|
ŞEHİT GELİNE(PERTUSLİ GELİN)
Sakın beyler aldanmayın dünyaya
Bu dünyanın makinesi bozulmuş
Tez gelin kavim kardeşler
Yüz döndermiş el şirası bozulmuş
Kızıl kanlar etrafında göl olmuş
Gören derki;ne acayip al olmuş
GüzeLlik onda kalmamış solmuş
Elvan rengin gül şirası solmuş.
Öldürenler görünmez aranır kayıp
Evvel bileğin göstermezdin derdinki ayıp
Her şey meydanda azalar seyip
Azalarda gül şirası bozulmuş
Yüz bin tabip gelse derman eylemez
Lal olmuş bülbülün dili söylemez
Cenaze meydanda kimse kuylamaz
Dedi nedem el şirası bozulmuş.
Süleyman ÖZER
kaynak kişi :Ümit Yaşar ERDOĞAN
KAR
Ulu Süphan hak eylemiş insanı
Cümlesi dolanır kar"ın üstüne
Kar"dan ayrılmazlar bir dem bir saat
Cihanda itibar Var"ın üstüne
***
Var odur dünyada amel kılasın
Ahirete armağanın alasın
Görüşmeyi yoldaş iman bilesin
Sana imdat eder Dar"ın üstüne
***
Dar üstünde kalmaz imanı olan
Haktır bu sözlerim değildir yalan
Muhammet Mustafa şefaat kılan
Veçip Pulviye"dir nur"un üstüne
***
Nur"dur mahçevalım kurtarır bizi
Sağ tarafta defter yazılır yazı
Mümin olan kullar söyleşir sözü
DAVET OLUR MAHŞER YER"İN ÜSTÜNE
Süleyman ÖZER
Kaynak kişi: Ümit Yaşar ERDOĞDU
Yine dağlar suskun şehitler yaslı
Olurdu Durkaya bey olmasaydı
Garibin mezarın çiçekle süslü
Olurdu Durkaya bey olmasaydı
****************************
Ciğerleri yakan alev sönmezdi
Yaran kanıyordu sızı dinmezdi
Hüzeyin köycüye borç ödenmezdi
Eğer ki Durkaya bey olmasaydı
*****************************
Zirvesini şehit mezarı süsler
Eteğinde koyun kuzu besler
Ruhlar bir olmazdı biter hevesler
Eğer ki Durkaya bey olmasaydı
*****************************
Kurulu köprüden geçen çok olur
Dar güne düşenin dostu yok olur
Bir kelime mihfer olur ok olur
Eğer ki Durkaya bey olmasaydı
*****************************
fahrettin yeşilyurt
ŞENKAYAYAM
AMAN GÜZELİM GEL BİZİM KÖYE
BİZDE OLAN TÜRLÜ HALLERİ YAZ
YANLIZ SAÇLIYI,KIŞLIYI YAZMA
UYUZU,KÖTÜYÜ,KELLERİ YAZ
**********************
TÜTMEZOLDU KÖYÜMÜZÜN BACASI
NE GÜNDÜZÜ BELLİ,NEDE GECESİ
DOKUZ YILDIR İSTANBULDA KOCASI
ÇOLUKLU ÇOCUKLU DULLARI YAZ
**********************
HELE SOR SORUŞTUR DERDİMİZ KAT KAT
ERZURUMDAN ŞENKAYAYA BİR GÖZAT
TOLGA İLHANIN YÜREĞİ YANAR
NEOLUR GÜZELİM GEL BİZİM
ŞENKAYAYI YAZ
TOLGA İLHAN
MİLLETİMİZİN GÜCÜ
Türk Milleti dünyada hiçbir milletin sahip olmadığı müstesna bir güce sahiptir; Bu güç, tarih boyunca yaşadığımız hayatın her evre ve biçiminin, az veya çok, günümüzde, herhangi bir Türk Topluluğunda yaşatılıyor olmasıdır. Tarih öncesinden günümüze kalan medeni kalıntıyı, bir başka Türk Boyu veya Topluluğuna bakarak zenginleştirmek mümkün olmaktadır. Ancak, bu zenginlik, Türk Topluluklarının medeni, siyasi ve sosyal alanlarda işbirliği kurmaları ve karşılıklı ilmi ve edebi