|
NOT:Bildiğiniz ilginç bilgileri sayfanın en altındaki e-mail adresine adınızı soyadınızı ve e-mail adresinizi ekleyerek gönderebilirsiniz.Ayrıca HAFTANIN İLGİNCİYLE bu sayfamız büyüyecektir.
|
|
Çinliler yiyeceklerini niçin çubukla yerler?
Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.
İnsanlar niçin içki kadehlerini tokuştururlar?
Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
Deterjansız Çamaşır Makinesi
Japonya'nın elektrikli ev aletleri üreten ünlü firması Sanyo, dünyanın ilk, deterjan kullanmayan çamaşır makinesini ürettiğini açıkladı. Denkaisui adı verilen makineyi 'çevre dostu'sözleriyle de tanımlayan Sanyo, zor kirler için deterjan önermeyi de ihmal etmedi.
Japonya'da piyasaya sürülen çamaşır makinesi, çamaşırdaki kirleri temizlemek için toz ya da sıvı deterjana ihtiyaç duymuyor. Temizlik maddeleri yerine ultrasonik (ses üstü) dalgalar ve elektroliz yöntemini kullanıyor. Yıkama sürecinde önce ultrasonik dalgaların ürettiği baloncuklarla, kumaş lifleri arasındaki kir partikülleri dövülerek yumuşatılıyor. Ardından elektroliz yoluyla ayrıştırılan sudan açığa çıkan oksijen ve sülfitklorür asit, kiri temizliyor.
-*Tahminlere göre yeryüzündeki milyonlarca ağaç sincapların gömerek sakladıkları, sonra da unuttukları kozalak türü ağaç tohumlarından kazara yetiştiğini.
-*Ernest Vincent Wright'ın yazdığı "Gadsby" adlı 50,000 den fazla kelimelik romandaki hiç bir kelimede E harfi bulunmadığını.
-*ABD de her 45 saniyede bir bir evde yangın çıktığını.
-*Güneş Dünyadan 330,330 kat daha büyük olduğunu.
-*Bir köstebek sadece bir gecede 90 m tünel kazabildiğini.
-*Eski Mısırlılar taştan yapılmış yastıklarda uyuduklarını.
-*Bir hipopotam ağzını açarsa 120 cm boyunda bir insan onun içine rahatça sığabileceğini.
-*Dünyada her yıl 50,000 den fazla deprem olduğunu.
-*Kedi ve köpeklerin de insanlar gibi solak ya da sağlak olduğunu.
-*Bir zarın herhangi bir yüzü ile onun tam arka yüzündeki rakamların toplamı daima 7 olduğunu.
-*İnsanların parmak izinden, köpeklerin burun izinden tanındığını.
-*Boğalar renk körüdür, bundan dolayı matadorun elindeki beze saldırırlar, rengi ne olursa olsun.
-*Elmaların sabahları insanları uyanık tutmak için en verimli kafein kaynağı olduğunu.
-*Sıkı çalışan bir erişkin günde 15 litreye yakın terler. Bu terin çoğu insan daha farketmeden buharlaştığını.
-*Ortalama bir buzdağının 20,000,000 ton geldiğini.
-*Zehirli oklu kurbağada 2,200 insanı öldürebilecek kadar zehir bulunduğunu.
-*Kibrit kutusu büyüklüğündeki altın külçesin yufka gibi açılarak bir tenis kortu büyüklüğüne kadar yırtılmadan uzatılabildiğini.
-*İnsan ömrünün yıl olarak değilde kalp atış sayısına göre verildiğini. Bu yüzden hızlı bir yaşamın insan ömrünü azalttığını
-*Bir sigaranın ucundaki ateşin 9000 santigrat derece olduğunu (ki bu cehennem ateşiyle aynı değerdir).
-*Karasinekler hakkında da bir şey var, ama sanırım hoşlanmazsınız, çünkü tam "ben Sinek filmini bile midem bulanmadan seyrettim," diyenler için:
After eating, a housefly regurgitates its food and then eats it again!
-*Noel Baba'nın geyiklerinin adlarının: Dasher, Dancer, Prancer, Vixen, Comet, Cupid, Donder, Blitzen ve Kırmızı Burunlu Rudolph olduğunu
-*Pamuk Prenses'in 7 cücesinin adlarının: Happy, Grumpy, Sneezy, Doc, Dopey, Sleepy ve Bashful olduğunu
-*Dünya üzerinde barkodla satışa sunulan ilk ürün Wrigley's sakızları.
