|
I - Çeçenler Kimdir?
Çeçenler Kuzey Kafkasya nın yerli (otokhton) halklarından olup Kuzey-Doğu Kafkasya ;da Çeçenistan da yaşarlar. Kendilerine Nohçi diyen Çeçenler komşuları tarafından Miçikis (Kumukça), Burtel (Avarca), Şeşen (Kabardeyce) gibi isimlerle anılırlar. Çeçenler, İnguş ve Tuşlarla birlikte Weynah halkını oluştururlar. İnguşlar kendilerine Ğalğay demektedir. (weynah halkının üçüncü kolunu oluşturan Tuşlar, nüfusça çok küçük bir topluluktur ve genellikle Kafkasların güney kesiminde yaşarlar.)
Çeçen, İnguş ve Tuşların oluşturduğu dil grubu Weynah (veya Nakh) adıyla bilinir. Weynah ve Dağıstan dilleri de Kuzey-doğu Kafkas Dil ailesi ni oluşturur. Çeçencenin diğer Kafkas dilleri ile ilişkisi aşağıda tabloda özetlenmiştir. Kuzey Kafkasya halklarının çoğunluğu Müslüman'dır (Sünni). Kuzey Kafkas Halkları (Abazalar, Adığeler, Weynahlar, Dağıstanlılar, bu bölgede yüzyıllardır aynı kültür ve tarihi paylaşarak yaşayan asetinler ve daha sonar bu bölgeye gelip yerleşmiş Karaçaylılar ve Malkarlılar) çok yakın tarihsel kültürel ve akrabalık bağlarıyla birbirine bağlıdırlar. 19. yüzyıl ortalarında Çarlık Rusya sının uyguladığı sürgün politikası sonucu bu halkların önemli bir kesimi Osmanlı İmparatorluğunda iskan edilmiştir. Günümüz Türkiye'sinde 6 milyon Kuzey Kafkasyalının yaşadığı tahmin edilmektedir. Türkiye de Çerkez kavramı, genellikle bütün Kuzey Kafkasyalıları kapsayacak biçimde kullanılmaktadır.
II. Çeçenlerin kısa tarihi
Bugünkü Çeçenistan ülkesinde, özellikle Kezenoy gölü ve halhulav nehri çevresinde Paleolitik dönemden beri insanların yaşadığı bilinmektedir. Ülkenin çeşitli yerlerinde M.Ö. III. Bin yıllarına ait mezarlar bulunmuştur. Arkeolojik verilere göre bu dönemde tarım, çömlek yapımı ve maden işlemeciliği bölgede gelişmişti.
Nohçi genel adıyla Çeçenlerden bahsede ilk yazılı kaynaklar M.Ö. 4-3. yüzyıllardaki Ermeni, Gürcü ve Roma-yunana kayıtlarıdır. M.S. 1. yüzyılda Alan Kavimler Birliğine katılan Çeçenler, zamanla orta ve kuzey-doğu Kafkasya da çoğalmışlardır.
Çeçenlerin Müslümanlık ile ilk tanışması 8. yüzyıl başlarında Arap-Hazar savaşları dönemindedir. Bu savaşlar sırasında Emevi orduları Çeçenistan a da akınlar yapmışlardır.
10-12. yüzyıllarda Gürcü Krallığı aracılığıyla Hıristiyanlık Çeçenistan a sokulmak istenmişse de bu din hiçbir zaman Çeçenler arasında yaygınlaşmamıştır. 16-18. yüzyıllarda Dağıstan daki Müslümanların etkisiyle Çeçenistan da İslam Dini yaygınlaşarak egemen din haline gelmiştir. Nakşibendi ve Kadiriye tarikatları 19. yüzyılda bölgede yaygınlaşmıştır.
13 ve 14. yüzyıllarda Moğol saldırıları karşısında Çeçenler Kafkas Dağlarına çekilerek bağımsızlıklarını korumuşlardır. Bu dönemde Çeçenler kendilerine özgü bir kale mimarisi geliştirmişlerdir. Savaş Kulesi ; olarak tanımlanan bu mimari örnekleri günümüze kadar ulaşmıştır.
