|
ABD ile stratejik ortak olamayız
İlk Kurşun Gazetesi'nde ADD Genel Başkanı M.Şener Eruygur ile yapılan söyleşi
Mualla YILMAZ/İLK KURŞUN
Türkiye Cumhuriyeti yakın tarihinin çok önemli ve kritik bir döneminden geçmektedir. Bu bağlamda, Ülkemiz AB ve ABD'nin ağır siyasi baskısı altında bulunmakta; ekonomimiz IMF'nin istekleri doğrultusunda şekillenmektedir.
AB ve ABD, Ermenilerin soykırım iftirasını Demokles'in kılıcı gibi, sürekli tepemizde tutmakta; Kıbrıs'ı bir Rum Adası yapmak için Türkiye'ye akıl almaz oyunlar oynamaktadır.
ABD, İsrail ve İngiltere GOKAP (Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesini) adım adım uygulamaya çalışmaktadır. Sözde stratejik ortaklıktan bahsederken, Kuzey Irak'ta Türkiye ve bölge ülkelerinin güvenliğini sarsacak bir Kürt Devleti oluşumuna destek vermektedirler. Irak'ın işgalinden bu yana Kuzey Irak'taki PKK varlığına karşı etkin önlemler almaksızın, sadece vaatlerle Türkiye'yi oyalamaya çalışmaktadırlar.
Mayıs 2006'da ABD'nin Ordu Dergisinde (Armed Forces Journal) yer alan Türkiye Haritası ABD'nin ülkemizi parçalama emellerini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu kapsamda; bir yandan bölücülük, öte yandan irticai faaliyetlerle, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti zayıflatılmaya çalışılmaktadır.
Türkiye'nin içte ve dışta çok önemli sorunlarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; devlet hizmetinde Müsteşarlık ve Jandarma Genel Komutanlığı gibi çok önemli görevlerde bulunan Emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur ile yaptığımız ülkemizin içinde bulunduğu iç ve dış sorunlar konusundaki röportaja başlamadan önce; Mehmet Şener Eruygur kimdir? Kısaca tanıyalım:
1941 yılında Erzurum'da doğan Orgeneral Mehmet Şener Eruygur, Kuleli Askeri Lisesinden sonra girdiği Kara Harp Okulundan 1960 yılında Topçu Subayı olarak mezun oldu. 1961 yılında da Topçu Okulunu bitiren Mehmet Şener Eruygur 1971 yılına kadar çeşitli Topçu Birliklerinde Takım, Batarya Komutanı ve Karargah Subayı olarak görevlerde bulundu. 1971-1973 yılları arasında Harp Akademisi öğrenimini tamamladı ve ayrıca, 1973-1974 döneminde Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesinden, 1975 yılında İtalya'daki NATO Savunma Kolejinden mezun oldu.
1976-1978 Yılları arasında Bükreş'te Askeri Ataşe olarak görev yaptı. Daha sonra sırasıyla; 5'inci Kor. Topçu Grup Komutanlığı,105'inci Topçu Alay Komutanlığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği ve 1'inci Ordu Hareket Başkanlığı görevlerinde bulundu. .
1987 Yılında Tuğgeneralliğe yükseldi.Bu rütbe ile Milli Savunma Bakanlığı Asker Alma Dairesi Başkanlığı ve 49'uncu Piyade Tugay Komutanlığı yaptı.1991 yılında Tümgeneralliğe terfi ederek,1991-1993 döneminde Topçu Füze Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı görevinde bulundu.1996 yılında Korgeneralliğe terfi ederek, sırasıyla; 5'inci Kolordu Komutanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığı görevlerini üstlendi.
30 Ağustos 2000 tarihinde Orgeneralliğe yükselen Mehmet Şener Eruygur ,bu tarihte Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı,Ağustos 2002'de Jandarma Genel Komutanlığı görevine atandı. Orgeneral Eruygur 30 Ağustos 2004 tarihinde kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayrıldı..