-*Tavuğun ne renk yumurtlayacağını kulak memelerinin rengine bakarak anlamak mümkün. Eğer kulak memeleri beyazsa yumurtası beyaz, kırmızıysa yumurtası kahverengi oluyor.
-*
10'uncu yüzyılda İran'ın veziriazamı olan Abdul Kasım İsmail, kitaplarına çok düşkün bir adammış.Bu sıradan bir düşkünlük değil.117000 cilt kitaptan oluşan kütüphanesini nereye giderse yanında götürüyormuş. Bu iş için develeri kullanıyormuş. Özel eğitimli 400 deve, alfabetik olarak sıralanarak vezirin kitaplarını taşıyorlarmış.
-*
Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru'na ulaşması tam bir saat alıyor.
-*
Dünyanın en büyük çanı 1733'te Kremlin'de yapılan Çar Kolokol Çanı.Ancak 216 ton ağırlığındaki bu çan, bugüne kadar hiç çalmadı. Nedeni de gerçek bir karamizah örneği olarak görülebilir.Çanın saklandığı yerde yangın çıkınca, akıllı bir arkadaş yangını suyla söndürmeye karar veriyor.İyice ısınmış olan çan, üzerine su dökülünce çatlıyor ve kullanılmaz hale geliyor.
-*İnsan asla gözleri açıkken hapşıramaz.
-*Dart oyununda kullanınlan hedef tahtaları, at kılından üretiliyor.
-*İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'liler, yarasaları bomba ikmali için kullanmayı denemişler.
-*Karideslerin kalpleri kafalarında.
-*Spiral merdivenler, şövalyeler düşünülerek tasarlanmış. Böylece şövalye sol eliyle trabzana tutunurken, sağ eliyle de dövüşerek yukarı tırmanabiliyormuş. Zaten solaklar lanetli olarak görüldüklerinden, şövalye olamıyorlardı.
-*Heliogabalus, 204'den 222'ye kadar ülkesini yöneten Roma imparatorudur. En büyük özelliği ise ölümünün, tuvaletinde otururken olmasıydı.
Uzaydan görülebilen tek insan yapımı olan şey Çin Seddi.
-*Deniz yıldızının beyni yoktur.
-*Pi sayısının 1 milyarıncı rakamı 9.
-*İnsanlar hayatlarının yaklaşık üçte birini uyuyarak harcıyorlar.
-*Sabah insanı uyandırmakta elma kafeinden daha etkili.
-*Timsahlar geriye doğru hareket edemez.
-*Flamingolar sadece kafaları tersken yemek yiyebilir.
-*Beynimizin yüzde 80'i su.
-*Şimdiye kadar yapılan en büyük elmalı pay 40 x 23 feet boyutlarındaydı.
-*Uzay Yolu hastalarının %10'u 5 yılda bir gerekse de gerekmese de gözlüklerini değiştiriyor.
-*Ulusal pi sayısı günü 14 Mart.
-*Neil Armstrong aya önce sol ayağıyla bastı.
Günde bir paket sigara içen bir insan yaklaşık her on yılda iki dişini kaybedecektir.
-*Eski yerli Amerikalılar aslında hiç hindi yemezmiş, çünkü bu kadar yavaş bir hayvanı öldürmek tembellik göstergesiymiş.
-*Ortalama boyutlardaki bir tuğlanın yüzey alanı 79 cm².
-*Benjamin Franklin, Philadelphia'da, 141. Market Sokağı'nda yaşamış.
-*Şemsiye ilk kez 1740'da Connecticut'ta kullanılmış.
-*İçinde McDonald's olmayan tek eyalet başkenti Montpellier Vermont.
-*İlk müzik CD'si ABD'de 1984'te çıkmış. İlk satılan müzik CD'si Bruce Springsteen'in "Born in the USA" albümüymüş.
-*Hapşırdığınızda, vücudunuzdaki bütün fonksiyonlar duruyor, kalbiniz bile! Hapşırıklar saatte 100 milden bile hızlı gidebiliyor.
-*Deriniz en ağır organınız.
-*Nüfusun sadece yüzde yedisi solak.
