|
|
Murad |
|
Sultan Murad uzun boylu, değirmi
yüzlü,iri burunlu idi. Kalın ve adaleli bir vücuda sahipti.Başına Mevlevi sikkesi
üzerine yuvarlak testar sarılı bir başlık giyerdi. Çok sade giyinir ve kırmızı
zeminli beyaz e1biseden hoşlanırdı. Gayet nazik, sevimli, çok halim ve selimdi.
Âlim ve sanatkârlara hürmet gösterir, fakirlere ve kimsesizlere büyük bir şefkatle
muamele ederdi.Halk tarafından "Gazi Hünkâr" diye anılır ve bir baba olarak
sevilirdi.Terbiyesi ile annesi Nilüfer Hatun meşgul oldu: Gençliğini Bursa'da
medreselerde, ilim ve sarfat adamları ile geçirdi. Bütün hayatı sınır boylarında
ve harp meydanlarında geçmiştir. Hiç durmadan Rumeli'den Anadolu'ya, Anadolu'dan
Rumeli'ye seferler yapmıştır. Bu kadar harp meşguliyetleri arasında, büyük ve
kıymetli binalar, sanat eserleri meydana getirmeye de vakit bulmuştur. Bursa'da
camiler, medreseler ve imarethaneler yaptırmıştır. Edirne'yi ilk defa O, hükümet
merkezi yapmıştır. İlk Edirne sarayı da kendisi bina ettirmiştir.Orhan Gazi'nin
vefatında 95.000 km. Kare olan toprakların genişliğini 500.000 km. Kareye çıkardı.Zamanında
alınan yerler :1362'de Edirne, 1363'de eski Zağra ve Filibe fethedildi. 1364'dE
Sırpsındığı zaferi kazanıldı ve Haçlılar perişan edildi. 1365'de Kara Biga Osmanlı
topraklarına katıldı. 1369'da Hayrabolu, Kırklareli, Pınarhisar ve Vize alındı.1370'de
Bulgar Krallığı Osmanlılara tâbi oldu.Bir müddet sonra da Çamurlu savaşı kazanıldı.
1371'de Çirmen zaferi elde edildi, Haçlılar bir defa daha yenildiler. 1372'de
Çatalca Bizans'tan alındı. 1374'de Sırbistan Osmanlılara tâbi oldu. 1375'de
Niş fethedildi. 1378'de Kütahya Vilâyeti Osmanlı topraklarına katıldı.1382'de
, Sofya fethedildi. 1383'de Candaroğulları Osmanlılara tâbi oldu. 1385'de Arnavutlukun
kuzeyi tamamen alındı,. 1386'da Karamanlılarla harp yapıldı., 1388'de Silistre,
Ziştovi, Niğbolu, Plevne, Lofça, Deliorman ve Dobruca Türk hakimiyeti altına
alındı. 1389'da Haçlılar bir defa daha perişan edildiler ve İslâm ordusunun
yiğitlikleri sonunda Kosova Meydan Muharebesi kazanıldı. Ne yazık ki bu şanlı
zafer çok büyük bir acı ile neticelendi. Bütün gazileri derin bir matem içinde
bıraktı. Şöyle ki;bu zafer sonunda yaralıların büyük bir kısmı düşman askerleri
idi. Yerdekiler arasında tek türk Türk şehidi de vardı. Sultan Murad her şehidin
önüne geldiği vakit büyük bir üzüntü ile
"İnna lillâhi ve inna ileyhi râciün"
diyor ve şehidin derhal kaldırılarak defnedilmesini emrediyordu. Yaralı bir
Türk'ün yanına geldiği zaman, onu okşuyor, yarasının acıyıp acımadığını ve bir
arzusu olup olmadığını soruyordu.Böylece dolaşırken biraz uzakta ölüler arasında
bir kımıldama oldu. Sultan Murad o tarafa döndü. Ölüler arasından, dev gibi
uzun boylu bir Sırplının kalktığı görüldü. Miloş ismindeki bu Sırplı (Kral Lazar'ın
damadı) yerden kalkarak Padişaha doğru gelmeye başladı. Padişahın muhafızları
ise, Sırplı'yı derhal yakaladılar.Fakat Sırplı, padişahı mutlaka görmek istiyordu
ve : "Beni bırakınız, korkmanıza lüzum yok.Ben Padişahın elini öpmeye ve hem
de Müslüman olmaya geldim. Ayrıca size bir de müjdem var. Kral Lazar yakalandı,
bakınız getiriyorlar" dedi. Padişah onun sözlerini işitmişti.İşaret ederek bırakmalarını
söyledi. Muhafızlar da Kralın tutulduğu tarafa bakarlarken, yaralı taklidi yapan
hain Sırplı, Padişaha yaklaştı, elini öpecekmiş gibi eğildi, bir anda ve yıldırım
sürati ile koltuğunun altında sakladığı hançerini çekerek, Gazi Hünkâr'ın mübarek
göğüs ve karnına sapladı. Muhafızlar neye uğradıklarını anlayamadılar. Katil
kaçmaya başladı. Sonra muhafızlar kafiri yakalayarak parça .parça ettiler.Hünkâr'ın
son sözleri şunlardı : |