1556 yılında Rusya nın Astrahan I işgal etmesinden sonar Çeçenistan-Rusya ilişkileri başlamıştır. Rus birlikleri 1587 de Terek nehrine ulaşmış ve 1590 da Sunja nehri üzerinde ilk Rus kalesi kurulmuştur. Ancak 1783 yılına kadar Rusya nın Çeçenistan da fazla ilerlemediği görülmektedir. Fakat 1782-1784 yıllarında Güney ve Kuzey Kafkasya yı birbirine bağlayan Daryal Geçidi nin ele geçirilmesi ve bu geçitteki Gürcistan Askeri Yolu nun açılması, 1784 te Vladikavkaz kentinin kurulması ve 1801 de Gürcistan I ilhak eden Rusya nın (güneyde) Transkafkasya da egemenliğini pekiştirmesinden sonar saldırılar artmıştır. 1783-1824 yıllarında Çarlık, sistemli bir şekilde müstahkem hatlar kurarak ilerlemiştir. Bu dönemde (1818 de kurulan Grozni gibi) Kuzey Kafkas kentleri, Rus müstahkem hatlarının oluşturan kaleler halinde kurulmuş, birer askeri ve ticari merkez olarak gelişmiştir.
Rusya'nın ilerlemesine karşı çok şiddetli direnişler yapılmıştır. 1783-1793 yılları arasında Şeyh Mansur un 1810 larda İmam Hadis in ve 1820 lerde Taymi Biybolat ın önderliğinde işgale karşı önemli ve etkili direnişler gerçekleştirilmiştir. Fakat 1810 da İnguşistan bölgesi Rusya nın kontrolüne geçmiş ve İnguşların bir kesimi General Yemelov tarafından kuzeydeki ovalık bölgelere iskan edilmiştir.
Çeçenistan ın direnişinde en önemli ve kritik dönem, 1829-1859 yıllarındaki İmamlar Dönemi olarak ta bilinen dönemdir. Dağıstan da Gazi Muhammed in (1829-32) imamlığı ile başlayan bu dönem, İmam Hamzat (1832-34) ve Şeyh Şamil (1834-59) imamlıkları ile devam etmiştir. Bu dönemde Rusya nın işgaline karşı gerçekleştirilen örgütlü direniş sonucu sayıca çok üstün konumdaki Rus ordusuna karşı bağımsızlık yıllarca korunabilmiştir. İşgale karşı gösterilen kararlı direniş sonucu Rus ordusu sürekli takviye edilmiş, 1860 larda mevcudu 3000 e yükselmiştir. Ancak 1859 da Şeyh Şamil in esir düşmesinden sonradır ki Çeçenistan daki direniş büyük ölçüde tasfiye edilebilmiştir. (Çeçenistan ın düşmesinden sonar Rus ordusu Kuzey-batı Kafkasya daki operasyonlarını yoğunlaştırmıştır. Kuzey-batı Kafkasya halklarının Adığeler, Abazalar ve Ubıkhlar- çoğunluğunu ve Çeçen-İnguş halklarını önemli bir kesimi yurtlarından sürgün edilerek Osmanlı topraklarında iskan edilmiştir.)
Çeçenistan işgal edildikten sonar Rusya nın uyguladığı kolonizasyon politikasına karşı sürekli ayaklanmalar şeklinde direnilmiştir. 1860-61 de Naib Duev Uma ve Kadı Ataev Atabiy önderliğindeki ayaklanma kanla bastırılmıştır. 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı nda Şeyh Şamil in Naiblerinden Simsirir Ali Bek önderliğinde başlayan büyük ayaklanma Çeçenistan ın hemen tamamını etkilemiş ve güçlükle bastırılabilmiştir. Bu ayaklanmadan sonar Abrek olarak bilinen halk kahramanları direnişi sürdürmüşlerdir. Bu kahramanların en ünlüsü 1913 te öldürülen Abrek Zelimhan dır.
Rusya Çeçenistan da tam bir kolonizasyon politikası izlemiş, Çeçen halkının ekonomik ve kültürel gelişimini engellemeye çalışmıştır.. Grozni şehrine Çeçenlerin girmesi bile yasaklanırken, halk tarıma elverişli olmayan dağlık bölgelere doğru yerleşmeye zorlanmış, ovalık kesimlere Kazaklar iskan edilmiştir. Bu politikalar sonucu 1910 larda bir Kazak ailesi başına düşen toprak miktarı ortalama 15 hektar olurken, bir Çeçen ailesine sadece 3.3 hektar toprak kalmıştır.
