanın kireçi yağar saçlarına,
Bütün dünya bir olsa,
Uzatamaz bir gül dostuma.

Kaan Bahtiyar
--------------------------------------

Aglarim

Bak gece nekadar da sessiz
Bütün sehir yasa bürünmüs sanki
Haykirisim inletti bütün sehri
Özledim iste varmi ötesi
Isiklar söner sehir aglar
Ben aglarim
Belki günes olur dogarsin
Yagmur olur gönlüme yagarsin
Günes dogmaz yagmur dinmez
Gönlüm aglar ben aglarim
Belki sözcükler yetmez
Askimi anlatmaya
Kalem biter kagit biter can biter
Belki zaman yetmez sevgimi anlatmaya
Yol biter ömür biter ben biterim
Askimi yanima alir göcer giderim

Ülkü Çelik
-----------------------------------------

Ne Fayda Geç Kaldın

Onbeş sene geç duyulan bir sevdanın
Gönülden gönüle akışı gibisin
Kapatma kirpiklerin eğme başını
Bülbülün güle bakışı gibisin

Sevdasız merdiven dayadım kırkına
Saygı duydum heyecanına korkuna
Bir baktım ki aradaki yaş farkına
Erişilmez sevdanın yokuşu gibisin

Bu sevda duyulmalıydı yirmi yaşında
Ömür yarılandı artık zaman taşında
Bir köy güzelinin yayla başında
Saç tellerine sümbül takışı gibisin

Bu sevda yasak bir sevda yasak bir his
O yüzdendir yüreğimde kalmalı habis
Doktorlar derecesiyle koyamaz teşhis
Cehennem ateşinin yakışı gibisin

Öyle güzelsin ki kıvancısın ilahın
Bakışların senin en mükemmel silahın
Kul üstünde emek çeken Allahın
Dantele işlediği nakışı gibisin

Hebil AKAN
-----------------------------------------

ALA GÖZLÜ BENLİ DİLBER

Ala gözlü benli dilber
Bir gün gelsen bize doğru
Seni sevdim can u dilden
Çekme kendini naza doğru

Ne pervam var ne de perdem
Sanma beni hali bir dem
Söyler seni teller her dem
Kulak versen saza doğru

Aşıka zülfükar isen
Gülsen de güle zar isen
Hakikatli bir yar isen
Ben geleyim size doğru

Gönülleri bir edelim
Gayrileri biz nidelim
İkimiz de bir gidelim
Yürüyelim ize doğru

Bir gün için feryadı zar
Bülbül eder her dem seher
Aç sinemi gel gör ne var
Arttı derdim yüze doğru

Kafi derdim bir derd katma
Veysel'i yabana atma
Kerem eyle çok uzatma
Kavuşalım yaza doğru.

Asik Veysel
--------------------------------------

DOSTLAR BENİ HATIRLASIN

Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur, bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın.

Can bedenden ayrılacak,
Tütmez baca, yanmaz ocak,
Selam olsun kucak kucak,
Dostlar beni hatırlasın.

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş, kim gülecek
Murat yalan, ölüm gerçek,
Dostlar beni hatırlasın.

Gün ikindi akşam olur,
Gör ki başa neler gelir,
Veysel gider, adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

AŞIK VEYSEL
---------------------------------

SAZIMA

Ben giderim sazım sen kal dünyada
Gizli sırlarımı aşikar etme
Lal olsun dillerin söyleme yada
Garip bülbül gibi ah u zar etme

Gizli dertlerimi sana anlattım
Çalıştım sesimi sesine kattım
Bebe gibi kollarımda yaylattım
Hayali hatır et beni unutma

Bahçede dut iken bilmezdin sazı
Bülbül konar mıydı dalına bazı
Hangi kuştan aldın sen bu avazı
Söyle doğrusunu gel inkar etme

Benim her derdime ortak sen oldun
Ağlarsam ağladın gülersem güldün
Sazım bu sesleri turnadan m'aldın
Pençe vurup sarı teli sızlatma

