cevregundem.sitemynet.com

GÜNDEM
ÖZETLER
İKLİM
GIDA SORUNU
SÜRDÜRÜLEBİL
NÜKLEER
SU
EKOLOJİ
ATIKLAR
EKONOMİ
TÜRKİYE
MEVZUAT
KENT DOĞA
HAKKIMDA
Sitelerim
Linkler

ATIKLAR


gemiyag.jpg

TEHLİKELİ ÇÖZÜMSÜZLÜK
Radikal gazetesi 14.11.2007

Endüstrileşmenin çevre konusunda getirdiği en önemli sorunlardan birisi tehlikeli atıklardır. Bu maddeler doğru yöntemlerle depolanmaz, taşınmaz, bertaraf edilmezlerse çevre ve insan sağlığı için büyük tehdit yaratırlar. Sızıntılarıyla toprakları, yeraltı sularını, nehir ve gölleri kirletip büyük çevre felaketleri yaratabilirler.

Türkiye'de yılda 2.5 milyon tonun üzerinde tehlikeli atık üretildiği tahmin edilmektedir ve İzmit'teki tek tesisimiz bu atıkların ancak yüzde 5'ini bertaraf edebilmektedir. Atık bertaraf tesisi kurmak politik olarak riskli olduğundan da sorunun çözümü kolay değildir. Kimse kendi yöresinde bu tesisleri istemez. Ama bugün varılan nokta çevre ve insan sağlığı açısından alarm vericidir.

Şüphesiz sanayi tesisleri tehlikeli atıklarını en aza indirmeye, mümkünse yeniden kullanmaya özendirilmeli, hatta zorlanmalıdır. Artan bertaraf maliyetleri de zaten yeni yapılan tesisleri buna zorlamaktadır. Kocaeli Sanayi Odası'nın yıllar önce kurduğu atık borsası da örnek alınması gereken çok olumlu bir adımdır. Ama, bugünün teknolojisiyle her türlü sanayi üretimi atık yaratır ve bunların bir kısmı da tehlikeli sınıfına girer. Yani, sanayi üretimi durmadıkça tehlikeli atıklar üretilecektir ve bunların bertarafı için de teknolojiler mevcuttur.

Bir anket

Türkiye'de tehlikeli atıklar ilk defa 1995 yılında çıkan yönetmelikle kontrol altına alındığında, Devlet İstatistik Enstitüsü'nün yaptığı bir anketin sonuçlarına göre, sanayi tesislerinde yaratılan kimyasal atıkların yüzde 90'ı gömülerek bertaraf edilmekteydi. Bu yüzden, ara sıra sanayi bölgelerimizde bulunan zehirli varillere hiç şaşırmamak gerekir; zehiri gömmek ülkemizin bir gerçeğidir ve bu gidişle de devam edecektir. Belki gizlice gömmek yerine hileyle evsel atık olarak tanımlayarak.

Tehlikeli atık mevzuatının çıkmasından kısa bir süre sonra İzmit Büyükşehir Belediyesi'nin girişimleriyle İzaydaş yakma tesisi kuruldu ve sancılı bir sürecin sonunda da lisans aldı. İzaydaş'ın hemen ardından yeni projeler üretildi. Fakat, bürokratik ve politik nedenlerle hiçbiri gerçekleşemedi ve 2007'ye geldiğimizde Tekirdağ'dan Adana'ya sanayi tesislerimizin tehlikeli atığı için tek bir alternatif yok.

Şüphesiz İzaydaş'ın yaşadığı zorluklar/kötü tecrübeler özel sektör yatırımcısı için caydırıcı olmuştur. Ama bu deneyimden yararlanarak daha iyisini, daha doğrusunu yapmak mümkündür. Bürokratlarımız, sanayi odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız bu çözümsüzlüğü aşmak için çaba göstermeli, yanlış yer seçimi/yanlış teknoloji gibi düzeltilemeyecek hatalardan kaçınarak, şeffaflıkla, yöre insanlarını bilgilendirerek, bu kapasiteyi ivedilikle artırmak için kolları sıvamak zorundadır. Unutulmamalı, kirliliği önlemek, sonradan temizlemekten kat kat daha ucuzdur, her türlü maliyet açısından.