-*Her dakika 40 insan köpek ısırması yüzünden hastanelik oluyor.
-*Kedilerin yüzden fazla vokal sesi var, köpeklerin ise sadece on.
-*Gözlerimiz hiç gelişmez, kulak ve burunlarımızın gelişmesi de hiç durmaz.
-*Kraliçe Elizabeth Shakespeare ile iyi arkadaştı.
-*Sadece her iki milyar insandan biri 116 yıldan fazla yaşayabiliyor.
-*İnsan vücudunda 60000 mil uzunluğunda kılcal damar var.
-*Orijinal Ford araçlarında Dodge marka motorlar vardı.
-*Brachiosaurus'ların kalbi bir kamyonet büyüklüğündeydi.
-*Sümerliler karaciğerin kan ürettiğini, kalbin de düşünce merkezi olduğunu sanıyorlardı.
-*Dünyada yaklaşık 1,202,920,000 kuzu var.
-*Dünyada yaklaşık 94,266,000 keçi var.
-*Dünyada yaklaşık 857,099,000 domuz var.
-*Dünyada yaklaşık 19,627,000 deve var.
-*Dünyada bilinen en uzun ömürlü deve, 35 yıl 5 ay yaşamış.
-*50 yaşını geçmiş bir insan ömrünün ortalama 1 yılını kayıp birşey aramakla geçirmiş oluyor.
1. Insan kalbi, kani pompaladiginda yarattigi basinc ile kani 10 metre uzaga firlatabilir. (Tanrim!)
2. Bir domuzun orgazmi 30 dakika surer.(Bir dahaki yasaminda domuz olmak isteyen çok olabilir !!!!)
3. Basinizi surekli olarak bir duvara vurarak saatte 150 kalori harciyabilirsiniz. (Halen domuzun yaptigi ise inanamiyorum!!!)
4. Bir karinca agirliginin 50 kati agirligi kaldirabilir, 30 kati agirligi cekebilir ve zehirlendiginde her zaman sag tarafina dogru duser. (nasil tespit etmisler inanin cok merak ediyorum)
5. Bir hamambocegi 9 gun basi koparilmis olarak, acliktan olene kadar, yasayabilir (Yorum yapmayacam, igrenc cünkü.)
6. Bazi arslanlar gunde 50 defa ciftlesebilirler. (Domuzun durumu daha iyi sanki !!)
7. Sicrayamayan (ziplayamayan) tek hayvan fildir. (Bu, iyi bir haber!)
8. Devekusunun gozu beyninden daha buyuktur. (Boyle insanlar taniyorum!)
9. Deniz yildizinin beyni yoktur. (Boyle olan insanlar da taniyorum!)
10. Kutup ayilari solaktir. (Kim bilebilirdi? Acaba nasil buldular, ellerine kalem mi verdiler?)
11. Zevk icin sevisen yaratiklar sadece insanlar ve yunuslardir (E peki domuz,o ne oluyor?)
Sıvı Pil Üretildi
Elektronik cihazlara güç veren piller giderek küçülürken, İsrail de Power Paper adlı bir firma; kağıda, plastiğe ya da diğer esnek malzemeye doğrudan basılabilecek bir pil ürettiğini açıkladı.
Power Paper tarafından üretilen pil, sıradan alkalin pillere benzer bir şekilde enerji üretiyor. Pilin özelliği ise mürekkep kıvamında bir sıvılıkta olması. Power Paper ın ürettiği pilde kullanılan kimyasallar, geleneksel olarak pil üretiminde kullanılan çinko ve manganez dioksitten oluşuyor.
Şirketin kurucularından ve yöneticilerinden Baruch Levanon a göre yeni pili farklı kılan, kullanılan kimyasallar değil, bu malzemelerin kullanım oranları. Levanon, Power Paper tarafından geliştirilen kombinasyonun bilgisayar yazılarında kullanılan mürekkep gibi batarya maddesi oluşturduğunu, Coca Cola nın gizli formülü gibi gizli tuttukları bu formülün, geleneksel pil elektrolitlerinin aksine çevreye zarar vermediğini ve bu nedenle metal bir kap içerisinde bulunması gerekmediğini söylüyor.