Ay geçer yıl geçer uzarsa ara
Giyin kara libas yaslan duvara
Yanından göğsünden açılır yara
Yar gelmezse yaraların elletme

Sen petek misali Veysel de arı
İnleşir beraber yapardık balı
Ben bir insanoğlu sen bir dut dalı
Ben babamı sen ustanı unutma

AŞIK VEYSEL
-------------------------------------

SEVGİ DURAĞI

sözverdiğimiz yerde buluştuk
sözverdiğimiz zamanda değil.
ben yirmi yıl erken gelip bekledim
sen geldin yirmi yıl geç
ben seni beklemekten yaşlıyım
sense beklettiğin için genç

AZİZ NESİN
-----------------------------------

ACILI GECENİN BİTİMİNDE

Yaşadığımı işitmek istiyorum
Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
Düşen yaprak örneğin
Kağıt hışırtısı olsun
Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
Bir inilti derinden
Damlayan su
Bir elektrik düğmesi çıt diye
Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ses
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı görmek istiyorum
Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
Sesindeki pırıltıya
Gözündeki ışıltıya benzer
Bir kibrit çakımı
Bir yanıp sönse yeter
Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
Ya da gün batımı pembesi dudak
Bir yıldırım hızında çizilsin
Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
Bir yıldız parlayıp sönen
Dişlerinin aydınlığını
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir ışık
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı duymak istiyorum
Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
Tenine ilk dokunduğum zamanki
Elini ilk tuttuğum
Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
Kanı geçiyor kanıma sandığım
Öyle bir değdin ki varla yok arası
Ve yanarken ateşten ellerim
Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
O ılıklığa değinmek yerine
Uzak düşlerde olsa da yeter
İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir değini
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı koklamak istiyorum
Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
Kulak memelerinde şebboy
Saçlarında o koku
Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
Her yel estikçe getirir düşlerime
Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
Bir yel esmiş mi esmemiş mi
Bir kıpı dal oynasa
Bir yaprak kıpırdasa
Duyulur duyulmaz olsa da
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir koku
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı
Yaşadığımı tatmak istiyorum
Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
Ağzımda dilimde damağımda
Bir buruksu mutluluk sandığım
Salt benim diye aldandığım
Kendi yalanlarıma kandığım
Arttı yaşadıkça duyduğum acı
Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
Her ne olursa olsun bir tat
Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

AZİZ NESİN

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak kırasıya çıldırasıya.
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artıkbiliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil değil!
Sen yürümelisin,yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen yürümelisin,beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...

NAZIM HİKMET

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
dünyayı çocuklara verelim
kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
çocuklar dünyayı alacak elimizden
ölümsüz ağaçlar dikecekler

NAZIM HİKMET

BULUT MU OLSAM

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi içinde sarı balık
dibinde mavi yosun kıyıda bir çıplak
adam durmuş düşünür.
Bulut mu olsam, gemi mi yoksa?
Balık mı olsam, yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

NAZIM HİKMET

HAYDİ GÜLE GÜLE GÜLÜM

Haydi güle gülü gülüm haydi güle güle
Hani ağlamak yoktu?
Ağlama kızım, gözüne batacak sürmelerin.
Taksiye bindin işte,işte hapishanesinde yattığım şehrin geçiyorsun içinden.
Şöför belki ben yaşta bir adam
dikiz aynasından bakıyor sana
anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
Belki onunda içerde yatanı vardır,
belki tanır beni, belki kendiside bizdendir.
Biliyorum:
Demirlerden seyrettiğim bu şehir kaplıcalar
türbeler ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
Ve sahici insanları benim insanlarım
nasılda perişan...
Fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
sen gözyaşları arasından onlara baktığın zaman.
Sen bu şehre bundan öncede geldin demek?
Sen bu şehre gelesinde beni aramayasın!
Öylemi? AĞLA GÜLÜM!
Hemde hüngür hüngür ağlamalısın.
Hayır ağlama, Allah belamı versin benim ağlama!
Etrafına bak:
Ben ve şehir çoktan arkada kaldık

NAZIM HİKMET