|
Sana seni sevmiyorum, artık sevmeyeceğim dediğimde hep yalandı. Sana bu iki kelimeyi söylediğimde kalbim kan ağlıyordu. Belki ben değil ama sen lanet ediyordun.Ben seni sevdiğimden bu yana kendimi hiç sevmedimki. Kalmanı diledim sadece konuşmanı... Oysa sen sustun.... Suskunluğun kalemimi dile getirdi.Sen sustun, ben değil kalemim konuştu sana. Sonra ayrılıklar, pişmanlıklar... Ama hepsinde sen vardın. Sana seni sevmiyorum, artık sevmeyeceğim dediğimde hep yalandı. Çünkü ben sadece kendimi kandırdım. Çünkü ben seni hala seviyorum.... "Farkında olmasanda"
Ben diyordum,,onsuz ne yaparım,o olmadan hayatımın ne kadar anlamı kalır,yaşama hevesim bile şu son günlerde yitip gitmişken...Ama şimdi mutluluktan uçar gibiyim.Keşke kanatlanıp gökyüzünden seni seyredebilseydim,adım adım izleseydim,kokunu,sıcaklığını,sevgini,şefkatini hissedebilmek için canımı bile vermeye hazırım..Gönderdiğin uğurun gün boyu elimden düşmüyor ve gece boyu resimlerinle başbaşa kaldığım zamanlar koca bir hüzün kara bulutlar gibi üzerime yığılıveriyor.Ama biliyordum uzaklarda bir kalbin benim içinde attığını,hep biliyordum..Benim Yağmurum başka,benim Yağmurum sonsuza dek beni ıslatacak..Bazı günler karamsarlığa kapılsamda hep bunu hissettim.Beni varlığından mahrum etmiyeceğini,yokluğunla ezmiyeceğini biliyordum.Kalbinin sesini dinlediğinde bana hak vereceksin bebeğim..Seni sevmekten ben vazgeçsem şu sol göğsümün içindeki senle dolu kalp vazgeçmez:( Ve diyorumki eğer başka bir dünya varsada inan bana oradada seninle ve senle dolu olacağım.Bugün çok mutluyum,sebebi sensin.minnettarım,teşekkürler bitanem.Sabahlara kadar yazabilirim,kelimeler,cümleler kelebekler gibi uçuşuyor kafamın içinde.Sensiz sabahlara ulaştığım zamanlarda geceyi okşadım saçların yerine.Güzelliğin tanımı sen, sevdalısı benim.Seni seviyorum bebeğim,kendine dikkat et,bu kalbin durduğunda bile hala senin için atacağını hiç unutma emi.Yoksa gözyaşlarımda oluşan gökkuşağının altından geçmek zorunda kalırsın...
Birgün benden haber alamadığında merak etme olurmu.Ancak bu dünyadan ayrıldığımda benden haber alamıcaksın.Neden diye sorma,aklıma her geldiinde kalbimin duracanı sanıyorumyaa:((yüreğim seni andıımda sanki ağzımın içine doluyor,nefes alamıyorum bile bazen,bu sevgi diilde neyaa.Allahım bilemiyorum delirmiş olmalıyım ben:(Bazen umursamak bile istemiyorum dünyayı,senle dolup taşıyorum.Bazense imkansıza yelken açtığımız aklıma geliyor.İşte o zaman gözlerim doluyor.
Şu an bir deniz kıyısındayım, gözyaşlarım yağmura karışmış seni düşünüyorum. Yıldızlar gözlerin misali bakıyordu gözlerime,gökyüzü aysız geceler gibi olan saçlarını andırıyordu, denizin hışırtısı, kadife sesin gibi okşuyordu ruhumu ve ben seninle sensizliğin acısını duyuyordum. Yağmur tıpkı gözyaşlarım gibi durmak bilmemecesine akıyordu ama bir damlası bile içimdeki ateşi söndürmeye yetmiyordu.. Sen evinde uykunun en derin yerinde iken ben bir ömür boyu uykusuz gecelerin mahkumu oldum...Sen başka aşklara yelken açarken ben senin aşkının müebbet mahkumu oldum. Sana o kadar ihtiyacım var ki bir tanem ama yoksun, yoksun işte.Kolların yerine yağmur sarıyor vücudumu.Sen sıcacık yorganına sarılmışken ben denizi kucaklıyorum biçare,deniz bile rüzgarla fısıldaşıyorYıldızlar ay ile dans ediyor,gerçeklerin yüzüme vurduğu tokat gibi dalgalar da kıyıya vuruyor ama ben yanlızlığımı paylaşacak bir dost bile bulamıyorum..Dedim ya gözyaşlarım yağmurla beraber sessizce akıp gidiyor..Bu önemli değil nasıl olsa bir gün kurur, asıl önemli olan kalp yarasıdır ama boşver be ceylan gözlüm, sen koş, koş mutlu yarınlara..Geriye dönüp bak ama, acının gölgesi düşmesin yüzüne..Kederin izleri iki damla olup süzülmesin yanaklarından.. Dertleri ben üstlendim taşıyorum sen aldırma, dönüp bakma bile maziye.. Çünki yasını ben tutuyorum.
Gece öyle tatlı uykuya daldınki kollarımda,seni uyandımak zalimlik olurdu sanırım.Seni doya doya seyrettim,saçlarını okşadım,seni sevdim sabaha kadar.Belkide yalvardım tanrıya içimden gün ışımasın hiç diye,ama nafile.Yıldızlar bir bir izin istemeye başladıklarında gün doğmuştu bile.Sanırım gerçek olanda buydu,biz yalnızca düşler ülkesinin hayaller kasabasının bir yerlerinde kurumamaya çalışan yaşlı bir çınarla dibindeki narin gül fidanıydık. Herkesin aksine gün ışıdığında kaybolan gölgelerimizde bunun ispatıydı.
İçimde tarifi imkansız bir mutluluk ve huzur var.Önümde sabahlara gebe bir gece,uykusuz saatler var.Perdeyi aralayıp yıldızlara bakıyorum senle birlikte,bir yusufçuk cama çarpıyor çaresizceKapatıyoruz odanın ışıklarını sessizce.Aynı yıldızın pırıltıları aydınlatıyor gözlerimizin içini,aynı havayı soluyor aynı şeyleri düşünüyoruz,aynı yastığı paylaşıyor aynı soğukta üşüyoruz.Yada sarılıp yatıyoruz..Yüreklerimiz birbirinin içinde atarken ben sen oluyorum,sende ben...Belki kardeş gibi,yada bir dost,yada bir sevgili gibi..Ama bildiğim bişey varki seni seviyorumyaa.Bilemiyorum nasıl sevgi bu..Allahım aklıma geldiğin kadar seviyorum seniyaa..Birlikte güldüğümüz,ağladığımız günler geliyor aklıma,sen kızıyordun bazen,bazen ben üzülürdüm,sen iki cümleyle beni gökyüzüne kaldırırdın,yıldız olurdun yüreğime kayan,,yakamoz olurdun gece gündüz hayatımda dans eden..Herşeyim olurdunyaa,canım olurdun,aldığım nefes,içtiğim su,yediğim bir lokma ekmek olurdun..Bende ben olurdun...Dolan gözlerim boşaldı şu an biliyomusun,hiç önemli diil zaten hatırlıyorumda ilk tanıştığımızdada çoğu kez ıslatmıştım gözyaşlarımla...
Melekleri görüyorum her iki yanında sen uyurken,dudaklarını ısırıyorlar seni seyrederlerken.Saçların yastıkla öpüşürken dudakların yarı aralık,karanlığın içinde üzerinde bir ışık,yıldızlar ve mehtap dua ediyorlar gün doğmasın diye.Uyurken seni seyretmeye bir ömür yetmez bile..Düşününce seni herşey şiir oluyor,şarkı oluyor seninle cümleler,kelimeler senle hayat buluyor,seni içiyor yalnızlığım,seni çiziyor kaderim alnımın boş kalan her yerine.....
Yaşamını umutla besle,umudunu sıkı tut bırakma,kalbine ferahlık verecek bir sevgi yerleştir.Kendinle iftihar edip gurur duy,başarılarına başarı katıp sevgini paylaş dünyayla.Göreceksin hiç vazgeçemediğin anıların zamanla masal olacaklar,seviyorum diyen yüreğin bensiz atacak birgün biliyorum.Maziye bir sünger çekip geleceğine döneceksin apansız.Bense fırtınalı hayatımda son yağmur damlasının dudağıma düşeceği anı bekliyeceğim ölene dek bıkmadan,o son yağmur damlasıki beni hayata bağlarken biliyorum ıslatmıyacak beni,biliyorum düşmiyecek üstüme.Belki mezar taşımın üzerinde bir çiğ damlası olacak yağmur yerine ve o son damla yağmur cehennemde kurtuluşum olacak biliyorum..Ve ben seni yine seviyor,hala seviyor olacağım.