Bu gelişmelerin bir adım ötesi ise, yeni mürekkebimsi pilin, matbaada basılabilen her türlü malzemenin üzerine basılabiliyor olması. Standart baskı metodlarını kullanarak, Power Paper maddesi, kağıt plastik ve diğer pek çok maddeye basılabiliyor; kağıt üzerine basıldığında ortaya çıkan pil, yarım milimetre kalınlığında oluyor. Bu karton süt kutularında kullanılan kalınlığa eşit.
Levanon, ürettikleri pillerin yaklaşık 1.5 volt gücünde olduğunu belirtiyor. Bu güç, geleneksel piller tarafından üretilen güce eşit. Ancak pil oldukça ince olduğu için pilin ne kadar dayanacağı basıldığı alanla orantılı. Power Paper ile standart bir kalem pile eşit bir güç üretmek için 30 santimetreye 30 santimetre büyüklüğünde kare bir alana basılması gerekiyor.
Levanon, alan genişledikçe oldukça büyük güçlere ulaşabildiklerini ancak Power Paper pilinin temel olarak orta ve düşük güç gereksinimi olan ürünler için tasarlandığını söylüyor.
Cep telefonları ve laptoplarda kullanımı daha uzak gelecekte mümkün görünen mürekkep pilin ilk kullanılabileceği alanlar doğrudan basılabileceği akıllı kartlar olarak görülüyor. Üzerinde mikro işlemci bulunan bu kartlar, plastikten yapılıyor ve kart üzerindeki bilgiye ulaşmak için kart okuyuculara takılması gerekiyor. Ancak mürekkep pil sayesinde akıllı kart üreticileri, üzerinde küçük de olsa kendi ekranı olan ve kullanıcıların kart bilgilerini her an görebilecekleri kartlar yaratabilecekler.
Mürekkep pilin kullanılabileceği diğer alanlardan biri de havaalanları. Gerek bavullarda bulunan etiketler, gerekse uçak biletleri, gücünü mürekkep pilden alan mikro radyo vericileri ile donatılabilir. Bu vericiler, etikette ve bilette yolcu bilgisini bulundurup, ikisinin de hangi noktalarda olduğunu belirleyebilir.
Ancak bütün bunların gerçekleşmesi için teknolojinin biraz daha gelişmesi ve hepsinden önemlisi bu buluşun ticari bir ürün haline gelebilmesi için üretim maliyetlerinin düşmesi gerekiyor. Şu anda mürekkep pilin santimetrekaresi 2.5 sente mal oluyor. Ancak şirket yetkilileri, büyük matbaaların işbirliğine gitmesi durumunda maliyetlerin yarıya düşeceğini belirtiyorlar.
Bu arada Power Paper, Hong Kong da kurduğu şubesi Thinergy Ltd. Şirketi'nde, şirketin pil tasarımını kullanarak kağıt bazlı ürünler üzerinde çalışıyor. Levanon, bu ürünlere örnek vermek gerekirse, gelecek yılın başından itibaren Thinergy üretimi mürekkep pille donatılmış müzikli tebrik kartlarının üretilebileceğini söylüyor.
|
|
|
Dünyanın en çok söylenen şarkısı hangisidir?
Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır
Dünya'nın en küçük robotu üretildi!
Madeni bir paranın yüzeyine sığabilen mini robot, arama kurtarma çalışmaları için ideal yardımcı olarak görülüyor. Amerikalı bilim adamları,dünyanın en küçük robotunu geliştirdi. 28 gram ağırlığında, 8 cm³ boyundaki robot, küçük bir madeni paranın yüzeyine sığabiliyor.
Sandia Ulusal Laboratuarı tarafından geliştirilen tekerlekli robot, 8K ROM işlemciye sahip. Sadece 28 gram ağırlığında olan minik robotun boyutu ise 8 cm³. Kamera, mikrofon ve micro-alıcılarla donatılabilen robotun, kara mayınlarının temizlenmesi ve arama-kurtarma çalışmaları için ideal olduğu düşünülüyor.
Sandia Ulusal Laboratuarı mühendisleri geliştirdikleri robot için Bu geleceğin robotu olabilir diyor. Yeni robot, böcekler gibi gruplar halinde çeşitli arama görevlerine çıkarak, çok ufak deliklerden bile geçebilecek. Görev sırasında merkezle sürekli iletişim halinde olan robot, deliklerin yanı sıra, kimyasal sızıntı gibi sorunların çözümü için borularda da dolaşabilecek.