eserlerin aktarılmasıyla, bir ırmağa akan dereler misali birleşmesiyle ortaya çıkacaktır. Bir tarafta kaybedilenler, diğer taraftan yeniden tamir edilebilecektir. Mesela, bugün Türkistan'da, Sibirya' da hala göçebe hayatı devam etmektedir. En eski dini hayatımızın örnekleri görülmektedir. Bu şekilde, çiftçilik yaparken hala öküz kullanan topluluklar vardır. Kaybettiğimizi sandığımız, medeniyetimizin bir parçası olan birçok bilgi ve görgü, dünyanın bir başka köşesinde yaşayan bir Türk Topluluğu’nda çok canlı bir şekilde karşımıza çıkabilmektedir. İşte bu durum, olağanüstü bir gücün kapılarını bize aralamaktadır. Ancak, unutulmamalı ki; " Bilgi, denizin dibinde bir inci gibi durur, Kişioğlu denizden çıkarmasa inciyi, Ha inci olmuş, ha çakıl taşı!
sercan SAĞLAM
şenkayam
Hele bir eylen halın soralım
Şu daş başında biraz duralım
Yiğitlik adına atıp tutalım
Erolmuşukta yürek ne fayda
Şoğerin yolu daştır gecilmez
Savuktur suyu bir gap içilmez
Hele bir durşu var nazdan gecilmez
Hayran olduk ama yara ne fayda
Alağan gışlada erik toplardık
Sakin akan suyuda balık avlardık
Saz elimizde çalıp ağlardık
Söz diyecem ama tele ne fayda
Gışın çatal komda keklik avında
Olçay çoşmuş gene dokuz omzunda
Vuramayan serhat göze başımda
Avcı olduk ama guşa ne fayda
Değirmen deresi hayaldi gecti
Açik nenem orda ömür tüketti
Tüligilin bağlar viran eyledi
Emek diyecemde bilek ne fayda
Ato emim oldu ceviz tüccarı
Hersene kırk teneke onun hakkı
Kimi öğretmen oldu kimisi savcı
Hak diyecem ama hâkka ne fayda
Allahu ekber dağı yüksek aşılmaz
Çamurlu mevkide tırpan sallanmaz
Döğmeyi bilmeyen ırgat sayılmaz
Örs diyecem ama keküç ne fayda
Galanın ardında gavlak ararlar
Eşşek boyu diye yarma yararlar
Goca ağaçları goşma goşarlar
Öküz çeker ama örken ne fayda
Toplandı genclerin durdu halaya
Goslu ertaç gurmuş tantana
Gönüller arıyor davulla zurna
Metin davulcuda toppo ne fayda
Hele ozan gardaş doldur badeyi
İçelim bu akşam içimiz dertli
Memleket hasreti dağ gibi deldi
Gönül gacacakta yaza ne fayda
ÖZTÜRK' üm yüreğim bir volkan olsada
ŞENKAYA'am deyipte hergün yansada
Gün gelip bağrını açsada bana
Diz gidecek ama kuvvet ne fayda.
ALPER ÖZTÜRK
cep tl:0555 557 44 59--0544 320 96 35
herkese selam bide şu soy isim işini unutma öztürkler alogil olarak gecsin....
Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. M.Kemal ATATÜRK
ŞENKAYA RUHU
Şenkaya Doğu Anadolu Bölgesinin tarihi sıradağlarında 3100.mt yükseklikteki Allahüekber dağlarının eteklerinde 1950 rakımda kurulmuştur. Seksenbir pare köy, üç bucaktan oluşan ilçe halkı, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşmaktadır.Gelir düzeyi yetersiz olan halkın rahat ve huzurlu yaşayabilmesi için Eğitim-Öğretim ön plana çıkmıştır.