Değişik ülkelerden aldığı nişanlara ilave olarak; İstiklal, Türk Silahlı Kuvvetleri Şeref ve Üstün Hizmet madalyalarının sahibi olan Mehmet Şener Eruygur, Mukaddes Eruygur ile evli olup, 2 çocuk babasıdır.
-Yurt çapında 500'den fazla şubesiyle, ülkemizin en yaygın demokratik kitle kuruluşlarından birisi olan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)'nin 24/25 Haziran 2006 tarihindeki 9. Kurultayında belirlenen Genel Merkez Yönetim Kurulunca ADD Genel Başkanı seçildiniz.Önceki Jandarma Genel Komutanlarımızdan birisi olarak;emekli askerlerin,demokratik kitle örgütlerinde görev üstlenmeleri konusunda neler söylemek istersiniz?
19 Mayıs 1989 tarihinde kurulan ADD'nin sonsuzluğa göçmüş bulunan ve halen hayatta olan önceki tüm genel başkanlarını sevgi, saygı ve şükranla anıyorum Sayın Suphi Gürsoytrak ve Sayın Celil Gürkan'dan sonra, üçüncü asker kökenli kişi olarak, ADD.Genel Başkanlığına seçilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. ADD'de ve diğer demokratik kitle kuruluşlarında çalışanlar arasında asker veya sivil kökenli diye ayrım yapılmasını doğru ve akılcı bulmuyorum.Unutmayalım ki; cumhuriyetimizi kuranlar böyle bir ayrım gözetmeksizin,iç ve dış düşmanlara karşı omuz omuza savaşarak, bugünleri bize emanet etmişlerdir.Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yol arkadaşları arasında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir gibi askerler olduğu kadar; Mazhar Müfit Kansu, Mahmut Esat Bozkurt, Şükrü Saracoğlu,Vasıf Çınar, Mustafa Necati gibi sivil vatanseverler de vardı. Hepsini rahmet ve minnetle anıyoruz.
-Genel Başkan olarak; Atatürkçü Düşünce Derneği için öngördüğünüz kısa,orta ve uzun vadeli program hedefleriniz nelerdir?
Atatükçü Düşünce Derneği'nin program hedefleri tüzüğün 4. maddesinde ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için yapılması gereken işlemlerse 5.maddesinde açıklanmıştır.
Atatürkçü Düşünce Derneğinin ana hedefi toplumla bütünleşerek,Türkiye'nin bugününe ve geleceğine Atatürkçü Düşünce Sistemini hakim kılmak ,ışık yapmaktır.Atatürkçü Düşünce Derneği'nin bu düşünce doğrultusunda gerçekleştirmeyi planladığı projeler aşağıdaki gibidir.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ PROJELERİ
Ahmet Taner Kışlalı Kültür Merkezi inşaatının bitirilmesi.
ADD'nin öğrenci bursları ile gençlerle buluşması.
Üniversitelerle iletişim kurularak Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorunlarla ilgili bilimsel/akademik çözüm önerilerinin geliştirilmesi.
Köyler ve kent kıyılarıyla iletişim ve eğitim programlarının yapılması.
Üniversite Atatürk enstitülerinin Atatürkçü proje üretmelerine katkı sağlamak için işbirliği yolları aranması.
Şehit ve gazi yakınları ve aileleri ile sağlıklı iletişim ilişkisi kurulması.
Hizmet için beden eğitimi,kültür,eğitim etkinliklerinin başlatılması.
Atatürkçü düşüncenin yaygınlaşması için Atatürk'ün izcileri ve/veya benzer örgütlerin kurulması.
Atatürkçü diğer demokratik kitle örgütleri ile platform oluşturulması ve ortak çalışmaların planlanması.
Atatürkçü Düşünce Derneği yayın organının (haftalık/aylık)faaliyete geçirilmesi.