Araştırmacılar, bu robotlardan ne kadar çok kullanılırsa, aranılan şeyi bulmanın da o kadar kolaylaşacağını söylüyor. Robotlardan, arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra, askeri ve ekonomik amaçlı istihbarat alanında da yararlanılabilecek.
Minik robotu geliştiren laboratuar, dünyanın en hızlı silahını da geliştirmiş. Söz konusu silah, mermiyi tüfeğe oranla 20 kat daha hızlı fırlatıyor.
Yarı Canlı Çipler
Beyin ölümü gerçekleşmiş bir hastadan alınan beden, kimin işine yarayacak? Tabii ki ilk adaylar, boyundan aşağısı felçli hastalar. Doktorlar kafa naklinin, hastanın ömrünü uzatacağı düşüncesinde. Çünkü felçli hastalar çoğu kez, birden çok organın işlevini yitirmesiyle normalden erken ölüyorlar.
Bu ameliyattan canlı çıkan hastaların, yeni vücutlarıyla atlayıp zıplamaları, hatta yürümeleri, bugünün teknolojisiyle olanaksız. Ancak bilim adamları, kesik omuriliklerin onarılması yönteminin 21. yüzyılda bulunacağına inanıyorlar. Üstelik anlaşılan fazla da beklemeyecekler.
ABD'nin Ohio Eyaleti Cleveland Kenti'ndeki Case Western Reserve Üniversitesi araştırmacılarından P. Hunter Peckham ve ekibi, ön kol ve el üzerindeki değişik kaslara yerleştirilmiş sekiz elektrot aracılığıyla, elleri ve ayakları felçli (quadriplegic) hastalara, elle kavrama yetisi kazandırmayı başardılar.
Piyasaya sürülen düzenekle hastalar, çaprazdaki omuzlarını, öne arkaya oynatarak ellerini kontrol edebiliyorlar. Omuz hareketi, bedene yerleştirilmiş algılayıcılarla, köprücük kemiğinin hemen altına yerleştirilmiş bir işlemciye iletiliyor ve o da elektrik sinyalleri üreten bir başka aygıtı harekete geçirerek, uyarıları kaslardaki elektrotlara iletiyor.
Peckham ve arkadaşları şimdi daha çok elektrot içeren bir düzenekle ellere ve ön kollara daha etkin bir motor kontrol yeteneği kazandırmaya çalışıyorlar. Aynı ekip, asıl hedefleri olan sinirsel protezler yoluyla felçli hastaları ayağa kaldırma, hatta yürütme yolunda da büyük ilerleme kaydettiğini bildiriyor.
Çok daha iddialı bir hedef, omurilik kesiklerinin yarı-canlı çipler aracılığıyla köprülenmesi. Amerikan Kimya Derneği'nin, mart ayı içinde, California'nın Anaheim Kasabası'nda yaptıkları toplantıda bazı araştırma grupları, temel önemdeki bir teknoloji geliştirmek üzere olduklarını açıkladılar.
Yapılan şu: Transistör ya da başka bazı mikroelektronik aygıtlar üzerinde basit bir sinir hücreleri (nöron) ağı oluşturuluyor. Elektronik aygıtlar da hem üzerlerindeki canlı hücrelerle ilinti kuruyor hem de bunların kendi aralarındaki haberleşmeyi dinleyebiliyorlar. Bu ağlar şimdilik yalnızca dikdörtgen ya da başka biçimli bir devre modelinde birleştirilmiş birkaç hücreden ibaret.
Bu durumlarıyla henüz bir cep kalkülatörünün basit işlemlerini bile yapabilmekten çok uzaktalar. Ama bu halleriyle bile araştırmacıların hayal güçlerini ateşlemişler. Daha şimdiden "melez" bilgisayarlardan, protezlerden ve duyu aygıtlarından sözediliyor.
George Washington Üniversitesi kimyacılarından James Hickman, "aslında araç-gereç yapmayı tasarlayabileceğimiz noktaya hayli yaklaştık" diyor.