Saygının bittiği yerde sevgide bitmiştir..Yürekten söylenilmeyen bir seni seviyorum kelimesinin yerine yüreğime bir kurşun yemeyi tercih ederim..Ve sen sanki gerçek yüzünü şimdilerde çıkarıyorsun ortaya..Benle mutlu olmayacağını,her sabah kalktığında yeni bir heyecan duymazsan mutsuz olacağını hissediyorum.Seni her sabah uyandığında yeniden mutlu etmek,çılgın görüntüler eşliğinde benle yaşamanı sağlamak,her günü yeniden ilk gün gibi yaşatmak istiyordum bense..Belkide aslında hiçbirşey istemiyordum,ne düşündüğümü ne istediğimi anlatamamıştım bile sana.Ben birlikte saatlerce oturup konuştuğumuz o ilk günü seviyorum onu özlüyorum.Oysa bugün ne çok istemiştim birlikte olmayı,kolay değil sensiz olmak,içimin yarısını boş tutmak.Kolay değil senli düşlerin ardından sabaha sensiz uyanmak..Seni düşünüpte kendimi kaybettiğim vakitler geliyor aklıma.Bazen iki sevgilinin başlarını yaslayıp uyurkenki rahatlığında,bazen bir çocuğun gözlerindeki güvende bulurum seni..Düşündükçe hasretini bir uçtan bir uca yakasım gelir.Bir kuş gibi sana akar yüreğim yokluğunda yok olmaktan korkarak.Her gidişinde her ayrılışında gözlerinin buğusunu bana bırakıyorsun..Çiçekler gözyaşlarımı içiyor,seni sevdiğim gün sonsuzluk gibi büyüyor içimde.Bazen gecenin karanlığında bir başıma kalıyorum.Özlem yağmur gibi yağıyor üzerime,damlalar kalbime vuruyor.Gözlerim kapanır kapanmaz gözlerin yaklaşıyor,sonra bir rüzgar alıp seni benden uzaklara götürüyor..SANA AVUÇLARIMDA SUNDUM UMUTLARIMI,,SENİ UMUTLARIMLA BERABER TÜKETMEK İSTİYORUM,,VE BEN BİRTANEM UMUTLARIM OLMADAN YAŞIYAMAM BİLİYORUM...
Az sonra uyicam ve iş çıkışı gelip seni alıcam,sol koluma gireceksin iki kolunla..Başın omuzlarıma dayalı yüriyerek iskeleye ineceğiz..Vapuru beklerken iyice sokulacaksın bana,neredeyse doğum günümde aldığın kazağımın içine gireceksin....Hafiften esen bir rüzgar saçlarını okşayıp yüzüme savururken kıyıya yanaşan vapurun köpük köpük dalgaları rıhtıma vuracak.... Teninin kokusu denizin iyot kokusuna karışacak sırf beni kıskandırmak için:( Üst güvertede biryerlerde kendimize yer bulup oturacağız.Öyle sarılacağızki birbirimize, görenler orada bir kişi oturuyor sanıcak..Seninle başbaşa sarmaş dolaş dünyanın tüm denizlerini dolaşmanın hayallerini kurarken,karşı kıyının bize doğru yaklaştığını görüyor ve uyanıyorum... Ve seni seviyorum.... Herzaman hayallerimde ve düşlerimde kalmanı diliyorum...
Sarıl bana ne olursun geri kalan ömrümü seninle yeniden yaşamaya,gerekirse senli sevdaların kollarında can vermeye hazırım..Şu sahte dünyanın içinde inandığım tek gerçeğim ol...Suç ortağım ol.Aşık olmak suçunu birlikte işleyelim...Ne olursun sarıl bana son bulsun asırlardır sürenyalnızlığımız.Aşk mabedim,tek tutkum,vazgeçilmezim olmak için gel.Birbirimizi kaybetmekten öyle korkalımki;düşüncesi bile durdursun kalbimizi,birbirimiz olmadan yaşıyamıyacağımızı,bir gün bile geçirdiğimizde parçalasın kalbimizi.Yeter gel artık.Yanlız benimle konuşan,içindeki kimselerin göremediği o korunmaya muhtaç deli çocuğu ortaya çıkartmak için gel.Korkma canım pahasınada olsa kimsenin onu incitmesine izin vermem inan bana...Gel ve çektiğimiz acılardan sıyrılmak için sarıl boynuma. Ağlıyalım özgürce.Gözyaşlarımızla birlikte akıp gitsin hepsi...
Yanıma aldım gecelerimi paylaştığım yıldızlarımı,uzandım çimlerin üzerine seyrederken onları.Sigaramda bitmek üzereydi..UNUTACAĞIM,unutacağım dedim senle ilgili ne varsa bu sessiz gecede ve adını yazdım son sigaramın üstüne.Atacağım kalbimden dedim yıldızlarımla birlikte.Kafama koymuş hatırlamayacaktım bu geceden sonra seni bir daha.Her çekişimde içime adında kalbimden yavaş yavaş silinecekti dumanlar yıldızlarımın arasına, bulutlara karıştıkça..Uçup gidecekti büyük aşkım gözyaşlarımla birlikte duman duman...Yaktım son sigaramı kederle ve hüzünle.Unutacağım,unutacağım,unutacağım diyerek hevesle...Sensiz bir gecem daha böyle geçti hayalinle dolu diğer gecelerim gibi..Ben bittim,sigaramda bitti, HANİ UNUTACAKTIMYA BEN SENİ...Nereden bilebilirdimki unutacağım derken, seni her nefeste içime çektiğimi...
Gece yarısını çoktan geçti zaman.perdeyi araladım gökyüzüne bakıyorum.Yıldızlar parmakla sayılacak kadar azlar.Oysa şu anda bir yıldız olmayı,gökyüzünden kayarak avuçlarına inmeyi ne kadar çok isterdim bilemezsin..Başımı göğüslerine dayamak,kalbinin ilahi vuruşlarını dinliyerek saatlerce uyumak,ve hatta hiç uyanmamacasına ölmek isterdim..
Dünyamı içine sığdırdığın gözlerinle bana bakarken yerçekiminin kaybolduğu düşler ülkesinde yemyeşil bir ormanın eteklerinde kır çiçeklerinin arasındayız ikimizde.Kalplerimiz birlikte atıyor,ellerin ellerimi sımsıkı tutarken sevgin öyle yoğun öyle sınırsızki.Ne çok mutlu olup ne çok ağlamıştık,yüreklerimiz acı içinde sevmeyi öğrenmişti,seviyorduk ikimizde...Çektiğin bütün acılarda yanında olmaya mecburum.Çünki tutkunum sana,seviyorum.Sonunun olmadığını bilsekte bizi kimse durduramaz.Yeminimiz,sözümüz var.Senin her güçlüğü yenecek birisi olduğunuda biliyorum birtanem.Bana yeniden hayatı aşıladın,sevmeyi öğrettin,aşkı tattırdın.Her zaman,her an,her nefes alışında yanında olduğumu biliyormusun sevgilim.......Başını hafif sola eğip kalbine bak. GÖRECEKSİN.
Bir yaz gecesi sahilde altın sarısı ay ışığının yarattığı yakamozların uzantısında sıcacık kumların üzerinde yanıma uzanmış bir melek gibi yatıyorsun.Gökyüzünde sıralanmış milyarlarca yıldız imrenerek bizi seyrediyorlar,birkaçı arada bir bizi kıskanarak kayıp düşüyorlar gecenin mavi derinliklerine...Bense dilekler tutuyorum..Bütün dileklerim aynı ama...Sonsuza kadar senle birlikte olmak,bu dünyadada başka dünyalardada...Saçlarını öpüp kokluyorum ellerin avuçlarımın içinde saatlerce...Bitmesin,geçmesin istiyorum senle birlikteyken zaman..Dönmesin dursun dünya,donsun evren yanıbaşındayken istiyorum lakin tan yerinin kızıllığı yerini güneşin ilk ışıklarına devrederken uyanıyorsun,ben UYANIYORUM...her sabah olduğu gibi sensiz...
Sen sessiz bir gece yarısı atıpta tekrar tuttuğum,tutupta hiç bırakamadığım ışığım,sensiz yaşanmış kaybolan yıllarımı geri getiren küçük sevgilim..İşte o gece yarısı düştüm avuçlarına ağlıyarak,tek nedeni oldun varoluşumun,aşkın.Şimdi deli dolu bir yürek bendeki senle dolu,sana vurgun,yalnız sen için atan.Saçlarını okşayan sabahın esintisini kıskanıyorum,güneşi,ay'ı,yıldızları,sana bakan herkesi kıskanıyorum..Teninin değdiği,dokunduğun herşeyi kıskanıyorum..Uyurken yatağına düşen geceden bile kıskanıyorum,düşlerine benden başka birisi girecek diye ödüm kopuyor...Ve ben sevgilim seni; neredeyse kendimden bile kıskanıyorum...Naapiim işte,seni çok SE Vİ YO RUM.
Beni benden aldığından beri ne zaman aynaya baksam bulamıyorum kendimi.Gözlerimde gözlerini,dudaklarımda gülüşünü görüyor,aldığın her nefesi soluyor,kokunu çekiyorum içime,tenimde bir ürperti beliriyor....Gece susuyor sesin çınlıyor kulaklarımda,çok fazla duyamadığım sesin.....İstanbul gibi bakıyorsun bana,gizemli ve buğulu.Hem içimde olup, hem sensiz yaşamak ne kadar zor biliyormusun.Uykum can çekişiyor sensiz gecelerimde.Tenine susuyorum Ege'nin derinliklerinde.Gökyüzüne yıldızlarla tutunan karanlığın peçesini çıkarıyorum pencerenden yatağına süzülen ay ışığı olmak,yüzünü sürdüğün yastık olup düşlerine avuç açmak için....Bedeninde serilmek istiyorum gece gibi...Yüzünde meleklerin uyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda...Kalmamı istermisin yıldızlar bir bir gömülürken sabaha..Dokunmamı istermisin ayaz düşen tenine..Hani utanmazlığın koynunda kendinle sevişmelerinde yanında olmamı istermisin.Kuruyan teninde terden boncuklar yapıp,güzel bir melodideki piyano tuşları gibi dokunabilirim vücuduna..Her kıvrımında ahenkle yaşayabilirim seni.Rüzgârın dağlarla kucaklaşmasını,dalgaların kumsalla cilveleşmelerini getir aklına...Önce,süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin,sonra kızışan rüzgârla tut ellerimi..Sonra tüm gücünle sarıl biçare kimliğime.Açlığımı,susuzluğumu, sırlarımı bitir bu sessiz gecede....İçimde kıpırdanışların, yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımda titreyişlerin, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı...Dağıt hazan düşen yatağımı..Güneşim ol hüzün çiçeğim,eylül gözlüm..."Seni istiyorum" ; diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan,sırlarımı çöz öpüşlerinle. Ay gibi yum gözlerini geceye,yıldız gibi kay gir düşlerimden içeri. Tadını bilmediğim,tenine düşmediğim hayal olmaktan çık....Söyleyemem sana yanan tenimi,kıvılcımın düştü bir kez içime.Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum.Kendime her dokunuşumhaykırışlarım suskunluğum aslında...Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim.İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak,sadece hayalinle bütünleşerek yaşamak nede çok zor be aşkım..."SEN"; bendeysen, benimsen....Neden öyleyse gecelere isyanım...Neden sensizliğe isyanım...Kirpikten bulutlarını arala artık güneş gözlerinde kapalı kalmasın.....Uyan artık bebeğim.Dünya güneşe,ben sana kavuşayım.Seni seviyorum hüzün çiçeğim, eylül bakışlım.