Cumhuriyet öğretmenleri projesinin uygulamaya konulması.
Genç ve bayan üyelerin sayısının artırılması ve eğitim planlaması yapılması.
Uygun mevsimlerde ağaçlandırma ve meyvelikler tesis kampanyaları düzenlemesi.
Tarım danışma hizmetlerinin düzenlenmesi (Üniversitelerle işbirliği içinde)
Sağlık taramaları yaptırılması,koruyucu hekimlik hizmetleri için önlemler geliştirilmesi .
Örnek köy projelerinin geliştirilip uygulanması.
Köy çevrelerine uygun mimari projeler geliştirilip uygulanması.
Özürlü yurttaşlar için yardım kampanyaları düzenlenmesi.
Tanıtım-Basın-Yayın ilişkisinin yeni bir anlayışla ele alınması.
Tasarı aşamasındaki bu projeler tüm bilim ve danışma kurulu üyeleine bildirilmiş ve kendilerinin olası katkı ve görüşleri için bilgi talep edilmiştir .Söz konusu görüşlerin alınmasından sonra ayrıntılı yıllık çalışma programı hazırlanarak kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.
Tüm Atatürkçüleri bu projeleri gerçekleştirmeye,ve katkı sağlamaya çağırıyoruz.
Atatürkçülük;üstün yurt ve ulus sevgisi,tam bağımsızlık tutkusu,özgüven,cesaret,sorumluluk ve kararlılık duygusunun görkemli birlikteliğinin akıl ve bilim ışığında eyleme dönüştürülmüş şeklidir.Atatürkçü Düşünce Derneği faaliyetlerini daima bu anlayışın ışığında yürütecektir.
-İçimizdeki teslimiyetçi,işbirlikçi,bölücüler "derin devlet" karalamaları ile Cumhuriyetimizin zinde güçlerini ve özellikle de Silahlı Kuvvetlerimizi sindirmeye çalışmaktadırlar.Bunu küresel emperyalizmin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki bir psikolojik harekatı (Soğuk Savaş) olarak değerlendirebilir miyiz?
Aktif hizmetim sırasında birçok önemli görevlerde bulundum.Görev sürem esnasında hiçbir yerde ve aşamada "derin devlet" unsuru ile karşılaşmadım.Devletin yasalarının korunması,savunulması söz konusu olunca tüm devlet organları,kamu görevlileri sorumluluk duygusuna sahip yurttaşlarımız devletin birer unsuru olarak çalışırlar.Yasal düzenin korunması ile görevli olanların (derin devletin bir unsuru olarak) tanımlanması yanlıştır. Devletin organları devletin yasalarını uygulanmasını gözetmekle yükümlüdürler.Sizin de belirttiğiniz gibi bu konuda yapılan spekülasyonlar, devletin kendini koruma refleksini zayıflatmaya yönelik yıkıcı psikolojik bir hareket olarak yorumlanması gerekir. Bu yönde öne sürülen her sav,onu ortaya koyanlar tarafından kanıtlanmalıdır.
-7 Temmuz 2006 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi (Armed Forces Journey)'de Türkiye ve Ortadoğu'yu parçalama planı manşetten verildi. 4 Temmuz 2003 tarihinde, Süleymaniye'de askerlerimizin başına çuval geçirilmesi olayından tam üç yıl sonra patlak veren bu yeni olay, halkımızın hassasiyetlerini ve öfkesini yeniden artırmış bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Misak-ı Milli (Ulusal Ant) sınırlarını ve mutlu geleceğini tehdit eden bu düşmanca tutum ve AB'nin/ABD'nin Pontus ,Büyük Ermenistan,Büyük Kürdistan projeleri hakkında neler söylemek istersiniz?