Şubat 1917 de Rusya da monarşinin yıkılması ve Ekim 1917 de Baolşeviklerin iktidarı ele geçirmesi üzerine Kuzey Kafkasya da bağımsızlık hareketleri güçlendi ve 11 Mayıs 1918 de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ilan edildi. (Bu dçnemde General İsmail Berkok komutasındaki Osmanlı ordusu yardım amacıyla Dağıstan a kadar gelmesine rağmen Mondros Mütarekesi ile geri çekilmek zorunda kaldı.) Fakat Kuzey-batı Kafkasya da güçlü olan çarlık rejimi tekrar kurmayı hedefleyen ve bir bölünmez Rusya sloganı ile hareket eden General Denikin komutasındaki ordular saldırıya geçti. Şubat 1919 da çarlık yanlısı ordular Çeçenistan işgal etti. Beyaz ordularına karşı Eylül 1919 da Şeyh Uzun Hacı nın liderliğinde başlayan ayaklanma Şubat 1920 de başarıyla sonuçlandır. Fakat bu kez de Mart 1920 de Bolşevikler Çeçenistan da yönetime geldi. 1920-21 ve 1930-32 deki anti-bolşevik ayaklanmalar başarısızlıkla sonuçlandı.
Bolşeviklerin bütün Kuzey Kafkasya da iktidara gelmesinden sonar Çeçen-İnguş, Osetya, Khabardey, Balkar ve Karaçay bölgelerini kapsayan Sovyet Dağlı cumhuriyeti 20 Ocak 1920 de kuruldu. 30 Kasım 1922 de bu Cumhuriyetten ayrılarak Çeçen Özerk Bölgesi (11105 km2) 7 Temmuz 1924 te İnguş Özerk Bölgesi (3200 km2) oluşturuldu. Bu iki bölge 15 Ocak 1934 te Çeçen-İnguş Özerk Bölgesi adıyla birleştirildi. 5 aralık 1936 da Yeni Sovyet anayasası uyarınca özerk bölgenin statüsü Özerk Cumhuriyet e yükseltildi.
İkinci Dünya Savaşı Çeçen-İnguş halkı için yeni bir acı döneminin başlangıcıdır. 1941-42 yıllarında Alman birlikleri Grozni petrol bölgesini ele geçirmek için askeri harekata başladı. (Bu dönemde Sovyetler Birliği nin Azerbaycan dan sonraki en büyük petrol üretim bölgesi Çeçenistan dı.) 1942 sonbaharında alman Birlikleri Çeçen-İnguş Cumhuriyeti nin bazı batı bölgelerini işgal etmelerine karşın, Grozni ye giremedi ve Stalingrad yenilgisinden sonar hızla bütün Kuzey Kafkasya yı terk etti. Buna karşın 23 Şubat 1944 te Moskova nın aldığı bir kararla Çeçen-İngış, Karaçay ve Balkar halklarının Kuzey Kafkasya dan Kazakistan ve Orta Asya ya sürgün edilmesi kararlaştırıldı. 25 Haziran 1946 da Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti lağvedildi. Çok kısa sürede olumsuz koşullarda gerçekleştirilen bu sürgün sonucu yüz binlerce Çeçen yollarda ve yeni yerleşim bölgelerinde yokluk, yoksulluk ve hastalıktan öldü. Şimdi hayatta kalabilen Çeçen yaşlılarının hepsi bu sürgünü bizzat yaşamış, orta yaş kuşağı da sürgünde doğmuştur. Bu nedenle 1944 yılında gerçekleştirilen ve Çeçen-İnguş Cumhuriyeti dışında Dağıstan ve Gürcistan da yaşayan Çeçenleri de kapsayan bu facianın etkileri hala sürmektedir.
Çeçenlerin anayurtlarına dönmek istek ve teşebbüsleri sürgünden hemen sonar başladı. Yasak olmasına karşın pek çok insana evine dönme mücadelesini sürdürdü. Ancak 1954^te Stalin in ölümünden sonar Çeçenlerin anayurtlarına dönme hakkı tanındı. 9 Ocak 1957 de Çeçen-İnguş Ö.S.S.C. yeniden kuruldu. Fakat yukarıda tablo 2. de görüldüğü gibi 1959 da bile Çeçenlerin ancak % 58 i Çeçenistan'a dönebilmişti. Sürgünün yol açtığı tahribat, tablo 2.deki nüfus arış oranlarında açıkça görülebilmektedir. Örneğin sürgün sonrası 1959-1970 döneminde sadece on yıl içerisinde Çeçen nüfusu % 50 artmıştır. Fakat sürgünün yaşandığı 1939-1959 arasındaki yirmi yıllık dönemde nüfusta hemen hiçbir artış yoktur. (1939-59 arasındaki nüfus artışı 1959-1970 dönemindeki kadar olsaydı 1970 de sadece Çeçenlerin nüfusu yaklaşık 1.300.000 olacaktı.) 1957 de Çeçen-İnguş Ö.S.S.C.nin kurulmasından sonar Çeçen halkı sürgünün açtığı yaraları iyileştirmek için zorlu bir mücadele Verdi.
|