Her gece olduğu gibi yine seni bekliyorum sevgilim.Sesini duymayı,seni görmeyi,seni öpmeyi,sana dokunmayı,sana sarılmayı,gözlerinin içine bakıp seninle hayal kurmayı.......o ilk gece nerden tahmin edebilirdim ki?Böylesine duygu yüklü olacağım,böylesine tutkuyla bağlanacağım.Yanımda olmanı,senle herşeyi paylaşmayı isterdim,hayatını bile... Ne mutluki bana seni tanımışım,içime sığdırmışım.Olduğun gibi kal demiyorum SEVGİLİM ben seni olmadığın gibi de seviyorum...Seni o kadar çok seviyorumki anlatamam ya..Bu aşktanda öte birşey.Her anımda sen varsın.Hayatımın içinde,beynimin vücudumun içinde.İçtiğim sigaranın dumanı olarak düşünüp seni içime hapsediyorum.Seni kollarımla sarmak,hiç bırakmamak,teninin sıcaklığını hissetmek istiyorum.Nemli dudaklarından dökülecek her kelime her cümle de huzur bulacağım...Artık dinlediğim tüm özlem ve hasret şarkılarını ezberliyorum..Seni arayan yorgun bedenimi uykusuz gecelerde karanlığın kucağına atıyorum her gece.Dışarıda yağmur yağıyor hüzünle birlikte,cama vuran her damla sensizliğimi,yalnızlığımı yüzüme vuruyor.Biliyormusun beni ıslatan yağmur hiç olmadı,ama şimdi senin özleminle sırılsıklamım birtanem...Dün gece sahile indim,sensiz gemiler geçti yakamozları delerek.Karanlık maviye umutlar bağladım,fırtınalar koptu yüreğimde,dalgalar kıyıyı değil hayallerimi dövdü.Gel sevgilim,gel artık,ümit denizim sakin kabarmamışken gel.Sığınacak limanım,başımı yaslıyacağım şefkatli bir omuz,ayaz gecelerimde yoldaşım ol...
Gece seni düşledim,tanıştığımız ilk günü,tanışma şeklimizi,nasıl heyecanlandığımı düşledim sesini duyduğumda dizlerimin nasıl titrediğini.Gece seni düşledim durmadan,dünü,bugünü,yarını,heyecanlarımı,umutlarımı,beklentilerimi,üzüntülerimi,sevinçlerimi paylaşımlarımı düşledim.Gözlerinde sonsuzluğa ulaşacağımı düşledim.Kalbimin göğüs kafesimden çıkmak için çırpınışını hissettim,sana kavuşacağım,hasretle sarılacağım günü... Benim için güneş gibi gerekli olduğunu,su gibi,nefes gibi vazgeçilmez olduğunu düşledim.Yarınlarımı seninle paylaşacağımı,umutlarımı düşledim.Dün gece seni düşledim...Takii,sigaram elimden düşüp göğsümü yakana dek.
Kanatlarında sonbahar kokusu ve gözlerinde yaşlarla çoktan gitti hüzün kuşları.Sahil kahvesi,deniz feneri, balıkçı sığınağı,kum taneleri ve bulutlar.Sanki hiç yoktular, ta ki kuşlar gidene kadar.Bir düş... O düşün içinde bir uçurum... O uçuruma düşen ben.Son yolculuğuna çıkan yaşlı bir adam, dönüp geride kalanlara baktı.Hiç kimse ona el sallamadı, güle güle diyen de olmadı.Tren rayları arasında kaybolan gülüşler, sesler yüzler bir oldular toprakla, dökülen damlalar değil şimdi her yağmur yağdığında.Düşen benim... Giden hüzün kuşları.
Aşkı bulmak sevgiyi bulmaktan çok zor,aşkı sevgiyle karşılaşmadan bulmak..Aşk anlatılmıyor,aşk bir sevgi diil..Aşk bir yalvarış yakarış tanrıya,aşık olduğun insan için....Ama...Yaşamak yaşatmak efsanelerde kaldı :(((
İyice hazırsın bu kez ve ben sana artık gitme demiyeceğim ama herşeyide yanında götür giderken,anılarımızı,umutlarımızı,hayallerimizi ve düşlerimizi,ve hatta sevgimide al giderken belki lazım olur...Hiç bir şey söylemedim,söylemesemde diyorum ama söylemeliyim, çok bildiğini sandığın benden bahsediyorum. Hırçın yanımı gördün hep,neydi beni zaman zaman hoyrat yapan hiç düşünmedin..Oysa bir çocuk kadar uysalmışım göremedin, görmek bile istemedin...Birini ayrı tutsamda bütün renkleri sevdim,mevsimlerin yazını, kışınıda sevdim,rüzgarla birlikte yağmurunuda sevdim ben...Oysa sen bana hep vurgun saatlerimde geldin,yada hep sen vurdun.Bense uzaklara bakardım içimdeki derin boşlukla,uysal çocukluğumla kuytu limanlarıma gelecek bir gemi bekler dururdum.Şimdi sen giderken neler düşünüyorsun bilmiyorum ama kusursuz bir aşktı benim sana büyüttüğüm...Sen neler hissettin bilmiyorum... Bir kusursuz aşk büyüttüm sana pişman değilim.
Mehtap gözlerin düşer de gönlüme dayanamaz ağlarsın...Bu günde sensiz başladım güne. Bu nasıl bir duygu bilirmisin? Bilemezsinki...Bilseydin,çektiğim acıların aynısını sende yaşasaydın yinede yaşatırmıydın bunları bana. Ne zaman gözlerimi bir noktaya diksem karşımda hayalin canlanıyor,bakışların kayıyor yerçekiminin etkisiyle gözlerime,belkide yokluğun konuşturuyor içimdeki beni,seni uğuldayan rüzgarlarla gözbebeklerime konan bembeyaz bir kar tanesiydin hüzünlü bir kış günü.. Bakışların gecelerimi bölen yıldızlar gibiydi..Geceyi seviyorum,ayrı bir güzellik var karanlıkta.Buralarıda seviyorum,denizin dalgalarını dinliyor ve seni düşünüyorum.Kimseler yok,resmini alıp karşıma,biraz denizi dinliyor,biraz seni seyrediyorum. Neler yaşıyor,neler hissediyorum bilemiyorum ve sonra yazmaya başlıyorum... Senden uzaktayım sevgili,ne kadar özledim bilemezsin sıcacık tenini,dönermisin bana birgün geri,yoksa benmi gelip alayım seni...
Saat gecenin tam yarısı,belkide birkaç dakika oldu senden ayrılalı..Dışarıda deli bir rüzgar anlamsız esmekte... Belki yağmur yağacak birazdan..Yağmur beklentisi soğuturken varlığınla huzur buluyor divane gönlüm. Gözlerim kapanıyor,Esir düşüyorum gözkapaklarıma.Sensizliği aklıma bile getirmek istemiyorum ama....
Ana dili yalnızlık olan duyguların esiriyim bu gece. Zaman denen tik taklı anların düşüncelerim de öpmediği yerleri arıyorum ilerlemiş saatlerde. Zaman unutturacakken geçmiş zamanların verdiğisıkıntıları... Nerede unutmak istediğim duygular. Hiç birinin yok olmasını isteyen kim? Hepsi gerçek hepsi yaşanmışlıklarım.Yaşadığım her anda ben varım... Hangi duygumdan hangi anımdan vazgeçebilirim ki? Bu hayat kimin benim değil mi?Yalnızlığın ortasında yokluğunu hissettiğim duygular ile konuşuyorum fısıltılı kelimelerle. Düş sevgili hayalinin ortasında umutsuzluk tadında bir hüzün. Bir yanda hüzün bir yanda düş sevgili.Bir bütünün iki parçası sanki... Birinin yanında yer almak ikisinin arasında kalmak demek gibi.Hiç ulaşamayacağını ya da kaybedeceğini bildiğin bir şeyi ister gibi ... Hayatın da bir gün bitecek ama hayatı dolu dolu yaşayacağın gibi... Hatırlamak istediğin rüya gibi... Yüreğinde yaşattığın sevgilerin aynı göğün altında aynı yağmurlarla yıkanıp aynı bulutların altında yaşadığı gibi. Yokluk kaçağı duygular seli.Eğer olsaydı hüzünlü bir beste gibi ana dili yalnızlık olan duyguların esiri... Ömür boyu sürerdi masum bir öpücüğün etkisi...Uyku şimdi koynunda dans ediyor. Sanki bana inat doğadaki her şey seni benden daha çok yaşıyor, daha çok sarmalıyor. Kimi zaman kendimi ne kadar hoyratça savurduğumu düşünüyorum. Bu kadar senle doluyken elimden gelen sadece yazmak...