TEHLİKELİ ATIKLAR

Sanayi tesisleri atıklarını geri dönüştürmeye, onları en aza indirmeye teşvik edilmeli hatta zorlanmalıdır. Ama bugünün teknolojisi ile atık yaratmadan sanayi üretimi yapmak, çok az istisna dışında, mümkün değildir. Bunların bir kısmı da tehlikeli atıklardır ve bunlar doğru yöntemlerle toplanmaz, taşınmaz, bertaraf edilmezlerse toprakları, yeraltı sularını kirletir ve ciddi sağlık riskleri oluştururlar. Bunların temizlenmesi de, eğer mümkünse, çok büyük maliyetlerle olur. ABD gibi sanayisi gelişmiş ülkelerde bölge insanının sağlığını bozan acı tecrübeler yaşanmış, eski atık bölgelerinin temizlenmesi için sanayicilerden toplanan paralarla oluşturulan büyük fonlarla (superfund) uzun yıllar, inanılmaz maliyetlerle temizlik yapılmış, yine de bazı yerler temizlenememiştir.

Tecrübeler göstermiştir ki kirliliği yaratmamak, temizlemekten çok daha ucuzdur.

Ülkemizde sanayi tesislerinden kaynaklanan tehlikeli atıklar ilk defa 1995 yılında çıkan yönetmelikle kontrol altına alındı. O yıllarda Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yapılan bir ankete göre sanayi tesislerinden kaynaklanan kimyasal atıkların yüzde doksanı gömülerek bertaraf edilmekteydi. Tabii o yıllarda, sanayi tesislerimiz bunun 'bertaraf' olduğunun bilincinde bile değildi.

Yönetmelik çıktıktan sonra İzmit büyükşehir belediyesinin katkılarıyla İzaydaş bertaraf tesisi kuruldu. Ardından da yeni projeler için çalışmalar başlatıldı. Ama günümüze gelindiğinde bu projelerin hiçbiri gerçekleşemedi ve sonuçta yılda tahminen 2.5 milyon ton tehlikeli atığımız için bertaraf edecek yeterli kapasite yok. Medyada yer alan Sayıştay raporuna göre, ülkemizde üretilen tehlikeli atığın yüzde 40ı geri dönüştürülüyor. Sadece yüzde 5i Izaydaşda bertaraf ediliyor. Zaten farklı atıklar için farklı bertaraf yöntemleri gerektiğinden, atıkların pek çoğu bu tesiste bertaraf etmeye uygun da değildir.

Tehlikeli atık mevzuatımız, elbette tesislerin kendi atığını kendi tesisinde biriktirmesi için de miktar/zaman sınırlaması getirmektedir. Bu durumda atığını gönderecek bertaraf tesisi bulamayan sanayici adeta hile yapmaya zorlanmakta ve tonlarca tehlikeli atık, evsel atık olarak tanımlanıp, gömülerek bertaraf edilmektedir. Varılan nokta çevre ve insan sağlığı açısından çok tehlikelidir.

Yeni bertaraf tesis kurmak politik olarak zordur çünkü kimse bu tesisleri kendi yakınında istemez. İzaydaşın gördüğü tepkiler de özel sektör yatırımcısı için de bürokratlar için de caydırıcı olmuştur. Fakat uygun yer ve doğru teknoloji seçimi, yöre insanının bilgilendirilmesi, sivil toplum örgütlerinin sürece katılması, yeni tesis kurulmasına tepkileri azaltacaktır.

Bürokratlarımız, belediyelerimiz, sivil toplum örgütlerimiz bu sorunun çözümü için işbirliği yapmalı ve acilen harekete geçilmelidir.

Kasim 07


nukcat@gmail.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanabilirsiniz.