|
GÜLLERİN EFENDİSİ'NE (sav)
Dünya insanının sana muhtaç anları nisan sabahlarıyla
olmadığın yerlerin yağmurları bulanıktı.
Artık ötelerden hiç rahmet düşmüyor, gönül yamaçları
baharı unutmuş. Kainata teşrifinle gönüller cennet
yamaçlarına dönüyor. Ve hayat çeşmesi damla damla görünmeye
başlıyor.
Ne büyük şeref Seni bilmek!
Seni bize bildiren Rabb'imize şükürler olsun..
Adını konuşmaya başladığımız
zaman öğrendik, ilk ezberlediğimiz belki senin ismindi.
Doğduğun yerin ismi, hicretine ve Rabb'imin izniyle Seni
anlatan büyüklerimin adlarını sonra mübarek annelerimiz
olan zevcelerini ve Sana evlat olma şerefine erişen çocukların,
daha ben ufacıkken oturmuştunuz yüreğimizin en güzel
yerine...
YA RESULALLAH biz Sana layık ümmet olabilmiş miydik
acaba?
Şimdi bu ızdırabı yaşıyorum, gönül
heybemde. Gözyaşlarım yürek tezgahında işlenen
günahlarım ve Senden dilediğim şefaatin var dilimde.
İçin en derin yerinden sızlıyor. Öyle bir sızı
ki konuşturabilsem deli divane derler bana.
Sana ümmet olmak için Seni sevmek gerekirse eğer ben Seni
seviyorum elbette ölümüne kadar seveceğim. Nasıl sevmem
Seni YA RESULALLAH? Kalbimin bütün zincirleriyle nasıl bağlanmam
sana? Kimler Seni ölesiye sevmedi ki YA RESULALLAH. sevginle
doluyum YA HABİBALLAH.
Gönlüme hayat gözlerime ışık olur musun? Bir hurma
kütüğünün ki kadar olmayan yüreğimi kabul eder misin?
Sen özümsün, tutkum oldun YA YA RESULALLAH.
Ey Sevgili, En Sevgili! Elimizde bir demet gül senin yolunu
beklemekteyiz.
|