Telefonların,kapı zillerinin,mektupların suskunluğunda yaşamak tahmin bile edemezsin ne ZOR....Henüz başlarken bitirmek,kabuslara dalaşmadan hatırlıyabilmek seni,adının anlamını unutmadan yalnızlığa sarılmak,ölümden korkmak sensizlik kanıma bulaşmışken,gelişi güzel bu yalnızlık şimdi daha kolay,daha kolay seni unutmayı denemek resimleri bir bir yakıp gözyaşlarıyla söndürmek şimdi daha kolay...Yıldız olabilme hayaliyle yaşamak daha kolay bu aralar.Daha kolay bu aralar sigara içmek.Nasılsa yaşamak gibi bir derdim yok.
Şimdi çokmu mutlusun,başın göğe erdimi...Olmadı değil mi?Bulamadın ben gibisini,benim gibi seveni..İsterimki bulasın ama bulamazsın be gülüm..Bende kahpelik yoktu hainlik yoktu yalnız sen vardın sevdan vardı,şimdiyse sen yoksun hala sevdan var.Gülüşün geliyor aklıma gülüyorum,kızmaların geliyor yine gülüyorum.Gidişin geliyor aklıma suratım asılıyor,maziye dalıyorum sonra sövüyorum kendi kendime...Benimde hayallerim vardı.Nezaman düşünsem hep sen vardın yanımda.Herşeyim sendin.Deli diyorsun şimdi bana sanki duyar gibiyim seni..Dersin tabii,sensiz kalmadığın için dersin,sensizliğin hasretini çekmediğin için dersin...Sensiz kalda gör.Nasıl korkarsın güneş doğacak diye,insanlar uyanacak,sensizliği düşünemeyeceğim,sana birşeyler yazamayacağım,sensizliğin şerefine içemeyeceğim diye nasıl korkarsın,sensiz kalda gör.En çok neyden korkarsın biliyormusun:((Seni görmekten.Bir köşeyi dönünce,seni yanında bir erkekle gülerken görmekten korkarsın.Ya o da beni görürse, berduşluğumu saçımı sakalımı,kan kırmızı gözlerimi görürse diye,sensizliğin yüzünden ne hallerde olduğumu anlarsa diye nasıl korkarsın biliyormusun ve çıkamazsın dışarı,kaçarsın insanlardan.Kendini geceye mahkum eder ağlarsın,güneş doğarken çilem başlıyor diye başını yastığa koyarsın da uyuyamazsın.Bir sağa bir sola dönersin güneş batıncaya dek.Ve güneşte batar gider.Sensizliğin resmine bakarsın aynada.Ardından masaya bir bardak koyarsın...Bir bardak dersin,tek bir bardak içeceğim,ardından ikinciyi doldurursun farkında olmadan,sensizliğin şerefine,derken üç dersin acın dinsin diye,acın çoğalır dört dersin,gidişine beş dersin,sonra unutursun saymayı...Sabah olur sızarsın masada,karabasan düşler görürsün için yana yana...Buğusu çalınmış sıcak özlemin ayrılıklara ne kadarda çabuk dönüştü.sensizliğe dayanabilmek,hasretini çektiğim kokuna ulaşabilmek için rüya harıtasını alırken,bir el dokundu omuzuma.Düğüm düğüm gırtlağımdan tırmanarak özgürlüğe koşan hıçkırıklarımı teselli etti.Seni hergece gördüğüm rüyalarımda sımsıkı tutuyorum ellerini,eğer onları hiç bırakmazsamrüyam sona erse bile sen yanımda kalacakmışsın gibi geliyor.Gözlerimizde çocukluğumuzdan kalan masum,temiz ve pembe renkli etmeye mecbur olmadığımız halde etmekten hoşlandığımız yeminler ve dudaklarımızdan hiç eksik etmediğimiz "seni seviyorum"lar aklımda hala...Seni giderkende seviyorum...Resmindeki son bakışın yüzümde,sıcaklığın ellerimde.Öpülmemiş, sevilmemiş bir yerim kalmadı.Doydum mu? Asla! Bu benim sana açlığım hiç geçmeyecek.Her güzelliğe senden dokunuyorum.Yeni bir dünyanın açılışı,eski bir sevda'nın unutuluşusun bende. Sonsuzluk ne kadar bende,işte o kadarsın bende...Seni giderkende seviyorum...Yüreğim kabarmış,şımartıp gönderiyorsun beni.beni kendinle dirilttin.Bütün müyüm? Asla! Bende eksikliğin hiç dolmayacak.Uzun bir ömrün güzellikler adına özeti sensin.Her ayrılıkta seni yeniden kanıyorum.Yeni bir güne sensiz başladığımdan anlamını yitiriyor sevdiğim şeyler...Seni giderkende seviyorum...Utanıyorumda bazen kendimden,seni bırakıp gitmelerden her an.Mutsuzdun,bana senden bulaştı.Sen ne zaman ağlasan avucumda ölmüş sevgi sözcükleri.Ben suspus!! İki sarhoşluk arası ayılıyorum.Ve sonra gerçeklerim beni bulunca isyanlanıyorum; söyleyemediğim tüm sözleri seni kanayan şiirlerde yazıyorum.Etrafa çizdiğin baş harflerim siliniyor,siliniyor aklından yaşadığımız tüm anlar...Seni giderkende seviyorum...Bıkıyorum birbirine benzeyen aynı renk günlerden,sensizlikten.Sen hep yalnızdın,şimdi yalnızlığımız iki kişilik.Birbirimizin gölgesine sığınmaya çalışıyoruz.Hüzün tadında şiirleri okuyorum şimdi.Ölüm en sevdiğim renkleri giyinmiş iki adım ötemde duruyor...Seni giderkende seviyorum...Ancak çizdiğim son resimde güldürebildim seni.Yanlış ZAMANDAKİ inanılmaz bir sevginin bedelini hayatımdan çalarak ödüyorum.Yeni dalgınlıklar ve alışkanlıklar buldum kendime.Ne uykum var ne uyanışım.Artık her ayrılığın kalbimde yara açtığı bir yaştayım.Seni giderkende seviyorum...Bir aşkın ölümünü kutluyorlar.İlk kez bir şehri ağlarken görüyorum.Tüm kapılar ansızın kapanıyor,kırılıyor camlar.Kanıyor yağmur ve yeryüzünü kedere doyuruyor.Bu trene son kez biniyorum.Artık aynaya bakınca duygularımı görebildiğim yaştayım.Sen öğrettin bunu bana.Bazen bir yok oluşun bilinmezliğinde,bazen de yeniden doğuşun karmaşasında oluyorsun...Önümde kalan kartlara bakıyorum.Bana sunulan yaşam biçimlerine.Sana çıkan dikenli bir yol var orada.Korkutmuyor beni... Yoldaki dikenlerin acısını duymaz oluyorum.sonsuzluğun içindeki bu anlık sızı,uğruna ödül tükettiğim idaellerden çok daha önemli bir yerde duruyor..Sana varan dikenli yolun en başında duruyorken; sana olan dikkatimi dağıtacak bütün herşeyin,beni sarmaladığını,kıpırdayamadığımı görüyorsun..Sisin ardındaki yüzün bana yardım etmeyeceğini,bu yolu kendi başıma aşmam gerektiğini anlatıyor. Yemin ediyorum ki,beni sana götürecek o anlık sızının içinde yaşıyor ve bununla gurur duyuyor olacağım. Sensizlik büyüyor her an olduğu gibi.Ve ben mekanların ışık alan yanlarını seviyorum artık.Her nerede bir ışık varsa,o ışık sen oluyorsun.Bütün ışıklarını tenimde süzebilmek istiyorum.Sadece bana değil,her yanına ışıyorsun..Henüz yazılmamış bir romanı ve yok olduktan sonra günlüğü okunan bir adamı anarken,o hırçın sulardan da bir gün kurtulabilecekmisin bilmiyorum...Herşey yavaş yavaş eski biçimini yitiriyor.Gece tek başıma karanlığa doğru yürüdüğümde,eskimek üzere olan bir kasaba resminin geceye taş çıkartan berraklığına dalıyorum. Her gün yüzlerce kez yeniden uyanıyorum... Düşünce tarzı gibi görünen bin bir türlü yanılgıların insanlığı uyuttuğu bir dönemde ben,YÜZLERCE KEZ UYANIYORUM.
Ne çok severdim yağmur altında olmayı,iliklerime kadar ıslanmayı,dudaklarımdan başlayıp,bedenimi ürperterek kaldırımlara süzülen minik yağmur damlacıklarını..Şimdi aşkların en zor zamanı,kavuşmaların imkansıza büründüğü zamansız anlar içinde bir sigara içimi bile değil,birkaç dakikaya sığdırılmış düş gibi bitiyor hayat.Aslında herşey bitiyor yalnız hayat değil.Umutsuz aşklar,en güzel sevgiler,acı çeken,acı çektiren sevgililer..Sensizlik ruhumu çalmış,bedenimi kör uçurumlar dibine itmişken,şimdi bende mutsuzluğun,umutsuzluğun himayesindeyim.Evet;bundan böyle ölümün adını sensizlik koydum...
Yatağına uzan ve o güzel gözlerini kapat.. senle olduğumu düşün...yeryüzündeki mutluluk kırıntılarından birer parça aldık sadece..Banada kendinede çok görme ne olur....Güzel şeyler düşün..Hayalde olsa güzel şeyler..Hem sonra bak bu gece düşler çizdim senin için,ikimiz için...Uyanmak bile istemiyeceksin uykundan....Seni seviyorum.