AB ve ABD'nin Türkiye'ye dayattıkları politikaların devletimizin kuruluş amaçları ve ulusal çıkarlarıyla uyum içinde olmadığı açıktır.ABD Silahlı kuvvetlerinin "Armed forces journal" adlı dergisinde yayınlanan ülke bütünlüğümüze yönelik çirkin saldırıları şiddetle kınıyoruz.
Büyük Türk Ulusu Kurtuluş Savaşında yaptığı gibi bu hain emellerin sahiplerini hüsrana uğratma gücüne sahiptir.Atatürkçü Düşünce Derneği olarak söz konusu haberin gazetelerde yer aldığı gün tepkimizi kamuoyuna sunduk.Bu haritaların AB ve ABD yanlısı politikalardan yarar umanları içinde bulundukları gaflet uykusundan uyandırmasını diliyorum.
-Dışişleri Bakanlığımızın yukarıdaki olayla çakışan ABD gezisinde açıklanan TÜRKİYE-ABD STRATEJİK VİZYON BELGESİ hakkıdaki görüşleriniz nelerdir?
TÜRKİYE-ABD Stratejik Vizyon Belgesi ayrıntılarıyla basınımızda yer aldı.Bir tarafta kendi düzenini tüm dünyaya ve içinde bulunduğumuz Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika'ya dayatmaya çalışan dünya egemeni,diğer tarafta bağımsızlığını ve yaşama hakkını korumaya çalışan iki devlet olunca bunların çıkarları arasında örtüşüm olamaz. Bu nedenle "Ortak Vizyon" anlayışı geçerli olamaz. Böyle bir beklenti hayal peşinde koşmak olarak tanımlanabilir.Biz Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, bu belgenin Türkiye'ye bir yarar sağlamayacağı inancını taşıyoruz.
-ABD Başkanı Bush'un ŞER EKSENİ olarak nitelediği üç ülke bulunmaktadır.Bunlar;Saddam Yönetimindeki IRAK,İRAN ve KUZEY KORE idi.Komşumuz IRAK'ın durumu ortada. Geride ABD'nin hedef aldığı diğer iki ülke kaldı.TÜRKİYE-İRAN-ABD ilişkileri konusunda görüş ve önerileriniz nelerdir?
Türkiye'nin çıkarına olan dış politika komşularıyla dostça geçinme, bölgesel ve uluslararası alanda denge ve barışcıl yaklaşımların desteklenmesi şeklinde tanımlanabilir.Türkiye'nin ulusal çıkarlarını bir yana iterek,AB-ABD ekseninde bir politika izleyerek bu politikadan Türkiye'nin haklarını koruyabileceği kanısına kapılması doğru olamaz.Türkiye'yi mutluluğa ulaştıracak tek yaklaşım Atatürkçü Düşünce Sistemini ön plana çıkaran,Tükiye'nin çıkarlarını merkez alan bir politikanın izlenmesi şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşımdır.Böyle bir politika Türkiye'yi uluslararası alanda ve bölgesinde saygın bir konuma yükseltecektir.Sığınmacı politikaları izleyenler daha çok ödüne zorlanmaktan kurtulamazlar.
-Ülkemizde 50 yıldan beri,anarşi ve terör belasına 50 binden fazla can vermiştir.Genel başkan olduğunuz Atatürkçü Düşünce Derneği de Atatürkçü/Kemalist Cumhuriyetimizin korunup,yüceltilmesi için teröre bir çok şehitler vermiş bulunmaktadır.(Bu anlamda;Prof Dr.Muammer Aksoy'u, Doç. Dr.Bahriye Üçok'u, araştırmacı yazar Uğur Mumcu'yu, Prof.Dr.Ahmet Taner Kışlalı'yı, Doç.Dr.Necip Hablemitoğlu'nu rahmetle anıyoruz.Günümüzde terörle mücadele ve özellikle Kuzey Irak'taki PKK varlığı konusunda alınan önlemler yeterli midir?