Osmanlı yönetimi sırasında Örtülü ismi ile anılan köy halkı,o dönemde dahi okuma yazmaya önem vermiştir.Halk 1928 tarihindeki Harf İnkılabı ile birlikte EĞİTİM SEFERBERLİĞİ’ni yeniden başlatmıştır.
1946 yılında ilçe yönetimi ile onurlandırılan ve adını ŞENKAYA olarak tarihe yazdıran beldenin üç bucağı vardır.Bardız Bucağı ve Akşar Bucağı ,Çoruh nehrinin kollarının başlangıcı küçük suların kaynağında kurulmuşlardır.Kömürlü bucağı ise Balkaya Kömür madeninin işletildiği merkezdedir.
ŞENKAYA üç bucak seksenbir pare köyü ile okuma yazma seferberliğinde hızla gelişen beldelerdendir.1955 yılında Türkiyenin ilçeleri arasında okuma yazma oranı %98 lere ulaşmıştır.
1960 lı yıllarda Şenkaya merkez ilçede yaşayan her ailenin bir öğretmen çocuğu yurdun en ücra yerleşim birimlerinde Cumhuriyeti ve ATATÜRK ilkelerini Türk halkına kavratmaya çalışmışlardır.Yine o yıllarda birçok hemşire ve sağlık memuru,birçok subay, astsubay birçok polis memuru veya amiri Türk toplumuna birinci basamakta hizmet aşkıyla çalışmışlardı.
Onun içindir ki o yıllarda ŞENKAYA ilçesinin bir adı da “MÜNEVVERLER FİDANLIĞI olarak anılmakta idi.
ŞENKAYA’lılar milli duygularına , yurduna, toprağına bağlı,bayrağını , vatanını milletini,birbirlerini seven ,birbirlerine ve büyüklerine karşı saygılı davranan, küçüklerine karşı sevgi besleyen,üretken insanlar topluluğudur.
ŞENKAYA’lı milli kültürüne bağlı ATATÜRK ilkelerinin yılmaz bekçisidir.Çalışkan geleceğe güvenle bakan “Yurtta Barış Dünyada Barış” vecisesi doğrultusunda Atatürk ilkelerini yurdumuz insanlarına kavratan ve ilelebet bekçisi olan insanlar topluluğudur.
1970’ler den sonra genç kuşak üniversite eğitimine büyük bir özveri ile tırmanmış, kültürel altyapıda da hizmette yerlerini almışlardır.Bugün aziz yurdumuzun her köşesinde şevkle hizmet veren ŞENKAYA’lıların ve gelecek kuşaklarımızın, birsonraki kuşaklara BAYRAĞI taşıyarak her zaman zirvede tutacaklarına, koruyuculuk yapacaklarına yürekten inanıyor ve başarılar diliyorum. Saygılarımla,14.04.2005
Yıldırım ÖZBEK Emekli Öğretmen
ANKARA
*************************************
ben seni;
hayatın kanayan yanlarıyla sevdim
seni kanatmaktan korkarak
Ayaz kokan sabahlarda
Baharlarla sevdim seni.
Kanadı kırık bir kuşun uçma çabasında
Adı konmayan bir sevdanın en toy çağında
Sokak çocuklarıyla sevdim seni
Onların yoksulluğunu ,yanlızlığını;
Sonra Dünyanın tüm zenginliklerini alıp geldim sana
VE vazgeçtim senden
Anla beni .....
En çok senden vazgeçerken sevdim SENİ.....!
ŞENKAYA HALKIM 'A
İLÇEMİZDEN
Allahuekber eteğine kurulmuş,
Düşman kurşununa gögüs gerilmiş,
Ermeniler bu topraktan sürülmüş,
Kutla bayramını kutla Şenkayam
Yedinisan kurtuluşun günüdür,
İşte ogün düşmanların sonudur,
Bayraklarki şehidimin kanıdır,
Kutla bayramını kutla Şenkayam
Senin için nice şehit verilmiş,
Hain düşmanlardan hesap sorulmuş,
Ermeniler,ruslar yurttan kovulmuş,
Kutla bayramını kutla Şenkayam
Senin toprağında şehit yatıyor,
Tarihine şeref ile şanlar katıyor,
Eller silah değil bayrak tutuyor,
Kutla bayramını kutla Şenkayam
Ne mutlu ki şimdi Şenkaya adın,
Kurtuldun düşmandan oldu muradın,
Yaşar'da derki sensin benim vatanım,
Kutla bayramını kutla Şenkayam
Yaşar ZORLU
İlçemiz Orman işl.Müdürlüğünde
Personel şefliği yapmıştır.