Sensizlikti koparan beni bedenimden kendime dönemiyorum,uzatsan ellerini kopacak bedenimi saran zincirler.Hüzünleri bırakacağım gülüşünün geldiği yere,acılarımı gömeceğim bir bir ellerimi tuttuğun yerde.Saklı kokuların içime işlerken hayallerin avuçlarımda kalacak,sesini kulaklarımda saklıyacağım uzaklarda olsada yüreğin...Hadi uzat elini tutuver yüreğimi,umutların umutlarımla olsun solmasın yeni açan çiçeklerin..Biliyorum sende istiyorsun benim gibi,yüreğin yüreğimde eriyor sevgilim.Uzak düşlerimde yüreğin biliyorum,uzatıver ellerini sana ağlıyorum Benim küçük sevgilim unutma beni,unutama beni,hele yokluğunla kahırdan öldürme beni,unutma ne olursun uzat ellerini...ölümüne parlayan ay,apansız yırtılan sular,bitmiyor içimdeki hiçbir acının öyküsü..Böylesine sevmek kimseninde harcı değilki.Seni sensiz yaşamak,böyle kavuşamadan yaşamak..Sağır,kör bir kuyu dayanılmaz uzaklığın.Seni seviyorum bebeğim...En değerli varlığımsın sen hayattaki.inanamıyorum bu nasıl sevgi,nasıl bir tutku..Her anımı seni düşünerek geçiriyorum..Gözlerimi kapadığımda yanımda oluyorsun elele,saçlarını okşuyorum,teninin sıcaklığı huzur dolduruyor içimi.Hiç açmak istemiyorum bazen gözlerimi senli hülyalara dalmışken...Şarkılar...Artık hepsi seni anlatıyor,sanki hepsi bizim için yazılıp bestelenmişler..Ahhh bebeğim kelimeler anlamsız geliyor sana olan duygularımı anlatmaya.
Bunun adı kıskançlıksa evet.. Seni kıskanıyorum.. Seni kıskandım..Elimde değildi,istem dışıydı inan,ve sonucunda yine söylüyorum aptalca bir davranış..Evet ben koca bir aptalım...Napiim gözlerim senden başkasını görmüyor. Ellerim senden başkasına gitmiyor.Dudaklarım senden başkasını öpmüyor.Hayallerimde birtek sen,başka kimse girmiyor.Senle ağlayıp senle gülüyorum.Geceleri bir yorgan gibi çekip üstüme,seni örtüyorum.Gece cezamı ağır ödedim biliyormusun?Kalbimin yerinden söküldüğünü hissettim,gözyaşlarım yanaklarıma değil,beynimin içine süzülüyorlardı sanki...İnan bana ölmeyi düşündüm,ölmek istedim o an...Yazdığın her kelime namlunun ucuna sürülmüş bir kurşun gibi yara açıyordu bedenimde,can damarımın kesildi,gözlerim karardı.Yukarılarda biryerde ruhum bedenimi seyrediyordu sanki...İnan; inan bana sevgilim abartmıyorum ve belki yazdıklarım eksik bile kalıyor.Hatamı biliyorum,yaptığım yanlışın farkında,aptallığımın üstünü örtmeye çalışmıyorum..Senden özür dilerim,affet diyebilecek kadar bile yüzüm yok belkide ama affet bebeğim..Sen yalnız senin için yarattığım dünyamda teksin,başka kimse yok,ulaşılmazsın..Ve ben sana kendi kurduğum o dünyada bile delicesine tutkuyla özlem duyuyor,hasret çekiyorum.ve yine gözyaşlarına boğuluyor şu anda bile satırlarım...Kahretsin..Seni nasıl üzdüm,kırdım,ağlattım,binlerce kez lanet olsun bana.Toprağın suya,yağmurun buluta,çaresiz bir insanın ölüme ihtiyaç duyduğu kadar muhtacım sana..Zaman acımasız ağırlığını koyuyor yine geceyle birlikte üzerime,sabaha milyon saat var sanki,ve gülüm; şu sevdiğin koca yüreğinin içinde bir ateş varki bedenimi nasıl yakıyor bilemezsin..Aynı duyguları paylaştığımızıda biliyorum ve bu yüzden kahroluyorum seni incittiğim için.Canım,bitanem,herşeyim; seni düşünüyorum,yüzünü ellerimde hissediyorum her an,gözlerim yaşlı ama hiç utanmıyorum senin için ağlamaktan.Hasretinle yaşıyor,hayalinle avunuyorum,hayallerimde sarıyorum seni,seni seviyorum..seni çok ama çok seviyorum..Ama seviyorum deyip giden birisi gibi değil.Ölümüne sevenler gibi..Benim gibi....Senin gibi...AFFET SEVGİLİM.
Çocuk gözler,sevgili gözler,kocaman hüzünlü gözler..Bir yüze,bir çift göze ancak bu kadar yakışırdı hüzün..Boş bırak bir yanını ben geleceğim nasılsa.Taş plaklardan kalma bir sevdayla oturacağım yanına..Ben geleceğim boş bırak bir yanını.Unutma..Bir yanından bir yanına sırılsıklam olacak avuçların.Şimdi sen uykudasın.Bir resmin var başucumda,gözlerindeki hüzün daha bir ortada daha bir uzun sarı saçların..Şimdi sen uyuyorsun.Senin gecelerin uzunsa benim sevgim upuzun.Seni çok özlüyorum.Buna hakkım var mı diye sormak bile saçma.Önce sordum ama ne hakla özlüyorsun sen onu diye..Sonra kızdım kendi kendime..Kendime bir kahve yaptım,pencerem açık,hava çok sıcak..Radyoda bir şarkı çalıyor yarısı hasret yarısı hicran,bütünüyle ayrılık kokan bir şarkı..Anılarını eskitmeyenlerin acıları çok olur,umutlarıda çok..Sana çok şey söylemek,belki yıllardır kimselere söylemediğim her şeyi sana söylemek istiyorum.Ah şimdi burada yanımda olsan ne iyi olurdu.Senin yanımda olman kadar hiçbir şey beni daha fazla heyecanlandırmazdı..VE BİLİYORMUSUN BEN SENİ ÇOK ÖZLEDİM...
Seni hep sevdim, araya ayrılık girsede,içimdeki umutlar erimeye başlasa da sevgim yanında olacak.Bazen sevgimi kıskanıyorum,o her zaman senleyken ben burda yalnız hayalinle yaşıyorum.Sevgimin mekanı hep sen olacaksın.Bunu unutma.Ayaz gecelerde yıldızlara bakıp seni düşünürken,hangisi senin kadar güzel diye kendime soruyorum. Hepsi senin kadar güzel ama hiçbiri bana verdiğin mutluluğu veremez.Seninle yaşadığım her günü ayrı dünyalarda saklıyorum.Seni unutmam mümkün mü?Yağmur getirmeyen ama güneşin görünmesine engel olan bulutlara benziyor ayrılıklar.Bütün bulutlar yağmuru getiremediği gibi bütün ayrılıklar da aşkları bitirmez.Bu ayrılıkta aşkımızı bitiremeyecek.Engel diye karşımıza çıkan acı gerçekleri umursadıkmı hiç.Gözyaşlarımızın akmasına neden olan duygulara inat hep mutlu olmaya çalışmadıkmı?Aşkımızmı hayata yenikdüştü? Sevgimiz mi bize ihanet etti? Dostluğumuz mu yalandı da haberimiz yoktu?Yoksa bizi sürükleyen heyacanımız mı ortadan kalktı?Seni hala çok sevdiğimi özlemekten hiç yorulmadığımı bilmeni isterim.Özlemek,ayrılığın kapattığı sevgi kapısını açan tek anahtar bebeğim.Seninle yaşadılarımdan hiç pişmanlık duymadım.Sevmek zor bir duygu olsa gerek.Bu zorluğa rağmen neden bu kadar çok tutuluyor sevmek?İnsanlar neden hep zoru seçer ,bizim yaptığımız gibi?İnsanlar sevmeyi başardıklarında bunun ödülüne aşk mı diyorlar?Sence biz sevmeyi başardık mı?Aşklar çabuk bittiğine göre,bizimki aşk değil, aşktanda üstün bir duygusal yaşayıştır.Gün gelirde bir parka otururken,geçmişin güzelliklerinde sen beni,ben de seni düşünüyorsam,bilki ne sen beni çıkartabilmişsin hayatından ne ben seni.Eğer sen beni eski günlerdeki kadar çok seviyorsan,sabah uyandığında kalbin duygularımı sana anlatacaktır. Sabahları seni uyandıran,yanından hiç ayrılmayan,geceleri sana " iyi geceler" diyen ve rüyalarında sana eşlik eden sevgimin yerinde olmayı isterdim.Seni uzaktan sevmek bazen çok zor geliyordu ama bunada razıydım.Sabah uyandığında,rüzgarın kulaklarına fısıldadığı "günaydın aşkım"sesi benim sesimdi.Ayrılık olduğunda sana olan sevgimi daha iyi anlıyorum.Aslında sana olan sevgimde zerre kadar azalma yok.Uzak ayrılıklar sevgileri daha da güçlendiriyor ama Bugünlerde kendime çok kızmaya başladım;"Madem onu unutmayacaktın niye ayrılık kararı aldın "Unutmak,yaşanılan bir duygu ise ben niye seni unutamıyorum?Unutanlar nasıl unutuyor?Ben mi seni çok sevdim,yoksa unutanlar mı hiç sevmemiş?