Sinir uzmanları, iğnemsi elektrotlar kullanarak tek tek nöronların ne zaman, ne biçimde ve hangi etkiyle ateşlendiklerini on yıllar süren gözlemlerden sonra az çok anlayabilmişlerdi. Ancak bunların oluşturduğu ağları izlemekte çok daha daha az başarılıydılar. Gerçi daha karmaşık izleme teknikleri, örneğin elektrot dizeleri geliştirildi.
Ancak Almanya'nın Martinsried Kasabası'ndaki Max Planck Biyokimya Enstitüsü araştırmacılarından Peter Fromherz, "alınan verilerin ne anlama geldiğini çıkarmak güç" diyor. Aynı araştırmacıya göre komşu nöronlar arasındaki bağlantı ağları öylesine karmaşık ki, hangi hücrenin hangi sinyale yanıt verdiğini anlamak neredeyse olanaksız. Oysa temelden başlayarak bu ağları, nöronları teker teker birbirinin üzerine koyarak kurmak ve bunlarla mikroelektronik aracılığıyla ilişki kurmak, bu karmaşadan kurtulabilmek için bir yol olabilir.
1991 yılında Fromherz ve ekibi, bir sülük nöronunu, kendisinin faaliyetini izleyen bir silikon temelli "alan etki transistörü" (field effect transistor = FET) üzerine yerleştirmeyi başarmışlar. 1995 yılındaysa aynı ekip, elektrik yükü sağlayan bir kondansatörün, üzerine yerleştirilmiş bir nöronun ateşlenmesini sağlayacak küçük bir elektrik şoku yaratabileceğini kanıtladı.
Şimdiyse araştırmacılar, daha karmaşık sistemlere yönelmiş bulunuyorlar. Yaptıkları, bir cam ya da silikon yüzey üzerine ince şeritler gibi serilmiş bir hücre dostu madde üzerinde basit devre örüntüleri biçiminde hücre grupları geliştirmek.
İlk deneylerde, aralarında Hickman'ın ekibinin de bulunduğu bazı araştırma grupları, hücreleri, mikroelektronik dinleme cihazları bulunmayan cam yüzeyler üzerinde örüntülemeyi başardı. Toplantıda Hickman, ekibinin, bilgisayar çipleri yapımında kullanılan türünden basit litografi teknikleri kullanarak bir "nöron devresi" gerçekleştirdiğini açıkladı. Ekip bu tekniği uygulayarak önce kimyasal bir çerçeve oluşturmuş, daha sonra da farelerin beyninden alınan hippokampus nöronlarını bu çerçeve üzerine dörtgen bir devre oluşturacak biçimde yerleştirmiş.
Araştırmacılar işe önce cam bir yüzeyi, bir molekül kalınlığında bir tabaka halinde DETA adlı nöron-dostu organik bir maddeyle kaplamışlar. Daha sonra bu yüzey üzerine, ince telden metal bir maskeden geçirerek morötesi ışık düşürmüşler. Maskeyi geçip yüzeye vurduğu yerlerde ışık, DETA'yı kazıyıp hidroksil gruplarından oluşan artıklar bırakmış. Maskeyle korunan yerlerde ise DETA sağlam kalmış.
Araştırmacılar bunun ardından hidroksil artıklara, nörönları iten, teflon benzeri bir madde eklemişler. Böylece, dörtgen biçiminde bir DETA çerçeve oluşturmuşlar. Daha sonra camın üstüne içinde nöronların geliştirildiği bir kültür maddesi döktüklerinde bir çift hücrenin DETA'ya taşındığını, bunun ardından çerçeve boyunca akson denen ipliksi bağlar uzattıklarını ve sonunda birbirleriyle bağlandıklarını gözlemlemişler.
Hickman'ın ekibi nöronların birbirleriyle sinaptik iletişim içinde bulunduklarını da göstermiş. Araştırmacılar önce bir iğne elektrotla hücrelerden birini uyararak ateşlenmesini sağlamışlar. Hemen ardından da algılayıcıyla komşu hücrenin de ateşlendiğini belirlemişler. Hickman, "bu demektir ki, artık basit yapılar kurup, hücrelerin bağlanışını denetleyebileceğiz" diyor. Araştırmacıya göre bundan sonraki adım, bu sinirsel devreleri gerçek mikroelektrik araçlar üzerinde kurmak.