Tüm terör şehitlerimizi ve bu kapsamda Prof.Dr. Muammer Aksoy,Prof.Dr. Bahriye Üçok,Uğur Mumcu, Prof.Dr.Ahmet Taner Kışlalı ve Doç.Dr.Necip Hablemitoğlu'nu saygıyla anıyorum..
Teröre karşı mücadele tüm devlet olanaklarının bir sistem yaklaşımıyla eşgüdüm halinde ve bütünlük içinde kullanılması gerekir.Kuzey Irak'taki PKK varlığının çökertilmesi dış politikadaki etkinliğimiz ölçüsünde çözümlenebilecek bir sorundur.Türkiye'nin bu konuda etkin bir politika uyguladığı düşüncesini taşımıyorum.Ülke bütünlüğünü sağlamada özgüven içinde olan ve kararlılığını kanıtlayacak bir Türkiye'nin daha olumlu sonuçlar alabileceğini değerlendirmekteyim.
-Terörle Mücadele Yasasının 6. Maddesindeki son düzenlemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Terörle Mücadele Yasasındaki(TMY) 6. Maddenin terörist başının affına olanak sağlayacak bır yaklaşımla ele alındığı eleştirileri yapılmaktadır.Ayrıca irticai örgütler için şiddet unsuru uygulanması ön plana çıkarılarak bu örgütlerin suçlarını (TMY) Terörle Mücadele Yasası kapsamı dışında tutma endişeleri yaşanmaktadır.TMY'nın bazı temel özgürlükleri ortadan kaldırıcı sonuçlar doğuracağı endişesi de belitilmektedir.
Devletin demokrasisinin temel kurallarında aşınmaya neden olmadan varlığını sürdürmeye yönelik önlem alma,yasa çıkarma hakkı vardır.Bu nedenle TMY'nı devletin güvenlik güçlerinin devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü sağlama görevini gözardı etmemesi gerekir.Sonuç olarak teröre karşı mücadeleyi etkisiz kılabilecek bir yaklaşımın tarafları olamayız. Öte yandan Devletin de teröre karşı mücadelede amacını aşan bir tutum içinde olmaması gerektiğini ifade etmeliyim
Terörle daha etkin bir mücadelenin sürdürülebilmesi için,görüş ve önerileriniz nelerdir?
Teröre karşı daha etkin mücadele için daha önce ifade etmeye çalıştığım sistem yaklaşımı çok önemlidir. Bu konuda 1935 yılında Başbakan İsmet İnönü'nün Yüce Atatürk'e sunduğu "Şark Seyahat Raporu"nu bir örnek olarak vermek istiyorum.Hiç şüphesiz söz konusu rapordaki önlemlerin bugünün koşullarında aynen uygulanması doğru olamaz.Burada önemli olan,teröre karşı devletin sadece, askeri ya da kültürel vb.unsurları değil tüm güçlerinin kullanılmasıdır."Şark Seyahat Raporu" böyle bir yaklaşımın çok güzel bir örneğidir.Benzer kararlılığı gösteren ve tüm güçlerini eşgüdüm içinde kullanabilen Türkiye'nin terör belasını ortadan kaldırması çok kolaylaşacaktır.Çünkü Türkiye büyük bir devlettir ve düşmanlarının sandığının aksine çok güçlüdür.
Cumhuriyetçi Avukatlar
Ülke tümlüğünün,
Ulusunun bölünmez bütünlüğünün,
M. Kemal Atatürk’ün devrim ve ilkelerinin,
Demokratik laik cumhuriyetin,
Kişi hak ve özgürlüklerinin,
Hukukun üstünlüğünün,
Tam Bağımsız Türkiye’nin,
Bağımsız yargının,
Bağımsız Baronun,
Avukat haklarının,
Avukat odaklı Baronun;
Antiemperyalist dünya görüşünün,
Ulusal birlik ve dayanışmanın,
Yurtta ve dünyada barışın
Ödünsüz Savunucusudur
|