İradem mi çok zayıf,sana olan sevgim mi çok?Bugünden geleceğe baktığımda seni hiç bir zaman unutmayacağımı düşünüyorum.Bunu zaman gösterecek.Aşık olup da kavuşamamak insana acı verebilir ama ayrılığın verdiği acının yanında hiçbir şeydir.Aşık insanın umudu büyük olur,ayrılığın umudu ise sönük bir ateş gibidir.Gecenin bu saatinde ikimizi sorgulayıp hangimizin suçlu olduğunu bulmak,bir çare olacak mı ayrılığımıza?Seni sevdiğim için"seni seviyorum"diye haykırmadım sevgi nedir bilmeyen insanlara.Mutluluğu yakalama şansını yitirmemen uğruna ayrılığı seçtim.Acı veren, zor bir karardı benim için.Gün gelir de bu kararımın mutluluğuna bir katkısı olacaksa,bilki ben hiç bir acıyı yaşamadım.Sevmek acı verir,sevmemek de.Sen hangisini yaşıyorsun şu an?Ben seni yaşıyorum birtanem.Bu kadar çok ayrılık yaşamak kader mi,şansızlık mı,yoksa ortak bir suçumuz mu?Belki bir süre görüşemeyeceğimizi biliyorum.Ne senin gururun ne de benimki buna izin vermeyecektir malesef.Ne düşünüyorsun şimdi?Bana kızgın mısın? Yoksa senin düşüncelerin de benimki gibi karmaşık mı?"Ay kadar uzaktın bana ama ay ışığında seni görüyordum.Hayal kadar uzaktın bana ama umutlarımda hep sen vardın.Mutluluk kadar uzaktın bana ama sevginle yaşıyordum."Bu duyguları artık sadece hatıralarımızda yaşatabiliriz.Keşke sana,"seni nasıl unutabilirim?"diye sorabilme cesaretim olsaydı.Birkaç kadeh içki içmek,bir an için seni unutmaya yetecekmi?Yada acılı arabesk şarkılarını,beni alıştırdığın o radyo kanalından dinlemek içimdeki acıyı dindirmeye yardımcı olacak mı?Bu günü seni düşünerek geçirirsem harap olurum.Ama seni düşünmeden geçen bir günü yaşamanın hayal olduğunuda biliyorum.Seni bir an içinde olsa üzdüğümü düşündükçe kendimden nefret ediyorum.Meçhulde kaybolmuş bir aşkın mahkumları olmak zorunda mıydık?Gururumuza yenik düşüp geri dönmeyebiliriz ama umudumuz yaşasın sonsuza kadar.Elbet birgün sevgimize hak ettiği değeri vereceğiz.Ben o günün umuduyla seni bekleyeceğim.Umutlar var oldukça yaşamak güzel sevginin kapısında.Resmine bakıp hayallere çok daldım.Sadece bana bakar gibi görünen gözlerine bakmaya hiç doyamadım.Elimdeki resminde konuşmuyorsun,bende sana bakarken konuşamıyor,kalplerimizin sesini dinlemekle yetiniyordum.Senden istediğim,bütün umudu sen olan benim için şarkılar söylemendir.Duyuldukça unutulmayanlara umut aşılasın.Seni bu güne kadar unutmadım,bundan sonrada unutacağımı sanmam.Sevgi dolu bir hayatı mutluluk içinde geçirmeni diliyorum,seni hatırlamayacağım bir hayatı yaşasam bile.. Aşka esir düştük yada sürüklendik sevginin arkasındanHiç yaşanmaması gereken bir yasak aşktan kurtulmak oyle zorki,insan doğru dürüst düşünemiyor,düşündükçe duyguların içine daha çok batıyor."Seni seviyorum" diyen birine "ben de seni seviyorum" demek kadar güzel bir an var mıdır?Bu güzel duyguyu neden yaşamak istemim?Yanlış zamanda tanıştık sevgilim.Hayatın acımasız kanunlarına bazen karşı koyamıyorsun.Yaşadıklarımızla yetinmek ve zamana güvenmek zorundayız.Aylardır sesini duymadan üst üste günler geçiriyorum. Ayrılık duvarı hala aramamızda bir sur gibi duruyor.Sensiz kaldığımdan beri yaptığım herşeyde bir mantıksızlık görüyorum.Mantıklı hareket etmek istiyorumama bunu başarmak için herhalde seni unutmam gerekecek.Seni hala unutamadığıma göre bir süre daha bu hayata katlatmak zorundayım.Ayrılık,sevgiye zarar vermedikçe,hala bir umut yaratılabilir...SENİ HEP SEVDİM SEVECEĞİM.
Seni sevdim,çok sevdim ve hala seviyorum...Araya ulaşılmaz olmayan uzaklıklar girsede,içimdeki umutlar erimeye başlasada, sevgim hep yanında olacak..Bazen sevgimi kıskanıyorum biliyormusun, neden demeyaa biliyorsun... O her zaman senleyken ben burda yalnız hayalinle yaşıyorum.Sesini duymak adına çile dolduruyorum sanki bilmiyorsun... Bu yazdığım son mektup değil biliyormusun küçük sevgilim...Sevgimin mekanı hep sen olacaksın bunu unutma......Ayaz gecelerde,sensiz gecelerde yıldızlara bakıp seni düşünürken,hangisi senin gibidir diye kendime soruyorum.Hepsi senin kadar güzel ama hiçbiri senin bana verdiğin mutluluğu vermiyor bebeğimyaa...Seninle yaşadığım her günü ayrı dünyalarda saklıyorum.Seni unutmam mümkün mü?Yağmur getirmeyen ama güneşin görünmesine engel olan bulutlara benziyor ayrılıklar biliyormusun...Bütün bulutlar yağmuru getiremediği gibi bütün ayrılıklar da aşkları bitirmez biliyormusun küçük sevgilim..Bu ayrılıkta aşkımızı bitiremeyecek...Engel diye karşımıza çıkan acı gerçekleri umursamıyalım ne olursun...Gözyaşlarımın akmasına neden olan duygulara inat hep mutlu olmaya çalıştım...?Aşkımızmı hayata yenikdüştü? Sevgimiz mi bize ihanet etti? Dostluğumuz mu yalandı da haberim bile olmadı..Yoksa bizi sürükleyen heyacanımızmı ortadan kalktı..? Seni hala çok sevdiğimi özlemekten hiç yorulmadığımı bilmeni isterim...Özlemek,ayrılığın kapattığı sevgi kapısını açan tek anahtar bebeğim.Seninle yaşadıklarımdan hiç pişmanlık duymadım...Sevmek zor bir duygu olsa gerek.Bu zorluğa rağmen neden bu kadar çok tutuluyor sevmek?İnsanlar neden hep zoru seçer ,bizim yaptığımız gibi?İnsanlar sevmeyi başardıklarında bunun ödülüne aşk diyorlar dimi bebeğim..?Sence biz sevmeyi başardık mı?.Gün gelirde o konuştuğumuz gibi bir deniz kenarında sahilde kumların üzerinde otururken,yada bir dağ başında minik bir kulübede ateş yanarken şömine olmasada köhne bir ocak başında otururken,geçmişin güzelliklerinde sen beni, ben de seni düşünüyorsam,bilki ne sen beni çıkartabilmişindir hayatından nede ben seni...Eğer sen beni eski günlerdeki kadar seviyorsan,sabah uyandığında kalbin duygularımı sana anlatacaktır. Sabahları seni uyandıran,yanından hiç ayrılmayan,geceleri sana " iyi geceler" diyen ve rüyalarında sana eşlik eden sevgimin yerinde olmayı isterdim.Seni uzaktan sevmek bazen çok zor geliyordu ama bunada razıydım.Sabahları uyandığında,rüzgarın kulaklarına fısıldıyacağı"günaydın aşkım"sesi yine hep benim sesim olacak bunu bil bitanem... Ayrılık olduğunda sana olan sevgimi daha iyi anlıyorum minik kuşum...Aslında sana olan sevgimde zerre kadar azalma yok...Uzak ayrılıklar sevgileri daha da güçlendiriyor ama İradem mi çok zayıf,sana olan sevgim mi çok?Bugünden geleceğe baktığımda seni hiç bir zaman unutmayacağımı düşünüyorum...Bunu zaman gösterecek..Aşık olup da kavuşamamak insana acı verebilir ama ayrılığın verdiği acının yanında hiçbir şeydir...Mutluluğu yakalama şansını yitirmemen uğruna ayrılığı seçtim...Acı veren, zor bir karardı benim için...Gün gelir de bu kararımın mutluluğuna bir katkısı olacaksa, bilki ben hiç bir acıyı yaşamadım.... Sevmek acı verir,sevmemek de...Sen hangisini yaşıyorsun şu an?.Yada ben neyi yaşıyorum bitanem?..Yada sen neyi yaşıyorsun bebeğim ?...Bu kadar çok ayrılık yaşamak kader mi,şansızlık mı,yoksa ortak bir suçmu?..Belki bir süre görüşemeyeceğimizi biliyorum...Ne senin gururun ne de benimki buna izin vermeyecektir malesef...Hoş ben gururumu ayaklar altına aldım ama senin gururun çok büyük biliyorum ama sana gurur meselesi yapacak birşeyde tanımadığım halde gurur meselesi yapmana hiç bir anlam veremediğimi bilmenide isterim...Ne düşünüyorsun şimdi?..Bana kızgınmısın?. Yoksa senin düşüncelerin de benimki gibi karmaşık mı..?"Ay kadar uzaktın bana ama ay ışığında seni görüyordum hep,hayal kadar uzaktın bana ama umutlarımda hep sen vardın.Mutluluk kadar uzaktın bana ama sevginle yaşıyordum... "Bu duyguları artık sadece hatıralarımda yaşatabilirim...Keşke sana,"seni nasıl unutabilirim?..."diye sorabilme cesaretim olsaydı.Birkaç kadeh içki içmek, bir an için seni unutmaya yetecekmi? Yada acılı arabesk şarkılarını dinlemek içimdeki acıyı dindirmeye yardımcı olacak mı?Bu günü seni düşünerek geçirirsem harap olurum..Ama seni düşünmeden geçen bir günü yaşamanın HAYAL olduğunuda biliyorum....Seni bir an içinde olsa üzdüğümü düşündükçe kendimden nefret ediyorum.Meçhulde kaybolmuş bir aşkın mahkumları olmak zorunda mıydık?.. Gururumuza yenik düşüp geri dönmeyebiliriz ama bebeğim umudumuz yaşasın sonsuza kadar......Elbet birgün sevgimize hak ettiği değeri vereceğiz...Ben o günün umuduyla seni bekleyeceğim......Umutlar var oldukça yaşamak güzel sevginin kapısında.....Beynimde kalan bikaç dakikalık görüntünle senli hayallere çok daldım....Sadece bana bakar gibi görünen gözlerine bakmaya hiç doyamadım....Elimde tutamadığım,olmıyan resminle konuşamıyor,kalplerimizin sesini dinlemekle