Başka araştırmacılar, daha şimdiden bu kapıyı zorlar görünüyorlar ve nöron ağları oluşturmak için mikrokontakt baskı denen bir teknik kullanıyorlar. Harvard Üniversitesi'nde George Whitesides ve ekibince geliştirilen bu teknik, bir silikon "bisküvi" ya da başka bir katı materyal üzerine geleneksel litografi (taş baskı) yöntemiyle mikroskopik şekiller çizilmesi temeline dayanıyor.
Üzerine istenen örüntü çizilen bisküvi, bir tür lastik mühür için kalıp olarak kullanılıyor. Araştırma ekipleri, bu mühürlerin üzerine "mürekkep" olarak hücre dostu bileşikler sürerek, çeşitli yüzeylere basmışlar; böylelikle, hücrelerin gelişmesini yönlendiren çerçeveler elde etmişler.
Ancak araştrırmacılar, canlı devrelerin tedavide kullanılmasının bugünden yarına gerçekleşecek bir şey olmadığını vurguluyorlar. Önemli sorunlardan biri, kendi başlarına kültürlenen nöronların ancak bir ay yaşayabilmesi. Ancak Hickham, Virginia Üniversitesi araştırmacılarının, glial adlı destek hücreleriyle birlikte kütürlenmeleri halinde nöronların bir yıl dayandıklarını belirtiyor.
Hickman, "biz şimdi elektronikçilerin ilk transistörlerle 50 yıl önce bulundukları yerdeyiz" diyor "Ama o zaman da kimse bir kişisel bilgisayar yapabilmeyi hayal bile edemezdi" diyor.
GÜZEL VE İLGİNÇ BİLGİLER....!!!
1. Suudi Arabistan'da bir kadın kocasına kahve yapmazsa bu boşanma nedenidir.
2. Bir köpekbalığı 100 milyon damla deniz suyu içindeki bir damla kanı hissedebilir.
3. Bır fare bir deveye oranla daha uzun sure susuzluğa dayanabilir.
4. insan midesi 2 haftada bir iç zarını yenilemek zorundadır aksi halde kendi kendini sindirir.
5. i harfinin üzerindeki noktaya ingilizler "Dedikodu" derler.
6. Bir bardak taze şampanyanın içine bir kuru üzüm atarsanız üzüm asansör gibi bardağın altından üstüne üstünden altına sürekli dolaşır.
7. Eğer ağzımıza attığımız bir şeye tükürüğümüz değmese onun tadını anlayamayız.
8. Erkek Peygamber Devesi dişinin kokusunu 7 mil öteden duyabilir.
9. George Washington evinin bahçesinde marijuana yetiştirirdi.
10. Zürafa kulağını 53 santim uzunluğundaki dili ile temizler.
11. Lübnan'da dişi bır hayvanla cinsel ilişkiye girmek serbesttir ama erkek hayvanla yasaktır.
12. Mc Donalds'ın karının % 40'ı çocuk menüsü satışından gelir.
13. Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.
14. Tarihi fılm Ben Hur'da çekim ekibinin farketmediği kırmızı bir otomobil görünür.
15. Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.
16. Hergün doğan çocukların ortalama 12'si yanlış anne babaya verilmektedir.
17. Kağıt para sanıldığı gibi kağıttan değil pamuktan yapılır.1950'den önce kenevir, ağaç kabuğu ve marijuana yaprağı kullanılarak yapılırdı.
18. Çikolatanın köpekleri öldürdüğü doğrudur. Onların kalbine ve sinir sistemine zarar verir. Yarım kilo kadar çıkolata küçük bir köpeği öldürebilir.
19. Birçok ruj çeşidi balık pulu içerir.
20. Katil balinalar köpek balıklarının midesine alttan torpil gibi vurarak onları öldürür.
21. Donald Duck çizgi fılmleri Finlandiya'da yasaklanmıştır. Nedeni kahramanların don giymemesidir.
22. Ketçap 1830'lu yıllarda ilaç olarak satılırdı.
-*Yaser Arafat bir çizgi film hastası.
-*Tonsurphobia, saç kesilmekten korkma anlamına geliyor.
-*Kedilerin %78'i sahipleri olmadan seyahat etmiyor.
-*Otellerin %44'ü hayvanların odalarına sokulmasına izin veriyor.
-*Pi sayısının 29,249. rakamı 7.