07,04,2000
*****************************************
HAYATA DAİR
Gürültü ve patırıtının ortasında sükunetle dolaş,sessizliğin için huzur bulduğunu unutma.Başka türlü davranmak gerekmedikçeherkesle dost olmaya çalış.Sana bir kötülük yapıldığında verebildiğin en iyi cevap UNUTMAK olsun.Bağışla ve içten ol,telaşsız kısa ve açık konuşbaşkalarına kulak ver.Abdal
ve cahil olduklarında zaman bile dinle onları çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır.Yalnız planların değil başarılarında tadını çıkar.Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen hayattaki dayanağın odur.Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol.Sevmediğin zaman bile sever gibi yapma,çevrene önerilerde bulun ama hükmetme insanları yargılarsan onları sevmeye zamanın olmaz.Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih etme.Bazı idaaller okadar değerlidirki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.Bu dünyaya bırakacağın en büyük eser DÜRÜSTLÜKTÜR.Ara sıra isyana yönelecek olsanda unutmaki evreni yargılamak imkansızdır.Onun için kavganı veya kvgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol .Unutmaki eninde sonunda bütün servetin SENSİN.
Gidemiyom engel oldu aralar
Kabuk tuttu sinemdeki yaralar
Bana göre değilmiş buralar
Mevlam beni şenkayama kavuştur.
BÜTÜN ŞENKAYALILARA SELAMLAR
Sercan SAĞLAM
Hasdal /İst
. GELDİK
BİR SEVDAMIZ VARDI BİZİ DOYURAN
ONUDA KÖYDE BIRAKIP GELDİK
BÜTÜN ZEVKLERİ VE TÜM RENKLERİ
HEPSİNİ KÖYDE BIRAKIP GELDİK
KIRATA BİNİP MENZİL ALIRDIK
ŞİMDİ BURALARDA MOTORLU OLDUK
NE TANIDIK YÜZ NEDE ARKADAŞ
HEPSİNİ KÖYDE BIRAKIP GELDİK
BİN TÜRLÜ KOKU VAR TANIMIYORUM
TOPRAK KOKUSUNU ÇOK ÖZLÜYORUM
MEVSİM NEDİR MEMLEKETTE HİÇ BİLMİYORUM
KIŞI NEYSEDE YAZINIDA BIRAKIP GELDİK
NE TÜRKÜ NE AĞIT ÇARE OLMUYOR
SANKİ ŞİRPENCE BU KANI DURMUYOR
İYLENMEZ YARALAR HERGÜN ARTIYOR
SAĞLIĞIDA KÖYDE BIRAKIP GELDİK
BİRAZ DÜŞÜNÜNCE İNCE VE DERİN
BÜTÜN SEVDALARI HEP GERİ VERİN
DEĞERİ KALMASA BİLE HATIRALARIN
HEPSİNİ KÖYDE BIRAKIP GELDİK
GURBET AKŞAMLARINDA AKITMADIK YAŞIM KALMADI
DÜŞÜNE DÜŞÜNE BAŞIMDA SAÇIM KALMADI
SABAH ERKEN KALKIP NEFES ALMAYI
ONUDA KÖYDE BIRAKIP GELDİK
NEVARDI SANKİ ELİN MEMLEKETİNDE
HASRETLE ÖZLEMLE YAŞIYOR OLDUK
VARIMIZ YOĞUMUZ BİR ANA BİRDE BABA YDI
ONLARIDA KÖYDE BIRAKIP GELDİK.