yetiniyordum.Senden istediğim,bütün umudu sen olan benim için şarkılar söyle ne olur......Duyuldukça unutulmayanlara umut aşılasın.Seni bu güne kadar unutmadım,bundan sonrada unutacağımı sanmam...Sevgi dolu bir hayatı mutluluk içinde geçirmeni diliyorum, seni hatırlamayacağım bir hayatı yaşasam bile.. Aşka esir düştük yada sürüklendik sevginin arkasından...Hiç yaşanmaması gereken bir yasak aşktan kurtulmak oyle zorki,insan doğru dürüst düşünemiyor,düşündükçe duyguların içine daha çok batıyor..."Seni seviyorum" diyen birine "ben de seni seviyorum" demek kadar güzel bir an varmıdır?.. Bu güzel duyguyu neden yaşamak istemiimyaa..?Yanlış zamanda tanıştık sevgilim...Yanlış zaman diyorum yanlış anlama ne olursun, benim açımdan yanlış zaman hepsi bu bitanem.. Ama senide bu kadar etki altına alcağını bilseydim ölümüm üzerine tek kelime etmezdim sana...... Hayatın acımasız kanunlarına bazen karşı koyamıyorsun...Yaşadıklarımızla yetinmek ve zamana güvenmek zorundayız....Sesini duymadan üst üste günler geçiriyorum..Ayrılık duvarı hala aramamızda bir sur gibi duruyor... Sensiz kaldığımdan beri yaptığım herşeyde bir mantıksızlık görüyorum......Mantıklı hareket etmek istiyorum ama bunu başarmak için gücüm kalmadı artık... Ayrılık,sevgiye zarar vermediği müddetçe hala bir umut olduğunu hissediyorum bebeğim...SENİ SEVDİM HEP SEVECEĞİM.....Sensizlikti koparan beni bedenimden kendime dönemiyorum,uzatsan ellerini kopacak bedenimi saranzincirler.Hüzünleri bırakacağım gülüşünün geldiği yere,acılarımı gömeceğim bir bir ellerimi tuttuğun yerde.Saklı kokuların içime işlerken hayallerin avuçlarımda kalacak,sesini kulaklarımda saklıyacağım uzaklarda olsada yüreğin...Hadi uzat elini tutuver yüreğimi,umutların umutlarımla olsun,solmasın yeni açan çiçeklerin.. Biliyorum sende istiyorsun benim gibi, yüreğin yüreğimde eriyor sevgilim.Uzak düşlerimde yüreğin biliyorum,uzatıver ellerini sana ağlıyorum...Benim küçük sevgilim unutma beni,unutama beni,hele yokluğunla kahırdan öldürme beni,unutma ne olursun uzat ellerini...ölümüne parlayan ay,apansız yırtılan sular,bitmiyor içimdeki hiçbir acının öyküsü..Böylesine sevmek kimseninde harcı değilki.. Seni sensiz yaşamak, böyle kavuşamadan yaşamak..Dayanılmaz uzaklığın...Seni seviyorum bebeğim... Her anımı seni düşünerek geçiriyorum..Gözlerimi kapadığımda yanımda oluyorsun elele,saçlarını okşuyorum,teninin sıcaklığı huzur dolduruyor içimi... Hiç açmak istemiyorum bazen gözlerimi senli hülyalara dalmışken... Şarkılar...Artık hepsi seni anlatıyor,sanki hepsi bizim için yazılıp bestelenmişler.. Ahhh bebeğim kelimeler anlamsız geliyor sana olan duygularımı anlatmaya..Soğuk,yağmurlu vurdumduymaz bir gecenin ortasındayım.Ve artık gece yağan her yağmur ürkütüyor beni.. Yağmur değil belki yalnızlığımdı penceremi damla damla yalayan, odamı dolduran sensizlik.. Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık,hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani kimsesizlikti. Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir sevginin ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu bu yağan yağmur...Sensizlik yağmuruydu..ve..Yine yorganımı kafama boğulurcasına çekip,ana rahmindeki bir cenin gibi kıvrılıverdim yatağıma gözlerimi kapatıp.....Yine yağmur yağıyor, yine gece...... Ve sen bebeğim kollarımın arasından sıyrılıp kalkıyorsun yataktan.. Nereye gidiyorsun sevgilim?..Sadece sana sarılarak uyuduğumda nefes alabiliyorum. Seni kollarıma aldığımda, yüzümü masumiyetinin yurduna, o kimsesiz boynuna dayadığımda, kokunu kalbimle soluduğumda... Uykum benim cennetim. Çünkü cennet sadece ikimizin olabildiği bir yer benim için... Ne sana aşık insanlar,ne sevdiklerin, ne geçmişin, ne yarının...Uykumda sadece ikimiz varız. Aşkıma dar gelen sevgi sözcüklerine ihtiyacım yok orada. Sana sevgimi anlatmaya, ispat etmeyede ihtiyacım yok artık. Aşkımızın kokusuydu sana beni anlatan, sana seni anlatan.... Beni gerçekliğin o soğuk, o köpüklü dalgalarıyla yutan ve alıp alıp senden ötelere savuran hayatın dışındaki tek kaçış tünelimdi uykum....Önce kolunu çektin başımın altından, sonra sırtını döndün...Usulca sarıldım sana, seninle ya da sensiz geçen günlerin hasretiyle...Ardından yavaş yavaş kollarımın arasından sıyrıldın...Aylardır taşımaktan yorulmadığım hasretin, tenimden tenime akan o ateş,ağır geldi bedenime...Lütfen sarılma, dedin... Yatağın bir ucuna sığınmış bedeninden kovulmak, hayatından kovulmak gibiydi benim için. Sığındığım,soluk aldığım tek cennetten kovulmak gibiydi.. Beni uykumda terk etmen, gerçek hayatta terk edişinden bile ağır geldi biliyormusun......Seni kaybetme korkusu öyle işlemişki hücrelerime...Yataktan doğrulduğun anda bu korkuyla açıldı gözlerim. Bilinçaltım konuşdu benim yerime... Su içmek ya da tuvalete gitmek için kalktığın asla aklıma gelmedi. Gittiğini düşündüm yalnızca... O saatte evimizi terk edip,gidebileceğini sorgulamadan, sadece beni o sonsuz hiçlikte,o en masum rüyada,cennetimizde,uykumuzda bir başına bırakıp kaybolacağından korktum. Bana hep aynı soruyu sorduran sanki yüzyıllık bir korkuydu işte....Nereye gidiyorsun sevgilim? Beni yeniden hayatın içinde,gerçeklerin ortasında bir başına mı bırakıyorsun? Beni yeniden unutuluş sürgünlerine mi gönderiyorsun? Nereye gidiyorsun sevgilim? Oysa seni uyutmayan içindeki o yangınlı hesaplaşmaydı.... Gece iner, aşıklar, yüzler, bedenler, anılar kaybolurdu; sadece ikimiz kalırdık. Ve sen uykumda sevgimle hesaplaşmaya dalardın. Cennette cehennemi hatırlardın. Dönüp bakıyorum da, sanki yüzyıllar geçmiş aramızdan... Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar,korkular, yalnızlıklar, savrulmalar geçmiş.Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş... Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim. Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim. Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için yazdığın mektuplarca sevdim... Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından. Hayatımı öyle olduğu gibi bıraktım. ...Geldim. Bana destek olacak, sırtımı vereceğim bir aşk yoktu arkamda. Kendime yeni bir hayat kuracağım yalanını, kendim dahil, sen dahil herkese söyledim. Oysa tek istediğim seninle birlikte bir hayattı. Öyle cesaretsizdim ki karşında, ancak iddiasız bir sığınmacı olabildim hayatında. Hayatına iltica etmek isteyen bir yürek sürgünü...Bir aşk meczubu sadece...Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasızmış sevgili... Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş kimi zaman... Aşkıma kapalı bir kapının önüne bırakılmış yaralı bir kuş gibiyim... İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın...Karşılıksız,sessizce yaşanan bir aşk... Nasıl da hoyrattın bana karşı... Kalbinde değil miydim gerçekten? Neydik biz söylesene? senin neyindim ben sevgili?Can yoldaşınmı?Yol arkadaşın mı? Dostun mu? Sevgilin mi?...Yoksa bir çocuğun sıkıldığında kaldırıp atabileceği bir oyuncakmıydım gözünde?..Tanrı şahit,sözümüz,yeminlerimiz... Diz boyu berrak bir suyamı atılmıştı anahtarları kalbinin!! ve bir gün geldi unutuldum... Ve bu sorular birer birer bıçak gibi saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu... Unutuluş hepsinin acımasız cevabı oldu...Sonrası dipsiz bir karanlık...Sonrası çaresiz bir çıldırış...Hayata karışmamak için tek kalkanım,tek sığınağımdı aşkın ve sevgin. Tek silahımı yitirdim ve hayata teslim oldum.şimdi savruluyorum başka başka bedenlere, parçası olamadığım o kırık dökük öykülere... Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için. Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır...Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için... Seni unuttuğum yalanıyla hayatı kandırmaya çalışırken acımasız tokatlar iniyor yüzüme.. Sonrası dipsiz karanlık... Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş yıkımları... Sonrası kesif, karanlık ve rutubetli bir kuyu... Koskoca bir boşluk... Sonrası 'yalnızlık' kelimesine sığmayacak kadar derin bir yalnızlık... Seni, bir başkasıyla yaşadığın hayatına uzaktan bakarak, kalbimi kıskançlığın lanetli hırsına teslim ederek, kısıtlı zamanlarda, gizli saklı buluşmalarda, o doyumsuz kaçamaklarda sevmeyi de öğrendim... Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayıda öğrendim. Yağmurlu Anadolu gecelerinde tek başına yaşadığını söylerken sen ,o baştan ayağa sen olan dünyamda kaderimle kıyasıya yaşamayı da öğrendim sevgilim.Zamansız unutuluşumun ardından,seni paylaşmaya boyun eğmenin ve hep gizliliğin gölgesinde kalacak olmanın acısına büründüm... Ve sen beni gururlu olmakla suçlayan sevgili..Uykunda soluğunun bir başka soluğa karıştığını bilerek geçirdiğim sayısız gecelerde,gururumu parça parça bölüp aşkıma kurban verdim.O tarifsiz ağrıyı uyuşturmak için