-*Montreal yaz olimpiyatlarının açılış günü hava 21 dereceydi.
-*Li Hung-chang, Chop Suey'in babası.
-*Bogani, Güney Afrika'da yaşayan, kansere yakalanmış bir cheetah.
-*Bir insan ömrü boyunca ortalama 8000 galon su içiyor.
-*Her yıl 40000 ABD'li tuvaletler yüzünden fiziksel sorunlar yaşıyor.
-*Devekuşları, serin kalmak için, bacaklarına işerler.
-*Daha sonra bu sıvı ter gibi buharlaşır.
-*8 Ağustos'la başlayan hafta, Ulusal Turşu Haftası'dır.
-*Tokyo Olimpiyatı'ndaki olimpik bayrak 1520.825 cm uzunluğundaydı.
-*Amerikalılar'ın üçte biri tuvalette hâlâ otururken sifonu çekiyor.
-*Kaliforniya'da banyodayken portakal yemek yasak.
-*Bir web sayfasında ortalama 500 kelime var.
-*Einstein Amerikan vatandaşlığına kabul töreninde ayağına çorap giymemişti.
-*Bir devekuşunun gözü beyninden daha büyük.
-*Bir kaş ortalama 450 tüyden oluşuyor.
-*9 Mart, lüzumsuz bilgiler günü.
-*Hamsterlar gözlerini kırpmaz.
-*-Michael Jordan saçını Salı ve Cuma günleri tıraş ediyor.
-*Zeki insanların saçında daha çok zink var.
-*Arnold Schonberg'de triskaidecaphobia hastalığı vardı (13 rakamı fobisi). Bir 13 Cuma'da, geceyarısından 13 dakika önce vefat etti.
-*Limonda portakaldan daha çok şeker var.
*-Amerika'da yılda 12 milyar muz yeniyor.
-*Empire State Building'in tepesine kadar toplam 1575 basamak var.
-*Bir doları 293 farklı şekilde bozabilirsiniz.
-*Bir CD'nin çapı 12.1 cm.
-*Aktif bir volkanik dağı olmayan tek kıta Avusturalya.
-*Bir sıçan susuzluğa bir deveden daha çok dayanabilir.
-*Satrançta ilk 10 açılış hamlesi için 170,000,000,000,000,000,000,000,000 olanak var.
-*Kutup ayıları solak.
-*Bir ineği merdivenden yukarı çıkarmak mümkün ama aşağı indirmek mümkün değil.
-*Bir kedinin sidiği siyah ışığın altında parlar.
-*Deniz yıldızı, midesinin içini dışına çevirebilen tek hayvan.
-*Bir kedinin kulağında 32 tane kas var.
-*Bir yılda 31,557,600 saniye var.
-*(Bu biraz iğrenç. İsterseniz okumayın.) Bir kurbağanın kusabildiği bir uzay araştırmasında keşfedilmiş. Önce karnını kusuyor. Sonra ön bacaklarıyla karnındakileri çıkarıyor ve karnını tekrar yutuyor.
-*Deneyler gösteriyor ki; yedinci kattan düşen bir kedinin yaşama şansı, yirminci kattan düşen bir kediden daha az. Çünkü bir kedinin ne olduğunu anlaması ve gerekeni yapması için, sekiz kat düşmesi gerekiyor.
-*Maviyi gören tek kuş baykuşlar.
-*Los Angeles'ın uzun şekli, "El Pueblo de Nuestra Senora la Reina de los Angeles de Porciuncula" ve gerçeğinin %3.63'üne kadar kısalabiliyor:"LA"!
-*Sivrisineklerin dişi var.
Bazı bitkiler kar olduğu halde nasıl çiçek açabilir?
Kar yağdığı halde çiçek açabilen bitkilerden biri olan Kardelenin, bu denli soğukta canlanmasına neden, soğanıdır. Kardelen Soğanı, donun ulaşamayacağı kadar toprağın derinliğinde olduğundan, oradaki sıcaklıktan faydalanarak, havanın birazcık ısınmasıyla birlikte filiz sürer. Kardelen'in yüksekliği,10-20 santimetre arasında olup, her taç yaprağının ucunda küçük, yeşil bir nokta vardır. Bu bitkiye, çimenlik yerlerde, akarsu yataklarında ve ormanlarda rastlanır.
|
|
|
|