GÜNNUR SADEGÜL ÖZBEK
ÜSKÜDAR/İSTANBUL
|
|
|
|
|
yaşama sebebimsin
seni şiir diye dokunaklı okumak
şarkı diye duygulu söylemek
roman diye uzuz uzun anlatmak
bir ömür sevecem, benimsin diye bilmek
güneş gibi parlayan yüzünde ısındım
gecelerde kutup yıldızım yönüm oldun
sabahları sensiz uyanmak ölümüm oldu
bir ömür sevecem. benimsin diye bilmek
sana bakınca ufukları ,gökleri gördüm
güzel gözlerini unutamaz oldum
saçının bir demetine dokuna bilsem
bir ömür sevecem.benimsin diye bilmek
hani yağmur yağar toprak bir başka kokarya
mis kokar bereket.boluk ferahlatırya insanı
işte ne zamanki sen yağmurum olursan
bir ömür sevecem ,benimsin diye bilmek
güneş hep doğudan doğar
batıdan batar her gün
doğarken seninleyim hiç batmayacak güneşimsin
bir ömür sevecem,benimsin diye bilmek
sonbahar gelince yapraklar sararınca
ağaçlar ne kadar üzülür dalarından düşen yapraklar için
işte her sohbaharda hüzünlenirim neşem olurmusun
bir ömür sevecem.benimsin diye bilmek
hava ne zaman soğur ne zaman ısınır
hisetmek okadar zorki
çünku yaşantımda hep sen varsın
bir ömür sevecem, benimsin diye bilmek
her zaman özlemimsin
hep bekleyeceğim
gelemiyorum desende
biliyorum hep benimlesin
gelmek isteyipte gelemesende
bir ömür sevecem,benimsin diye bilmek
hayatımın tadısın
ibrahim sağlam
VATAN
Vatan vatan ama vatan içinde vatan insanın kendi sılası kendi köyü kendi doğduğu topraklar
Yine akşam oldu gurbetelde aah
Bilseniz nereler aklıma düştü
İstanbulda çürüdüm eyvah
Ta bizim oralar aklıma düştü
Ben nerede doğdun şimdi nerdeyim?
Bir uzun hikaye anlatsam beyim
Bizim ora derken vatanım köyüm
Doğduğum yöreler aklıma düştü
Ellerimi kulağıma attığım
Türkü deyip sesine ses kattığım
Sularında alabalık tuttuğum
Çağlayan dereler aklıma düştü
Sabahtan giderdim malın peşinde
Azığımı yerdim göze başında
Bir kavalım vardı Çoban taşında
Çaldığım sıralar aklıma düştü
Düğünmü var herkes çıkıp oynardı
Ölümü var bütün köylü ağlardı
Herşeyin bambaşka kanunu vardı
Adetler töreler aklıma düştü
Toplandıkmı harman bize yetmezdi
Laf ederdik kimse eve gitmezdi
Sabahaca yanardıda bitmezdi
İslenen çıralar aklıma düştü
Hani sercan nerede ŞENKAYAM
Nerede gardaşım,bacım akrabam
Hepside bir yana ya ANAM BABAM
Obahtı karalar aklıma düştü
Sercan SAĞLAM
İSTANBUL
''İLLEDE VE İNADINA SEVENLER İÇİN''
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak... Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını;zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı. Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam
aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; küçük şeylerle başlamalı belki;örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten;yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli,küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;sevgisiz, soysuz kalarak! Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine... Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını... Karda, yağmurda;sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine,isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli! Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için;kaçırmamalı! Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan,dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan,neşesizdir kahkahaların; merhaba dememişsen,anlamsızdır elvedaların...
Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı! Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için... Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları,aynı bahanelerle tekrarlamaması için! Soruları olmalı,yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama,kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için... Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan! Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı! ve ''İLLEDE VE İNADINA SEVMELİ''
Günnur Sadegül ÖZBEK
BÜYÜK ÇAMLICA HASTANESİ
İSTANBUL
|
|
|
|