ruhumdan,kimliğimden,onurumdan vazgeçtim.Her şeye rağmen direnebilmek için kendimden
vazgeçtim... Ruhumdan kendimi kovup, tüm hücrelerime sadece seni ve sevgini yerleştirdim. İşte o andan itibaren, sensizlik artık bensizlik oldu bitanem... Nasıl da telaşlı, nasıl da soluk soluğa yaşadık o kaçamak anları... Aşkımızın en karanlık, en gerçek, ama en yoğun anlarıymış onlar... Sensiz gecelerde yüreğimde biriken kıskançlığın, öfkenin, kırgınlığın ve hasretin hummalı karanlığı, sana kavuştuğum anlarda sevinçten çıldırmanın eşiğinde tarifsiz bir hazza dönüşüyordu... Nasılda ateşli,deli doluydu sanalda olsa sevişmelerimiz... Sana dokunmak,sanki bulutlara öpücükler kondurmak gibiydi.Huzurla huzursuzluk, hasret ve kavuşma, aşk ve öfke, merhamet ve acımasızlık, kırgınlık ve bağışlama her şey ama her şey
sevgimizin taşkın sularında birbirine karışırdı... İki kalbin bir ömre sığdırabileceği tüm duyguları biz o kısacık anlarda soluk soluğa yaşadık...Sonra birden hayatını değiştirdin. Yeniden özgürlüğüne kavuştun!!! Ve bu ilişki bir kez daha biçim değiştirdi...Aylardır bir savruluş halinde aramızdan akıp giden aşkımız, nihayet dingin,doygun ve emin bir sığınak buldu kendine. O savruk kelimeler bile koparamadı beni senden,artık hiçbir şey bu aşkı yıkamaz,sökemez içimden. İhanetlerin, unutuluşun, hayatın sınavından geçti benim aşkım,benim sevgim...Tam da birbirimizi hayattan çok uzakta, dokunulmaz bir boyutta sevdiğimize inanmaya başlamışken,dudaklarından dökülen o cümleler korkularımı yeniden uyandırdı, geçmişi zamandan koparıp aramıza soktu yeniden...Ah be sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz? Bulup bulup kaybetme oyunlarını çoktan tüketmedik mi? O dünyevi aşk oyunlarından, kıskandırmalardan, kaçamaklardan!..çoktan vazgeçmedik mi? Birbirimizi en ağır ihanetlerde sınamadık mı? Anlamadın mı artık,varlığım asla sana acı vermek için değil... Sadece seni sevmek için yaşadım ben!..Senin için bir ilişkide girilebilecek bütün kimliklere bürünmedim mi? Yüreğin bir başkasına kapılarını açtığında hayatından dışlanıp unuttuğun oldum bir anda...Başka hayatlarda,başka ilişkilerde seni unutmaya çalışırken, belki de aslında sadece seni ararken kıskançlıktan deliye döndüğün oldum... Kalbine geri dönmek istediğimde gururumun bütün gemilerini yaktım sen bilmesende...Vicdanın oldum senin...Merhametin oldum... Pişmanlığın oldum...Hazzın en sıradışı boyutlarını seninle paylaşan oldum... Arkadaşın oldum... Kardeşin oldum... Sevgilin oldum...Kölen oldum...En sonunda gururu ayaklar altında rezil birisi...Söylesene kaç kez biçim değiştirdi bu ilişki?.. Kaç kez kimlik değiştirdim seni sevebilmek uğruna...Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil... Sadece seni sevebilmek için yaşadım ben... Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi. Hala seni görecek olmanın kalp çarpıntılarıyla, yalnız senin için yaşıyorum... Seninle geçen zaman bir daha tekrarı olmayan, doğaçlama bir melodi gibiydi benim için... Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum. Öylece karşında oturup seni seyretmeyi,seninle sohbet etmeyi, sanalda olsa,hayalde olsa seninle birlikte uyumayı, yani paylaştığımız ne varsa hepsini bir daha asla okuyamayacağım bir şiiri kelime kelime içime sindirir gibi, soluk soluğa hissederek yaşıyorum... Öyle birikmişsin ki içimde... Seni yaşamakla tüketemem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil. İçime çektiğim her nefeste çoğalıyorsun...Şimdi varlığım her geçen dakika daha da daralan gizli bir çember örüyor etrafına...Her geçen gün biraz daha uzaklaşıyor,biraz daha kanıksıyorsun beni..O peşimi bırakmayan yaralı geçmiş aramıza korku duvarları örüyor... Hayatını tüm kalbimle kucakladığımı hissettiğim anda ansızın yüzünde beliren o gurur dalgası alıp seni benden çok uzaklara, derinlere, yalnızlık kuyularına sürüklüyor..Yeni isimler, yeni aşk öyküleri, başka yüzler, başka bedenlerle kaçış planları yaptığını görüyorum çaresizce...Gece ansızın beni uyandıran, kolunu başımın altından çeken,seni yatağın ucuna kadar götüren,uykunu bölüp ayağa kaldıran ve bana hep o aynı soruyu sorduran bu korkulardı biliyormusun... ""Sevgilim nereye gidiyorsun?.. "" Sevgilim nereye gidiyorsun?.. Orada ne var?..Benliğini kıstırdığın duvarların arkasında soğuk,uçsuz bucaksız bir yalnızlıktan başka ne var? Neden kaçıyorsun? Neden bu aşkı sonsuzluğa, ÖZGÜRlüğe, daha önce hiç yaşamadığın sınırsızlığa bir kapı olarak görmüyorsun? Ben senden gitme ihtimalini hiçbir zaman çalmaya yeltenmedim ki... Sevgim seni tüketmek için değildiki bebeğim, azda olsa hayata pırıltılı gözlerle bakmayı öğretmek içindi... Sevgim, kahrettiğin dünyanın yaşanılası bir yer olduğuna inanman, inanmamız içindi... Yüreğimizin çok derinlerinde yaşayan o iki masum çocuğun soluk alabilmesi için bir gökyüzüydü sevgim...Ben senin kanatlarını hiçbir zaman çalmadımki bitanemyaa...Öyle çok reddedilip, öyle çok unutuldumki senin tarafından...Sensiz kalmak yüreğimi ezen tek korku artık. Öyle ki hayatım yalnız bir korku halinde ayakta duruyor şimdi... Korkumu gerçeğe büründürdüğün anda yıkılıp gideceğimi biliyorum...Bu hayal kırıklığını yorgun bedenimin kaldırabileceğini ise hiçmi hiç sanmıyorum bitanem...Her şeyimi tükettim... Hayata tutunmak adına ne varsa her şeyi yaktım seni sevebilmek için..Tüm sabrımı, kendime ve insanlara olan güvenimi, sevginin hayatın tek harcı olduğuna olan inancımı... Artık senden başkasına verecek enerjim, sevgim ve hayatla hesaplaşacak bir benliğim kalmadı...Geriye dönüp sığınacak bir kendimde kalmadı... Şimdi varlığımın sana acı vermediğini hissediyorum... Gitmemi istiyorsun,Ve sonra yeniden gitmemi...Sensizliğin o dipsiz çukurunda önce kaybolup,sonra yeniden gün ışığına çıkıyorum. Sevgimi, yokluğumu hissettiğin yerde bulmak istiyorsun. Aşkımın benliğini ve hayatını ele geçirmesinden duyduğun o sebepsiz korkuyu yenmek için, bana seninleyken tekrarı olmayan bir şiiri hatırlatan zamanın,sana benimleyken gösterdiği tüketici yüzünü yok etmek için oynadığın bir oyun bu belki de... Beni kalbinin sürgünlerine yolluyorsun....Korkuyu beklemenin telaşı korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor musun bebeğim?... İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle bırakıyorum kaderimi... Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni sevmekten değil bunu bil...Sana veda etmeden kayboluşa karışmamda aslında sadece bunun için...Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgilim...Madem ki yokluğumla daha mutlusun,o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun....
|